| Dini güzel sözler - Dini, güzel, veciz, hikmetli sözler ve menkýbeler







      Diğer Sitelerimiz

25000 Veciz Söz
islami bilgiler

#9

Büyüklüğün ölçüsü hangi kemal vasfı kabul edilirse edilsin, insanlık tarihinin kaydettiği en büyük insan Hz. Muhammed’dir. (s.a.v)

Lamartin

#9

Büyüklüğün ölçüsü hangi kemal vasfı kabul edilirse edilsin, insanlık tarihinin kaydettiği en büyük insan Hz. Muhammed’dir. (s.a.v)

Lamartin

#9

Büyüklüğün ölçüsü hangi kemal vasfı kabul edilirse edilsin, insanlık tarihinin kaydettiği en büyük insan Hz. Muhammed’dir. (s.a.v)

Lamartin

#9

Büyüklüğün ölçüsü hangi kemal vasfı kabul edilirse edilsin, insanlık tarihinin kaydettiği en büyük insan Hz. Muhammed’dir. (s.a.v)

Lamartin

#9

Büyüklüğün ölçüsü hangi kemal vasfı kabul edilirse edilsin, insanlık tarihinin kaydettiği en büyük insan Hz. Muhammed’dir. (s.a.v)

Lamartin

#11

İki cihan saadetine kavuşmak, ancak ve yalnız dünya ve ahiretin efendisi olan Hz. Muhammed’e (s.a.v) tabii olmaya bağlıdır.

#11

İki cihan saadetine kavuşmak, ancak ve yalnız dünya ve ahiretin efendisi olan Hz. Muhammed’e (s.a.v) tabii olmaya bağlıdır.

#11

İki cihan saadetine kavuşmak, ancak ve yalnız dünya ve ahiretin efendisi olan Hz. Muhammed’e (s.a.v) tabii olmaya bağlıdır.

#11

İki cihan saadetine kavuşmak, ancak ve yalnız dünya ve ahiretin efendisi olan Hz. Muhammed’e (s.a.v) tabii olmaya bağlıdır.

#12

Peygamber (s.a.v) efendimiz ayağı şişince ye kadar namaz kılardı. Bizlerin ise dünyanın peşinden koşmaktan ayaklarımız şişiyor.

 

#12

Peygamber (s.a.v) efendimiz ayağı şişince ye kadar namaz kılardı. Bizlerin ise dünyanın peşinden koşmaktan ayaklarımız şişiyor.

 

#12

Peygamber (s.a.v) efendimiz ayağı şişince ye kadar namaz kılardı. Bizlerin ise dünyanın peşinden koşmaktan ayaklarımız şişiyor.

 

#12

Peygamber (s.a.v) efendimiz ayağı şişince ye kadar namaz kılardı. Bizlerin ise dünyanın peşinden koşmaktan ayaklarımız şişiyor.

 

#12

Peygamber (s.a.v) efendimiz ayağı şişince ye kadar namaz kılardı. Bizlerin ise dünyanın peşinden koşmaktan ayaklarımız şişiyor.

 

#13

Dört binden fazla sünneti seniyye vardır.

Senin bu sünnetlerden uydukların mı daha fazladır, yoksa terk ettiklerin mi?

#13

Dört binden fazla sünneti seniyye vardır.

Senin bu sünnetlerden uydukların mı daha fazladır, yoksa terk ettiklerin mi?

#13

Dört binden fazla sünneti seniyye vardır.

Senin bu sünnetlerden uydukların mı daha fazladır, yoksa terk ettiklerin mi?

#13

Dört binden fazla sünneti seniyye vardır.

Senin bu sünnetlerden uydukların mı daha fazladır, yoksa terk ettiklerin mi?

#13

Dört binden fazla sünneti seniyye vardır.

Senin bu sünnetlerden uydukların mı daha fazladır, yoksa terk ettiklerin mi?

#14

Zikrullah, öyle bir kaledir ki, okuyanı hem zahir düşmandan, hem de batın düşmandan korur.

#14

Zikrullah, öyle bir kaledir ki, okuyanı hem zahir düşmandan, hem de batın düşmandan korur.

#14

Zikrullah, öyle bir kaledir ki, okuyanı hem zahir düşmandan, hem de batın düşmandan korur.

#15

Size ne oluyor da dünyada kazandığınız az bir şeye seviniyor, ahirette kaybettiğiniz birçok şeye üzülmüyorsunuz?

Hz. Ali (r.a.)

#15

Size ne oluyor da dünyada kazandığınız az bir şeye seviniyor, ahirette kaybettiğiniz birçok şeye üzülmüyorsunuz?

Hz. Ali (r.a.)

#15

Size ne oluyor da dünyada kazandığınız az bir şeye seviniyor, ahirette kaybettiğiniz birçok şeye üzülmüyorsunuz?

Hz. Ali (r.a.)

#15

Size ne oluyor da dünyada kazandığınız az bir şeye seviniyor, ahirette kaybettiğiniz birçok şeye üzülmüyorsunuz?

Hz. Ali (r.a.)

#16

Ne zaman bir yağmur bulutu görsem, aklıma, orta büyüklükteki bir yağmur bulutunun içinde 300 bin ton su taşıdığı gelir…

Öyle pamuk gibi yumuşacık, tüy gibi hafif gözüken bulutların, aslında yüz binlerce ton ağırlığında olmalarına rağmen, gökyüzünde, düşmeden ipsiz ve direksiz durdurulmalarını ibretle seyrederim…

Ve rüzgârın önüne katılıp, ormanlardan yaylalara, bağlardan bahçelere, köylerden şehirlere, ülkelerden kıtalara taşınmalarını, dağları, derin puslu vadileri, geniş düz ovaları ve engin mavi denizleri aşmalarını hayal ederim…

Yüz binlerce ton suyu, dünyanın bir köşesinden, bir başka köşesine, gürültüsüz patırtısız alıp götürülmesine hayret ederim…

İşte size Allah-ü Teâlâ’nın güç, kudret ve azametine gösterilebilecek eşsiz bir örnek daha… 

#16

Ne zaman bir yağmur bulutu görsem, aklıma, orta büyüklükteki bir yağmur bulutunun içinde 300 bin ton su taşıdığı gelir…

Öyle pamuk gibi yumuşacık, tüy gibi hafif gözüken bulutların, aslında yüz binlerce ton ağırlığında olmalarına rağmen, gökyüzünde, düşmeden ipsiz ve direksiz durdurulmalarını ibretle seyrederim…

Ve rüzgârın önüne katılıp, ormanlardan yaylalara, bağlardan bahçelere, köylerden şehirlere, ülkelerden kıtalara taşınmalarını, dağları, derin puslu vadileri, geniş düz ovaları ve engin mavi denizleri aşmalarını hayal ederim…

Yüz binlerce ton suyu, dünyanın bir köşesinden, bir başka köşesine, gürültüsüz patırtısız alıp götürülmesine hayret ederim…

İşte size Allah-ü Teâlâ’nın güç, kudret ve azametine gösterilebilecek eşsiz bir örnek daha… 

#16

Ne zaman bir yağmur bulutu görsem, aklıma, orta büyüklükteki bir yağmur bulutunun içinde 300 bin ton su taşıdığı gelir…

Öyle pamuk gibi yumuşacık, tüy gibi hafif gözüken bulutların, aslında yüz binlerce ton ağırlığında olmalarına rağmen, gökyüzünde, düşmeden ipsiz ve direksiz durdurulmalarını ibretle seyrederim…

Ve rüzgârın önüne katılıp, ormanlardan yaylalara, bağlardan bahçelere, köylerden şehirlere, ülkelerden kıtalara taşınmalarını, dağları, derin puslu vadileri, geniş düz ovaları ve engin mavi denizleri aşmalarını hayal ederim…

Yüz binlerce ton suyu, dünyanın bir köşesinden, bir başka köşesine, gürültüsüz patırtısız alıp götürülmesine hayret ederim…

İşte size Allah-ü Teâlâ’nın güç, kudret ve azametine gösterilebilecek eşsiz bir örnek daha… 

#16

Ne zaman bir yağmur bulutu görsem, aklıma, orta büyüklükteki bir yağmur bulutunun içinde 300 bin ton su taşıdığı gelir…

Öyle pamuk gibi yumuşacık, tüy gibi hafif gözüken bulutların, aslında yüz binlerce ton ağırlığında olmalarına rağmen, gökyüzünde, düşmeden ipsiz ve direksiz durdurulmalarını ibretle seyrederim…

Ve rüzgârın önüne katılıp, ormanlardan yaylalara, bağlardan bahçelere, köylerden şehirlere, ülkelerden kıtalara taşınmalarını, dağları, derin puslu vadileri, geniş düz ovaları ve engin mavi denizleri aşmalarını hayal ederim…

Yüz binlerce ton suyu, dünyanın bir köşesinden, bir başka köşesine, gürültüsüz patırtısız alıp götürülmesine hayret ederim…

İşte size Allah-ü Teâlâ’nın güç, kudret ve azametine gösterilebilecek eşsiz bir örnek daha… 

#19

Kul, kıldığı namazdan tat, feyiz alamıyorsa, o kul hâlâ ham, yani imanı kemale ermemiş demektir.

#19

Kul, kıldığı namazdan tat, feyiz alamıyorsa, o kul hâlâ ham, yani imanı kemale ermemiş demektir.

#19

Kul, kıldığı namazdan tat, feyiz alamıyorsa, o kul hâlâ ham, yani imanı kemale ermemiş demektir.

#19

Kul, kıldığı namazdan tat, feyiz alamıyorsa, o kul hâlâ ham, yani imanı kemale ermemiş demektir.

#19

Kul, kıldığı namazdan tat, feyiz alamıyorsa, o kul hâlâ ham, yani imanı kemale ermemiş demektir.

#21

Ottan, samandan süt yapan, bir damla meniden insan yaratan, küçük bir çekirdekten koca bir ağacı meydana getiren Allah’a hayranlık duymuyorsun da, kâfirin elektriği icat etmesine mi hayran kalıyorsun a gafil!

Edison’a ampulü bulduğu için övgüler yağdırıp, insanlığı ısıtıp aydınlatan güneşin ‘yaratanını’ görememek, acizliğin ve basiretsizliğinin en belirgin halidir.

#21

Ottan, samandan süt yapan, bir damla meniden insan yaratan, küçük bir çekirdekten koca bir ağacı meydana getiren Allah’a hayranlık duymuyorsun da, kâfirin elektriği icat etmesine mi hayran kalıyorsun a gafil!

Edison’a ampulü bulduğu için övgüler yağdırıp, insanlığı ısıtıp aydınlatan güneşin ‘yaratanını’ görememek, acizliğin ve basiretsizliğinin en belirgin halidir.

#21

Ottan, samandan süt yapan, bir damla meniden insan yaratan, küçük bir çekirdekten koca bir ağacı meydana getiren Allah’a hayranlık duymuyorsun da, kâfirin elektriği icat etmesine mi hayran kalıyorsun a gafil!

Edison’a ampulü bulduğu için övgüler yağdırıp, insanlığı ısıtıp aydınlatan güneşin ‘yaratanını’ görememek, acizliğin ve basiretsizliğinin en belirgin halidir.

#21

Ottan, samandan süt yapan, bir damla meniden insan yaratan, küçük bir çekirdekten koca bir ağacı meydana getiren Allah’a hayranlık duymuyorsun da, kâfirin elektriği icat etmesine mi hayran kalıyorsun a gafil!

Edison’a ampulü bulduğu için övgüler yağdırıp, insanlığı ısıtıp aydınlatan güneşin ‘yaratanını’ görememek, acizliğin ve basiretsizliğinin en belirgin halidir.

#21

Ottan, samandan süt yapan, bir damla meniden insan yaratan, küçük bir çekirdekten koca bir ağacı meydana getiren Allah’a hayranlık duymuyorsun da, kâfirin elektriği icat etmesine mi hayran kalıyorsun a gafil!

Edison’a ampulü bulduğu için övgüler yağdırıp, insanlığı ısıtıp aydınlatan güneşin ‘yaratanını’ görememek, acizliğin ve basiretsizliğinin en belirgin halidir.

#21

Ottan, samandan süt yapan, bir damla meniden insan yaratan, küçük bir çekirdekten koca bir ağacı meydana getiren Allah’a hayranlık duymuyorsun da, kâfirin elektriği icat etmesine mi hayran kalıyorsun a gafil!

Edison’a ampulü bulduğu için övgüler yağdırıp, insanlığı ısıtıp aydınlatan güneşin ‘yaratanını’ görememek, acizliğin ve basiretsizliğinin en belirgin halidir.

#21

Ottan, samandan süt yapan, bir damla meniden insan yaratan, küçük bir çekirdekten koca bir ağacı meydana getiren Allah’a hayranlık duymuyorsun da, kâfirin elektriği icat etmesine mi hayran kalıyorsun a gafil!

Edison’a ampulü bulduğu için övgüler yağdırıp, insanlığı ısıtıp aydınlatan güneşin ‘yaratanını’ görememek, acizliğin ve basiretsizliğinin en belirgin halidir.

#21

Ottan, samandan süt yapan, bir damla meniden insan yaratan, küçük bir çekirdekten koca bir ağacı meydana getiren Allah’a hayranlık duymuyorsun da, kâfirin elektriği icat etmesine mi hayran kalıyorsun a gafil!

Edison’a ampulü bulduğu için övgüler yağdırıp, insanlığı ısıtıp aydınlatan güneşin ‘yaratanını’ görememek, acizliğin ve basiretsizliğinin en belirgin halidir.

#22

Şükür, nimeti verene karşı duyulan minnetin açık bir göstergesidir.

O yüzden, kendisinden bir iyilik gördüğümüz kişiye teşekkür ederiz.

Şükür ve minneti en çok hak edense, mülkün mutlak sahibi olan Allah-ü Teâlâ’dır.

Zaman zaman nankörlük edip, elimizdekini azımsıyor olsak da, nimet deryasında yüzdüğümüzü kimse inkâr edemez.

En basitinden bir ihtiyacımızı gideren kişiye minnetimizi defalarca dile getirirken, sayısız ihtiyacımızı karşılayan Rabbimize şükrü hakkıyla yerine getirebiliyor muyuz?

Mesela göz ameliyatımızı başarıyla gerçekleştiren doktora bu çabasından dolayı defalarca teşekkür ediyoruz.  Aynı teşekkürü o gözü yoktan var eden Rabbimize karşı da yapmamız gerekmiyor mu?

#22

Şükür, nimeti verene karşı duyulan minnetin açık bir göstergesidir.

O yüzden, kendisinden bir iyilik gördüğümüz kişiye teşekkür ederiz.

Şükür ve minneti en çok hak edense, mülkün mutlak sahibi olan Allah-ü Teâlâ’dır.

Zaman zaman nankörlük edip, elimizdekini azımsıyor olsak da, nimet deryasında yüzdüğümüzü kimse inkâr edemez.

En basitinden bir ihtiyacımızı gideren kişiye minnetimizi defalarca dile getirirken, sayısız ihtiyacımızı karşılayan Rabbimize şükrü hakkıyla yerine getirebiliyor muyuz?

Mesela göz ameliyatımızı başarıyla gerçekleştiren doktora bu çabasından dolayı defalarca teşekkür ediyoruz.  Aynı teşekkürü o gözü yoktan var eden Rabbimize karşı da yapmamız gerekmiyor mu?

#22

Şükür, nimeti verene karşı duyulan minnetin açık bir göstergesidir.

O yüzden, kendisinden bir iyilik gördüğümüz kişiye teşekkür ederiz.

Şükür ve minneti en çok hak edense, mülkün mutlak sahibi olan Allah-ü Teâlâ’dır.

Zaman zaman nankörlük edip, elimizdekini azımsıyor olsak da, nimet deryasında yüzdüğümüzü kimse inkâr edemez.

En basitinden bir ihtiyacımızı gideren kişiye minnetimizi defalarca dile getirirken, sayısız ihtiyacımızı karşılayan Rabbimize şükrü hakkıyla yerine getirebiliyor muyuz?

Mesela göz ameliyatımızı başarıyla gerçekleştiren doktora bu çabasından dolayı defalarca teşekkür ediyoruz.  Aynı teşekkürü o gözü yoktan var eden Rabbimize karşı da yapmamız gerekmiyor mu?

#22

Şükür, nimeti verene karşı duyulan minnetin açık bir göstergesidir.

O yüzden, kendisinden bir iyilik gördüğümüz kişiye teşekkür ederiz.

Şükür ve minneti en çok hak edense, mülkün mutlak sahibi olan Allah-ü Teâlâ’dır.

Zaman zaman nankörlük edip, elimizdekini azımsıyor olsak da, nimet deryasında yüzdüğümüzü kimse inkâr edemez.

En basitinden bir ihtiyacımızı gideren kişiye minnetimizi defalarca dile getirirken, sayısız ihtiyacımızı karşılayan Rabbimize şükrü hakkıyla yerine getirebiliyor muyuz?

Mesela göz ameliyatımızı başarıyla gerçekleştiren doktora bu çabasından dolayı defalarca teşekkür ediyoruz.  Aynı teşekkürü o gözü yoktan var eden Rabbimize karşı da yapmamız gerekmiyor mu?

#22

Şükür, nimeti verene karşı duyulan minnetin açık bir göstergesidir.

O yüzden, kendisinden bir iyilik gördüğümüz kişiye teşekkür ederiz.

Şükür ve minneti en çok hak edense, mülkün mutlak sahibi olan Allah-ü Teâlâ’dır.

Zaman zaman nankörlük edip, elimizdekini azımsıyor olsak da, nimet deryasında yüzdüğümüzü kimse inkâr edemez.

En basitinden bir ihtiyacımızı gideren kişiye minnetimizi defalarca dile getirirken, sayısız ihtiyacımızı karşılayan Rabbimize şükrü hakkıyla yerine getirebiliyor muyuz?

Mesela göz ameliyatımızı başarıyla gerçekleştiren doktora bu çabasından dolayı defalarca teşekkür ediyoruz.  Aynı teşekkürü o gözü yoktan var eden Rabbimize karşı da yapmamız gerekmiyor mu?

#23

Ebu Kilabe anlatıyor:

Ebu Derda (r.a) bir gün büyük bir günah işlemiş bir adamın yanına uğradı. Oradakiler adama sövüp sayıyorlardı.

Ebu Derda (r.a) bu gruba sordu:

Bu adam bir kuyuya düşseydi kendisini çıkarmaya çalışmaz mıydınız?

Çalışırdık.

Öyleyse kardeşinize sövmeyiniz de sizleri onun durumuna düşmekten koruyan Allah’a hamd ediniz!

Sen ona buğz etmiyor musun?

Ben ona değil, onun yaptığı işe buğzediyorum. O işi bıraktığında benim kardeşimdir.’’

#23

Ebu Kilabe anlatıyor:

Ebu Derda (r.a) bir gün büyük bir günah işlemiş bir adamın yanına uğradı. Oradakiler adama sövüp sayıyorlardı.

Ebu Derda (r.a) bu gruba sordu:

Bu adam bir kuyuya düşseydi kendisini çıkarmaya çalışmaz mıydınız?

Çalışırdık.

Öyleyse kardeşinize sövmeyiniz de sizleri onun durumuna düşmekten koruyan Allah’a hamd ediniz!

Sen ona buğz etmiyor musun?

Ben ona değil, onun yaptığı işe buğzediyorum. O işi bıraktığında benim kardeşimdir.’’

#23

Ebu Kilabe anlatıyor:

Ebu Derda (r.a) bir gün büyük bir günah işlemiş bir adamın yanına uğradı. Oradakiler adama sövüp sayıyorlardı.

Ebu Derda (r.a) bu gruba sordu:

Bu adam bir kuyuya düşseydi kendisini çıkarmaya çalışmaz mıydınız?

Çalışırdık.

Öyleyse kardeşinize sövmeyiniz de sizleri onun durumuna düşmekten koruyan Allah’a hamd ediniz!

Sen ona buğz etmiyor musun?

Ben ona değil, onun yaptığı işe buğzediyorum. O işi bıraktığında benim kardeşimdir.’’

#23

Ebu Kilabe anlatıyor:

Ebu Derda (r.a) bir gün büyük bir günah işlemiş bir adamın yanına uğradı. Oradakiler adama sövüp sayıyorlardı.

Ebu Derda (r.a) bu gruba sordu:

Bu adam bir kuyuya düşseydi kendisini çıkarmaya çalışmaz mıydınız?

Çalışırdık.

Öyleyse kardeşinize sövmeyiniz de sizleri onun durumuna düşmekten koruyan Allah’a hamd ediniz!

Sen ona buğz etmiyor musun?

Ben ona değil, onun yaptığı işe buğzediyorum. O işi bıraktığında benim kardeşimdir.’’

#23

Ebu Kilabe anlatıyor:

Ebu Derda (r.a) bir gün büyük bir günah işlemiş bir adamın yanına uğradı. Oradakiler adama sövüp sayıyorlardı.

Ebu Derda (r.a) bu gruba sordu:

Bu adam bir kuyuya düşseydi kendisini çıkarmaya çalışmaz mıydınız?

Çalışırdık.

Öyleyse kardeşinize sövmeyiniz de sizleri onun durumuna düşmekten koruyan Allah’a hamd ediniz!

Sen ona buğz etmiyor musun?

Ben ona değil, onun yaptığı işe buğzediyorum. O işi bıraktığında benim kardeşimdir.’’

#24

 Aişe validemizin hizmetçisi Ümmü Dürde anlatıyor:

 Bir gün Aişe (r.a.)’a yüz bin gümüş para getirildi. Paranın hepsini dağıttı. Kendisi oruçluydu.

 Ben; "Dağıttığın o paradan bir gümüş ayırarak et aldırıp onunla iftar edebilirdin" dedim.

O; "Daha önce hatırlatsaydın öyle yapardım." karşılığını verdi.

#24

 Aişe validemizin hizmetçisi Ümmü Dürde anlatıyor:

 Bir gün Aişe (r.a.)’a yüz bin gümüş para getirildi. Paranın hepsini dağıttı. Kendisi oruçluydu.

 Ben; "Dağıttığın o paradan bir gümüş ayırarak et aldırıp onunla iftar edebilirdin" dedim.

O; "Daha önce hatırlatsaydın öyle yapardım." karşılığını verdi.

#24

 Aişe validemizin hizmetçisi Ümmü Dürde anlatıyor:

 Bir gün Aişe (r.a.)’a yüz bin gümüş para getirildi. Paranın hepsini dağıttı. Kendisi oruçluydu.

 Ben; "Dağıttığın o paradan bir gümüş ayırarak et aldırıp onunla iftar edebilirdin" dedim.

O; "Daha önce hatırlatsaydın öyle yapardım." karşılığını verdi.

#24

 Aişe validemizin hizmetçisi Ümmü Dürde anlatıyor:

 Bir gün Aişe (r.a.)’a yüz bin gümüş para getirildi. Paranın hepsini dağıttı. Kendisi oruçluydu.

 Ben; "Dağıttığın o paradan bir gümüş ayırarak et aldırıp onunla iftar edebilirdin" dedim.

O; "Daha önce hatırlatsaydın öyle yapardım." karşılığını verdi.

#25

Hz. İsa (a.s) bir gün bir hastaya rast geldi. Hasta adam hem felçli, hem cüzzamlı, hem de alaca hastalığından ıstırap çekiyordu ve üstelik gözleri de görmüyordu. Buna rağmen adam hiçbir şikâyet etmeden, “Allah’a hamd olsun. Rabbim birçok insanın uğradığı dertlerden beni kurtardı” diye şükretmekteydi.

Hz. İsa (a.s) sordu: “Nedir o dertler?”

Adam şu güzel cevabı verdi:

"Ya İsa, neler olacak, Allah’ı tanımamak, O’na inanmamak. Rabbime şükrolsun ki beni zatını tanımama bilgisizliğinden kurtarıp marifet kaftanıyla şereflendirdi."

#25

Hz. İsa (a.s) bir gün bir hastaya rast geldi. Hasta adam hem felçli, hem cüzzamlı, hem de alaca hastalığından ıstırap çekiyordu ve üstelik gözleri de görmüyordu. Buna rağmen adam hiçbir şikâyet etmeden, “Allah’a hamd olsun. Rabbim birçok insanın uğradığı dertlerden beni kurtardı” diye şükretmekteydi.

Hz. İsa (a.s) sordu: “Nedir o dertler?”

Adam şu güzel cevabı verdi:

"Ya İsa, neler olacak, Allah’ı tanımamak, O’na inanmamak. Rabbime şükrolsun ki beni zatını tanımama bilgisizliğinden kurtarıp marifet kaftanıyla şereflendirdi."

#25

Hz. İsa (a.s) bir gün bir hastaya rast geldi. Hasta adam hem felçli, hem cüzzamlı, hem de alaca hastalığından ıstırap çekiyordu ve üstelik gözleri de görmüyordu. Buna rağmen adam hiçbir şikâyet etmeden, “Allah’a hamd olsun. Rabbim birçok insanın uğradığı dertlerden beni kurtardı” diye şükretmekteydi.

Hz. İsa (a.s) sordu: “Nedir o dertler?”

Adam şu güzel cevabı verdi:

"Ya İsa, neler olacak, Allah’ı tanımamak, O’na inanmamak. Rabbime şükrolsun ki beni zatını tanımama bilgisizliğinden kurtarıp marifet kaftanıyla şereflendirdi."

#25

Hz. İsa (a.s) bir gün bir hastaya rast geldi. Hasta adam hem felçli, hem cüzzamlı, hem de alaca hastalığından ıstırap çekiyordu ve üstelik gözleri de görmüyordu. Buna rağmen adam hiçbir şikâyet etmeden, “Allah’a hamd olsun. Rabbim birçok insanın uğradığı dertlerden beni kurtardı” diye şükretmekteydi.

Hz. İsa (a.s) sordu: “Nedir o dertler?”

Adam şu güzel cevabı verdi:

"Ya İsa, neler olacak, Allah’ı tanımamak, O’na inanmamak. Rabbime şükrolsun ki beni zatını tanımama bilgisizliğinden kurtarıp marifet kaftanıyla şereflendirdi."

#25

Hz. İsa (a.s) bir gün bir hastaya rast geldi. Hasta adam hem felçli, hem cüzzamlı, hem de alaca hastalığından ıstırap çekiyordu ve üstelik gözleri de görmüyordu. Buna rağmen adam hiçbir şikâyet etmeden, “Allah’a hamd olsun. Rabbim birçok insanın uğradığı dertlerden beni kurtardı” diye şükretmekteydi.

Hz. İsa (a.s) sordu: “Nedir o dertler?”

Adam şu güzel cevabı verdi:

"Ya İsa, neler olacak, Allah’ı tanımamak, O’na inanmamak. Rabbime şükrolsun ki beni zatını tanımama bilgisizliğinden kurtarıp marifet kaftanıyla şereflendirdi."

#25

Hz. İsa (a.s) bir gün bir hastaya rast geldi. Hasta adam hem felçli, hem cüzzamlı, hem de alaca hastalığından ıstırap çekiyordu ve üstelik gözleri de görmüyordu. Buna rağmen adam hiçbir şikâyet etmeden, “Allah’a hamd olsun. Rabbim birçok insanın uğradığı dertlerden beni kurtardı” diye şükretmekteydi.

Hz. İsa (a.s) sordu: “Nedir o dertler?”

Adam şu güzel cevabı verdi:

"Ya İsa, neler olacak, Allah’ı tanımamak, O’na inanmamak. Rabbime şükrolsun ki beni zatını tanımama bilgisizliğinden kurtarıp marifet kaftanıyla şereflendirdi."

#25

Hz. İsa (a.s) bir gün bir hastaya rast geldi. Hasta adam hem felçli, hem cüzzamlı, hem de alaca hastalığından ıstırap çekiyordu ve üstelik gözleri de görmüyordu. Buna rağmen adam hiçbir şikâyet etmeden, “Allah’a hamd olsun. Rabbim birçok insanın uğradığı dertlerden beni kurtardı” diye şükretmekteydi.

Hz. İsa (a.s) sordu: “Nedir o dertler?”

Adam şu güzel cevabı verdi:

"Ya İsa, neler olacak, Allah’ı tanımamak, O’na inanmamak. Rabbime şükrolsun ki beni zatını tanımama bilgisizliğinden kurtarıp marifet kaftanıyla şereflendirdi."

#25

Hz. İsa (a.s) bir gün bir hastaya rast geldi. Hasta adam hem felçli, hem cüzzamlı, hem de alaca hastalığından ıstırap çekiyordu ve üstelik gözleri de görmüyordu. Buna rağmen adam hiçbir şikâyet etmeden, “Allah’a hamd olsun. Rabbim birçok insanın uğradığı dertlerden beni kurtardı” diye şükretmekteydi.

Hz. İsa (a.s) sordu: “Nedir o dertler?”

Adam şu güzel cevabı verdi:

"Ya İsa, neler olacak, Allah’ı tanımamak, O’na inanmamak. Rabbime şükrolsun ki beni zatını tanımama bilgisizliğinden kurtarıp marifet kaftanıyla şereflendirdi."

#25

Hz. İsa (a.s) bir gün bir hastaya rast geldi. Hasta adam hem felçli, hem cüzzamlı, hem de alaca hastalığından ıstırap çekiyordu ve üstelik gözleri de görmüyordu. Buna rağmen adam hiçbir şikâyet etmeden, “Allah’a hamd olsun. Rabbim birçok insanın uğradığı dertlerden beni kurtardı” diye şükretmekteydi.

Hz. İsa (a.s) sordu: “Nedir o dertler?”

Adam şu güzel cevabı verdi:

"Ya İsa, neler olacak, Allah’ı tanımamak, O’na inanmamak. Rabbime şükrolsun ki beni zatını tanımama bilgisizliğinden kurtarıp marifet kaftanıyla şereflendirdi."

#26

Ebedi saadeti, fani dünyada arayıp arzulamak, gafletin ve akılsızlığın en koyu halidir.

#26

Ebedi saadeti, fani dünyada arayıp arzulamak, gafletin ve akılsızlığın en koyu halidir.

#26

Ebedi saadeti, fani dünyada arayıp arzulamak, gafletin ve akılsızlığın en koyu halidir.

#26

Ebedi saadeti, fani dünyada arayıp arzulamak, gafletin ve akılsızlığın en koyu halidir.

#27

Yaprağa yeşili katan, dalda (odunda) meyveyi yaratan, gülde kokuyu unutmayan yalnızca sensin Ya Rabbi!

#27

Yaprağa yeşili katan, dalda (odunda) meyveyi yaratan, gülde kokuyu unutmayan yalnızca sensin Ya Rabbi!

#27

Yaprağa yeşili katan, dalda (odunda) meyveyi yaratan, gülde kokuyu unutmayan yalnızca sensin Ya Rabbi!

#27

Yaprağa yeşili katan, dalda (odunda) meyveyi yaratan, gülde kokuyu unutmayan yalnızca sensin Ya Rabbi!

#27

Yaprağa yeşili katan, dalda (odunda) meyveyi yaratan, gülde kokuyu unutmayan yalnızca sensin Ya Rabbi!

#28

Bir yolcu; üç beş günlüğüne misafir olarak kalacağı otel odasına valizler dolusu elbise ve eşya ile gitse;

Beş günün sonunda ise her şeyini otel odasında bırakıp evine dönse akıllıca bir iş yapmış olur mu?

Dünya hayatımız, ahiret hayatımızın yanında göz açıp kapamak kadar kısa sayılır.

 

#28

Bir yolcu; üç beş günlüğüne misafir olarak kalacağı otel odasına valizler dolusu elbise ve eşya ile gitse;

Beş günün sonunda ise her şeyini otel odasında bırakıp evine dönse akıllıca bir iş yapmış olur mu?

Dünya hayatımız, ahiret hayatımızın yanında göz açıp kapamak kadar kısa sayılır.

 

#28

Bir yolcu; üç beş günlüğüne misafir olarak kalacağı otel odasına valizler dolusu elbise ve eşya ile gitse;

Beş günün sonunda ise her şeyini otel odasında bırakıp evine dönse akıllıca bir iş yapmış olur mu?

Dünya hayatımız, ahiret hayatımızın yanında göz açıp kapamak kadar kısa sayılır.

 

#28

Bir yolcu; üç beş günlüğüne misafir olarak kalacağı otel odasına valizler dolusu elbise ve eşya ile gitse;

Beş günün sonunda ise her şeyini otel odasında bırakıp evine dönse akıllıca bir iş yapmış olur mu?

Dünya hayatımız, ahiret hayatımızın yanında göz açıp kapamak kadar kısa sayılır.

 

#28

Bir yolcu; üç beş günlüğüne misafir olarak kalacağı otel odasına valizler dolusu elbise ve eşya ile gitse;

Beş günün sonunda ise her şeyini otel odasında bırakıp evine dönse akıllıca bir iş yapmış olur mu?

Dünya hayatımız, ahiret hayatımızın yanında göz açıp kapamak kadar kısa sayılır.

 

#28

Bir yolcu; üç beş günlüğüne misafir olarak kalacağı otel odasına valizler dolusu elbise ve eşya ile gitse;

Beş günün sonunda ise her şeyini otel odasında bırakıp evine dönse akıllıca bir iş yapmış olur mu?

Dünya hayatımız, ahiret hayatımızın yanında göz açıp kapamak kadar kısa sayılır.

 

#28

Bir yolcu; üç beş günlüğüne misafir olarak kalacağı otel odasına valizler dolusu elbise ve eşya ile gitse;

Beş günün sonunda ise her şeyini otel odasında bırakıp evine dönse akıllıca bir iş yapmış olur mu?

Dünya hayatımız, ahiret hayatımızın yanında göz açıp kapamak kadar kısa sayılır.

 

#29

Bir gün İbn-i Sina, bir münazara sırasında Ebu Said Ebu’l Hayr’a: ‘’Allah kâinatın neresinde?’’ diye bir soru sorar. Ebu Said bu soruya, Allah’ın mekândan münezzeh oluşuna bir misal olarak şu cevabı verdi:

‘’Ey İbn-i Sina! Sen hekimsin. Ruhun vücudunun neresinde olduğunu söyle, ben de sana Allah’ın kâinatın neresinde olduğunu söyleyeyim.’’

 

#29

Bir gün İbn-i Sina, bir münazara sırasında Ebu Said Ebu’l Hayr’a: ‘’Allah kâinatın neresinde?’’ diye bir soru sorar. Ebu Said bu soruya, Allah’ın mekândan münezzeh oluşuna bir misal olarak şu cevabı verdi:

‘’Ey İbn-i Sina! Sen hekimsin. Ruhun vücudunun neresinde olduğunu söyle, ben de sana Allah’ın kâinatın neresinde olduğunu söyleyeyim.’’

 

#29

Bir gün İbn-i Sina, bir münazara sırasında Ebu Said Ebu’l Hayr’a: ‘’Allah kâinatın neresinde?’’ diye bir soru sorar. Ebu Said bu soruya, Allah’ın mekândan münezzeh oluşuna bir misal olarak şu cevabı verdi:

‘’Ey İbn-i Sina! Sen hekimsin. Ruhun vücudunun neresinde olduğunu söyle, ben de sana Allah’ın kâinatın neresinde olduğunu söyleyeyim.’’

 

#29

Bir gün İbn-i Sina, bir münazara sırasında Ebu Said Ebu’l Hayr’a: ‘’Allah kâinatın neresinde?’’ diye bir soru sorar. Ebu Said bu soruya, Allah’ın mekândan münezzeh oluşuna bir misal olarak şu cevabı verdi:

‘’Ey İbn-i Sina! Sen hekimsin. Ruhun vücudunun neresinde olduğunu söyle, ben de sana Allah’ın kâinatın neresinde olduğunu söyleyeyim.’’

 

#30

Arkadaş seni Allah’ı zikretmekten hangi şey alıkoyuyorsa hakikatte asıl sevdiğin şey o’dur.

 

#30

Arkadaş seni Allah’ı zikretmekten hangi şey alıkoyuyorsa hakikatte asıl sevdiğin şey o’dur.

 

#31

Bu dünyaya gönderiliş maksadını ve bu dünyadaki vazifelerini neden unutursun a gafil!

#31

Bu dünyaya gönderiliş maksadını ve bu dünyadaki vazifelerini neden unutursun a gafil!

#31

Bu dünyaya gönderiliş maksadını ve bu dünyadaki vazifelerini neden unutursun a gafil!

#32

Şeytan malı ya israf ettirir veya cimrilik ettirir. Hayra harcamaktan alıkoyar. Yoksul olursun, elin daralır diye korkutur. Sadakanın malı azaltmayacağı ise ayet-i kerimede şöyle bildirilmiştir.

“Mallarını Allah yolunda harcayanların hali, yedi başak bitiren ve her başağında yüz dane bulunan bir tohuma benzer.  Allah dilediğine daha fazla da verir.” (Bakara Suresi, 261) Peygamber efendimiz (a.s.m.), yemin ederek: ‘’Sadaka vermekle mal azalmaz’’ buyurdu.

#32

Şeytan malı ya israf ettirir veya cimrilik ettirir. Hayra harcamaktan alıkoyar. Yoksul olursun, elin daralır diye korkutur. Sadakanın malı azaltmayacağı ise ayet-i kerimede şöyle bildirilmiştir.

“Mallarını Allah yolunda harcayanların hali, yedi başak bitiren ve her başağında yüz dane bulunan bir tohuma benzer.  Allah dilediğine daha fazla da verir.” (Bakara Suresi, 261) Peygamber efendimiz (a.s.m.), yemin ederek: ‘’Sadaka vermekle mal azalmaz’’ buyurdu.

#32

Şeytan malı ya israf ettirir veya cimrilik ettirir. Hayra harcamaktan alıkoyar. Yoksul olursun, elin daralır diye korkutur. Sadakanın malı azaltmayacağı ise ayet-i kerimede şöyle bildirilmiştir.

“Mallarını Allah yolunda harcayanların hali, yedi başak bitiren ve her başağında yüz dane bulunan bir tohuma benzer.  Allah dilediğine daha fazla da verir.” (Bakara Suresi, 261) Peygamber efendimiz (a.s.m.), yemin ederek: ‘’Sadaka vermekle mal azalmaz’’ buyurdu.

#32

Şeytan malı ya israf ettirir veya cimrilik ettirir. Hayra harcamaktan alıkoyar. Yoksul olursun, elin daralır diye korkutur. Sadakanın malı azaltmayacağı ise ayet-i kerimede şöyle bildirilmiştir.

“Mallarını Allah yolunda harcayanların hali, yedi başak bitiren ve her başağında yüz dane bulunan bir tohuma benzer.  Allah dilediğine daha fazla da verir.” (Bakara Suresi, 261) Peygamber efendimiz (a.s.m.), yemin ederek: ‘’Sadaka vermekle mal azalmaz’’ buyurdu.

#32

Şeytan malı ya israf ettirir veya cimrilik ettirir. Hayra harcamaktan alıkoyar. Yoksul olursun, elin daralır diye korkutur. Sadakanın malı azaltmayacağı ise ayet-i kerimede şöyle bildirilmiştir.

“Mallarını Allah yolunda harcayanların hali, yedi başak bitiren ve her başağında yüz dane bulunan bir tohuma benzer.  Allah dilediğine daha fazla da verir.” (Bakara Suresi, 261) Peygamber efendimiz (a.s.m.), yemin ederek: ‘’Sadaka vermekle mal azalmaz’’ buyurdu.

#32

Şeytan malı ya israf ettirir veya cimrilik ettirir. Hayra harcamaktan alıkoyar. Yoksul olursun, elin daralır diye korkutur. Sadakanın malı azaltmayacağı ise ayet-i kerimede şöyle bildirilmiştir.

“Mallarını Allah yolunda harcayanların hali, yedi başak bitiren ve her başağında yüz dane bulunan bir tohuma benzer.  Allah dilediğine daha fazla da verir.” (Bakara Suresi, 261) Peygamber efendimiz (a.s.m.), yemin ederek: ‘’Sadaka vermekle mal azalmaz’’ buyurdu.

#32

Şeytan malı ya israf ettirir veya cimrilik ettirir. Hayra harcamaktan alıkoyar. Yoksul olursun, elin daralır diye korkutur. Sadakanın malı azaltmayacağı ise ayet-i kerimede şöyle bildirilmiştir.

“Mallarını Allah yolunda harcayanların hali, yedi başak bitiren ve her başağında yüz dane bulunan bir tohuma benzer.  Allah dilediğine daha fazla da verir.” (Bakara Suresi, 261) Peygamber efendimiz (a.s.m.), yemin ederek: ‘’Sadaka vermekle mal azalmaz’’ buyurdu.

#32

Şeytan malı ya israf ettirir veya cimrilik ettirir. Hayra harcamaktan alıkoyar. Yoksul olursun, elin daralır diye korkutur. Sadakanın malı azaltmayacağı ise ayet-i kerimede şöyle bildirilmiştir.

“Mallarını Allah yolunda harcayanların hali, yedi başak bitiren ve her başağında yüz dane bulunan bir tohuma benzer.  Allah dilediğine daha fazla da verir.” (Bakara Suresi, 261) Peygamber efendimiz (a.s.m.), yemin ederek: ‘’Sadaka vermekle mal azalmaz’’ buyurdu.

#33

Erdeşir adında bir zat Arap hekimlerinden birine yemek yemekle ilgili olarak:

“Efendim bir günde ne kadar yemek yemek gereklidir,” diye sorunca, hekim:

“Yüz dirhem kâfidir,” diyerek cevap verir.

Erdeşir :

“İyi de efendim, bu kadarı insana nasıl kuvvet verir ki,” deyince hekim:

“Bu kadar yemek seni sırtında taşır ki bu da senin yaşaman için gerekli olandır. Ancak bundan fazlasını yersen, bu sefer sen onu sırtında taşımış olursun,” diye cevap vermiş. “Ey yemek adabını bilmeyen kişi! Bilesin ki yemek; yaşamak ve Allah’ın nimetlerini şükür ile anlamak içindir. Oysa sen yaşamayı, yemek içindir diye düşünüyorsun.”

#33

Erdeşir adında bir zat Arap hekimlerinden birine yemek yemekle ilgili olarak:

“Efendim bir günde ne kadar yemek yemek gereklidir,” diye sorunca, hekim:

“Yüz dirhem kâfidir,” diyerek cevap verir.

Erdeşir :

“İyi de efendim, bu kadarı insana nasıl kuvvet verir ki,” deyince hekim:

“Bu kadar yemek seni sırtında taşır ki bu da senin yaşaman için gerekli olandır. Ancak bundan fazlasını yersen, bu sefer sen onu sırtında taşımış olursun,” diye cevap vermiş. “Ey yemek adabını bilmeyen kişi! Bilesin ki yemek; yaşamak ve Allah’ın nimetlerini şükür ile anlamak içindir. Oysa sen yaşamayı, yemek içindir diye düşünüyorsun.”

#33

Erdeşir adında bir zat Arap hekimlerinden birine yemek yemekle ilgili olarak:

“Efendim bir günde ne kadar yemek yemek gereklidir,” diye sorunca, hekim:

“Yüz dirhem kâfidir,” diyerek cevap verir.

Erdeşir :

“İyi de efendim, bu kadarı insana nasıl kuvvet verir ki,” deyince hekim:

“Bu kadar yemek seni sırtında taşır ki bu da senin yaşaman için gerekli olandır. Ancak bundan fazlasını yersen, bu sefer sen onu sırtında taşımış olursun,” diye cevap vermiş. “Ey yemek adabını bilmeyen kişi! Bilesin ki yemek; yaşamak ve Allah’ın nimetlerini şükür ile anlamak içindir. Oysa sen yaşamayı, yemek içindir diye düşünüyorsun.”

#33

Erdeşir adında bir zat Arap hekimlerinden birine yemek yemekle ilgili olarak:

“Efendim bir günde ne kadar yemek yemek gereklidir,” diye sorunca, hekim:

“Yüz dirhem kâfidir,” diyerek cevap verir.

Erdeşir :

“İyi de efendim, bu kadarı insana nasıl kuvvet verir ki,” deyince hekim:

“Bu kadar yemek seni sırtında taşır ki bu da senin yaşaman için gerekli olandır. Ancak bundan fazlasını yersen, bu sefer sen onu sırtında taşımış olursun,” diye cevap vermiş. “Ey yemek adabını bilmeyen kişi! Bilesin ki yemek; yaşamak ve Allah’ın nimetlerini şükür ile anlamak içindir. Oysa sen yaşamayı, yemek içindir diye düşünüyorsun.”

#34

Evliya’nın üç özelliği vardır; Takva, edep ve ibadet.

#34

Evliya’nın üç özelliği vardır; Takva, edep ve ibadet.

#34

Evliya’nın üç özelliği vardır; Takva, edep ve ibadet.

#34

Evliya’nın üç özelliği vardır; Takva, edep ve ibadet.

#35

Hayatlarında bir gün dahi oruç tutmayan gafiller, Ramazan ayında tutulan orucun bütün yemeklerden ve içeceklerden daha leziz bir tat olduğunu maalesef asla bilemeyecekler.

#35

Hayatlarında bir gün dahi oruç tutmayan gafiller, Ramazan ayında tutulan orucun bütün yemeklerden ve içeceklerden daha leziz bir tat olduğunu maalesef asla bilemeyecekler.

#35

Hayatlarında bir gün dahi oruç tutmayan gafiller, Ramazan ayında tutulan orucun bütün yemeklerden ve içeceklerden daha leziz bir tat olduğunu maalesef asla bilemeyecekler.

#36

Hiçbir mal sizin değil, neyi bölüşemiyorsunuz?

Hiçbir can sizin değil, niye dövüşüyorsunuz?

#36

Hiçbir mal sizin değil, neyi bölüşemiyorsunuz?

Hiçbir can sizin değil, niye dövüşüyorsunuz?

#36

Hiçbir mal sizin değil, neyi bölüşemiyorsunuz?

Hiçbir can sizin değil, niye dövüşüyorsunuz?

#37

 Hz. Âdem (a.s) emir üzerine Mekke’ye gelip Kâbe’yi inşa edince: "Ya Rabbi her işçinin ücreti olur, benimki nedir?" diye sordu. Cenab-ı Hak, onun isteğini sorunca Hz. Âdem (a.s) dedi ki; “Ya Rabbi zürriyetimden her kim günahlarını benim itiraf ettiğim gibi ikrar ederek bu beyte gelirse, onları mağfiret eylersin.” Cenab-ı Hak da; “Evet istediğin olacaktır.” buyurdu.

#37

 Hz. Âdem (a.s) emir üzerine Mekke’ye gelip Kâbe’yi inşa edince: "Ya Rabbi her işçinin ücreti olur, benimki nedir?" diye sordu. Cenab-ı Hak, onun isteğini sorunca Hz. Âdem (a.s) dedi ki; “Ya Rabbi zürriyetimden her kim günahlarını benim itiraf ettiğim gibi ikrar ederek bu beyte gelirse, onları mağfiret eylersin.” Cenab-ı Hak da; “Evet istediğin olacaktır.” buyurdu.

#37

 Hz. Âdem (a.s) emir üzerine Mekke’ye gelip Kâbe’yi inşa edince: "Ya Rabbi her işçinin ücreti olur, benimki nedir?" diye sordu. Cenab-ı Hak, onun isteğini sorunca Hz. Âdem (a.s) dedi ki; “Ya Rabbi zürriyetimden her kim günahlarını benim itiraf ettiğim gibi ikrar ederek bu beyte gelirse, onları mağfiret eylersin.” Cenab-ı Hak da; “Evet istediğin olacaktır.” buyurdu.

#37

 Hz. Âdem (a.s) emir üzerine Mekke’ye gelip Kâbe’yi inşa edince: "Ya Rabbi her işçinin ücreti olur, benimki nedir?" diye sordu. Cenab-ı Hak, onun isteğini sorunca Hz. Âdem (a.s) dedi ki; “Ya Rabbi zürriyetimden her kim günahlarını benim itiraf ettiğim gibi ikrar ederek bu beyte gelirse, onları mağfiret eylersin.” Cenab-ı Hak da; “Evet istediğin olacaktır.” buyurdu.

#37

 Hz. Âdem (a.s) emir üzerine Mekke’ye gelip Kâbe’yi inşa edince: "Ya Rabbi her işçinin ücreti olur, benimki nedir?" diye sordu. Cenab-ı Hak, onun isteğini sorunca Hz. Âdem (a.s) dedi ki; “Ya Rabbi zürriyetimden her kim günahlarını benim itiraf ettiğim gibi ikrar ederek bu beyte gelirse, onları mağfiret eylersin.” Cenab-ı Hak da; “Evet istediğin olacaktır.” buyurdu.

#37

 Hz. Âdem (a.s) emir üzerine Mekke’ye gelip Kâbe’yi inşa edince: "Ya Rabbi her işçinin ücreti olur, benimki nedir?" diye sordu. Cenab-ı Hak, onun isteğini sorunca Hz. Âdem (a.s) dedi ki; “Ya Rabbi zürriyetimden her kim günahlarını benim itiraf ettiğim gibi ikrar ederek bu beyte gelirse, onları mağfiret eylersin.” Cenab-ı Hak da; “Evet istediğin olacaktır.” buyurdu.

#38

İnsan, tevhid ehli olmak ve şirke düşmemek için şöyle düşünmeli:

Şu el benim malım değil emanet.

Şu kolu gövdeme ben takmadım.

Bu gözleri de ben yapmış ve yüzüme yerleştirmiş değilim.

Bütün organlarım böyle. Hepsi ilahi birer mucize ve Rahmani birer ihsan. Bunların hiçbiri benim kendi malım değil.

 Ölüm anına kadar bunları kullanacak ve kullanım şeklinden de imtihan olacağım. Sonunda imtihan evrakını masaya bırakıp sınıftan ayrılan bir öğrenci gibi, bedenimi terk edip berzah âlemine göçeceğim.

#38

İnsan, tevhid ehli olmak ve şirke düşmemek için şöyle düşünmeli:

Şu el benim malım değil emanet.

Şu kolu gövdeme ben takmadım.

Bu gözleri de ben yapmış ve yüzüme yerleştirmiş değilim.

Bütün organlarım böyle. Hepsi ilahi birer mucize ve Rahmani birer ihsan. Bunların hiçbiri benim kendi malım değil.

 Ölüm anına kadar bunları kullanacak ve kullanım şeklinden de imtihan olacağım. Sonunda imtihan evrakını masaya bırakıp sınıftan ayrılan bir öğrenci gibi, bedenimi terk edip berzah âlemine göçeceğim.

#38

İnsan, tevhid ehli olmak ve şirke düşmemek için şöyle düşünmeli:

Şu el benim malım değil emanet.

Şu kolu gövdeme ben takmadım.

Bu gözleri de ben yapmış ve yüzüme yerleştirmiş değilim.

Bütün organlarım böyle. Hepsi ilahi birer mucize ve Rahmani birer ihsan. Bunların hiçbiri benim kendi malım değil.

 Ölüm anına kadar bunları kullanacak ve kullanım şeklinden de imtihan olacağım. Sonunda imtihan evrakını masaya bırakıp sınıftan ayrılan bir öğrenci gibi, bedenimi terk edip berzah âlemine göçeceğim.

#38

İnsan, tevhid ehli olmak ve şirke düşmemek için şöyle düşünmeli:

Şu el benim malım değil emanet.

Şu kolu gövdeme ben takmadım.

Bu gözleri de ben yapmış ve yüzüme yerleştirmiş değilim.

Bütün organlarım böyle. Hepsi ilahi birer mucize ve Rahmani birer ihsan. Bunların hiçbiri benim kendi malım değil.

 Ölüm anına kadar bunları kullanacak ve kullanım şeklinden de imtihan olacağım. Sonunda imtihan evrakını masaya bırakıp sınıftan ayrılan bir öğrenci gibi, bedenimi terk edip berzah âlemine göçeceğim.

#38

İnsan, tevhid ehli olmak ve şirke düşmemek için şöyle düşünmeli:

Şu el benim malım değil emanet.

Şu kolu gövdeme ben takmadım.

Bu gözleri de ben yapmış ve yüzüme yerleştirmiş değilim.

Bütün organlarım böyle. Hepsi ilahi birer mucize ve Rahmani birer ihsan. Bunların hiçbiri benim kendi malım değil.

 Ölüm anına kadar bunları kullanacak ve kullanım şeklinden de imtihan olacağım. Sonunda imtihan evrakını masaya bırakıp sınıftan ayrılan bir öğrenci gibi, bedenimi terk edip berzah âlemine göçeceğim.

#38

İnsan, tevhid ehli olmak ve şirke düşmemek için şöyle düşünmeli:

Şu el benim malım değil emanet.

Şu kolu gövdeme ben takmadım.

Bu gözleri de ben yapmış ve yüzüme yerleştirmiş değilim.

Bütün organlarım böyle. Hepsi ilahi birer mucize ve Rahmani birer ihsan. Bunların hiçbiri benim kendi malım değil.

 Ölüm anına kadar bunları kullanacak ve kullanım şeklinden de imtihan olacağım. Sonunda imtihan evrakını masaya bırakıp sınıftan ayrılan bir öğrenci gibi, bedenimi terk edip berzah âlemine göçeceğim.

#38

İnsan, tevhid ehli olmak ve şirke düşmemek için şöyle düşünmeli:

Şu el benim malım değil emanet.

Şu kolu gövdeme ben takmadım.

Bu gözleri de ben yapmış ve yüzüme yerleştirmiş değilim.

Bütün organlarım böyle. Hepsi ilahi birer mucize ve Rahmani birer ihsan. Bunların hiçbiri benim kendi malım değil.

 Ölüm anına kadar bunları kullanacak ve kullanım şeklinden de imtihan olacağım. Sonunda imtihan evrakını masaya bırakıp sınıftan ayrılan bir öğrenci gibi, bedenimi terk edip berzah âlemine göçeceğim.

#39

 Hz. Hüseyin r.a. bir adamın kendisi hakkında hoşlanmadığı bir şeyler konuştuğunu öğrenir. Bunun üzerine, içi taze hurmalarla dolu bir tepsi hazırlayıp adamın evine gelir ve kapıyı çalar.

Kapıyı açan adam, Hz. Hüseyin’i bir tepsi hurma ile karşısında görünce hayret eder. “Ey Peygamber torunu! Bu nedir?” diye sorar.

Hz. Hüseyin de şöyle der:

“Bunu al, sana getirdim. Hakkımda kötü konuşarak iyiliklerini bana hediye ettiğini öğrendim; ben de yaptığın iyilik karşılıksız kalmasın diye sana bunları getirdim.”

#39

 Hz. Hüseyin r.a. bir adamın kendisi hakkında hoşlanmadığı bir şeyler konuştuğunu öğrenir. Bunun üzerine, içi taze hurmalarla dolu bir tepsi hazırlayıp adamın evine gelir ve kapıyı çalar.

Kapıyı açan adam, Hz. Hüseyin’i bir tepsi hurma ile karşısında görünce hayret eder. “Ey Peygamber torunu! Bu nedir?” diye sorar.

Hz. Hüseyin de şöyle der:

“Bunu al, sana getirdim. Hakkımda kötü konuşarak iyiliklerini bana hediye ettiğini öğrendim; ben de yaptığın iyilik karşılıksız kalmasın diye sana bunları getirdim.”

#39

 Hz. Hüseyin r.a. bir adamın kendisi hakkında hoşlanmadığı bir şeyler konuştuğunu öğrenir. Bunun üzerine, içi taze hurmalarla dolu bir tepsi hazırlayıp adamın evine gelir ve kapıyı çalar.

Kapıyı açan adam, Hz. Hüseyin’i bir tepsi hurma ile karşısında görünce hayret eder. “Ey Peygamber torunu! Bu nedir?” diye sorar.

Hz. Hüseyin de şöyle der:

“Bunu al, sana getirdim. Hakkımda kötü konuşarak iyiliklerini bana hediye ettiğini öğrendim; ben de yaptığın iyilik karşılıksız kalmasın diye sana bunları getirdim.”

#39

 Hz. Hüseyin r.a. bir adamın kendisi hakkında hoşlanmadığı bir şeyler konuştuğunu öğrenir. Bunun üzerine, içi taze hurmalarla dolu bir tepsi hazırlayıp adamın evine gelir ve kapıyı çalar.

Kapıyı açan adam, Hz. Hüseyin’i bir tepsi hurma ile karşısında görünce hayret eder. “Ey Peygamber torunu! Bu nedir?” diye sorar.

Hz. Hüseyin de şöyle der:

“Bunu al, sana getirdim. Hakkımda kötü konuşarak iyiliklerini bana hediye ettiğini öğrendim; ben de yaptığın iyilik karşılıksız kalmasın diye sana bunları getirdim.”

#39

 Hz. Hüseyin r.a. bir adamın kendisi hakkında hoşlanmadığı bir şeyler konuştuğunu öğrenir. Bunun üzerine, içi taze hurmalarla dolu bir tepsi hazırlayıp adamın evine gelir ve kapıyı çalar.

Kapıyı açan adam, Hz. Hüseyin’i bir tepsi hurma ile karşısında görünce hayret eder. “Ey Peygamber torunu! Bu nedir?” diye sorar.

Hz. Hüseyin de şöyle der:

“Bunu al, sana getirdim. Hakkımda kötü konuşarak iyiliklerini bana hediye ettiğini öğrendim; ben de yaptığın iyilik karşılıksız kalmasın diye sana bunları getirdim.”

#40

Bir gün Abdullah ibn Mübarek r.a.’a sorulur:

Size göre kâmil insanlar kimlerdir?

 İbn Mübarek:

İlmiyle amel eden ihlâs sahibi âlimlerdir.

Peki, sizce gerçek hükümdarlar, yöneticiler kimlerdir?

Dünya sevgisini kalplerine koymayıp, zühd sahibi olanlardır.

Peki, sefil olanlar kimlerdir?

İbn Mübarek r.a. bu soruya da şu cevabı verdi:

İlmini, amelini ve dinini kullanarak dünyalık peşinde koşan kimselerdir.

#40

Bir gün Abdullah ibn Mübarek r.a.’a sorulur:

Size göre kâmil insanlar kimlerdir?

 İbn Mübarek:

İlmiyle amel eden ihlâs sahibi âlimlerdir.

Peki, sizce gerçek hükümdarlar, yöneticiler kimlerdir?

Dünya sevgisini kalplerine koymayıp, zühd sahibi olanlardır.

Peki, sefil olanlar kimlerdir?

İbn Mübarek r.a. bu soruya da şu cevabı verdi:

İlmini, amelini ve dinini kullanarak dünyalık peşinde koşan kimselerdir.

#40

Bir gün Abdullah ibn Mübarek r.a.’a sorulur:

Size göre kâmil insanlar kimlerdir?

 İbn Mübarek:

İlmiyle amel eden ihlâs sahibi âlimlerdir.

Peki, sizce gerçek hükümdarlar, yöneticiler kimlerdir?

Dünya sevgisini kalplerine koymayıp, zühd sahibi olanlardır.

Peki, sefil olanlar kimlerdir?

İbn Mübarek r.a. bu soruya da şu cevabı verdi:

İlmini, amelini ve dinini kullanarak dünyalık peşinde koşan kimselerdir.

#40

Bir gün Abdullah ibn Mübarek r.a.’a sorulur:

Size göre kâmil insanlar kimlerdir?

 İbn Mübarek:

İlmiyle amel eden ihlâs sahibi âlimlerdir.

Peki, sizce gerçek hükümdarlar, yöneticiler kimlerdir?

Dünya sevgisini kalplerine koymayıp, zühd sahibi olanlardır.

Peki, sefil olanlar kimlerdir?

İbn Mübarek r.a. bu soruya da şu cevabı verdi:

İlmini, amelini ve dinini kullanarak dünyalık peşinde koşan kimselerdir.

#40

Bir gün Abdullah ibn Mübarek r.a.’a sorulur:

Size göre kâmil insanlar kimlerdir?

 İbn Mübarek:

İlmiyle amel eden ihlâs sahibi âlimlerdir.

Peki, sizce gerçek hükümdarlar, yöneticiler kimlerdir?

Dünya sevgisini kalplerine koymayıp, zühd sahibi olanlardır.

Peki, sefil olanlar kimlerdir?

İbn Mübarek r.a. bu soruya da şu cevabı verdi:

İlmini, amelini ve dinini kullanarak dünyalık peşinde koşan kimselerdir.

#40

Bir gün Abdullah ibn Mübarek r.a.’a sorulur:

Size göre kâmil insanlar kimlerdir?

 İbn Mübarek:

İlmiyle amel eden ihlâs sahibi âlimlerdir.

Peki, sizce gerçek hükümdarlar, yöneticiler kimlerdir?

Dünya sevgisini kalplerine koymayıp, zühd sahibi olanlardır.

Peki, sefil olanlar kimlerdir?

İbn Mübarek r.a. bu soruya da şu cevabı verdi:

İlmini, amelini ve dinini kullanarak dünyalık peşinde koşan kimselerdir.

#40

Bir gün Abdullah ibn Mübarek r.a.’a sorulur:

Size göre kâmil insanlar kimlerdir?

 İbn Mübarek:

İlmiyle amel eden ihlâs sahibi âlimlerdir.

Peki, sizce gerçek hükümdarlar, yöneticiler kimlerdir?

Dünya sevgisini kalplerine koymayıp, zühd sahibi olanlardır.

Peki, sefil olanlar kimlerdir?

İbn Mübarek r.a. bu soruya da şu cevabı verdi:

İlmini, amelini ve dinini kullanarak dünyalık peşinde koşan kimselerdir.

#41

Süleyman (a.s.) Hüdhüd kuşunu Sebe Kraliçesi Belkıs’a gönderdiği zaman, bütün kuşlar Hüdhüd’e çıkışırlar:

“Sakın Belkıs’ın ülkesine gitme! Yolda seni keskin nişancılar mutlaka vurup öldürürler.”

Hüdhüd onlara cevaben:

“ Avcılar benim kılıma bile dokunamazlar, zira benim yanımda besmele var.” der.

Gerçekten de hepsi birbirinden keskin nişancılar, Hüdhüd’ü hedef almışlar fakat vuramamışlardır. Hüdhüd sağ salim görevini yapıp Hz. Süleyman’ın (a.s) mabedine geri dönmüştür.

#41

Süleyman (a.s.) Hüdhüd kuşunu Sebe Kraliçesi Belkıs’a gönderdiği zaman, bütün kuşlar Hüdhüd’e çıkışırlar:

“Sakın Belkıs’ın ülkesine gitme! Yolda seni keskin nişancılar mutlaka vurup öldürürler.”

Hüdhüd onlara cevaben:

“ Avcılar benim kılıma bile dokunamazlar, zira benim yanımda besmele var.” der.

Gerçekten de hepsi birbirinden keskin nişancılar, Hüdhüd’ü hedef almışlar fakat vuramamışlardır. Hüdhüd sağ salim görevini yapıp Hz. Süleyman’ın (a.s) mabedine geri dönmüştür.

#41

Süleyman (a.s.) Hüdhüd kuşunu Sebe Kraliçesi Belkıs’a gönderdiği zaman, bütün kuşlar Hüdhüd’e çıkışırlar:

“Sakın Belkıs’ın ülkesine gitme! Yolda seni keskin nişancılar mutlaka vurup öldürürler.”

Hüdhüd onlara cevaben:

“ Avcılar benim kılıma bile dokunamazlar, zira benim yanımda besmele var.” der.

Gerçekten de hepsi birbirinden keskin nişancılar, Hüdhüd’ü hedef almışlar fakat vuramamışlardır. Hüdhüd sağ salim görevini yapıp Hz. Süleyman’ın (a.s) mabedine geri dönmüştür.

#41

Süleyman (a.s.) Hüdhüd kuşunu Sebe Kraliçesi Belkıs’a gönderdiği zaman, bütün kuşlar Hüdhüd’e çıkışırlar:

“Sakın Belkıs’ın ülkesine gitme! Yolda seni keskin nişancılar mutlaka vurup öldürürler.”

Hüdhüd onlara cevaben:

“ Avcılar benim kılıma bile dokunamazlar, zira benim yanımda besmele var.” der.

Gerçekten de hepsi birbirinden keskin nişancılar, Hüdhüd’ü hedef almışlar fakat vuramamışlardır. Hüdhüd sağ salim görevini yapıp Hz. Süleyman’ın (a.s) mabedine geri dönmüştür.

#41

Süleyman (a.s.) Hüdhüd kuşunu Sebe Kraliçesi Belkıs’a gönderdiği zaman, bütün kuşlar Hüdhüd’e çıkışırlar:

“Sakın Belkıs’ın ülkesine gitme! Yolda seni keskin nişancılar mutlaka vurup öldürürler.”

Hüdhüd onlara cevaben:

“ Avcılar benim kılıma bile dokunamazlar, zira benim yanımda besmele var.” der.

Gerçekten de hepsi birbirinden keskin nişancılar, Hüdhüd’ü hedef almışlar fakat vuramamışlardır. Hüdhüd sağ salim görevini yapıp Hz. Süleyman’ın (a.s) mabedine geri dönmüştür.

#42

Edep konuştuğun zaman dilini korumaktır; yalnız kaldığın zaman da kalbini korumaktır.

Edep senden üstün olana hürmet etmek, senden aşağı olana şefkat etmek, dengin olanlarla da güzel geçinmektir.

Edep dili tutmak, korumak, nefsi küçültmek, kalbi temizlemektir.

Arifin edebi, her edebin üstündedir. Çünkü manevi bilgisi onun kalbini terbiye eder.”

#42

Edep konuştuğun zaman dilini korumaktır; yalnız kaldığın zaman da kalbini korumaktır.

Edep senden üstün olana hürmet etmek, senden aşağı olana şefkat etmek, dengin olanlarla da güzel geçinmektir.

Edep dili tutmak, korumak, nefsi küçültmek, kalbi temizlemektir.

Arifin edebi, her edebin üstündedir. Çünkü manevi bilgisi onun kalbini terbiye eder.”

#42

Edep konuştuğun zaman dilini korumaktır; yalnız kaldığın zaman da kalbini korumaktır.

Edep senden üstün olana hürmet etmek, senden aşağı olana şefkat etmek, dengin olanlarla da güzel geçinmektir.

Edep dili tutmak, korumak, nefsi küçültmek, kalbi temizlemektir.

Arifin edebi, her edebin üstündedir. Çünkü manevi bilgisi onun kalbini terbiye eder.”

#42

Edep konuştuğun zaman dilini korumaktır; yalnız kaldığın zaman da kalbini korumaktır.

Edep senden üstün olana hürmet etmek, senden aşağı olana şefkat etmek, dengin olanlarla da güzel geçinmektir.

Edep dili tutmak, korumak, nefsi küçültmek, kalbi temizlemektir.

Arifin edebi, her edebin üstündedir. Çünkü manevi bilgisi onun kalbini terbiye eder.”

#42

Edep konuştuğun zaman dilini korumaktır; yalnız kaldığın zaman da kalbini korumaktır.

Edep senden üstün olana hürmet etmek, senden aşağı olana şefkat etmek, dengin olanlarla da güzel geçinmektir.

Edep dili tutmak, korumak, nefsi küçültmek, kalbi temizlemektir.

Arifin edebi, her edebin üstündedir. Çünkü manevi bilgisi onun kalbini terbiye eder.”

#42

Edep konuştuğun zaman dilini korumaktır; yalnız kaldığın zaman da kalbini korumaktır.

Edep senden üstün olana hürmet etmek, senden aşağı olana şefkat etmek, dengin olanlarla da güzel geçinmektir.

Edep dili tutmak, korumak, nefsi küçültmek, kalbi temizlemektir.

Arifin edebi, her edebin üstündedir. Çünkü manevi bilgisi onun kalbini terbiye eder.”

#42

Edep konuştuğun zaman dilini korumaktır; yalnız kaldığın zaman da kalbini korumaktır.

Edep senden üstün olana hürmet etmek, senden aşağı olana şefkat etmek, dengin olanlarla da güzel geçinmektir.

Edep dili tutmak, korumak, nefsi küçültmek, kalbi temizlemektir.

Arifin edebi, her edebin üstündedir. Çünkü manevi bilgisi onun kalbini terbiye eder.”

#42

Edep konuştuğun zaman dilini korumaktır; yalnız kaldığın zaman da kalbini korumaktır.

Edep senden üstün olana hürmet etmek, senden aşağı olana şefkat etmek, dengin olanlarla da güzel geçinmektir.

Edep dili tutmak, korumak, nefsi küçültmek, kalbi temizlemektir.

Arifin edebi, her edebin üstündedir. Çünkü manevi bilgisi onun kalbini terbiye eder.”

#43

 Virüslerin bilgisayardaki programları sabote etmesi gibi, insanın ruh programını da sabote eden virüsler vardır. Yalan söylemek, hile yapmak, haksızlıkta bulunmak, saldırganlık gibi çevreye zarar veren her şey, bir virüstür.

#43

 Virüslerin bilgisayardaki programları sabote etmesi gibi, insanın ruh programını da sabote eden virüsler vardır. Yalan söylemek, hile yapmak, haksızlıkta bulunmak, saldırganlık gibi çevreye zarar veren her şey, bir virüstür.

#43

 Virüslerin bilgisayardaki programları sabote etmesi gibi, insanın ruh programını da sabote eden virüsler vardır. Yalan söylemek, hile yapmak, haksızlıkta bulunmak, saldırganlık gibi çevreye zarar veren her şey, bir virüstür.

#43

 Virüslerin bilgisayardaki programları sabote etmesi gibi, insanın ruh programını da sabote eden virüsler vardır. Yalan söylemek, hile yapmak, haksızlıkta bulunmak, saldırganlık gibi çevreye zarar veren her şey, bir virüstür.

#43

 Virüslerin bilgisayardaki programları sabote etmesi gibi, insanın ruh programını da sabote eden virüsler vardır. Yalan söylemek, hile yapmak, haksızlıkta bulunmak, saldırganlık gibi çevreye zarar veren her şey, bir virüstür.

#43

 Virüslerin bilgisayardaki programları sabote etmesi gibi, insanın ruh programını da sabote eden virüsler vardır. Yalan söylemek, hile yapmak, haksızlıkta bulunmak, saldırganlık gibi çevreye zarar veren her şey, bir virüstür.

#44

Üste başa bulaşan kirler yıkanır çıkar ama kalbe bulaşan kirler nedametsiz ve tövbesiz asla çıkmaz.

#44

Üste başa bulaşan kirler yıkanır çıkar ama kalbe bulaşan kirler nedametsiz ve tövbesiz asla çıkmaz.

#44

Üste başa bulaşan kirler yıkanır çıkar ama kalbe bulaşan kirler nedametsiz ve tövbesiz asla çıkmaz.

#44

Üste başa bulaşan kirler yıkanır çıkar ama kalbe bulaşan kirler nedametsiz ve tövbesiz asla çıkmaz.

#45

Washington Deneyi diye bilinen olay, 1993 yılında ABD Başkenti’nde halka haber vermeksizin yapılan ve sekiz hafta boyunca devam eden bir toplu dua sürecinde şehirde suç oranının %20 oranında düşmesinin bilimsel kabul görüp kayda geçirilmesiydi.

#45

Washington Deneyi diye bilinen olay, 1993 yılında ABD Başkenti’nde halka haber vermeksizin yapılan ve sekiz hafta boyunca devam eden bir toplu dua sürecinde şehirde suç oranının %20 oranında düşmesinin bilimsel kabul görüp kayda geçirilmesiydi.

#45

Washington Deneyi diye bilinen olay, 1993 yılında ABD Başkenti’nde halka haber vermeksizin yapılan ve sekiz hafta boyunca devam eden bir toplu dua sürecinde şehirde suç oranının %20 oranında düşmesinin bilimsel kabul görüp kayda geçirilmesiydi.

#45

Washington Deneyi diye bilinen olay, 1993 yılında ABD Başkenti’nde halka haber vermeksizin yapılan ve sekiz hafta boyunca devam eden bir toplu dua sürecinde şehirde suç oranının %20 oranında düşmesinin bilimsel kabul görüp kayda geçirilmesiydi.

#46

İçki öyle bir illettir ki, insanın dünyasını da harap eder, ahiretini de.

İçki, dimağı uyuşturmak suretiyle geçici bir süre sıkıntılarını unutturur insana. Dolayısıyla verdiği zannedilen teselli de zevk de geçici ve sahtedir. Faydasız bir kaçıştır. Asla bir hal çaresi değildir. Hiçbir problemi çözemediği gibi alışkanlık haline geldiğinde yeni problemlere sebep olur.

#46

İçki öyle bir illettir ki, insanın dünyasını da harap eder, ahiretini de.

İçki, dimağı uyuşturmak suretiyle geçici bir süre sıkıntılarını unutturur insana. Dolayısıyla verdiği zannedilen teselli de zevk de geçici ve sahtedir. Faydasız bir kaçıştır. Asla bir hal çaresi değildir. Hiçbir problemi çözemediği gibi alışkanlık haline geldiğinde yeni problemlere sebep olur.

#46

İçki öyle bir illettir ki, insanın dünyasını da harap eder, ahiretini de.

İçki, dimağı uyuşturmak suretiyle geçici bir süre sıkıntılarını unutturur insana. Dolayısıyla verdiği zannedilen teselli de zevk de geçici ve sahtedir. Faydasız bir kaçıştır. Asla bir hal çaresi değildir. Hiçbir problemi çözemediği gibi alışkanlık haline geldiğinde yeni problemlere sebep olur.

#46

İçki öyle bir illettir ki, insanın dünyasını da harap eder, ahiretini de.

İçki, dimağı uyuşturmak suretiyle geçici bir süre sıkıntılarını unutturur insana. Dolayısıyla verdiği zannedilen teselli de zevk de geçici ve sahtedir. Faydasız bir kaçıştır. Asla bir hal çaresi değildir. Hiçbir problemi çözemediği gibi alışkanlık haline geldiğinde yeni problemlere sebep olur.

#46

İçki öyle bir illettir ki, insanın dünyasını da harap eder, ahiretini de.

İçki, dimağı uyuşturmak suretiyle geçici bir süre sıkıntılarını unutturur insana. Dolayısıyla verdiği zannedilen teselli de zevk de geçici ve sahtedir. Faydasız bir kaçıştır. Asla bir hal çaresi değildir. Hiçbir problemi çözemediği gibi alışkanlık haline geldiğinde yeni problemlere sebep olur.

#46

İçki öyle bir illettir ki, insanın dünyasını da harap eder, ahiretini de.

İçki, dimağı uyuşturmak suretiyle geçici bir süre sıkıntılarını unutturur insana. Dolayısıyla verdiği zannedilen teselli de zevk de geçici ve sahtedir. Faydasız bir kaçıştır. Asla bir hal çaresi değildir. Hiçbir problemi çözemediği gibi alışkanlık haline geldiğinde yeni problemlere sebep olur.

#46

İçki öyle bir illettir ki, insanın dünyasını da harap eder, ahiretini de.

İçki, dimağı uyuşturmak suretiyle geçici bir süre sıkıntılarını unutturur insana. Dolayısıyla verdiği zannedilen teselli de zevk de geçici ve sahtedir. Faydasız bir kaçıştır. Asla bir hal çaresi değildir. Hiçbir problemi çözemediği gibi alışkanlık haline geldiğinde yeni problemlere sebep olur.

#47

Bir anlık öfke, insanın dünya ve ahiretini mahvetmeye yeter.

#47

Bir anlık öfke, insanın dünya ve ahiretini mahvetmeye yeter.

#47

Bir anlık öfke, insanın dünya ve ahiretini mahvetmeye yeter.

#47

Bir anlık öfke, insanın dünya ve ahiretini mahvetmeye yeter.

#48

İnsanlar İskender geliyor diye koşuşuyorken, Diyojen yerinden kımıldamadı bile. “Sen ne yapıyorsun, gelenin kim olduğunu biliyor musun?" diye onu tartakladılar. İskender, “Durun, dokunmayın!” dedi. Sonra da, “Görmüyor musun? İskender geliyor, diye insanlar yerlere kapanıyorlar. Sen İskender’i tanımıyor musun?” dedi.

Diyojen: “Tanıyorum. İyi tanıyorum ve sizi de iyi biliyorum” diye cevap verdi.

İskender: “O halde söyle! Kimim ben?”

Diyojen: “Esirimin esirisin” dedi.

İskender sarsıldı. Yerinde duramadı ve atından indi. “Ne demek bu?” dedi.

Diyojen: “Sen, toprak için savaşıp insan öldürüyorsun. Dünya da benim esirim, kölem. Sen de benim köleme köle olmuşsun. Kim kime ayağa kalkacak?”

#48

İnsanlar İskender geliyor diye koşuşuyorken, Diyojen yerinden kımıldamadı bile. “Sen ne yapıyorsun, gelenin kim olduğunu biliyor musun?" diye onu tartakladılar. İskender, “Durun, dokunmayın!” dedi. Sonra da, “Görmüyor musun? İskender geliyor, diye insanlar yerlere kapanıyorlar. Sen İskender’i tanımıyor musun?” dedi.

Diyojen: “Tanıyorum. İyi tanıyorum ve sizi de iyi biliyorum” diye cevap verdi.

İskender: “O halde söyle! Kimim ben?”

Diyojen: “Esirimin esirisin” dedi.

İskender sarsıldı. Yerinde duramadı ve atından indi. “Ne demek bu?” dedi.

Diyojen: “Sen, toprak için savaşıp insan öldürüyorsun. Dünya da benim esirim, kölem. Sen de benim köleme köle olmuşsun. Kim kime ayağa kalkacak?”

#48

İnsanlar İskender geliyor diye koşuşuyorken, Diyojen yerinden kımıldamadı bile. “Sen ne yapıyorsun, gelenin kim olduğunu biliyor musun?" diye onu tartakladılar. İskender, “Durun, dokunmayın!” dedi. Sonra da, “Görmüyor musun? İskender geliyor, diye insanlar yerlere kapanıyorlar. Sen İskender’i tanımıyor musun?” dedi.

Diyojen: “Tanıyorum. İyi tanıyorum ve sizi de iyi biliyorum” diye cevap verdi.

İskender: “O halde söyle! Kimim ben?”

Diyojen: “Esirimin esirisin” dedi.

İskender sarsıldı. Yerinde duramadı ve atından indi. “Ne demek bu?” dedi.

Diyojen: “Sen, toprak için savaşıp insan öldürüyorsun. Dünya da benim esirim, kölem. Sen de benim köleme köle olmuşsun. Kim kime ayağa kalkacak?”

#48

İnsanlar İskender geliyor diye koşuşuyorken, Diyojen yerinden kımıldamadı bile. “Sen ne yapıyorsun, gelenin kim olduğunu biliyor musun?" diye onu tartakladılar. İskender, “Durun, dokunmayın!” dedi. Sonra da, “Görmüyor musun? İskender geliyor, diye insanlar yerlere kapanıyorlar. Sen İskender’i tanımıyor musun?” dedi.

Diyojen: “Tanıyorum. İyi tanıyorum ve sizi de iyi biliyorum” diye cevap verdi.

İskender: “O halde söyle! Kimim ben?”

Diyojen: “Esirimin esirisin” dedi.

İskender sarsıldı. Yerinde duramadı ve atından indi. “Ne demek bu?” dedi.

Diyojen: “Sen, toprak için savaşıp insan öldürüyorsun. Dünya da benim esirim, kölem. Sen de benim köleme köle olmuşsun. Kim kime ayağa kalkacak?”

#48

İnsanlar İskender geliyor diye koşuşuyorken, Diyojen yerinden kımıldamadı bile. “Sen ne yapıyorsun, gelenin kim olduğunu biliyor musun?" diye onu tartakladılar. İskender, “Durun, dokunmayın!” dedi. Sonra da, “Görmüyor musun? İskender geliyor, diye insanlar yerlere kapanıyorlar. Sen İskender’i tanımıyor musun?” dedi.

Diyojen: “Tanıyorum. İyi tanıyorum ve sizi de iyi biliyorum” diye cevap verdi.

İskender: “O halde söyle! Kimim ben?”

Diyojen: “Esirimin esirisin” dedi.

İskender sarsıldı. Yerinde duramadı ve atından indi. “Ne demek bu?” dedi.

Diyojen: “Sen, toprak için savaşıp insan öldürüyorsun. Dünya da benim esirim, kölem. Sen de benim köleme köle olmuşsun. Kim kime ayağa kalkacak?”

#49

Muhammed Baki-Billah Hazretleri lokmasına çok dikkat eder, yemek pişirenin abdestli olmasına, dünya kelamı söylememesini arzular. “Huzur, safa ve ihtiyat sahibi olmayan kimsenin yemekleri feyz kapısını kapatır” buyururlardı.

#49

Muhammed Baki-Billah Hazretleri lokmasına çok dikkat eder, yemek pişirenin abdestli olmasına, dünya kelamı söylememesini arzular. “Huzur, safa ve ihtiyat sahibi olmayan kimsenin yemekleri feyz kapısını kapatır” buyururlardı.

#49

Muhammed Baki-Billah Hazretleri lokmasına çok dikkat eder, yemek pişirenin abdestli olmasına, dünya kelamı söylememesini arzular. “Huzur, safa ve ihtiyat sahibi olmayan kimsenin yemekleri feyz kapısını kapatır” buyururlardı.

#49

Muhammed Baki-Billah Hazretleri lokmasına çok dikkat eder, yemek pişirenin abdestli olmasına, dünya kelamı söylememesini arzular. “Huzur, safa ve ihtiyat sahibi olmayan kimsenin yemekleri feyz kapısını kapatır” buyururlardı.

#49

Muhammed Baki-Billah Hazretleri lokmasına çok dikkat eder, yemek pişirenin abdestli olmasına, dünya kelamı söylememesini arzular. “Huzur, safa ve ihtiyat sahibi olmayan kimsenin yemekleri feyz kapısını kapatır” buyururlardı.

#49

Muhammed Baki-Billah Hazretleri lokmasına çok dikkat eder, yemek pişirenin abdestli olmasına, dünya kelamı söylememesini arzular. “Huzur, safa ve ihtiyat sahibi olmayan kimsenin yemekleri feyz kapısını kapatır” buyururlardı.

#49

Muhammed Baki-Billah Hazretleri lokmasına çok dikkat eder, yemek pişirenin abdestli olmasına, dünya kelamı söylememesini arzular. “Huzur, safa ve ihtiyat sahibi olmayan kimsenin yemekleri feyz kapısını kapatır” buyururlardı.

#49

Muhammed Baki-Billah Hazretleri lokmasına çok dikkat eder, yemek pişirenin abdestli olmasına, dünya kelamı söylememesini arzular. “Huzur, safa ve ihtiyat sahibi olmayan kimsenin yemekleri feyz kapısını kapatır” buyururlardı.

#50

İslam dininin en büyük düşmanı cehalettir.

İlimsiz din olmaz, onun için ilim öğrenmek çok büyük ibadettir, çok büyük sevaptır.

#50

İslam dininin en büyük düşmanı cehalettir.

İlimsiz din olmaz, onun için ilim öğrenmek çok büyük ibadettir, çok büyük sevaptır.

#50

İslam dininin en büyük düşmanı cehalettir.

İlimsiz din olmaz, onun için ilim öğrenmek çok büyük ibadettir, çok büyük sevaptır.

#50

İslam dininin en büyük düşmanı cehalettir.

İlimsiz din olmaz, onun için ilim öğrenmek çok büyük ibadettir, çok büyük sevaptır.

#50

İslam dininin en büyük düşmanı cehalettir.

İlimsiz din olmaz, onun için ilim öğrenmek çok büyük ibadettir, çok büyük sevaptır.

#51

Elmas yontulmadan, insan ise dini eğitim ve terbiye almadan mükemmelliğe ulaşamaz.

 

#51

Elmas yontulmadan, insan ise dini eğitim ve terbiye almadan mükemmelliğe ulaşamaz.

 

#51

Elmas yontulmadan, insan ise dini eğitim ve terbiye almadan mükemmelliğe ulaşamaz.

 

#52

En akıllı kişi üniversite sınavında en iyi derece yapan kişi değil, Allah’a karşı sorumluluklarını gerçekleştiren kişidir. Hayatın sadece bu dünya ile sınırlı olmadığını, ölüm sonrası da bir hayatın olduğunu kavrayabilen kişidir.

 

#52

En akıllı kişi üniversite sınavında en iyi derece yapan kişi değil, Allah’a karşı sorumluluklarını gerçekleştiren kişidir. Hayatın sadece bu dünya ile sınırlı olmadığını, ölüm sonrası da bir hayatın olduğunu kavrayabilen kişidir.

 

#52

En akıllı kişi üniversite sınavında en iyi derece yapan kişi değil, Allah’a karşı sorumluluklarını gerçekleştiren kişidir. Hayatın sadece bu dünya ile sınırlı olmadığını, ölüm sonrası da bir hayatın olduğunu kavrayabilen kişidir.

 

#52

En akıllı kişi üniversite sınavında en iyi derece yapan kişi değil, Allah’a karşı sorumluluklarını gerçekleştiren kişidir. Hayatın sadece bu dünya ile sınırlı olmadığını, ölüm sonrası da bir hayatın olduğunu kavrayabilen kişidir.

 

#53

Ebu Hûreyre’ye soruldu:

Takva nedir?

“Siz hiç dikenli yoldan geçtiniz mi?” dedi. Onlar da “Evet geçtik” dediler.

O da “O halde oradan geçerken ne yaptınız?” Onlar: “Dikenlerden sakındık” dediler.

#53

Ebu Hûreyre’ye soruldu:

Takva nedir?

“Siz hiç dikenli yoldan geçtiniz mi?” dedi. Onlar da “Evet geçtik” dediler.

O da “O halde oradan geçerken ne yaptınız?” Onlar: “Dikenlerden sakındık” dediler.

#53

Ebu Hûreyre’ye soruldu:

Takva nedir?

“Siz hiç dikenli yoldan geçtiniz mi?” dedi. Onlar da “Evet geçtik” dediler.

O da “O halde oradan geçerken ne yaptınız?” Onlar: “Dikenlerden sakındık” dediler.

#53

Ebu Hûreyre’ye soruldu:

Takva nedir?

“Siz hiç dikenli yoldan geçtiniz mi?” dedi. Onlar da “Evet geçtik” dediler.

O da “O halde oradan geçerken ne yaptınız?” Onlar: “Dikenlerden sakındık” dediler.

#54

Nemrut, hazırlattığı devasa odun yığınında Hz. İbrahim’i (a.s.) ateşe attırır; tam o sırada minnacık bir serçe belirir, ateşin üstünde gagasındaki bir damla suyu alevlerin üzerine bırakır.

Serçeye sorarlar:

“Be hey gafil, bir damlacık su koskoca ateşe ne yapar ki?”

Serçe cevap verir:

“Bir şey yapmayacağını ben de biliyorum ama hiç değilse tarafım bilinsin istedim.”

#54

Nemrut, hazırlattığı devasa odun yığınında Hz. İbrahim’i (a.s.) ateşe attırır; tam o sırada minnacık bir serçe belirir, ateşin üstünde gagasındaki bir damla suyu alevlerin üzerine bırakır.

Serçeye sorarlar:

“Be hey gafil, bir damlacık su koskoca ateşe ne yapar ki?”

Serçe cevap verir:

“Bir şey yapmayacağını ben de biliyorum ama hiç değilse tarafım bilinsin istedim.”

#54

Nemrut, hazırlattığı devasa odun yığınında Hz. İbrahim’i (a.s.) ateşe attırır; tam o sırada minnacık bir serçe belirir, ateşin üstünde gagasındaki bir damla suyu alevlerin üzerine bırakır.

Serçeye sorarlar:

“Be hey gafil, bir damlacık su koskoca ateşe ne yapar ki?”

Serçe cevap verir:

“Bir şey yapmayacağını ben de biliyorum ama hiç değilse tarafım bilinsin istedim.”

#54

Nemrut, hazırlattığı devasa odun yığınında Hz. İbrahim’i (a.s.) ateşe attırır; tam o sırada minnacık bir serçe belirir, ateşin üstünde gagasındaki bir damla suyu alevlerin üzerine bırakır.

Serçeye sorarlar:

“Be hey gafil, bir damlacık su koskoca ateşe ne yapar ki?”

Serçe cevap verir:

“Bir şey yapmayacağını ben de biliyorum ama hiç değilse tarafım bilinsin istedim.”

#54

Nemrut, hazırlattığı devasa odun yığınında Hz. İbrahim’i (a.s.) ateşe attırır; tam o sırada minnacık bir serçe belirir, ateşin üstünde gagasındaki bir damla suyu alevlerin üzerine bırakır.

Serçeye sorarlar:

“Be hey gafil, bir damlacık su koskoca ateşe ne yapar ki?”

Serçe cevap verir:

“Bir şey yapmayacağını ben de biliyorum ama hiç değilse tarafım bilinsin istedim.”

#54

Nemrut, hazırlattığı devasa odun yığınında Hz. İbrahim’i (a.s.) ateşe attırır; tam o sırada minnacık bir serçe belirir, ateşin üstünde gagasındaki bir damla suyu alevlerin üzerine bırakır.

Serçeye sorarlar:

“Be hey gafil, bir damlacık su koskoca ateşe ne yapar ki?”

Serçe cevap verir:

“Bir şey yapmayacağını ben de biliyorum ama hiç değilse tarafım bilinsin istedim.”

#55

Abdülkadir Geylani Hazretleri çölde çok susamış bir halde seyahat ederken, önce kendisini gölgeleyen bir bulut ortaya çıkmış sonra da ufuğu kaplayan bir ışık görünmüştü. Bunun ardından: “Ben senin Rabbinim! Başkasına haram şeyleri sana helal eyledim.” şeklinde bir ses duyulmuş.

Geylani Hazretleri: “Defol hey lanetli!” deyince, o şeytani ışık derhal dumana ve karanlığa bürünerek şöyle seslenmiş: “Ey Abdülkadir! Üstün ilmin ve güçlü mertebenle tuzağımdan kurtuldun. Ben bu şekilde yetmiş büyük sufiyi yoldan çıkarmışımdır” dedi.

#55

Abdülkadir Geylani Hazretleri çölde çok susamış bir halde seyahat ederken, önce kendisini gölgeleyen bir bulut ortaya çıkmış sonra da ufuğu kaplayan bir ışık görünmüştü. Bunun ardından: “Ben senin Rabbinim! Başkasına haram şeyleri sana helal eyledim.” şeklinde bir ses duyulmuş.

Geylani Hazretleri: “Defol hey lanetli!” deyince, o şeytani ışık derhal dumana ve karanlığa bürünerek şöyle seslenmiş: “Ey Abdülkadir! Üstün ilmin ve güçlü mertebenle tuzağımdan kurtuldun. Ben bu şekilde yetmiş büyük sufiyi yoldan çıkarmışımdır” dedi.

#55

Abdülkadir Geylani Hazretleri çölde çok susamış bir halde seyahat ederken, önce kendisini gölgeleyen bir bulut ortaya çıkmış sonra da ufuğu kaplayan bir ışık görünmüştü. Bunun ardından: “Ben senin Rabbinim! Başkasına haram şeyleri sana helal eyledim.” şeklinde bir ses duyulmuş.

Geylani Hazretleri: “Defol hey lanetli!” deyince, o şeytani ışık derhal dumana ve karanlığa bürünerek şöyle seslenmiş: “Ey Abdülkadir! Üstün ilmin ve güçlü mertebenle tuzağımdan kurtuldun. Ben bu şekilde yetmiş büyük sufiyi yoldan çıkarmışımdır” dedi.

#55

Abdülkadir Geylani Hazretleri çölde çok susamış bir halde seyahat ederken, önce kendisini gölgeleyen bir bulut ortaya çıkmış sonra da ufuğu kaplayan bir ışık görünmüştü. Bunun ardından: “Ben senin Rabbinim! Başkasına haram şeyleri sana helal eyledim.” şeklinde bir ses duyulmuş.

Geylani Hazretleri: “Defol hey lanetli!” deyince, o şeytani ışık derhal dumana ve karanlığa bürünerek şöyle seslenmiş: “Ey Abdülkadir! Üstün ilmin ve güçlü mertebenle tuzağımdan kurtuldun. Ben bu şekilde yetmiş büyük sufiyi yoldan çıkarmışımdır” dedi.

#56

Çok konuşmayın, herkesin gözünden düşersiniz.

Hz. Ali r.a.

 

İnsan dilini tutup konuşmadıkça, ayıbı da hüneri de gizli kalır.

Sadî 

#56

Çok konuşmayın, herkesin gözünden düşersiniz.

Hz. Ali r.a.

 

İnsan dilini tutup konuşmadıkça, ayıbı da hüneri de gizli kalır.

Sadî 

#56

Çok konuşmayın, herkesin gözünden düşersiniz.

Hz. Ali r.a.

 

İnsan dilini tutup konuşmadıkça, ayıbı da hüneri de gizli kalır.

Sadî 

#56

Çok konuşmayın, herkesin gözünden düşersiniz.

Hz. Ali r.a.

 

İnsan dilini tutup konuşmadıkça, ayıbı da hüneri de gizli kalır.

Sadî 

#56

Çok konuşmayın, herkesin gözünden düşersiniz.

Hz. Ali r.a.

 

İnsan dilini tutup konuşmadıkça, ayıbı da hüneri de gizli kalır.

Sadî 

#57

Bizim için Kur’an-ı Kerim ve sünnetin dışında bir yol bir usul yoktur.

Ey Allah’ın kulları dünyaya düşkün olmayın. Haram ve şüpheli şeylerden çok sakının. Allah’ı her zaman ve her yerde çok zikredin.

#57

Bizim için Kur’an-ı Kerim ve sünnetin dışında bir yol bir usul yoktur.

Ey Allah’ın kulları dünyaya düşkün olmayın. Haram ve şüpheli şeylerden çok sakının. Allah’ı her zaman ve her yerde çok zikredin.

#57

Bizim için Kur’an-ı Kerim ve sünnetin dışında bir yol bir usul yoktur.

Ey Allah’ın kulları dünyaya düşkün olmayın. Haram ve şüpheli şeylerden çok sakının. Allah’ı her zaman ve her yerde çok zikredin.

#57

Bizim için Kur’an-ı Kerim ve sünnetin dışında bir yol bir usul yoktur.

Ey Allah’ın kulları dünyaya düşkün olmayın. Haram ve şüpheli şeylerden çok sakının. Allah’ı her zaman ve her yerde çok zikredin.

#57

Bizim için Kur’an-ı Kerim ve sünnetin dışında bir yol bir usul yoktur.

Ey Allah’ın kulları dünyaya düşkün olmayın. Haram ve şüpheli şeylerden çok sakının. Allah’ı her zaman ve her yerde çok zikredin.

#57

Bizim için Kur’an-ı Kerim ve sünnetin dışında bir yol bir usul yoktur.

Ey Allah’ın kulları dünyaya düşkün olmayın. Haram ve şüpheli şeylerden çok sakının. Allah’ı her zaman ve her yerde çok zikredin.

#58

Arzularını yerine getirmekle âzâlarını memnun eden kimse, kalbinde nedamet ağacı dikmiş olur.

Ebû Yahya el-Varak

#58

Arzularını yerine getirmekle âzâlarını memnun eden kimse, kalbinde nedamet ağacı dikmiş olur.

Ebû Yahya el-Varak

#58

Arzularını yerine getirmekle âzâlarını memnun eden kimse, kalbinde nedamet ağacı dikmiş olur.

Ebû Yahya el-Varak

#58

Arzularını yerine getirmekle âzâlarını memnun eden kimse, kalbinde nedamet ağacı dikmiş olur.

Ebû Yahya el-Varak

#59

Bedenini en leziz gıdalarla beslerken ruhunu neden manevi gıdalardan yoksun (aç) bırakırsın a gafil!

#59

Bedenini en leziz gıdalarla beslerken ruhunu neden manevi gıdalardan yoksun (aç) bırakırsın a gafil!

#59

Bedenini en leziz gıdalarla beslerken ruhunu neden manevi gıdalardan yoksun (aç) bırakırsın a gafil!

#60

Cennet ucuz değil, cehennemde lüzumsuz değil.

#60

Cennet ucuz değil, cehennemde lüzumsuz değil.

#61

Nasihat, dünyanın en pahalı hazineleri kadar kıymetli olduğu halde, ekseriya pek ucuza satılır.

Hz. Ali r.a.

#61

Nasihat, dünyanın en pahalı hazineleri kadar kıymetli olduğu halde, ekseriya pek ucuza satılır.

Hz. Ali r.a.

#61

Nasihat, dünyanın en pahalı hazineleri kadar kıymetli olduğu halde, ekseriya pek ucuza satılır.

Hz. Ali r.a.

#62

İyiliğe karşı kötülük eden adamın evinden sefalet hiç eksik olmaz.

Hz. Süleyman a.s.

#62

İyiliğe karşı kötülük eden adamın evinden sefalet hiç eksik olmaz.

Hz. Süleyman a.s.

#62

İyiliğe karşı kötülük eden adamın evinden sefalet hiç eksik olmaz.

Hz. Süleyman a.s.

#62

İyiliğe karşı kötülük eden adamın evinden sefalet hiç eksik olmaz.

Hz. Süleyman a.s.

#63

Kanaatkârlık, fakiri zengin, tamahkârlık ise zengini fakir yapar.

#63

Kanaatkârlık, fakiri zengin, tamahkârlık ise zengini fakir yapar.

#64

Kaybedilen para bir şey değildir, ama kaybedilen namus çok şeydir.

Alfred Krupp

#64

Kaybedilen para bir şey değildir, ama kaybedilen namus çok şeydir.

Alfred Krupp

#64

Kaybedilen para bir şey değildir, ama kaybedilen namus çok şeydir.

Alfred Krupp

#65

Dünyanın merkezi (arzı) cehennemin çekirdeğidir. Dünyaya gönül vermek ise cehenneme talip olmaktır.

#65

Dünyanın merkezi (arzı) cehennemin çekirdeğidir. Dünyaya gönül vermek ise cehenneme talip olmaktır.

#65

Dünyanın merkezi (arzı) cehennemin çekirdeğidir. Dünyaya gönül vermek ise cehenneme talip olmaktır.

#66

Namazı terk edip, zamanının çoğunu televizyon karşısında geçiren kimsenin mabudu dünya olmuştur artık.

#66

Namazı terk edip, zamanının çoğunu televizyon karşısında geçiren kimsenin mabudu dünya olmuştur artık.

#66

Namazı terk edip, zamanının çoğunu televizyon karşısında geçiren kimsenin mabudu dünya olmuştur artık.

#66

Namazı terk edip, zamanının çoğunu televizyon karşısında geçiren kimsenin mabudu dünya olmuştur artık.

#67

Kul’dan şükür kesilmediği sürece, Allah-ü Teâlâ’dan nimeti arttırmak asla kesilmez.

Hz. Ali (r.a.)

#67

Kul’dan şükür kesilmediği sürece, Allah-ü Teâlâ’dan nimeti arttırmak asla kesilmez.

Hz. Ali (r.a.)

#67

Kul’dan şükür kesilmediği sürece, Allah-ü Teâlâ’dan nimeti arttırmak asla kesilmez.

Hz. Ali (r.a.)

#68

Hz. Davut (a.s.) bir gün dedi ki;

Ya Rabbi! Üzerimdeki nimetlerin en düşüğünü bana bildir.

Allah-u Teâlâ vahyetti.

Ey Davut nefes al! Davut (a.s.) nefes aldı. Cenab-ı Hakk;

İşte! buyurdu, sana verdiğim nimetlerin en küçüğü.

 

#68

Hz. Davut (a.s.) bir gün dedi ki;

Ya Rabbi! Üzerimdeki nimetlerin en düşüğünü bana bildir.

Allah-u Teâlâ vahyetti.

Ey Davut nefes al! Davut (a.s.) nefes aldı. Cenab-ı Hakk;

İşte! buyurdu, sana verdiğim nimetlerin en küçüğü.

 

#68

Hz. Davut (a.s.) bir gün dedi ki;

Ya Rabbi! Üzerimdeki nimetlerin en düşüğünü bana bildir.

Allah-u Teâlâ vahyetti.

Ey Davut nefes al! Davut (a.s.) nefes aldı. Cenab-ı Hakk;

İşte! buyurdu, sana verdiğim nimetlerin en küçüğü.

 

#68

Hz. Davut (a.s.) bir gün dedi ki;

Ya Rabbi! Üzerimdeki nimetlerin en düşüğünü bana bildir.

Allah-u Teâlâ vahyetti.

Ey Davut nefes al! Davut (a.s.) nefes aldı. Cenab-ı Hakk;

İşte! buyurdu, sana verdiğim nimetlerin en küçüğü.

 

#69

Mürüvvet, nefsi her çeşit kirlerden ve insanlar yanında ayıp olan şeylerden korumak, insanlara insafla muamele etmektir. Daha fazlasını yapan, faziletini arttırmış olur.

Seriyyü’s Sakati

#69

Mürüvvet, nefsi her çeşit kirlerden ve insanlar yanında ayıp olan şeylerden korumak, insanlara insafla muamele etmektir. Daha fazlasını yapan, faziletini arttırmış olur.

Seriyyü’s Sakati

#69

Mürüvvet, nefsi her çeşit kirlerden ve insanlar yanında ayıp olan şeylerden korumak, insanlara insafla muamele etmektir. Daha fazlasını yapan, faziletini arttırmış olur.

Seriyyü’s Sakati

#69

Mürüvvet, nefsi her çeşit kirlerden ve insanlar yanında ayıp olan şeylerden korumak, insanlara insafla muamele etmektir. Daha fazlasını yapan, faziletini arttırmış olur.

Seriyyü’s Sakati

#70

Mümine hürmet, Kâbe’ye hürmetten önce gelir.

#70

Mümine hürmet, Kâbe’ye hürmetten önce gelir.

#71

Ömür, su gibi akar gider. Ta ki son menzile (cennet veya cehenneme) varana dek.

#71

Ömür, su gibi akar gider. Ta ki son menzile (cennet veya cehenneme) varana dek.

#71

Ömür, su gibi akar gider. Ta ki son menzile (cennet veya cehenneme) varana dek.

#71

Ömür, su gibi akar gider. Ta ki son menzile (cennet veya cehenneme) varana dek.

#72

Gıybetimizin yapılması bizi çok üzer, değil mi?

Öyleyse, bizim yaptığımız gıybetlerin başkalarını da çok üzeceğini neden hiç düşünmeyiz?

Gıybetin ne derece kötü bir fiil olduğunu ancak başımıza geldiğinde anlarız.

#72

Gıybetimizin yapılması bizi çok üzer, değil mi?

Öyleyse, bizim yaptığımız gıybetlerin başkalarını da çok üzeceğini neden hiç düşünmeyiz?

Gıybetin ne derece kötü bir fiil olduğunu ancak başımıza geldiğinde anlarız.

#72

Gıybetimizin yapılması bizi çok üzer, değil mi?

Öyleyse, bizim yaptığımız gıybetlerin başkalarını da çok üzeceğini neden hiç düşünmeyiz?

Gıybetin ne derece kötü bir fiil olduğunu ancak başımıza geldiğinde anlarız.

#73

Azrail (a.s) hiç kimseyi Allah-ü Teâlâ’nın o kulu için takdir ettiği ecel vaktinden önce ziyaret etmez. Öyleyse hiç kimse için erken öldü, vakitsiz öldü demeyin.

#73

Azrail (a.s) hiç kimseyi Allah-ü Teâlâ’nın o kulu için takdir ettiği ecel vaktinden önce ziyaret etmez. Öyleyse hiç kimse için erken öldü, vakitsiz öldü demeyin.

#73

Azrail (a.s) hiç kimseyi Allah-ü Teâlâ’nın o kulu için takdir ettiği ecel vaktinden önce ziyaret etmez. Öyleyse hiç kimse için erken öldü, vakitsiz öldü demeyin.

#73

Azrail (a.s) hiç kimseyi Allah-ü Teâlâ’nın o kulu için takdir ettiği ecel vaktinden önce ziyaret etmez. Öyleyse hiç kimse için erken öldü, vakitsiz öldü demeyin.

#74

Kula ihtiyacı bildirmek, aciz ve muhtaç bir varlıktan yardım istemektir.

#74

Kula ihtiyacı bildirmek, aciz ve muhtaç bir varlıktan yardım istemektir.

#74

Kula ihtiyacı bildirmek, aciz ve muhtaç bir varlıktan yardım istemektir.

#75

Cennete girmenin koşulu, dünyada takva üzere yaşamaktır.

#75

Cennete girmenin koşulu, dünyada takva üzere yaşamaktır.

#76

Senin gönderdiğin mektubu annen, baban, eşin, çocukların aldıkları andan itibaren birkaç gün okumasalar bir kenara koysalar, gücenip darılırsın onlara değil mi?

Pekala, Rabbin seni gördüğü halde ondan gelen ilahi mektubu (Kur-an’ı Kerim’i) hiç eline alıp okumazsın. Sen ne utanmaz bir mahlûksun öyle.

 

#76

Senin gönderdiğin mektubu annen, baban, eşin, çocukların aldıkları andan itibaren birkaç gün okumasalar bir kenara koysalar, gücenip darılırsın onlara değil mi?

Pekala, Rabbin seni gördüğü halde ondan gelen ilahi mektubu (Kur-an’ı Kerim’i) hiç eline alıp okumazsın. Sen ne utanmaz bir mahlûksun öyle.

 

#76

Senin gönderdiğin mektubu annen, baban, eşin, çocukların aldıkları andan itibaren birkaç gün okumasalar bir kenara koysalar, gücenip darılırsın onlara değil mi?

Pekala, Rabbin seni gördüğü halde ondan gelen ilahi mektubu (Kur-an’ı Kerim’i) hiç eline alıp okumazsın. Sen ne utanmaz bir mahlûksun öyle.

 

#76

Senin gönderdiğin mektubu annen, baban, eşin, çocukların aldıkları andan itibaren birkaç gün okumasalar bir kenara koysalar, gücenip darılırsın onlara değil mi?

Pekala, Rabbin seni gördüğü halde ondan gelen ilahi mektubu (Kur-an’ı Kerim’i) hiç eline alıp okumazsın. Sen ne utanmaz bir mahlûksun öyle.

 

#76

Senin gönderdiğin mektubu annen, baban, eşin, çocukların aldıkları andan itibaren birkaç gün okumasalar bir kenara koysalar, gücenip darılırsın onlara değil mi?

Pekala, Rabbin seni gördüğü halde ondan gelen ilahi mektubu (Kur-an’ı Kerim’i) hiç eline alıp okumazsın. Sen ne utanmaz bir mahlûksun öyle.

 

#77

İnsanlara teşekkür etmeyen Allaha şükretmiş olamaz.

#77

İnsanlara teşekkür etmeyen Allaha şükretmiş olamaz.

#78

Nefsine uyan kimse, cennetten vazgeçip cehennemi tercih etmiş demektir.

#78

Nefsine uyan kimse, cennetten vazgeçip cehennemi tercih etmiş demektir.

#78

Nefsine uyan kimse, cennetten vazgeçip cehennemi tercih etmiş demektir.

#79

Dünyayı elde eden, huzurunu kaybeder.

#79

Dünyayı elde eden, huzurunu kaybeder.

#80

Hz. Hasan (r.a.)’a birisi: “İnsanlar senin gururlu ve kibirli olduğunu söylüyor,” dediğinde “Ben de gördüğünüz bu hal gurur, kibir değil, izzettir,” demiştir.

#80

Hz. Hasan (r.a.)’a birisi: “İnsanlar senin gururlu ve kibirli olduğunu söylüyor,” dediğinde “Ben de gördüğünüz bu hal gurur, kibir değil, izzettir,” demiştir.

#80

Hz. Hasan (r.a.)’a birisi: “İnsanlar senin gururlu ve kibirli olduğunu söylüyor,” dediğinde “Ben de gördüğünüz bu hal gurur, kibir değil, izzettir,” demiştir.

#80

Hz. Hasan (r.a.)’a birisi: “İnsanlar senin gururlu ve kibirli olduğunu söylüyor,” dediğinde “Ben de gördüğünüz bu hal gurur, kibir değil, izzettir,” demiştir.

#82

Mürüvvet, kişinin Allah ve kulları yanında kınanmasına sebep olacak şeyleri terk etmektir.

Hasan-ı Basri 

#82

Mürüvvet, kişinin Allah ve kulları yanında kınanmasına sebep olacak şeyleri terk etmektir.

Hasan-ı Basri 

#82

Mürüvvet, kişinin Allah ve kulları yanında kınanmasına sebep olacak şeyleri terk etmektir.

Hasan-ı Basri 

#82

Mürüvvet, kişinin Allah ve kulları yanında kınanmasına sebep olacak şeyleri terk etmektir.

Hasan-ı Basri 

#81

Mal sahibi, mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi, mal da yalan, mülk de yalan var biraz da sen oyalan.

#81

Mal sahibi, mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi, mal da yalan, mülk de yalan var biraz da sen oyalan.

#81

Mal sahibi, mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi, mal da yalan, mülk de yalan var biraz da sen oyalan.

#81

Mal sahibi, mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi, mal da yalan, mülk de yalan var biraz da sen oyalan.

#83

Şüphesiz Allah-ü Teâlâ dilediğine dilediği kadar nimet verir. Şükredilmediği zaman ise verdiği nimetleri bu kişiler aleyhine azaba dönüştürür.

#83

Şüphesiz Allah-ü Teâlâ dilediğine dilediği kadar nimet verir. Şükredilmediği zaman ise verdiği nimetleri bu kişiler aleyhine azaba dönüştürür.

#83

Şüphesiz Allah-ü Teâlâ dilediğine dilediği kadar nimet verir. Şükredilmediği zaman ise verdiği nimetleri bu kişiler aleyhine azaba dönüştürür.

#83

Şüphesiz Allah-ü Teâlâ dilediğine dilediği kadar nimet verir. Şükredilmediği zaman ise verdiği nimetleri bu kişiler aleyhine azaba dönüştürür.

#84

Gül dikensiz olmaz.

Sevgili de kusursuz olmaz.

#84

Gül dikensiz olmaz.

Sevgili de kusursuz olmaz.

#84

Gül dikensiz olmaz.

Sevgili de kusursuz olmaz.

#84

Gül dikensiz olmaz.

Sevgili de kusursuz olmaz.

#85

İnsanoğlunun başına gelen en büyük felaketler, en çok sahip olmayı arzuladığı servetten ve şöhretten gelir.

#85

İnsanoğlunun başına gelen en büyük felaketler, en çok sahip olmayı arzuladığı servetten ve şöhretten gelir.

#85

İnsanoğlunun başına gelen en büyük felaketler, en çok sahip olmayı arzuladığı servetten ve şöhretten gelir.

#85

İnsanoğlunun başına gelen en büyük felaketler, en çok sahip olmayı arzuladığı servetten ve şöhretten gelir.

#86

Nefsin en sevdiği, kalbin ise en nefret ettiği huy kibirdir.

İnsan fıtratı, kibirli olanlardan hoşlanmaz, mütevazı olanlara ise hürmet ve muhabbet besler.

#86

Nefsin en sevdiği, kalbin ise en nefret ettiği huy kibirdir.

İnsan fıtratı, kibirli olanlardan hoşlanmaz, mütevazı olanlara ise hürmet ve muhabbet besler.

#86

Nefsin en sevdiği, kalbin ise en nefret ettiği huy kibirdir.

İnsan fıtratı, kibirli olanlardan hoşlanmaz, mütevazı olanlara ise hürmet ve muhabbet besler.

#86

Nefsin en sevdiği, kalbin ise en nefret ettiği huy kibirdir.

İnsan fıtratı, kibirli olanlardan hoşlanmaz, mütevazı olanlara ise hürmet ve muhabbet besler.

#86

Nefsin en sevdiği, kalbin ise en nefret ettiği huy kibirdir.

İnsan fıtratı, kibirli olanlardan hoşlanmaz, mütevazı olanlara ise hürmet ve muhabbet besler.

#86

Nefsin en sevdiği, kalbin ise en nefret ettiği huy kibirdir.

İnsan fıtratı, kibirli olanlardan hoşlanmaz, mütevazı olanlara ise hürmet ve muhabbet besler.

#87

Ahmed bin Hadraveyh Hz.leri buyurdu ki: "Yoksullara hizmet eden, şu üç şeyle mükâfatlandırılır. Tevâzu, edep güzelliği, cömertlik."

#87

Ahmed bin Hadraveyh Hz.leri buyurdu ki: "Yoksullara hizmet eden, şu üç şeyle mükâfatlandırılır. Tevâzu, edep güzelliği, cömertlik."

#87

Ahmed bin Hadraveyh Hz.leri buyurdu ki: "Yoksullara hizmet eden, şu üç şeyle mükâfatlandırılır. Tevâzu, edep güzelliği, cömertlik."

#88

İnsanların çoğu ellerindeki ile yetinmeyip daha fazlasını istedikleri için, durmadan çalışır, kendilerine ve sevdiklerine vakit ayırmazlar. Sahip olduklarının sefasını sürmeden, arkalarından yarım kalmış işler, yarım kalmış hayaller ve yarım kalmış bir hayat bırakarak bu dünyadan göçüp giderler.

#88

İnsanların çoğu ellerindeki ile yetinmeyip daha fazlasını istedikleri için, durmadan çalışır, kendilerine ve sevdiklerine vakit ayırmazlar. Sahip olduklarının sefasını sürmeden, arkalarından yarım kalmış işler, yarım kalmış hayaller ve yarım kalmış bir hayat bırakarak bu dünyadan göçüp giderler.

#88

İnsanların çoğu ellerindeki ile yetinmeyip daha fazlasını istedikleri için, durmadan çalışır, kendilerine ve sevdiklerine vakit ayırmazlar. Sahip olduklarının sefasını sürmeden, arkalarından yarım kalmış işler, yarım kalmış hayaller ve yarım kalmış bir hayat bırakarak bu dünyadan göçüp giderler.

#88

İnsanların çoğu ellerindeki ile yetinmeyip daha fazlasını istedikleri için, durmadan çalışır, kendilerine ve sevdiklerine vakit ayırmazlar. Sahip olduklarının sefasını sürmeden, arkalarından yarım kalmış işler, yarım kalmış hayaller ve yarım kalmış bir hayat bırakarak bu dünyadan göçüp giderler.

#89

Mü’minin nazarı öyledir ki dünyadaki zevkü sefaya bakar arkasında cehennemi görür, meşakkat ve hizmete bakar, arkasında cenneti görür.

Abdülaziz Bekkine

#89

Mü’minin nazarı öyledir ki dünyadaki zevkü sefaya bakar arkasında cehennemi görür, meşakkat ve hizmete bakar, arkasında cenneti görür.

Abdülaziz Bekkine

#89

Mü’minin nazarı öyledir ki dünyadaki zevkü sefaya bakar arkasında cehennemi görür, meşakkat ve hizmete bakar, arkasında cenneti görür.

Abdülaziz Bekkine

#89

Mü’minin nazarı öyledir ki dünyadaki zevkü sefaya bakar arkasında cehennemi görür, meşakkat ve hizmete bakar, arkasında cenneti görür.

Abdülaziz Bekkine

#90

Hoşlanmadığına sabretmedikçe, hoşlandığını elde edemezsin.

Hz. İsa a.s.

#90

Hoşlanmadığına sabretmedikçe, hoşlandığını elde edemezsin.

Hz. İsa a.s.

#90

Hoşlanmadığına sabretmedikçe, hoşlandığını elde edemezsin.

Hz. İsa a.s.

#92

Musibetlere tahammül edememek, en büyük müsibettir.

Bias 

#92

Musibetlere tahammül edememek, en büyük müsibettir.

Bias 

#92

Musibetlere tahammül edememek, en büyük müsibettir.

Bias 

#92

Musibetlere tahammül edememek, en büyük müsibettir.

Bias 

#91

Mü’minin kuvveti kalbindedir, kâfir ve münafığın kuvveti ise elindedir.

Ömer bin Abdülaziz r.a.

#91

Mü’minin kuvveti kalbindedir, kâfir ve münafığın kuvveti ise elindedir.

Ömer bin Abdülaziz r.a.

#91

Mü’minin kuvveti kalbindedir, kâfir ve münafığın kuvveti ise elindedir.

Ömer bin Abdülaziz r.a.

#91

Mü’minin kuvveti kalbindedir, kâfir ve münafığın kuvveti ise elindedir.

Ömer bin Abdülaziz r.a.

#93

Suyun fazlası bitkiyi öldürdüğü gibi, yiyeceğin fazlası da duyguları öldürür.

Hz. İsa a.s.

#93

Suyun fazlası bitkiyi öldürdüğü gibi, yiyeceğin fazlası da duyguları öldürür.

Hz. İsa a.s.

#93

Suyun fazlası bitkiyi öldürdüğü gibi, yiyeceğin fazlası da duyguları öldürür.

Hz. İsa a.s.

#93

Suyun fazlası bitkiyi öldürdüğü gibi, yiyeceğin fazlası da duyguları öldürür.

Hz. İsa a.s.

#94

İlim, sahili olmayan bir denizdir.

Çok şey bildiğini zanneden kimse ise en büyük cahildir.

#94

İlim, sahili olmayan bir denizdir.

Çok şey bildiğini zanneden kimse ise en büyük cahildir.

#94

İlim, sahili olmayan bir denizdir.

Çok şey bildiğini zanneden kimse ise en büyük cahildir.

#95

Bir anlık öfke her şeyi yok eder.
L. Glein

Öfke gelince akıl uçup gider.
Lessing

Hiddet ekilen yerden pişmanlık biçilir.
Alessandro Manzoni

Bütün kötülüklerin anahtarı hiddettir.
Cafer bin Muhammed

#95

Bir anlık öfke her şeyi yok eder.
L. Glein

Öfke gelince akıl uçup gider.
Lessing

Hiddet ekilen yerden pişmanlık biçilir.
Alessandro Manzoni

Bütün kötülüklerin anahtarı hiddettir.
Cafer bin Muhammed

#95

Bir anlık öfke her şeyi yok eder.
L. Glein

Öfke gelince akıl uçup gider.
Lessing

Hiddet ekilen yerden pişmanlık biçilir.
Alessandro Manzoni

Bütün kötülüklerin anahtarı hiddettir.
Cafer bin Muhammed

#95

Bir anlık öfke her şeyi yok eder.
L. Glein

Öfke gelince akıl uçup gider.
Lessing

Hiddet ekilen yerden pişmanlık biçilir.
Alessandro Manzoni

Bütün kötülüklerin anahtarı hiddettir.
Cafer bin Muhammed

#95

Bir anlık öfke her şeyi yok eder.
L. Glein

Öfke gelince akıl uçup gider.
Lessing

Hiddet ekilen yerden pişmanlık biçilir.
Alessandro Manzoni

Bütün kötülüklerin anahtarı hiddettir.
Cafer bin Muhammed

#95

Bir anlık öfke her şeyi yok eder.
L. Glein

Öfke gelince akıl uçup gider.
Lessing

Hiddet ekilen yerden pişmanlık biçilir.
Alessandro Manzoni

Bütün kötülüklerin anahtarı hiddettir.
Cafer bin Muhammed

#95

Bir anlık öfke her şeyi yok eder.
L. Glein

Öfke gelince akıl uçup gider.
Lessing

Hiddet ekilen yerden pişmanlık biçilir.
Alessandro Manzoni

Bütün kötülüklerin anahtarı hiddettir.
Cafer bin Muhammed

#96

Musibetlerin iyi bir tarafı varsa o da bize, gerçek dostlarımızın kimler olduğunu öğretmesidir.

Balzac

#96

Musibetlerin iyi bir tarafı varsa o da bize, gerçek dostlarımızın kimler olduğunu öğretmesidir.

Balzac

#96

Musibetlerin iyi bir tarafı varsa o da bize, gerçek dostlarımızın kimler olduğunu öğretmesidir.

Balzac

#99

Şehvetine düşkün olan kimse, dünya ve ahirette zelil olmaya hazır olsun.

Vehb bin el-Verd

#99

Şehvetine düşkün olan kimse, dünya ve ahirette zelil olmaya hazır olsun.

Vehb bin el-Verd

#99

Şehvetine düşkün olan kimse, dünya ve ahirette zelil olmaya hazır olsun.

Vehb bin el-Verd

#97

Asıl musibet ve muzır musibet, dine gelen musibettir. Musibet-i diniyeden her vakit dergâh-ı İlâhiye’ye iltica edip feryâd etmek gerekir.

Bediüzzaman Said-i Nursi

#97

Asıl musibet ve muzır musibet, dine gelen musibettir. Musibet-i diniyeden her vakit dergâh-ı İlâhiye’ye iltica edip feryâd etmek gerekir.

Bediüzzaman Said-i Nursi

#97

Asıl musibet ve muzır musibet, dine gelen musibettir. Musibet-i diniyeden her vakit dergâh-ı İlâhiye’ye iltica edip feryâd etmek gerekir.

Bediüzzaman Said-i Nursi

#97

Asıl musibet ve muzır musibet, dine gelen musibettir. Musibet-i diniyeden her vakit dergâh-ı İlâhiye’ye iltica edip feryâd etmek gerekir.

Bediüzzaman Said-i Nursi

#97

Asıl musibet ve muzır musibet, dine gelen musibettir. Musibet-i diniyeden her vakit dergâh-ı İlâhiye’ye iltica edip feryâd etmek gerekir.

Bediüzzaman Said-i Nursi

#97

Asıl musibet ve muzır musibet, dine gelen musibettir. Musibet-i diniyeden her vakit dergâh-ı İlâhiye’ye iltica edip feryâd etmek gerekir.

Bediüzzaman Said-i Nursi

#100

Allah’ım eğer senden başkası benim irademle kalbimde yer alsa kendimi mürtet sayarım.

#100

Allah’ım eğer senden başkası benim irademle kalbimde yer alsa kendimi mürtet sayarım.

#100

Allah’ım eğer senden başkası benim irademle kalbimde yer alsa kendimi mürtet sayarım.

#101

Nefstir seni yola koyan,
Yolda kalır nefse uyan.

Yunus Emre

 

Ele geleni yersin
Dile geleni dersin
Böyle dervişlik dursun
Sen derviş olamazsın.

Yunus Emre

 

Aklı olan korkmak gerek,
Nefs elinden, hırs elinden

Yunus Emre

#101

Nefstir seni yola koyan,
Yolda kalır nefse uyan.

Yunus Emre

 

Ele geleni yersin
Dile geleni dersin
Böyle dervişlik dursun
Sen derviş olamazsın.

Yunus Emre

 

Aklı olan korkmak gerek,
Nefs elinden, hırs elinden

Yunus Emre

#101

Nefstir seni yola koyan,
Yolda kalır nefse uyan.

Yunus Emre

 

Ele geleni yersin
Dile geleni dersin
Böyle dervişlik dursun
Sen derviş olamazsın.

Yunus Emre

 

Aklı olan korkmak gerek,
Nefs elinden, hırs elinden

Yunus Emre

#101

Nefstir seni yola koyan,
Yolda kalır nefse uyan.

Yunus Emre

 

Ele geleni yersin
Dile geleni dersin
Böyle dervişlik dursun
Sen derviş olamazsın.

Yunus Emre

 

Aklı olan korkmak gerek,
Nefs elinden, hırs elinden

Yunus Emre

#102

Gelecekte doktorların hastalarına yazacakları reçete, müslümanların kıldığı namaz ve tuttuğu oruç olacaktır.

George Bernard

#102

Gelecekte doktorların hastalarına yazacakları reçete, müslümanların kıldığı namaz ve tuttuğu oruç olacaktır.

George Bernard

#102

Gelecekte doktorların hastalarına yazacakları reçete, müslümanların kıldığı namaz ve tuttuğu oruç olacaktır.

George Bernard

#102

Gelecekte doktorların hastalarına yazacakları reçete, müslümanların kıldığı namaz ve tuttuğu oruç olacaktır.

George Bernard

#102

Gelecekte doktorların hastalarına yazacakları reçete, müslümanların kıldığı namaz ve tuttuğu oruç olacaktır.

George Bernard

#98

Kendini tanıtmayı değil, tanımaya çalış, a gafil!

#98

Kendini tanıtmayı değil, tanımaya çalış, a gafil!

#103

Dünyanın köşkleri, cennet köşkleri yanında, dünya bahçeleri, cennet bahçeleri yanında gölge gibi zayıf düşerler.

#103

Dünyanın köşkleri, cennet köşkleri yanında, dünya bahçeleri, cennet bahçeleri yanında gölge gibi zayıf düşerler.

#103

Dünyanın köşkleri, cennet köşkleri yanında, dünya bahçeleri, cennet bahçeleri yanında gölge gibi zayıf düşerler.

#103

Dünyanın köşkleri, cennet köşkleri yanında, dünya bahçeleri, cennet bahçeleri yanında gölge gibi zayıf düşerler.

#104

Sen göremesen de, Allah’ın her işinde bin bir hikmet vardır, a gafil!

#104

Sen göremesen de, Allah’ın her işinde bin bir hikmet vardır, a gafil!

#105

 

Öfkenin başlangıcı çılgınlık, sonu pişmanlıktır.
Thomas Carlyle

 

Kızan bir kimse, aklı başına gelince bu sefer de kendisine kızar.
Publilius Cyrus

 

Öfkenin ateşi önce sahibini yakar, sonra kıvılcımı düşmana ya varır, ya varmaz.
Sadî 

 

#105

 

Öfkenin başlangıcı çılgınlık, sonu pişmanlıktır.
Thomas Carlyle

 

Kızan bir kimse, aklı başına gelince bu sefer de kendisine kızar.
Publilius Cyrus

 

Öfkenin ateşi önce sahibini yakar, sonra kıvılcımı düşmana ya varır, ya varmaz.
Sadî 

 

#105

 

Öfkenin başlangıcı çılgınlık, sonu pişmanlıktır.
Thomas Carlyle

 

Kızan bir kimse, aklı başına gelince bu sefer de kendisine kızar.
Publilius Cyrus

 

Öfkenin ateşi önce sahibini yakar, sonra kıvılcımı düşmana ya varır, ya varmaz.
Sadî 

 

#105

 

Öfkenin başlangıcı çılgınlık, sonu pişmanlıktır.
Thomas Carlyle

 

Kızan bir kimse, aklı başına gelince bu sefer de kendisine kızar.
Publilius Cyrus

 

Öfkenin ateşi önce sahibini yakar, sonra kıvılcımı düşmana ya varır, ya varmaz.
Sadî 

 

#105

 

Öfkenin başlangıcı çılgınlık, sonu pişmanlıktır.
Thomas Carlyle

 

Kızan bir kimse, aklı başına gelince bu sefer de kendisine kızar.
Publilius Cyrus

 

Öfkenin ateşi önce sahibini yakar, sonra kıvılcımı düşmana ya varır, ya varmaz.
Sadî 

 

#105

 

Öfkenin başlangıcı çılgınlık, sonu pişmanlıktır.
Thomas Carlyle

 

Kızan bir kimse, aklı başına gelince bu sefer de kendisine kızar.
Publilius Cyrus

 

Öfkenin ateşi önce sahibini yakar, sonra kıvılcımı düşmana ya varır, ya varmaz.
Sadî 

 

#106

İki sevgi bir gönüle sığmaz.

Gönlü, dünya sevgisi işgal etti mi, Allah sevgisi için, sürgüne gitmek artık kaçınılmaz olur.

#106

İki sevgi bir gönüle sığmaz.

Gönlü, dünya sevgisi işgal etti mi, Allah sevgisi için, sürgüne gitmek artık kaçınılmaz olur.

#106

İki sevgi bir gönüle sığmaz.

Gönlü, dünya sevgisi işgal etti mi, Allah sevgisi için, sürgüne gitmek artık kaçınılmaz olur.

#106

İki sevgi bir gönüle sığmaz.

Gönlü, dünya sevgisi işgal etti mi, Allah sevgisi için, sürgüne gitmek artık kaçınılmaz olur.

#107

Bir saniye önce var olan hayatın sona ermesinden sonra ki bir saniyede neler değişiyor da yaşayan, duyan, hisseden, düşünen, 36,5 derece gibi yüksek bir sıcaklıkta 70-80 sene bozulmayan bir vücut birkaç saat içinde tamamen işgal edilip, 5 hafta içinde de sadece bir kemik yığınına dönüşüyor?

Beden, yüz trilyon kadar hücreden müteşekkil büyük bir ülkedir. Ruh ise bu ülkenin değişmez sultanıdır.

Ruh bedeni terk etti mi, beden ülkesi harap olur gider. Bu hakikat bedenini doyurmak ve güzelleştirmekten başka şey düşünmeyip ruhunun ihtiyaçlarını ihmal eden gafil ahmaklara duyurulur.

 

 

#107

Bir saniye önce var olan hayatın sona ermesinden sonra ki bir saniyede neler değişiyor da yaşayan, duyan, hisseden, düşünen, 36,5 derece gibi yüksek bir sıcaklıkta 70-80 sene bozulmayan bir vücut birkaç saat içinde tamamen işgal edilip, 5 hafta içinde de sadece bir kemik yığınına dönüşüyor?

Beden, yüz trilyon kadar hücreden müteşekkil büyük bir ülkedir. Ruh ise bu ülkenin değişmez sultanıdır.

Ruh bedeni terk etti mi, beden ülkesi harap olur gider. Bu hakikat bedenini doyurmak ve güzelleştirmekten başka şey düşünmeyip ruhunun ihtiyaçlarını ihmal eden gafil ahmaklara duyurulur.

 

 

#107

Bir saniye önce var olan hayatın sona ermesinden sonra ki bir saniyede neler değişiyor da yaşayan, duyan, hisseden, düşünen, 36,5 derece gibi yüksek bir sıcaklıkta 70-80 sene bozulmayan bir vücut birkaç saat içinde tamamen işgal edilip, 5 hafta içinde de sadece bir kemik yığınına dönüşüyor?

Beden, yüz trilyon kadar hücreden müteşekkil büyük bir ülkedir. Ruh ise bu ülkenin değişmez sultanıdır.

Ruh bedeni terk etti mi, beden ülkesi harap olur gider. Bu hakikat bedenini doyurmak ve güzelleştirmekten başka şey düşünmeyip ruhunun ihtiyaçlarını ihmal eden gafil ahmaklara duyurulur.

 

 

#107

Bir saniye önce var olan hayatın sona ermesinden sonra ki bir saniyede neler değişiyor da yaşayan, duyan, hisseden, düşünen, 36,5 derece gibi yüksek bir sıcaklıkta 70-80 sene bozulmayan bir vücut birkaç saat içinde tamamen işgal edilip, 5 hafta içinde de sadece bir kemik yığınına dönüşüyor?

Beden, yüz trilyon kadar hücreden müteşekkil büyük bir ülkedir. Ruh ise bu ülkenin değişmez sultanıdır.

Ruh bedeni terk etti mi, beden ülkesi harap olur gider. Bu hakikat bedenini doyurmak ve güzelleştirmekten başka şey düşünmeyip ruhunun ihtiyaçlarını ihmal eden gafil ahmaklara duyurulur.

 

 

#107

Bir saniye önce var olan hayatın sona ermesinden sonra ki bir saniyede neler değişiyor da yaşayan, duyan, hisseden, düşünen, 36,5 derece gibi yüksek bir sıcaklıkta 70-80 sene bozulmayan bir vücut birkaç saat içinde tamamen işgal edilip, 5 hafta içinde de sadece bir kemik yığınına dönüşüyor?

Beden, yüz trilyon kadar hücreden müteşekkil büyük bir ülkedir. Ruh ise bu ülkenin değişmez sultanıdır.

Ruh bedeni terk etti mi, beden ülkesi harap olur gider. Bu hakikat bedenini doyurmak ve güzelleştirmekten başka şey düşünmeyip ruhunun ihtiyaçlarını ihmal eden gafil ahmaklara duyurulur.

 

 

#108

Tefekkür, gaflet hastalığından kurtuluş reçetesinde birinci sırada yer alır. Kısacası tefekkür, gafleti izole edip yok eder.

#108

Tefekkür, gaflet hastalığından kurtuluş reçetesinde birinci sırada yer alır. Kısacası tefekkür, gafleti izole edip yok eder.

#108

Tefekkür, gaflet hastalığından kurtuluş reçetesinde birinci sırada yer alır. Kısacası tefekkür, gafleti izole edip yok eder.

#109

Cenab-ı Hak bir kul için hâyır dilerse, kendisine kusurlarını gösterir.

Kul, kusurlarını gördüğü takdirde, onları tedavi etme imkânı ortaya çıkar.

#109

Cenab-ı Hak bir kul için hâyır dilerse, kendisine kusurlarını gösterir.

Kul, kusurlarını gördüğü takdirde, onları tedavi etme imkânı ortaya çıkar.

#109

Cenab-ı Hak bir kul için hâyır dilerse, kendisine kusurlarını gösterir.

Kul, kusurlarını gördüğü takdirde, onları tedavi etme imkânı ortaya çıkar.

#110

Nefsin istek ve arzuları peşinde koşmak kişiyi helâke sürükler. Ayrıca bu durum kulun, Hak yoldan uzaklaşmasına ve cehenneme sürüklemesine en büyük sebeptir.

#110

Nefsin istek ve arzuları peşinde koşmak kişiyi helâke sürükler. Ayrıca bu durum kulun, Hak yoldan uzaklaşmasına ve cehenneme sürüklemesine en büyük sebeptir.

#110

Nefsin istek ve arzuları peşinde koşmak kişiyi helâke sürükler. Ayrıca bu durum kulun, Hak yoldan uzaklaşmasına ve cehenneme sürüklemesine en büyük sebeptir.

#112

Bizler bu fani, değersiz, lanetli dünya da yaratanın misafirleriyiz.

Misafir olduğumuzu unutup da sakın ha, yaratanın bu fani, değersiz mülkünü elde etmeye, sahiplenmeye kalkışmayalım.

#112

Bizler bu fani, değersiz, lanetli dünya da yaratanın misafirleriyiz.

Misafir olduğumuzu unutup da sakın ha, yaratanın bu fani, değersiz mülkünü elde etmeye, sahiplenmeye kalkışmayalım.

#112

Bizler bu fani, değersiz, lanetli dünya da yaratanın misafirleriyiz.

Misafir olduğumuzu unutup da sakın ha, yaratanın bu fani, değersiz mülkünü elde etmeye, sahiplenmeye kalkışmayalım.

#113

Tecrübelerimle gördüm ki, bütün fesadın başı kibirdir.

Kibir, şeytanın büyüklenip kendini beğenmesiyle işlenen ilk günahtır.

 

#113

Tecrübelerimle gördüm ki, bütün fesadın başı kibirdir.

Kibir, şeytanın büyüklenip kendini beğenmesiyle işlenen ilk günahtır.

 

#113

Tecrübelerimle gördüm ki, bütün fesadın başı kibirdir.

Kibir, şeytanın büyüklenip kendini beğenmesiyle işlenen ilk günahtır.

 

#113

Tecrübelerimle gördüm ki, bütün fesadın başı kibirdir.

Kibir, şeytanın büyüklenip kendini beğenmesiyle işlenen ilk günahtır.

 

#114

Müminlerin emiri Hz. Ömer (r.a.): ‘’Nefsin arzularına gem vurun. Çünkü nefsani arzular, insanı şerrin en kötüsüne götüren bir kılavuzdur. Hakikat nefse ağır ve acı, yanlış olan ise hafif ve hoş gelir. Ayrıca günahları terk etmek, işlenen günahlara tövbe etmekten daha kolaydır.’’ diye buyurmuştur.

 

#114

Müminlerin emiri Hz. Ömer (r.a.): ‘’Nefsin arzularına gem vurun. Çünkü nefsani arzular, insanı şerrin en kötüsüne götüren bir kılavuzdur. Hakikat nefse ağır ve acı, yanlış olan ise hafif ve hoş gelir. Ayrıca günahları terk etmek, işlenen günahlara tövbe etmekten daha kolaydır.’’ diye buyurmuştur.

 

#114

Müminlerin emiri Hz. Ömer (r.a.): ‘’Nefsin arzularına gem vurun. Çünkü nefsani arzular, insanı şerrin en kötüsüne götüren bir kılavuzdur. Hakikat nefse ağır ve acı, yanlış olan ise hafif ve hoş gelir. Ayrıca günahları terk etmek, işlenen günahlara tövbe etmekten daha kolaydır.’’ diye buyurmuştur.

 

#114

Müminlerin emiri Hz. Ömer (r.a.): ‘’Nefsin arzularına gem vurun. Çünkü nefsani arzular, insanı şerrin en kötüsüne götüren bir kılavuzdur. Hakikat nefse ağır ve acı, yanlış olan ise hafif ve hoş gelir. Ayrıca günahları terk etmek, işlenen günahlara tövbe etmekten daha kolaydır.’’ diye buyurmuştur.

 

#114

Müminlerin emiri Hz. Ömer (r.a.): ‘’Nefsin arzularına gem vurun. Çünkü nefsani arzular, insanı şerrin en kötüsüne götüren bir kılavuzdur. Hakikat nefse ağır ve acı, yanlış olan ise hafif ve hoş gelir. Ayrıca günahları terk etmek, işlenen günahlara tövbe etmekten daha kolaydır.’’ diye buyurmuştur.

 

#114

Müminlerin emiri Hz. Ömer (r.a.): ‘’Nefsin arzularına gem vurun. Çünkü nefsani arzular, insanı şerrin en kötüsüne götüren bir kılavuzdur. Hakikat nefse ağır ve acı, yanlış olan ise hafif ve hoş gelir. Ayrıca günahları terk etmek, işlenen günahlara tövbe etmekten daha kolaydır.’’ diye buyurmuştur.

 

#114

Müminlerin emiri Hz. Ömer (r.a.): ‘’Nefsin arzularına gem vurun. Çünkü nefsani arzular, insanı şerrin en kötüsüne götüren bir kılavuzdur. Hakikat nefse ağır ve acı, yanlış olan ise hafif ve hoş gelir. Ayrıca günahları terk etmek, işlenen günahlara tövbe etmekten daha kolaydır.’’ diye buyurmuştur.

 

#115

Gaflet nedir? Cenab-ı Hakk-ı unutmaktır.

Huzur nedir? Cenab-ı Hakk-ı hatırlamaktır.

Gaflet, Cenab-ı Hakk-ı unuttuğumuz, o yokmuş gibi davrandığımız zamanlarımızdır.

Gafletin zıttı ise huzurdur.

Huzur, Cenabı-ı Hakk-ı hatırlamak, O’nu anmak, her an ve her yerde hazır ve nâzır olduğunun şuurunda olmaktır.

 

#115

Gaflet nedir? Cenab-ı Hakk-ı unutmaktır.

Huzur nedir? Cenab-ı Hakk-ı hatırlamaktır.

Gaflet, Cenab-ı Hakk-ı unuttuğumuz, o yokmuş gibi davrandığımız zamanlarımızdır.

Gafletin zıttı ise huzurdur.

Huzur, Cenabı-ı Hakk-ı hatırlamak, O’nu anmak, her an ve her yerde hazır ve nâzır olduğunun şuurunda olmaktır.

 

#115

Gaflet nedir? Cenab-ı Hakk-ı unutmaktır.

Huzur nedir? Cenab-ı Hakk-ı hatırlamaktır.

Gaflet, Cenab-ı Hakk-ı unuttuğumuz, o yokmuş gibi davrandığımız zamanlarımızdır.

Gafletin zıttı ise huzurdur.

Huzur, Cenabı-ı Hakk-ı hatırlamak, O’nu anmak, her an ve her yerde hazır ve nâzır olduğunun şuurunda olmaktır.

 

#115

Gaflet nedir? Cenab-ı Hakk-ı unutmaktır.

Huzur nedir? Cenab-ı Hakk-ı hatırlamaktır.

Gaflet, Cenab-ı Hakk-ı unuttuğumuz, o yokmuş gibi davrandığımız zamanlarımızdır.

Gafletin zıttı ise huzurdur.

Huzur, Cenabı-ı Hakk-ı hatırlamak, O’nu anmak, her an ve her yerde hazır ve nâzır olduğunun şuurunda olmaktır.

 

#116

Edep, ilimden önce gelir.

Hz. Ömer r.a.

#116

Edep, ilimden önce gelir.

Hz. Ömer r.a.

#117

 

Okumayı hiçbir hazineye değişmem.
E. Gibbon

 

Bir ülkede, okumaya karşı istek artmadıkça gaflet ve bu gafletten doğacak felaket azalmaz.
Benjamin Franklin

 

Okuma, alışkanlıkların en asilidir.
Antoine Albalat

#117

 

Okumayı hiçbir hazineye değişmem.
E. Gibbon

 

Bir ülkede, okumaya karşı istek artmadıkça gaflet ve bu gafletten doğacak felaket azalmaz.
Benjamin Franklin

 

Okuma, alışkanlıkların en asilidir.
Antoine Albalat

#117

 

Okumayı hiçbir hazineye değişmem.
E. Gibbon

 

Bir ülkede, okumaya karşı istek artmadıkça gaflet ve bu gafletten doğacak felaket azalmaz.
Benjamin Franklin

 

Okuma, alışkanlıkların en asilidir.
Antoine Albalat

#117

 

Okumayı hiçbir hazineye değişmem.
E. Gibbon

 

Bir ülkede, okumaya karşı istek artmadıkça gaflet ve bu gafletten doğacak felaket azalmaz.
Benjamin Franklin

 

Okuma, alışkanlıkların en asilidir.
Antoine Albalat

#117

 

Okumayı hiçbir hazineye değişmem.
E. Gibbon

 

Bir ülkede, okumaya karşı istek artmadıkça gaflet ve bu gafletten doğacak felaket azalmaz.
Benjamin Franklin

 

Okuma, alışkanlıkların en asilidir.
Antoine Albalat

#118

İnsan bu dünyada misafirdir. Er veya geç, istesek de istemesek de, ölüm kapımızı çalacak, gerçek vatanımız olan ahiret yurduna intikal edeceğiz.

 

#118

İnsan bu dünyada misafirdir. Er veya geç, istesek de istemesek de, ölüm kapımızı çalacak, gerçek vatanımız olan ahiret yurduna intikal edeceğiz.

 

#118

İnsan bu dünyada misafirdir. Er veya geç, istesek de istemesek de, ölüm kapımızı çalacak, gerçek vatanımız olan ahiret yurduna intikal edeceğiz.

 

#118

İnsan bu dünyada misafirdir. Er veya geç, istesek de istemesek de, ölüm kapımızı çalacak, gerçek vatanımız olan ahiret yurduna intikal edeceğiz.

 

#118

İnsan bu dünyada misafirdir. Er veya geç, istesek de istemesek de, ölüm kapımızı çalacak, gerçek vatanımız olan ahiret yurduna intikal edeceğiz.

 

#119

Cennetliklerin cennete, cehennemliklerin de cehenneme girmeleri, kendi amelleri sebebiyledir. Fakat onların orada ebedi kalmaları, niyetleri yüzündendir.

Hasan-ı Basri

#119

Cennetliklerin cennete, cehennemliklerin de cehenneme girmeleri, kendi amelleri sebebiyledir. Fakat onların orada ebedi kalmaları, niyetleri yüzündendir.

Hasan-ı Basri

#119

Cennetliklerin cennete, cehennemliklerin de cehenneme girmeleri, kendi amelleri sebebiyledir. Fakat onların orada ebedi kalmaları, niyetleri yüzündendir.

Hasan-ı Basri

#119

Cennetliklerin cennete, cehennemliklerin de cehenneme girmeleri, kendi amelleri sebebiyledir. Fakat onların orada ebedi kalmaları, niyetleri yüzündendir.

Hasan-ı Basri

#119

Cennetliklerin cennete, cehennemliklerin de cehenneme girmeleri, kendi amelleri sebebiyledir. Fakat onların orada ebedi kalmaları, niyetleri yüzündendir.

Hasan-ı Basri

#119

Cennetliklerin cennete, cehennemliklerin de cehenneme girmeleri, kendi amelleri sebebiyledir. Fakat onların orada ebedi kalmaları, niyetleri yüzündendir.

Hasan-ı Basri

#119

Cennetliklerin cennete, cehennemliklerin de cehenneme girmeleri, kendi amelleri sebebiyledir. Fakat onların orada ebedi kalmaları, niyetleri yüzündendir.

Hasan-ı Basri

#120

Yabancı kadın ile, bidât ehli ile, fâsık ile ve de dedikodu yapan kimse ile birarada olmaktan şiddetle sakının.

 

#120

Yabancı kadın ile, bidât ehli ile, fâsık ile ve de dedikodu yapan kimse ile birarada olmaktan şiddetle sakının.

 

#120

Yabancı kadın ile, bidât ehli ile, fâsık ile ve de dedikodu yapan kimse ile birarada olmaktan şiddetle sakının.

 

#120

Yabancı kadın ile, bidât ehli ile, fâsık ile ve de dedikodu yapan kimse ile birarada olmaktan şiddetle sakının.

 

#120

Yabancı kadın ile, bidât ehli ile, fâsık ile ve de dedikodu yapan kimse ile birarada olmaktan şiddetle sakının.

 

#121

İhlâs ile Allah-ü Teâlâ’yı anmak, en büyük nimettir.

 

#121

İhlâs ile Allah-ü Teâlâ’yı anmak, en büyük nimettir.

 

#121

İhlâs ile Allah-ü Teâlâ’yı anmak, en büyük nimettir.

 

#122

Eline dünyalık geçmedi diye üzülmek, gafil ahmakların işidir.

#122

Eline dünyalık geçmedi diye üzülmek, gafil ahmakların işidir.

#123

Dünya da nefsini öldürene, bir daha ölüm yoktur.

 

#123

Dünya da nefsini öldürene, bir daha ölüm yoktur.

 

#124

Okumayı sevmeyen bir kral olmaktansa, tavan arasında, kitap yığınları ortasında oturan bir fakir olmayı tercih ederim.

  

 

#124

Okumayı sevmeyen bir kral olmaktansa, tavan arasında, kitap yığınları ortasında oturan bir fakir olmayı tercih ederim.

  

 

#124

Okumayı sevmeyen bir kral olmaktansa, tavan arasında, kitap yığınları ortasında oturan bir fakir olmayı tercih ederim.

  

 

#124

Okumayı sevmeyen bir kral olmaktansa, tavan arasında, kitap yığınları ortasında oturan bir fakir olmayı tercih ederim.

  

 

#124

Okumayı sevmeyen bir kral olmaktansa, tavan arasında, kitap yığınları ortasında oturan bir fakir olmayı tercih ederim.

  

 

#125

Daima iyi niyet sahibi olunuz. Çünkü niyete riya karışmaz.

Allah-ü Teâlâ, kulun ameline vermediği mükâfatı, niyetine verir, zira niyette riya olmaz.

İkrime r.a.

#125

Daima iyi niyet sahibi olunuz. Çünkü niyete riya karışmaz.

Allah-ü Teâlâ, kulun ameline vermediği mükâfatı, niyetine verir, zira niyette riya olmaz.

İkrime r.a.

#125

Daima iyi niyet sahibi olunuz. Çünkü niyete riya karışmaz.

Allah-ü Teâlâ, kulun ameline vermediği mükâfatı, niyetine verir, zira niyette riya olmaz.

İkrime r.a.

#125

Daima iyi niyet sahibi olunuz. Çünkü niyete riya karışmaz.

Allah-ü Teâlâ, kulun ameline vermediği mükâfatı, niyetine verir, zira niyette riya olmaz.

İkrime r.a.

#125

Daima iyi niyet sahibi olunuz. Çünkü niyete riya karışmaz.

Allah-ü Teâlâ, kulun ameline vermediği mükâfatı, niyetine verir, zira niyette riya olmaz.

İkrime r.a.

#125

Daima iyi niyet sahibi olunuz. Çünkü niyete riya karışmaz.

Allah-ü Teâlâ, kulun ameline vermediği mükâfatı, niyetine verir, zira niyette riya olmaz.

İkrime r.a.

#126

Marifetsiz ve faziletsiz insanlarda kibir, marifet ve fazilet sahibi insanlarda ise tevazu daha çok görülür.

 

#126

Marifetsiz ve faziletsiz insanlarda kibir, marifet ve fazilet sahibi insanlarda ise tevazu daha çok görülür.

 

#126

Marifetsiz ve faziletsiz insanlarda kibir, marifet ve fazilet sahibi insanlarda ise tevazu daha çok görülür.

 

#126

Marifetsiz ve faziletsiz insanlarda kibir, marifet ve fazilet sahibi insanlarda ise tevazu daha çok görülür.

 

#126

Marifetsiz ve faziletsiz insanlarda kibir, marifet ve fazilet sahibi insanlarda ise tevazu daha çok görülür.

 

#126

Marifetsiz ve faziletsiz insanlarda kibir, marifet ve fazilet sahibi insanlarda ise tevazu daha çok görülür.

 

#127

Nefsini sevdiği halde Allah’ı sevdiğini iddia eden kimse, yalancının biridir.

Yahya bin Muaz 

#127

Nefsini sevdiği halde Allah’ı sevdiğini iddia eden kimse, yalancının biridir.

Yahya bin Muaz 

#127

Nefsini sevdiği halde Allah’ı sevdiğini iddia eden kimse, yalancının biridir.

Yahya bin Muaz 

#128

Sadaka vererek, fakirlik derdinize derman bulabilirsiniz.

 

#128

Sadaka vererek, fakirlik derdinize derman bulabilirsiniz.

 

#128

Sadaka vererek, fakirlik derdinize derman bulabilirsiniz.

 

#128

Sadaka vererek, fakirlik derdinize derman bulabilirsiniz.

 

#128

Sadaka vererek, fakirlik derdinize derman bulabilirsiniz.

 

#129

Sürekli şikâyet ve memnuniyetsizlik, şükürden ve sabırdan yoksun gafil kimselerin en belirgin halidir.

#129

Sürekli şikâyet ve memnuniyetsizlik, şükürden ve sabırdan yoksun gafil kimselerin en belirgin halidir.

#129

Sürekli şikâyet ve memnuniyetsizlik, şükürden ve sabırdan yoksun gafil kimselerin en belirgin halidir.

#129

Sürekli şikâyet ve memnuniyetsizlik, şükürden ve sabırdan yoksun gafil kimselerin en belirgin halidir.

#129

Sürekli ?ikâyet ve memnuniyetsizlik, ?ükürden ve sab?rdan yoksun gafil kimselerin en belirgin halidir.

#130

Cenab-? Hakk, mü’minlere niyetlerine göre ikram eder.

Gönenli Mehmet Efendi

#130

Cenab-? Hakk, mü’minlere niyetlerine göre ikram eder.

Gönenli Mehmet Efendi

#130

Cenab-? Hakk, mü’minlere niyetlerine göre ikram eder.

Gönenli Mehmet Efendi

#130

Cenab-? Hakk, mü’minlere niyetlerine göre ikram eder.

Gönenli Mehmet Efendi

#131

Bu dünya da misafir oldu?unu unutan gafiller, ölümü kabullenmekte çok büyük güçlük çekerler, ölüme haz?rlanmakta ise çok ihmalkâr davran?rlar.

#131

Bu dünya da misafir oldu?unu unutan gafiller, ölümü kabullenmekte çok büyük güçlük çekerler, ölüme haz?rlanmakta ise çok ihmalkâr davran?rlar.

#131

Bu dünya da misafir oldu?unu unutan gafiller, ölümü kabullenmekte çok büyük güçlük çekerler, ölüme haz?rlanmakta ise çok ihmalkâr davran?rlar.

#131

Bu dünya da misafir oldu?unu unutan gafiller, ölümü kabullenmekte çok büyük güçlük çekerler, ölüme haz?rlanmakta ise çok ihmalkâr davran?rlar.

#132

Dünya, zevk ve sefa yeri olsayd?, insano?lunun bir ömür çekti?i bu s?k?nt?, elem ve keder niye öyleyse?

#132

Dünya, zevk ve sefa yeri olsayd?, insano?lunun bir ömür çekti?i bu s?k?nt?, elem ve keder niye öyleyse?

#132

Dünya, zevk ve sefa yeri olsayd?, insano?lunun bir ömür çekti?i bu s?k?nt?, elem ve keder niye öyleyse?

#132

Dünya, zevk ve sefa yeri olsayd?, insano?lunun bir ömür çekti?i bu s?k?nt?, elem ve keder niye öyleyse?

#132

Dünya, zevk ve sefa yeri olsayd?, insano?lunun bir ömür çekti?i bu s?k?nt?, elem ve keder niye öyleyse?

#133

Salihlerle arkada?l?k etmek, sonsuz saadete kavu?turan yolda yürümek demektir.

 

#133

Salihlerle arkada?l?k etmek, sonsuz saadete kavu?turan yolda yürümek demektir.

 

#133

Salihlerle arkada?l?k etmek, sonsuz saadete kavu?turan yolda yürümek demektir.

 

#133

Salihlerle arkada?l?k etmek, sonsuz saadete kavu?turan yolda yürümek demektir.

 

#134

Üç haslet sahibinin iman? kemale ermi?tir. Bunlar: Huzurda iken bat?la sapmamak, k?zd??? zaman Hakk’dan ayr?lmamak, gücü yetti?i halde haddi a?mamakt?r.

Muhammed bin Ka’b

#134

Üç haslet sahibinin iman? kemale ermi?tir. Bunlar: Huzurda iken bat?la sapmamak, k?zd??? zaman Hakk’dan ayr?lmamak, gücü yetti?i halde haddi a?mamakt?r.

Muhammed bin Ka’b

#134

Üç haslet sahibinin iman? kemale ermi?tir. Bunlar: Huzurda iken bat?la sapmamak, k?zd??? zaman Hakk’dan ayr?lmamak, gücü yetti?i halde haddi a?mamakt?r.

Muhammed bin Ka’b

#134

Üç haslet sahibinin iman? kemale ermi?tir. Bunlar: Huzurda iken bat?la sapmamak, k?zd??? zaman Hakk’dan ayr?lmamak, gücü yetti?i halde haddi a?mamakt?r.

Muhammed bin Ka’b

#134

Üç haslet sahibinin iman? kemale ermi?tir. Bunlar: Huzurda iken bat?la sapmamak, k?zd??? zaman Hakk’dan ayr?lmamak, gücü yetti?i halde haddi a?mamakt?r.

Muhammed bin Ka’b

#134

Üç haslet sahibinin iman? kemale ermi?tir. Bunlar: Huzurda iken bat?la sapmamak, k?zd??? zaman Hakk’dan ayr?lmamak, gücü yetti?i halde haddi a?mamakt?r.

Muhammed bin Ka’b

#135

Filozof öyle bir pilottur ki, cennete götürmek isterken cehenneme sürükler.

#135

Filozof öyle bir pilottur ki, cennete götürmek isterken cehenneme sürükler.

#135

Filozof öyle bir pilottur ki, cennete götürmek isterken cehenneme sürükler.

#135

Filozof öyle bir pilottur ki, cennete götürmek isterken cehenneme sürükler.

#136

Basit insanlar, sahip olduklar? nimetin k?ymetini, elden ç?kmadan bilmezler.

Sophokles 

#136

Basit insanlar, sahip olduklar? nimetin k?ymetini, elden ç?kmadan bilmezler.

Sophokles 

#136

Basit insanlar, sahip olduklar? nimetin k?ymetini, elden ç?kmadan bilmezler.

Sophokles 

#137

Kâinatta ne varsa her ?ey Allah’?n eseridir, ama insan Allah’?n ?aheserdir. ?nsan? sevmenin yolu, onu yaratan? tan?mak ve sevmekten geçer.

#137

Kâinatta ne varsa her ?ey Allah’?n eseridir, ama insan Allah’?n ?aheserdir. ?nsan? sevmenin yolu, onu yaratan? tan?mak ve sevmekten geçer.

#137

Kâinatta ne varsa her ?ey Allah’?n eseridir, ama insan Allah’?n ?aheserdir. ?nsan? sevmenin yolu, onu yaratan? tan?mak ve sevmekten geçer.

#137

Kâinatta ne varsa her ?ey Allah’?n eseridir, ama insan Allah’?n ?aheserdir. ?nsan? sevmenin yolu, onu yaratan? tan?mak ve sevmekten geçer.

#137

Kâinatta ne varsa her ?ey Allah’?n eseridir, ama insan Allah’?n ?aheserdir. ?nsan? sevmenin yolu, onu yaratan? tan?mak ve sevmekten geçer.

#139

?nsanlar daha fazla dünyal??a sahip olduklar?nda daha rahat ve mutlu olacaklar?n? hayal ederler. Acaba gerçekten öyle mi, yoksa bu ?eytan?n ve nefsimizin büyük bir aldatmacas? m??

#139

?nsanlar daha fazla dünyal??a sahip olduklar?nda daha rahat ve mutlu olacaklar?n? hayal ederler. Acaba gerçekten öyle mi, yoksa bu ?eytan?n ve nefsimizin büyük bir aldatmacas? m??

#139

?nsanlar daha fazla dünyal??a sahip olduklar?nda daha rahat ve mutlu olacaklar?n? hayal ederler. Acaba gerçekten öyle mi, yoksa bu ?eytan?n ve nefsimizin büyük bir aldatmacas? m??

#139

?nsanlar daha fazla dünyal??a sahip olduklar?nda daha rahat ve mutlu olacaklar?n? hayal ederler. Acaba gerçekten öyle mi, yoksa bu ?eytan?n ve nefsimizin büyük bir aldatmacas? m??

#139

?nsanlar daha fazla dünyal??a sahip olduklar?nda daha rahat ve mutlu olacaklar?n? hayal ederler. Acaba gerçekten öyle mi, yoksa bu ?eytan?n ve nefsimizin büyük bir aldatmacas? m??

#140

Ünlü bilgin Amr bin Abdülkays’a bir gün birisi gelir. As?l niyeti e?lenip ho? vakit geçirmektir. Onun yanl?? maksad?n? anlayan bilgin, ‘’Güne?i durdur’’ der. Adam ?a??r?r. Sonra bilgin ?öyle devam eder:

‘’Güne?i durdur ki seninle birkaç dakika çene çalay?m. Zaman çok önemli, zaman geçti mi bir daha geri getiremeyiz. Bu hiçbir ?eyle kar??lanamayacak bir zarard?r. Çünkü her zaman?n kendine mahsus bir i?i vard?r.’’

#140

Ünlü bilgin Amr bin Abdülkays’a bir gün birisi gelir. As?l niyeti e?lenip ho? vakit geçirmektir. Onun yanl?? maksad?n? anlayan bilgin, ‘’Güne?i durdur’’ der. Adam ?a??r?r. Sonra bilgin ?öyle devam eder:

‘’Güne?i durdur ki seninle birkaç dakika çene çalay?m. Zaman çok önemli, zaman geçti mi bir daha geri getiremeyiz. Bu hiçbir ?eyle kar??lanamayacak bir zarard?r. Çünkü her zaman?n kendine mahsus bir i?i vard?r.’’

#140

Ünlü bilgin Amr bin Abdülkays’a bir gün birisi gelir. As?l niyeti e?lenip ho? vakit geçirmektir. Onun yanl?? maksad?n? anlayan bilgin, ‘’Güne?i durdur’’ der. Adam ?a??r?r. Sonra bilgin ?öyle devam eder:

‘’Güne?i durdur ki seninle birkaç dakika çene çalay?m. Zaman çok önemli, zaman geçti mi bir daha geri getiremeyiz. Bu hiçbir ?eyle kar??lanamayacak bir zarard?r. Çünkü her zaman?n kendine mahsus bir i?i vard?r.’’

#140

Ünlü bilgin Amr bin Abdülkays’a bir gün birisi gelir. As?l niyeti e?lenip ho? vakit geçirmektir. Onun yanl?? maksad?n? anlayan bilgin, ‘’Güne?i durdur’’ der. Adam ?a??r?r. Sonra bilgin ?öyle devam eder:

‘’Güne?i durdur ki seninle birkaç dakika çene çalay?m. Zaman çok önemli, zaman geçti mi bir daha geri getiremeyiz. Bu hiçbir ?eyle kar??lanamayacak bir zarard?r. Çünkü her zaman?n kendine mahsus bir i?i vard?r.’’

#141

Bir metreküp karda 350 milyon kar taneci?inin bulundu?u ve her birinin de farkl? bir motif ve desene sahip oldu?u gerçe?i Yaratan?n kudret ve azametine gösterebilecek e?siz örneklerden yaln?zca bir tanesidir. Ayr?ca unutmayal?m ki dünya da hiçbir ressam ve tasar?mc?n?n birbirinden farkl? 350 resim veya desen çal??mas? yoktur.

     Kar kristalleri üzerinde ilk ara?t?rmalar? yapan Amerikal? Wilson Bentley (1865-1931), gördü?ü muhte?em sanat kar??s?nda çok etkilenmi? ve elli y?l boyunca sürekli kar kristali resmi çekerek bu kar tanelerini kitapla?t?rm??t?r. Bentley ke?fetti?i kristal âleminin e?sizli?ini ise ?öyle dile getirmi?tir:

     ‘’Mikroskobun alt?nda kar tanelerinin mucizevî güzellikte oldu?unu ke?fettim. Bu güzelli?in ba?kalar? taraf?ndan görülmemesi ve gerekli önemin gösterilmemesi büyük bir kay?p. Her kristal bir tasar?m harikas? ve hiçbir dizayn bir daha tekrarlanm?yor. Bir kar tanesi eridi?inde bu tasar?m sonsuza dek yok olur ve arkas?nda hiçbir kay?t b?rakmaz.’’

 

#141

Bir metreküp karda 350 milyon kar taneci?inin bulundu?u ve her birinin de farkl? bir motif ve desene sahip oldu?u gerçe?i Yaratan?n kudret ve azametine gösterebilecek e?siz örneklerden yaln?zca bir tanesidir. Ayr?ca unutmayal?m ki dünya da hiçbir ressam ve tasar?mc?n?n birbirinden farkl? 350 resim veya desen çal??mas? yoktur.

     Kar kristalleri üzerinde ilk ara?t?rmalar? yapan Amerikal? Wilson Bentley (1865-1931), gördü?ü muhte?em sanat kar??s?nda çok etkilenmi? ve elli y?l boyunca sürekli kar kristali resmi çekerek bu kar tanelerini kitapla?t?rm??t?r. Bentley ke?fetti?i kristal âleminin e?sizli?ini ise ?öyle dile getirmi?tir:

     ‘’Mikroskobun alt?nda kar tanelerinin mucizevî güzellikte oldu?unu ke?fettim. Bu güzelli?in ba?kalar? taraf?ndan görülmemesi ve gerekli önemin gösterilmemesi büyük bir kay?p. Her kristal bir tasar?m harikas? ve hiçbir dizayn bir daha tekrarlanm?yor. Bir kar tanesi eridi?inde bu tasar?m sonsuza dek yok olur ve arkas?nda hiçbir kay?t b?rakmaz.’’

 

#141

Bir metreküp karda 350 milyon kar taneci?inin bulundu?u ve her birinin de farkl? bir motif ve desene sahip oldu?u gerçe?i Yaratan?n kudret ve azametine gösterebilecek e?siz örneklerden yaln?zca bir tanesidir. Ayr?ca unutmayal?m ki dünya da hiçbir ressam ve tasar?mc?n?n birbirinden farkl? 350 resim veya desen çal??mas? yoktur.

     Kar kristalleri üzerinde ilk ara?t?rmalar? yapan Amerikal? Wilson Bentley (1865-1931), gördü?ü muhte?em sanat kar??s?nda çok etkilenmi? ve elli y?l boyunca sürekli kar kristali resmi çekerek bu kar tanelerini kitapla?t?rm??t?r. Bentley ke?fetti?i kristal âleminin e?sizli?ini ise ?öyle dile getirmi?tir:

     ‘’Mikroskobun alt?nda kar tanelerinin mucizevî güzellikte oldu?unu ke?fettim. Bu güzelli?in ba?kalar? taraf?ndan görülmemesi ve gerekli önemin gösterilmemesi büyük bir kay?p. Her kristal bir tasar?m harikas? ve hiçbir dizayn bir daha tekrarlanm?yor. Bir kar tanesi eridi?inde bu tasar?m sonsuza dek yok olur ve arkas?nda hiçbir kay?t b?rakmaz.’’

 

#141

Bir metreküp karda 350 milyon kar taneci?inin bulundu?u ve her birinin de farkl? bir motif ve desene sahip oldu?u gerçe?i Yaratan?n kudret ve azametine gösterebilecek e?siz örneklerden yaln?zca bir tanesidir. Ayr?ca unutmayal?m ki dünya da hiçbir ressam ve tasar?mc?n?n birbirinden farkl? 350 resim veya desen çal??mas? yoktur.

     Kar kristalleri üzerinde ilk ara?t?rmalar? yapan Amerikal? Wilson Bentley (1865-1931), gördü?ü muhte?em sanat kar??s?nda çok etkilenmi? ve elli y?l boyunca sürekli kar kristali resmi çekerek bu kar tanelerini kitapla?t?rm??t?r. Bentley ke?fetti?i kristal âleminin e?sizli?ini ise ?öyle dile getirmi?tir:

     ‘’Mikroskobun alt?nda kar tanelerinin mucizevî güzellikte oldu?unu ke?fettim. Bu güzelli?in ba?kalar? taraf?ndan görülmemesi ve gerekli önemin gösterilmemesi büyük bir kay?p. Her kristal bir tasar?m harikas? ve hiçbir dizayn bir daha tekrarlanm?yor. Bir kar tanesi eridi?inde bu tasar?m sonsuza dek yok olur ve arkas?nda hiçbir kay?t b?rakmaz.’’

 

#141

Bir metreküp karda 350 milyon kar taneci?inin bulundu?u ve her birinin de farkl? bir motif ve desene sahip oldu?u gerçe?i Yaratan?n kudret ve azametine gösterebilecek e?siz örneklerden yaln?zca bir tanesidir. Ayr?ca unutmayal?m ki dünya da hiçbir ressam ve tasar?mc?n?n birbirinden farkl? 350 resim veya desen çal??mas? yoktur.

     Kar kristalleri üzerinde ilk ara?t?rmalar? yapan Amerikal? Wilson Bentley (1865-1931), gördü?ü muhte?em sanat kar??s?nda çok etkilenmi? ve elli y?l boyunca sürekli kar kristali resmi çekerek bu kar tanelerini kitapla?t?rm??t?r. Bentley ke?fetti?i kristal âleminin e?sizli?ini ise ?öyle dile getirmi?tir:

     ‘’Mikroskobun alt?nda kar tanelerinin mucizevî güzellikte oldu?unu ke?fettim. Bu güzelli?in ba?kalar? taraf?ndan görülmemesi ve gerekli önemin gösterilmemesi büyük bir kay?p. Her kristal bir tasar?m harikas? ve hiçbir dizayn bir daha tekrarlanm?yor. Bir kar tanesi eridi?inde bu tasar?m sonsuza dek yok olur ve arkas?nda hiçbir kay?t b?rakmaz.’’

 

#141

Bir metreküp karda 350 milyon kar taneci?inin bulundu?u ve her birinin de farkl? bir motif ve desene sahip oldu?u gerçe?i Yaratan?n kudret ve azametine gösterebilecek e?siz örneklerden yaln?zca bir tanesidir. Ayr?ca unutmayal?m ki dünya da hiçbir ressam ve tasar?mc?n?n birbirinden farkl? 350 resim veya desen çal??mas? yoktur.

     Kar kristalleri üzerinde ilk ara?t?rmalar? yapan Amerikal? Wilson Bentley (1865-1931), gördü?ü muhte?em sanat kar??s?nda çok etkilenmi? ve elli y?l boyunca sürekli kar kristali resmi çekerek bu kar tanelerini kitapla?t?rm??t?r. Bentley ke?fetti?i kristal âleminin e?sizli?ini ise ?öyle dile getirmi?tir:

     ‘’Mikroskobun alt?nda kar tanelerinin mucizevî güzellikte oldu?unu ke?fettim. Bu güzelli?in ba?kalar? taraf?ndan görülmemesi ve gerekli önemin gösterilmemesi büyük bir kay?p. Her kristal bir tasar?m harikas? ve hiçbir dizayn bir daha tekrarlanm?yor. Bir kar tanesi eridi?inde bu tasar?m sonsuza dek yok olur ve arkas?nda hiçbir kay?t b?rakmaz.’’

 

#142

Bir kimsenin Büyük Sahra’da uykuya dald???n? ve uyand???nda ise ihtiyac? olan her ?eyi yan?nda haz?r buldu?unu farz ediniz. Bu adam kendisine bu lütuflar?n kimden geldi?ini hiç dü?ünmeyerek, yenilecek ?eyleri yemeye, içilecek ?eyleri ise içmeye ba?lasa ne büyük divanelik etmi? olur de?il mi?

Dünyaya gelen bir insan da sahrada yatan bu adama benzer. Dünyaya geldi?inde güne?ten, aydan tut ta meyve ve sebzelere kadar her ?eyi emrine haz?r bulmu?tur.

Bir ömür boyu bu nimetlerden istifade etti?i halde onlar? ihsan eden zat? hiç dü?ünmeyen bir insan, ne derece gaflet ve nankörlük içindedir, k?yas ediniz.

#142

Bir kimsenin Büyük Sahra’da uykuya dald???n? ve uyand???nda ise ihtiyac? olan her ?eyi yan?nda haz?r buldu?unu farz ediniz. Bu adam kendisine bu lütuflar?n kimden geldi?ini hiç dü?ünmeyerek, yenilecek ?eyleri yemeye, içilecek ?eyleri ise içmeye ba?lasa ne büyük divanelik etmi? olur de?il mi?

Dünyaya gelen bir insan da sahrada yatan bu adama benzer. Dünyaya geldi?inde güne?ten, aydan tut ta meyve ve sebzelere kadar her ?eyi emrine haz?r bulmu?tur.

Bir ömür boyu bu nimetlerden istifade etti?i halde onlar? ihsan eden zat? hiç dü?ünmeyen bir insan, ne derece gaflet ve nankörlük içindedir, k?yas ediniz.

#142

Bir kimsenin Büyük Sahra’da uykuya dald???n? ve uyand???nda ise ihtiyac? olan her ?eyi yan?nda haz?r buldu?unu farz ediniz. Bu adam kendisine bu lütuflar?n kimden geldi?ini hiç dü?ünmeyerek, yenilecek ?eyleri yemeye, içilecek ?eyleri ise içmeye ba?lasa ne büyük divanelik etmi? olur de?il mi?

Dünyaya gelen bir insan da sahrada yatan bu adama benzer. Dünyaya geldi?inde güne?ten, aydan tut ta meyve ve sebzelere kadar her ?eyi emrine haz?r bulmu?tur.

Bir ömür boyu bu nimetlerden istifade etti?i halde onlar? ihsan eden zat? hiç dü?ünmeyen bir insan, ne derece gaflet ve nankörlük içindedir, k?yas ediniz.

#142

Bir kimsenin Büyük Sahra’da uykuya dald???n? ve uyand???nda ise ihtiyac? olan her ?eyi yan?nda haz?r buldu?unu farz ediniz. Bu adam kendisine bu lütuflar?n kimden geldi?ini hiç dü?ünmeyerek, yenilecek ?eyleri yemeye, içilecek ?eyleri ise içmeye ba?lasa ne büyük divanelik etmi? olur de?il mi?

Dünyaya gelen bir insan da sahrada yatan bu adama benzer. Dünyaya geldi?inde güne?ten, aydan tut ta meyve ve sebzelere kadar her ?eyi emrine haz?r bulmu?tur.

Bir ömür boyu bu nimetlerden istifade etti?i halde onlar? ihsan eden zat? hiç dü?ünmeyen bir insan, ne derece gaflet ve nankörlük içindedir, k?yas ediniz.

#142

Bir kimsenin Büyük Sahra’da uykuya dald???n? ve uyand???nda ise ihtiyac? olan her ?eyi yan?nda haz?r buldu?unu farz ediniz. Bu adam kendisine bu lütuflar?n kimden geldi?ini hiç dü?ünmeyerek, yenilecek ?eyleri yemeye, içilecek ?eyleri ise içmeye ba?lasa ne büyük divanelik etmi? olur de?il mi?

Dünyaya gelen bir insan da sahrada yatan bu adama benzer. Dünyaya geldi?inde güne?ten, aydan tut ta meyve ve sebzelere kadar her ?eyi emrine haz?r bulmu?tur.

Bir ömür boyu bu nimetlerden istifade etti?i halde onlar? ihsan eden zat? hiç dü?ünmeyen bir insan, ne derece gaflet ve nankörlük içindedir, k?yas ediniz.

#143

Ayaklar?m?z belki de vücudumuzun en önemli organlar?ndan biridir.  Ayaklar?m?z?n ufak bir rahats?zl???nda dahi hayat?m?z zehir olmaktad?r. Ayaklar?m?zda 26 kemik, 33 eklem, 100’den fazla ba? ve kas dokusu bulunmaktad?r. Vücut yükünün ta??nabilmesi için bunlar?n birbiriyle uyumlu olmas? gerekmektedir.

Eklemleri birbirine ba?layan ba?lar, mükemmel bir esneme potansiyeline sahiptir. Bu ba?lar?n boyu 1 mm bile uzun olsa, hayat?m?z boyunca yorgun bacaklar ve a?r?l? ayaklarla dola?acak, namaz gibi bir ibadeti de yapamayacakt?k.

Allah-ü Teâlâ'n?n sonsuz güç, kudret ve azametine gösterilebilecek e?siz bir örnek daha.

#143

Ayaklar?m?z belki de vücudumuzun en önemli organlar?ndan biridir.  Ayaklar?m?z?n ufak bir rahats?zl???nda dahi hayat?m?z zehir olmaktad?r. Ayaklar?m?zda 26 kemik, 33 eklem, 100’den fazla ba? ve kas dokusu bulunmaktad?r. Vücut yükünün ta??nabilmesi için bunlar?n birbiriyle uyumlu olmas? gerekmektedir.

Eklemleri birbirine ba?layan ba?lar, mükemmel bir esneme potansiyeline sahiptir. Bu ba?lar?n boyu 1 mm bile uzun olsa, hayat?m?z boyunca yorgun bacaklar ve a?r?l? ayaklarla dola?acak, namaz gibi bir ibadeti de yapamayacakt?k.

Allah-ü Teâlâ'n?n sonsuz güç, kudret ve azametine gösterilebilecek e?siz bir örnek daha.

#143

Ayaklar?m?z belki de vücudumuzun en önemli organlar?ndan biridir.  Ayaklar?m?z?n ufak bir rahats?zl???nda dahi hayat?m?z zehir olmaktad?r. Ayaklar?m?zda 26 kemik, 33 eklem, 100’den fazla ba? ve kas dokusu bulunmaktad?r. Vücut yükünün ta??nabilmesi için bunlar?n birbiriyle uyumlu olmas? gerekmektedir.

Eklemleri birbirine ba?layan ba?lar, mükemmel bir esneme potansiyeline sahiptir. Bu ba?lar?n boyu 1 mm bile uzun olsa, hayat?m?z boyunca yorgun bacaklar ve a?r?l? ayaklarla dola?acak, namaz gibi bir ibadeti de yapamayacakt?k.

Allah-ü Teâlâ'n?n sonsuz güç, kudret ve azametine gösterilebilecek e?siz bir örnek daha.

#143

Ayaklar?m?z belki de vücudumuzun en önemli organlar?ndan biridir.  Ayaklar?m?z?n ufak bir rahats?zl???nda dahi hayat?m?z zehir olmaktad?r. Ayaklar?m?zda 26 kemik, 33 eklem, 100’den fazla ba? ve kas dokusu bulunmaktad?r. Vücut yükünün ta??nabilmesi için bunlar?n birbiriyle uyumlu olmas? gerekmektedir.

Eklemleri birbirine ba?layan ba?lar, mükemmel bir esneme potansiyeline sahiptir. Bu ba?lar?n boyu 1 mm bile uzun olsa, hayat?m?z boyunca yorgun bacaklar ve a?r?l? ayaklarla dola?acak, namaz gibi bir ibadeti de yapamayacakt?k.

Allah-ü Teâlâ'n?n sonsuz güç, kudret ve azametine gösterilebilecek e?siz bir örnek daha.

#143

Ayaklar?m?z belki de vücudumuzun en önemli organlar?ndan biridir.  Ayaklar?m?z?n ufak bir rahats?zl???nda dahi hayat?m?z zehir olmaktad?r. Ayaklar?m?zda 26 kemik, 33 eklem, 100’den fazla ba? ve kas dokusu bulunmaktad?r. Vücut yükünün ta??nabilmesi için bunlar?n birbiriyle uyumlu olmas? gerekmektedir.

Eklemleri birbirine ba?layan ba?lar, mükemmel bir esneme potansiyeline sahiptir. Bu ba?lar?n boyu 1 mm bile uzun olsa, hayat?m?z boyunca yorgun bacaklar ve a?r?l? ayaklarla dola?acak, namaz gibi bir ibadeti de yapamayacakt?k.

Allah-ü Teâlâ'n?n sonsuz güç, kudret ve azametine gösterilebilecek e?siz bir örnek daha.

#143

Ayaklar?m?z belki de vücudumuzun en önemli organlar?ndan biridir.  Ayaklar?m?z?n ufak bir rahats?zl???nda dahi hayat?m?z zehir olmaktad?r. Ayaklar?m?zda 26 kemik, 33 eklem, 100’den fazla ba? ve kas dokusu bulunmaktad?r. Vücut yükünün ta??nabilmesi için bunlar?n birbiriyle uyumlu olmas? gerekmektedir.

Eklemleri birbirine ba?layan ba?lar, mükemmel bir esneme potansiyeline sahiptir. Bu ba?lar?n boyu 1 mm bile uzun olsa, hayat?m?z boyunca yorgun bacaklar ve a?r?l? ayaklarla dola?acak, namaz gibi bir ibadeti de yapamayacakt?k.

Allah-ü Teâlâ'n?n sonsuz güç, kudret ve azametine gösterilebilecek e?siz bir örnek daha.

#138

Herkesin dünyadan dert yanmas?n?n en önemli sebebi insano?lunun sadece ahirette bulunabilecek huzur ve saadeti dünyada aramas?ndan kaynaklanmaktad?r.

Bir insan kavak a?açlar?n?n bahçesinde yüz sene dola?sa, bir tane dahi hindistan cevizi bulamaz. Çünkü onun mekân? ba?ka diyardad?r.       

Cenab-? Hak, insanlara peygamberler (a.s) ve kitaplar göndererek gerçek mutlulu?un ahirette ve cennette oldu?unu ve oraya kavu?man?n yollar?n? beyan buyurmu?tur.

Bu yoldan gitmeyen ve dünyan?n bir s?nama yeri ya da ö?renme mekân? oldu?unu anlamayan kimseler, gayrime?ru lezzet ve zevklerle kendilerini avutup tatmin etmeye çal??makta, böylece hem dünyada divane olup hem de ahirette ebedi saadeti kaybetmektedirler.

#138

Herkesin dünyadan dert yanmas?n?n en önemli sebebi insano?lunun sadece ahirette bulunabilecek huzur ve saadeti dünyada aramas?ndan kaynaklanmaktad?r.

Bir insan kavak a?açlar?n?n bahçesinde yüz sene dola?sa, bir tane dahi hindistan cevizi bulamaz. Çünkü onun mekân? ba?ka diyardad?r.       

Cenab-? Hak, insanlara peygamberler (a.s) ve kitaplar göndererek gerçek mutlulu?un ahirette ve cennette oldu?unu ve oraya kavu?man?n yollar?n? beyan buyurmu?tur.

Bu yoldan gitmeyen ve dünyan?n bir s?nama yeri ya da ö?renme mekân? oldu?unu anlamayan kimseler, gayrime?ru lezzet ve zevklerle kendilerini avutup tatmin etmeye çal??makta, böylece hem dünyada divane olup hem de ahirette ebedi saadeti kaybetmektedirler.

#138

Herkesin dünyadan dert yanmas?n?n en önemli sebebi insano?lunun sadece ahirette bulunabilecek huzur ve saadeti dünyada aramas?ndan kaynaklanmaktad?r.

Bir insan kavak a?açlar?n?n bahçesinde yüz sene dola?sa, bir tane dahi hindistan cevizi bulamaz. Çünkü onun mekân? ba?ka diyardad?r.       

Cenab-? Hak, insanlara peygamberler (a.s) ve kitaplar göndererek gerçek mutlulu?un ahirette ve cennette oldu?unu ve oraya kavu?man?n yollar?n? beyan buyurmu?tur.

Bu yoldan gitmeyen ve dünyan?n bir s?nama yeri ya da ö?renme mekân? oldu?unu anlamayan kimseler, gayrime?ru lezzet ve zevklerle kendilerini avutup tatmin etmeye çal??makta, böylece hem dünyada divane olup hem de ahirette ebedi saadeti kaybetmektedirler.

#138

Herkesin dünyadan dert yanmas?n?n en önemli sebebi insano?lunun sadece ahirette bulunabilecek huzur ve saadeti dünyada aramas?ndan kaynaklanmaktad?r.

Bir insan kavak a?açlar?n?n bahçesinde yüz sene dola?sa, bir tane dahi hindistan cevizi bulamaz. Çünkü onun mekân? ba?ka diyardad?r.       

Cenab-? Hak, insanlara peygamberler (a.s) ve kitaplar göndererek gerçek mutlulu?un ahirette ve cennette oldu?unu ve oraya kavu?man?n yollar?n? beyan buyurmu?tur.

Bu yoldan gitmeyen ve dünyan?n bir s?nama yeri ya da ö?renme mekân? oldu?unu anlamayan kimseler, gayrime?ru lezzet ve zevklerle kendilerini avutup tatmin etmeye çal??makta, böylece hem dünyada divane olup hem de ahirette ebedi saadeti kaybetmektedirler.

#138

Herkesin dünyadan dert yanmas?n?n en önemli sebebi insano?lunun sadece ahirette bulunabilecek huzur ve saadeti dünyada aramas?ndan kaynaklanmaktad?r.

Bir insan kavak a?açlar?n?n bahçesinde yüz sene dola?sa, bir tane dahi hindistan cevizi bulamaz. Çünkü onun mekân? ba?ka diyardad?r.       

Cenab-? Hak, insanlara peygamberler (a.s) ve kitaplar göndererek gerçek mutlulu?un ahirette ve cennette oldu?unu ve oraya kavu?man?n yollar?n? beyan buyurmu?tur.

Bu yoldan gitmeyen ve dünyan?n bir s?nama yeri ya da ö?renme mekân? oldu?unu anlamayan kimseler, gayrime?ru lezzet ve zevklerle kendilerini avutup tatmin etmeye çal??makta, böylece hem dünyada divane olup hem de ahirette ebedi saadeti kaybetmektedirler.

#138

Herkesin dünyadan dert yanmas?n?n en önemli sebebi insano?lunun sadece ahirette bulunabilecek huzur ve saadeti dünyada aramas?ndan kaynaklanmaktad?r.

Bir insan kavak a?açlar?n?n bahçesinde yüz sene dola?sa, bir tane dahi hindistan cevizi bulamaz. Çünkü onun mekân? ba?ka diyardad?r.       

Cenab-? Hak, insanlara peygamberler (a.s) ve kitaplar göndererek gerçek mutlulu?un ahirette ve cennette oldu?unu ve oraya kavu?man?n yollar?n? beyan buyurmu?tur.

Bu yoldan gitmeyen ve dünyan?n bir s?nama yeri ya da ö?renme mekân? oldu?unu anlamayan kimseler, gayrime?ru lezzet ve zevklerle kendilerini avutup tatmin etmeye çal??makta, böylece hem dünyada divane olup hem de ahirette ebedi saadeti kaybetmektedirler.

#138

Herkesin dünyadan dert yanmas?n?n en önemli sebebi insano?lunun sadece ahirette bulunabilecek huzur ve saadeti dünyada aramas?ndan kaynaklanmaktad?r.

Bir insan kavak a?açlar?n?n bahçesinde yüz sene dola?sa, bir tane dahi hindistan cevizi bulamaz. Çünkü onun mekân? ba?ka diyardad?r.       

Cenab-? Hak, insanlara peygamberler (a.s) ve kitaplar göndererek gerçek mutlulu?un ahirette ve cennette oldu?unu ve oraya kavu?man?n yollar?n? beyan buyurmu?tur.

Bu yoldan gitmeyen ve dünyan?n bir s?nama yeri ya da ö?renme mekân? oldu?unu anlamayan kimseler, gayrime?ru lezzet ve zevklerle kendilerini avutup tatmin etmeye çal??makta, böylece hem dünyada divane olup hem de ahirette ebedi saadeti kaybetmektedirler.

#138

Herkesin dünyadan dert yanmas?n?n en önemli sebebi insano?lunun sadece ahirette bulunabilecek huzur ve saadeti dünyada aramas?ndan kaynaklanmaktad?r.

Bir insan kavak a?açlar?n?n bahçesinde yüz sene dola?sa, bir tane dahi hindistan cevizi bulamaz. Çünkü onun mekân? ba?ka diyardad?r.       

Cenab-? Hak, insanlara peygamberler (a.s) ve kitaplar göndererek gerçek mutlulu?un ahirette ve cennette oldu?unu ve oraya kavu?man?n yollar?n? beyan buyurmu?tur.

Bu yoldan gitmeyen ve dünyan?n bir s?nama yeri ya da ö?renme mekân? oldu?unu anlamayan kimseler, gayrime?ru lezzet ve zevklerle kendilerini avutup tatmin etmeye çal??makta, böylece hem dünyada divane olup hem de ahirette ebedi saadeti kaybetmektedirler.

#145

"?nsan?n istedi?ini elde etmesi büyük bir saadettir" diyenlere;

“?nsan?n elindekilerinin de?erini bilmesi ve ?ükrünü eda etmesi daha büyük bir saadettir.” diye cevap veriyoruz.

#145

"?nsan?n istedi?ini elde etmesi büyük bir saadettir" diyenlere;

“?nsan?n elindekilerinin de?erini bilmesi ve ?ükrünü eda etmesi daha büyük bir saadettir.” diye cevap veriyoruz.

#145

"?nsan?n istedi?ini elde etmesi büyük bir saadettir" diyenlere;

“?nsan?n elindekilerinin de?erini bilmesi ve ?ükrünü eda etmesi daha büyük bir saadettir.” diye cevap veriyoruz.

#145

"?nsan?n istedi?ini elde etmesi büyük bir saadettir" diyenlere;

“?nsan?n elindekilerinin de?erini bilmesi ve ?ükrünü eda etmesi daha büyük bir saadettir.” diye cevap veriyoruz.

#146

Diyojen’e, gelerek “Hayvanlardan en zararl?s? hangisidir?” diye sorarlar. O da ?öyle cevap verir:

“Vah?i hayvanlardan daha zararl?s?, insan?n g?yab?nda konu?anlar; ehil hayvanlardan daha zararl?s? ise, dalkavuklard?r.”

#146

Diyojen’e, gelerek “Hayvanlardan en zararl?s? hangisidir?” diye sorarlar. O da ?öyle cevap verir:

“Vah?i hayvanlardan daha zararl?s?, insan?n g?yab?nda konu?anlar; ehil hayvanlardan daha zararl?s? ise, dalkavuklard?r.”

#146

Diyojen’e, gelerek “Hayvanlardan en zararl?s? hangisidir?” diye sorarlar. O da ?öyle cevap verir:

“Vah?i hayvanlardan daha zararl?s?, insan?n g?yab?nda konu?anlar; ehil hayvanlardan daha zararl?s? ise, dalkavuklard?r.”

#146

Diyojen’e, gelerek “Hayvanlardan en zararl?s? hangisidir?” diye sorarlar. O da ?öyle cevap verir:

“Vah?i hayvanlardan daha zararl?s?, insan?n g?yab?nda konu?anlar; ehil hayvanlardan daha zararl?s? ise, dalkavuklard?r.”

#146

Diyojen’e, gelerek “Hayvanlardan en zararl?s? hangisidir?” diye sorarlar. O da ?öyle cevap verir:

“Vah?i hayvanlardan daha zararl?s?, insan?n g?yab?nda konu?anlar; ehil hayvanlardan daha zararl?s? ise, dalkavuklard?r.”

#147

Bir tek kan hücresinde 280 milyon hemoglobin molekülü vard?r. Yeti?kin bir insan vücudunda 100 trilyon hücreden saniyede 5 milyonu ölürken, ölenlerin yerine yenileri gelir.

Allah-ü Teâlâ’n?n sonsuz güç, kudret ve azametine gösterilebilecek e?siz bir örnek daha.

#147

Bir tek kan hücresinde 280 milyon hemoglobin molekülü vard?r. Yeti?kin bir insan vücudunda 100 trilyon hücreden saniyede 5 milyonu ölürken, ölenlerin yerine yenileri gelir.

Allah-ü Teâlâ’n?n sonsuz güç, kudret ve azametine gösterilebilecek e?siz bir örnek daha.

#147

Bir tek kan hücresinde 280 milyon hemoglobin molekülü vard?r. Yeti?kin bir insan vücudunda 100 trilyon hücreden saniyede 5 milyonu ölürken, ölenlerin yerine yenileri gelir.

Allah-ü Teâlâ’n?n sonsuz güç, kudret ve azametine gösterilebilecek e?siz bir örnek daha.

#147

Bir tek kan hücresinde 280 milyon hemoglobin molekülü vard?r. Yeti?kin bir insan vücudunda 100 trilyon hücreden saniyede 5 milyonu ölürken, ölenlerin yerine yenileri gelir.

Allah-ü Teâlâ’n?n sonsuz güç, kudret ve azametine gösterilebilecek e?siz bir örnek daha.

#147

Bir tek kan hücresinde 280 milyon hemoglobin molekülü vard?r. Yeti?kin bir insan vücudunda 100 trilyon hücreden saniyede 5 milyonu ölürken, ölenlerin yerine yenileri gelir.

Allah-ü Teâlâ’n?n sonsuz güç, kudret ve azametine gösterilebilecek e?siz bir örnek daha.

#148

Ak?ll? ve ihtiyatl? ol ki nefis ve geçim s?k?nt?s? sak?n seni aldatmas?n.

Bu fani dünyada bir gün her ?ey bitip tükenir. ?nsan öldü?ünde ise tek kazanc? bu fani dünya da i?ledi?i salih amellerdir.

#148

Ak?ll? ve ihtiyatl? ol ki nefis ve geçim s?k?nt?s? sak?n seni aldatmas?n.

Bu fani dünyada bir gün her ?ey bitip tükenir. ?nsan öldü?ünde ise tek kazanc? bu fani dünya da i?ledi?i salih amellerdir.

#148

Ak?ll? ve ihtiyatl? ol ki nefis ve geçim s?k?nt?s? sak?n seni aldatmas?n.

Bu fani dünyada bir gün her ?ey bitip tükenir. ?nsan öldü?ünde ise tek kazanc? bu fani dünya da i?ledi?i salih amellerdir.

#148

Ak?ll? ve ihtiyatl? ol ki nefis ve geçim s?k?nt?s? sak?n seni aldatmas?n.

Bu fani dünyada bir gün her ?ey bitip tükenir. ?nsan öldü?ünde ise tek kazanc? bu fani dünya da i?ledi?i salih amellerdir.

#148

Ak?ll? ve ihtiyatl? ol ki nefis ve geçim s?k?nt?s? sak?n seni aldatmas?n.

Bu fani dünyada bir gün her ?ey bitip tükenir. ?nsan öldü?ünde ise tek kazanc? bu fani dünya da i?ledi?i salih amellerdir.

#149

Müslüman’a yak??an ölümden korkmak de?il aksine ölüme haz?rlanmak ve ecel vakti geldi?inde ise onu tebessümle kar??lamakt?r.

#149

Müslüman’a yak??an ölümden korkmak de?il aksine ölüme haz?rlanmak ve ecel vakti geldi?inde ise onu tebessümle kar??lamakt?r.

#149

Müslüman’a yak??an ölümden korkmak de?il aksine ölüme haz?rlanmak ve ecel vakti geldi?inde ise onu tebessümle kar??lamakt?r.

#149

Müslüman’a yak??an ölümden korkmak de?il aksine ölüme haz?rlanmak ve ecel vakti geldi?inde ise onu tebessümle kar??lamakt?r.

#149

Müslüman’a yak??an ölümden korkmak de?il aksine ölüme haz?rlanmak ve ecel vakti geldi?inde ise onu tebessümle kar??lamakt?r.

#150

Hakikatte ölüm, ebediyet âlemine do?ru at?lan ilk ad?md?r.

#150

Hakikatte ölüm, ebediyet âlemine do?ru at?lan ilk ad?md?r.

#150

Hakikatte ölüm, ebediyet âlemine do?ru at?lan ilk ad?md?r.

#151

Mü’minin ölüm zaman?nda aln?n?n terlemesi, gözlerinin ya? dökmesi, burun deliklerinin kabarmas?, Allah’?n rahmetine nâil olu?unun alâmetidir.

Selman-? Fârisi r.a.

#151

Mü’minin ölüm zaman?nda aln?n?n terlemesi, gözlerinin ya? dökmesi, burun deliklerinin kabarmas?, Allah’?n rahmetine nâil olu?unun alâmetidir.

Selman-? Fârisi r.a.

#151

Mü’minin ölüm zaman?nda aln?n?n terlemesi, gözlerinin ya? dökmesi, burun deliklerinin kabarmas?, Allah’?n rahmetine nâil olu?unun alâmetidir.

Selman-? Fârisi r.a.

#151

Mü’minin ölüm zaman?nda aln?n?n terlemesi, gözlerinin ya? dökmesi, burun deliklerinin kabarmas?, Allah’?n rahmetine nâil olu?unun alâmetidir.

Selman-? Fârisi r.a.

#152

Sehl demi? ki: “Edebi küçümsemek, haram? küçümsemeye götürür. Haram? küçümsemek sayg?y? terke götürür. Sayg?y? terk etmek ise ?ükrü terk etmek demektir. ?ükrü terk etmenin de imandan ayr?lmaya sebep olaca??ndan korkulur. Kulun iman? yaln?z edeple do?ru olur. Edepsizlik ise ilâhi bilginin azl???ndan ileri gelir.”

#152

Sehl demi? ki: “Edebi küçümsemek, haram? küçümsemeye götürür. Haram? küçümsemek sayg?y? terke götürür. Sayg?y? terk etmek ise ?ükrü terk etmek demektir. ?ükrü terk etmenin de imandan ayr?lmaya sebep olaca??ndan korkulur. Kulun iman? yaln?z edeple do?ru olur. Edepsizlik ise ilâhi bilginin azl???ndan ileri gelir.”

#152

Sehl demi? ki: “Edebi küçümsemek, haram? küçümsemeye götürür. Haram? küçümsemek sayg?y? terke götürür. Sayg?y? terk etmek ise ?ükrü terk etmek demektir. ?ükrü terk etmenin de imandan ayr?lmaya sebep olaca??ndan korkulur. Kulun iman? yaln?z edeple do?ru olur. Edepsizlik ise ilâhi bilginin azl???ndan ileri gelir.”

#152

Sehl demi? ki: “Edebi küçümsemek, haram? küçümsemeye götürür. Haram? küçümsemek sayg?y? terke götürür. Sayg?y? terk etmek ise ?ükrü terk etmek demektir. ?ükrü terk etmenin de imandan ayr?lmaya sebep olaca??ndan korkulur. Kulun iman? yaln?z edeple do?ru olur. Edepsizlik ise ilâhi bilginin azl???ndan ileri gelir.”

#152

Sehl demi? ki: “Edebi küçümsemek, haram? küçümsemeye götürür. Haram? küçümsemek sayg?y? terke götürür. Sayg?y? terk etmek ise ?ükrü terk etmek demektir. ?ükrü terk etmenin de imandan ayr?lmaya sebep olaca??ndan korkulur. Kulun iman? yaln?z edeple do?ru olur. Edepsizlik ise ilâhi bilginin azl???ndan ileri gelir.”

#152

Sehl demi? ki: “Edebi küçümsemek, haram? küçümsemeye götürür. Haram? küçümsemek sayg?y? terke götürür. Sayg?y? terk etmek ise ?ükrü terk etmek demektir. ?ükrü terk etmenin de imandan ayr?lmaya sebep olaca??ndan korkulur. Kulun iman? yaln?z edeple do?ru olur. Edepsizlik ise ilâhi bilginin azl???ndan ileri gelir.”

#152

Sehl demi? ki: “Edebi küçümsemek, haram? küçümsemeye götürür. Haram? küçümsemek sayg?y? terke götürür. Sayg?y? terk etmek ise ?ükrü terk etmek demektir. ?ükrü terk etmenin de imandan ayr?lmaya sebep olaca??ndan korkulur. Kulun iman? yaln?z edeple do?ru olur. Edepsizlik ise ilâhi bilginin azl???ndan ileri gelir.”

#152

Sehl demi? ki: “Edebi küçümsemek, haram? küçümsemeye götürür. Haram? küçümsemek sayg?y? terke götürür. Sayg?y? terk etmek ise ?ükrü terk etmek demektir. ?ükrü terk etmenin de imandan ayr?lmaya sebep olaca??ndan korkulur. Kulun iman? yaln?z edeple do?ru olur. Edepsizlik ise ilâhi bilginin azl???ndan ileri gelir.”

#153

Kabre haz?rl?ks?z giren, denize kay?ks?z aç?lm?? gibidir.

Hz. Ebubekir r.a.

#153

Kabre haz?rl?ks?z giren, denize kay?ks?z aç?lm?? gibidir.

Hz. Ebubekir r.a.

#144

Kad?n elman?n özü, erkek ise kabu?udur. Kad?n ve erkek birbirinin eksiklerini tamamlar mahiyette yarat?lm??lard?r.

Bu ikiliyi bir arada tutan tutkal ise kar??l?kl? sevgi, sayg?, sadakât ve güvendir.

#144

Kad?n elman?n özü, erkek ise kabu?udur. Kad?n ve erkek birbirinin eksiklerini tamamlar mahiyette yarat?lm??lard?r.

Bu ikiliyi bir arada tutan tutkal ise kar??l?kl? sevgi, sayg?, sadakât ve güvendir.

#144

Kad?n elman?n özü, erkek ise kabu?udur. Kad?n ve erkek birbirinin eksiklerini tamamlar mahiyette yarat?lm??lard?r.

Bu ikiliyi bir arada tutan tutkal ise kar??l?kl? sevgi, sayg?, sadakât ve güvendir.

#144

Kad?n elman?n özü, erkek ise kabu?udur. Kad?n ve erkek birbirinin eksiklerini tamamlar mahiyette yarat?lm??lard?r.

Bu ikiliyi bir arada tutan tutkal ise kar??l?kl? sevgi, sayg?, sadakât ve güvendir.

#144

Kad?n elman?n özü, erkek ise kabu?udur. Kad?n ve erkek birbirinin eksiklerini tamamlar mahiyette yarat?lm??lard?r.

Bu ikiliyi bir arada tutan tutkal ise kar??l?kl? sevgi, sayg?, sadakât ve güvendir.

#144

Kad?n elman?n özü, erkek ise kabu?udur. Kad?n ve erkek birbirinin eksiklerini tamamlar mahiyette yarat?lm??lard?r.

Bu ikiliyi bir arada tutan tutkal ise kar??l?kl? sevgi, sayg?, sadakât ve güvendir.

#144

Kad?n elman?n özü, erkek ise kabu?udur. Kad?n ve erkek birbirinin eksiklerini tamamlar mahiyette yarat?lm??lard?r.

Bu ikiliyi bir arada tutan tutkal ise kar??l?kl? sevgi, sayg?, sadakât ve güvendir.

#154

Zulüm k?l?c?n? çeken, o k?l?c?n kurban? olur.

#154

Zulüm k?l?c?n? çeken, o k?l?c?n kurban? olur.

#155

“Hz. Peygamber (s.a.v) efendimiz, kendisine gelen ki?inin, sözlerinden çok edebini ö?renmesini severdi.”

#155

“Hz. Peygamber (s.a.v) efendimiz, kendisine gelen ki?inin, sözlerinden çok edebini ö?renmesini severdi.”

#155

“Hz. Peygamber (s.a.v) efendimiz, kendisine gelen ki?inin, sözlerinden çok edebini ö?renmesini severdi.”

#155

“Hz. Peygamber (s.a.v) efendimiz, kendisine gelen ki?inin, sözlerinden çok edebini ö?renmesini severdi.”

#156

Zünnûn M?sri ?öyle demi?tir: “Allah, ?slam’? bilgi ile süsledi, terbiye ile yükseltti, takva ile ?ereflendirdi.”

#156

Zünnûn M?sri ?öyle demi?tir: “Allah, ?slam’? bilgi ile süsledi, terbiye ile yükseltti, takva ile ?ereflendirdi.”

#156

Zünnûn M?sri ?öyle demi?tir: “Allah, ?slam’? bilgi ile süsledi, terbiye ile yükseltti, takva ile ?ereflendirdi.”

#156

Zünnûn M?sri ?öyle demi?tir: “Allah, ?slam’? bilgi ile süsledi, terbiye ile yükseltti, takva ile ?ereflendirdi.”

#156

Zünnûn M?sri ?öyle demi?tir: “Allah, ?slam’? bilgi ile süsledi, terbiye ile yükseltti, takva ile ?ereflendirdi.”

#157

Gözleri kör olanlar bir rehbere ihtiyaç duyduklar? gibi, kalp gözü kör olan avamda, bir Mür?id-i Kamile ba?lanmaya ?iddetle ihtiyaç duymal?d?r.

#157

Gözleri kör olanlar bir rehbere ihtiyaç duyduklar? gibi, kalp gözü kör olan avamda, bir Mür?id-i Kamile ba?lanmaya ?iddetle ihtiyaç duymal?d?r.

#157

Gözleri kör olanlar bir rehbere ihtiyaç duyduklar? gibi, kalp gözü kör olan avamda, bir Mür?id-i Kamile ba?lanmaya ?iddetle ihtiyaç duymal?d?r.

#157

Gözleri kör olanlar bir rehbere ihtiyaç duyduklar? gibi, kalp gözü kör olan avamda, bir Mür?id-i Kamile ba?lanmaya ?iddetle ihtiyaç duymal?d?r.

#158

Rabiat-ül Adeviyye, bir yerden geçerken k?zart?lm?? bir koyun gördü hemen a?lamaya ba?lad?. Sebebini soranlara ise:

"Hayvanlar, ate?e ancak öldükten sonra girerler dedi. ?nsanlar ise diri diri."

#158

Rabiat-ül Adeviyye, bir yerden geçerken k?zart?lm?? bir koyun gördü hemen a?lamaya ba?lad?. Sebebini soranlara ise:

"Hayvanlar, ate?e ancak öldükten sonra girerler dedi. ?nsanlar ise diri diri."

#158

Rabiat-ül Adeviyye, bir yerden geçerken k?zart?lm?? bir koyun gördü hemen a?lamaya ba?lad?. Sebebini soranlara ise:

"Hayvanlar, ate?e ancak öldükten sonra girerler dedi. ?nsanlar ise diri diri."

#158

Rabiat-ül Adeviyye, bir yerden geçerken k?zart?lm?? bir koyun gördü hemen a?lamaya ba?lad?. Sebebini soranlara ise:

"Hayvanlar, ate?e ancak öldükten sonra girerler dedi. ?nsanlar ise diri diri."

#158

Rabiat-ül Adeviyye, bir yerden geçerken k?zart?lm?? bir koyun gördü hemen a?lamaya ba?lad?. Sebebini soranlara ise:

"Hayvanlar, ate?e ancak öldükten sonra girerler dedi. ?nsanlar ise diri diri."

#159

Adalet nedir? A?açlar? sulamakt?r.

Zulüm nedir? Dikenleri sulamakt?r.

#159

Adalet nedir? A?açlar? sulamakt?r.

Zulüm nedir? Dikenleri sulamakt?r.

#159

Adalet nedir? A?açlar? sulamakt?r.

Zulüm nedir? Dikenleri sulamakt?r.

#159

Adalet nedir? A?açlar? sulamakt?r.

Zulüm nedir? Dikenleri sulamakt?r.

#160

Allah’? zikretmek, nefesin ?ükrüdür.

#160

Allah’? zikretmek, nefesin ?ükrüdür.

#160

Allah’? zikretmek, nefesin ?ükrüdür.

#161

Amel’den yoksun âlim, ya?mursuz buluta benzer.

#161

Amel’den yoksun âlim, ya?mursuz buluta benzer.

#161

Amel’den yoksun âlim, ya?mursuz buluta benzer.

#161

Amel’den yoksun âlim, ya?mursuz buluta benzer.

#162

?mam-? Rabbani hazretlerinin vefat?ndan sonra onun “Mektubat” kitab?n? okuyan genç bir seyyid ?unlar? anlatm??t?r:

Hz.Ali’ye kar?? sava?an sahabileri, bilhassa Hz. Muaviye’yi hiç sevmezdim. Bir gece ?mam-? Rabbani’nin Mektubat’?n? okuyordum. Okudu?um yerde “Hz. Muaviye’ye  bu?zetmek ve onu kötülemek, Hz.Ebubekir ve Hz. Ömer’e bu?zedip kötülemek gibidir. Ona söven kimseye, bunlara söven ki?iye verilen cezay? vermek gerekir.” diye yaz?yordu. Bunu okuyunca can?m s?k?ld?, isabetsiz ?eyler yazm?? diye Mektubat’? yere at?verdim. Sonra yata??ma uzan?p uyudum. Rüyamda ?mam-? Rabbanî k?zg?n bir halde yan?ma geldi, iki eliyle kulaklar?m? çekerek dedi ki: “Be cahil çocuk! Sen bizim yazd???m?z? be?enmiyor ve kitab?m?z? yere f?rlat?yorsun. Benim yaz?m? okuyunca ?a??rd?n ve inanmad?n öyle mi? Ama gel, seni bir zata götüreyim de gör!”

Beni çekerek bir bahçenin kap?s?na götürdü. Kendisi uzaktaki bir bölüme do?ru yürüdü. Orada nur yüzlü bir zat?n oturdu?unu gördüm. Sayg? ile o zat? selamlad?, önünde diz çökerek oturdu. Ona bir ?eyler söylüyor, beni gösteriyordu. Bak??lar?ndan benden bahsedildi?i anla??l?yordu. Biraz sonra ?mam-? Rabbanî kalkt?, beni ça??rd?: “Bu oturan zat Hz. Ali’dir, iyi dinle, bak neler söylüyor.” dedi.

Yanlar?na gidip selam verdim. Hz. Ali r.a: “Sak?n ha sak?n! Rasulullah Aleyhisselam’?n ashab?na kar?? kalbinde so?ukluk ve darg?nl?k bulundurma! O ki?ilerden hiçbirini asla kötüleme. Aram?zda görülen anla?mazl?k ve muharebelerin, hangi iyi niyetlerle ortaya ç?kt???n? biz ve sahabi karde?lerimiz iyi biliriz” dedi. ?mam-? Rabbanî’ye bakarak: “Bunun gönlü daha temizlenmedi. Surat?na bir tokat indir!” dedi. ?eyh hazretleri, yüzüme ?iddetli bir tokat vurdu. Tokad? yiyince kendi kendime dedim ki: “Ben bu zat? sevdi?im için ötekilere dü?manl?k etmi?im. Hâlbuki kendisi bundan çok incinmektedir. Bu halden vazgeçmeliyim.” Ard?ndan kalbimi yoklad?m, gönlüm dü?manl?k ve k?rg?nl?ktan temizlenmi?ti. O halimle uyand?m, ?imdi de öyleyim.

#162

?mam-? Rabbani hazretlerinin vefat?ndan sonra onun “Mektubat” kitab?n? okuyan genç bir seyyid ?unlar? anlatm??t?r:

Hz.Ali’ye kar?? sava?an sahabileri, bilhassa Hz. Muaviye’yi hiç sevmezdim. Bir gece ?mam-? Rabbani’nin Mektubat’?n? okuyordum. Okudu?um yerde “Hz. Muaviye’ye  bu?zetmek ve onu kötülemek, Hz.Ebubekir ve Hz. Ömer’e bu?zedip kötülemek gibidir. Ona söven kimseye, bunlara söven ki?iye verilen cezay? vermek gerekir.” diye yaz?yordu. Bunu okuyunca can?m s?k?ld?, isabetsiz ?eyler yazm?? diye Mektubat’? yere at?verdim. Sonra yata??ma uzan?p uyudum. Rüyamda ?mam-? Rabbanî k?zg?n bir halde yan?ma geldi, iki eliyle kulaklar?m? çekerek dedi ki: “Be cahil çocuk! Sen bizim yazd???m?z? be?enmiyor ve kitab?m?z? yere f?rlat?yorsun. Benim yaz?m? okuyunca ?a??rd?n ve inanmad?n öyle mi? Ama gel, seni bir zata götüreyim de gör!”

Beni çekerek bir bahçenin kap?s?na götürdü. Kendisi uzaktaki bir bölüme do?ru yürüdü. Orada nur yüzlü bir zat?n oturdu?unu gördüm. Sayg? ile o zat? selamlad?, önünde diz çökerek oturdu. Ona bir ?eyler söylüyor, beni gösteriyordu. Bak??lar?ndan benden bahsedildi?i anla??l?yordu. Biraz sonra ?mam-? Rabbanî kalkt?, beni ça??rd?: “Bu oturan zat Hz. Ali’dir, iyi dinle, bak neler söylüyor.” dedi.

Yanlar?na gidip selam verdim. Hz. Ali r.a: “Sak?n ha sak?n! Rasulullah Aleyhisselam’?n ashab?na kar?? kalbinde so?ukluk ve darg?nl?k bulundurma! O ki?ilerden hiçbirini asla kötüleme. Aram?zda görülen anla?mazl?k ve muharebelerin, hangi iyi niyetlerle ortaya ç?kt???n? biz ve sahabi karde?lerimiz iyi biliriz” dedi. ?mam-? Rabbanî’ye bakarak: “Bunun gönlü daha temizlenmedi. Surat?na bir tokat indir!” dedi. ?eyh hazretleri, yüzüme ?iddetli bir tokat vurdu. Tokad? yiyince kendi kendime dedim ki: “Ben bu zat? sevdi?im için ötekilere dü?manl?k etmi?im. Hâlbuki kendisi bundan çok incinmektedir. Bu halden vazgeçmeliyim.” Ard?ndan kalbimi yoklad?m, gönlüm dü?manl?k ve k?rg?nl?ktan temizlenmi?ti. O halimle uyand?m, ?imdi de öyleyim.

#162

?mam-? Rabbani hazretlerinin vefat?ndan sonra onun “Mektubat” kitab?n? okuyan genç bir seyyid ?unlar? anlatm??t?r:

Hz.Ali’ye kar?? sava?an sahabileri, bilhassa Hz. Muaviye’yi hiç sevmezdim. Bir gece ?mam-? Rabbani’nin Mektubat’?n? okuyordum. Okudu?um yerde “Hz. Muaviye’ye  bu?zetmek ve onu kötülemek, Hz.Ebubekir ve Hz. Ömer’e bu?zedip kötülemek gibidir. Ona söven kimseye, bunlara söven ki?iye verilen cezay? vermek gerekir.” diye yaz?yordu. Bunu okuyunca can?m s?k?ld?, isabetsiz ?eyler yazm?? diye Mektubat’? yere at?verdim. Sonra yata??ma uzan?p uyudum. Rüyamda ?mam-? Rabbanî k?zg?n bir halde yan?ma geldi, iki eliyle kulaklar?m? çekerek dedi ki: “Be cahil çocuk! Sen bizim yazd???m?z? be?enmiyor ve kitab?m?z? yere f?rlat?yorsun. Benim yaz?m? okuyunca ?a??rd?n ve inanmad?n öyle mi? Ama gel, seni bir zata götüreyim de gör!”

Beni çekerek bir bahçenin kap?s?na götürdü. Kendisi uzaktaki bir bölüme do?ru yürüdü. Orada nur yüzlü bir zat?n oturdu?unu gördüm. Sayg? ile o zat? selamlad?, önünde diz çökerek oturdu. Ona bir ?eyler söylüyor, beni gösteriyordu. Bak??lar?ndan benden bahsedildi?i anla??l?yordu. Biraz sonra ?mam-? Rabbanî kalkt?, beni ça??rd?: “Bu oturan zat Hz. Ali’dir, iyi dinle, bak neler söylüyor.” dedi.

Yanlar?na gidip selam verdim. Hz. Ali r.a: “Sak?n ha sak?n! Rasulullah Aleyhisselam’?n ashab?na kar?? kalbinde so?ukluk ve darg?nl?k bulundurma! O ki?ilerden hiçbirini asla kötüleme. Aram?zda görülen anla?mazl?k ve muharebelerin, hangi iyi niyetlerle ortaya ç?kt???n? biz ve sahabi karde?lerimiz iyi biliriz” dedi. ?mam-? Rabbanî’ye bakarak: “Bunun gönlü daha temizlenmedi. Surat?na bir tokat indir!” dedi. ?eyh hazretleri, yüzüme ?iddetli bir tokat vurdu. Tokad? yiyince kendi kendime dedim ki: “Ben bu zat? sevdi?im için ötekilere dü?manl?k etmi?im. Hâlbuki kendisi bundan çok incinmektedir. Bu halden vazgeçmeliyim.” Ard?ndan kalbimi yoklad?m, gönlüm dü?manl?k ve k?rg?nl?ktan temizlenmi?ti. O halimle uyand?m, ?imdi de öyleyim.

#162

?mam-? Rabbani hazretlerinin vefat?ndan sonra onun “Mektubat” kitab?n? okuyan genç bir seyyid ?unlar? anlatm??t?r:

Hz.Ali’ye kar?? sava?an sahabileri, bilhassa Hz. Muaviye’yi hiç sevmezdim. Bir gece ?mam-? Rabbani’nin Mektubat’?n? okuyordum. Okudu?um yerde “Hz. Muaviye’ye  bu?zetmek ve onu kötülemek, Hz.Ebubekir ve Hz. Ömer’e bu?zedip kötülemek gibidir. Ona söven kimseye, bunlara söven ki?iye verilen cezay? vermek gerekir.” diye yaz?yordu. Bunu okuyunca can?m s?k?ld?, isabetsiz ?eyler yazm?? diye Mektubat’? yere at?verdim. Sonra yata??ma uzan?p uyudum. Rüyamda ?mam-? Rabbanî k?zg?n bir halde yan?ma geldi, iki eliyle kulaklar?m? çekerek dedi ki: “Be cahil çocuk! Sen bizim yazd???m?z? be?enmiyor ve kitab?m?z? yere f?rlat?yorsun. Benim yaz?m? okuyunca ?a??rd?n ve inanmad?n öyle mi? Ama gel, seni bir zata götüreyim de gör!”

Beni çekerek bir bahçenin kap?s?na götürdü. Kendisi uzaktaki bir bölüme do?ru yürüdü. Orada nur yüzlü bir zat?n oturdu?unu gördüm. Sayg? ile o zat? selamlad?, önünde diz çökerek oturdu. Ona bir ?eyler söylüyor, beni gösteriyordu. Bak??lar?ndan benden bahsedildi?i anla??l?yordu. Biraz sonra ?mam-? Rabbanî kalkt?, beni ça??rd?: “Bu oturan zat Hz. Ali’dir, iyi dinle, bak neler söylüyor.” dedi.

Yanlar?na gidip selam verdim. Hz. Ali r.a: “Sak?n ha sak?n! Rasulullah Aleyhisselam’?n ashab?na kar?? kalbinde so?ukluk ve darg?nl?k bulundurma! O ki?ilerden hiçbirini asla kötüleme. Aram?zda görülen anla?mazl?k ve muharebelerin, hangi iyi niyetlerle ortaya ç?kt???n? biz ve sahabi karde?lerimiz iyi biliriz” dedi. ?mam-? Rabbanî’ye bakarak: “Bunun gönlü daha temizlenmedi. Surat?na bir tokat indir!” dedi. ?eyh hazretleri, yüzüme ?iddetli bir tokat vurdu. Tokad? yiyince kendi kendime dedim ki: “Ben bu zat? sevdi?im için ötekilere dü?manl?k etmi?im. Hâlbuki kendisi bundan çok incinmektedir. Bu halden vazgeçmeliyim.” Ard?ndan kalbimi yoklad?m, gönlüm dü?manl?k ve k?rg?nl?ktan temizlenmi?ti. O halimle uyand?m, ?imdi de öyleyim.

#162

?mam-? Rabbani hazretlerinin vefat?ndan sonra onun “Mektubat” kitab?n? okuyan genç bir seyyid ?unlar? anlatm??t?r:

Hz.Ali’ye kar?? sava?an sahabileri, bilhassa Hz. Muaviye’yi hiç sevmezdim. Bir gece ?mam-? Rabbani’nin Mektubat’?n? okuyordum. Okudu?um yerde “Hz. Muaviye’ye  bu?zetmek ve onu kötülemek, Hz.Ebubekir ve Hz. Ömer’e bu?zedip kötülemek gibidir. Ona söven kimseye, bunlara söven ki?iye verilen cezay? vermek gerekir.” diye yaz?yordu. Bunu okuyunca can?m s?k?ld?, isabetsiz ?eyler yazm?? diye Mektubat’? yere at?verdim. Sonra yata??ma uzan?p uyudum. Rüyamda ?mam-? Rabbanî k?zg?n bir halde yan?ma geldi, iki eliyle kulaklar?m? çekerek dedi ki: “Be cahil çocuk! Sen bizim yazd???m?z? be?enmiyor ve kitab?m?z? yere f?rlat?yorsun. Benim yaz?m? okuyunca ?a??rd?n ve inanmad?n öyle mi? Ama gel, seni bir zata götüreyim de gör!”

Beni çekerek bir bahçenin kap?s?na götürdü. Kendisi uzaktaki bir bölüme do?ru yürüdü. Orada nur yüzlü bir zat?n oturdu?unu gördüm. Sayg? ile o zat? selamlad?, önünde diz çökerek oturdu. Ona bir ?eyler söylüyor, beni gösteriyordu. Bak??lar?ndan benden bahsedildi?i anla??l?yordu. Biraz sonra ?mam-? Rabbanî kalkt?, beni ça??rd?: “Bu oturan zat Hz. Ali’dir, iyi dinle, bak neler söylüyor.” dedi.

Yanlar?na gidip selam verdim. Hz. Ali r.a: “Sak?n ha sak?n! Rasulullah Aleyhisselam’?n ashab?na kar?? kalbinde so?ukluk ve darg?nl?k bulundurma! O ki?ilerden hiçbirini asla kötüleme. Aram?zda görülen anla?mazl?k ve muharebelerin, hangi iyi niyetlerle ortaya ç?kt???n? biz ve sahabi karde?lerimiz iyi biliriz” dedi. ?mam-? Rabbanî’ye bakarak: “Bunun gönlü daha temizlenmedi. Surat?na bir tokat indir!” dedi. ?eyh hazretleri, yüzüme ?iddetli bir tokat vurdu. Tokad? yiyince kendi kendime dedim ki: “Ben bu zat? sevdi?im için ötekilere dü?manl?k etmi?im. Hâlbuki kendisi bundan çok incinmektedir. Bu halden vazgeçmeliyim.” Ard?ndan kalbimi yoklad?m, gönlüm dü?manl?k ve k?rg?nl?ktan temizlenmi?ti. O halimle uyand?m, ?imdi de öyleyim.

#162

?mam-? Rabbani hazretlerinin vefat?ndan sonra onun “Mektubat” kitab?n? okuyan genç bir seyyid ?unlar? anlatm??t?r:

Hz.Ali’ye kar?? sava?an sahabileri, bilhassa Hz. Muaviye’yi hiç sevmezdim. Bir gece ?mam-? Rabbani’nin Mektubat’?n? okuyordum. Okudu?um yerde “Hz. Muaviye’ye  bu?zetmek ve onu kötülemek, Hz.Ebubekir ve Hz. Ömer’e bu?zedip kötülemek gibidir. Ona söven kimseye, bunlara söven ki?iye verilen cezay? vermek gerekir.” diye yaz?yordu. Bunu okuyunca can?m s?k?ld?, isabetsiz ?eyler yazm?? diye Mektubat’? yere at?verdim. Sonra yata??ma uzan?p uyudum. Rüyamda ?mam-? Rabbanî k?zg?n bir halde yan?ma geldi, iki eliyle kulaklar?m? çekerek dedi ki: “Be cahil çocuk! Sen bizim yazd???m?z? be?enmiyor ve kitab?m?z? yere f?rlat?yorsun. Benim yaz?m? okuyunca ?a??rd?n ve inanmad?n öyle mi? Ama gel, seni bir zata götüreyim de gör!”

Beni çekerek bir bahçenin kap?s?na götürdü. Kendisi uzaktaki bir bölüme do?ru yürüdü. Orada nur yüzlü bir zat?n oturdu?unu gördüm. Sayg? ile o zat? selamlad?, önünde diz çökerek oturdu. Ona bir ?eyler söylüyor, beni gösteriyordu. Bak??lar?ndan benden bahsedildi?i anla??l?yordu. Biraz sonra ?mam-? Rabbanî kalkt?, beni ça??rd?: “Bu oturan zat Hz. Ali’dir, iyi dinle, bak neler söylüyor.” dedi.

Yanlar?na gidip selam verdim. Hz. Ali r.a: “Sak?n ha sak?n! Rasulullah Aleyhisselam’?n ashab?na kar?? kalbinde so?ukluk ve darg?nl?k bulundurma! O ki?ilerden hiçbirini asla kötüleme. Aram?zda görülen anla?mazl?k ve muharebelerin, hangi iyi niyetlerle ortaya ç?kt???n? biz ve sahabi karde?lerimiz iyi biliriz” dedi. ?mam-? Rabbanî’ye bakarak: “Bunun gönlü daha temizlenmedi. Surat?na bir tokat indir!” dedi. ?eyh hazretleri, yüzüme ?iddetli bir tokat vurdu. Tokad? yiyince kendi kendime dedim ki: “Ben bu zat? sevdi?im için ötekilere dü?manl?k etmi?im. Hâlbuki kendisi bundan çok incinmektedir. Bu halden vazgeçmeliyim.” Ard?ndan kalbimi yoklad?m, gönlüm dü?manl?k ve k?rg?nl?ktan temizlenmi?ti. O halimle uyand?m, ?imdi de öyleyim.

#162

?mam-? Rabbani hazretlerinin vefat?ndan sonra onun “Mektubat” kitab?n? okuyan genç bir seyyid ?unlar? anlatm??t?r:

Hz.Ali’ye kar?? sava?an sahabileri, bilhassa Hz. Muaviye’yi hiç sevmezdim. Bir gece ?mam-? Rabbani’nin Mektubat’?n? okuyordum. Okudu?um yerde “Hz. Muaviye’ye  bu?zetmek ve onu kötülemek, Hz.Ebubekir ve Hz. Ömer’e bu?zedip kötülemek gibidir. Ona söven kimseye, bunlara söven ki?iye verilen cezay? vermek gerekir.” diye yaz?yordu. Bunu okuyunca can?m s?k?ld?, isabetsiz ?eyler yazm?? diye Mektubat’? yere at?verdim. Sonra yata??ma uzan?p uyudum. Rüyamda ?mam-? Rabbanî k?zg?n bir halde yan?ma geldi, iki eliyle kulaklar?m? çekerek dedi ki: “Be cahil çocuk! Sen bizim yazd???m?z? be?enmiyor ve kitab?m?z? yere f?rlat?yorsun. Benim yaz?m? okuyunca ?a??rd?n ve inanmad?n öyle mi? Ama gel, seni bir zata götüreyim de gör!”

Beni çekerek bir bahçenin kap?s?na götürdü. Kendisi uzaktaki bir bölüme do?ru yürüdü. Orada nur yüzlü bir zat?n oturdu?unu gördüm. Sayg? ile o zat? selamlad?, önünde diz çökerek oturdu. Ona bir ?eyler söylüyor, beni gösteriyordu. Bak??lar?ndan benden bahsedildi?i anla??l?yordu. Biraz sonra ?mam-? Rabbanî kalkt?, beni ça??rd?: “Bu oturan zat Hz. Ali’dir, iyi dinle, bak neler söylüyor.” dedi.

Yanlar?na gidip selam verdim. Hz. Ali r.a: “Sak?n ha sak?n! Rasulullah Aleyhisselam’?n ashab?na kar?? kalbinde so?ukluk ve darg?nl?k bulundurma! O ki?ilerden hiçbirini asla kötüleme. Aram?zda görülen anla?mazl?k ve muharebelerin, hangi iyi niyetlerle ortaya ç?kt???n? biz ve sahabi karde?lerimiz iyi biliriz” dedi. ?mam-? Rabbanî’ye bakarak: “Bunun gönlü daha temizlenmedi. Surat?na bir tokat indir!” dedi. ?eyh hazretleri, yüzüme ?iddetli bir tokat vurdu. Tokad? yiyince kendi kendime dedim ki: “Ben bu zat? sevdi?im için ötekilere dü?manl?k etmi?im. Hâlbuki kendisi bundan çok incinmektedir. Bu halden vazgeçmeliyim.” Ard?ndan kalbimi yoklad?m, gönlüm dü?manl?k ve k?rg?nl?ktan temizlenmi?ti. O halimle uyand?m, ?imdi de öyleyim.

#162

?mam-? Rabbani hazretlerinin vefat?ndan sonra onun “Mektubat” kitab?n? okuyan genç bir seyyid ?unlar? anlatm??t?r:

Hz.Ali’ye kar?? sava?an sahabileri, bilhassa Hz. Muaviye’yi hiç sevmezdim. Bir gece ?mam-? Rabbani’nin Mektubat’?n? okuyordum. Okudu?um yerde “Hz. Muaviye’ye  bu?zetmek ve onu kötülemek, Hz.Ebubekir ve Hz. Ömer’e bu?zedip kötülemek gibidir. Ona söven kimseye, bunlara söven ki?iye verilen cezay? vermek gerekir.” diye yaz?yordu. Bunu okuyunca can?m s?k?ld?, isabetsiz ?eyler yazm?? diye Mektubat’? yere at?verdim. Sonra yata??ma uzan?p uyudum. Rüyamda ?mam-? Rabbanî k?zg?n bir halde yan?ma geldi, iki eliyle kulaklar?m? çekerek dedi ki: “Be cahil çocuk! Sen bizim yazd???m?z? be?enmiyor ve kitab?m?z? yere f?rlat?yorsun. Benim yaz?m? okuyunca ?a??rd?n ve inanmad?n öyle mi? Ama gel, seni bir zata götüreyim de gör!”

Beni çekerek bir bahçenin kap?s?na götürdü. Kendisi uzaktaki bir bölüme do?ru yürüdü. Orada nur yüzlü bir zat?n oturdu?unu gördüm. Sayg? ile o zat? selamlad?, önünde diz çökerek oturdu. Ona bir ?eyler söylüyor, beni gösteriyordu. Bak??lar?ndan benden bahsedildi?i anla??l?yordu. Biraz sonra ?mam-? Rabbanî kalkt?, beni ça??rd?: “Bu oturan zat Hz. Ali’dir, iyi dinle, bak neler söylüyor.” dedi.

Yanlar?na gidip selam verdim. Hz. Ali r.a: “Sak?n ha sak?n! Rasulullah Aleyhisselam’?n ashab?na kar?? kalbinde so?ukluk ve darg?nl?k bulundurma! O ki?ilerden hiçbirini asla kötüleme. Aram?zda görülen anla?mazl?k ve muharebelerin, hangi iyi niyetlerle ortaya ç?kt???n? biz ve sahabi karde?lerimiz iyi biliriz” dedi. ?mam-? Rabbanî’ye bakarak: “Bunun gönlü daha temizlenmedi. Surat?na bir tokat indir!” dedi. ?eyh hazretleri, yüzüme ?iddetli bir tokat vurdu. Tokad? yiyince kendi kendime dedim ki: “Ben bu zat? sevdi?im için ötekilere dü?manl?k etmi?im. Hâlbuki kendisi bundan çok incinmektedir. Bu halden vazgeçmeliyim.” Ard?ndan kalbimi yoklad?m, gönlüm dü?manl?k ve k?rg?nl?ktan temizlenmi?ti. O halimle uyand?m, ?imdi de öyleyim.

#162

?mam-? Rabbani hazretlerinin vefat?ndan sonra onun “Mektubat” kitab?n? okuyan genç bir seyyid ?unlar? anlatm??t?r:

Hz.Ali’ye kar?? sava?an sahabileri, bilhassa Hz. Muaviye’yi hiç sevmezdim. Bir gece ?mam-? Rabbani’nin Mektubat’?n? okuyordum. Okudu?um yerde “Hz. Muaviye’ye  bu?zetmek ve onu kötülemek, Hz.Ebubekir ve Hz. Ömer’e bu?zedip kötülemek gibidir. Ona söven kimseye, bunlara söven ki?iye verilen cezay? vermek gerekir.” diye yaz?yordu. Bunu okuyunca can?m s?k?ld?, isabetsiz ?eyler yazm?? diye Mektubat’? yere at?verdim. Sonra yata??ma uzan?p uyudum. Rüyamda ?mam-? Rabbanî k?zg?n bir halde yan?ma geldi, iki eliyle kulaklar?m? çekerek dedi ki: “Be cahil çocuk! Sen bizim yazd???m?z? be?enmiyor ve kitab?m?z? yere f?rlat?yorsun. Benim yaz?m? okuyunca ?a??rd?n ve inanmad?n öyle mi? Ama gel, seni bir zata götüreyim de gör!”

Beni çekerek bir bahçenin kap?s?na götürdü. Kendisi uzaktaki bir bölüme do?ru yürüdü. Orada nur yüzlü bir zat?n oturdu?unu gördüm. Sayg? ile o zat? selamlad?, önünde diz çökerek oturdu. Ona bir ?eyler söylüyor, beni gösteriyordu. Bak??lar?ndan benden bahsedildi?i anla??l?yordu. Biraz sonra ?mam-? Rabbanî kalkt?, beni ça??rd?: “Bu oturan zat Hz. Ali’dir, iyi dinle, bak neler söylüyor.” dedi.

Yanlar?na gidip selam verdim. Hz. Ali r.a: “Sak?n ha sak?n! Rasulullah Aleyhisselam’?n ashab?na kar?? kalbinde so?ukluk ve darg?nl?k bulundurma! O ki?ilerden hiçbirini asla kötüleme. Aram?zda görülen anla?mazl?k ve muharebelerin, hangi iyi niyetlerle ortaya ç?kt???n? biz ve sahabi karde?lerimiz iyi biliriz” dedi. ?mam-? Rabbanî’ye bakarak: “Bunun gönlü daha temizlenmedi. Surat?na bir tokat indir!” dedi. ?eyh hazretleri, yüzüme ?iddetli bir tokat vurdu. Tokad? yiyince kendi kendime dedim ki: “Ben bu zat? sevdi?im için ötekilere dü?manl?k etmi?im. Hâlbuki kendisi bundan çok incinmektedir. Bu halden vazgeçmeliyim.” Ard?ndan kalbimi yoklad?m, gönlüm dü?manl?k ve k?rg?nl?ktan temizlenmi?ti. O halimle uyand?m, ?imdi de öyleyim.

#162

?mam-? Rabbani hazretlerinin vefat?ndan sonra onun “Mektubat” kitab?n? okuyan genç bir seyyid ?unlar? anlatm??t?r:

Hz.Ali’ye kar?? sava?an sahabileri, bilhassa Hz. Muaviye’yi hiç sevmezdim. Bir gece ?mam-? Rabbani’nin Mektubat’?n? okuyordum. Okudu?um yerde “Hz. Muaviye’ye  bu?zetmek ve onu kötülemek, Hz.Ebubekir ve Hz. Ömer’e bu?zedip kötülemek gibidir. Ona söven kimseye, bunlara söven ki?iye verilen cezay? vermek gerekir.” diye yaz?yordu. Bunu okuyunca can?m s?k?ld?, isabetsiz ?eyler yazm?? diye Mektubat’? yere at?verdim. Sonra yata??ma uzan?p uyudum. Rüyamda ?mam-? Rabbanî k?zg?n bir halde yan?ma geldi, iki eliyle kulaklar?m? çekerek dedi ki: “Be cahil çocuk! Sen bizim yazd???m?z? be?enmiyor ve kitab?m?z? yere f?rlat?yorsun. Benim yaz?m? okuyunca ?a??rd?n ve inanmad?n öyle mi? Ama gel, seni bir zata götüreyim de gör!”

Beni çekerek bir bahçenin kap?s?na götürdü. Kendisi uzaktaki bir bölüme do?ru yürüdü. Orada nur yüzlü bir zat?n oturdu?unu gördüm. Sayg? ile o zat? selamlad?, önünde diz çökerek oturdu. Ona bir ?eyler söylüyor, beni gösteriyordu. Bak??lar?ndan benden bahsedildi?i anla??l?yordu. Biraz sonra ?mam-? Rabbanî kalkt?, beni ça??rd?: “Bu oturan zat Hz. Ali’dir, iyi dinle, bak neler söylüyor.” dedi.

Yanlar?na gidip selam verdim. Hz. Ali r.a: “Sak?n ha sak?n! Rasulullah Aleyhisselam’?n ashab?na kar?? kalbinde so?ukluk ve darg?nl?k bulundurma! O ki?ilerden hiçbirini asla kötüleme. Aram?zda görülen anla?mazl?k ve muharebelerin, hangi iyi niyetlerle ortaya ç?kt???n? biz ve sahabi karde?lerimiz iyi biliriz” dedi. ?mam-? Rabbanî’ye bakarak: “Bunun gönlü daha temizlenmedi. Surat?na bir tokat indir!” dedi. ?eyh hazretleri, yüzüme ?iddetli bir tokat vurdu. Tokad? yiyince kendi kendime dedim ki: “Ben bu zat? sevdi?im için ötekilere dü?manl?k etmi?im. Hâlbuki kendisi bundan çok incinmektedir. Bu halden vazgeçmeliyim.” Ard?ndan kalbimi yoklad?m, gönlüm dü?manl?k ve k?rg?nl?ktan temizlenmi?ti. O halimle uyand?m, ?imdi de öyleyim.

#163

Ate?e tapan kimse, bin y?l o ate?i yaksa, içine dü?tü?ünde ate? yine onu yakar.

#163

Ate?e tapan kimse, bin y?l o ate?i yaksa, içine dü?tü?ünde ate? yine onu yakar.

#163

Ate?e tapan kimse, bin y?l o ate?i yaksa, içine dü?tü?ünde ate? yine onu yakar.

#164

Bayezid Bistami k.s hazretlerine bir kimse gelerek kendisine ö?üt vermesini istedi ve:

“Bana yüce Rabbimize yakla?t?ran bir amel söyler misiniz? Onu yaparak Allah’a yakla?ay?m, r?zas?n? kazanay?m” dedi.

Bayezid hazretleri de ?u tavsiyede bulundu:

“Allah’?n sevgili kullar?n?, evliyalar? sev, onlar da seni sevsinler. Zira yüce Rabbimiz onlar?n kalplerine nazar eder. Umulur ki Hak Teâlâ, onlardan birinin kalbinde senin ismini görüp seni ba???lar.”

#164

Bayezid Bistami k.s hazretlerine bir kimse gelerek kendisine ö?üt vermesini istedi ve:

“Bana yüce Rabbimize yakla?t?ran bir amel söyler misiniz? Onu yaparak Allah’a yakla?ay?m, r?zas?n? kazanay?m” dedi.

Bayezid hazretleri de ?u tavsiyede bulundu:

“Allah’?n sevgili kullar?n?, evliyalar? sev, onlar da seni sevsinler. Zira yüce Rabbimiz onlar?n kalplerine nazar eder. Umulur ki Hak Teâlâ, onlardan birinin kalbinde senin ismini görüp seni ba???lar.”

#164

Bayezid Bistami k.s hazretlerine bir kimse gelerek kendisine ö?üt vermesini istedi ve:

“Bana yüce Rabbimize yakla?t?ran bir amel söyler misiniz? Onu yaparak Allah’a yakla?ay?m, r?zas?n? kazanay?m” dedi.

Bayezid hazretleri de ?u tavsiyede bulundu:

“Allah’?n sevgili kullar?n?, evliyalar? sev, onlar da seni sevsinler. Zira yüce Rabbimiz onlar?n kalplerine nazar eder. Umulur ki Hak Teâlâ, onlardan birinin kalbinde senin ismini görüp seni ba???lar.”

#164

Bayezid Bistami k.s hazretlerine bir kimse gelerek kendisine ö?üt vermesini istedi ve:

“Bana yüce Rabbimize yakla?t?ran bir amel söyler misiniz? Onu yaparak Allah’a yakla?ay?m, r?zas?n? kazanay?m” dedi.

Bayezid hazretleri de ?u tavsiyede bulundu:

“Allah’?n sevgili kullar?n?, evliyalar? sev, onlar da seni sevsinler. Zira yüce Rabbimiz onlar?n kalplerine nazar eder. Umulur ki Hak Teâlâ, onlardan birinin kalbinde senin ismini görüp seni ba???lar.”

#164

Bayezid Bistami k.s hazretlerine bir kimse gelerek kendisine ö?üt vermesini istedi ve:

“Bana yüce Rabbimize yakla?t?ran bir amel söyler misiniz? Onu yaparak Allah’a yakla?ay?m, r?zas?n? kazanay?m” dedi.

Bayezid hazretleri de ?u tavsiyede bulundu:

“Allah’?n sevgili kullar?n?, evliyalar? sev, onlar da seni sevsinler. Zira yüce Rabbimiz onlar?n kalplerine nazar eder. Umulur ki Hak Teâlâ, onlardan birinin kalbinde senin ismini görüp seni ba???lar.”

#164

Bayezid Bistami k.s hazretlerine bir kimse gelerek kendisine ö?üt vermesini istedi ve:

“Bana yüce Rabbimize yakla?t?ran bir amel söyler misiniz? Onu yaparak Allah’a yakla?ay?m, r?zas?n? kazanay?m” dedi.

Bayezid hazretleri de ?u tavsiyede bulundu:

“Allah’?n sevgili kullar?n?, evliyalar? sev, onlar da seni sevsinler. Zira yüce Rabbimiz onlar?n kalplerine nazar eder. Umulur ki Hak Teâlâ, onlardan birinin kalbinde senin ismini görüp seni ba???lar.”

#164

Bayezid Bistami k.s hazretlerine bir kimse gelerek kendisine ö?üt vermesini istedi ve:

“Bana yüce Rabbimize yakla?t?ran bir amel söyler misiniz? Onu yaparak Allah’a yakla?ay?m, r?zas?n? kazanay?m” dedi.

Bayezid hazretleri de ?u tavsiyede bulundu:

“Allah’?n sevgili kullar?n?, evliyalar? sev, onlar da seni sevsinler. Zira yüce Rabbimiz onlar?n kalplerine nazar eder. Umulur ki Hak Teâlâ, onlardan birinin kalbinde senin ismini görüp seni ba???lar.”

#165

Adam?n biri bir ba?kas? için ileri geri konu?maya ba?lam??t?. Orada bulunan büyük bir bilgin ona ?unlar? söyledi:

“Yan?mda ba?ka birisini kötüleyip beni de onun hakk?nda kötü dü?üncelere sevk etme! Varsayal?m senin bu söylediklerinden dolay? o adam?n sayg?nl??? eksilmi? olsun. Fakat onun bu eksikli?i senin sayg?nl???n? yükseltmez ki!

#165

Adam?n biri bir ba?kas? için ileri geri konu?maya ba?lam??t?. Orada bulunan büyük bir bilgin ona ?unlar? söyledi:

“Yan?mda ba?ka birisini kötüleyip beni de onun hakk?nda kötü dü?üncelere sevk etme! Varsayal?m senin bu söylediklerinden dolay? o adam?n sayg?nl??? eksilmi? olsun. Fakat onun bu eksikli?i senin sayg?nl???n? yükseltmez ki!

#165

Adam?n biri bir ba?kas? için ileri geri konu?maya ba?lam??t?. Orada bulunan büyük bir bilgin ona ?unlar? söyledi:

“Yan?mda ba?ka birisini kötüleyip beni de onun hakk?nda kötü dü?üncelere sevk etme! Varsayal?m senin bu söylediklerinden dolay? o adam?n sayg?nl??? eksilmi? olsun. Fakat onun bu eksikli?i senin sayg?nl???n? yükseltmez ki!

#165

Adam?n biri bir ba?kas? için ileri geri konu?maya ba?lam??t?. Orada bulunan büyük bir bilgin ona ?unlar? söyledi:

“Yan?mda ba?ka birisini kötüleyip beni de onun hakk?nda kötü dü?üncelere sevk etme! Varsayal?m senin bu söylediklerinden dolay? o adam?n sayg?nl??? eksilmi? olsun. Fakat onun bu eksikli?i senin sayg?nl???n? yükseltmez ki!

#166

Bir ak?l iyidir, ama iki ak?l daha iyidir. Öyleyse isti?areyi hiç terk etmeyelim.

#166

Bir ak?l iyidir, ama iki ak?l daha iyidir. Öyleyse isti?areyi hiç terk etmeyelim.

#166

Bir ak?l iyidir, ama iki ak?l daha iyidir. Öyleyse isti?areyi hiç terk etmeyelim.

#166

Bir ak?l iyidir, ama iki ak?l daha iyidir. Öyleyse isti?areyi hiç terk etmeyelim.

#167

Nasreddin Hoca, bahçesindeki incirleri satmak için pazara gider o s?rada bir kad?n veresiye verirse alaca??n? söyler. Hoca kabul eder, bir tane inciri de kad?na uzat?r. Kad?n almak istemez. Alt? sene önce tutamad??? bir günlük orucun borcunu ödedi?ini, oruçlu oldu?unu söyler. Hoca satmaktan vazgeçer ve ?öyle der: “Öyleyse han?m sana incir veremem. Allah’?n alaca??n? alt? senede ödeyen ki?i kulun alaca??n? kim bilir ne zaman verir!”

#167

Nasreddin Hoca, bahçesindeki incirleri satmak için pazara gider o s?rada bir kad?n veresiye verirse alaca??n? söyler. Hoca kabul eder, bir tane inciri de kad?na uzat?r. Kad?n almak istemez. Alt? sene önce tutamad??? bir günlük orucun borcunu ödedi?ini, oruçlu oldu?unu söyler. Hoca satmaktan vazgeçer ve ?öyle der: “Öyleyse han?m sana incir veremem. Allah’?n alaca??n? alt? senede ödeyen ki?i kulun alaca??n? kim bilir ne zaman verir!”

#167

Nasreddin Hoca, bahçesindeki incirleri satmak için pazara gider o s?rada bir kad?n veresiye verirse alaca??n? söyler. Hoca kabul eder, bir tane inciri de kad?na uzat?r. Kad?n almak istemez. Alt? sene önce tutamad??? bir günlük orucun borcunu ödedi?ini, oruçlu oldu?unu söyler. Hoca satmaktan vazgeçer ve ?öyle der: “Öyleyse han?m sana incir veremem. Allah’?n alaca??n? alt? senede ödeyen ki?i kulun alaca??n? kim bilir ne zaman verir!”

#167

Nasreddin Hoca, bahçesindeki incirleri satmak için pazara gider o s?rada bir kad?n veresiye verirse alaca??n? söyler. Hoca kabul eder, bir tane inciri de kad?na uzat?r. Kad?n almak istemez. Alt? sene önce tutamad??? bir günlük orucun borcunu ödedi?ini, oruçlu oldu?unu söyler. Hoca satmaktan vazgeçer ve ?öyle der: “Öyleyse han?m sana incir veremem. Allah’?n alaca??n? alt? senede ödeyen ki?i kulun alaca??n? kim bilir ne zaman verir!”

#167

Nasreddin Hoca, bahçesindeki incirleri satmak için pazara gider o s?rada bir kad?n veresiye verirse alaca??n? söyler. Hoca kabul eder, bir tane inciri de kad?na uzat?r. Kad?n almak istemez. Alt? sene önce tutamad??? bir günlük orucun borcunu ödedi?ini, oruçlu oldu?unu söyler. Hoca satmaktan vazgeçer ve ?öyle der: “Öyleyse han?m sana incir veremem. Allah’?n alaca??n? alt? senede ödeyen ki?i kulun alaca??n? kim bilir ne zaman verir!”

#167

Nasreddin Hoca, bahçesindeki incirleri satmak için pazara gider o s?rada bir kad?n veresiye verirse alaca??n? söyler. Hoca kabul eder, bir tane inciri de kad?na uzat?r. Kad?n almak istemez. Alt? sene önce tutamad??? bir günlük orucun borcunu ödedi?ini, oruçlu oldu?unu söyler. Hoca satmaktan vazgeçer ve ?öyle der: “Öyleyse han?m sana incir veremem. Allah’?n alaca??n? alt? senede ödeyen ki?i kulun alaca??n? kim bilir ne zaman verir!”

#167

Nasreddin Hoca, bahçesindeki incirleri satmak için pazara gider o s?rada bir kad?n veresiye verirse alaca??n? söyler. Hoca kabul eder, bir tane inciri de kad?na uzat?r. Kad?n almak istemez. Alt? sene önce tutamad??? bir günlük orucun borcunu ödedi?ini, oruçlu oldu?unu söyler. Hoca satmaktan vazgeçer ve ?öyle der: “Öyleyse han?m sana incir veremem. Allah’?n alaca??n? alt? senede ödeyen ki?i kulun alaca??n? kim bilir ne zaman verir!”

#168

Bir genç dik ba?l?l?k yaparak annesine isyan etmi?ti. Yüre?i s?zlayan zavall? anne be?i?i getirip önüne koydu ve dedi ki:

Ey vefas?z! Sen küçükken ben sabahlara kadar uyumazd?m. Bir zamanlar zay?f, güçsüz, sürekli a?layan ufak bir çocuktun. Senin için uykusuz kal?rd?m. ?u be?ikte hiçbir ?eyden habersiz yatarken yüzüne konan sine?i kovacak halin bile yoktu. ?imdi büyüdün, güç kuvvet sahibi oldun. Bir gün mezar be?i?inde ayn? acziyete dü?üp yine o hale geleceksin. Üzerindeki kar?ncay? kovamayacak, bu parlayan gözler âmâ olacak, kurda kar?ncaya yem olacaks?n.

#168

Bir genç dik ba?l?l?k yaparak annesine isyan etmi?ti. Yüre?i s?zlayan zavall? anne be?i?i getirip önüne koydu ve dedi ki:

Ey vefas?z! Sen küçükken ben sabahlara kadar uyumazd?m. Bir zamanlar zay?f, güçsüz, sürekli a?layan ufak bir çocuktun. Senin için uykusuz kal?rd?m. ?u be?ikte hiçbir ?eyden habersiz yatarken yüzüne konan sine?i kovacak halin bile yoktu. ?imdi büyüdün, güç kuvvet sahibi oldun. Bir gün mezar be?i?inde ayn? acziyete dü?üp yine o hale geleceksin. Üzerindeki kar?ncay? kovamayacak, bu parlayan gözler âmâ olacak, kurda kar?ncaya yem olacaks?n.

#168

Bir genç dik ba?l?l?k yaparak annesine isyan etmi?ti. Yüre?i s?zlayan zavall? anne be?i?i getirip önüne koydu ve dedi ki:

Ey vefas?z! Sen küçükken ben sabahlara kadar uyumazd?m. Bir zamanlar zay?f, güçsüz, sürekli a?layan ufak bir çocuktun. Senin için uykusuz kal?rd?m. ?u be?ikte hiçbir ?eyden habersiz yatarken yüzüne konan sine?i kovacak halin bile yoktu. ?imdi büyüdün, güç kuvvet sahibi oldun. Bir gün mezar be?i?inde ayn? acziyete dü?üp yine o hale geleceksin. Üzerindeki kar?ncay? kovamayacak, bu parlayan gözler âmâ olacak, kurda kar?ncaya yem olacaks?n.

#168

Bir genç dik ba?l?l?k yaparak annesine isyan etmi?ti. Yüre?i s?zlayan zavall? anne be?i?i getirip önüne koydu ve dedi ki:

Ey vefas?z! Sen küçükken ben sabahlara kadar uyumazd?m. Bir zamanlar zay?f, güçsüz, sürekli a?layan ufak bir çocuktun. Senin için uykusuz kal?rd?m. ?u be?ikte hiçbir ?eyden habersiz yatarken yüzüne konan sine?i kovacak halin bile yoktu. ?imdi büyüdün, güç kuvvet sahibi oldun. Bir gün mezar be?i?inde ayn? acziyete dü?üp yine o hale geleceksin. Üzerindeki kar?ncay? kovamayacak, bu parlayan gözler âmâ olacak, kurda kar?ncaya yem olacaks?n.

#168

Bir genç dik ba?l?l?k yaparak annesine isyan etmi?ti. Yüre?i s?zlayan zavall? anne be?i?i getirip önüne koydu ve dedi ki:

Ey vefas?z! Sen küçükken ben sabahlara kadar uyumazd?m. Bir zamanlar zay?f, güçsüz, sürekli a?layan ufak bir çocuktun. Senin için uykusuz kal?rd?m. ?u be?ikte hiçbir ?eyden habersiz yatarken yüzüne konan sine?i kovacak halin bile yoktu. ?imdi büyüdün, güç kuvvet sahibi oldun. Bir gün mezar be?i?inde ayn? acziyete dü?üp yine o hale geleceksin. Üzerindeki kar?ncay? kovamayacak, bu parlayan gözler âmâ olacak, kurda kar?ncaya yem olacaks?n.

#168

Bir genç dik ba?l?l?k yaparak annesine isyan etmi?ti. Yüre?i s?zlayan zavall? anne be?i?i getirip önüne koydu ve dedi ki:

Ey vefas?z! Sen küçükken ben sabahlara kadar uyumazd?m. Bir zamanlar zay?f, güçsüz, sürekli a?layan ufak bir çocuktun. Senin için uykusuz kal?rd?m. ?u be?ikte hiçbir ?eyden habersiz yatarken yüzüne konan sine?i kovacak halin bile yoktu. ?imdi büyüdün, güç kuvvet sahibi oldun. Bir gün mezar be?i?inde ayn? acziyete dü?üp yine o hale geleceksin. Üzerindeki kar?ncay? kovamayacak, bu parlayan gözler âmâ olacak, kurda kar?ncaya yem olacaks?n.

#169

Bu âlemde i?ini bilenden çok, e?ini bulan rahat eder.

#169

Bu âlemde i?ini bilenden çok, e?ini bulan rahat eder.

#169

Bu âlemde i?ini bilenden çok, e?ini bulan rahat eder.

#170

Cezalar?n ?ah?slara göre farkl? farkl? uyguland??? devletlerde hukuk ve adaletten hiç bir ?ekilde söz edilemez.

#170

Cezalar?n ?ah?slara göre farkl? farkl? uyguland??? devletlerde hukuk ve adaletten hiç bir ?ekilde söz edilemez.

#170

Cezalar?n ?ah?slara göre farkl? farkl? uyguland??? devletlerde hukuk ve adaletten hiç bir ?ekilde söz edilemez.

#170

Cezalar?n ?ah?slara göre farkl? farkl? uyguland??? devletlerde hukuk ve adaletten hiç bir ?ekilde söz edilemez.

#170

Cezalar?n ?ah?slara göre farkl? farkl? uyguland??? devletlerde hukuk ve adaletten hiç bir ?ekilde söz edilemez.

#171

Doymak için de?il, hayat?n?z? idame ettirebilmek için yiyin.

#171

Doymak için de?il, hayat?n?z? idame ettirebilmek için yiyin.

#171

Doymak için de?il, hayat?n?z? idame ettirebilmek için yiyin.

#172

Ebû Osman ?öyle demi?: “Kul için güzel edepten daha iyi bir mertebe görmedim. Zira akl?n hayat? edeptir. Kul edep ile iki âlemde yüksek hallere, yüce derecelere ula??r.

#172

Ebû Osman ?öyle demi?: “Kul için güzel edepten daha iyi bir mertebe görmedim. Zira akl?n hayat? edeptir. Kul edep ile iki âlemde yüksek hallere, yüce derecelere ula??r.

#172

Ebû Osman ?öyle demi?: “Kul için güzel edepten daha iyi bir mertebe görmedim. Zira akl?n hayat? edeptir. Kul edep ile iki âlemde yüksek hallere, yüce derecelere ula??r.

#172

Ebû Osman ?öyle demi?: “Kul için güzel edepten daha iyi bir mertebe görmedim. Zira akl?n hayat? edeptir. Kul edep ile iki âlemde yüksek hallere, yüce derecelere ula??r.

#172

Ebû Osman ?öyle demi?: “Kul için güzel edepten daha iyi bir mertebe görmedim. Zira akl?n hayat? edeptir. Kul edep ile iki âlemde yüksek hallere, yüce derecelere ula??r.

#172

Ebû Osman ?öyle demi?: “Kul için güzel edepten daha iyi bir mertebe görmedim. Zira akl?n hayat? edeptir. Kul edep ile iki âlemde yüksek hallere, yüce derecelere ula??r.

#172

Ebû Osman ?öyle demi?: “Kul için güzel edepten daha iyi bir mertebe görmedim. Zira akl?n hayat? edeptir. Kul edep ile iki âlemde yüksek hallere, yüce derecelere ula??r.

#173

Sen nefsini Hak ile me?gul etmezsen, nefsin seni bat?l ile me?gul eder.

#173

Sen nefsini Hak ile me?gul etmezsen, nefsin seni bat?l ile me?gul eder.

#173

Sen nefsini Hak ile me?gul etmezsen, nefsin seni bat?l ile me?gul eder.

#174

Fitne ve fesada sebep olmak, insanlara iftira atmak, haklar?nda g?ybet etmek büyük zulümdür.

#174

Fitne ve fesada sebep olmak, insanlara iftira atmak, haklar?nda g?ybet etmek büyük zulümdür.

#174

Fitne ve fesada sebep olmak, insanlara iftira atmak, haklar?nda g?ybet etmek büyük zulümdür.

#174

Fitne ve fesada sebep olmak, insanlara iftira atmak, haklar?nda g?ybet etmek büyük zulümdür.

#174

Fitne ve fesada sebep olmak, insanlara iftira atmak, haklar?nda g?ybet etmek büyük zulümdür.

#175

Fudayl b. ?yaz rh.a ?öyle der: “Biz kimi insanlar gördük ki onlar, yapt?klar? ameller ile riya yap?yorlard?, ?imdi ise öyle insanlar var ki yapmad?klar? ameller ile riyakârl?k yap?yorlar.”

#175

Fudayl b. ?yaz rh.a ?öyle der: “Biz kimi insanlar gördük ki onlar, yapt?klar? ameller ile riya yap?yorlard?, ?imdi ise öyle insanlar var ki yapmad?klar? ameller ile riyakârl?k yap?yorlar.”

#175

Fudayl b. ?yaz rh.a ?öyle der: “Biz kimi insanlar gördük ki onlar, yapt?klar? ameller ile riya yap?yorlard?, ?imdi ise öyle insanlar var ki yapmad?klar? ameller ile riyakârl?k yap?yorlar.”

#175

Fudayl b. ?yaz rh.a ?öyle der: “Biz kimi insanlar gördük ki onlar, yapt?klar? ameller ile riya yap?yorlard?, ?imdi ise öyle insanlar var ki yapmad?klar? ameller ile riyakârl?k yap?yorlar.”

#176

Hacca giden bir ki?i, Arafat’tan indi?inde bütün günahlar? affedilir. E?er bu konuda bir ?üpheye dü?se ve “Acaba günahlar?m affedildi mi?” diye tereddüt geçirse büyük günah i?lemi? say?l?r. Bunun sadece iki istisnas? vard?r: Kul hakk? ve kaza namaz?.

#176

Hacca giden bir ki?i, Arafat’tan indi?inde bütün günahlar? affedilir. E?er bu konuda bir ?üpheye dü?se ve “Acaba günahlar?m affedildi mi?” diye tereddüt geçirse büyük günah i?lemi? say?l?r. Bunun sadece iki istisnas? vard?r: Kul hakk? ve kaza namaz?.

#176

Hacca giden bir ki?i, Arafat’tan indi?inde bütün günahlar? affedilir. E?er bu konuda bir ?üpheye dü?se ve “Acaba günahlar?m affedildi mi?” diye tereddüt geçirse büyük günah i?lemi? say?l?r. Bunun sadece iki istisnas? vard?r: Kul hakk? ve kaza namaz?.

#176

Hacca giden bir ki?i, Arafat’tan indi?inde bütün günahlar? affedilir. E?er bu konuda bir ?üpheye dü?se ve “Acaba günahlar?m affedildi mi?” diye tereddüt geçirse büyük günah i?lemi? say?l?r. Bunun sadece iki istisnas? vard?r: Kul hakk? ve kaza namaz?.

#176

Hacca giden bir ki?i, Arafat’tan indi?inde bütün günahlar? affedilir. E?er bu konuda bir ?üpheye dü?se ve “Acaba günahlar?m affedildi mi?” diye tereddüt geçirse büyük günah i?lemi? say?l?r. Bunun sadece iki istisnas? vard?r: Kul hakk? ve kaza namaz?.

#177

Hacc?n bana en çok hangi yönde tesir etti?ini sordular. Dedim ki: “ En çok karde?lik yönünden. Yeryüzündeki bütün renklere, bütün ?rklara mensup insanlar sanki tek varl?km??ças?na birle?mektedirler. Bu da tek olan Allah’?n kudretini ispatlamaktad?r bence.”

#177

Hacc?n bana en çok hangi yönde tesir etti?ini sordular. Dedim ki: “ En çok karde?lik yönünden. Yeryüzündeki bütün renklere, bütün ?rklara mensup insanlar sanki tek varl?km??ças?na birle?mektedirler. Bu da tek olan Allah’?n kudretini ispatlamaktad?r bence.”

#177

Hacc?n bana en çok hangi yönde tesir etti?ini sordular. Dedim ki: “ En çok karde?lik yönünden. Yeryüzündeki bütün renklere, bütün ?rklara mensup insanlar sanki tek varl?km??ças?na birle?mektedirler. Bu da tek olan Allah’?n kudretini ispatlamaktad?r bence.”

#177

Hacc?n bana en çok hangi yönde tesir etti?ini sordular. Dedim ki: “ En çok karde?lik yönünden. Yeryüzündeki bütün renklere, bütün ?rklara mensup insanlar sanki tek varl?km??ças?na birle?mektedirler. Bu da tek olan Allah’?n kudretini ispatlamaktad?r bence.”

#177

Hacc?n bana en çok hangi yönde tesir etti?ini sordular. Dedim ki: “ En çok karde?lik yönünden. Yeryüzündeki bütün renklere, bütün ?rklara mensup insanlar sanki tek varl?km??ças?na birle?mektedirler. Bu da tek olan Allah’?n kudretini ispatlamaktad?r bence.”

#178

Bir kimse kad?nlar aç?k gezse ne olur? demi? olsa o kimse mürtet olur.

#178

Bir kimse kad?nlar aç?k gezse ne olur? demi? olsa o kimse mürtet olur.

#178

Bir kimse kad?nlar aç?k gezse ne olur? demi? olsa o kimse mürtet olur.

#179

Hay?r, arzulad???m?z neticenin gerçekle?mesi de?ildir. Do?ruyu yapt???m?z zaman ortaya ç?kan her netice hay?rd?r.

 ?yi ve kötü huy: Güne?, ç??? nas?l eritirse, güzel huy da hatalar? öyle eritir. Sirke bal? nas?l bozarsa, kötü huy da amelleri öyle bozar.

Ömür defteri: Dünya hayat?n?n günleri, ömür defterinin sahifeleridir. Ak?ll?lar?n vermi? oldu?u bu nasihati iyi dü?ün. Bahtiyar o kimsedir ki, bu temiz defter üzerine ancak hay?rl? yaz?lar ve iyi eserler b?rak?r.

As?l Ticaret: Bir kimsenin ticareti, ahiret ticaretine mani oluyorsa, bu kimse bedbahtt?r, zavall?d?r. Bu bir çömlek için alt?n kupa verene benzer.

#179

Hay?r, arzulad???m?z neticenin gerçekle?mesi de?ildir. Do?ruyu yapt???m?z zaman ortaya ç?kan her netice hay?rd?r.

 ?yi ve kötü huy: Güne?, ç??? nas?l eritirse, güzel huy da hatalar? öyle eritir. Sirke bal? nas?l bozarsa, kötü huy da amelleri öyle bozar.

Ömür defteri: Dünya hayat?n?n günleri, ömür defterinin sahifeleridir. Ak?ll?lar?n vermi? oldu?u bu nasihati iyi dü?ün. Bahtiyar o kimsedir ki, bu temiz defter üzerine ancak hay?rl? yaz?lar ve iyi eserler b?rak?r.

As?l Ticaret: Bir kimsenin ticareti, ahiret ticaretine mani oluyorsa, bu kimse bedbahtt?r, zavall?d?r. Bu bir çömlek için alt?n kupa verene benzer.

#179

Hay?r, arzulad???m?z neticenin gerçekle?mesi de?ildir. Do?ruyu yapt???m?z zaman ortaya ç?kan her netice hay?rd?r.

 ?yi ve kötü huy: Güne?, ç??? nas?l eritirse, güzel huy da hatalar? öyle eritir. Sirke bal? nas?l bozarsa, kötü huy da amelleri öyle bozar.

Ömür defteri: Dünya hayat?n?n günleri, ömür defterinin sahifeleridir. Ak?ll?lar?n vermi? oldu?u bu nasihati iyi dü?ün. Bahtiyar o kimsedir ki, bu temiz defter üzerine ancak hay?rl? yaz?lar ve iyi eserler b?rak?r.

As?l Ticaret: Bir kimsenin ticareti, ahiret ticaretine mani oluyorsa, bu kimse bedbahtt?r, zavall?d?r. Bu bir çömlek için alt?n kupa verene benzer.

#179

Hay?r, arzulad???m?z neticenin gerçekle?mesi de?ildir. Do?ruyu yapt???m?z zaman ortaya ç?kan her netice hay?rd?r.

 ?yi ve kötü huy: Güne?, ç??? nas?l eritirse, güzel huy da hatalar? öyle eritir. Sirke bal? nas?l bozarsa, kötü huy da amelleri öyle bozar.

Ömür defteri: Dünya hayat?n?n günleri, ömür defterinin sahifeleridir. Ak?ll?lar?n vermi? oldu?u bu nasihati iyi dü?ün. Bahtiyar o kimsedir ki, bu temiz defter üzerine ancak hay?rl? yaz?lar ve iyi eserler b?rak?r.

As?l Ticaret: Bir kimsenin ticareti, ahiret ticaretine mani oluyorsa, bu kimse bedbahtt?r, zavall?d?r. Bu bir çömlek için alt?n kupa verene benzer.

#179

Hay?r, arzulad???m?z neticenin gerçekle?mesi de?ildir. Do?ruyu yapt???m?z zaman ortaya ç?kan her netice hay?rd?r.

 ?yi ve kötü huy: Güne?, ç??? nas?l eritirse, güzel huy da hatalar? öyle eritir. Sirke bal? nas?l bozarsa, kötü huy da amelleri öyle bozar.

Ömür defteri: Dünya hayat?n?n günleri, ömür defterinin sahifeleridir. Ak?ll?lar?n vermi? oldu?u bu nasihati iyi dü?ün. Bahtiyar o kimsedir ki, bu temiz defter üzerine ancak hay?rl? yaz?lar ve iyi eserler b?rak?r.

As?l Ticaret: Bir kimsenin ticareti, ahiret ticaretine mani oluyorsa, bu kimse bedbahtt?r, zavall?d?r. Bu bir çömlek için alt?n kupa verene benzer.

#179

Hay?r, arzulad???m?z neticenin gerçekle?mesi de?ildir. Do?ruyu yapt???m?z zaman ortaya ç?kan her netice hay?rd?r.

 ?yi ve kötü huy: Güne?, ç??? nas?l eritirse, güzel huy da hatalar? öyle eritir. Sirke bal? nas?l bozarsa, kötü huy da amelleri öyle bozar.

Ömür defteri: Dünya hayat?n?n günleri, ömür defterinin sahifeleridir. Ak?ll?lar?n vermi? oldu?u bu nasihati iyi dü?ün. Bahtiyar o kimsedir ki, bu temiz defter üzerine ancak hay?rl? yaz?lar ve iyi eserler b?rak?r.

As?l Ticaret: Bir kimsenin ticareti, ahiret ticaretine mani oluyorsa, bu kimse bedbahtt?r, zavall?d?r. Bu bir çömlek için alt?n kupa verene benzer.

#179

Hay?r, arzulad???m?z neticenin gerçekle?mesi de?ildir. Do?ruyu yapt???m?z zaman ortaya ç?kan her netice hay?rd?r.

 ?yi ve kötü huy: Güne?, ç??? nas?l eritirse, güzel huy da hatalar? öyle eritir. Sirke bal? nas?l bozarsa, kötü huy da amelleri öyle bozar.

Ömür defteri: Dünya hayat?n?n günleri, ömür defterinin sahifeleridir. Ak?ll?lar?n vermi? oldu?u bu nasihati iyi dü?ün. Bahtiyar o kimsedir ki, bu temiz defter üzerine ancak hay?rl? yaz?lar ve iyi eserler b?rak?r.

As?l Ticaret: Bir kimsenin ticareti, ahiret ticaretine mani oluyorsa, bu kimse bedbahtt?r, zavall?d?r. Bu bir çömlek için alt?n kupa verene benzer.

#180

Bir kimsenin ilmi, kendisini Allah’?n yasaklar?ndan men etmiyorsa, o kimse büyük tehlikede demektir.

#180

Bir kimsenin ilmi, kendisini Allah’?n yasaklar?ndan men etmiyorsa, o kimse büyük tehlikede demektir.

#180

Bir kimsenin ilmi, kendisini Allah’?n yasaklar?ndan men etmiyorsa, o kimse büyük tehlikede demektir.

#181

Diyojen’e, sürekli faziletten, dürüstlükten dem vurup gerekti?i gibi ya?amayanlar hakk?nda ne dü?ündü?ünü sordular. Bu soruya ?öyle cevap verdi:

 “Onlar, çok güzel sesler ç?kard?klar? halde, hiçbir ?ey hissetmeyen musiki aletlerine benzerler.”

#181

Diyojen’e, sürekli faziletten, dürüstlükten dem vurup gerekti?i gibi ya?amayanlar hakk?nda ne dü?ündü?ünü sordular. Bu soruya ?öyle cevap verdi:

 “Onlar, çok güzel sesler ç?kard?klar? halde, hiçbir ?ey hissetmeyen musiki aletlerine benzerler.”

#181

Diyojen’e, sürekli faziletten, dürüstlükten dem vurup gerekti?i gibi ya?amayanlar hakk?nda ne dü?ündü?ünü sordular. Bu soruya ?öyle cevap verdi:

 “Onlar, çok güzel sesler ç?kard?klar? halde, hiçbir ?ey hissetmeyen musiki aletlerine benzerler.”

#181

Diyojen’e, sürekli faziletten, dürüstlükten dem vurup gerekti?i gibi ya?amayanlar hakk?nda ne dü?ündü?ünü sordular. Bu soruya ?öyle cevap verdi:

 “Onlar, çok güzel sesler ç?kard?klar? halde, hiçbir ?ey hissetmeyen musiki aletlerine benzerler.”

#182

Verâ’?n hakikati, ?üpheli ?eylerden sak?nmak ve her zaman nefis muhasebesi yapmakt?r. Böyle olmayan bir kimse, verâ sahibi say?lmaz.

Yunus bin Ubeyd 

#182

Verâ’?n hakikati, ?üpheli ?eylerden sak?nmak ve her zaman nefis muhasebesi yapmakt?r. Böyle olmayan bir kimse, verâ sahibi say?lmaz.

Yunus bin Ubeyd 

#182

Verâ’?n hakikati, ?üpheli ?eylerden sak?nmak ve her zaman nefis muhasebesi yapmakt?r. Böyle olmayan bir kimse, verâ sahibi say?lmaz.

Yunus bin Ubeyd 

#182

Verâ’?n hakikati, ?üpheli ?eylerden sak?nmak ve her zaman nefis muhasebesi yapmakt?r. Böyle olmayan bir kimse, verâ sahibi say?lmaz.

Yunus bin Ubeyd 

#182

Verâ’?n hakikati, ?üpheli ?eylerden sak?nmak ve her zaman nefis muhasebesi yapmakt?r. Böyle olmayan bir kimse, verâ sahibi say?lmaz.

Yunus bin Ubeyd 

#182

Verâ’?n hakikati, ?üpheli ?eylerden sak?nmak ve her zaman nefis muhasebesi yapmakt?r. Böyle olmayan bir kimse, verâ sahibi say?lmaz.

Yunus bin Ubeyd 

#183

 Adaleti ile cihana nam salan hükümdar Nû?irevan, at?n? ok gibi sürdü?ü bir gün, yolda yay gibi beli bükülmü? bir ihtiyar gördü. ?htiyar, birkaç meyve fidan? dikiyordu.

Nû?irevan dedi ki:

-Ey ihtiyar! Saç?n, sakal?n süt gibi a?arm??. ?urada birkaç günlük ömrün var. Neden a?aç dikiyorsun? Meyvesini göremeyeceksin ki!

?htiyar adam Nu?irevan’a;

-Vaktiyle birileri bizim için fidan diktiler ki biz de bugüne kadar meyve yedik. Ayn? ?ekilde bizim de ba?kalar? için fidan dikmemiz laz?m, dedi.

 ?htiyar?n sözü hükümdar?n ho?una gitti, ona bir avuç alt?n verdi. Bunun üzerine ihtiyar;

-Sayg?de?er hükümdar?m, a?ac?m daha ?imdiden meyvesini verdi. Yetmi? y?ldan fazla ömrüm olsayd? bile bundan daha iyi bir mahsul elde edemezdim. Oysa bugün ekti?im fidan meyvesini ?imdiden verdi, dedi.

Hükümdar ihtiyar?n sözünden daha çok memnun oldu. Etraftaki araziyi ve suyu ona ba???lad?.

#183

 Adaleti ile cihana nam salan hükümdar Nû?irevan, at?n? ok gibi sürdü?ü bir gün, yolda yay gibi beli bükülmü? bir ihtiyar gördü. ?htiyar, birkaç meyve fidan? dikiyordu.

Nû?irevan dedi ki:

-Ey ihtiyar! Saç?n, sakal?n süt gibi a?arm??. ?urada birkaç günlük ömrün var. Neden a?aç dikiyorsun? Meyvesini göremeyeceksin ki!

?htiyar adam Nu?irevan’a;

-Vaktiyle birileri bizim için fidan diktiler ki biz de bugüne kadar meyve yedik. Ayn? ?ekilde bizim de ba?kalar? için fidan dikmemiz laz?m, dedi.

 ?htiyar?n sözü hükümdar?n ho?una gitti, ona bir avuç alt?n verdi. Bunun üzerine ihtiyar;

-Sayg?de?er hükümdar?m, a?ac?m daha ?imdiden meyvesini verdi. Yetmi? y?ldan fazla ömrüm olsayd? bile bundan daha iyi bir mahsul elde edemezdim. Oysa bugün ekti?im fidan meyvesini ?imdiden verdi, dedi.

Hükümdar ihtiyar?n sözünden daha çok memnun oldu. Etraftaki araziyi ve suyu ona ba???lad?.

#183

 Adaleti ile cihana nam salan hükümdar Nû?irevan, at?n? ok gibi sürdü?ü bir gün, yolda yay gibi beli bükülmü? bir ihtiyar gördü. ?htiyar, birkaç meyve fidan? dikiyordu.

Nû?irevan dedi ki:

-Ey ihtiyar! Saç?n, sakal?n süt gibi a?arm??. ?urada birkaç günlük ömrün var. Neden a?aç dikiyorsun? Meyvesini göremeyeceksin ki!

?htiyar adam Nu?irevan’a;

-Vaktiyle birileri bizim için fidan diktiler ki biz de bugüne kadar meyve yedik. Ayn? ?ekilde bizim de ba?kalar? için fidan dikmemiz laz?m, dedi.

 ?htiyar?n sözü hükümdar?n ho?una gitti, ona bir avuç alt?n verdi. Bunun üzerine ihtiyar;

-Sayg?de?er hükümdar?m, a?ac?m daha ?imdiden meyvesini verdi. Yetmi? y?ldan fazla ömrüm olsayd? bile bundan daha iyi bir mahsul elde edemezdim. Oysa bugün ekti?im fidan meyvesini ?imdiden verdi, dedi.

Hükümdar ihtiyar?n sözünden daha çok memnun oldu. Etraftaki araziyi ve suyu ona ba???lad?.

#183

 Adaleti ile cihana nam salan hükümdar Nû?irevan, at?n? ok gibi sürdü?ü bir gün, yolda yay gibi beli bükülmü? bir ihtiyar gördü. ?htiyar, birkaç meyve fidan? dikiyordu.

Nû?irevan dedi ki:

-Ey ihtiyar! Saç?n, sakal?n süt gibi a?arm??. ?urada birkaç günlük ömrün var. Neden a?aç dikiyorsun? Meyvesini göremeyeceksin ki!

?htiyar adam Nu?irevan’a;

-Vaktiyle birileri bizim için fidan diktiler ki biz de bugüne kadar meyve yedik. Ayn? ?ekilde bizim de ba?kalar? için fidan dikmemiz laz?m, dedi.

 ?htiyar?n sözü hükümdar?n ho?una gitti, ona bir avuç alt?n verdi. Bunun üzerine ihtiyar;

-Sayg?de?er hükümdar?m, a?ac?m daha ?imdiden meyvesini verdi. Yetmi? y?ldan fazla ömrüm olsayd? bile bundan daha iyi bir mahsul elde edemezdim. Oysa bugün ekti?im fidan meyvesini ?imdiden verdi, dedi.

Hükümdar ihtiyar?n sözünden daha çok memnun oldu. Etraftaki araziyi ve suyu ona ba???lad?.

#183

 Adaleti ile cihana nam salan hükümdar Nû?irevan, at?n? ok gibi sürdü?ü bir gün, yolda yay gibi beli bükülmü? bir ihtiyar gördü. ?htiyar, birkaç meyve fidan? dikiyordu.

Nû?irevan dedi ki:

-Ey ihtiyar! Saç?n, sakal?n süt gibi a?arm??. ?urada birkaç günlük ömrün var. Neden a?aç dikiyorsun? Meyvesini göremeyeceksin ki!

?htiyar adam Nu?irevan’a;

-Vaktiyle birileri bizim için fidan diktiler ki biz de bugüne kadar meyve yedik. Ayn? ?ekilde bizim de ba?kalar? için fidan dikmemiz laz?m, dedi.

 ?htiyar?n sözü hükümdar?n ho?una gitti, ona bir avuç alt?n verdi. Bunun üzerine ihtiyar;

-Sayg?de?er hükümdar?m, a?ac?m daha ?imdiden meyvesini verdi. Yetmi? y?ldan fazla ömrüm olsayd? bile bundan daha iyi bir mahsul elde edemezdim. Oysa bugün ekti?im fidan meyvesini ?imdiden verdi, dedi.

Hükümdar ihtiyar?n sözünden daha çok memnun oldu. Etraftaki araziyi ve suyu ona ba???lad?.

#183

 Adaleti ile cihana nam salan hükümdar Nû?irevan, at?n? ok gibi sürdü?ü bir gün, yolda yay gibi beli bükülmü? bir ihtiyar gördü. ?htiyar, birkaç meyve fidan? dikiyordu.

Nû?irevan dedi ki:

-Ey ihtiyar! Saç?n, sakal?n süt gibi a?arm??. ?urada birkaç günlük ömrün var. Neden a?aç dikiyorsun? Meyvesini göremeyeceksin ki!

?htiyar adam Nu?irevan’a;

-Vaktiyle birileri bizim için fidan diktiler ki biz de bugüne kadar meyve yedik. Ayn? ?ekilde bizim de ba?kalar? için fidan dikmemiz laz?m, dedi.

 ?htiyar?n sözü hükümdar?n ho?una gitti, ona bir avuç alt?n verdi. Bunun üzerine ihtiyar;

-Sayg?de?er hükümdar?m, a?ac?m daha ?imdiden meyvesini verdi. Yetmi? y?ldan fazla ömrüm olsayd? bile bundan daha iyi bir mahsul elde edemezdim. Oysa bugün ekti?im fidan meyvesini ?imdiden verdi, dedi.

Hükümdar ihtiyar?n sözünden daha çok memnun oldu. Etraftaki araziyi ve suyu ona ba???lad?.

#184

Hikmet ehli “Kula en yak??an ?ey edeptir.” demi?lerdir.

#184

Hikmet ehli “Kula en yak??an ?ey edeptir.” demi?lerdir.

#185

Allah?? her zaman ve her yerde zikret.

Seven sevdi?ini hi unutur mu?

#185

Allah?? her zaman ve her yerde zikret.

Seven sevdi?ini hi unutur mu?

#186

Adam?n birisi Mekke’ye Hacca gidiyormu?. Gemi ile yolculuk ederken, bütün servetini içine doldurdu?u büyücek bir alt?n torbas?n? elinden hiç b?rakmaz ve güvertede uyurken, ba??n?n alt?na yast?k olarak koyarm??.

 Ayn? geminin, birinci mevki kamaras?nda yolculuk eden zengin birinin de, ?aklabanl?k eden bir maymunu varm??. Maymun, ara s?ra güverte yolcular?n?n aras?na da inerek, türlü oyunlarla herkesi güldürürmü?.

Bu maymun, bir aral?k uyumakta olan Hac yolcusunun ba??n?n alt?ndan, alt?n torbas?n? kapt??? gibi, pruva dire?inin tepesine ç?km??. Adam telâ?la uyanm??, torbay? maymunun elinde ve maymunu da dire?in tepesinde görünce, ba??r?p ça??rmaya, ç?rp?nmaya ba?lam??.

Maymun torban?n a?z?n? bir güzel açm?? ve bir alt?n denize, bir alt?n da adam?n kafas?na at?yormu?. Zavall? hac? aday?, her dü?en alt?ndan sonra feryat edermi?. Bütün güverte yolcular?, dire?in dibine toplanm??, ne yapt?larsa maymunu bir türlü a?a??ya indirememi?ler.

Kalabal?k aras?nda ya?l?ca bir adam, torba sahibinin yan?na sokulmu?:

   “Sen ne i? yapard?n?”

   “?stanbul’da sütçü idim.”

   “Peki, satt???n sütlere su katar m?yd?n?”

   “Yar? yar?ya katard?m.”

   “Öyleyse ne yaygara ediyorsun be adam? Maymun Allah taraf?ndan bu i?e memur edilmi? bir mahlûk. Suyun paras?n? denize at?yor. Kazanc?nda su kaça?? olan bir insan?n hâli budur i?te,” demi?.

#186

Adam?n birisi Mekke’ye Hacca gidiyormu?. Gemi ile yolculuk ederken, bütün servetini içine doldurdu?u büyücek bir alt?n torbas?n? elinden hiç b?rakmaz ve güvertede uyurken, ba??n?n alt?na yast?k olarak koyarm??.

 Ayn? geminin, birinci mevki kamaras?nda yolculuk eden zengin birinin de, ?aklabanl?k eden bir maymunu varm??. Maymun, ara s?ra güverte yolcular?n?n aras?na da inerek, türlü oyunlarla herkesi güldürürmü?.

Bu maymun, bir aral?k uyumakta olan Hac yolcusunun ba??n?n alt?ndan, alt?n torbas?n? kapt??? gibi, pruva dire?inin tepesine ç?km??. Adam telâ?la uyanm??, torbay? maymunun elinde ve maymunu da dire?in tepesinde görünce, ba??r?p ça??rmaya, ç?rp?nmaya ba?lam??.

Maymun torban?n a?z?n? bir güzel açm?? ve bir alt?n denize, bir alt?n da adam?n kafas?na at?yormu?. Zavall? hac? aday?, her dü?en alt?ndan sonra feryat edermi?. Bütün güverte yolcular?, dire?in dibine toplanm??, ne yapt?larsa maymunu bir türlü a?a??ya indirememi?ler.

Kalabal?k aras?nda ya?l?ca bir adam, torba sahibinin yan?na sokulmu?:

   “Sen ne i? yapard?n?”

   “?stanbul’da sütçü idim.”

   “Peki, satt???n sütlere su katar m?yd?n?”

   “Yar? yar?ya katard?m.”

   “Öyleyse ne yaygara ediyorsun be adam? Maymun Allah taraf?ndan bu i?e memur edilmi? bir mahlûk. Suyun paras?n? denize at?yor. Kazanc?nda su kaça?? olan bir insan?n hâli budur i?te,” demi?.

#186

Adam?n birisi Mekke’ye Hacca gidiyormu?. Gemi ile yolculuk ederken, bütün servetini içine doldurdu?u büyücek bir alt?n torbas?n? elinden hiç b?rakmaz ve güvertede uyurken, ba??n?n alt?na yast?k olarak koyarm??.

 Ayn? geminin, birinci mevki kamaras?nda yolculuk eden zengin birinin de, ?aklabanl?k eden bir maymunu varm??. Maymun, ara s?ra güverte yolcular?n?n aras?na da inerek, türlü oyunlarla herkesi güldürürmü?.

Bu maymun, bir aral?k uyumakta olan Hac yolcusunun ba??n?n alt?ndan, alt?n torbas?n? kapt??? gibi, pruva dire?inin tepesine ç?km??. Adam telâ?la uyanm??, torbay? maymunun elinde ve maymunu da dire?in tepesinde görünce, ba??r?p ça??rmaya, ç?rp?nmaya ba?lam??.

Maymun torban?n a?z?n? bir güzel açm?? ve bir alt?n denize, bir alt?n da adam?n kafas?na at?yormu?. Zavall? hac? aday?, her dü?en alt?ndan sonra feryat edermi?. Bütün güverte yolcular?, dire?in dibine toplanm??, ne yapt?larsa maymunu bir türlü a?a??ya indirememi?ler.

Kalabal?k aras?nda ya?l?ca bir adam, torba sahibinin yan?na sokulmu?:

   “Sen ne i? yapard?n?”

   “?stanbul’da sütçü idim.”

   “Peki, satt???n sütlere su katar m?yd?n?”

   “Yar? yar?ya katard?m.”

   “Öyleyse ne yaygara ediyorsun be adam? Maymun Allah taraf?ndan bu i?e memur edilmi? bir mahlûk. Suyun paras?n? denize at?yor. Kazanc?nda su kaça?? olan bir insan?n hâli budur i?te,” demi?.

#186

Adam?n birisi Mekke’ye Hacca gidiyormu?. Gemi ile yolculuk ederken, bütün servetini içine doldurdu?u büyücek bir alt?n torbas?n? elinden hiç b?rakmaz ve güvertede uyurken, ba??n?n alt?na yast?k olarak koyarm??.

 Ayn? geminin, birinci mevki kamaras?nda yolculuk eden zengin birinin de, ?aklabanl?k eden bir maymunu varm??. Maymun, ara s?ra güverte yolcular?n?n aras?na da inerek, türlü oyunlarla herkesi güldürürmü?.

Bu maymun, bir aral?k uyumakta olan Hac yolcusunun ba??n?n alt?ndan, alt?n torbas?n? kapt??? gibi, pruva dire?inin tepesine ç?km??. Adam telâ?la uyanm??, torbay? maymunun elinde ve maymunu da dire?in tepesinde görünce, ba??r?p ça??rmaya, ç?rp?nmaya ba?lam??.

Maymun torban?n a?z?n? bir güzel açm?? ve bir alt?n denize, bir alt?n da adam?n kafas?na at?yormu?. Zavall? hac? aday?, her dü?en alt?ndan sonra feryat edermi?. Bütün güverte yolcular?, dire?in dibine toplanm??, ne yapt?larsa maymunu bir türlü a?a??ya indirememi?ler.

Kalabal?k aras?nda ya?l?ca bir adam, torba sahibinin yan?na sokulmu?:

   “Sen ne i? yapard?n?”

   “?stanbul’da sütçü idim.”

   “Peki, satt???n sütlere su katar m?yd?n?”

   “Yar? yar?ya katard?m.”

   “Öyleyse ne yaygara ediyorsun be adam? Maymun Allah taraf?ndan bu i?e memur edilmi? bir mahlûk. Suyun paras?n? denize at?yor. Kazanc?nda su kaça?? olan bir insan?n hâli budur i?te,” demi?.

#186

Adam?n birisi Mekke’ye Hacca gidiyormu?. Gemi ile yolculuk ederken, bütün servetini içine doldurdu?u büyücek bir alt?n torbas?n? elinden hiç b?rakmaz ve güvertede uyurken, ba??n?n alt?na yast?k olarak koyarm??.

 Ayn? geminin, birinci mevki kamaras?nda yolculuk eden zengin birinin de, ?aklabanl?k eden bir maymunu varm??. Maymun, ara s?ra güverte yolcular?n?n aras?na da inerek, türlü oyunlarla herkesi güldürürmü?.

Bu maymun, bir aral?k uyumakta olan Hac yolcusunun ba??n?n alt?ndan, alt?n torbas?n? kapt??? gibi, pruva dire?inin tepesine ç?km??. Adam telâ?la uyanm??, torbay? maymunun elinde ve maymunu da dire?in tepesinde görünce, ba??r?p ça??rmaya, ç?rp?nmaya ba?lam??.

Maymun torban?n a?z?n? bir güzel açm?? ve bir alt?n denize, bir alt?n da adam?n kafas?na at?yormu?. Zavall? hac? aday?, her dü?en alt?ndan sonra feryat edermi?. Bütün güverte yolcular?, dire?in dibine toplanm??, ne yapt?larsa maymunu bir türlü a?a??ya indirememi?ler.

Kalabal?k aras?nda ya?l?ca bir adam, torba sahibinin yan?na sokulmu?:

   “Sen ne i? yapard?n?”

   “?stanbul’da sütçü idim.”

   “Peki, satt???n sütlere su katar m?yd?n?”

   “Yar? yar?ya katard?m.”

   “Öyleyse ne yaygara ediyorsun be adam? Maymun Allah taraf?ndan bu i?e memur edilmi? bir mahlûk. Suyun paras?n? denize at?yor. Kazanc?nda su kaça?? olan bir insan?n hâli budur i?te,” demi?.

#186

Adam?n birisi Mekke’ye Hacca gidiyormu?. Gemi ile yolculuk ederken, bütün servetini içine doldurdu?u büyücek bir alt?n torbas?n? elinden hiç b?rakmaz ve güvertede uyurken, ba??n?n alt?na yast?k olarak koyarm??.

 Ayn? geminin, birinci mevki kamaras?nda yolculuk eden zengin birinin de, ?aklabanl?k eden bir maymunu varm??. Maymun, ara s?ra güverte yolcular?n?n aras?na da inerek, türlü oyunlarla herkesi güldürürmü?.

Bu maymun, bir aral?k uyumakta olan Hac yolcusunun ba??n?n alt?ndan, alt?n torbas?n? kapt??? gibi, pruva dire?inin tepesine ç?km??. Adam telâ?la uyanm??, torbay? maymunun elinde ve maymunu da dire?in tepesinde görünce, ba??r?p ça??rmaya, ç?rp?nmaya ba?lam??.

Maymun torban?n a?z?n? bir güzel açm?? ve bir alt?n denize, bir alt?n da adam?n kafas?na at?yormu?. Zavall? hac? aday?, her dü?en alt?ndan sonra feryat edermi?. Bütün güverte yolcular?, dire?in dibine toplanm??, ne yapt?larsa maymunu bir türlü a?a??ya indirememi?ler.

Kalabal?k aras?nda ya?l?ca bir adam, torba sahibinin yan?na sokulmu?:

   “Sen ne i? yapard?n?”

   “?stanbul’da sütçü idim.”

   “Peki, satt???n sütlere su katar m?yd?n?”

   “Yar? yar?ya katard?m.”

   “Öyleyse ne yaygara ediyorsun be adam? Maymun Allah taraf?ndan bu i?e memur edilmi? bir mahlûk. Suyun paras?n? denize at?yor. Kazanc?nda su kaça?? olan bir insan?n hâli budur i?te,” demi?.

#186

Adam?n birisi Mekke’ye Hacca gidiyormu?. Gemi ile yolculuk ederken, bütün servetini içine doldurdu?u büyücek bir alt?n torbas?n? elinden hiç b?rakmaz ve güvertede uyurken, ba??n?n alt?na yast?k olarak koyarm??.

 Ayn? geminin, birinci mevki kamaras?nda yolculuk eden zengin birinin de, ?aklabanl?k eden bir maymunu varm??. Maymun, ara s?ra güverte yolcular?n?n aras?na da inerek, türlü oyunlarla herkesi güldürürmü?.

Bu maymun, bir aral?k uyumakta olan Hac yolcusunun ba??n?n alt?ndan, alt?n torbas?n? kapt??? gibi, pruva dire?inin tepesine ç?km??. Adam telâ?la uyanm??, torbay? maymunun elinde ve maymunu da dire?in tepesinde görünce, ba??r?p ça??rmaya, ç?rp?nmaya ba?lam??.

Maymun torban?n a?z?n? bir güzel açm?? ve bir alt?n denize, bir alt?n da adam?n kafas?na at?yormu?. Zavall? hac? aday?, her dü?en alt?ndan sonra feryat edermi?. Bütün güverte yolcular?, dire?in dibine toplanm??, ne yapt?larsa maymunu bir türlü a?a??ya indirememi?ler.

Kalabal?k aras?nda ya?l?ca bir adam, torba sahibinin yan?na sokulmu?:

   “Sen ne i? yapard?n?”

   “?stanbul’da sütçü idim.”

   “Peki, satt???n sütlere su katar m?yd?n?”

   “Yar? yar?ya katard?m.”

   “Öyleyse ne yaygara ediyorsun be adam? Maymun Allah taraf?ndan bu i?e memur edilmi? bir mahlûk. Suyun paras?n? denize at?yor. Kazanc?nda su kaça?? olan bir insan?n hâli budur i?te,” demi?.

#186

Adam?n birisi Mekke’ye Hacca gidiyormu?. Gemi ile yolculuk ederken, bütün servetini içine doldurdu?u büyücek bir alt?n torbas?n? elinden hiç b?rakmaz ve güvertede uyurken, ba??n?n alt?na yast?k olarak koyarm??.

 Ayn? geminin, birinci mevki kamaras?nda yolculuk eden zengin birinin de, ?aklabanl?k eden bir maymunu varm??. Maymun, ara s?ra güverte yolcular?n?n aras?na da inerek, türlü oyunlarla herkesi güldürürmü?.

Bu maymun, bir aral?k uyumakta olan Hac yolcusunun ba??n?n alt?ndan, alt?n torbas?n? kapt??? gibi, pruva dire?inin tepesine ç?km??. Adam telâ?la uyanm??, torbay? maymunun elinde ve maymunu da dire?in tepesinde görünce, ba??r?p ça??rmaya, ç?rp?nmaya ba?lam??.

Maymun torban?n a?z?n? bir güzel açm?? ve bir alt?n denize, bir alt?n da adam?n kafas?na at?yormu?. Zavall? hac? aday?, her dü?en alt?ndan sonra feryat edermi?. Bütün güverte yolcular?, dire?in dibine toplanm??, ne yapt?larsa maymunu bir türlü a?a??ya indirememi?ler.

Kalabal?k aras?nda ya?l?ca bir adam, torba sahibinin yan?na sokulmu?:

   “Sen ne i? yapard?n?”

   “?stanbul’da sütçü idim.”

   “Peki, satt???n sütlere su katar m?yd?n?”

   “Yar? yar?ya katard?m.”

   “Öyleyse ne yaygara ediyorsun be adam? Maymun Allah taraf?ndan bu i?e memur edilmi? bir mahlûk. Suyun paras?n? denize at?yor. Kazanc?nda su kaça?? olan bir insan?n hâli budur i?te,” demi?.

#186

Adam?n birisi Mekke’ye Hacca gidiyormu?. Gemi ile yolculuk ederken, bütün servetini içine doldurdu?u büyücek bir alt?n torbas?n? elinden hiç b?rakmaz ve güvertede uyurken, ba??n?n alt?na yast?k olarak koyarm??.

 Ayn? geminin, birinci mevki kamaras?nda yolculuk eden zengin birinin de, ?aklabanl?k eden bir maymunu varm??. Maymun, ara s?ra güverte yolcular?n?n aras?na da inerek, türlü oyunlarla herkesi güldürürmü?.

Bu maymun, bir aral?k uyumakta olan Hac yolcusunun ba??n?n alt?ndan, alt?n torbas?n? kapt??? gibi, pruva dire?inin tepesine ç?km??. Adam telâ?la uyanm??, torbay? maymunun elinde ve maymunu da dire?in tepesinde görünce, ba??r?p ça??rmaya, ç?rp?nmaya ba?lam??.

Maymun torban?n a?z?n? bir güzel açm?? ve bir alt?n denize, bir alt?n da adam?n kafas?na at?yormu?. Zavall? hac? aday?, her dü?en alt?ndan sonra feryat edermi?. Bütün güverte yolcular?, dire?in dibine toplanm??, ne yapt?larsa maymunu bir türlü a?a??ya indirememi?ler.

Kalabal?k aras?nda ya?l?ca bir adam, torba sahibinin yan?na sokulmu?:

   “Sen ne i? yapard?n?”

   “?stanbul’da sütçü idim.”

   “Peki, satt???n sütlere su katar m?yd?n?”

   “Yar? yar?ya katard?m.”

   “Öyleyse ne yaygara ediyorsun be adam? Maymun Allah taraf?ndan bu i?e memur edilmi? bir mahlûk. Suyun paras?n? denize at?yor. Kazanc?nda su kaça?? olan bir insan?n hâli budur i?te,” demi?.

#187

?mans?zl?k ve bilgisizlik en büyük bir noksanl?k ve kusurdur.

?man ve marifet ise en büyük bir zenginlik ve kemal’dir.

#187

?mans?zl?k ve bilgisizlik en büyük bir noksanl?k ve kusurdur.

?man ve marifet ise en büyük bir zenginlik ve kemal’dir.

#187

?mans?zl?k ve bilgisizlik en büyük bir noksanl?k ve kusurdur.

?man ve marifet ise en büyük bir zenginlik ve kemal’dir.

#187

?mans?zl?k ve bilgisizlik en büyük bir noksanl?k ve kusurdur.

?man ve marifet ise en büyük bir zenginlik ve kemal’dir.

#187

?mans?zl?k ve bilgisizlik en büyük bir noksanl?k ve kusurdur.

?man ve marifet ise en büyük bir zenginlik ve kemal’dir.

#187

?mans?zl?k ve bilgisizlik en büyük bir noksanl?k ve kusurdur.

?man ve marifet ise en büyük bir zenginlik ve kemal’dir.

#187

?mans?zl?k ve bilgisizlik en büyük bir noksanl?k ve kusurdur.

?man ve marifet ise en büyük bir zenginlik ve kemal’dir.

#188

Ey ?slamiyet; sen ne büyük bir dinmi?sin ki kavimleri birbirine karde? ediyorsun!

Ey ?rkç?l?k; sen ne korkunç bir ?eymi?sin ki, karde?leri birbirine dü?man ediyorsun.

 

#188

Ey ?slamiyet; sen ne büyük bir dinmi?sin ki kavimleri birbirine karde? ediyorsun!

Ey ?rkç?l?k; sen ne korkunç bir ?eymi?sin ki, karde?leri birbirine dü?man ediyorsun.

 

#188

Ey ?slamiyet; sen ne büyük bir dinmi?sin ki kavimleri birbirine karde? ediyorsun!

Ey ?rkç?l?k; sen ne korkunç bir ?eymi?sin ki, karde?leri birbirine dü?man ediyorsun.

 

#188

Ey ?slamiyet; sen ne büyük bir dinmi?sin ki kavimleri birbirine karde? ediyorsun!

Ey ?rkç?l?k; sen ne korkunç bir ?eymi?sin ki, karde?leri birbirine dü?man ediyorsun.

 

#189

Yay gibi oluncaya kadar namaz k?lsan?z, kiri? gibi kal?ncaya kadar oruç tutsan?z, günahlara engel olan bir verâ’n?z olmad?kça Allah-ü Teâlâ kabul etmez.

Abdullah bin Ömer r.a. 

#189

Yay gibi oluncaya kadar namaz k?lsan?z, kiri? gibi kal?ncaya kadar oruç tutsan?z, günahlara engel olan bir verâ’n?z olmad?kça Allah-ü Teâlâ kabul etmez.

Abdullah bin Ömer r.a. 

#189

Yay gibi oluncaya kadar namaz k?lsan?z, kiri? gibi kal?ncaya kadar oruç tutsan?z, günahlara engel olan bir verâ’n?z olmad?kça Allah-ü Teâlâ kabul etmez.

Abdullah bin Ömer r.a. 

#190

?nsanlar yemle yakalanan bal?klar gibi, zevki sefaya kap?l?p, felakete u?rarlar.

#190

?nsanlar yemle yakalanan bal?klar gibi, zevki sefaya kap?l?p, felakete u?rarlar.

#190

?nsanlar yemle yakalanan bal?klar gibi, zevki sefaya kap?l?p, felakete u?rarlar.

#191

?nsanlar?n dini vecibelerini yerine getirmesine mani olmak, Allah kat?nda en büyük zulümdür.

#191

?nsanlar?n dini vecibelerini yerine getirmesine mani olmak, Allah kat?nda en büyük zulümdür.

#192

 ?nsanlar?n u?runda öldükleri, u?runda ya?ad?klar?d?r.

#192

 ?nsanlar?n u?runda öldükleri, u?runda ya?ad?klar?d?r.

#193

?ntihar etmek, son durakta inmeyi beklemek yerine, hareket halindeki trenden atlamak gibi ak?ls?zca ve sorumsuzca bir davran??t?r.

#193

?ntihar etmek, son durakta inmeyi beklemek yerine, hareket halindeki trenden atlamak gibi ak?ls?zca ve sorumsuzca bir davran??t?r.

#193

?ntihar etmek, son durakta inmeyi beklemek yerine, hareket halindeki trenden atlamak gibi ak?ls?zca ve sorumsuzca bir davran??t?r.

#193

?ntihar etmek, son durakta inmeyi beklemek yerine, hareket halindeki trenden atlamak gibi ak?ls?zca ve sorumsuzca bir davran??t?r.

#194

Haramlardan korkan zahiddir. ?üpheliden korkan ise velidir.

Abdülhakim Arvasi

#194

Haramlardan korkan zahiddir. ?üpheliden korkan ise velidir.

Abdülhakim Arvasi

#194

Haramlardan korkan zahiddir. ?üpheliden korkan ise velidir.

Abdülhakim Arvasi

#194

Haramlardan korkan zahiddir. ?üpheliden korkan ise velidir.

Abdülhakim Arvasi

#195

Dünyay? seven kimsenin kalbi, manen çok hasta demektir.

#195

Dünyay? seven kimsenin kalbi, manen çok hasta demektir.

#195

Dünyay? seven kimsenin kalbi, manen çok hasta demektir.

#196

Kazan?lan bir menfaat, ki?inin ruhunu alçalt?yorsa, kalbini yaral?yor, vicdan?n? bozuyorsa, iman?na ve ahiretine zarar veriyorsa bu zehirli menfaate heveslenmek ak?l kâr? de?ildir.

Bir ma?azay? soyanlar, ceplerine bir ?eyler koyarlar ama ruhlar? “h?rs?z” damgas?n? yer. D??ar?dan bakanlar ise, o ruhlar?n peri?an halini görmezler de ceplerinin kabar?kl???na ilgi duyarlar.

#196

Kazan?lan bir menfaat, ki?inin ruhunu alçalt?yorsa, kalbini yaral?yor, vicdan?n? bozuyorsa, iman?na ve ahiretine zarar veriyorsa bu zehirli menfaate heveslenmek ak?l kâr? de?ildir.

Bir ma?azay? soyanlar, ceplerine bir ?eyler koyarlar ama ruhlar? “h?rs?z” damgas?n? yer. D??ar?dan bakanlar ise, o ruhlar?n peri?an halini görmezler de ceplerinin kabar?kl???na ilgi duyarlar.

#196

Kazan?lan bir menfaat, ki?inin ruhunu alçalt?yorsa, kalbini yaral?yor, vicdan?n? bozuyorsa, iman?na ve ahiretine zarar veriyorsa bu zehirli menfaate heveslenmek ak?l kâr? de?ildir.

Bir ma?azay? soyanlar, ceplerine bir ?eyler koyarlar ama ruhlar? “h?rs?z” damgas?n? yer. D??ar?dan bakanlar ise, o ruhlar?n peri?an halini görmezler de ceplerinin kabar?kl???na ilgi duyarlar.

#196

Kazan?lan bir menfaat, ki?inin ruhunu alçalt?yorsa, kalbini yaral?yor, vicdan?n? bozuyorsa, iman?na ve ahiretine zarar veriyorsa bu zehirli menfaate heveslenmek ak?l kâr? de?ildir.

Bir ma?azay? soyanlar, ceplerine bir ?eyler koyarlar ama ruhlar? “h?rs?z” damgas?n? yer. D??ar?dan bakanlar ise, o ruhlar?n peri?an halini görmezler de ceplerinin kabar?kl???na ilgi duyarlar.

#196

Kazan?lan bir menfaat, ki?inin ruhunu alçalt?yorsa, kalbini yaral?yor, vicdan?n? bozuyorsa, iman?na ve ahiretine zarar veriyorsa bu zehirli menfaate heveslenmek ak?l kâr? de?ildir.

Bir ma?azay? soyanlar, ceplerine bir ?eyler koyarlar ama ruhlar? “h?rs?z” damgas?n? yer. D??ar?dan bakanlar ise, o ruhlar?n peri?an halini görmezler de ceplerinin kabar?kl???na ilgi duyarlar.

#197

Cenab-? Hakk’?n nimetleriyle beslenip, ba?kas?na veya bizzat nefsimize itaat edersek hesab?m?z çok çetin olur.

Mehmed K?rk?nc?

 

Nefsini yenerek tahkiki iman kazanan kimse, ate? ortas?nda fidan yeti?tirmi? gibidir.

Mehmed K?rk?nc?

 

?nsan, Hz. ?uayb a.s. gibi hutbe irad etse bile, kendi iç mülahazas? ?öyle olmal?d?r. Lafzperestlik yapt?m, insanlar? kelimelerle cümlelerle aldatt?m.

Fethullah Gülen 

#197

Cenab-? Hakk’?n nimetleriyle beslenip, ba?kas?na veya bizzat nefsimize itaat edersek hesab?m?z çok çetin olur.

Mehmed K?rk?nc?

 

Nefsini yenerek tahkiki iman kazanan kimse, ate? ortas?nda fidan yeti?tirmi? gibidir.

Mehmed K?rk?nc?

 

?nsan, Hz. ?uayb a.s. gibi hutbe irad etse bile, kendi iç mülahazas? ?öyle olmal?d?r. Lafzperestlik yapt?m, insanlar? kelimelerle cümlelerle aldatt?m.

Fethullah Gülen 

#197

Cenab-? Hakk’?n nimetleriyle beslenip, ba?kas?na veya bizzat nefsimize itaat edersek hesab?m?z çok çetin olur.

Mehmed K?rk?nc?

 

Nefsini yenerek tahkiki iman kazanan kimse, ate? ortas?nda fidan yeti?tirmi? gibidir.

Mehmed K?rk?nc?

 

?nsan, Hz. ?uayb a.s. gibi hutbe irad etse bile, kendi iç mülahazas? ?öyle olmal?d?r. Lafzperestlik yapt?m, insanlar? kelimelerle cümlelerle aldatt?m.

Fethullah Gülen 

#197

Cenab-? Hakk’?n nimetleriyle beslenip, ba?kas?na veya bizzat nefsimize itaat edersek hesab?m?z çok çetin olur.

Mehmed K?rk?nc?

 

Nefsini yenerek tahkiki iman kazanan kimse, ate? ortas?nda fidan yeti?tirmi? gibidir.

Mehmed K?rk?nc?

 

?nsan, Hz. ?uayb a.s. gibi hutbe irad etse bile, kendi iç mülahazas? ?öyle olmal?d?r. Lafzperestlik yapt?m, insanlar? kelimelerle cümlelerle aldatt?m.

Fethullah Gülen 

#197

Cenab-? Hakk’?n nimetleriyle beslenip, ba?kas?na veya bizzat nefsimize itaat edersek hesab?m?z çok çetin olur.

Mehmed K?rk?nc?

 

Nefsini yenerek tahkiki iman kazanan kimse, ate? ortas?nda fidan yeti?tirmi? gibidir.

Mehmed K?rk?nc?

 

?nsan, Hz. ?uayb a.s. gibi hutbe irad etse bile, kendi iç mülahazas? ?öyle olmal?d?r. Lafzperestlik yapt?m, insanlar? kelimelerle cümlelerle aldatt?m.

Fethullah Gülen 

#198

Nefsinden raz? olmayan bir cahille arkada?l?k yapman, nefsinden raz? olan bir âlimle arkada?l?k yapmandan daha hay?rl?d?r.

Hikem-i Atayi’den

 

Kendi nefsine galip gelen, bütün âlemi hükmü alt?na al?r.

Nizâmi

 

Nefsini bilmeyenin, Allah-ü Teâlâ’y? bilmesine imkân yoktur.

Mehmed Zahid Kotku

#198

Nefsinden raz? olmayan bir cahille arkada?l?k yapman, nefsinden raz? olan bir âlimle arkada?l?k yapmandan daha hay?rl?d?r.

Hikem-i Atayi’den

 

Kendi nefsine galip gelen, bütün âlemi hükmü alt?na al?r.

Nizâmi

 

Nefsini bilmeyenin, Allah-ü Teâlâ’y? bilmesine imkân yoktur.

Mehmed Zahid Kotku

#198

Nefsinden raz? olmayan bir cahille arkada?l?k yapman, nefsinden raz? olan bir âlimle arkada?l?k yapmandan daha hay?rl?d?r.

Hikem-i Atayi’den

 

Kendi nefsine galip gelen, bütün âlemi hükmü alt?na al?r.

Nizâmi

 

Nefsini bilmeyenin, Allah-ü Teâlâ’y? bilmesine imkân yoktur.

Mehmed Zahid Kotku

#198

Nefsinden raz? olmayan bir cahille arkada?l?k yapman, nefsinden raz? olan bir âlimle arkada?l?k yapmandan daha hay?rl?d?r.

Hikem-i Atayi’den

 

Kendi nefsine galip gelen, bütün âlemi hükmü alt?na al?r.

Nizâmi

 

Nefsini bilmeyenin, Allah-ü Teâlâ’y? bilmesine imkân yoktur.

Mehmed Zahid Kotku

#198

Nefsinden raz? olmayan bir cahille arkada?l?k yapman, nefsinden raz? olan bir âlimle arkada?l?k yapmandan daha hay?rl?d?r.

Hikem-i Atayi’den

 

Kendi nefsine galip gelen, bütün âlemi hükmü alt?na al?r.

Nizâmi

 

Nefsini bilmeyenin, Allah-ü Teâlâ’y? bilmesine imkân yoktur.

Mehmed Zahid Kotku

#199

Kul hakk?na riayet, bütün Müslümanlar?n görevi olmakla birlikte bunun en fazla ihlâl edildi?i saha, ?slâmî esaslardan uzak olarak yap?lan ticarettir.

#199

Kul hakk?na riayet, bütün Müslümanlar?n görevi olmakla birlikte bunun en fazla ihlâl edildi?i saha, ?slâmî esaslardan uzak olarak yap?lan ticarettir.

#199

Kul hakk?na riayet, bütün Müslümanlar?n görevi olmakla birlikte bunun en fazla ihlâl edildi?i saha, ?slâmî esaslardan uzak olarak yap?lan ticarettir.

#200

Lüzumsuz lâftan, çok gülmekten, alaya almaktan, din karde?inle tart??maktan sak?n. Böyle yapmak sayg?nl??? götürür, kin ve dü?manl?k kap?lar? açar.

#200

Lüzumsuz lâftan, çok gülmekten, alaya almaktan, din karde?inle tart??maktan sak?n. Böyle yapmak sayg?nl??? götürür, kin ve dü?manl?k kap?lar? açar.

#200

Lüzumsuz lâftan, çok gülmekten, alaya almaktan, din karde?inle tart??maktan sak?n. Böyle yapmak sayg?nl??? götürür, kin ve dü?manl?k kap?lar? açar.

#200

Lüzumsuz lâftan, çok gülmekten, alaya almaktan, din karde?inle tart??maktan sak?n. Böyle yapmak sayg?nl??? götürür, kin ve dü?manl?k kap?lar? açar.

#201

Maddi olanaklara sahip oldu?u halde payla?ma duygusundan mahrum kalm?? insanlar zavall?d?r.

#201

Maddi olanaklara sahip oldu?u halde payla?ma duygusundan mahrum kalm?? insanlar zavall?d?r.

#201

Maddi olanaklara sahip oldu?u halde payla?ma duygusundan mahrum kalm?? insanlar zavall?d?r.

#202

Mukaddes de?erleri, dünyevi hedeflere ula?ma yolunda kullanmak alçakl?kt?r, dine zulümdür.

#202

Mukaddes de?erleri, dünyevi hedeflere ula?ma yolunda kullanmak alçakl?kt?r, dine zulümdür.

#202

Mukaddes de?erleri, dünyevi hedeflere ula?ma yolunda kullanmak alçakl?kt?r, dine zulümdür.

#203

Siz verâ’dan gaflet ediyorsunuz. Hâlbuki verâ, ibadetin en yükse?idir.

Hz. Ali r.a.

#203

Siz verâ’dan gaflet ediyorsunuz. Hâlbuki verâ, ibadetin en yükse?idir.

Hz. Ali r.a.

#203

Siz verâ’dan gaflet ediyorsunuz. Hâlbuki verâ, ibadetin en yükse?idir.

Hz. Ali r.a.

#204

Bayraklar? bayrak yapan, üstündeki kand?r. Toprak, e?er u?runda ölen varsa vatand?r.

M. Cemal Kuntay 

#204

Bayraklar? bayrak yapan, üstündeki kand?r. Toprak, e?er u?runda ölen varsa vatand?r.

M. Cemal Kuntay 

#204

Bayraklar? bayrak yapan, üstündeki kand?r. Toprak, e?er u?runda ölen varsa vatand?r.

M. Cemal Kuntay 

#204

Bayraklar? bayrak yapan, üstündeki kand?r. Toprak, e?er u?runda ölen varsa vatand?r.

M. Cemal Kuntay 

#205

?eyh Sadi ?irazi “Bostan adl? me?hur kitab?nda ?öyle anlat?yor:

Gaddarl???yla ünlü bir köy a?as? bir kuyuya dü?mü?tü. Sabahlara kadar yalvar?p yakard?, inleyip s?zlad?.

Derken, adam?n biri gelip tepesine bir ta? yükledi ve ?öyle dedi:

Sen kaç ki?inin feryad?na yeti?tin ki can kurtaracak adam ar?yorsun? Sürekli alçakl?k, namertlik tohumlar? ektin, bugün harman vakti geldi. Bak bakal?m eline ne geçti. Senin elinden yaral? gönüller inlerken senin yarana kim merhem olur? Bizim için sürekli kuyu kaz?yordun, sonunda kazd???n kuyuya kendin dü?tün.

Halk içinde kuyu kazan iki tip insan vard?r. Biri güzel huyludur, hay?r sahibidir, insanlar?n içini serinletmek ister. Öbürü kötü nam salm??t?r, insanlar?n oraya yuvarlanmas?n? ister.

Yaramaz ki?iler iyilik ummas?n. Ilg?n a?ac?n meyvesi asla üzüm olmaz.

Gözün tarlas?na arpa eken, hasat zaman? bu?day çekece?ini ummas?n. Ne kadar da emek çeksen zakkum a?ac?ndan meyve alamazs?n. Karde?im, ne ekersen onu biçersin.”

#205

?eyh Sadi ?irazi “Bostan adl? me?hur kitab?nda ?öyle anlat?yor:

Gaddarl???yla ünlü bir köy a?as? bir kuyuya dü?mü?tü. Sabahlara kadar yalvar?p yakard?, inleyip s?zlad?.

Derken, adam?n biri gelip tepesine bir ta? yükledi ve ?öyle dedi:

Sen kaç ki?inin feryad?na yeti?tin ki can kurtaracak adam ar?yorsun? Sürekli alçakl?k, namertlik tohumlar? ektin, bugün harman vakti geldi. Bak bakal?m eline ne geçti. Senin elinden yaral? gönüller inlerken senin yarana kim merhem olur? Bizim için sürekli kuyu kaz?yordun, sonunda kazd???n kuyuya kendin dü?tün.

Halk içinde kuyu kazan iki tip insan vard?r. Biri güzel huyludur, hay?r sahibidir, insanlar?n içini serinletmek ister. Öbürü kötü nam salm??t?r, insanlar?n oraya yuvarlanmas?n? ister.

Yaramaz ki?iler iyilik ummas?n. Ilg?n a?ac?n meyvesi asla üzüm olmaz.

Gözün tarlas?na arpa eken, hasat zaman? bu?day çekece?ini ummas?n. Ne kadar da emek çeksen zakkum a?ac?ndan meyve alamazs?n. Karde?im, ne ekersen onu biçersin.”

#205

?eyh Sadi ?irazi “Bostan adl? me?hur kitab?nda ?öyle anlat?yor:

Gaddarl???yla ünlü bir köy a?as? bir kuyuya dü?mü?tü. Sabahlara kadar yalvar?p yakard?, inleyip s?zlad?.

Derken, adam?n biri gelip tepesine bir ta? yükledi ve ?öyle dedi:

Sen kaç ki?inin feryad?na yeti?tin ki can kurtaracak adam ar?yorsun? Sürekli alçakl?k, namertlik tohumlar? ektin, bugün harman vakti geldi. Bak bakal?m eline ne geçti. Senin elinden yaral? gönüller inlerken senin yarana kim merhem olur? Bizim için sürekli kuyu kaz?yordun, sonunda kazd???n kuyuya kendin dü?tün.

Halk içinde kuyu kazan iki tip insan vard?r. Biri güzel huyludur, hay?r sahibidir, insanlar?n içini serinletmek ister. Öbürü kötü nam salm??t?r, insanlar?n oraya yuvarlanmas?n? ister.

Yaramaz ki?iler iyilik ummas?n. Ilg?n a?ac?n meyvesi asla üzüm olmaz.

Gözün tarlas?na arpa eken, hasat zaman? bu?day çekece?ini ummas?n. Ne kadar da emek çeksen zakkum a?ac?ndan meyve alamazs?n. Karde?im, ne ekersen onu biçersin.”

#205

?eyh Sadi ?irazi “Bostan adl? me?hur kitab?nda ?öyle anlat?yor:

Gaddarl???yla ünlü bir köy a?as? bir kuyuya dü?mü?tü. Sabahlara kadar yalvar?p yakard?, inleyip s?zlad?.

Derken, adam?n biri gelip tepesine bir ta? yükledi ve ?öyle dedi:

Sen kaç ki?inin feryad?na yeti?tin ki can kurtaracak adam ar?yorsun? Sürekli alçakl?k, namertlik tohumlar? ektin, bugün harman vakti geldi. Bak bakal?m eline ne geçti. Senin elinden yaral? gönüller inlerken senin yarana kim merhem olur? Bizim için sürekli kuyu kaz?yordun, sonunda kazd???n kuyuya kendin dü?tün.

Halk içinde kuyu kazan iki tip insan vard?r. Biri güzel huyludur, hay?r sahibidir, insanlar?n içini serinletmek ister. Öbürü kötü nam salm??t?r, insanlar?n oraya yuvarlanmas?n? ister.

Yaramaz ki?iler iyilik ummas?n. Ilg?n a?ac?n meyvesi asla üzüm olmaz.

Gözün tarlas?na arpa eken, hasat zaman? bu?day çekece?ini ummas?n. Ne kadar da emek çeksen zakkum a?ac?ndan meyve alamazs?n. Karde?im, ne ekersen onu biçersin.”

#205

?eyh Sadi ?irazi “Bostan adl? me?hur kitab?nda ?öyle anlat?yor:

Gaddarl???yla ünlü bir köy a?as? bir kuyuya dü?mü?tü. Sabahlara kadar yalvar?p yakard?, inleyip s?zlad?.

Derken, adam?n biri gelip tepesine bir ta? yükledi ve ?öyle dedi:

Sen kaç ki?inin feryad?na yeti?tin ki can kurtaracak adam ar?yorsun? Sürekli alçakl?k, namertlik tohumlar? ektin, bugün harman vakti geldi. Bak bakal?m eline ne geçti. Senin elinden yaral? gönüller inlerken senin yarana kim merhem olur? Bizim için sürekli kuyu kaz?yordun, sonunda kazd???n kuyuya kendin dü?tün.

Halk içinde kuyu kazan iki tip insan vard?r. Biri güzel huyludur, hay?r sahibidir, insanlar?n içini serinletmek ister. Öbürü kötü nam salm??t?r, insanlar?n oraya yuvarlanmas?n? ister.

Yaramaz ki?iler iyilik ummas?n. Ilg?n a?ac?n meyvesi asla üzüm olmaz.

Gözün tarlas?na arpa eken, hasat zaman? bu?day çekece?ini ummas?n. Ne kadar da emek çeksen zakkum a?ac?ndan meyve alamazs?n. Karde?im, ne ekersen onu biçersin.”

#205

?eyh Sadi ?irazi “Bostan adl? me?hur kitab?nda ?öyle anlat?yor:

Gaddarl???yla ünlü bir köy a?as? bir kuyuya dü?mü?tü. Sabahlara kadar yalvar?p yakard?, inleyip s?zlad?.

Derken, adam?n biri gelip tepesine bir ta? yükledi ve ?öyle dedi:

Sen kaç ki?inin feryad?na yeti?tin ki can kurtaracak adam ar?yorsun? Sürekli alçakl?k, namertlik tohumlar? ektin, bugün harman vakti geldi. Bak bakal?m eline ne geçti. Senin elinden yaral? gönüller inlerken senin yarana kim merhem olur? Bizim için sürekli kuyu kaz?yordun, sonunda kazd???n kuyuya kendin dü?tün.

Halk içinde kuyu kazan iki tip insan vard?r. Biri güzel huyludur, hay?r sahibidir, insanlar?n içini serinletmek ister. Öbürü kötü nam salm??t?r, insanlar?n oraya yuvarlanmas?n? ister.

Yaramaz ki?iler iyilik ummas?n. Ilg?n a?ac?n meyvesi asla üzüm olmaz.

Gözün tarlas?na arpa eken, hasat zaman? bu?day çekece?ini ummas?n. Ne kadar da emek çeksen zakkum a?ac?ndan meyve alamazs?n. Karde?im, ne ekersen onu biçersin.”

#205

?eyh Sadi ?irazi “Bostan adl? me?hur kitab?nda ?öyle anlat?yor:

Gaddarl???yla ünlü bir köy a?as? bir kuyuya dü?mü?tü. Sabahlara kadar yalvar?p yakard?, inleyip s?zlad?.

Derken, adam?n biri gelip tepesine bir ta? yükledi ve ?öyle dedi:

Sen kaç ki?inin feryad?na yeti?tin ki can kurtaracak adam ar?yorsun? Sürekli alçakl?k, namertlik tohumlar? ektin, bugün harman vakti geldi. Bak bakal?m eline ne geçti. Senin elinden yaral? gönüller inlerken senin yarana kim merhem olur? Bizim için sürekli kuyu kaz?yordun, sonunda kazd???n kuyuya kendin dü?tün.

Halk içinde kuyu kazan iki tip insan vard?r. Biri güzel huyludur, hay?r sahibidir, insanlar?n içini serinletmek ister. Öbürü kötü nam salm??t?r, insanlar?n oraya yuvarlanmas?n? ister.

Yaramaz ki?iler iyilik ummas?n. Ilg?n a?ac?n meyvesi asla üzüm olmaz.

Gözün tarlas?na arpa eken, hasat zaman? bu?day çekece?ini ummas?n. Ne kadar da emek çeksen zakkum a?ac?ndan meyve alamazs?n. Karde?im, ne ekersen onu biçersin.”

#205

?eyh Sadi ?irazi “Bostan adl? me?hur kitab?nda ?öyle anlat?yor:

Gaddarl???yla ünlü bir köy a?as? bir kuyuya dü?mü?tü. Sabahlara kadar yalvar?p yakard?, inleyip s?zlad?.

Derken, adam?n biri gelip tepesine bir ta? yükledi ve ?öyle dedi:

Sen kaç ki?inin feryad?na yeti?tin ki can kurtaracak adam ar?yorsun? Sürekli alçakl?k, namertlik tohumlar? ektin, bugün harman vakti geldi. Bak bakal?m eline ne geçti. Senin elinden yaral? gönüller inlerken senin yarana kim merhem olur? Bizim için sürekli kuyu kaz?yordun, sonunda kazd???n kuyuya kendin dü?tün.

Halk içinde kuyu kazan iki tip insan vard?r. Biri güzel huyludur, hay?r sahibidir, insanlar?n içini serinletmek ister. Öbürü kötü nam salm??t?r, insanlar?n oraya yuvarlanmas?n? ister.

Yaramaz ki?iler iyilik ummas?n. Ilg?n a?ac?n meyvesi asla üzüm olmaz.

Gözün tarlas?na arpa eken, hasat zaman? bu?day çekece?ini ummas?n. Ne kadar da emek çeksen zakkum a?ac?ndan meyve alamazs?n. Karde?im, ne ekersen onu biçersin.”

#205

?eyh Sadi ?irazi “Bostan adl? me?hur kitab?nda ?öyle anlat?yor:

Gaddarl???yla ünlü bir köy a?as? bir kuyuya dü?mü?tü. Sabahlara kadar yalvar?p yakard?, inleyip s?zlad?.

Derken, adam?n biri gelip tepesine bir ta? yükledi ve ?öyle dedi:

Sen kaç ki?inin feryad?na yeti?tin ki can kurtaracak adam ar?yorsun? Sürekli alçakl?k, namertlik tohumlar? ektin, bugün harman vakti geldi. Bak bakal?m eline ne geçti. Senin elinden yaral? gönüller inlerken senin yarana kim merhem olur? Bizim için sürekli kuyu kaz?yordun, sonunda kazd???n kuyuya kendin dü?tün.

Halk içinde kuyu kazan iki tip insan vard?r. Biri güzel huyludur, hay?r sahibidir, insanlar?n içini serinletmek ister. Öbürü kötü nam salm??t?r, insanlar?n oraya yuvarlanmas?n? ister.

Yaramaz ki?iler iyilik ummas?n. Ilg?n a?ac?n meyvesi asla üzüm olmaz.

Gözün tarlas?na arpa eken, hasat zaman? bu?day çekece?ini ummas?n. Ne kadar da emek çeksen zakkum a?ac?ndan meyve alamazs?n. Karde?im, ne ekersen onu biçersin.”

#206

Övgüler de, yergiler de kabir ehli için e?it derecede çok önemsiz ?eylerdir art?k.

#206

Övgüler de, yergiler de kabir ehli için e?it derecede çok önemsiz ?eylerdir art?k.

#206

Övgüler de, yergiler de kabir ehli için e?it derecede çok önemsiz ?eylerdir art?k.

#207

Reklâm verenler, reklâma harcad?klar? paray?, ürünlerini geli?tirmeye harcasalar, reklâm yapmaya gerek kalmazd?. 

#207

Reklâm verenler, reklâma harcad?klar? paray?, ürünlerini geli?tirmeye harcasalar, reklâm yapmaya gerek kalmazd?. 

#207

Reklâm verenler, reklâma harcad?klar? paray?, ürünlerini geli?tirmeye harcasalar, reklâm yapmaya gerek kalmazd?. 

#207

Reklâm verenler, reklâma harcad?klar? paray?, ürünlerini geli?tirmeye harcasalar, reklâm yapmaya gerek kalmazd?. 

#208

Rivayete göre bir gün Musa (a.s) Allah Teâlâ’ya sorar:

Ya Rabbi, kullar?ndan hangileri daha zengin?

Allah-ü Teâlâ:

Verdi?im ?eylere en çok kanaat edenler, buyurur. Musa (a.s) yine sorar:

Peki, en adaletli olanlar?

Allah-ü Teâlâ:

Kendine insafl? ve adaletli davranan kimseler, buyurdu.

#208

Rivayete göre bir gün Musa (a.s) Allah Teâlâ’ya sorar:

Ya Rabbi, kullar?ndan hangileri daha zengin?

Allah-ü Teâlâ:

Verdi?im ?eylere en çok kanaat edenler, buyurur. Musa (a.s) yine sorar:

Peki, en adaletli olanlar?

Allah-ü Teâlâ:

Kendine insafl? ve adaletli davranan kimseler, buyurdu.

#208

Rivayete göre bir gün Musa (a.s) Allah Teâlâ’ya sorar:

Ya Rabbi, kullar?ndan hangileri daha zengin?

Allah-ü Teâlâ:

Verdi?im ?eylere en çok kanaat edenler, buyurur. Musa (a.s) yine sorar:

Peki, en adaletli olanlar?

Allah-ü Teâlâ:

Kendine insafl? ve adaletli davranan kimseler, buyurdu.

#208

Rivayete göre bir gün Musa (a.s) Allah Teâlâ’ya sorar:

Ya Rabbi, kullar?ndan hangileri daha zengin?

Allah-ü Teâlâ:

Verdi?im ?eylere en çok kanaat edenler, buyurur. Musa (a.s) yine sorar:

Peki, en adaletli olanlar?

Allah-ü Teâlâ:

Kendine insafl? ve adaletli davranan kimseler, buyurdu.

#208

Rivayete göre bir gün Musa (a.s) Allah Teâlâ’ya sorar:

Ya Rabbi, kullar?ndan hangileri daha zengin?

Allah-ü Teâlâ:

Verdi?im ?eylere en çok kanaat edenler, buyurur. Musa (a.s) yine sorar:

Peki, en adaletli olanlar?

Allah-ü Teâlâ:

Kendine insafl? ve adaletli davranan kimseler, buyurdu.

#209

Salih zatlardan biri bir toplulu?un yan?na u?rad?. Bakt? ki bir doktor, oradakilere baz? hastal?klar? ve tedavi yollar?n? anlat?yor. Salih zat doktora sordu:

Bedenleri tedavi ediyorsun, peki ya hasta kalpleri de tedavi edebilir misin?

Doktor:

Evet! Ama bana kalbinin hastal???n? söylemelisin, dedi. Salih zat ?öyle dedi:

Günahlar kalbimi karartt?. Bu yüzden kalbim kat?la?t?. Bunun bir ilac? var m??

Doktor ?öyle dedi:

Böyle bir kalbin ilac? gece gündüz yüce Allah’a yalvar?p yakarmak, dua ve isti?far etmek, hiç vakit kaybetmeden Aziz ve Gaffar olan Allah’a itaat ve ibadet etmeye yönelmek, tövbe edip af dilemektir. ??te bunlar hasta kalplerin ilac?d?r. ?ifa, gayb? bilen Allah-ü Teâlâ’dand?r.

Salih zat bu sözler üzerine ?öyle dedi:

Sen ne iyi doktorsun! Kalbimin ilac?n? do?ru tespit ettin, deyince doktor:

Do?rusu bu, tövbe edenin, samimiyetle hatalar?ndan dönenin ilac? ancak budur. Tövbeleri kabul eden Allah’a yönelmektir, dedi.

#209

Salih zatlardan biri bir toplulu?un yan?na u?rad?. Bakt? ki bir doktor, oradakilere baz? hastal?klar? ve tedavi yollar?n? anlat?yor. Salih zat doktora sordu:

Bedenleri tedavi ediyorsun, peki ya hasta kalpleri de tedavi edebilir misin?

Doktor:

Evet! Ama bana kalbinin hastal???n? söylemelisin, dedi. Salih zat ?öyle dedi:

Günahlar kalbimi karartt?. Bu yüzden kalbim kat?la?t?. Bunun bir ilac? var m??

Doktor ?öyle dedi:

Böyle bir kalbin ilac? gece gündüz yüce Allah’a yalvar?p yakarmak, dua ve isti?far etmek, hiç vakit kaybetmeden Aziz ve Gaffar olan Allah’a itaat ve ibadet etmeye yönelmek, tövbe edip af dilemektir. ??te bunlar hasta kalplerin ilac?d?r. ?ifa, gayb? bilen Allah-ü Teâlâ’dand?r.

Salih zat bu sözler üzerine ?öyle dedi:

Sen ne iyi doktorsun! Kalbimin ilac?n? do?ru tespit ettin, deyince doktor:

Do?rusu bu, tövbe edenin, samimiyetle hatalar?ndan dönenin ilac? ancak budur. Tövbeleri kabul eden Allah’a yönelmektir, dedi.

#209

Salih zatlardan biri bir toplulu?un yan?na u?rad?. Bakt? ki bir doktor, oradakilere baz? hastal?klar? ve tedavi yollar?n? anlat?yor. Salih zat doktora sordu:

Bedenleri tedavi ediyorsun, peki ya hasta kalpleri de tedavi edebilir misin?

Doktor:

Evet! Ama bana kalbinin hastal???n? söylemelisin, dedi. Salih zat ?öyle dedi:

Günahlar kalbimi karartt?. Bu yüzden kalbim kat?la?t?. Bunun bir ilac? var m??

Doktor ?öyle dedi:

Böyle bir kalbin ilac? gece gündüz yüce Allah’a yalvar?p yakarmak, dua ve isti?far etmek, hiç vakit kaybetmeden Aziz ve Gaffar olan Allah’a itaat ve ibadet etmeye yönelmek, tövbe edip af dilemektir. ??te bunlar hasta kalplerin ilac?d?r. ?ifa, gayb? bilen Allah-ü Teâlâ’dand?r.

Salih zat bu sözler üzerine ?öyle dedi:

Sen ne iyi doktorsun! Kalbimin ilac?n? do?ru tespit ettin, deyince doktor:

Do?rusu bu, tövbe edenin, samimiyetle hatalar?ndan dönenin ilac? ancak budur. Tövbeleri kabul eden Allah’a yönelmektir, dedi.

#209

Salih zatlardan biri bir toplulu?un yan?na u?rad?. Bakt? ki bir doktor, oradakilere baz? hastal?klar? ve tedavi yollar?n? anlat?yor. Salih zat doktora sordu:

Bedenleri tedavi ediyorsun, peki ya hasta kalpleri de tedavi edebilir misin?

Doktor:

Evet! Ama bana kalbinin hastal???n? söylemelisin, dedi. Salih zat ?öyle dedi:

Günahlar kalbimi karartt?. Bu yüzden kalbim kat?la?t?. Bunun bir ilac? var m??

Doktor ?öyle dedi:

Böyle bir kalbin ilac? gece gündüz yüce Allah’a yalvar?p yakarmak, dua ve isti?far etmek, hiç vakit kaybetmeden Aziz ve Gaffar olan Allah’a itaat ve ibadet etmeye yönelmek, tövbe edip af dilemektir. ??te bunlar hasta kalplerin ilac?d?r. ?ifa, gayb? bilen Allah-ü Teâlâ’dand?r.

Salih zat bu sözler üzerine ?öyle dedi:

Sen ne iyi doktorsun! Kalbimin ilac?n? do?ru tespit ettin, deyince doktor:

Do?rusu bu, tövbe edenin, samimiyetle hatalar?ndan dönenin ilac? ancak budur. Tövbeleri kabul eden Allah’a yönelmektir, dedi.

#209

Salih zatlardan biri bir toplulu?un yan?na u?rad?. Bakt? ki bir doktor, oradakilere baz? hastal?klar? ve tedavi yollar?n? anlat?yor. Salih zat doktora sordu:

Bedenleri tedavi ediyorsun, peki ya hasta kalpleri de tedavi edebilir misin?

Doktor:

Evet! Ama bana kalbinin hastal???n? söylemelisin, dedi. Salih zat ?öyle dedi:

Günahlar kalbimi karartt?. Bu yüzden kalbim kat?la?t?. Bunun bir ilac? var m??

Doktor ?öyle dedi:

Böyle bir kalbin ilac? gece gündüz yüce Allah’a yalvar?p yakarmak, dua ve isti?far etmek, hiç vakit kaybetmeden Aziz ve Gaffar olan Allah’a itaat ve ibadet etmeye yönelmek, tövbe edip af dilemektir. ??te bunlar hasta kalplerin ilac?d?r. ?ifa, gayb? bilen Allah-ü Teâlâ’dand?r.

Salih zat bu sözler üzerine ?öyle dedi:

Sen ne iyi doktorsun! Kalbimin ilac?n? do?ru tespit ettin, deyince doktor:

Do?rusu bu, tövbe edenin, samimiyetle hatalar?ndan dönenin ilac? ancak budur. Tövbeleri kabul eden Allah’a yönelmektir, dedi.

#209

Salih zatlardan biri bir toplulu?un yan?na u?rad?. Bakt? ki bir doktor, oradakilere baz? hastal?klar? ve tedavi yollar?n? anlat?yor. Salih zat doktora sordu:

Bedenleri tedavi ediyorsun, peki ya hasta kalpleri de tedavi edebilir misin?

Doktor:

Evet! Ama bana kalbinin hastal???n? söylemelisin, dedi. Salih zat ?öyle dedi:

Günahlar kalbimi karartt?. Bu yüzden kalbim kat?la?t?. Bunun bir ilac? var m??

Doktor ?öyle dedi:

Böyle bir kalbin ilac? gece gündüz yüce Allah’a yalvar?p yakarmak, dua ve isti?far etmek, hiç vakit kaybetmeden Aziz ve Gaffar olan Allah’a itaat ve ibadet etmeye yönelmek, tövbe edip af dilemektir. ??te bunlar hasta kalplerin ilac?d?r. ?ifa, gayb? bilen Allah-ü Teâlâ’dand?r.

Salih zat bu sözler üzerine ?öyle dedi:

Sen ne iyi doktorsun! Kalbimin ilac?n? do?ru tespit ettin, deyince doktor:

Do?rusu bu, tövbe edenin, samimiyetle hatalar?ndan dönenin ilac? ancak budur. Tövbeleri kabul eden Allah’a yönelmektir, dedi.

#209

Salih zatlardan biri bir toplulu?un yan?na u?rad?. Bakt? ki bir doktor, oradakilere baz? hastal?klar? ve tedavi yollar?n? anlat?yor. Salih zat doktora sordu:

Bedenleri tedavi ediyorsun, peki ya hasta kalpleri de tedavi edebilir misin?

Doktor:

Evet! Ama bana kalbinin hastal???n? söylemelisin, dedi. Salih zat ?öyle dedi:

Günahlar kalbimi karartt?. Bu yüzden kalbim kat?la?t?. Bunun bir ilac? var m??

Doktor ?öyle dedi:

Böyle bir kalbin ilac? gece gündüz yüce Allah’a yalvar?p yakarmak, dua ve isti?far etmek, hiç vakit kaybetmeden Aziz ve Gaffar olan Allah’a itaat ve ibadet etmeye yönelmek, tövbe edip af dilemektir. ??te bunlar hasta kalplerin ilac?d?r. ?ifa, gayb? bilen Allah-ü Teâlâ’dand?r.

Salih zat bu sözler üzerine ?öyle dedi:

Sen ne iyi doktorsun! Kalbimin ilac?n? do?ru tespit ettin, deyince doktor:

Do?rusu bu, tövbe edenin, samimiyetle hatalar?ndan dönenin ilac? ancak budur. Tövbeleri kabul eden Allah’a yönelmektir, dedi.

#209

Salih zatlardan biri bir toplulu?un yan?na u?rad?. Bakt? ki bir doktor, oradakilere baz? hastal?klar? ve tedavi yollar?n? anlat?yor. Salih zat doktora sordu:

Bedenleri tedavi ediyorsun, peki ya hasta kalpleri de tedavi edebilir misin?

Doktor:

Evet! Ama bana kalbinin hastal???n? söylemelisin, dedi. Salih zat ?öyle dedi:

Günahlar kalbimi karartt?. Bu yüzden kalbim kat?la?t?. Bunun bir ilac? var m??

Doktor ?öyle dedi:

Böyle bir kalbin ilac? gece gündüz yüce Allah’a yalvar?p yakarmak, dua ve isti?far etmek, hiç vakit kaybetmeden Aziz ve Gaffar olan Allah’a itaat ve ibadet etmeye yönelmek, tövbe edip af dilemektir. ??te bunlar hasta kalplerin ilac?d?r. ?ifa, gayb? bilen Allah-ü Teâlâ’dand?r.

Salih zat bu sözler üzerine ?öyle dedi:

Sen ne iyi doktorsun! Kalbimin ilac?n? do?ru tespit ettin, deyince doktor:

Do?rusu bu, tövbe edenin, samimiyetle hatalar?ndan dönenin ilac? ancak budur. Tövbeleri kabul eden Allah’a yönelmektir, dedi.

#209

Salih zatlardan biri bir toplulu?un yan?na u?rad?. Bakt? ki bir doktor, oradakilere baz? hastal?klar? ve tedavi yollar?n? anlat?yor. Salih zat doktora sordu:

Bedenleri tedavi ediyorsun, peki ya hasta kalpleri de tedavi edebilir misin?

Doktor:

Evet! Ama bana kalbinin hastal???n? söylemelisin, dedi. Salih zat ?öyle dedi:

Günahlar kalbimi karartt?. Bu yüzden kalbim kat?la?t?. Bunun bir ilac? var m??

Doktor ?öyle dedi:

Böyle bir kalbin ilac? gece gündüz yüce Allah’a yalvar?p yakarmak, dua ve isti?far etmek, hiç vakit kaybetmeden Aziz ve Gaffar olan Allah’a itaat ve ibadet etmeye yönelmek, tövbe edip af dilemektir. ??te bunlar hasta kalplerin ilac?d?r. ?ifa, gayb? bilen Allah-ü Teâlâ’dand?r.

Salih zat bu sözler üzerine ?öyle dedi:

Sen ne iyi doktorsun! Kalbimin ilac?n? do?ru tespit ettin, deyince doktor:

Do?rusu bu, tövbe edenin, samimiyetle hatalar?ndan dönenin ilac? ancak budur. Tövbeleri kabul eden Allah’a yönelmektir, dedi.

#209

Salih zatlardan biri bir toplulu?un yan?na u?rad?. Bakt? ki bir doktor, oradakilere baz? hastal?klar? ve tedavi yollar?n? anlat?yor. Salih zat doktora sordu:

Bedenleri tedavi ediyorsun, peki ya hasta kalpleri de tedavi edebilir misin?

Doktor:

Evet! Ama bana kalbinin hastal???n? söylemelisin, dedi. Salih zat ?öyle dedi:

Günahlar kalbimi karartt?. Bu yüzden kalbim kat?la?t?. Bunun bir ilac? var m??

Doktor ?öyle dedi:

Böyle bir kalbin ilac? gece gündüz yüce Allah’a yalvar?p yakarmak, dua ve isti?far etmek, hiç vakit kaybetmeden Aziz ve Gaffar olan Allah’a itaat ve ibadet etmeye yönelmek, tövbe edip af dilemektir. ??te bunlar hasta kalplerin ilac?d?r. ?ifa, gayb? bilen Allah-ü Teâlâ’dand?r.

Salih zat bu sözler üzerine ?öyle dedi:

Sen ne iyi doktorsun! Kalbimin ilac?n? do?ru tespit ettin, deyince doktor:

Do?rusu bu, tövbe edenin, samimiyetle hatalar?ndan dönenin ilac? ancak budur. Tövbeleri kabul eden Allah’a yönelmektir, dedi.

#210

Hz. Mevlana k.s. Mesnevi’de ?öyle bir hikâye anlat?r:

Padi?ah?n biri Cuma günü camiye gidiyordu. Muhaf?zlar? caddeye ü?ü?en halka bir taraftan çekilin diye hayk?r?yor, di?er taraftan da tekmeyle, sopalarla padi?aha yol açmaya çal???yorlard?.

Bu esnada tesadüfen orada bulunan bir fakir de muhaf?zlardan sopa yemi?, kan revan içinde kalm??t?. Dayanamad?, padi?ah?n arkas?ndan ?öyle ba??rd?:

?u yapt???n zulme bak! Halk?n önünde böyle yaparsan, Allah senin gizli zulümlerinden cümleyi korusun! Güya camiye gidiyor, hây?r i?ledi?ini san?yorsun! Senin hâyr?n buysa, ?errin kim bilir nedir?

#210

Hz. Mevlana k.s. Mesnevi’de ?öyle bir hikâye anlat?r:

Padi?ah?n biri Cuma günü camiye gidiyordu. Muhaf?zlar? caddeye ü?ü?en halka bir taraftan çekilin diye hayk?r?yor, di?er taraftan da tekmeyle, sopalarla padi?aha yol açmaya çal???yorlard?.

Bu esnada tesadüfen orada bulunan bir fakir de muhaf?zlardan sopa yemi?, kan revan içinde kalm??t?. Dayanamad?, padi?ah?n arkas?ndan ?öyle ba??rd?:

?u yapt???n zulme bak! Halk?n önünde böyle yaparsan, Allah senin gizli zulümlerinden cümleyi korusun! Güya camiye gidiyor, hây?r i?ledi?ini san?yorsun! Senin hâyr?n buysa, ?errin kim bilir nedir?

#210

Hz. Mevlana k.s. Mesnevi’de ?öyle bir hikâye anlat?r:

Padi?ah?n biri Cuma günü camiye gidiyordu. Muhaf?zlar? caddeye ü?ü?en halka bir taraftan çekilin diye hayk?r?yor, di?er taraftan da tekmeyle, sopalarla padi?aha yol açmaya çal???yorlard?.

Bu esnada tesadüfen orada bulunan bir fakir de muhaf?zlardan sopa yemi?, kan revan içinde kalm??t?. Dayanamad?, padi?ah?n arkas?ndan ?öyle ba??rd?:

?u yapt???n zulme bak! Halk?n önünde böyle yaparsan, Allah senin gizli zulümlerinden cümleyi korusun! Güya camiye gidiyor, hây?r i?ledi?ini san?yorsun! Senin hâyr?n buysa, ?errin kim bilir nedir?

#210

Hz. Mevlana k.s. Mesnevi’de ?öyle bir hikâye anlat?r:

Padi?ah?n biri Cuma günü camiye gidiyordu. Muhaf?zlar? caddeye ü?ü?en halka bir taraftan çekilin diye hayk?r?yor, di?er taraftan da tekmeyle, sopalarla padi?aha yol açmaya çal???yorlard?.

Bu esnada tesadüfen orada bulunan bir fakir de muhaf?zlardan sopa yemi?, kan revan içinde kalm??t?. Dayanamad?, padi?ah?n arkas?ndan ?öyle ba??rd?:

?u yapt???n zulme bak! Halk?n önünde böyle yaparsan, Allah senin gizli zulümlerinden cümleyi korusun! Güya camiye gidiyor, hây?r i?ledi?ini san?yorsun! Senin hâyr?n buysa, ?errin kim bilir nedir?

#210

Hz. Mevlana k.s. Mesnevi’de ?öyle bir hikâye anlat?r:

Padi?ah?n biri Cuma günü camiye gidiyordu. Muhaf?zlar? caddeye ü?ü?en halka bir taraftan çekilin diye hayk?r?yor, di?er taraftan da tekmeyle, sopalarla padi?aha yol açmaya çal???yorlard?.

Bu esnada tesadüfen orada bulunan bir fakir de muhaf?zlardan sopa yemi?, kan revan içinde kalm??t?. Dayanamad?, padi?ah?n arkas?ndan ?öyle ba??rd?:

?u yapt???n zulme bak! Halk?n önünde böyle yaparsan, Allah senin gizli zulümlerinden cümleyi korusun! Güya camiye gidiyor, hây?r i?ledi?ini san?yorsun! Senin hâyr?n buysa, ?errin kim bilir nedir?

#210

Hz. Mevlana k.s. Mesnevi’de ?öyle bir hikâye anlat?r:

Padi?ah?n biri Cuma günü camiye gidiyordu. Muhaf?zlar? caddeye ü?ü?en halka bir taraftan çekilin diye hayk?r?yor, di?er taraftan da tekmeyle, sopalarla padi?aha yol açmaya çal???yorlard?.

Bu esnada tesadüfen orada bulunan bir fakir de muhaf?zlardan sopa yemi?, kan revan içinde kalm??t?. Dayanamad?, padi?ah?n arkas?ndan ?öyle ba??rd?:

?u yapt???n zulme bak! Halk?n önünde böyle yaparsan, Allah senin gizli zulümlerinden cümleyi korusun! Güya camiye gidiyor, hây?r i?ledi?ini san?yorsun! Senin hâyr?n buysa, ?errin kim bilir nedir?

#211

?afi-i Hâkim-i Zülcelâl, küre-i arz olan eczahane-i kübras?nda, her derde bir deva istif etmi?. Tedavi için ilaçlar? almak, istimal etmek me?rudur; fakat tesiri ve ?ifay? Cenab-? Hak’tan bilmek gerektir.

#211

?afi-i Hâkim-i Zülcelâl, küre-i arz olan eczahane-i kübras?nda, her derde bir deva istif etmi?. Tedavi için ilaçlar? almak, istimal etmek me?rudur; fakat tesiri ve ?ifay? Cenab-? Hak’tan bilmek gerektir.

#211

?afi-i Hâkim-i Zülcelâl, küre-i arz olan eczahane-i kübras?nda, her derde bir deva istif etmi?. Tedavi için ilaçlar? almak, istimal etmek me?rudur; fakat tesiri ve ?ifay? Cenab-? Hak’tan bilmek gerektir.

#211

?afi-i Hâkim-i Zülcelâl, küre-i arz olan eczahane-i kübras?nda, her derde bir deva istif etmi?. Tedavi için ilaçlar? almak, istimal etmek me?rudur; fakat tesiri ve ?ifay? Cenab-? Hak’tan bilmek gerektir.

#212

Allah-ü Teâlâ, her günah? affedebilir ama kul hakk?n? asla.

#212

Allah-ü Teâlâ, her günah? affedebilir ama kul hakk?n? asla.

#212

Allah-ü Teâlâ, her günah? affedebilir ama kul hakk?n? asla.

#213

Tedbir al, ama tedbirden ziyade Allah’a güven.

#213

Tedbir al, ama tedbirden ziyade Allah’a güven.

#214

Toplumlar? de?i?tirmek zor de?ildir. As?l zor olan insan?n kendini de?i?tirmesidir.

#214

Toplumlar? de?i?tirmek zor de?ildir. As?l zor olan insan?n kendini de?i?tirmesidir.

#214

Toplumlar? de?i?tirmek zor de?ildir. As?l zor olan insan?n kendini de?i?tirmesidir.

#215

Halife Me’mun ?öyle demi?tir:

Arkada? üç çe?ittir:

Birincisi g?da gibidir. Zaruridir, ona her zaman ihtiyaç duyulur.

Di?eri ilaç gibidir. Gerekti?i vakit ihtiyaç duyulur.

Üçüncüsü ise hastal?k gibidir. Kendisine asla ihtiyaç duyulmaz.

Bu üçüncü tip ki?ilerle kul imtihan halindedir. O öyle biridir ki ne ünsiyet kurulur ne de ondan faydalan?l?r. Birincisi ise Allah Teâlâ taraf?ndan kuluna ihsan edilen bir nimettir.

#215

Halife Me’mun ?öyle demi?tir:

Arkada? üç çe?ittir:

Birincisi g?da gibidir. Zaruridir, ona her zaman ihtiyaç duyulur.

Di?eri ilaç gibidir. Gerekti?i vakit ihtiyaç duyulur.

Üçüncüsü ise hastal?k gibidir. Kendisine asla ihtiyaç duyulmaz.

Bu üçüncü tip ki?ilerle kul imtihan halindedir. O öyle biridir ki ne ünsiyet kurulur ne de ondan faydalan?l?r. Birincisi ise Allah Teâlâ taraf?ndan kuluna ihsan edilen bir nimettir.

#215

Halife Me’mun ?öyle demi?tir:

Arkada? üç çe?ittir:

Birincisi g?da gibidir. Zaruridir, ona her zaman ihtiyaç duyulur.

Di?eri ilaç gibidir. Gerekti?i vakit ihtiyaç duyulur.

Üçüncüsü ise hastal?k gibidir. Kendisine asla ihtiyaç duyulmaz.

Bu üçüncü tip ki?ilerle kul imtihan halindedir. O öyle biridir ki ne ünsiyet kurulur ne de ondan faydalan?l?r. Birincisi ise Allah Teâlâ taraf?ndan kuluna ihsan edilen bir nimettir.

#215

Halife Me’mun ?öyle demi?tir:

Arkada? üç çe?ittir:

Birincisi g?da gibidir. Zaruridir, ona her zaman ihtiyaç duyulur.

Di?eri ilaç gibidir. Gerekti?i vakit ihtiyaç duyulur.

Üçüncüsü ise hastal?k gibidir. Kendisine asla ihtiyaç duyulmaz.

Bu üçüncü tip ki?ilerle kul imtihan halindedir. O öyle biridir ki ne ünsiyet kurulur ne de ondan faydalan?l?r. Birincisi ise Allah Teâlâ taraf?ndan kuluna ihsan edilen bir nimettir.

#215

Halife Me’mun ?öyle demi?tir:

Arkada? üç çe?ittir:

Birincisi g?da gibidir. Zaruridir, ona her zaman ihtiyaç duyulur.

Di?eri ilaç gibidir. Gerekti?i vakit ihtiyaç duyulur.

Üçüncüsü ise hastal?k gibidir. Kendisine asla ihtiyaç duyulmaz.

Bu üçüncü tip ki?ilerle kul imtihan halindedir. O öyle biridir ki ne ünsiyet kurulur ne de ondan faydalan?l?r. Birincisi ise Allah Teâlâ taraf?ndan kuluna ihsan edilen bir nimettir.

#215

Halife Me’mun ?öyle demi?tir:

Arkada? üç çe?ittir:

Birincisi g?da gibidir. Zaruridir, ona her zaman ihtiyaç duyulur.

Di?eri ilaç gibidir. Gerekti?i vakit ihtiyaç duyulur.

Üçüncüsü ise hastal?k gibidir. Kendisine asla ihtiyaç duyulmaz.

Bu üçüncü tip ki?ilerle kul imtihan halindedir. O öyle biridir ki ne ünsiyet kurulur ne de ondan faydalan?l?r. Birincisi ise Allah Teâlâ taraf?ndan kuluna ihsan edilen bir nimettir.

#215

Halife Me’mun ?öyle demi?tir:

Arkada? üç çe?ittir:

Birincisi g?da gibidir. Zaruridir, ona her zaman ihtiyaç duyulur.

Di?eri ilaç gibidir. Gerekti?i vakit ihtiyaç duyulur.

Üçüncüsü ise hastal?k gibidir. Kendisine asla ihtiyaç duyulmaz.

Bu üçüncü tip ki?ilerle kul imtihan halindedir. O öyle biridir ki ne ünsiyet kurulur ne de ondan faydalan?l?r. Birincisi ise Allah Teâlâ taraf?ndan kuluna ihsan edilen bir nimettir.

#216

Üzerinde kul hakk? olan kimseler ibadetlerinden feyz alamazlar.

#216

Üzerinde kul hakk? olan kimseler ibadetlerinden feyz alamazlar.

#217

Her arzu etti?ini yiyenlerin, ibadetlerinin tad?n? duymas? mümkün de?ildir.

Süleyman Dârâni

#217

Her arzu etti?ini yiyenlerin, ibadetlerinin tad?n? duymas? mümkün de?ildir.

Süleyman Dârâni

#217

Her arzu etti?ini yiyenlerin, ibadetlerinin tad?n? duymas? mümkün de?ildir.

Süleyman Dârâni

#218

Yalan söylemek, sözden dönmek, emanete ihanet etmek gibi hususlar?n hepsi birer zulümdür ve Allah bunlar?n tamam?ndan uzak durmam?z? emreder.

#218

Yalan söylemek, sözden dönmek, emanete ihanet etmek gibi hususlar?n hepsi birer zulümdür ve Allah bunlar?n tamam?ndan uzak durmam?z? emreder.

#218

Yalan söylemek, sözden dönmek, emanete ihanet etmek gibi hususlar?n hepsi birer zulümdür ve Allah bunlar?n tamam?ndan uzak durmam?z? emreder.

#218

Yalan söylemek, sözden dönmek, emanete ihanet etmek gibi hususlar?n hepsi birer zulümdür ve Allah bunlar?n tamam?ndan uzak durmam?z? emreder.

#218

Yalan söylemek, sözden dönmek, emanete ihanet etmek gibi hususlar?n hepsi birer zulümdür ve Allah bunlar?n tamam?ndan uzak durmam?z? emreder.

#219

Yahudiler ve H?ristiyanlar Allah’? hiç bilmezler, bilselerdi hiç o?lu var derler miydi?

#219

Yahudiler ve H?ristiyanlar Allah’? hiç bilmezler, bilselerdi hiç o?lu var derler miydi?

#219

Yahudiler ve H?ristiyanlar Allah’? hiç bilmezler, bilselerdi hiç o?lu var derler miydi?

#220

En korkulu anlar?nda bile ümidini k?rma, unutma ki iliklerin en lezzetlisi en sert kemikte bulunur.

Sadî

 

Ümidini kaybetmi? olan?n, ba?ka kaybedecek ?eyi yoktur.

Boise

 

Ümid gidince, ya?amak zevki de gider.

Emile Zola 

#220

En korkulu anlar?nda bile ümidini k?rma, unutma ki iliklerin en lezzetlisi en sert kemikte bulunur.

Sadî

 

Ümidini kaybetmi? olan?n, ba?ka kaybedecek ?eyi yoktur.

Boise

 

Ümid gidince, ya?amak zevki de gider.

Emile Zola 

#220

En korkulu anlar?nda bile ümidini k?rma, unutma ki iliklerin en lezzetlisi en sert kemikte bulunur.

Sadî

 

Ümidini kaybetmi? olan?n, ba?ka kaybedecek ?eyi yoktur.

Boise

 

Ümid gidince, ya?amak zevki de gider.

Emile Zola 

#220

En korkulu anlar?nda bile ümidini k?rma, unutma ki iliklerin en lezzetlisi en sert kemikte bulunur.

Sadî

 

Ümidini kaybetmi? olan?n, ba?ka kaybedecek ?eyi yoktur.

Boise

 

Ümid gidince, ya?amak zevki de gider.

Emile Zola 

#220

En korkulu anlar?nda bile ümidini k?rma, unutma ki iliklerin en lezzetlisi en sert kemikte bulunur.

Sadî

 

Ümidini kaybetmi? olan?n, ba?ka kaybedecek ?eyi yoktur.

Boise

 

Ümid gidince, ya?amak zevki de gider.

Emile Zola 

#220

En korkulu anlar?nda bile ümidini k?rma, unutma ki iliklerin en lezzetlisi en sert kemikte bulunur.

Sadî

 

Ümidini kaybetmi? olan?n, ba?ka kaybedecek ?eyi yoktur.

Boise

 

Ümid gidince, ya?amak zevki de gider.

Emile Zola 

#221

Dünyaya meyli, sevgisi olan kimse, maalesef en umutsuz hastal??a yakalanm?? demektir.

#221

Dünyaya meyli, sevgisi olan kimse, maalesef en umutsuz hastal??a yakalanm?? demektir.

#222

Bat? âlemi ya ?slam dinine ko?ulsuz teslim olacak ya da bunal?m ve intihar yoluyla kendini helak edecektir.

#222

Bat? âlemi ya ?slam dinine ko?ulsuz teslim olacak ya da bunal?m ve intihar yoluyla kendini helak edecektir.

#222

Bat? âlemi ya ?slam dinine ko?ulsuz teslim olacak ya da bunal?m ve intihar yoluyla kendini helak edecektir.

#222

Bat? âlemi ya ?slam dinine ko?ulsuz teslim olacak ya da bunal?m ve intihar yoluyla kendini helak edecektir.

#222

Bat? âlemi ya ?slam dinine ko?ulsuz teslim olacak ya da bunal?m ve intihar yoluyla kendini helak edecektir.

#222

Bat? âlemi ya ?slam dinine ko?ulsuz teslim olacak ya da bunal?m ve intihar yoluyla kendini helak edecektir.

#223

Verdi?i ö?ütü biraz tutan, bunu ba?kalar?na da dinletebilir.

Feridüddin Attar

#223

Verdi?i ö?ütü biraz tutan, bunu ba?kalar?na da dinletebilir.

Feridüddin Attar

#223

Verdi?i ö?ütü biraz tutan, bunu ba?kalar?na da dinletebilir.

Feridüddin Attar

#224

Ahiretine faydas? olmayan me?galelerle ömür sermayesini tüketenler, telafisi asla mümkün olmayan büyük bir zarar ziyan içindedirler.

#224

Ahiretine faydas? olmayan me?galelerle ömür sermayesini tüketenler, telafisi asla mümkün olmayan büyük bir zarar ziyan içindedirler.

#224

Ahiretine faydas? olmayan me?galelerle ömür sermayesini tüketenler, telafisi asla mümkün olmayan büyük bir zarar ziyan içindedirler.

#224

Ahiretine faydas? olmayan me?galelerle ömür sermayesini tüketenler, telafisi asla mümkün olmayan büyük bir zarar ziyan içindedirler.

#225

Ey nefis! Bil ki: Dünkü gün senin elinden ç?kt?. Yar?n ise; senin elinde senet yok ki, ona malik olas?n. Öyle ise; hakiki ömrünü, bulundu?un gün bil.

#225

Ey nefis! Bil ki: Dünkü gün senin elinden ç?kt?. Yar?n ise; senin elinde senet yok ki, ona malik olas?n. Öyle ise; hakiki ömrünü, bulundu?un gün bil.

#225

Ey nefis! Bil ki: Dünkü gün senin elinden ç?kt?. Yar?n ise; senin elinde senet yok ki, ona malik olas?n. Öyle ise; hakiki ömrünü, bulundu?un gün bil.

#225

Ey nefis! Bil ki: Dünkü gün senin elinden ç?kt?. Yar?n ise; senin elinde senet yok ki, ona malik olas?n. Öyle ise; hakiki ömrünü, bulundu?un gün bil.

#226

Dünya bir de?irmedir. Önüne katt???n? bir gün gelir ö?ütür.

#226

Dünya bir de?irmedir. Önüne katt???n? bir gün gelir ö?ütür.

#227

Hz. Ali’ye (r.a) bir arkada??, bir topluluk içinde, “Bir kusurun var söyleyeyim mi?" demi?.

Hz Ali (r.a) “Hay?r burada söyleme” cevab?n? vermi?. D??ar? ç?kt?klar?nda söyleyece?ini söyleyen arkada??na, Hz. Ali (r.a) “Allah raz? olsun, kendimi düzeltmeye çal??ay?m” demi?.

Bunun üzerine arkada??, “?çeride ayn? ?eyi söyleyecektim, neden istemedin” diye sorunca, Hz. Ali (r.a) ?u anlaml? kar??l??? vermi?:

“Ola ki topluluk içinde nefsime a??r gelir ve nefsimi müdafaa edebilirdim.”

#227

Hz. Ali’ye (r.a) bir arkada??, bir topluluk içinde, “Bir kusurun var söyleyeyim mi?" demi?.

Hz Ali (r.a) “Hay?r burada söyleme” cevab?n? vermi?. D??ar? ç?kt?klar?nda söyleyece?ini söyleyen arkada??na, Hz. Ali (r.a) “Allah raz? olsun, kendimi düzeltmeye çal??ay?m” demi?.

Bunun üzerine arkada??, “?çeride ayn? ?eyi söyleyecektim, neden istemedin” diye sorunca, Hz. Ali (r.a) ?u anlaml? kar??l??? vermi?:

“Ola ki topluluk içinde nefsime a??r gelir ve nefsimi müdafaa edebilirdim.”

#227

Hz. Ali’ye (r.a) bir arkada??, bir topluluk içinde, “Bir kusurun var söyleyeyim mi?" demi?.

Hz Ali (r.a) “Hay?r burada söyleme” cevab?n? vermi?. D??ar? ç?kt?klar?nda söyleyece?ini söyleyen arkada??na, Hz. Ali (r.a) “Allah raz? olsun, kendimi düzeltmeye çal??ay?m” demi?.

Bunun üzerine arkada??, “?çeride ayn? ?eyi söyleyecektim, neden istemedin” diye sorunca, Hz. Ali (r.a) ?u anlaml? kar??l??? vermi?:

“Ola ki topluluk içinde nefsime a??r gelir ve nefsimi müdafaa edebilirdim.”

#227

Hz. Ali’ye (r.a) bir arkada??, bir topluluk içinde, “Bir kusurun var söyleyeyim mi?" demi?.

Hz Ali (r.a) “Hay?r burada söyleme” cevab?n? vermi?. D??ar? ç?kt?klar?nda söyleyece?ini söyleyen arkada??na, Hz. Ali (r.a) “Allah raz? olsun, kendimi düzeltmeye çal??ay?m” demi?.

Bunun üzerine arkada??, “?çeride ayn? ?eyi söyleyecektim, neden istemedin” diye sorunca, Hz. Ali (r.a) ?u anlaml? kar??l??? vermi?:

“Ola ki topluluk içinde nefsime a??r gelir ve nefsimi müdafaa edebilirdim.”

#228

Dilimiz yalandan Allah’? zikreder.

Kalbimiz ise büyük bir a?kla dünyay? zikreder.

#228

Dilimiz yalandan Allah’? zikreder.

Kalbimiz ise büyük bir a?kla dünyay? zikreder.

#228

Dilimiz yalandan Allah’? zikreder.

Kalbimiz ise büyük bir a?kla dünyay? zikreder.

#229

Ey nefsim! Ne zamana kadar daha günahlardan zevk alacaks?n? Tövbe daha tatl?d?r, onu da bir tat.

#229

Ey nefsim! Ne zamana kadar daha günahlardan zevk alacaks?n? Tövbe daha tatl?d?r, onu da bir tat.

#230

Mutsuzluklar ve huzursuzluklar, yokluktan ziyade çokluktan gelir.

#230

Mutsuzluklar ve huzursuzluklar, yokluktan ziyade çokluktan gelir.

#230

Mutsuzluklar ve huzursuzluklar, yokluktan ziyade çokluktan gelir.

#230

Mutsuzluklar ve huzursuzluklar, yokluktan ziyade çokluktan gelir.

#231

?ki ki?iye üzülmek gerekir. Her gün vebal yüklenen kimse ile hiçbir  hây?r i?lemeyen kimse.

Beydebâ 

#231

?ki ki?iye üzülmek gerekir. Her gün vebal yüklenen kimse ile hiçbir  hây?r i?lemeyen kimse.

Beydebâ 

#231

?ki ki?iye üzülmek gerekir. Her gün vebal yüklenen kimse ile hiçbir  hây?r i?lemeyen kimse.

Beydebâ 

#232

Takva, kulun Rabbiyle aras?ndaki sevgiyi y?pratmaktan korkusudur. O yakacak diye korkmakt?r. Çünkü yanman?n en büyü?ü onun sevmemesidir.

#232

Takva, kulun Rabbiyle aras?ndaki sevgiyi y?pratmaktan korkusudur. O yakacak diye korkmakt?r. Çünkü yanman?n en büyü?ü onun sevmemesidir.

#232

Takva, kulun Rabbiyle aras?ndaki sevgiyi y?pratmaktan korkusudur. O yakacak diye korkmakt?r. Çünkü yanman?n en büyü?ü onun sevmemesidir.

#233

G?ybet odur ki, g?ybet edilen adam haz?r olsayd? ve i?itseydi, kerahet edip dar?lacakt?. E?er do?ru dese, zaten g?ybettir. E?er yalan dese, hem g?ybet hem iftirad?r; iki katl? çirkin bir günaht?r.

#233

G?ybet odur ki, g?ybet edilen adam haz?r olsayd? ve i?itseydi, kerahet edip dar?lacakt?. E?er do?ru dese, zaten g?ybettir. E?er yalan dese, hem g?ybet hem iftirad?r; iki katl? çirkin bir günaht?r.

#233

G?ybet odur ki, g?ybet edilen adam haz?r olsayd? ve i?itseydi, kerahet edip dar?lacakt?. E?er do?ru dese, zaten g?ybettir. E?er yalan dese, hem g?ybet hem iftirad?r; iki katl? çirkin bir günaht?r.

#234

Kalb için hiç bir ?ey, kendisiyle tefekkür meydanlar?na girdi?i uzlet kadar faydal? de?ildir.

Hikem-i Atâiye’den

#234

Kalb için hiç bir ?ey, kendisiyle tefekkür meydanlar?na girdi?i uzlet kadar faydal? de?ildir.

Hikem-i Atâiye’den

#234

Kalb için hiç bir ?ey, kendisiyle tefekkür meydanlar?na girdi?i uzlet kadar faydal? de?ildir.

Hikem-i Atâiye’den

#234

Kalb için hiç bir ?ey, kendisiyle tefekkür meydanlar?na girdi?i uzlet kadar faydal? de?ildir.

Hikem-i Atâiye’den

#235

“A?k?n, beyinde muhakeme yetene?ini çal??t?ran bölümü etkisiz hale getirdi?i, beyindeki kimyasallardan serotonin â??klarda ve saplant?l? ki?ilik bozuklu?u olanlarda ayn? seviyede oldu?u belirlendi. Â??k olan ki?iler, sevdiklerine kar?? muhakeme yetene?ini kaybediyor. ‘Â??kken tamamen kör oluyor’ ve â??k olunan ki?inin olumsuzluklar? beynin bu bölgelerinin çal??mamas? nedeniyle görülemiyor.

“Beynin ‘zihin teorisi’ olarak adland?r?lan ve ba?kalar?yla farkl?l?klar?n? ortaya koyan mekanizmas? da, â??k olunca devreden ç?k?yor. Bu nedenle ki?iler â??k olduklar?yla aralar?nda bir ayr?m yapm?yor ve onu kendisi gibi görüyor.

#235

“A?k?n, beyinde muhakeme yetene?ini çal??t?ran bölümü etkisiz hale getirdi?i, beyindeki kimyasallardan serotonin â??klarda ve saplant?l? ki?ilik bozuklu?u olanlarda ayn? seviyede oldu?u belirlendi. Â??k olan ki?iler, sevdiklerine kar?? muhakeme yetene?ini kaybediyor. ‘Â??kken tamamen kör oluyor’ ve â??k olunan ki?inin olumsuzluklar? beynin bu bölgelerinin çal??mamas? nedeniyle görülemiyor.

“Beynin ‘zihin teorisi’ olarak adland?r?lan ve ba?kalar?yla farkl?l?klar?n? ortaya koyan mekanizmas? da, â??k olunca devreden ç?k?yor. Bu nedenle ki?iler â??k olduklar?yla aralar?nda bir ayr?m yapm?yor ve onu kendisi gibi görüyor.

#235

“A?k?n, beyinde muhakeme yetene?ini çal??t?ran bölümü etkisiz hale getirdi?i, beyindeki kimyasallardan serotonin â??klarda ve saplant?l? ki?ilik bozuklu?u olanlarda ayn? seviyede oldu?u belirlendi. Â??k olan ki?iler, sevdiklerine kar?? muhakeme yetene?ini kaybediyor. ‘Â??kken tamamen kör oluyor’ ve â??k olunan ki?inin olumsuzluklar? beynin bu bölgelerinin çal??mamas? nedeniyle görülemiyor.

“Beynin ‘zihin teorisi’ olarak adland?r?lan ve ba?kalar?yla farkl?l?klar?n? ortaya koyan mekanizmas? da, â??k olunca devreden ç?k?yor. Bu nedenle ki?iler â??k olduklar?yla aralar?nda bir ayr?m yapm?yor ve onu kendisi gibi görüyor.

#235

“A?k?n, beyinde muhakeme yetene?ini çal??t?ran bölümü etkisiz hale getirdi?i, beyindeki kimyasallardan serotonin â??klarda ve saplant?l? ki?ilik bozuklu?u olanlarda ayn? seviyede oldu?u belirlendi. Â??k olan ki?iler, sevdiklerine kar?? muhakeme yetene?ini kaybediyor. ‘Â??kken tamamen kör oluyor’ ve â??k olunan ki?inin olumsuzluklar? beynin bu bölgelerinin çal??mamas? nedeniyle görülemiyor.

“Beynin ‘zihin teorisi’ olarak adland?r?lan ve ba?kalar?yla farkl?l?klar?n? ortaya koyan mekanizmas? da, â??k olunca devreden ç?k?yor. Bu nedenle ki?iler â??k olduklar?yla aralar?nda bir ayr?m yapm?yor ve onu kendisi gibi görüyor.

#235

“A?k?n, beyinde muhakeme yetene?ini çal??t?ran bölümü etkisiz hale getirdi?i, beyindeki kimyasallardan serotonin â??klarda ve saplant?l? ki?ilik bozuklu?u olanlarda ayn? seviyede oldu?u belirlendi. Â??k olan ki?iler, sevdiklerine kar?? muhakeme yetene?ini kaybediyor. ‘Â??kken tamamen kör oluyor’ ve â??k olunan ki?inin olumsuzluklar? beynin bu bölgelerinin çal??mamas? nedeniyle görülemiyor.

“Beynin ‘zihin teorisi’ olarak adland?r?lan ve ba?kalar?yla farkl?l?klar?n? ortaya koyan mekanizmas? da, â??k olunca devreden ç?k?yor. Bu nedenle ki?iler â??k olduklar?yla aralar?nda bir ayr?m yapm?yor ve onu kendisi gibi görüyor.

#236

?nsan vücudu ç?plak olarak fazlaca güne? ???nlar?na maruz kal?rsa, güne?ten gelen ultraviyole (morötesi) ???nlar; cilt hücrelerindeki DNA yap?lar?n? deforme ederek, cilt kanseri riskini art?r?r. Yap?lan ara?t?rmalara göre, bronzla?ma amac?yla sahillerin bol güne?li mevsimlerde dolu olmas?, son y?llarda cilt kanserini büyük oranda art?rm??t?r. Uluslar Aras? Kanser Ara?t?rma Enstitüsünün verilerine göre, en çok artan kanser türü ise; ço?unlukla genç kad?nlarda görülen ve ölüm oran? yüksek olan Melanoma türü cilt kanseridir. Dermatologlar, bu kanser türünden korunma çaresinin; “Bronzla?ma al??kanl?klar?ndan uzakla?mak” oldu?unu belirtmektedirler.

#236

?nsan vücudu ç?plak olarak fazlaca güne? ???nlar?na maruz kal?rsa, güne?ten gelen ultraviyole (morötesi) ???nlar; cilt hücrelerindeki DNA yap?lar?n? deforme ederek, cilt kanseri riskini art?r?r. Yap?lan ara?t?rmalara göre, bronzla?ma amac?yla sahillerin bol güne?li mevsimlerde dolu olmas?, son y?llarda cilt kanserini büyük oranda art?rm??t?r. Uluslar Aras? Kanser Ara?t?rma Enstitüsünün verilerine göre, en çok artan kanser türü ise; ço?unlukla genç kad?nlarda görülen ve ölüm oran? yüksek olan Melanoma türü cilt kanseridir. Dermatologlar, bu kanser türünden korunma çaresinin; “Bronzla?ma al??kanl?klar?ndan uzakla?mak” oldu?unu belirtmektedirler.

#236

?nsan vücudu ç?plak olarak fazlaca güne? ???nlar?na maruz kal?rsa, güne?ten gelen ultraviyole (morötesi) ???nlar; cilt hücrelerindeki DNA yap?lar?n? deforme ederek, cilt kanseri riskini art?r?r. Yap?lan ara?t?rmalara göre, bronzla?ma amac?yla sahillerin bol güne?li mevsimlerde dolu olmas?, son y?llarda cilt kanserini büyük oranda art?rm??t?r. Uluslar Aras? Kanser Ara?t?rma Enstitüsünün verilerine göre, en çok artan kanser türü ise; ço?unlukla genç kad?nlarda görülen ve ölüm oran? yüksek olan Melanoma türü cilt kanseridir. Dermatologlar, bu kanser türünden korunma çaresinin; “Bronzla?ma al??kanl?klar?ndan uzakla?mak” oldu?unu belirtmektedirler.

#236

?nsan vücudu ç?plak olarak fazlaca güne? ???nlar?na maruz kal?rsa, güne?ten gelen ultraviyole (morötesi) ???nlar; cilt hücrelerindeki DNA yap?lar?n? deforme ederek, cilt kanseri riskini art?r?r. Yap?lan ara?t?rmalara göre, bronzla?ma amac?yla sahillerin bol güne?li mevsimlerde dolu olmas?, son y?llarda cilt kanserini büyük oranda art?rm??t?r. Uluslar Aras? Kanser Ara?t?rma Enstitüsünün verilerine göre, en çok artan kanser türü ise; ço?unlukla genç kad?nlarda görülen ve ölüm oran? yüksek olan Melanoma türü cilt kanseridir. Dermatologlar, bu kanser türünden korunma çaresinin; “Bronzla?ma al??kanl?klar?ndan uzakla?mak” oldu?unu belirtmektedirler.

#237

Fakirden sadaka beklenmez, kör köre yol gösteremez.

O halde, fani insanlar?n teveccühüne aldanman?n bir manas? yok. Onlar da ölecekler, biz de. Kabristan?n bir kö?esinde alk??layanlar hesap verecek, bir ba?ka kö?esinde ise alk??lananlar.

#237

Fakirden sadaka beklenmez, kör köre yol gösteremez.

O halde, fani insanlar?n teveccühüne aldanman?n bir manas? yok. Onlar da ölecekler, biz de. Kabristan?n bir kö?esinde alk??layanlar hesap verecek, bir ba?ka kö?esinde ise alk??lananlar.

#237

Fakirden sadaka beklenmez, kör köre yol gösteremez.

O halde, fani insanlar?n teveccühüne aldanman?n bir manas? yok. Onlar da ölecekler, biz de. Kabristan?n bir kö?esinde alk??layanlar hesap verecek, bir ba?ka kö?esinde ise alk??lananlar.

#237

Fakirden sadaka beklenmez, kör köre yol gösteremez.

O halde, fani insanlar?n teveccühüne aldanman?n bir manas? yok. Onlar da ölecekler, biz de. Kabristan?n bir kö?esinde alk??layanlar hesap verecek, bir ba?ka kö?esinde ise alk??lananlar.

#238

K?ymetli ömrünü beyhude yollarda zayi edenler, cehenneme odun olmak gibi çok ac? bir ak?bete u?rarlar.

#238

K?ymetli ömrünü beyhude yollarda zayi edenler, cehenneme odun olmak gibi çok ac? bir ak?bete u?rarlar.

#238

K?ymetli ömrünü beyhude yollarda zayi edenler, cehenneme odun olmak gibi çok ac? bir ak?bete u?rarlar.

#238

K?ymetli ömrünü beyhude yollarda zayi edenler, cehenneme odun olmak gibi çok ac? bir ak?bete u?rarlar.

#238

K?ymetli ömrünü beyhude yollarda zayi edenler, cehenneme odun olmak gibi çok ac? bir ak?bete u?rarlar.

#239

Âlimlerin mürekkebi, ?ehitlerin kan? ile tart?l?r ve daha a??r basar.

#239

Âlimlerin mürekkebi, ?ehitlerin kan? ile tart?l?r ve daha a??r basar.

#240

Allah, sevdi?i kulunu ona ihtiyaç duyulan yere gönderir.

#240

Allah, sevdi?i kulunu ona ihtiyaç duyulan yere gönderir.

#241

?nsanl?ktan nasibin yoksa sahip oldu?un dünyevi de?erler, kocaman bir hiçtir.

#241

?nsanl?ktan nasibin yoksa sahip oldu?un dünyevi de?erler, kocaman bir hiçtir.

#242

Ak?l insanlar?n ba??d?r, a?k bu ba?lar? çözendir.

Ak?l der ki: Ta?k?nl?k etme!

A?k der ki: Teklifsiz davran!

#242

Ak?l insanlar?n ba??d?r, a?k bu ba?lar? çözendir.

Ak?l der ki: Ta?k?nl?k etme!

A?k der ki: Teklifsiz davran!

#242

Ak?l insanlar?n ba??d?r, a?k bu ba?lar? çözendir.

Ak?l der ki: Ta?k?nl?k etme!

A?k der ki: Teklifsiz davran!

#243

?n?a temelden ba?lar, y?k?m ise tepeden.

#243

?n?a temelden ba?lar, y?k?m ise tepeden.

#244

Allah her ?eye lay?k oldu?u ?eyi vermi?tir. Kedinin e?er kanad? olsayd?, dünyadan serçe neslini kald?r?rd?. Öküzdeki iki boynuz e?er e?ekte olsa idi, kimseyi yan?na sokmazd?.

#244

Allah her ?eye lay?k oldu?u ?eyi vermi?tir. Kedinin e?er kanad? olsayd?, dünyadan serçe neslini kald?r?rd?. Öküzdeki iki boynuz e?er e?ekte olsa idi, kimseyi yan?na sokmazd?.

#245

Nefsini be?enen ve nefsine itimad eden bedbaht?r. Nefsinin ay?b?n? gören ise bahtiyard?r.

Bediüzzaman Said-i Nursi

#245

Nefsini be?enen ve nefsine itimad eden bedbaht?r. Nefsinin ay?b?n? gören ise bahtiyard?r.

Bediüzzaman Said-i Nursi

#245

Nefsini be?enen ve nefsine itimad eden bedbaht?r. Nefsinin ay?b?n? gören ise bahtiyard?r.

Bediüzzaman Said-i Nursi

#245

Nefsini be?enen ve nefsine itimad eden bedbaht?r. Nefsinin ay?b?n? gören ise bahtiyard?r.

Bediüzzaman Said-i Nursi

#245

Nefsini be?enen ve nefsine itimad eden bedbaht?r. Nefsinin ay?b?n? gören ise bahtiyard?r.

Bediüzzaman Said-i Nursi

#245

Nefsini be?enen ve nefsine itimad eden bedbaht?r. Nefsinin ay?b?n? gören ise bahtiyard?r.

Bediüzzaman Said-i Nursi

#246

Nefsimden daha zor kimse ile mücadele etmedim. Mücadelem, bazen lehime ve bazen de aleyhime cereyan etti.

Süfyan-? Servi

#246

Nefsimden daha zor kimse ile mücadele etmedim. Mücadelem, bazen lehime ve bazen de aleyhime cereyan etti.

Süfyan-? Servi

#246

Nefsimden daha zor kimse ile mücadele etmedim. Mücadelem, bazen lehime ve bazen de aleyhime cereyan etti.

Süfyan-? Servi

#246

Nefsimden daha zor kimse ile mücadele etmedim. Mücadelem, bazen lehime ve bazen de aleyhime cereyan etti.

Süfyan-? Servi

#247

Siz hiç do?arken gülen bebek gördünüz mü?

Bu dünyaya hepimiz a?laya a?laya gelir, sonra da a?lata a?lata gideriz.

??te lanetli dünyan?n gerçe?i budur.

#247

Siz hiç do?arken gülen bebek gördünüz mü?

Bu dünyaya hepimiz a?laya a?laya gelir, sonra da a?lata a?lata gideriz.

??te lanetli dünyan?n gerçe?i budur.

#247

Siz hiç do?arken gülen bebek gördünüz mü?

Bu dünyaya hepimiz a?laya a?laya gelir, sonra da a?lata a?lata gideriz.

??te lanetli dünyan?n gerçe?i budur.

#247

Siz hiç do?arken gülen bebek gördünüz mü?

Bu dünyaya hepimiz a?laya a?laya gelir, sonra da a?lata a?lata gideriz.

??te lanetli dünyan?n gerçe?i budur.

#248

Ne mutlu o kimseye ki, insanlar aras?nda kar??maz, onlar?n ay?plar?n? diline dolamaz.

Zebur’dan 

#248

Ne mutlu o kimseye ki, insanlar aras?nda kar??maz, onlar?n ay?plar?n? diline dolamaz.

Zebur’dan 

#248

Ne mutlu o kimseye ki, insanlar aras?nda kar??maz, onlar?n ay?plar?n? diline dolamaz.

Zebur’dan 

#248

Ne mutlu o kimseye ki, insanlar aras?nda kar??maz, onlar?n ay?plar?n? diline dolamaz.

Zebur’dan 

#249

Dünya, üzerinden geçilip gidilmesi gereken suyu çok tuzlu bir denizdir. Bu çok tuzlu ve tats?z deniz suyundan susuzlu?unu giderecek yani hayat?n? idame ettirebilecek kadar içenler için ciddi bir sorun yoktur, ancak bu tuzlu ve tats?z sudan kana kana içenler, yani fani ve lanetli dünyay? elde etmeye, sahiplenmeye kalk??anlar ahiretlerine en büyük kötülü?ü yapm?? olurlar.

#249

Dünya, üzerinden geçilip gidilmesi gereken suyu çok tuzlu bir denizdir. Bu çok tuzlu ve tats?z deniz suyundan susuzlu?unu giderecek yani hayat?n? idame ettirebilecek kadar içenler için ciddi bir sorun yoktur, ancak bu tuzlu ve tats?z sudan kana kana içenler, yani fani ve lanetli dünyay? elde etmeye, sahiplenmeye kalk??anlar ahiretlerine en büyük kötülü?ü yapm?? olurlar.

#249

Dünya, üzerinden geçilip gidilmesi gereken suyu çok tuzlu bir denizdir. Bu çok tuzlu ve tats?z deniz suyundan susuzlu?unu giderecek yani hayat?n? idame ettirebilecek kadar içenler için ciddi bir sorun yoktur, ancak bu tuzlu ve tats?z sudan kana kana içenler, yani fani ve lanetli dünyay? elde etmeye, sahiplenmeye kalk??anlar ahiretlerine en büyük kötülü?ü yapm?? olurlar.

#249

Dünya, üzerinden geçilip gidilmesi gereken suyu çok tuzlu bir denizdir. Bu çok tuzlu ve tats?z deniz suyundan susuzlu?unu giderecek yani hayat?n? idame ettirebilecek kadar içenler için ciddi bir sorun yoktur, ancak bu tuzlu ve tats?z sudan kana kana içenler, yani fani ve lanetli dünyay? elde etmeye, sahiplenmeye kalk??anlar ahiretlerine en büyük kötülü?ü yapm?? olurlar.

#250

Mümin, yapt??? günahlar?n kar??l???n? dünyada görür, sevaplar?n kar??l???n? ise ahirette görecektir. Kâfir ise yapt??? iyiliklerin kar??l???n? dünyada görür, kötülüklerinin cezas?n? ise ahirette çekecektir. Onun inkâr? ile birlikte dünyada i?ledi?i iyilikler ahirette ona hiçbir fayda sa?lamayacakt?r.

 

#250

Mümin, yapt??? günahlar?n kar??l???n? dünyada görür, sevaplar?n kar??l???n? ise ahirette görecektir. Kâfir ise yapt??? iyiliklerin kar??l???n? dünyada görür, kötülüklerinin cezas?n? ise ahirette çekecektir. Onun inkâr? ile birlikte dünyada i?ledi?i iyilikler ahirette ona hiçbir fayda sa?lamayacakt?r.

 

#250

Mümin, yapt??? günahlar?n kar??l???n? dünyada görür, sevaplar?n kar??l???n? ise ahirette görecektir. Kâfir ise yapt??? iyiliklerin kar??l???n? dünyada görür, kötülüklerinin cezas?n? ise ahirette çekecektir. Onun inkâr? ile birlikte dünyada i?ledi?i iyilikler ahirette ona hiçbir fayda sa?lamayacakt?r.

 

#250

Mümin, yapt??? günahlar?n kar??l???n? dünyada görür, sevaplar?n kar??l???n? ise ahirette görecektir. Kâfir ise yapt??? iyiliklerin kar??l???n? dünyada görür, kötülüklerinin cezas?n? ise ahirette çekecektir. Onun inkâr? ile birlikte dünyada i?ledi?i iyilikler ahirette ona hiçbir fayda sa?lamayacakt?r.

 

#250

Mümin, yapt??? günahlar?n kar??l???n? dünyada görür, sevaplar?n kar??l???n? ise ahirette görecektir. Kâfir ise yapt??? iyiliklerin kar??l???n? dünyada görür, kötülüklerinin cezas?n? ise ahirette çekecektir. Onun inkâr? ile birlikte dünyada i?ledi?i iyilikler ahirette ona hiçbir fayda sa?lamayacakt?r.

 

#250

Mümin, yapt??? günahlar?n kar??l???n? dünyada görür, sevaplar?n kar??l???n? ise ahirette görecektir. Kâfir ise yapt??? iyiliklerin kar??l???n? dünyada görür, kötülüklerinin cezas?n? ise ahirette çekecektir. Onun inkâr? ile birlikte dünyada i?ledi?i iyilikler ahirette ona hiçbir fayda sa?lamayacakt?r.

 

#251

Mevla’m?z kalbimizdeki bütün çirkin arzular?m?zdan haberdar ama biz yinede hiç utanm?yoruz.

#251

Mevla’m?z kalbimizdeki bütün çirkin arzular?m?zdan haberdar ama biz yinede hiç utanm?yoruz.

#251

Mevla’m?z kalbimizdeki bütün çirkin arzular?m?zdan haberdar ama biz yinede hiç utanm?yoruz.

#252

Nimete hakk?yla ?ükretmek, berekete bereket katar. Hiçbir ?eyi kuldan de?il, Allah’tan istemek, bereket kap?s?n? sürekli aç?k tutmakt?r.

#252

Nimete hakk?yla ?ükretmek, berekete bereket katar. Hiçbir ?eyi kuldan de?il, Allah’tan istemek, bereket kap?s?n? sürekli aç?k tutmakt?r.

#252

Nimete hakk?yla ?ükretmek, berekete bereket katar. Hiçbir ?eyi kuldan de?il, Allah’tan istemek, bereket kap?s?n? sürekli aç?k tutmakt?r.

#252

Nimete hakk?yla ?ükretmek, berekete bereket katar. Hiçbir ?eyi kuldan de?il, Allah’tan istemek, bereket kap?s?n? sürekli aç?k tutmakt?r.

#253

Ç?plak olarak do?duk. Ç?plak olarak (kefenle birlikte) topra?a girece?iz.

Dünyay? sahiplenmeye kalk??an mal mülk dü?künü ak?ldan yoksun gafillere önemle duyurulur.

#253

Ç?plak olarak do?duk. Ç?plak olarak (kefenle birlikte) topra?a girece?iz.

Dünyay? sahiplenmeye kalk??an mal mülk dü?künü ak?ldan yoksun gafillere önemle duyurulur.

#253

Ç?plak olarak do?duk. Ç?plak olarak (kefenle birlikte) topra?a girece?iz.

Dünyay? sahiplenmeye kalk??an mal mülk dü?künü ak?ldan yoksun gafillere önemle duyurulur.

#253

Ç?plak olarak do?duk. Ç?plak olarak (kefenle birlikte) topra?a girece?iz.

Dünyay? sahiplenmeye kalk??an mal mülk dü?künü ak?ldan yoksun gafillere önemle duyurulur.

#254

E?er i?lerimizde muvaffak olam?yorsak, i?ledi?imiz günahlar yüzündendir. Çünkü Allah-ü Teâlâ günah i?leyen kulunu muvaffak etmez.

#254

E?er i?lerimizde muvaffak olam?yorsak, i?ledi?imiz günahlar yüzündendir. Çünkü Allah-ü Teâlâ günah i?leyen kulunu muvaffak etmez.

#254

E?er i?lerimizde muvaffak olam?yorsak, i?ledi?imiz günahlar yüzündendir. Çünkü Allah-ü Teâlâ günah i?leyen kulunu muvaffak etmez.

#255

Kendisini çok seveni, Hak da sevmez, halk da sevmez.

#255

Kendisini çok seveni, Hak da sevmez, halk da sevmez.

#255

Kendisini çok seveni, Hak da sevmez, halk da sevmez.

#256

Cimrinin dünya da sevmeyeni ahirette ise azab? çok olur.

En hay?rs?z insan, kendisine ve ba?kalar?na hayr? dokunmayan cimridir.

#256

Cimrinin dünya da sevmeyeni ahirette ise azab? çok olur.

En hay?rs?z insan, kendisine ve ba?kalar?na hayr? dokunmayan cimridir.

#256

Cimrinin dünya da sevmeyeni ahirette ise azab? çok olur.

En hay?rs?z insan, kendisine ve ba?kalar?na hayr? dokunmayan cimridir.

#256

Cimrinin dünya da sevmeyeni ahirette ise azab? çok olur.

En hay?rs?z insan, kendisine ve ba?kalar?na hayr? dokunmayan cimridir.

#257

Bu kahpe dünyay? çok seven kimsenin Rabbine isyan?, insanl??a ise hainli?i çok olur.

 

#257

Bu kahpe dünyay? çok seven kimsenin Rabbine isyan?, insanl??a ise hainli?i çok olur.

 

#257

Bu kahpe dünyay? çok seven kimsenin Rabbine isyan?, insanl??a ise hainli?i çok olur.

 

#258

Cehennem, kâfirlerin ebedi kalaca?? ve sürekli azap görece?i deh?etli bir hapishanedir.

#258

Cehennem, kâfirlerin ebedi kalaca?? ve sürekli azap görece?i deh?etli bir hapishanedir.

#258

Cehennem, kâfirlerin ebedi kalaca?? ve sürekli azap görece?i deh?etli bir hapishanedir.

#258

Cehennem, kâfirlerin ebedi kalaca?? ve sürekli azap görece?i deh?etli bir hapishanedir.

#259

Ba?kas?na iyilik eden kimse, asl?nda en büyük iyili?i kendisine etmi? olur.

#259

Ba?kas?na iyilik eden kimse, asl?nda en büyük iyili?i kendisine etmi? olur.

#259

Ba?kas?na iyilik eden kimse, asl?nda en büyük iyili?i kendisine etmi? olur.

#260

Kahpe dünyaya gönül verenin akl? k?t, zaaf? ise çok demektir.

#260

Kahpe dünyaya gönül verenin akl? k?t, zaaf? ise çok demektir.

#260

Kahpe dünyaya gönül verenin akl? k?t, zaaf? ise çok demektir.

#261

Lüks ya?am, israf?n en büyü?üdür. Dünyaya dü?künlü?ün ise en belirgin göstergesidir.

#261

Lüks ya?am, israf?n en büyü?üdür. Dünyaya dü?künlü?ün ise en belirgin göstergesidir.

#261

Lüks ya?am, israf?n en büyü?üdür. Dünyaya dü?künlü?ün ise en belirgin göstergesidir.

#261

Lüks ya?am, israf?n en büyü?üdür. Dünyaya dü?künlü?ün ise en belirgin göstergesidir.

#262

?nsanl?k için cehaletten daha büyük bela ve musibet yoktur. Çünkü cehalet kalbe inkâr ve isyan tohumlar? eker.

#262

?nsanl?k için cehaletten daha büyük bela ve musibet yoktur. Çünkü cehalet kalbe inkâr ve isyan tohumlar? eker.

#262

?nsanl?k için cehaletten daha büyük bela ve musibet yoktur. Çünkü cehalet kalbe inkâr ve isyan tohumlar? eker.

#774

Güvenme varl??a yoksa dü?ersin bir gün darl??a.

#774

Güvenme varl??a yoksa dü?ersin bir gün darl??a.

#271

Dünya mal? için üzülmek kalbe zulmet, ahiret için üzülmek ise kalbe nurdur.

Hz. Osman (r.a)

#271

Dünya mal? için üzülmek kalbe zulmet, ahiret için üzülmek ise kalbe nurdur.

Hz. Osman (r.a)

#271

Dünya mal? için üzülmek kalbe zulmet, ahiret için üzülmek ise kalbe nurdur.

Hz. Osman (r.a)

#271

Dünya mal? için üzülmek kalbe zulmet, ahiret için üzülmek ise kalbe nurdur.

Hz. Osman (r.a)

#271

Dünya mal? için üzülmek kalbe zulmet, ahiret için üzülmek ise kalbe nurdur.

Hz. Osman (r.a)

#273

Ey gafil! Nas?l olurda sonsuz olan?, say?l? günler u?runa satars?n?

#273

Ey gafil! Nas?l olurda sonsuz olan?, say?l? günler u?runa satars?n?

#273

Ey gafil! Nas?l olurda sonsuz olan?, say?l? günler u?runa satars?n?

#274

Abdülkadir Geylani Hazretlerinin o?luna hitab?:

“Ey o?ul, bir eline dünyay?, öbür eline ahireti al. ?kisini yan yana getir. Bir yere yerle?tir. Aralar?ndan ç?k, Mevla’na yönel!

#274

Abdülkadir Geylani Hazretlerinin o?luna hitab?:

“Ey o?ul, bir eline dünyay?, öbür eline ahireti al. ?kisini yan yana getir. Bir yere yerle?tir. Aralar?ndan ç?k, Mevla’na yönel!

#274

Abdülkadir Geylani Hazretlerinin o?luna hitab?:

“Ey o?ul, bir eline dünyay?, öbür eline ahireti al. ?kisini yan yana getir. Bir yere yerle?tir. Aralar?ndan ç?k, Mevla’na yönel!

#274

Abdülkadir Geylani Hazretlerinin o?luna hitab?:

“Ey o?ul, bir eline dünyay?, öbür eline ahireti al. ?kisini yan yana getir. Bir yere yerle?tir. Aralar?ndan ç?k, Mevla’na yönel!

#275

Müslümanlar? terörist olmakla suçlayan bat?l? H?ristiyan âlemi 1. ve 2. Dünya sava?lar?n?n vuku bulmas?na ve bu sebeple on milyonlarca insan?n ölmesine ve büyük bir maddi ve manevi y?k?m?n ya?anmas?na sebep olan vah?i barbarlar?n, H?ristiyanl?k inanc?na mensup ki?iler olduklar?n? asla unutmamal?d?rlar.

#275

Müslümanlar? terörist olmakla suçlayan bat?l? H?ristiyan âlemi 1. ve 2. Dünya sava?lar?n?n vuku bulmas?na ve bu sebeple on milyonlarca insan?n ölmesine ve büyük bir maddi ve manevi y?k?m?n ya?anmas?na sebep olan vah?i barbarlar?n, H?ristiyanl?k inanc?na mensup ki?iler olduklar?n? asla unutmamal?d?rlar.

#275

Müslümanlar? terörist olmakla suçlayan bat?l? H?ristiyan âlemi 1. ve 2. Dünya sava?lar?n?n vuku bulmas?na ve bu sebeple on milyonlarca insan?n ölmesine ve büyük bir maddi ve manevi y?k?m?n ya?anmas?na sebep olan vah?i barbarlar?n, H?ristiyanl?k inanc?na mensup ki?iler olduklar?n? asla unutmamal?d?rlar.

#275

Müslümanlar? terörist olmakla suçlayan bat?l? H?ristiyan âlemi 1. ve 2. Dünya sava?lar?n?n vuku bulmas?na ve bu sebeple on milyonlarca insan?n ölmesine ve büyük bir maddi ve manevi y?k?m?n ya?anmas?na sebep olan vah?i barbarlar?n, H?ristiyanl?k inanc?na mensup ki?iler olduklar?n? asla unutmamal?d?rlar.

#275

Müslümanlar? terörist olmakla suçlayan bat?l? H?ristiyan âlemi 1. ve 2. Dünya sava?lar?n?n vuku bulmas?na ve bu sebeple on milyonlarca insan?n ölmesine ve büyük bir maddi ve manevi y?k?m?n ya?anmas?na sebep olan vah?i barbarlar?n, H?ristiyanl?k inanc?na mensup ki?iler olduklar?n? asla unutmamal?d?rlar.

#275

Müslümanlar? terörist olmakla suçlayan bat?l? H?ristiyan âlemi 1. ve 2. Dünya sava?lar?n?n vuku bulmas?na ve bu sebeple on milyonlarca insan?n ölmesine ve büyük bir maddi ve manevi y?k?m?n ya?anmas?na sebep olan vah?i barbarlar?n, H?ristiyanl?k inanc?na mensup ki?iler olduklar?n? asla unutmamal?d?rlar.

#275

Müslümanlar? terörist olmakla suçlayan bat?l? H?ristiyan âlemi 1. ve 2. Dünya sava?lar?n?n vuku bulmas?na ve bu sebeple on milyonlarca insan?n ölmesine ve büyük bir maddi ve manevi y?k?m?n ya?anmas?na sebep olan vah?i barbarlar?n, H?ristiyanl?k inanc?na mensup ki?iler olduklar?n? asla unutmamal?d?rlar.

#276

Sonsuz olan cennet, dünyada yap?lan birkaç günlük amelin de?il, halis niyetlerin kar??l???d?r.”

#276

Sonsuz olan cennet, dünyada yap?lan birkaç günlük amelin de?il, halis niyetlerin kar??l???d?r.”

#276

Sonsuz olan cennet, dünyada yap?lan birkaç günlük amelin de?il, halis niyetlerin kar??l???d?r.”

#277

?slam dininde zekât?n ölçüsü nedir?

Cimri Müslümanlar için 40 ta 1 dir.

Cömert Müslümanlar için ise belirli bir ölçü yoktur.

#277

?slam dininde zekât?n ölçüsü nedir?

Cimri Müslümanlar için 40 ta 1 dir.

Cömert Müslümanlar için ise belirli bir ölçü yoktur.

#277

?slam dininde zekât?n ölçüsü nedir?

Cimri Müslümanlar için 40 ta 1 dir.

Cömert Müslümanlar için ise belirli bir ölçü yoktur.

#278

Ya?mur damlalar? topra??, pi?manl?k ve tövbe gözya?lar? ise gönlü ferahland?r?r, yumu?at?r, canland?r?r.

#278

Ya?mur damlalar? topra??, pi?manl?k ve tövbe gözya?lar? ise gönlü ferahland?r?r, yumu?at?r, canland?r?r.

#278

Ya?mur damlalar? topra??, pi?manl?k ve tövbe gözya?lar? ise gönlü ferahland?r?r, yumu?at?r, canland?r?r.

#278

Ya?mur damlalar? topra??, pi?manl?k ve tövbe gözya?lar? ise gönlü ferahland?r?r, yumu?at?r, canland?r?r.

#278

Ya?mur damlalar? topra??, pi?manl?k ve tövbe gözya?lar? ise gönlü ferahland?r?r, yumu?at?r, canland?r?r.

#279

Açl?ktan ölse bile sak?n beynamaza borç verme.

Neden?

Çünkü Allah’a kulluk borcunu ödemeyen kimse sana hiç borcunu öder mi?

#279

Açl?ktan ölse bile sak?n beynamaza borç verme.

Neden?

Çünkü Allah’a kulluk borcunu ödemeyen kimse sana hiç borcunu öder mi?

#279

Açl?ktan ölse bile sak?n beynamaza borç verme.

Neden?

Çünkü Allah’a kulluk borcunu ödemeyen kimse sana hiç borcunu öder mi?

#280

?slamda zorlama yoktur, insan hürdür elbette! ister dünyada pi?er, isterse ahirette...

Necip Faz?l KISAKÜREK

#280

?slamda zorlama yoktur, insan hürdür elbette! ister dünyada pi?er, isterse ahirette...

Necip Faz?l KISAKÜREK

#280

?slamda zorlama yoktur, insan hürdür elbette! ister dünyada pi?er, isterse ahirette...

Necip Faz?l KISAKÜREK

#281

Böyle bir zamanda en lüzumlu, en ehemmiyetli, en birinci vazife iman? kurtarmakt?r.

#281

Böyle bir zamanda en lüzumlu, en ehemmiyetli, en birinci vazife iman? kurtarmakt?r.

#281

Böyle bir zamanda en lüzumlu, en ehemmiyetli, en birinci vazife iman? kurtarmakt?r.

#282

En küçükle en büyük, azla çok aras?nda fark yoktur. Bir atomla bir y?ld?z?n idaresi, bu kudrete göre ayn?d?r. Allah’?n, bir atomu kald?rmada harcad??? kudret ne ise, bir y?ld?z?, ya da bütün kâinat? idarede ve kald?rmada harcad??? kudret birdir. Çünkü kudretinde acizlik yoktur. Dolay?s?yla Allah için, bir çiçe?i yaratmakla bir bahar? yaratmak aras?nda hiç fark yoktur.

#282

En küçükle en büyük, azla çok aras?nda fark yoktur. Bir atomla bir y?ld?z?n idaresi, bu kudrete göre ayn?d?r. Allah’?n, bir atomu kald?rmada harcad??? kudret ne ise, bir y?ld?z?, ya da bütün kâinat? idarede ve kald?rmada harcad??? kudret birdir. Çünkü kudretinde acizlik yoktur. Dolay?s?yla Allah için, bir çiçe?i yaratmakla bir bahar? yaratmak aras?nda hiç fark yoktur.

#282

En küçükle en büyük, azla çok aras?nda fark yoktur. Bir atomla bir y?ld?z?n idaresi, bu kudrete göre ayn?d?r. Allah’?n, bir atomu kald?rmada harcad??? kudret ne ise, bir y?ld?z?, ya da bütün kâinat? idarede ve kald?rmada harcad??? kudret birdir. Çünkü kudretinde acizlik yoktur. Dolay?s?yla Allah için, bir çiçe?i yaratmakla bir bahar? yaratmak aras?nda hiç fark yoktur.

#282

En küçükle en büyük, azla çok aras?nda fark yoktur. Bir atomla bir y?ld?z?n idaresi, bu kudrete göre ayn?d?r. Allah’?n, bir atomu kald?rmada harcad??? kudret ne ise, bir y?ld?z?, ya da bütün kâinat? idarede ve kald?rmada harcad??? kudret birdir. Çünkü kudretinde acizlik yoktur. Dolay?s?yla Allah için, bir çiçe?i yaratmakla bir bahar? yaratmak aras?nda hiç fark yoktur.

#282

En küçükle en büyük, azla çok aras?nda fark yoktur. Bir atomla bir y?ld?z?n idaresi, bu kudrete göre ayn?d?r. Allah’?n, bir atomu kald?rmada harcad??? kudret ne ise, bir y?ld?z?, ya da bütün kâinat? idarede ve kald?rmada harcad??? kudret birdir. Çünkü kudretinde acizlik yoktur. Dolay?s?yla Allah için, bir çiçe?i yaratmakla bir bahar? yaratmak aras?nda hiç fark yoktur.

#282

En küçükle en büyük, azla çok aras?nda fark yoktur. Bir atomla bir y?ld?z?n idaresi, bu kudrete göre ayn?d?r. Allah’?n, bir atomu kald?rmada harcad??? kudret ne ise, bir y?ld?z?, ya da bütün kâinat? idarede ve kald?rmada harcad??? kudret birdir. Çünkü kudretinde acizlik yoktur. Dolay?s?yla Allah için, bir çiçe?i yaratmakla bir bahar? yaratmak aras?nda hiç fark yoktur.

#283

Yer halk? gökte y?ld?zlar? parlak olarak gördükleri gibi, gök halk? da yeryüzünde Allah’?n ad?n?n zikredildi?i evleri böyle parlak olarak görürler.

#283

Yer halk? gökte y?ld?zlar? parlak olarak gördükleri gibi, gök halk? da yeryüzünde Allah’?n ad?n?n zikredildi?i evleri böyle parlak olarak görürler.

#283

Yer halk? gökte y?ld?zlar? parlak olarak gördükleri gibi, gök halk? da yeryüzünde Allah’?n ad?n?n zikredildi?i evleri böyle parlak olarak görürler.

#285

Hz. Ömer (r.a) vefat etti?i zaman ?bn. Mes’ud (r.a) “?lmin onda dokuzu öldü.”buyurdu.

Bu sözü üzerine ?bn Mes’ud’a denildi ki:

Sahabe-i kiram?n büyükleri hayatta iken, niçin böyle söylüyorsun?

?öyle cevap verdi:

Ben hüküm ve fetva ilimlerini de?il, Allah-ü Teâlâ’y? bilmeyi, Marifetullah’?, kastettim.

#285

Hz. Ömer (r.a) vefat etti?i zaman ?bn. Mes’ud (r.a) “?lmin onda dokuzu öldü.”buyurdu.

Bu sözü üzerine ?bn Mes’ud’a denildi ki:

Sahabe-i kiram?n büyükleri hayatta iken, niçin böyle söylüyorsun?

?öyle cevap verdi:

Ben hüküm ve fetva ilimlerini de?il, Allah-ü Teâlâ’y? bilmeyi, Marifetullah’?, kastettim.

#285

Hz. Ömer (r.a) vefat etti?i zaman ?bn. Mes’ud (r.a) “?lmin onda dokuzu öldü.”buyurdu.

Bu sözü üzerine ?bn Mes’ud’a denildi ki:

Sahabe-i kiram?n büyükleri hayatta iken, niçin böyle söylüyorsun?

?öyle cevap verdi:

Ben hüküm ve fetva ilimlerini de?il, Allah-ü Teâlâ’y? bilmeyi, Marifetullah’?, kastettim.

#285

Hz. Ömer (r.a) vefat etti?i zaman ?bn. Mes’ud (r.a) “?lmin onda dokuzu öldü.”buyurdu.

Bu sözü üzerine ?bn Mes’ud’a denildi ki:

Sahabe-i kiram?n büyükleri hayatta iken, niçin böyle söylüyorsun?

?öyle cevap verdi:

Ben hüküm ve fetva ilimlerini de?il, Allah-ü Teâlâ’y? bilmeyi, Marifetullah’?, kastettim.

#285

Hz. Ömer (r.a) vefat etti?i zaman ?bn. Mes’ud (r.a) “?lmin onda dokuzu öldü.”buyurdu.

Bu sözü üzerine ?bn Mes’ud’a denildi ki:

Sahabe-i kiram?n büyükleri hayatta iken, niçin böyle söylüyorsun?

?öyle cevap verdi:

Ben hüküm ve fetva ilimlerini de?il, Allah-ü Teâlâ’y? bilmeyi, Marifetullah’?, kastettim.

#286

Adam?n biri Hasan-? Basri (r.a)’ a sordu:

Ben gece ibadete kalkmak için her çareye ba?vurur, hatta abdest suyumu da haz?rlar?m. Fakat yine uyanamam, bunun hikmeti nedir?

Hasan Basri (r.a) cevap verdi:

Günahlar?n seni ba?l?yor!

#286

Adam?n biri Hasan-? Basri (r.a)’ a sordu:

Ben gece ibadete kalkmak için her çareye ba?vurur, hatta abdest suyumu da haz?rlar?m. Fakat yine uyanamam, bunun hikmeti nedir?

Hasan Basri (r.a) cevap verdi:

Günahlar?n seni ba?l?yor!

#286

Adam?n biri Hasan-? Basri (r.a)’ a sordu:

Ben gece ibadete kalkmak için her çareye ba?vurur, hatta abdest suyumu da haz?rlar?m. Fakat yine uyanamam, bunun hikmeti nedir?

Hasan Basri (r.a) cevap verdi:

Günahlar?n seni ba?l?yor!

#286

Adam?n biri Hasan-? Basri (r.a)’ a sordu:

Ben gece ibadete kalkmak için her çareye ba?vurur, hatta abdest suyumu da haz?rlar?m. Fakat yine uyanamam, bunun hikmeti nedir?

Hasan Basri (r.a) cevap verdi:

Günahlar?n seni ba?l?yor!

#287

Ahiret arzusu ve sevgisi bir kalpte bulununca, dünya gelip onu s?k??t?rmaya ve yerini almaya çal???r. Fakat bir kalpte dünya sevgisi yer etmi? ise, ahiret arzusu gelip yerini almak için onunla mücadele etmez. Zira ahiret izzet ve ?eref sahibi, dünya ise de?ersiz ve alçakt?r.

#287

Ahiret arzusu ve sevgisi bir kalpte bulununca, dünya gelip onu s?k??t?rmaya ve yerini almaya çal???r. Fakat bir kalpte dünya sevgisi yer etmi? ise, ahiret arzusu gelip yerini almak için onunla mücadele etmez. Zira ahiret izzet ve ?eref sahibi, dünya ise de?ersiz ve alçakt?r.

#287

Ahiret arzusu ve sevgisi bir kalpte bulununca, dünya gelip onu s?k??t?rmaya ve yerini almaya çal???r. Fakat bir kalpte dünya sevgisi yer etmi? ise, ahiret arzusu gelip yerini almak için onunla mücadele etmez. Zira ahiret izzet ve ?eref sahibi, dünya ise de?ersiz ve alçakt?r.

#287

Ahiret arzusu ve sevgisi bir kalpte bulununca, dünya gelip onu s?k??t?rmaya ve yerini almaya çal???r. Fakat bir kalpte dünya sevgisi yer etmi? ise, ahiret arzusu gelip yerini almak için onunla mücadele etmez. Zira ahiret izzet ve ?eref sahibi, dünya ise de?ersiz ve alçakt?r.

#288

Sahabelerden Zeyd B. Erkam r.a. ?öyle anlat?yor: “Hazret-i Ebu Bekir r.a. ile beraberdik. Bir ara su istedi. Kendisine ball? su getirdiler. Suyu a?z?na yakla?t?r?nca a?lamaya ba?lad? ve yan?ndaki herkesi a?latt?. Herkes a?lamay? kesti, o da kesti. Sonra suyu tekrar a?z?na yakla?t?rd? ve yine a?lamaya ba?lad?. O kadar ki, yan?ndakiler neden a?lad???n? ö?renemeyeceklerini zannettiler. Derken, sonunda gözlerindeki ya?? sildi. Yan?ndakiler dediler ki:

Ey Allah Resulü’nün halifesi, seni a?latan nedir? Hz. Ebu Bekir r.a ?öyle dedi:

Resulullah s.a.v ile birlikte idim. Yaln?zd? ve yan?ndan bir ?eyler kovup uzakla?t?rmaya çal???yordu. Kendisine; “Ey Allah’?n Resulü! Kovup uzakla?t?rmaya çal??t???n ?ey nedir?” diye sordum. Buyurdular ki:

“?u dünya temsili olarak gözümün önüne dikildi. Ben de ona, yan?mdan uzakla?, defol, dedim. O da bana döndü: Sen beni ba??ndan savd?n, ama senden sonra gelenler benden yakalar?n? kurtaramayacaklar, dedi.”  

#288

Sahabelerden Zeyd B. Erkam r.a. ?öyle anlat?yor: “Hazret-i Ebu Bekir r.a. ile beraberdik. Bir ara su istedi. Kendisine ball? su getirdiler. Suyu a?z?na yakla?t?r?nca a?lamaya ba?lad? ve yan?ndaki herkesi a?latt?. Herkes a?lamay? kesti, o da kesti. Sonra suyu tekrar a?z?na yakla?t?rd? ve yine a?lamaya ba?lad?. O kadar ki, yan?ndakiler neden a?lad???n? ö?renemeyeceklerini zannettiler. Derken, sonunda gözlerindeki ya?? sildi. Yan?ndakiler dediler ki:

Ey Allah Resulü’nün halifesi, seni a?latan nedir? Hz. Ebu Bekir r.a ?öyle dedi:

Resulullah s.a.v ile birlikte idim. Yaln?zd? ve yan?ndan bir ?eyler kovup uzakla?t?rmaya çal???yordu. Kendisine; “Ey Allah’?n Resulü! Kovup uzakla?t?rmaya çal??t???n ?ey nedir?” diye sordum. Buyurdular ki:

“?u dünya temsili olarak gözümün önüne dikildi. Ben de ona, yan?mdan uzakla?, defol, dedim. O da bana döndü: Sen beni ba??ndan savd?n, ama senden sonra gelenler benden yakalar?n? kurtaramayacaklar, dedi.”  

#288

Sahabelerden Zeyd B. Erkam r.a. ?öyle anlat?yor: “Hazret-i Ebu Bekir r.a. ile beraberdik. Bir ara su istedi. Kendisine ball? su getirdiler. Suyu a?z?na yakla?t?r?nca a?lamaya ba?lad? ve yan?ndaki herkesi a?latt?. Herkes a?lamay? kesti, o da kesti. Sonra suyu tekrar a?z?na yakla?t?rd? ve yine a?lamaya ba?lad?. O kadar ki, yan?ndakiler neden a?lad???n? ö?renemeyeceklerini zannettiler. Derken, sonunda gözlerindeki ya?? sildi. Yan?ndakiler dediler ki:

Ey Allah Resulü’nün halifesi, seni a?latan nedir? Hz. Ebu Bekir r.a ?öyle dedi:

Resulullah s.a.v ile birlikte idim. Yaln?zd? ve yan?ndan bir ?eyler kovup uzakla?t?rmaya çal???yordu. Kendisine; “Ey Allah’?n Resulü! Kovup uzakla?t?rmaya çal??t???n ?ey nedir?” diye sordum. Buyurdular ki:

“?u dünya temsili olarak gözümün önüne dikildi. Ben de ona, yan?mdan uzakla?, defol, dedim. O da bana döndü: Sen beni ba??ndan savd?n, ama senden sonra gelenler benden yakalar?n? kurtaramayacaklar, dedi.”  

#288

Sahabelerden Zeyd B. Erkam r.a. ?öyle anlat?yor: “Hazret-i Ebu Bekir r.a. ile beraberdik. Bir ara su istedi. Kendisine ball? su getirdiler. Suyu a?z?na yakla?t?r?nca a?lamaya ba?lad? ve yan?ndaki herkesi a?latt?. Herkes a?lamay? kesti, o da kesti. Sonra suyu tekrar a?z?na yakla?t?rd? ve yine a?lamaya ba?lad?. O kadar ki, yan?ndakiler neden a?lad???n? ö?renemeyeceklerini zannettiler. Derken, sonunda gözlerindeki ya?? sildi. Yan?ndakiler dediler ki:

Ey Allah Resulü’nün halifesi, seni a?latan nedir? Hz. Ebu Bekir r.a ?öyle dedi:

Resulullah s.a.v ile birlikte idim. Yaln?zd? ve yan?ndan bir ?eyler kovup uzakla?t?rmaya çal???yordu. Kendisine; “Ey Allah’?n Resulü! Kovup uzakla?t?rmaya çal??t???n ?ey nedir?” diye sordum. Buyurdular ki:

“?u dünya temsili olarak gözümün önüne dikildi. Ben de ona, yan?mdan uzakla?, defol, dedim. O da bana döndü: Sen beni ba??ndan savd?n, ama senden sonra gelenler benden yakalar?n? kurtaramayacaklar, dedi.”  

#288

Sahabelerden Zeyd B. Erkam r.a. ?öyle anlat?yor: “Hazret-i Ebu Bekir r.a. ile beraberdik. Bir ara su istedi. Kendisine ball? su getirdiler. Suyu a?z?na yakla?t?r?nca a?lamaya ba?lad? ve yan?ndaki herkesi a?latt?. Herkes a?lamay? kesti, o da kesti. Sonra suyu tekrar a?z?na yakla?t?rd? ve yine a?lamaya ba?lad?. O kadar ki, yan?ndakiler neden a?lad???n? ö?renemeyeceklerini zannettiler. Derken, sonunda gözlerindeki ya?? sildi. Yan?ndakiler dediler ki:

Ey Allah Resulü’nün halifesi, seni a?latan nedir? Hz. Ebu Bekir r.a ?öyle dedi:

Resulullah s.a.v ile birlikte idim. Yaln?zd? ve yan?ndan bir ?eyler kovup uzakla?t?rmaya çal???yordu. Kendisine; “Ey Allah’?n Resulü! Kovup uzakla?t?rmaya çal??t???n ?ey nedir?” diye sordum. Buyurdular ki:

“?u dünya temsili olarak gözümün önüne dikildi. Ben de ona, yan?mdan uzakla?, defol, dedim. O da bana döndü: Sen beni ba??ndan savd?n, ama senden sonra gelenler benden yakalar?n? kurtaramayacaklar, dedi.”  

#289

?çki, kumar, ?rk ayr?m?, fuhu?, cinayet, zulüm gibi, insanl??a yara?mayan ne varsa, toplumda ne kadar kökle?mi? olursa olsun, yirmi üç senelik bir ömür içinde, üstelik dü?man bir çevre içinde bunlar? kald?rabilmek, dünya tarihinde sadece Kuran’?n ve onu getiren Peygamberin ba?ard??? bir i?tir ve ba?kas? taraf?ndan tekrarlanmas? mümkün olmayan bir mucizedir.

#289

?çki, kumar, ?rk ayr?m?, fuhu?, cinayet, zulüm gibi, insanl??a yara?mayan ne varsa, toplumda ne kadar kökle?mi? olursa olsun, yirmi üç senelik bir ömür içinde, üstelik dü?man bir çevre içinde bunlar? kald?rabilmek, dünya tarihinde sadece Kuran’?n ve onu getiren Peygamberin ba?ard??? bir i?tir ve ba?kas? taraf?ndan tekrarlanmas? mümkün olmayan bir mucizedir.

#289

?çki, kumar, ?rk ayr?m?, fuhu?, cinayet, zulüm gibi, insanl??a yara?mayan ne varsa, toplumda ne kadar kökle?mi? olursa olsun, yirmi üç senelik bir ömür içinde, üstelik dü?man bir çevre içinde bunlar? kald?rabilmek, dünya tarihinde sadece Kuran’?n ve onu getiren Peygamberin ba?ard??? bir i?tir ve ba?kas? taraf?ndan tekrarlanmas? mümkün olmayan bir mucizedir.

#289

?çki, kumar, ?rk ayr?m?, fuhu?, cinayet, zulüm gibi, insanl??a yara?mayan ne varsa, toplumda ne kadar kökle?mi? olursa olsun, yirmi üç senelik bir ömür içinde, üstelik dü?man bir çevre içinde bunlar? kald?rabilmek, dünya tarihinde sadece Kuran’?n ve onu getiren Peygamberin ba?ard??? bir i?tir ve ba?kas? taraf?ndan tekrarlanmas? mümkün olmayan bir mucizedir.

#289

?çki, kumar, ?rk ayr?m?, fuhu?, cinayet, zulüm gibi, insanl??a yara?mayan ne varsa, toplumda ne kadar kökle?mi? olursa olsun, yirmi üç senelik bir ömür içinde, üstelik dü?man bir çevre içinde bunlar? kald?rabilmek, dünya tarihinde sadece Kuran’?n ve onu getiren Peygamberin ba?ard??? bir i?tir ve ba?kas? taraf?ndan tekrarlanmas? mümkün olmayan bir mucizedir.

#289

?çki, kumar, ?rk ayr?m?, fuhu?, cinayet, zulüm gibi, insanl??a yara?mayan ne varsa, toplumda ne kadar kökle?mi? olursa olsun, yirmi üç senelik bir ömür içinde, üstelik dü?man bir çevre içinde bunlar? kald?rabilmek, dünya tarihinde sadece Kuran’?n ve onu getiren Peygamberin ba?ard??? bir i?tir ve ba?kas? taraf?ndan tekrarlanmas? mümkün olmayan bir mucizedir.

#290

Bütün i?lerde, kulun niyeti Allah-ü Teâlâ’n?n r?zas? olursa, o i?in sonu mutlaka iyi olur.

#290

Bütün i?lerde, kulun niyeti Allah-ü Teâlâ’n?n r?zas? olursa, o i?in sonu mutlaka iyi olur.

#290

Bütün i?lerde, kulun niyeti Allah-ü Teâlâ’n?n r?zas? olursa, o i?in sonu mutlaka iyi olur.

#291

“Azrail (a.s) Cenab-? Hakk’a yalvar?p :”Canlar?n al?nmas? vazifesinde senin kullar?n bana küsüp benden ?ikâyette bulunacaklar” demi?ti. Ona cevaben Cenab-? Hakk ?öyle buyurdu: “Senin vazifene, hastal?klar? ve musibetleri perde yapaca??m. Kullar?m, vefat sebeplerini senden de?il, hastal?klardan ve musibetlerden bilecek, senden ?ikâyet etmeyecekler” nas?l ki, neticesi ölüm olan hastal?klar, musibetler ve her çe?idiyle kazalar, Hz. Azrail’in yapt??? icraata perde durumundad?rlar. Aynen bunun gibi, asl?nda Azrail (a.s) da, Allah-ü Teâlâ’n?n icraatlar?na perdedir. Ço?u zaman ölümdeki hikmet, rahmet, güzellik ve maslahat cihetini insanlar göremez. Zahire bak?p itiraz eder, ?ikâyete ba?lar. ??te bu gereksiz ve haks?z ?ikâyetlerin Rahmet-i Sonsuz’a gitmemesi için Azrail (a.s) perde konumunda bulunmaktad?r.

 

#291

“Azrail (a.s) Cenab-? Hakk’a yalvar?p :”Canlar?n al?nmas? vazifesinde senin kullar?n bana küsüp benden ?ikâyette bulunacaklar” demi?ti. Ona cevaben Cenab-? Hakk ?öyle buyurdu: “Senin vazifene, hastal?klar? ve musibetleri perde yapaca??m. Kullar?m, vefat sebeplerini senden de?il, hastal?klardan ve musibetlerden bilecek, senden ?ikâyet etmeyecekler” nas?l ki, neticesi ölüm olan hastal?klar, musibetler ve her çe?idiyle kazalar, Hz. Azrail’in yapt??? icraata perde durumundad?rlar. Aynen bunun gibi, asl?nda Azrail (a.s) da, Allah-ü Teâlâ’n?n icraatlar?na perdedir. Ço?u zaman ölümdeki hikmet, rahmet, güzellik ve maslahat cihetini insanlar göremez. Zahire bak?p itiraz eder, ?ikâyete ba?lar. ??te bu gereksiz ve haks?z ?ikâyetlerin Rahmet-i Sonsuz’a gitmemesi için Azrail (a.s) perde konumunda bulunmaktad?r.

 

#291

“Azrail (a.s) Cenab-? Hakk’a yalvar?p :”Canlar?n al?nmas? vazifesinde senin kullar?n bana küsüp benden ?ikâyette bulunacaklar” demi?ti. Ona cevaben Cenab-? Hakk ?öyle buyurdu: “Senin vazifene, hastal?klar? ve musibetleri perde yapaca??m. Kullar?m, vefat sebeplerini senden de?il, hastal?klardan ve musibetlerden bilecek, senden ?ikâyet etmeyecekler” nas?l ki, neticesi ölüm olan hastal?klar, musibetler ve her çe?idiyle kazalar, Hz. Azrail’in yapt??? icraata perde durumundad?rlar. Aynen bunun gibi, asl?nda Azrail (a.s) da, Allah-ü Teâlâ’n?n icraatlar?na perdedir. Ço?u zaman ölümdeki hikmet, rahmet, güzellik ve maslahat cihetini insanlar göremez. Zahire bak?p itiraz eder, ?ikâyete ba?lar. ??te bu gereksiz ve haks?z ?ikâyetlerin Rahmet-i Sonsuz’a gitmemesi için Azrail (a.s) perde konumunda bulunmaktad?r.

 

#291

“Azrail (a.s) Cenab-? Hakk’a yalvar?p :”Canlar?n al?nmas? vazifesinde senin kullar?n bana küsüp benden ?ikâyette bulunacaklar” demi?ti. Ona cevaben Cenab-? Hakk ?öyle buyurdu: “Senin vazifene, hastal?klar? ve musibetleri perde yapaca??m. Kullar?m, vefat sebeplerini senden de?il, hastal?klardan ve musibetlerden bilecek, senden ?ikâyet etmeyecekler” nas?l ki, neticesi ölüm olan hastal?klar, musibetler ve her çe?idiyle kazalar, Hz. Azrail’in yapt??? icraata perde durumundad?rlar. Aynen bunun gibi, asl?nda Azrail (a.s) da, Allah-ü Teâlâ’n?n icraatlar?na perdedir. Ço?u zaman ölümdeki hikmet, rahmet, güzellik ve maslahat cihetini insanlar göremez. Zahire bak?p itiraz eder, ?ikâyete ba?lar. ??te bu gereksiz ve haks?z ?ikâyetlerin Rahmet-i Sonsuz’a gitmemesi için Azrail (a.s) perde konumunda bulunmaktad?r.

 

#291

“Azrail (a.s) Cenab-? Hakk’a yalvar?p :”Canlar?n al?nmas? vazifesinde senin kullar?n bana küsüp benden ?ikâyette bulunacaklar” demi?ti. Ona cevaben Cenab-? Hakk ?öyle buyurdu: “Senin vazifene, hastal?klar? ve musibetleri perde yapaca??m. Kullar?m, vefat sebeplerini senden de?il, hastal?klardan ve musibetlerden bilecek, senden ?ikâyet etmeyecekler” nas?l ki, neticesi ölüm olan hastal?klar, musibetler ve her çe?idiyle kazalar, Hz. Azrail’in yapt??? icraata perde durumundad?rlar. Aynen bunun gibi, asl?nda Azrail (a.s) da, Allah-ü Teâlâ’n?n icraatlar?na perdedir. Ço?u zaman ölümdeki hikmet, rahmet, güzellik ve maslahat cihetini insanlar göremez. Zahire bak?p itiraz eder, ?ikâyete ba?lar. ??te bu gereksiz ve haks?z ?ikâyetlerin Rahmet-i Sonsuz’a gitmemesi için Azrail (a.s) perde konumunda bulunmaktad?r.

 

#291

“Azrail (a.s) Cenab-? Hakk’a yalvar?p :”Canlar?n al?nmas? vazifesinde senin kullar?n bana küsüp benden ?ikâyette bulunacaklar” demi?ti. Ona cevaben Cenab-? Hakk ?öyle buyurdu: “Senin vazifene, hastal?klar? ve musibetleri perde yapaca??m. Kullar?m, vefat sebeplerini senden de?il, hastal?klardan ve musibetlerden bilecek, senden ?ikâyet etmeyecekler” nas?l ki, neticesi ölüm olan hastal?klar, musibetler ve her çe?idiyle kazalar, Hz. Azrail’in yapt??? icraata perde durumundad?rlar. Aynen bunun gibi, asl?nda Azrail (a.s) da, Allah-ü Teâlâ’n?n icraatlar?na perdedir. Ço?u zaman ölümdeki hikmet, rahmet, güzellik ve maslahat cihetini insanlar göremez. Zahire bak?p itiraz eder, ?ikâyete ba?lar. ??te bu gereksiz ve haks?z ?ikâyetlerin Rahmet-i Sonsuz’a gitmemesi için Azrail (a.s) perde konumunda bulunmaktad?r.

 

#291

“Azrail (a.s) Cenab-? Hakk’a yalvar?p :”Canlar?n al?nmas? vazifesinde senin kullar?n bana küsüp benden ?ikâyette bulunacaklar” demi?ti. Ona cevaben Cenab-? Hakk ?öyle buyurdu: “Senin vazifene, hastal?klar? ve musibetleri perde yapaca??m. Kullar?m, vefat sebeplerini senden de?il, hastal?klardan ve musibetlerden bilecek, senden ?ikâyet etmeyecekler” nas?l ki, neticesi ölüm olan hastal?klar, musibetler ve her çe?idiyle kazalar, Hz. Azrail’in yapt??? icraata perde durumundad?rlar. Aynen bunun gibi, asl?nda Azrail (a.s) da, Allah-ü Teâlâ’n?n icraatlar?na perdedir. Ço?u zaman ölümdeki hikmet, rahmet, güzellik ve maslahat cihetini insanlar göremez. Zahire bak?p itiraz eder, ?ikâyete ba?lar. ??te bu gereksiz ve haks?z ?ikâyetlerin Rahmet-i Sonsuz’a gitmemesi için Azrail (a.s) perde konumunda bulunmaktad?r.

 

#291

“Azrail (a.s) Cenab-? Hakk’a yalvar?p :”Canlar?n al?nmas? vazifesinde senin kullar?n bana küsüp benden ?ikâyette bulunacaklar” demi?ti. Ona cevaben Cenab-? Hakk ?öyle buyurdu: “Senin vazifene, hastal?klar? ve musibetleri perde yapaca??m. Kullar?m, vefat sebeplerini senden de?il, hastal?klardan ve musibetlerden bilecek, senden ?ikâyet etmeyecekler” nas?l ki, neticesi ölüm olan hastal?klar, musibetler ve her çe?idiyle kazalar, Hz. Azrail’in yapt??? icraata perde durumundad?rlar. Aynen bunun gibi, asl?nda Azrail (a.s) da, Allah-ü Teâlâ’n?n icraatlar?na perdedir. Ço?u zaman ölümdeki hikmet, rahmet, güzellik ve maslahat cihetini insanlar göremez. Zahire bak?p itiraz eder, ?ikâyete ba?lar. ??te bu gereksiz ve haks?z ?ikâyetlerin Rahmet-i Sonsuz’a gitmemesi için Azrail (a.s) perde konumunda bulunmaktad?r.

 

#291

“Azrail (a.s) Cenab-? Hakk’a yalvar?p :”Canlar?n al?nmas? vazifesinde senin kullar?n bana küsüp benden ?ikâyette bulunacaklar” demi?ti. Ona cevaben Cenab-? Hakk ?öyle buyurdu: “Senin vazifene, hastal?klar? ve musibetleri perde yapaca??m. Kullar?m, vefat sebeplerini senden de?il, hastal?klardan ve musibetlerden bilecek, senden ?ikâyet etmeyecekler” nas?l ki, neticesi ölüm olan hastal?klar, musibetler ve her çe?idiyle kazalar, Hz. Azrail’in yapt??? icraata perde durumundad?rlar. Aynen bunun gibi, asl?nda Azrail (a.s) da, Allah-ü Teâlâ’n?n icraatlar?na perdedir. Ço?u zaman ölümdeki hikmet, rahmet, güzellik ve maslahat cihetini insanlar göremez. Zahire bak?p itiraz eder, ?ikâyete ba?lar. ??te bu gereksiz ve haks?z ?ikâyetlerin Rahmet-i Sonsuz’a gitmemesi için Azrail (a.s) perde konumunda bulunmaktad?r.

 

#291

“Azrail (a.s) Cenab-? Hakk’a yalvar?p :”Canlar?n al?nmas? vazifesinde senin kullar?n bana küsüp benden ?ikâyette bulunacaklar” demi?ti. Ona cevaben Cenab-? Hakk ?öyle buyurdu: “Senin vazifene, hastal?klar? ve musibetleri perde yapaca??m. Kullar?m, vefat sebeplerini senden de?il, hastal?klardan ve musibetlerden bilecek, senden ?ikâyet etmeyecekler” nas?l ki, neticesi ölüm olan hastal?klar, musibetler ve her çe?idiyle kazalar, Hz. Azrail’in yapt??? icraata perde durumundad?rlar. Aynen bunun gibi, asl?nda Azrail (a.s) da, Allah-ü Teâlâ’n?n icraatlar?na perdedir. Ço?u zaman ölümdeki hikmet, rahmet, güzellik ve maslahat cihetini insanlar göremez. Zahire bak?p itiraz eder, ?ikâyete ba?lar. ??te bu gereksiz ve haks?z ?ikâyetlerin Rahmet-i Sonsuz’a gitmemesi için Azrail (a.s) perde konumunda bulunmaktad?r.

 

#292

Benim ki benim, senin ki senin! Bu ?eriatt?r.

Senin ki senin, benim ki de senin! Bu tarikatt?r.

Ne senin ki senin ne benim ki benim her ?ey Allah’?n…

Bu da hakikattir.

#292

Benim ki benim, senin ki senin! Bu ?eriatt?r.

Senin ki senin, benim ki de senin! Bu tarikatt?r.

Ne senin ki senin ne benim ki benim her ?ey Allah’?n…

Bu da hakikattir.

#292

Benim ki benim, senin ki senin! Bu ?eriatt?r.

Senin ki senin, benim ki de senin! Bu tarikatt?r.

Ne senin ki senin ne benim ki benim her ?ey Allah’?n…

Bu da hakikattir.

#293

Kur’an kalplere kuvvet ve g?dad?r, ruhlara ?ifad?r. G?dan?n tekrar?, kuvveti art?r?r.

 

#293

Kur’an kalplere kuvvet ve g?dad?r, ruhlara ?ifad?r. G?dan?n tekrar?, kuvveti art?r?r.

 

#293

Kur’an kalplere kuvvet ve g?dad?r, ruhlara ?ifad?r. G?dan?n tekrar?, kuvveti art?r?r.

 

#294

Sehl bin Abdullah’a soruldu:

-?blis’e en zor gelen ?ey nedir?

-Arif kullar?n kalplerine girmek, buyurdu.

#294

Sehl bin Abdullah’a soruldu:

-?blis’e en zor gelen ?ey nedir?

-Arif kullar?n kalplerine girmek, buyurdu.

#294

Sehl bin Abdullah’a soruldu:

-?blis’e en zor gelen ?ey nedir?

-Arif kullar?n kalplerine girmek, buyurdu.

#294

Sehl bin Abdullah’a soruldu:

-?blis’e en zor gelen ?ey nedir?

-Arif kullar?n kalplerine girmek, buyurdu.

#295

Cenab-? Hak ?sa (a.s)’a vahyetmi? ki:

-Ya ?sa, ?srailo?ullar?na bildir ki, ben üzerinde kul hakk? olan veya karn?nda haram lokma bulunan bir kimsenin bana dua etmesini sevmem.

#295

Cenab-? Hak ?sa (a.s)’a vahyetmi? ki:

-Ya ?sa, ?srailo?ullar?na bildir ki, ben üzerinde kul hakk? olan veya karn?nda haram lokma bulunan bir kimsenin bana dua etmesini sevmem.

#295

Cenab-? Hak ?sa (a.s)’a vahyetmi? ki:

-Ya ?sa, ?srailo?ullar?na bildir ki, ben üzerinde kul hakk? olan veya karn?nda haram lokma bulunan bir kimsenin bana dua etmesini sevmem.

#295

Cenab-? Hak ?sa (a.s)’a vahyetmi? ki:

-Ya ?sa, ?srailo?ullar?na bildir ki, ben üzerinde kul hakk? olan veya karn?nda haram lokma bulunan bir kimsenin bana dua etmesini sevmem.

#296

Hz. Ali (r.a):

-Allah, bu kadar insan? nas?l hesaba çeker? diye soruldu?unda:

-Nas?l r?z?kland?r?yorsa öyle, cevab?n? vermi?tir.

#296

Hz. Ali (r.a):

-Allah, bu kadar insan? nas?l hesaba çeker? diye soruldu?unda:

-Nas?l r?z?kland?r?yorsa öyle, cevab?n? vermi?tir.

#297

Sehl bin Abdullah’a:

-Nefse en a??r gelen ?ey nedir? diye soruldu. Buyurdu ki:

-Nefse en a??r gelen ?ey ihlâst?r.

Çünkü nefs, ihlâstan pay alamaz. Bu yüzden ihlâs? hiç istemez.

#297

Sehl bin Abdullah’a:

-Nefse en a??r gelen ?ey nedir? diye soruldu. Buyurdu ki:

-Nefse en a??r gelen ?ey ihlâst?r.

Çünkü nefs, ihlâstan pay alamaz. Bu yüzden ihlâs? hiç istemez.

#297

Sehl bin Abdullah’a:

-Nefse en a??r gelen ?ey nedir? diye soruldu. Buyurdu ki:

-Nefse en a??r gelen ?ey ihlâst?r.

Çünkü nefs, ihlâstan pay alamaz. Bu yüzden ihlâs? hiç istemez.

#298

Süfyan-? Sevri Hz.leri, dünyal?k elde etmek için, devlet adamlar?na yak?n duran, onlar?n hizmetlerine ko?an birine, bu halden uzakla?mas?n?, dalkavuklu?u terk etmesini tavsiye etmi?ti.

O ki?i:

-O zaman ailemi nas?l geçindiririm? diye sorunca;

 Süfyan-? Servi ?öyle buyurdu:

-Sübhanallah!

Kendisine isyan etti?in hallerde bile r?zk?n? kesmeyen Allah-ü Teâlâ, kendisine itaat etti?inde mi r?zk?n? vermeyip kesecek?

#298

Süfyan-? Sevri Hz.leri, dünyal?k elde etmek için, devlet adamlar?na yak?n duran, onlar?n hizmetlerine ko?an birine, bu halden uzakla?mas?n?, dalkavuklu?u terk etmesini tavsiye etmi?ti.

O ki?i:

-O zaman ailemi nas?l geçindiririm? diye sorunca;

 Süfyan-? Servi ?öyle buyurdu:

-Sübhanallah!

Kendisine isyan etti?in hallerde bile r?zk?n? kesmeyen Allah-ü Teâlâ, kendisine itaat etti?inde mi r?zk?n? vermeyip kesecek?

#298

Süfyan-? Sevri Hz.leri, dünyal?k elde etmek için, devlet adamlar?na yak?n duran, onlar?n hizmetlerine ko?an birine, bu halden uzakla?mas?n?, dalkavuklu?u terk etmesini tavsiye etmi?ti.

O ki?i:

-O zaman ailemi nas?l geçindiririm? diye sorunca;

 Süfyan-? Servi ?öyle buyurdu:

-Sübhanallah!

Kendisine isyan etti?in hallerde bile r?zk?n? kesmeyen Allah-ü Teâlâ, kendisine itaat etti?inde mi r?zk?n? vermeyip kesecek?

#298

Süfyan-? Sevri Hz.leri, dünyal?k elde etmek için, devlet adamlar?na yak?n duran, onlar?n hizmetlerine ko?an birine, bu halden uzakla?mas?n?, dalkavuklu?u terk etmesini tavsiye etmi?ti.

O ki?i:

-O zaman ailemi nas?l geçindiririm? diye sorunca;

 Süfyan-? Servi ?öyle buyurdu:

-Sübhanallah!

Kendisine isyan etti?in hallerde bile r?zk?n? kesmeyen Allah-ü Teâlâ, kendisine itaat etti?inde mi r?zk?n? vermeyip kesecek?

#298

Süfyan-? Sevri Hz.leri, dünyal?k elde etmek için, devlet adamlar?na yak?n duran, onlar?n hizmetlerine ko?an birine, bu halden uzakla?mas?n?, dalkavuklu?u terk etmesini tavsiye etmi?ti.

O ki?i:

-O zaman ailemi nas?l geçindiririm? diye sorunca;

 Süfyan-? Servi ?öyle buyurdu:

-Sübhanallah!

Kendisine isyan etti?in hallerde bile r?zk?n? kesmeyen Allah-ü Teâlâ, kendisine itaat etti?inde mi r?zk?n? vermeyip kesecek?

#299

Bir bakkal?n raf?ndaki bal kavanozu devrilip yere dü?mü?, içindeki bal yere akm??t?. Bakkal ise bu halin fark?nda de?ildi. Bunu gören sinekler, sevinç içinde bala hücum ettiler, i?tahla yemeye ba?lad?lar.

Fakat k?sa zaman sonra fark ettiler ki, ayaklar? ve kanatlar? bala bula?m??, uçam?yorlar…

Az önce ç?lg?nlar gibi sevinen sinekler ?imdi a?l?yorlard? ve içlerinden birisi ?öyle diyordu:

“Ah biz ne yapt?k! Nas?l bir dü?üncesizlik ettik! Bal?n zevkini, lezzetini gördük ama onun tehlikesini görmedik…”

Bu hikayede ki sinekler, dünyaya çok dü?kün insanlara, bal ise lanetli dünyaya ne çok benziyor de?il mi?

#299

Bir bakkal?n raf?ndaki bal kavanozu devrilip yere dü?mü?, içindeki bal yere akm??t?. Bakkal ise bu halin fark?nda de?ildi. Bunu gören sinekler, sevinç içinde bala hücum ettiler, i?tahla yemeye ba?lad?lar.

Fakat k?sa zaman sonra fark ettiler ki, ayaklar? ve kanatlar? bala bula?m??, uçam?yorlar…

Az önce ç?lg?nlar gibi sevinen sinekler ?imdi a?l?yorlard? ve içlerinden birisi ?öyle diyordu:

“Ah biz ne yapt?k! Nas?l bir dü?üncesizlik ettik! Bal?n zevkini, lezzetini gördük ama onun tehlikesini görmedik…”

Bu hikayede ki sinekler, dünyaya çok dü?kün insanlara, bal ise lanetli dünyaya ne çok benziyor de?il mi?

#299

Bir bakkal?n raf?ndaki bal kavanozu devrilip yere dü?mü?, içindeki bal yere akm??t?. Bakkal ise bu halin fark?nda de?ildi. Bunu gören sinekler, sevinç içinde bala hücum ettiler, i?tahla yemeye ba?lad?lar.

Fakat k?sa zaman sonra fark ettiler ki, ayaklar? ve kanatlar? bala bula?m??, uçam?yorlar…

Az önce ç?lg?nlar gibi sevinen sinekler ?imdi a?l?yorlard? ve içlerinden birisi ?öyle diyordu:

“Ah biz ne yapt?k! Nas?l bir dü?üncesizlik ettik! Bal?n zevkini, lezzetini gördük ama onun tehlikesini görmedik…”

Bu hikayede ki sinekler, dünyaya çok dü?kün insanlara, bal ise lanetli dünyaya ne çok benziyor de?il mi?

#299

Bir bakkal?n raf?ndaki bal kavanozu devrilip yere dü?mü?, içindeki bal yere akm??t?. Bakkal ise bu halin fark?nda de?ildi. Bunu gören sinekler, sevinç içinde bala hücum ettiler, i?tahla yemeye ba?lad?lar.

Fakat k?sa zaman sonra fark ettiler ki, ayaklar? ve kanatlar? bala bula?m??, uçam?yorlar…

Az önce ç?lg?nlar gibi sevinen sinekler ?imdi a?l?yorlard? ve içlerinden birisi ?öyle diyordu:

“Ah biz ne yapt?k! Nas?l bir dü?üncesizlik ettik! Bal?n zevkini, lezzetini gördük ama onun tehlikesini görmedik…”

Bu hikayede ki sinekler, dünyaya çok dü?kün insanlara, bal ise lanetli dünyaya ne çok benziyor de?il mi?

#299

Bir bakkal?n raf?ndaki bal kavanozu devrilip yere dü?mü?, içindeki bal yere akm??t?. Bakkal ise bu halin fark?nda de?ildi. Bunu gören sinekler, sevinç içinde bala hücum ettiler, i?tahla yemeye ba?lad?lar.

Fakat k?sa zaman sonra fark ettiler ki, ayaklar? ve kanatlar? bala bula?m??, uçam?yorlar…

Az önce ç?lg?nlar gibi sevinen sinekler ?imdi a?l?yorlard? ve içlerinden birisi ?öyle diyordu:

“Ah biz ne yapt?k! Nas?l bir dü?üncesizlik ettik! Bal?n zevkini, lezzetini gördük ama onun tehlikesini görmedik…”

Bu hikayede ki sinekler, dünyaya çok dü?kün insanlara, bal ise lanetli dünyaya ne çok benziyor de?il mi?

#299

Bir bakkal?n raf?ndaki bal kavanozu devrilip yere dü?mü?, içindeki bal yere akm??t?. Bakkal ise bu halin fark?nda de?ildi. Bunu gören sinekler, sevinç içinde bala hücum ettiler, i?tahla yemeye ba?lad?lar.

Fakat k?sa zaman sonra fark ettiler ki, ayaklar? ve kanatlar? bala bula?m??, uçam?yorlar…

Az önce ç?lg?nlar gibi sevinen sinekler ?imdi a?l?yorlard? ve içlerinden birisi ?öyle diyordu:

“Ah biz ne yapt?k! Nas?l bir dü?üncesizlik ettik! Bal?n zevkini, lezzetini gördük ama onun tehlikesini görmedik…”

Bu hikayede ki sinekler, dünyaya çok dü?kün insanlara, bal ise lanetli dünyaya ne çok benziyor de?il mi?

#300

Ben, Mâlik bin Dinar’? ziyarete gitmi?tim. Yan?nda bir köpek vard?, onu kovmak istedim. Bunun üzerine Mâlik, “Ya Hammâd, ona ili?me, çünkü o, yan?mda insanlar? giybet eden kötü bir yolda?tan daha iyidir,” dedi.

Hammâd bin Zeyd

#300

Ben, Mâlik bin Dinar’? ziyarete gitmi?tim. Yan?nda bir köpek vard?, onu kovmak istedim. Bunun üzerine Mâlik, “Ya Hammâd, ona ili?me, çünkü o, yan?mda insanlar? giybet eden kötü bir yolda?tan daha iyidir,” dedi.

Hammâd bin Zeyd

#300

Ben, Mâlik bin Dinar’? ziyarete gitmi?tim. Yan?nda bir köpek vard?, onu kovmak istedim. Bunun üzerine Mâlik, “Ya Hammâd, ona ili?me, çünkü o, yan?mda insanlar? giybet eden kötü bir yolda?tan daha iyidir,” dedi.

Hammâd bin Zeyd

#300

Ben, Mâlik bin Dinar’? ziyarete gitmi?tim. Yan?nda bir köpek vard?, onu kovmak istedim. Bunun üzerine Mâlik, “Ya Hammâd, ona ili?me, çünkü o, yan?mda insanlar? giybet eden kötü bir yolda?tan daha iyidir,” dedi.

Hammâd bin Zeyd

#302

?nsano?lu nankör bir varl?kt?r.

Allah-ü Teâlâ’n?n kendisine lütfetti?i nimetleri kaybetmedikçe asla k?ymetini bilmez. Ayr?ca kendisini yaratan, ihsan? bol olan Rabbine bir ömür ars?zca isyan edip durur.

#302

?nsano?lu nankör bir varl?kt?r.

Allah-ü Teâlâ’n?n kendisine lütfetti?i nimetleri kaybetmedikçe asla k?ymetini bilmez. Ayr?ca kendisini yaratan, ihsan? bol olan Rabbine bir ömür ars?zca isyan edip durur.

#302

?nsano?lu nankör bir varl?kt?r.

Allah-ü Teâlâ’n?n kendisine lütfetti?i nimetleri kaybetmedikçe asla k?ymetini bilmez. Ayr?ca kendisini yaratan, ihsan? bol olan Rabbine bir ömür ars?zca isyan edip durur.

#303

Ça?da? refah toplumlar?nda her türlü zenginli?e, konfora, dünyevi imkan ve kolayl?klara ra?men türlü türlü ahlaks?zl?klar?n, içkinin, uyu?turucunun, intiharlar?n yayg?nla?mas?, artan bir tatminsizli?in ve huzursuzlu?un apaç?k bir göstergesidir. Demek ki daha fazla dünyal?k, daha fazla bela, sapk?nl?k, tatminsizlik ve huzursuzluk demektir. 

#303

Ça?da? refah toplumlar?nda her türlü zenginli?e, konfora, dünyevi imkan ve kolayl?klara ra?men türlü türlü ahlaks?zl?klar?n, içkinin, uyu?turucunun, intiharlar?n yayg?nla?mas?, artan bir tatminsizli?in ve huzursuzlu?un apaç?k bir göstergesidir. Demek ki daha fazla dünyal?k, daha fazla bela, sapk?nl?k, tatminsizlik ve huzursuzluk demektir. 

#303

Ça?da? refah toplumlar?nda her türlü zenginli?e, konfora, dünyevi imkan ve kolayl?klara ra?men türlü türlü ahlaks?zl?klar?n, içkinin, uyu?turucunun, intiharlar?n yayg?nla?mas?, artan bir tatminsizli?in ve huzursuzlu?un apaç?k bir göstergesidir. Demek ki daha fazla dünyal?k, daha fazla bela, sapk?nl?k, tatminsizlik ve huzursuzluk demektir. 

#303

Ça?da? refah toplumlar?nda her türlü zenginli?e, konfora, dünyevi imkan ve kolayl?klara ra?men türlü türlü ahlaks?zl?klar?n, içkinin, uyu?turucunun, intiharlar?n yayg?nla?mas?, artan bir tatminsizli?in ve huzursuzlu?un apaç?k bir göstergesidir. Demek ki daha fazla dünyal?k, daha fazla bela, sapk?nl?k, tatminsizlik ve huzursuzluk demektir. 

#303

Ça?da? refah toplumlar?nda her türlü zenginli?e, konfora, dünyevi imkan ve kolayl?klara ra?men türlü türlü ahlaks?zl?klar?n, içkinin, uyu?turucunun, intiharlar?n yayg?nla?mas?, artan bir tatminsizli?in ve huzursuzlu?un apaç?k bir göstergesidir. Demek ki daha fazla dünyal?k, daha fazla bela, sapk?nl?k, tatminsizlik ve huzursuzluk demektir. 

#303

Ça?da? refah toplumlar?nda her türlü zenginli?e, konfora, dünyevi imkan ve kolayl?klara ra?men türlü türlü ahlaks?zl?klar?n, içkinin, uyu?turucunun, intiharlar?n yayg?nla?mas?, artan bir tatminsizli?in ve huzursuzlu?un apaç?k bir göstergesidir. Demek ki daha fazla dünyal?k, daha fazla bela, sapk?nl?k, tatminsizlik ve huzursuzluk demektir. 

#303

Ça?da? refah toplumlar?nda her türlü zenginli?e, konfora, dünyevi imkan ve kolayl?klara ra?men türlü türlü ahlaks?zl?klar?n, içkinin, uyu?turucunun, intiharlar?n yayg?nla?mas?, artan bir tatminsizli?in ve huzursuzlu?un apaç?k bir göstergesidir. Demek ki daha fazla dünyal?k, daha fazla bela, sapk?nl?k, tatminsizlik ve huzursuzluk demektir. 

#304

?nsan beyni üzerine yap?lan bir ara?t?rma, çarp?c? sonuçlar ortaya ç?kard?. Yale Üniversitesi’nde yap?lan bir ara?t?rmaya göre insan beyni “Allah’a inanmak için programlanm??.”

Bebekler ve çocuklar aras?nda yap?lan ara?t?rma sonuçlar?, insan beyninin do?as?nda bir yarat?c?ya inanman?n oldu?unu gösterdi.

New Scientist dergisinde yay?nlanan ara?t?rmaya göre, hiçbir din e?itimi almam?? 6-7 ya??nda çocuklar bile dünyadaki her ?eyin bir nedeni oldu?una inan?yor. Ta?lar?n, nehirlerin veya ku?lar?n yarat?lmas?n?n bir nedeni oldu?unu dü?ünüyor. Uzmanlara göre “inanmaya ihtiyaç duymak veya inanmak” genlerimize i?lenmi? durumda.

#304

?nsan beyni üzerine yap?lan bir ara?t?rma, çarp?c? sonuçlar ortaya ç?kard?. Yale Üniversitesi’nde yap?lan bir ara?t?rmaya göre insan beyni “Allah’a inanmak için programlanm??.”

Bebekler ve çocuklar aras?nda yap?lan ara?t?rma sonuçlar?, insan beyninin do?as?nda bir yarat?c?ya inanman?n oldu?unu gösterdi.

New Scientist dergisinde yay?nlanan ara?t?rmaya göre, hiçbir din e?itimi almam?? 6-7 ya??nda çocuklar bile dünyadaki her ?eyin bir nedeni oldu?una inan?yor. Ta?lar?n, nehirlerin veya ku?lar?n yarat?lmas?n?n bir nedeni oldu?unu dü?ünüyor. Uzmanlara göre “inanmaya ihtiyaç duymak veya inanmak” genlerimize i?lenmi? durumda.

#304

?nsan beyni üzerine yap?lan bir ara?t?rma, çarp?c? sonuçlar ortaya ç?kard?. Yale Üniversitesi’nde yap?lan bir ara?t?rmaya göre insan beyni “Allah’a inanmak için programlanm??.”

Bebekler ve çocuklar aras?nda yap?lan ara?t?rma sonuçlar?, insan beyninin do?as?nda bir yarat?c?ya inanman?n oldu?unu gösterdi.

New Scientist dergisinde yay?nlanan ara?t?rmaya göre, hiçbir din e?itimi almam?? 6-7 ya??nda çocuklar bile dünyadaki her ?eyin bir nedeni oldu?una inan?yor. Ta?lar?n, nehirlerin veya ku?lar?n yarat?lmas?n?n bir nedeni oldu?unu dü?ünüyor. Uzmanlara göre “inanmaya ihtiyaç duymak veya inanmak” genlerimize i?lenmi? durumda.

#304

?nsan beyni üzerine yap?lan bir ara?t?rma, çarp?c? sonuçlar ortaya ç?kard?. Yale Üniversitesi’nde yap?lan bir ara?t?rmaya göre insan beyni “Allah’a inanmak için programlanm??.”

Bebekler ve çocuklar aras?nda yap?lan ara?t?rma sonuçlar?, insan beyninin do?as?nda bir yarat?c?ya inanman?n oldu?unu gösterdi.

New Scientist dergisinde yay?nlanan ara?t?rmaya göre, hiçbir din e?itimi almam?? 6-7 ya??nda çocuklar bile dünyadaki her ?eyin bir nedeni oldu?una inan?yor. Ta?lar?n, nehirlerin veya ku?lar?n yarat?lmas?n?n bir nedeni oldu?unu dü?ünüyor. Uzmanlara göre “inanmaya ihtiyaç duymak veya inanmak” genlerimize i?lenmi? durumda.

#304

?nsan beyni üzerine yap?lan bir ara?t?rma, çarp?c? sonuçlar ortaya ç?kard?. Yale Üniversitesi’nde yap?lan bir ara?t?rmaya göre insan beyni “Allah’a inanmak için programlanm??.”

Bebekler ve çocuklar aras?nda yap?lan ara?t?rma sonuçlar?, insan beyninin do?as?nda bir yarat?c?ya inanman?n oldu?unu gösterdi.

New Scientist dergisinde yay?nlanan ara?t?rmaya göre, hiçbir din e?itimi almam?? 6-7 ya??nda çocuklar bile dünyadaki her ?eyin bir nedeni oldu?una inan?yor. Ta?lar?n, nehirlerin veya ku?lar?n yarat?lmas?n?n bir nedeni oldu?unu dü?ünüyor. Uzmanlara göre “inanmaya ihtiyaç duymak veya inanmak” genlerimize i?lenmi? durumda.

#304

?nsan beyni üzerine yap?lan bir ara?t?rma, çarp?c? sonuçlar ortaya ç?kard?. Yale Üniversitesi’nde yap?lan bir ara?t?rmaya göre insan beyni “Allah’a inanmak için programlanm??.”

Bebekler ve çocuklar aras?nda yap?lan ara?t?rma sonuçlar?, insan beyninin do?as?nda bir yarat?c?ya inanman?n oldu?unu gösterdi.

New Scientist dergisinde yay?nlanan ara?t?rmaya göre, hiçbir din e?itimi almam?? 6-7 ya??nda çocuklar bile dünyadaki her ?eyin bir nedeni oldu?una inan?yor. Ta?lar?n, nehirlerin veya ku?lar?n yarat?lmas?n?n bir nedeni oldu?unu dü?ünüyor. Uzmanlara göre “inanmaya ihtiyaç duymak veya inanmak” genlerimize i?lenmi? durumda.

#305

Geçmi?lerden bir adam, s?cak havada yola ç?kt??? zaman, bir bulut kendisine gölge edermi?. Bunu gören ba?ka bir adam:

“Ben de onun gölgesinde yürüyeyim demi?.” Demi? ve yürümeye ba?lam??. Önceki adam, baz? kimselerin kendi gölgesine s???narak yürüdüklerini görünce, ucbe dü?mü?, yani kendisini be?enme hissine kap?lm??. Ayr?ld?klar? zaman gölge yapan bulut, ikinci adam? takip etmi?tir.

?a’bi 

#305

Geçmi?lerden bir adam, s?cak havada yola ç?kt??? zaman, bir bulut kendisine gölge edermi?. Bunu gören ba?ka bir adam:

“Ben de onun gölgesinde yürüyeyim demi?.” Demi? ve yürümeye ba?lam??. Önceki adam, baz? kimselerin kendi gölgesine s???narak yürüdüklerini görünce, ucbe dü?mü?, yani kendisini be?enme hissine kap?lm??. Ayr?ld?klar? zaman gölge yapan bulut, ikinci adam? takip etmi?tir.

?a’bi 

#305

Geçmi?lerden bir adam, s?cak havada yola ç?kt??? zaman, bir bulut kendisine gölge edermi?. Bunu gören ba?ka bir adam:

“Ben de onun gölgesinde yürüyeyim demi?.” Demi? ve yürümeye ba?lam??. Önceki adam, baz? kimselerin kendi gölgesine s???narak yürüdüklerini görünce, ucbe dü?mü?, yani kendisini be?enme hissine kap?lm??. Ayr?ld?klar? zaman gölge yapan bulut, ikinci adam? takip etmi?tir.

?a’bi 

#306

Ben diyenin, maneviyat makamlar?ndan nasibi yoktur. Ben diyen, kâinattan silinir gider.

#306

Ben diyenin, maneviyat makamlar?ndan nasibi yoktur. Ben diyen, kâinattan silinir gider.

#306

Ben diyenin, maneviyat makamlar?ndan nasibi yoktur. Ben diyen, kâinattan silinir gider.

#307

Cesaretini ve umudunu kaybeden kimse her ?eyini kaybeder.

#307

Cesaretini ve umudunu kaybeden kimse her ?eyini kaybeder.

#307

Cesaretini ve umudunu kaybeden kimse her ?eyini kaybeder.

#308

Ey insan! ?nsanlar?n çoklu?una bak?p da aldanma. Çünkü sen, yaln?z ölecek, kabre yaln?z girecek, yaln?z kabirden kalkacak ve kendi hesab?n? yaln?z vereceksin.

#308

Ey insan! ?nsanlar?n çoklu?una bak?p da aldanma. Çünkü sen, yaln?z ölecek, kabre yaln?z girecek, yaln?z kabirden kalkacak ve kendi hesab?n? yaln?z vereceksin.

#308

Ey insan! ?nsanlar?n çoklu?una bak?p da aldanma. Çünkü sen, yaln?z ölecek, kabre yaln?z girecek, yaln?z kabirden kalkacak ve kendi hesab?n? yaln?z vereceksin.

#308

Ey insan! ?nsanlar?n çoklu?una bak?p da aldanma. Çünkü sen, yaln?z ölecek, kabre yaln?z girecek, yaln?z kabirden kalkacak ve kendi hesab?n? yaln?z vereceksin.

#308

Ey insan! ?nsanlar?n çoklu?una bak?p da aldanma. Çünkü sen, yaln?z ölecek, kabre yaln?z girecek, yaln?z kabirden kalkacak ve kendi hesab?n? yaln?z vereceksin.

#308

Ey insan! ?nsanlar?n çoklu?una bak?p da aldanma. Çünkü sen, yaln?z ölecek, kabre yaln?z girecek, yaln?z kabirden kalkacak ve kendi hesab?n? yaln?z vereceksin.

#309

Aciz ve tembel kimselerin en iyi yapt?klar? i? mazeret üretmektir.

#309

Aciz ve tembel kimselerin en iyi yapt?klar? i? mazeret üretmektir.

#309

Aciz ve tembel kimselerin en iyi yapt?klar? i? mazeret üretmektir.

#310

Bilhassa ölüm için haz?rl?k yap?n. Görüyorsunuz ki herkes (s?ras? gelen) ölüyor. Ölüm sizin de pe?inizde. Yükünüzü hafif tutun ki menzile rahat varas?n?z. Önce gidenler, arkalar?ndan gelecek olanlar? bekliyor. 

#310

Bilhassa ölüm için haz?rl?k yap?n. Görüyorsunuz ki herkes (s?ras? gelen) ölüyor. Ölüm sizin de pe?inizde. Yükünüzü hafif tutun ki menzile rahat varas?n?z. Önce gidenler, arkalar?ndan gelecek olanlar? bekliyor. 

#310

Bilhassa ölüm için haz?rl?k yap?n. Görüyorsunuz ki herkes (s?ras? gelen) ölüyor. Ölüm sizin de pe?inizde. Yükünüzü hafif tutun ki menzile rahat varas?n?z. Önce gidenler, arkalar?ndan gelecek olanlar? bekliyor. 

#311

Hasan Basri Hazretleri’ne “?eytan uyur mu?” diye sorulunca, “Ke?ke uyusayd? rahat ederdik.” diye cevap vermi?tir.

#311

Hasan Basri Hazretleri’ne “?eytan uyur mu?” diye sorulunca, “Ke?ke uyusayd? rahat ederdik.” diye cevap vermi?tir.

#312

Yalanc?n?n kalbi, dilinden daha yalanc?d?r.

Hz. Osman (r.a)

#312

Yalanc?n?n kalbi, dilinden daha yalanc?d?r.

Hz. Osman (r.a)

#313

Yanarda?lar, insano?luna Allah-ü Teâlâ’n?n çok büyük bir lütfudur.

E?er yerin yüzlerce kilometre alt?ndaki elementleri yeryüzüne ç?kar?p insanl???n hizmetine sunmak için bir yol dü?ünecek olsan?z, bunun en kestirme çaresi hiç ?üphesiz yanarda?lar olacakt?r.

#313

Yanarda?lar, insano?luna Allah-ü Teâlâ’n?n çok büyük bir lütfudur.

E?er yerin yüzlerce kilometre alt?ndaki elementleri yeryüzüne ç?kar?p insanl???n hizmetine sunmak için bir yol dü?ünecek olsan?z, bunun en kestirme çaresi hiç ?üphesiz yanarda?lar olacakt?r.

#313

Yanarda?lar, insano?luna Allah-ü Teâlâ’n?n çok büyük bir lütfudur.

E?er yerin yüzlerce kilometre alt?ndaki elementleri yeryüzüne ç?kar?p insanl???n hizmetine sunmak için bir yol dü?ünecek olsan?z, bunun en kestirme çaresi hiç ?üphesiz yanarda?lar olacakt?r.

#314

Nice yanan kandiller vard?r ki, onu rüzgâr söndürmü?tür.

Nice ibadet vard?r ki, onu ucub söndürmü?tür.

Hz. ?sa a.s.

(Ucub: Yap?lan hây?rlara ve sevaplara güvenmek)

#314

Nice yanan kandiller vard?r ki, onu rüzgâr söndürmü?tür.

Nice ibadet vard?r ki, onu ucub söndürmü?tür.

Hz. ?sa a.s.

(Ucub: Yap?lan hây?rlara ve sevaplara güvenmek)

#314

Nice yanan kandiller vard?r ki, onu rüzgâr söndürmü?tür.

Nice ibadet vard?r ki, onu ucub söndürmü?tür.

Hz. ?sa a.s.

(Ucub: Yap?lan hây?rlara ve sevaplara güvenmek)

#314

Nice yanan kandiller vard?r ki, onu rüzgâr söndürmü?tür.

Nice ibadet vard?r ki, onu ucub söndürmü?tür.

Hz. ?sa a.s.

(Ucub: Yap?lan hây?rlara ve sevaplara güvenmek)

#314

Nice yanan kandiller vard?r ki, onu rüzgâr söndürmü?tür.

Nice ibadet vard?r ki, onu ucub söndürmü?tür.

Hz. ?sa a.s.

(Ucub: Yap?lan hây?rlara ve sevaplara güvenmek)

#314

Nice yanan kandiller vard?r ki, onu rüzgâr söndürmü?tür.

Nice ibadet vard?r ki, onu ucub söndürmü?tür.

Hz. ?sa a.s.

(Ucub: Yap?lan hây?rlara ve sevaplara güvenmek)

#315

Ey gafil! Cennete gitmek istiyorsun ama ölmek istemiyorsun.

Söyler misin ölmeden nas?l cennete gireceksin? 

#315

Ey gafil! Cennete gitmek istiyorsun ama ölmek istemiyorsun.

Söyler misin ölmeden nas?l cennete gireceksin? 

#315

Ey gafil! Cennete gitmek istiyorsun ama ölmek istemiyorsun.

Söyler misin ölmeden nas?l cennete gireceksin? 

#316

?lahi a?ka eren kulun gözü Allah’tan ba?ka hiç kimseyi, hiçbir ?eyi görmez olur. Hak a???? O’nun yolunda can? dâhil her ?eyini feda etmekten hiç çekinmez.

#316

?lahi a?ka eren kulun gözü Allah’tan ba?ka hiç kimseyi, hiçbir ?eyi görmez olur. Hak a???? O’nun yolunda can? dâhil her ?eyini feda etmekten hiç çekinmez.

#316

?lahi a?ka eren kulun gözü Allah’tan ba?ka hiç kimseyi, hiçbir ?eyi görmez olur. Hak a???? O’nun yolunda can? dâhil her ?eyini feda etmekten hiç çekinmez.

#316

?lahi a?ka eren kulun gözü Allah’tan ba?ka hiç kimseyi, hiçbir ?eyi görmez olur. Hak a???? O’nun yolunda can? dâhil her ?eyini feda etmekten hiç çekinmez.

#317

Felsefe, akl? ifsat edip kalbe inkar ve isyan tohumlar? eker.

#317

Felsefe, akl? ifsat edip kalbe inkar ve isyan tohumlar? eker.

#317

Felsefe, akl? ifsat edip kalbe inkar ve isyan tohumlar? eker.

#318

Korku asl?nda hiçbir ?eye çare de?ildir.

Korku sadece zaferlerin, ba?ar?lar?n yolunu kesen, insan? umutsuzlu?a, endi?eye ve hezimete sürükleyen insan?n kendisinin üretti?i ve ba??na sard??? bir belad?r.

?man dolu bir kalpte korkuya asla yer yoktur.

#318

Korku asl?nda hiçbir ?eye çare de?ildir.

Korku sadece zaferlerin, ba?ar?lar?n yolunu kesen, insan? umutsuzlu?a, endi?eye ve hezimete sürükleyen insan?n kendisinin üretti?i ve ba??na sard??? bir belad?r.

?man dolu bir kalpte korkuya asla yer yoktur.

#318

Korku asl?nda hiçbir ?eye çare de?ildir.

Korku sadece zaferlerin, ba?ar?lar?n yolunu kesen, insan? umutsuzlu?a, endi?eye ve hezimete sürükleyen insan?n kendisinin üretti?i ve ba??na sard??? bir belad?r.

?man dolu bir kalpte korkuya asla yer yoktur.

#318

Korku asl?nda hiçbir ?eye çare de?ildir.

Korku sadece zaferlerin, ba?ar?lar?n yolunu kesen, insan? umutsuzlu?a, endi?eye ve hezimete sürükleyen insan?n kendisinin üretti?i ve ba??na sard??? bir belad?r.

?man dolu bir kalpte korkuya asla yer yoktur.

#318

Korku asl?nda hiçbir ?eye çare de?ildir.

Korku sadece zaferlerin, ba?ar?lar?n yolunu kesen, insan? umutsuzlu?a, endi?eye ve hezimete sürükleyen insan?n kendisinin üretti?i ve ba??na sard??? bir belad?r.

?man dolu bir kalpte korkuya asla yer yoktur.

#318

Korku asl?nda hiçbir ?eye çare de?ildir.

Korku sadece zaferlerin, ba?ar?lar?n yolunu kesen, insan? umutsuzlu?a, endi?eye ve hezimete sürükleyen insan?n kendisinin üretti?i ve ba??na sard??? bir belad?r.

?man dolu bir kalpte korkuya asla yer yoktur.

#319

Büyük insanlar?n idealleri ve u?runda ölebilecekleri bir davalar? vard?r.

Küçük insanlar?n ise sadece geçici hevesleri vard?r.

#319

Büyük insanlar?n idealleri ve u?runda ölebilecekleri bir davalar? vard?r.

Küçük insanlar?n ise sadece geçici hevesleri vard?r.

#319

Büyük insanlar?n idealleri ve u?runda ölebilecekleri bir davalar? vard?r.

Küçük insanlar?n ise sadece geçici hevesleri vard?r.

#319

Büyük insanlar?n idealleri ve u?runda ölebilecekleri bir davalar? vard?r.

Küçük insanlar?n ise sadece geçici hevesleri vard?r.

#320

Cahillerden ve ahmaklardan her zaman için yüz çevir.

E?er cahillerden ve ahmaklardan yüz çevirmezsen Allah-ü Teâlâ senden yüz çevirir.

#320

Cahillerden ve ahmaklardan her zaman için yüz çevir.

E?er cahillerden ve ahmaklardan yüz çevirmezsen Allah-ü Teâlâ senden yüz çevirir.

#320

Cahillerden ve ahmaklardan her zaman için yüz çevir.

E?er cahillerden ve ahmaklardan yüz çevirmezsen Allah-ü Teâlâ senden yüz çevirir.

#321

Alimlerin dü?manl???, cahillerin dostlu?undan evlad?r.

#321

Alimlerin dü?manl???, cahillerin dostlu?undan evlad?r.

#322

Hayat yolunda insan?n kar??s?na bazen güller ve çiçekler (iyi ve do?ru insanlar) ço?u zaman ise dikenler ve çal?lar (kötü ve de?ersiz insanlar) ç?kar.

#322

Hayat yolunda insan?n kar??s?na bazen güller ve çiçekler (iyi ve do?ru insanlar) ço?u zaman ise dikenler ve çal?lar (kötü ve de?ersiz insanlar) ç?kar.

#322

Hayat yolunda insan?n kar??s?na bazen güller ve çiçekler (iyi ve do?ru insanlar) ço?u zaman ise dikenler ve çal?lar (kötü ve de?ersiz insanlar) ç?kar.

#322

Hayat yolunda insan?n kar??s?na bazen güller ve çiçekler (iyi ve do?ru insanlar) ço?u zaman ise dikenler ve çal?lar (kötü ve de?ersiz insanlar) ç?kar.

#322

Hayat yolunda insan?n kar??s?na bazen güller ve çiçekler (iyi ve do?ru insanlar) ço?u zaman ise dikenler ve çal?lar (kötü ve de?ersiz insanlar) ç?kar.

#323

Cesaretin kayna?? iman, ak?l ve ilimdir.

#323

Cesaretin kayna?? iman, ak?l ve ilimdir.

#323

Cesaretin kayna?? iman, ak?l ve ilimdir.

#323

Cesaretin kayna?? iman, ak?l ve ilimdir.

#324

?yi ve dürüst insanlar, kötüler ve namussuzlar kadar cesur ve gözükara olmad?kça bu dünya asla düzelmez.

#324

?yi ve dürüst insanlar, kötüler ve namussuzlar kadar cesur ve gözükara olmad?kça bu dünya asla düzelmez.

#324

?yi ve dürüst insanlar, kötüler ve namussuzlar kadar cesur ve gözükara olmad?kça bu dünya asla düzelmez.

#324

?yi ve dürüst insanlar, kötüler ve namussuzlar kadar cesur ve gözükara olmad?kça bu dünya asla düzelmez.

#325

Bu dünyada be? vakit namaz k?lanlardan de?ilsen, ahirette suçu ve cezas? çok büyük olanlardan, yani muhtemelen ebedi hüsrana u?rayanlardan (cehennemliklerden) olursun. 

#325

Bu dünyada be? vakit namaz k?lanlardan de?ilsen, ahirette suçu ve cezas? çok büyük olanlardan, yani muhtemelen ebedi hüsrana u?rayanlardan (cehennemliklerden) olursun. 

#325

Bu dünyada be? vakit namaz k?lanlardan de?ilsen, ahirette suçu ve cezas? çok büyük olanlardan, yani muhtemelen ebedi hüsrana u?rayanlardan (cehennemliklerden) olursun. 

#326

Erke?in evindeki e?ine, ev i?lerinde yard?mc? olmas? Peygamber (s.a.v) efendimizin sünnetlerindendir.

#326

Erke?in evindeki e?ine, ev i?lerinde yard?mc? olmas? Peygamber (s.a.v) efendimizin sünnetlerindendir.

#326

Erke?in evindeki e?ine, ev i?lerinde yard?mc? olmas? Peygamber (s.a.v) efendimizin sünnetlerindendir.

#327

Borçlar ve günahlar insan?n gönlünü s?kan, daraltan, ibadetin feyiz ve tad?ndan mahrum b?rakan çok a??r yüklerdir.

#327

Borçlar ve günahlar insan?n gönlünü s?kan, daraltan, ibadetin feyiz ve tad?ndan mahrum b?rakan çok a??r yüklerdir.

#327

Borçlar ve günahlar insan?n gönlünü s?kan, daraltan, ibadetin feyiz ve tad?ndan mahrum b?rakan çok a??r yüklerdir.

#327

Borçlar ve günahlar insan?n gönlünü s?kan, daraltan, ibadetin feyiz ve tad?ndan mahrum b?rakan çok a??r yüklerdir.

#329

Ak?ll?n?n, i?in ba??nda gördü?ünü, cahil ve ahmaklar ancak i?in sonunda görebilirler.

#329

Ak?ll?n?n, i?in ba??nda gördü?ünü, cahil ve ahmaklar ancak i?in sonunda görebilirler.

#329

Ak?ll?n?n, i?in ba??nda gördü?ünü, cahil ve ahmaklar ancak i?in sonunda görebilirler.

#329

Ak?ll?n?n, i?in ba??nda gördü?ünü, cahil ve ahmaklar ancak i?in sonunda görebilirler.

#328

Müslümanlar çan sesini duydu?unda kiliseye ibadete ko?an H?ristiyanlar?, Allah’?n varl???n? inkâr eden ateistlere nazaran her zaman için kendilerine daha yak?n bulmal?d?rlar.

#328

Müslümanlar çan sesini duydu?unda kiliseye ibadete ko?an H?ristiyanlar?, Allah’?n varl???n? inkâr eden ateistlere nazaran her zaman için kendilerine daha yak?n bulmal?d?rlar.

#328

Müslümanlar çan sesini duydu?unda kiliseye ibadete ko?an H?ristiyanlar?, Allah’?n varl???n? inkâr eden ateistlere nazaran her zaman için kendilerine daha yak?n bulmal?d?rlar.

#328

Müslümanlar çan sesini duydu?unda kiliseye ibadete ko?an H?ristiyanlar?, Allah’?n varl???n? inkâr eden ateistlere nazaran her zaman için kendilerine daha yak?n bulmal?d?rlar.

#328

Müslümanlar çan sesini duydu?unda kiliseye ibadete ko?an H?ristiyanlar?, Allah’?n varl???n? inkâr eden ateistlere nazaran her zaman için kendilerine daha yak?n bulmal?d?rlar.

#328

Müslümanlar çan sesini duydu?unda kiliseye ibadete ko?an H?ristiyanlar?, Allah’?n varl???n? inkâr eden ateistlere nazaran her zaman için kendilerine daha yak?n bulmal?d?rlar.

#330

Cahilin en büyük kusuru, kendi kusurlar?n? görmemesi ve nasihat dinlememesidir.

Hz. Ali (r.a)

#330

Cahilin en büyük kusuru, kendi kusurlar?n? görmemesi ve nasihat dinlememesidir.

Hz. Ali (r.a)

#330

Cahilin en büyük kusuru, kendi kusurlar?n? görmemesi ve nasihat dinlememesidir.

Hz. Ali (r.a)

#330

Cahilin en büyük kusuru, kendi kusurlar?n? görmemesi ve nasihat dinlememesidir.

Hz. Ali (r.a)

#331

?nsano?lu çocukluktan s?k?l?r, büyümek için acele eder, sonra da çocuklu?unu özler.

Önce para kazanmak için sa?l???n? verir, sonra da kaybetti?i sa?l???na kavu?abilmek için paras?n?.

Hiç ölmeyecekmi? gibi ya?ar, sonra ölür de hiç ya?amam?? gibi olur.

Hayata haz?rlanmaya ömrünü verir, fakat o hayat?n? ya?amaya f?rsat bulamaz.

Yar?n? o kadar dü?ünür ki, bugünü elinden kaç?rd???n? hiç fark etmez.

#331

?nsano?lu çocukluktan s?k?l?r, büyümek için acele eder, sonra da çocuklu?unu özler.

Önce para kazanmak için sa?l???n? verir, sonra da kaybetti?i sa?l???na kavu?abilmek için paras?n?.

Hiç ölmeyecekmi? gibi ya?ar, sonra ölür de hiç ya?amam?? gibi olur.

Hayata haz?rlanmaya ömrünü verir, fakat o hayat?n? ya?amaya f?rsat bulamaz.

Yar?n? o kadar dü?ünür ki, bugünü elinden kaç?rd???n? hiç fark etmez.

#331

?nsano?lu çocukluktan s?k?l?r, büyümek için acele eder, sonra da çocuklu?unu özler.

Önce para kazanmak için sa?l???n? verir, sonra da kaybetti?i sa?l???na kavu?abilmek için paras?n?.

Hiç ölmeyecekmi? gibi ya?ar, sonra ölür de hiç ya?amam?? gibi olur.

Hayata haz?rlanmaya ömrünü verir, fakat o hayat?n? ya?amaya f?rsat bulamaz.

Yar?n? o kadar dü?ünür ki, bugünü elinden kaç?rd???n? hiç fark etmez.

#331

?nsano?lu çocukluktan s?k?l?r, büyümek için acele eder, sonra da çocuklu?unu özler.

Önce para kazanmak için sa?l???n? verir, sonra da kaybetti?i sa?l???na kavu?abilmek için paras?n?.

Hiç ölmeyecekmi? gibi ya?ar, sonra ölür de hiç ya?amam?? gibi olur.

Hayata haz?rlanmaya ömrünü verir, fakat o hayat?n? ya?amaya f?rsat bulamaz.

Yar?n? o kadar dü?ünür ki, bugünü elinden kaç?rd???n? hiç fark etmez.

#331

?nsano?lu çocukluktan s?k?l?r, büyümek için acele eder, sonra da çocuklu?unu özler.

Önce para kazanmak için sa?l???n? verir, sonra da kaybetti?i sa?l???na kavu?abilmek için paras?n?.

Hiç ölmeyecekmi? gibi ya?ar, sonra ölür de hiç ya?amam?? gibi olur.

Hayata haz?rlanmaya ömrünü verir, fakat o hayat?n? ya?amaya f?rsat bulamaz.

Yar?n? o kadar dü?ünür ki, bugünü elinden kaç?rd???n? hiç fark etmez.

#332

Kader nedir?

Her zaman ve her yerde hep Allah’?n takdirinin (dedi?inin) olmas?d?r.

#332

Kader nedir?

Her zaman ve her yerde hep Allah’?n takdirinin (dedi?inin) olmas?d?r.

#333

Mü?rik ve münaf???n kalbi, hikmet, ilham ve feyizden yoksun çorak (verimsiz) topra?a benzer.

 O kalpte yaln?zca dikenler ve ayr?k otlar? yani fitne, fesat ve ?erler yeti?ir.

#333

Mü?rik ve münaf???n kalbi, hikmet, ilham ve feyizden yoksun çorak (verimsiz) topra?a benzer.

 O kalpte yaln?zca dikenler ve ayr?k otlar? yani fitne, fesat ve ?erler yeti?ir.

#333

Mü?rik ve münaf???n kalbi, hikmet, ilham ve feyizden yoksun çorak (verimsiz) topra?a benzer.

 O kalpte yaln?zca dikenler ve ayr?k otlar? yani fitne, fesat ve ?erler yeti?ir.

#333

Mü?rik ve münaf???n kalbi, hikmet, ilham ve feyizden yoksun çorak (verimsiz) topra?a benzer.

 O kalpte yaln?zca dikenler ve ayr?k otlar? yani fitne, fesat ve ?erler yeti?ir.

#333

Mü?rik ve münaf???n kalbi, hikmet, ilham ve feyizden yoksun çorak (verimsiz) topra?a benzer.

 O kalpte yaln?zca dikenler ve ayr?k otlar? yani fitne, fesat ve ?erler yeti?ir.

#333

Mü?rik ve münaf???n kalbi, hikmet, ilham ve feyizden yoksun çorak (verimsiz) topra?a benzer.

 O kalpte yaln?zca dikenler ve ayr?k otlar? yani fitne, fesat ve ?erler yeti?ir.

#333

Mü?rik ve münaf???n kalbi, hikmet, ilham ve feyizden yoksun çorak (verimsiz) topra?a benzer.

 O kalpte yaln?zca dikenler ve ayr?k otlar? yani fitne, fesat ve ?erler yeti?ir.

#334

Kulun bir saat kendisini k?nay?p azarlamas?, yetmi? senelik nafile ibadetten onun için daha hay?rl?d?r.

Vehb bin Münebbih

#334

Kulun bir saat kendisini k?nay?p azarlamas?, yetmi? senelik nafile ibadetten onun için daha hay?rl?d?r.

Vehb bin Münebbih

#334

Kulun bir saat kendisini k?nay?p azarlamas?, yetmi? senelik nafile ibadetten onun için daha hay?rl?d?r.

Vehb bin Münebbih

#336

Müslüman din karde?lerinin dertleriyle dertlenmeyen gönül, manen ölü demektir.

#336

Müslüman din karde?lerinin dertleriyle dertlenmeyen gönül, manen ölü demektir.

#336

Müslüman din karde?lerinin dertleriyle dertlenmeyen gönül, manen ölü demektir.

#336

Müslüman din karde?lerinin dertleriyle dertlenmeyen gönül, manen ölü demektir.

#337

As?l olan, Allah-ü Teâlâ’ya çok ibadet etmek de?il, muntazaman, güzel ve do?ru (ihlâsl?) bir ?ekilde ibadet etmektir. 

#337

As?l olan, Allah-ü Teâlâ’ya çok ibadet etmek de?il, muntazaman, güzel ve do?ru (ihlâsl?) bir ?ekilde ibadet etmektir. 

#337

As?l olan, Allah-ü Teâlâ’ya çok ibadet etmek de?il, muntazaman, güzel ve do?ru (ihlâsl?) bir ?ekilde ibadet etmektir. 

#338

Namaz, bize lütfedilen ömrün (zaman?n) oruç ise bize lütfedilen bedenin zekât?d?r.

#338

Namaz, bize lütfedilen ömrün (zaman?n) oruç ise bize lütfedilen bedenin zekât?d?r.

#338

Namaz, bize lütfedilen ömrün (zaman?n) oruç ise bize lütfedilen bedenin zekât?d?r.

#338

Namaz, bize lütfedilen ömrün (zaman?n) oruç ise bize lütfedilen bedenin zekât?d?r.

#339

Ey Müslüman! Unutma ki sevgilinin (Allah’?n) kulu için seçti?i her ?ey, her hal, kul için güzel ve sevgilidir.

#339

Ey Müslüman! Unutma ki sevgilinin (Allah’?n) kulu için seçti?i her ?ey, her hal, kul için güzel ve sevgilidir.

#339

Ey Müslüman! Unutma ki sevgilinin (Allah’?n) kulu için seçti?i her ?ey, her hal, kul için güzel ve sevgilidir.

#339

Ey Müslüman! Unutma ki sevgilinin (Allah’?n) kulu için seçti?i her ?ey, her hal, kul için güzel ve sevgilidir.

#339

Ey Müslüman! Unutma ki sevgilinin (Allah’?n) kulu için seçti?i her ?ey, her hal, kul için güzel ve sevgilidir.

#340

Trafikteki ihlaller, kul hakk?na girer. Bu hususta lütfen çok dikkatli olal?m.

#340

Trafikteki ihlaller, kul hakk?na girer. Bu hususta lütfen çok dikkatli olal?m.

#340

Trafikteki ihlaller, kul hakk?na girer. Bu hususta lütfen çok dikkatli olal?m.

#341

Sebepler, Allah’?n ilim, irade ve kudretine birer perdedir.

#341

Sebepler, Allah’?n ilim, irade ve kudretine birer perdedir.

#341

Sebepler, Allah’?n ilim, irade ve kudretine birer perdedir.

#341

Sebepler, Allah’?n ilim, irade ve kudretine birer perdedir.

#335

Büyük âlim Cafer-i Sad?k, Numan ad?ndaki talebesine sordu: “Ak?l nedir?”

Numan ?öyle cevap verdi:

“?yi ile kötüyü birbirinden ay?ran ?eydir.”

Cafer-i Sad?k, bu cevab? yetersiz buldu ve:

“Bu kadar?n? atlar da yapabilir. At, yan?na yakla?an?n; ona ot mu getirdi?ini, yoksa k?rbaç m? vuraca??n? anlar.”

Numan: “Öyleyse siz söyleyin ak?l nedir?” dedi.

Cafer-i Sad?k ?öyle buyurdu:

“Ak?l, iki önemli iyi ?ey bir arada kar??na ç?kt???nda, hangisinin daha iyi oldu?unu ay?rabilmektir.”

Hocas?ndan bu hakikatli dersi alan Numan ad?ndaki bu talebe ?mam-? Azam Ebu Hanife’dir.

#335

Büyük âlim Cafer-i Sad?k, Numan ad?ndaki talebesine sordu: “Ak?l nedir?”

Numan ?öyle cevap verdi:

“?yi ile kötüyü birbirinden ay?ran ?eydir.”

Cafer-i Sad?k, bu cevab? yetersiz buldu ve:

“Bu kadar?n? atlar da yapabilir. At, yan?na yakla?an?n; ona ot mu getirdi?ini, yoksa k?rbaç m? vuraca??n? anlar.”

Numan: “Öyleyse siz söyleyin ak?l nedir?” dedi.

Cafer-i Sad?k ?öyle buyurdu:

“Ak?l, iki önemli iyi ?ey bir arada kar??na ç?kt???nda, hangisinin daha iyi oldu?unu ay?rabilmektir.”

Hocas?ndan bu hakikatli dersi alan Numan ad?ndaki bu talebe ?mam-? Azam Ebu Hanife’dir.

#335

Büyük âlim Cafer-i Sad?k, Numan ad?ndaki talebesine sordu: “Ak?l nedir?”

Numan ?öyle cevap verdi:

“?yi ile kötüyü birbirinden ay?ran ?eydir.”

Cafer-i Sad?k, bu cevab? yetersiz buldu ve:

“Bu kadar?n? atlar da yapabilir. At, yan?na yakla?an?n; ona ot mu getirdi?ini, yoksa k?rbaç m? vuraca??n? anlar.”

Numan: “Öyleyse siz söyleyin ak?l nedir?” dedi.

Cafer-i Sad?k ?öyle buyurdu:

“Ak?l, iki önemli iyi ?ey bir arada kar??na ç?kt???nda, hangisinin daha iyi oldu?unu ay?rabilmektir.”

Hocas?ndan bu hakikatli dersi alan Numan ad?ndaki bu talebe ?mam-? Azam Ebu Hanife’dir.

#335

Büyük âlim Cafer-i Sad?k, Numan ad?ndaki talebesine sordu: “Ak?l nedir?”

Numan ?öyle cevap verdi:

“?yi ile kötüyü birbirinden ay?ran ?eydir.”

Cafer-i Sad?k, bu cevab? yetersiz buldu ve:

“Bu kadar?n? atlar da yapabilir. At, yan?na yakla?an?n; ona ot mu getirdi?ini, yoksa k?rbaç m? vuraca??n? anlar.”

Numan: “Öyleyse siz söyleyin ak?l nedir?” dedi.

Cafer-i Sad?k ?öyle buyurdu:

“Ak?l, iki önemli iyi ?ey bir arada kar??na ç?kt???nda, hangisinin daha iyi oldu?unu ay?rabilmektir.”

Hocas?ndan bu hakikatli dersi alan Numan ad?ndaki bu talebe ?mam-? Azam Ebu Hanife’dir.

#335

Büyük âlim Cafer-i Sad?k, Numan ad?ndaki talebesine sordu: “Ak?l nedir?”

Numan ?öyle cevap verdi:

“?yi ile kötüyü birbirinden ay?ran ?eydir.”

Cafer-i Sad?k, bu cevab? yetersiz buldu ve:

“Bu kadar?n? atlar da yapabilir. At, yan?na yakla?an?n; ona ot mu getirdi?ini, yoksa k?rbaç m? vuraca??n? anlar.”

Numan: “Öyleyse siz söyleyin ak?l nedir?” dedi.

Cafer-i Sad?k ?öyle buyurdu:

“Ak?l, iki önemli iyi ?ey bir arada kar??na ç?kt???nda, hangisinin daha iyi oldu?unu ay?rabilmektir.”

Hocas?ndan bu hakikatli dersi alan Numan ad?ndaki bu talebe ?mam-? Azam Ebu Hanife’dir.

#342

Allah’a emirlerine teslim olmakla yakla??labilir, yoksa hakikati ?üpheli kuru bir sevgi ile de?il.

#342

Allah’a emirlerine teslim olmakla yakla??labilir, yoksa hakikati ?üpheli kuru bir sevgi ile de?il.

#343

Zindanlar?n en dar?, ahlak? ahlak?na uymayan insanlarla bir arada bulunmakt?r.

#343

Zindanlar?n en dar?, ahlak? ahlak?na uymayan insanlarla bir arada bulunmakt?r.

#344

Yoksa sende “dilin kemi?i yoktur” deyip a?za gelen her ?eyi gümrüksüz konu?an ak?ls?z ve gafil kimselerden misin?

#344

Yoksa sende “dilin kemi?i yoktur” deyip a?za gelen her ?eyi gümrüksüz konu?an ak?ls?z ve gafil kimselerden misin?

#345

Seni Allah’?n aff?na muhtaç k?lan bir günah, senin için kullara kar?? bir övünme vesilesi olan tâattan daha iyidir.

Yahya bin Muaz

#345

Seni Allah’?n aff?na muhtaç k?lan bir günah, senin için kullara kar?? bir övünme vesilesi olan tâattan daha iyidir.

Yahya bin Muaz

#345

Seni Allah’?n aff?na muhtaç k?lan bir günah, senin için kullara kar?? bir övünme vesilesi olan tâattan daha iyidir.

Yahya bin Muaz

#345

Seni Allah’?n aff?na muhtaç k?lan bir günah, senin için kullara kar?? bir övünme vesilesi olan tâattan daha iyidir.

Yahya bin Muaz

#346

?nsan her ?eye ?ifa veren tek varl???n Allah-ü Teâlâ oldu?undan hiç ?üphe etmemelidir ancak bununla birlikte insan derdine deva olmas? için ilaç kullanmal?d?r. Çünkü ilaç bir sebeptir.Derdin devas?n? hastal???n ?ifas?n? verecek olan sadece Allah-ü Teâlâ’d?r.

#346

?nsan her ?eye ?ifa veren tek varl???n Allah-ü Teâlâ oldu?undan hiç ?üphe etmemelidir ancak bununla birlikte insan derdine deva olmas? için ilaç kullanmal?d?r. Çünkü ilaç bir sebeptir.Derdin devas?n? hastal???n ?ifas?n? verecek olan sadece Allah-ü Teâlâ’d?r.

#346

?nsan her ?eye ?ifa veren tek varl???n Allah-ü Teâlâ oldu?undan hiç ?üphe etmemelidir ancak bununla birlikte insan derdine deva olmas? için ilaç kullanmal?d?r. Çünkü ilaç bir sebeptir.Derdin devas?n? hastal???n ?ifas?n? verecek olan sadece Allah-ü Teâlâ’d?r.

#346

?nsan her ?eye ?ifa veren tek varl???n Allah-ü Teâlâ oldu?undan hiç ?üphe etmemelidir ancak bununla birlikte insan derdine deva olmas? için ilaç kullanmal?d?r. Çünkü ilaç bir sebeptir.Derdin devas?n? hastal???n ?ifas?n? verecek olan sadece Allah-ü Teâlâ’d?r.

#347

Bediüzzaman Hz.leri Mektubat adl? eserinde ?öyle der: “…dünyaya ait i?ler, k?r?lmaya mahkûm ?i?eler hükmündedir. Baki umur-u uhreviye ise, gayet sa?lam elmaslar k?ymetindedir. ?nsan?n f?trat?ndaki ?iddetli merak ve hararetli muhabbet ve deh?etli h?rs ve inatl? talep ve hakeza ?edit hissiyatlar, umur-u uhreviyeyi kazanmak için verilmi?tir. O hissiyat? ?iddetli bir surette fani umur-u dünyeviyeye tevcih etmek, fani ve k?r?lacak ?i?elere baki elmas fiyatlar?n? vermek demektir.

#347

Bediüzzaman Hz.leri Mektubat adl? eserinde ?öyle der: “…dünyaya ait i?ler, k?r?lmaya mahkûm ?i?eler hükmündedir. Baki umur-u uhreviye ise, gayet sa?lam elmaslar k?ymetindedir. ?nsan?n f?trat?ndaki ?iddetli merak ve hararetli muhabbet ve deh?etli h?rs ve inatl? talep ve hakeza ?edit hissiyatlar, umur-u uhreviyeyi kazanmak için verilmi?tir. O hissiyat? ?iddetli bir surette fani umur-u dünyeviyeye tevcih etmek, fani ve k?r?lacak ?i?elere baki elmas fiyatlar?n? vermek demektir.

#347

Bediüzzaman Hz.leri Mektubat adl? eserinde ?öyle der: “…dünyaya ait i?ler, k?r?lmaya mahkûm ?i?eler hükmündedir. Baki umur-u uhreviye ise, gayet sa?lam elmaslar k?ymetindedir. ?nsan?n f?trat?ndaki ?iddetli merak ve hararetli muhabbet ve deh?etli h?rs ve inatl? talep ve hakeza ?edit hissiyatlar, umur-u uhreviyeyi kazanmak için verilmi?tir. O hissiyat? ?iddetli bir surette fani umur-u dünyeviyeye tevcih etmek, fani ve k?r?lacak ?i?elere baki elmas fiyatlar?n? vermek demektir.

#347

Bediüzzaman Hz.leri Mektubat adl? eserinde ?öyle der: “…dünyaya ait i?ler, k?r?lmaya mahkûm ?i?eler hükmündedir. Baki umur-u uhreviye ise, gayet sa?lam elmaslar k?ymetindedir. ?nsan?n f?trat?ndaki ?iddetli merak ve hararetli muhabbet ve deh?etli h?rs ve inatl? talep ve hakeza ?edit hissiyatlar, umur-u uhreviyeyi kazanmak için verilmi?tir. O hissiyat? ?iddetli bir surette fani umur-u dünyeviyeye tevcih etmek, fani ve k?r?lacak ?i?elere baki elmas fiyatlar?n? vermek demektir.

#347

Bediüzzaman Hz.leri Mektubat adl? eserinde ?öyle der: “…dünyaya ait i?ler, k?r?lmaya mahkûm ?i?eler hükmündedir. Baki umur-u uhreviye ise, gayet sa?lam elmaslar k?ymetindedir. ?nsan?n f?trat?ndaki ?iddetli merak ve hararetli muhabbet ve deh?etli h?rs ve inatl? talep ve hakeza ?edit hissiyatlar, umur-u uhreviyeyi kazanmak için verilmi?tir. O hissiyat? ?iddetli bir surette fani umur-u dünyeviyeye tevcih etmek, fani ve k?r?lacak ?i?elere baki elmas fiyatlar?n? vermek demektir.

#348

?badetin ruhu ihlâst?r. ?hlâs ise, yap?lan ibadetin yaln?z  Allah-ü Teâlâ emretti?i için yap?lmas?d?r.

#348

?badetin ruhu ihlâst?r. ?hlâs ise, yap?lan ibadetin yaln?z  Allah-ü Teâlâ emretti?i için yap?lmas?d?r.

#348

?badetin ruhu ihlâst?r. ?hlâs ise, yap?lan ibadetin yaln?z  Allah-ü Teâlâ emretti?i için yap?lmas?d?r.

#348

?badetin ruhu ihlâst?r. ?hlâs ise, yap?lan ibadetin yaln?z  Allah-ü Teâlâ emretti?i için yap?lmas?d?r.

#349

Kanun kendi ba??na i? göremez. Mutlaka her kanunu tatbik eden bir Hâkim olacakt?r. Kanun, kendili?inden bir i? görebilseydi, mahkemelerde hâkime lüzum kalmazd?.

Tabiat kanunlar?, Cenab-? Hakk’?n kâinat?n sevk ve idaresinde hükümferma olan bir nevi ?eriat?d?r ki, buna “tekvini ?eriat” denir.

#349

Kanun kendi ba??na i? göremez. Mutlaka her kanunu tatbik eden bir Hâkim olacakt?r. Kanun, kendili?inden bir i? görebilseydi, mahkemelerde hâkime lüzum kalmazd?.

Tabiat kanunlar?, Cenab-? Hakk’?n kâinat?n sevk ve idaresinde hükümferma olan bir nevi ?eriat?d?r ki, buna “tekvini ?eriat” denir.

#349

Kanun kendi ba??na i? göremez. Mutlaka her kanunu tatbik eden bir Hâkim olacakt?r. Kanun, kendili?inden bir i? görebilseydi, mahkemelerde hâkime lüzum kalmazd?.

Tabiat kanunlar?, Cenab-? Hakk’?n kâinat?n sevk ve idaresinde hükümferma olan bir nevi ?eriat?d?r ki, buna “tekvini ?eriat” denir.

#349

Kanun kendi ba??na i? göremez. Mutlaka her kanunu tatbik eden bir Hâkim olacakt?r. Kanun, kendili?inden bir i? görebilseydi, mahkemelerde hâkime lüzum kalmazd?.

Tabiat kanunlar?, Cenab-? Hakk’?n kâinat?n sevk ve idaresinde hükümferma olan bir nevi ?eriat?d?r ki, buna “tekvini ?eriat” denir.

#349

Kanun kendi ba??na i? göremez. Mutlaka her kanunu tatbik eden bir Hâkim olacakt?r. Kanun, kendili?inden bir i? görebilseydi, mahkemelerde hâkime lüzum kalmazd?.

Tabiat kanunlar?, Cenab-? Hakk’?n kâinat?n sevk ve idaresinde hükümferma olan bir nevi ?eriat?d?r ki, buna “tekvini ?eriat” denir.

#349

Kanun kendi ba??na i? göremez. Mutlaka her kanunu tatbik eden bir Hâkim olacakt?r. Kanun, kendili?inden bir i? görebilseydi, mahkemelerde hâkime lüzum kalmazd?.

Tabiat kanunlar?, Cenab-? Hakk’?n kâinat?n sevk ve idaresinde hükümferma olan bir nevi ?eriat?d?r ki, buna “tekvini ?eriat” denir.

#349

Kanun kendi ba??na i? göremez. Mutlaka her kanunu tatbik eden bir Hâkim olacakt?r. Kanun, kendili?inden bir i? görebilseydi, mahkemelerde hâkime lüzum kalmazd?.

Tabiat kanunlar?, Cenab-? Hakk’?n kâinat?n sevk ve idaresinde hükümferma olan bir nevi ?eriat?d?r ki, buna “tekvini ?eriat” denir.

#350

Rabbimizin bizlere ihsan? olan çok k?ymettar nimetlerin makbul fiyatlar?, ba?ta bismillahirrahmanirrahim ve ahirinde elhamdülillah demektir.

#350

Rabbimizin bizlere ihsan? olan çok k?ymettar nimetlerin makbul fiyatlar?, ba?ta bismillahirrahmanirrahim ve ahirinde elhamdülillah demektir.

#350

Rabbimizin bizlere ihsan? olan çok k?ymettar nimetlerin makbul fiyatlar?, ba?ta bismillahirrahmanirrahim ve ahirinde elhamdülillah demektir.

#350

Rabbimizin bizlere ihsan? olan çok k?ymettar nimetlerin makbul fiyatlar?, ba?ta bismillahirrahmanirrahim ve ahirinde elhamdülillah demektir.

#351

Dünyaya tap?nma, dinden uzakla?ma, sefahatte bo?ulma, menfaat pe?inde ko?ma devri olan ahir zaman maalesef gelmi? çatm?? durumdad?r.

#351

Dünyaya tap?nma, dinden uzakla?ma, sefahatte bo?ulma, menfaat pe?inde ko?ma devri olan ahir zaman maalesef gelmi? çatm?? durumdad?r.

#351

Dünyaya tap?nma, dinden uzakla?ma, sefahatte bo?ulma, menfaat pe?inde ko?ma devri olan ahir zaman maalesef gelmi? çatm?? durumdad?r.

#351

Dünyaya tap?nma, dinden uzakla?ma, sefahatte bo?ulma, menfaat pe?inde ko?ma devri olan ahir zaman maalesef gelmi? çatm?? durumdad?r.

#351

Dünyaya tap?nma, dinden uzakla?ma, sefahatte bo?ulma, menfaat pe?inde ko?ma devri olan ahir zaman maalesef gelmi? çatm?? durumdad?r.

#352

Baz? avanak kimseler, kalp temizli?ini Allah’a kullu?u es geçip, sadece insanlar hakk?nda bir kötülük dü?ünmemek yahut yard?msever olmak gibi çok basit bir manada anl?yorlar.

#352

Baz? avanak kimseler, kalp temizli?ini Allah’a kullu?u es geçip, sadece insanlar hakk?nda bir kötülük dü?ünmemek yahut yard?msever olmak gibi çok basit bir manada anl?yorlar.

#352

Baz? avanak kimseler, kalp temizli?ini Allah’a kullu?u es geçip, sadece insanlar hakk?nda bir kötülük dü?ünmemek yahut yard?msever olmak gibi çok basit bir manada anl?yorlar.

#353

Yemek içmekte ölçülü olmayanlar, kendilerinin dü?man?d?rlar.

#353

Yemek içmekte ölçülü olmayanlar, kendilerinin dü?man?d?rlar.

#353

Yemek içmekte ölçülü olmayanlar, kendilerinin dü?man?d?rlar.

#353

Yemek içmekte ölçülü olmayanlar, kendilerinin dü?man?d?rlar.

#354

Bu dünya fanidir. En büyük dava, baki olan alemi kazanmakt?r. ?nsan?n itikad? sa?lam olmazsa, davay? kaybedip ebedi hüsrana u?rayanlardan olur.

#354

Bu dünya fanidir. En büyük dava, baki olan alemi kazanmakt?r. ?nsan?n itikad? sa?lam olmazsa, davay? kaybedip ebedi hüsrana u?rayanlardan olur.

#354

Bu dünya fanidir. En büyük dava, baki olan alemi kazanmakt?r. ?nsan?n itikad? sa?lam olmazsa, davay? kaybedip ebedi hüsrana u?rayanlardan olur.

#354

Bu dünya fanidir. En büyük dava, baki olan alemi kazanmakt?r. ?nsan?n itikad? sa?lam olmazsa, davay? kaybedip ebedi hüsrana u?rayanlardan olur.

#355

Kader, hikmetle ve adaletle i? görür.

#355

Kader, hikmetle ve adaletle i? görür.

#355

Kader, hikmetle ve adaletle i? görür.

#356

Kulun aleyhine olan tâatlerin en zararl?s?, kötülüklerini unutup iyiliklerini hat?r?nda tutmas?d?r. Bu sebeple o, nazlanmas?n? ve insanlar aras?nda gururlanmay? artt?r?rda ahirete iki eli bo? gider. Üstelik kendisini Salihlerden sayar.

Ebû Abdullah el-Antâki

#356

Kulun aleyhine olan tâatlerin en zararl?s?, kötülüklerini unutup iyiliklerini hat?r?nda tutmas?d?r. Bu sebeple o, nazlanmas?n? ve insanlar aras?nda gururlanmay? artt?r?rda ahirete iki eli bo? gider. Üstelik kendisini Salihlerden sayar.

Ebû Abdullah el-Antâki

#356

Kulun aleyhine olan tâatlerin en zararl?s?, kötülüklerini unutup iyiliklerini hat?r?nda tutmas?d?r. Bu sebeple o, nazlanmas?n? ve insanlar aras?nda gururlanmay? artt?r?rda ahirete iki eli bo? gider. Üstelik kendisini Salihlerden sayar.

Ebû Abdullah el-Antâki

#356

Kulun aleyhine olan tâatlerin en zararl?s?, kötülüklerini unutup iyiliklerini hat?r?nda tutmas?d?r. Bu sebeple o, nazlanmas?n? ve insanlar aras?nda gururlanmay? artt?r?rda ahirete iki eli bo? gider. Üstelik kendisini Salihlerden sayar.

Ebû Abdullah el-Antâki

#356

Kulun aleyhine olan tâatlerin en zararl?s?, kötülüklerini unutup iyiliklerini hat?r?nda tutmas?d?r. Bu sebeple o, nazlanmas?n? ve insanlar aras?nda gururlanmay? artt?r?rda ahirete iki eli bo? gider. Üstelik kendisini Salihlerden sayar.

Ebû Abdullah el-Antâki

#357

?mana gel ki, elemden ve cehennem endi?esinden emin olas?n.

#357

?mana gel ki, elemden ve cehennem endi?esinden emin olas?n.

#357

?mana gel ki, elemden ve cehennem endi?esinden emin olas?n.

#357

?mana gel ki, elemden ve cehennem endi?esinden emin olas?n.

#358

K?sa bir ömürde, az bir lezzet için: ebedi, daimi hayat?n? ve saadet-i ebediyesini berbat etmek, ehl-i akl?n kâr? de?ildir.

#358

K?sa bir ömürde, az bir lezzet için: ebedi, daimi hayat?n? ve saadet-i ebediyesini berbat etmek, ehl-i akl?n kâr? de?ildir.

#358

K?sa bir ömürde, az bir lezzet için: ebedi, daimi hayat?n? ve saadet-i ebediyesini berbat etmek, ehl-i akl?n kâr? de?ildir.

#358

K?sa bir ömürde, az bir lezzet için: ebedi, daimi hayat?n? ve saadet-i ebediyesini berbat etmek, ehl-i akl?n kâr? de?ildir.

#358

K?sa bir ömürde, az bir lezzet için: ebedi, daimi hayat?n? ve saadet-i ebediyesini berbat etmek, ehl-i akl?n kâr? de?ildir.

#359

G?ybet etmemek yetmez, g?ybet edeni de susturmak laz?m.

#359

G?ybet etmemek yetmez, g?ybet edeni de susturmak laz?m.

#359

G?ybet etmemek yetmez, g?ybet edeni de susturmak laz?m.

#360

Ahir zaman?n en büyük özelli?i, nefsin en çok ??mart?ld??? devir olmas?d?r.

#360

Ahir zaman?n en büyük özelli?i, nefsin en çok ??mart?ld??? devir olmas?d?r.

#360

Ahir zaman?n en büyük özelli?i, nefsin en çok ??mart?ld??? devir olmas?d?r.

#361

E?er sen kendince en faziletli olan amellerinden dolay? Allah’?n sana azâb etmeyece?ini san?yorsan, bil ki helâk yolundas?n.

Huzeyle el-Mer’a?i

#361

E?er sen kendince en faziletli olan amellerinden dolay? Allah’?n sana azâb etmeyece?ini san?yorsan, bil ki helâk yolundas?n.

Huzeyle el-Mer’a?i

#361

E?er sen kendince en faziletli olan amellerinden dolay? Allah’?n sana azâb etmeyece?ini san?yorsan, bil ki helâk yolundas?n.

Huzeyle el-Mer’a?i

#361

E?er sen kendince en faziletli olan amellerinden dolay? Allah’?n sana azâb etmeyece?ini san?yorsan, bil ki helâk yolundas?n.

Huzeyle el-Mer’a?i

#362

?ehevi kuvvetin orta mertebesi iffet’tir.

Gadabi kuvvetin orta mertebesi ?ecaattir.

Ak?l kuvvetinin orta mertebesi hikmettir.

#362

?ehevi kuvvetin orta mertebesi iffet’tir.

Gadabi kuvvetin orta mertebesi ?ecaattir.

Ak?l kuvvetinin orta mertebesi hikmettir.

#362

?ehevi kuvvetin orta mertebesi iffet’tir.

Gadabi kuvvetin orta mertebesi ?ecaattir.

Ak?l kuvvetinin orta mertebesi hikmettir.

#362

?ehevi kuvvetin orta mertebesi iffet’tir.

Gadabi kuvvetin orta mertebesi ?ecaattir.

Ak?l kuvvetinin orta mertebesi hikmettir.

#363

Nefis ve ?eytan cehennem yolunun rehberleridir. Dünyada onlara uyan insanlar?n ak?beti hiç istemedikleri halde cehenneme girmek olacakt?r.

#363

Nefis ve ?eytan cehennem yolunun rehberleridir. Dünyada onlara uyan insanlar?n ak?beti hiç istemedikleri halde cehenneme girmek olacakt?r.

#363

Nefis ve ?eytan cehennem yolunun rehberleridir. Dünyada onlara uyan insanlar?n ak?beti hiç istemedikleri halde cehenneme girmek olacakt?r.

#363

Nefis ve ?eytan cehennem yolunun rehberleridir. Dünyada onlara uyan insanlar?n ak?beti hiç istemedikleri halde cehenneme girmek olacakt?r.

#363

Nefis ve ?eytan cehennem yolunun rehberleridir. Dünyada onlara uyan insanlar?n ak?beti hiç istemedikleri halde cehenneme girmek olacakt?r.

#363

Nefis ve ?eytan cehennem yolunun rehberleridir. Dünyada onlara uyan insanlar?n ak?beti hiç istemedikleri halde cehenneme girmek olacakt?r.

#364

“Beden ruhun hanesidir.” buyruluyor. Bir yoksulu giydirmek, bir aç? doyurmak böyle önem kazan?rsa, ruhlar? iman ile nurland?rmak, takva ile korumak, salih amel ile terakki ettirmek, ilim ile ayd?nlatmak ve güzel ahlak ile süslemek ne kadar önemlidir? K?yas edilsin.

#364

“Beden ruhun hanesidir.” buyruluyor. Bir yoksulu giydirmek, bir aç? doyurmak böyle önem kazan?rsa, ruhlar? iman ile nurland?rmak, takva ile korumak, salih amel ile terakki ettirmek, ilim ile ayd?nlatmak ve güzel ahlak ile süslemek ne kadar önemlidir? K?yas edilsin.

#364

“Beden ruhun hanesidir.” buyruluyor. Bir yoksulu giydirmek, bir aç? doyurmak böyle önem kazan?rsa, ruhlar? iman ile nurland?rmak, takva ile korumak, salih amel ile terakki ettirmek, ilim ile ayd?nlatmak ve güzel ahlak ile süslemek ne kadar önemlidir? K?yas edilsin.

#364

“Beden ruhun hanesidir.” buyruluyor. Bir yoksulu giydirmek, bir aç? doyurmak böyle önem kazan?rsa, ruhlar? iman ile nurland?rmak, takva ile korumak, salih amel ile terakki ettirmek, ilim ile ayd?nlatmak ve güzel ahlak ile süslemek ne kadar önemlidir? K?yas edilsin.

#364

“Beden ruhun hanesidir.” buyruluyor. Bir yoksulu giydirmek, bir aç? doyurmak böyle önem kazan?rsa, ruhlar? iman ile nurland?rmak, takva ile korumak, salih amel ile terakki ettirmek, ilim ile ayd?nlatmak ve güzel ahlak ile süslemek ne kadar önemlidir? K?yas edilsin.

#364

“Beden ruhun hanesidir.” buyruluyor. Bir yoksulu giydirmek, bir aç? doyurmak böyle önem kazan?rsa, ruhlar? iman ile nurland?rmak, takva ile korumak, salih amel ile terakki ettirmek, ilim ile ayd?nlatmak ve güzel ahlak ile süslemek ne kadar önemlidir? K?yas edilsin.

#364

“Beden ruhun hanesidir.” buyruluyor. Bir yoksulu giydirmek, bir aç? doyurmak böyle önem kazan?rsa, ruhlar? iman ile nurland?rmak, takva ile korumak, salih amel ile terakki ettirmek, ilim ile ayd?nlatmak ve güzel ahlak ile süslemek ne kadar önemlidir? K?yas edilsin.

#364

“Beden ruhun hanesidir.” buyruluyor. Bir yoksulu giydirmek, bir aç? doyurmak böyle önem kazan?rsa, ruhlar? iman ile nurland?rmak, takva ile korumak, salih amel ile terakki ettirmek, ilim ile ayd?nlatmak ve güzel ahlak ile süslemek ne kadar önemlidir? K?yas edilsin.

#364

“Beden ruhun hanesidir.” buyruluyor. Bir yoksulu giydirmek, bir aç? doyurmak böyle önem kazan?rsa, ruhlar? iman ile nurland?rmak, takva ile korumak, salih amel ile terakki ettirmek, ilim ile ayd?nlatmak ve güzel ahlak ile süslemek ne kadar önemlidir? K?yas edilsin.

#365

Kim bu yüzü çizen sanatkâr ressam, geçip de aynaya soran olmaz m??

#365

Kim bu yüzü çizen sanatkâr ressam, geçip de aynaya soran olmaz m??

#366

Beden elbisem eskidi.

Bu elbise ruhuma dar geliyor art?k. Ruhum eskimi? yuvas?ndan ç?kmak için can at?yor. Emanetin mühleti bitti bitecek. Son yaprak dal?ndan dü?tü dü?ecek.

Son demlerini ya?ayan bir ihtiyar?n serzeni?leri.

#366

Beden elbisem eskidi.

Bu elbise ruhuma dar geliyor art?k. Ruhum eskimi? yuvas?ndan ç?kmak için can at?yor. Emanetin mühleti bitti bitecek. Son yaprak dal?ndan dü?tü dü?ecek.

Son demlerini ya?ayan bir ihtiyar?n serzeni?leri.

#366

Beden elbisem eskidi.

Bu elbise ruhuma dar geliyor art?k. Ruhum eskimi? yuvas?ndan ç?kmak için can at?yor. Emanetin mühleti bitti bitecek. Son yaprak dal?ndan dü?tü dü?ecek.

Son demlerini ya?ayan bir ihtiyar?n serzeni?leri.

#366

Beden elbisem eskidi.

Bu elbise ruhuma dar geliyor art?k. Ruhum eskimi? yuvas?ndan ç?kmak için can at?yor. Emanetin mühleti bitti bitecek. Son yaprak dal?ndan dü?tü dü?ecek.

Son demlerini ya?ayan bir ihtiyar?n serzeni?leri.

#366

Beden elbisem eskidi.

Bu elbise ruhuma dar geliyor art?k. Ruhum eskimi? yuvas?ndan ç?kmak için can at?yor. Emanetin mühleti bitti bitecek. Son yaprak dal?ndan dü?tü dü?ecek.

Son demlerini ya?ayan bir ihtiyar?n serzeni?leri.

#367

Bir santimetreyi yüz milyon parçaya bölüp birisini al?rsan?z, atomun çap?n? elde edersiniz. Atom çekirde?inin çap? ise çok daha küçüktür. Atom çap?n?n yüz binde biri kadar.

??te size Allah-ü Teâlâ’n?n sonsuz güç, kudret ve azametine gösterilebilecek e?siz bir örnek daha.

#367

Bir santimetreyi yüz milyon parçaya bölüp birisini al?rsan?z, atomun çap?n? elde edersiniz. Atom çekirde?inin çap? ise çok daha küçüktür. Atom çap?n?n yüz binde biri kadar.

??te size Allah-ü Teâlâ’n?n sonsuz güç, kudret ve azametine gösterilebilecek e?siz bir örnek daha.

#367

Bir santimetreyi yüz milyon parçaya bölüp birisini al?rsan?z, atomun çap?n? elde edersiniz. Atom çekirde?inin çap? ise çok daha küçüktür. Atom çap?n?n yüz binde biri kadar.

??te size Allah-ü Teâlâ’n?n sonsuz güç, kudret ve azametine gösterilebilecek e?siz bir örnek daha.

#367

Bir santimetreyi yüz milyon parçaya bölüp birisini al?rsan?z, atomun çap?n? elde edersiniz. Atom çekirde?inin çap? ise çok daha küçüktür. Atom çap?n?n yüz binde biri kadar.

??te size Allah-ü Teâlâ’n?n sonsuz güç, kudret ve azametine gösterilebilecek e?siz bir örnek daha.

#367

Bir santimetreyi yüz milyon parçaya bölüp birisini al?rsan?z, atomun çap?n? elde edersiniz. Atom çekirde?inin çap? ise çok daha küçüktür. Atom çap?n?n yüz binde biri kadar.

??te size Allah-ü Teâlâ’n?n sonsuz güç, kudret ve azametine gösterilebilecek e?siz bir örnek daha.

#368

Kadere inan?yorum demek, Allah’?n her ?eyi bildi?ine ve olup biten her ?eyi takdir etti?ine inan?yorum demektir.

#368

Kadere inan?yorum demek, Allah’?n her ?eyi bildi?ine ve olup biten her ?eyi takdir etti?ine inan?yorum demektir.

#369

Tahir bin Hüseyin, Mervezi’ye, “Irak’a geleli ne kadar oldu?” diye sorar. “Geleli yirmi y?l oldu. Otuz y?ld?r senenin tamam?n? oruçla geçiriyorum” kar??l???n? verdi. Bunun üzerine Tahir bin Hüseyin, “Bir sordum, iki cevap verdin” dedi. “Ak?ll? ve muttaki bir insan takvas?yla övünmez.”

#369

Tahir bin Hüseyin, Mervezi’ye, “Irak’a geleli ne kadar oldu?” diye sorar. “Geleli yirmi y?l oldu. Otuz y?ld?r senenin tamam?n? oruçla geçiriyorum” kar??l???n? verdi. Bunun üzerine Tahir bin Hüseyin, “Bir sordum, iki cevap verdin” dedi. “Ak?ll? ve muttaki bir insan takvas?yla övünmez.”

#369

Tahir bin Hüseyin, Mervezi’ye, “Irak’a geleli ne kadar oldu?” diye sorar. “Geleli yirmi y?l oldu. Otuz y?ld?r senenin tamam?n? oruçla geçiriyorum” kar??l???n? verdi. Bunun üzerine Tahir bin Hüseyin, “Bir sordum, iki cevap verdin” dedi. “Ak?ll? ve muttaki bir insan takvas?yla övünmez.”

#369

Tahir bin Hüseyin, Mervezi’ye, “Irak’a geleli ne kadar oldu?” diye sorar. “Geleli yirmi y?l oldu. Otuz y?ld?r senenin tamam?n? oruçla geçiriyorum” kar??l???n? verdi. Bunun üzerine Tahir bin Hüseyin, “Bir sordum, iki cevap verdin” dedi. “Ak?ll? ve muttaki bir insan takvas?yla övünmez.”

#370

Sahabeler de bizim gibi insand?lar diyorlar; fakat biz, onlar gibi insanlar de?iliz.

#370

Sahabeler de bizim gibi insand?lar diyorlar; fakat biz, onlar gibi insanlar de?iliz.

#370

Sahabeler de bizim gibi insand?lar diyorlar; fakat biz, onlar gibi insanlar de?iliz.

#371

En büyük y?k?m, ki?inin iman?na verilen zararlarda kendini gösterir.

Dün, do?rudan ateizm, materyalizm ve tabiat perestlik propagandalar? yap?l?rken bugün sefahat ve ahlaks?zl??a öncelik verilmi? gibi görülüyor.

#371

En büyük y?k?m, ki?inin iman?na verilen zararlarda kendini gösterir.

Dün, do?rudan ateizm, materyalizm ve tabiat perestlik propagandalar? yap?l?rken bugün sefahat ve ahlaks?zl??a öncelik verilmi? gibi görülüyor.

#371

En büyük y?k?m, ki?inin iman?na verilen zararlarda kendini gösterir.

Dün, do?rudan ateizm, materyalizm ve tabiat perestlik propagandalar? yap?l?rken bugün sefahat ve ahlaks?zl??a öncelik verilmi? gibi görülüyor.

#371

En büyük y?k?m, ki?inin iman?na verilen zararlarda kendini gösterir.

Dün, do?rudan ateizm, materyalizm ve tabiat perestlik propagandalar? yap?l?rken bugün sefahat ve ahlaks?zl??a öncelik verilmi? gibi görülüyor.

#371

En büyük y?k?m, ki?inin iman?na verilen zararlarda kendini gösterir.

Dün, do?rudan ateizm, materyalizm ve tabiat perestlik propagandalar? yap?l?rken bugün sefahat ve ahlaks?zl??a öncelik verilmi? gibi görülüyor.

#371

En büyük y?k?m, ki?inin iman?na verilen zararlarda kendini gösterir.

Dün, do?rudan ateizm, materyalizm ve tabiat perestlik propagandalar? yap?l?rken bugün sefahat ve ahlaks?zl??a öncelik verilmi? gibi görülüyor.

#371

En büyük y?k?m, ki?inin iman?na verilen zararlarda kendini gösterir.

Dün, do?rudan ateizm, materyalizm ve tabiat perestlik propagandalar? yap?l?rken bugün sefahat ve ahlaks?zl??a öncelik verilmi? gibi görülüyor.

#371

En büyük y?k?m, ki?inin iman?na verilen zararlarda kendini gösterir.

Dün, do?rudan ateizm, materyalizm ve tabiat perestlik propagandalar? yap?l?rken bugün sefahat ve ahlaks?zl??a öncelik verilmi? gibi görülüyor.

#372

En çok hây?r umdu?um bir ?ey varsa o da, sâlih amellerimi az görmemdir.

Rabia-i Adevviye

#372

En çok hây?r umdu?um bir ?ey varsa o da, sâlih amellerimi az görmemdir.

Rabia-i Adevviye

#372

En çok hây?r umdu?um bir ?ey varsa o da, sâlih amellerimi az görmemdir.

Rabia-i Adevviye

#373

Allah, Kur’an-? Kerim’de; mü’minlerin canlar? ve mallar? kar??l???nda cenneti onlara vermek suretiyle sat?n ald???n? ifade etmektedir.

#373

Allah, Kur’an-? Kerim’de; mü’minlerin canlar? ve mallar? kar??l???nda cenneti onlara vermek suretiyle sat?n ald???n? ifade etmektedir.

#373

Allah, Kur’an-? Kerim’de; mü’minlerin canlar? ve mallar? kar??l???nda cenneti onlara vermek suretiyle sat?n ald???n? ifade etmektedir.

#373

Allah, Kur’an-? Kerim’de; mü’minlerin canlar? ve mallar? kar??l???nda cenneti onlara vermek suretiyle sat?n ald???n? ifade etmektedir.

#373

Allah, Kur’an-? Kerim’de; mü’minlerin canlar? ve mallar? kar??l???nda cenneti onlara vermek suretiyle sat?n ald???n? ifade etmektedir.

#374

Ki?iyi bilgisi sebebiyle ?srarc?, münaka?ac? ve kendini be?enmi? olarak gördü?ün zaman, bil ki o, hüsranda kemâle ermi?tir.

Bi?rü’l Hafi

#374

Ki?iyi bilgisi sebebiyle ?srarc?, münaka?ac? ve kendini be?enmi? olarak gördü?ün zaman, bil ki o, hüsranda kemâle ermi?tir.

Bi?rü’l Hafi

#374

Ki?iyi bilgisi sebebiyle ?srarc?, münaka?ac? ve kendini be?enmi? olarak gördü?ün zaman, bil ki o, hüsranda kemâle ermi?tir.

Bi?rü’l Hafi

#374

Ki?iyi bilgisi sebebiyle ?srarc?, münaka?ac? ve kendini be?enmi? olarak gördü?ün zaman, bil ki o, hüsranda kemâle ermi?tir.

Bi?rü’l Hafi

#374

Ki?iyi bilgisi sebebiyle ?srarc?, münaka?ac? ve kendini be?enmi? olarak gördü?ün zaman, bil ki o, hüsranda kemâle ermi?tir.

Bi?rü’l Hafi

#374

Ki?iyi bilgisi sebebiyle ?srarc?, münaka?ac? ve kendini be?enmi? olarak gördü?ün zaman, bil ki o, hüsranda kemâle ermi?tir.

Bi?rü’l Hafi

#375

Her zerresi mucize olan bu kâinat? bir ömür boyu gaflet içinde geziyor, seyrediyor ve hiç tefekkür etmeden öbür âleme göçüp gidiyoruz malesef. 

#375

Her zerresi mucize olan bu kâinat? bir ömür boyu gaflet içinde geziyor, seyrediyor ve hiç tefekkür etmeden öbür âleme göçüp gidiyoruz malesef. 

#375

Her zerresi mucize olan bu kâinat? bir ömür boyu gaflet içinde geziyor, seyrediyor ve hiç tefekkür etmeden öbür âleme göçüp gidiyoruz malesef. 

#375

Her zerresi mucize olan bu kâinat? bir ömür boyu gaflet içinde geziyor, seyrediyor ve hiç tefekkür etmeden öbür âleme göçüp gidiyoruz malesef. 

#375

Her zerresi mucize olan bu kâinat? bir ömür boyu gaflet içinde geziyor, seyrediyor ve hiç tefekkür etmeden öbür âleme göçüp gidiyoruz malesef. 

#376

Niceleri oturmak için evler in?a ederler. Fakat evlerine oturamadan mezarlar?na yerle?irler.

#376

Niceleri oturmak için evler in?a ederler. Fakat evlerine oturamadan mezarlar?na yerle?irler.

#376

Niceleri oturmak için evler in?a ederler. Fakat evlerine oturamadan mezarlar?na yerle?irler.

#377

Kapitalizmin gitmedi?i yerde sevgi vard?r. Kapitalizmin oldu?u yerde sevgi yok olur; riya, sahtekârl?k ba?lar.

#377

Kapitalizmin gitmedi?i yerde sevgi vard?r. Kapitalizmin oldu?u yerde sevgi yok olur; riya, sahtekârl?k ba?lar.

#377

Kapitalizmin gitmedi?i yerde sevgi vard?r. Kapitalizmin oldu?u yerde sevgi yok olur; riya, sahtekârl?k ba?lar.

#378

Evlilik, her iki taraf içinde kötü huy ve zararl? al??kanl?klar? giderme kurumudur.

#378

Evlilik, her iki taraf içinde kötü huy ve zararl? al??kanl?klar? giderme kurumudur.

#378

Evlilik, her iki taraf içinde kötü huy ve zararl? al??kanl?klar? giderme kurumudur.

#378

Evlilik, her iki taraf içinde kötü huy ve zararl? al??kanl?klar? giderme kurumudur.

#379

?lk lanet ?rkç?l??ad?r. ?lk fa?ist ?eytand?r. ?nsana kar?? üstünlük taslad??? için Allah taraf?ndan lanetlenmi?tir.

Ne yaz?k ki, bu dünya fa?izmin kuca??nda debelenmektedir hala. Özellikle mikro milliyetçilik halklar?n en büyük ba? belas?d?r. Oysa “fikri kavmiyeti tel’in ediyor peygamber.”

#379

?lk lanet ?rkç?l??ad?r. ?lk fa?ist ?eytand?r. ?nsana kar?? üstünlük taslad??? için Allah taraf?ndan lanetlenmi?tir.

Ne yaz?k ki, bu dünya fa?izmin kuca??nda debelenmektedir hala. Özellikle mikro milliyetçilik halklar?n en büyük ba? belas?d?r. Oysa “fikri kavmiyeti tel’in ediyor peygamber.”

#379

?lk lanet ?rkç?l??ad?r. ?lk fa?ist ?eytand?r. ?nsana kar?? üstünlük taslad??? için Allah taraf?ndan lanetlenmi?tir.

Ne yaz?k ki, bu dünya fa?izmin kuca??nda debelenmektedir hala. Özellikle mikro milliyetçilik halklar?n en büyük ba? belas?d?r. Oysa “fikri kavmiyeti tel’in ediyor peygamber.”

#379

?lk lanet ?rkç?l??ad?r. ?lk fa?ist ?eytand?r. ?nsana kar?? üstünlük taslad??? için Allah taraf?ndan lanetlenmi?tir.

Ne yaz?k ki, bu dünya fa?izmin kuca??nda debelenmektedir hala. Özellikle mikro milliyetçilik halklar?n en büyük ba? belas?d?r. Oysa “fikri kavmiyeti tel’in ediyor peygamber.”

#379

?lk lanet ?rkç?l??ad?r. ?lk fa?ist ?eytand?r. ?nsana kar?? üstünlük taslad??? için Allah taraf?ndan lanetlenmi?tir.

Ne yaz?k ki, bu dünya fa?izmin kuca??nda debelenmektedir hala. Özellikle mikro milliyetçilik halklar?n en büyük ba? belas?d?r. Oysa “fikri kavmiyeti tel’in ediyor peygamber.”

#379

?lk lanet ?rkç?l??ad?r. ?lk fa?ist ?eytand?r. ?nsana kar?? üstünlük taslad??? için Allah taraf?ndan lanetlenmi?tir.

Ne yaz?k ki, bu dünya fa?izmin kuca??nda debelenmektedir hala. Özellikle mikro milliyetçilik halklar?n en büyük ba? belas?d?r. Oysa “fikri kavmiyeti tel’in ediyor peygamber.”

#379

?lk lanet ?rkç?l??ad?r. ?lk fa?ist ?eytand?r. ?nsana kar?? üstünlük taslad??? için Allah taraf?ndan lanetlenmi?tir.

Ne yaz?k ki, bu dünya fa?izmin kuca??nda debelenmektedir hala. Özellikle mikro milliyetçilik halklar?n en büyük ba? belas?d?r. Oysa “fikri kavmiyeti tel’in ediyor peygamber.”

#379

?lk lanet ?rkç?l??ad?r. ?lk fa?ist ?eytand?r. ?nsana kar?? üstünlük taslad??? için Allah taraf?ndan lanetlenmi?tir.

Ne yaz?k ki, bu dünya fa?izmin kuca??nda debelenmektedir hala. Özellikle mikro milliyetçilik halklar?n en büyük ba? belas?d?r. Oysa “fikri kavmiyeti tel’in ediyor peygamber.”

#379

?lk lanet ?rkç?l??ad?r. ?lk fa?ist ?eytand?r. ?nsana kar?? üstünlük taslad??? için Allah taraf?ndan lanetlenmi?tir.

Ne yaz?k ki, bu dünya fa?izmin kuca??nda debelenmektedir hala. Özellikle mikro milliyetçilik halklar?n en büyük ba? belas?d?r. Oysa “fikri kavmiyeti tel’in ediyor peygamber.”

#380

Tarih gösteriyor ki, mahkeme salonlar? sava? alanlar?ndan sonra en korkunç zulüm sahneleridir. Sava? alanlar?nda nas?l ki birçok masum kanlar dökülüyorsa, mahkeme salonlar?nda da, nice masum insan idama mahkum ediliyor, öldürülüyor, zindanlarda çürütülüyorlar.

#380

Tarih gösteriyor ki, mahkeme salonlar? sava? alanlar?ndan sonra en korkunç zulüm sahneleridir. Sava? alanlar?nda nas?l ki birçok masum kanlar dökülüyorsa, mahkeme salonlar?nda da, nice masum insan idama mahkum ediliyor, öldürülüyor, zindanlarda çürütülüyorlar.

#380

Tarih gösteriyor ki, mahkeme salonlar? sava? alanlar?ndan sonra en korkunç zulüm sahneleridir. Sava? alanlar?nda nas?l ki birçok masum kanlar dökülüyorsa, mahkeme salonlar?nda da, nice masum insan idama mahkum ediliyor, öldürülüyor, zindanlarda çürütülüyorlar.

#380

Tarih gösteriyor ki, mahkeme salonlar? sava? alanlar?ndan sonra en korkunç zulüm sahneleridir. Sava? alanlar?nda nas?l ki birçok masum kanlar dökülüyorsa, mahkeme salonlar?nda da, nice masum insan idama mahkum ediliyor, öldürülüyor, zindanlarda çürütülüyorlar.

#380

Tarih gösteriyor ki, mahkeme salonlar? sava? alanlar?ndan sonra en korkunç zulüm sahneleridir. Sava? alanlar?nda nas?l ki birçok masum kanlar dökülüyorsa, mahkeme salonlar?nda da, nice masum insan idama mahkum ediliyor, öldürülüyor, zindanlarda çürütülüyorlar.

#380

Tarih gösteriyor ki, mahkeme salonlar? sava? alanlar?ndan sonra en korkunç zulüm sahneleridir. Sava? alanlar?nda nas?l ki birçok masum kanlar dökülüyorsa, mahkeme salonlar?nda da, nice masum insan idama mahkum ediliyor, öldürülüyor, zindanlarda çürütülüyorlar.

#381

Dünyaya tamah eden kimseleri nas?l tan?yabiliriz?

Böyle kimselerin yediklerinde ve kazançlar?nda asla haram, helal endi?eleri yoktur.

#381

Dünyaya tamah eden kimseleri nas?l tan?yabiliriz?

Böyle kimselerin yediklerinde ve kazançlar?nda asla haram, helal endi?eleri yoktur.

#381

Dünyaya tamah eden kimseleri nas?l tan?yabiliriz?

Böyle kimselerin yediklerinde ve kazançlar?nda asla haram, helal endi?eleri yoktur.

#381

Dünyaya tamah eden kimseleri nas?l tan?yabiliriz?

Böyle kimselerin yediklerinde ve kazançlar?nda asla haram, helal endi?eleri yoktur.

#381

Dünyaya tamah eden kimseleri nas?l tan?yabiliriz?

Böyle kimselerin yediklerinde ve kazançlar?nda asla haram, helal endi?eleri yoktur.

#381

Dünyaya tamah eden kimseleri nas?l tan?yabiliriz?

Böyle kimselerin yediklerinde ve kazançlar?nda asla haram, helal endi?eleri yoktur.

#382

Uzlete çekilen kimse, e?er Hak Teâlâ’y? Peygamber s.a.v.’i ve ashâb?n? kendisine dost ve yolda? edinmi? de?ilse, uzleti tamamen bo?a gider.

Mâlik bin Dinar

#382

Uzlete çekilen kimse, e?er Hak Teâlâ’y? Peygamber s.a.v.’i ve ashâb?n? kendisine dost ve yolda? edinmi? de?ilse, uzleti tamamen bo?a gider.

Mâlik bin Dinar

#382

Uzlete çekilen kimse, e?er Hak Teâlâ’y? Peygamber s.a.v.’i ve ashâb?n? kendisine dost ve yolda? edinmi? de?ilse, uzleti tamamen bo?a gider.

Mâlik bin Dinar

#382

Uzlete çekilen kimse, e?er Hak Teâlâ’y? Peygamber s.a.v.’i ve ashâb?n? kendisine dost ve yolda? edinmi? de?ilse, uzleti tamamen bo?a gider.

Mâlik bin Dinar

#382

Uzlete çekilen kimse, e?er Hak Teâlâ’y? Peygamber s.a.v.’i ve ashâb?n? kendisine dost ve yolda? edinmi? de?ilse, uzleti tamamen bo?a gider.

Mâlik bin Dinar

#382

Uzlete çekilen kimse, e?er Hak Teâlâ’y? Peygamber s.a.v.’i ve ashâb?n? kendisine dost ve yolda? edinmi? de?ilse, uzleti tamamen bo?a gider.

Mâlik bin Dinar

#382

Uzlete çekilen kimse, e?er Hak Teâlâ’y? Peygamber s.a.v.’i ve ashâb?n? kendisine dost ve yolda? edinmi? de?ilse, uzleti tamamen bo?a gider.

Mâlik bin Dinar

#383

Malik bin Dinar, yan?na bir kelp gelip oturdu?u zaman ona ili?mezdi. O derdi ki: “Bu köpek, kötü arkada?tan daha iyidir. Ki?inin iyi kimseler yan?nda bulunup da do?ru yola gitmemesi, ?er olarak kendine yeter.”

#383

Malik bin Dinar, yan?na bir kelp gelip oturdu?u zaman ona ili?mezdi. O derdi ki: “Bu köpek, kötü arkada?tan daha iyidir. Ki?inin iyi kimseler yan?nda bulunup da do?ru yola gitmemesi, ?er olarak kendine yeter.”

#383

Malik bin Dinar, yan?na bir kelp gelip oturdu?u zaman ona ili?mezdi. O derdi ki: “Bu köpek, kötü arkada?tan daha iyidir. Ki?inin iyi kimseler yan?nda bulunup da do?ru yola gitmemesi, ?er olarak kendine yeter.”

#383

Malik bin Dinar, yan?na bir kelp gelip oturdu?u zaman ona ili?mezdi. O derdi ki: “Bu köpek, kötü arkada?tan daha iyidir. Ki?inin iyi kimseler yan?nda bulunup da do?ru yola gitmemesi, ?er olarak kendine yeter.”

#383

Malik bin Dinar, yan?na bir kelp gelip oturdu?u zaman ona ili?mezdi. O derdi ki: “Bu köpek, kötü arkada?tan daha iyidir. Ki?inin iyi kimseler yan?nda bulunup da do?ru yola gitmemesi, ?er olarak kendine yeter.”

#383

Malik bin Dinar, yan?na bir kelp gelip oturdu?u zaman ona ili?mezdi. O derdi ki: “Bu köpek, kötü arkada?tan daha iyidir. Ki?inin iyi kimseler yan?nda bulunup da do?ru yola gitmemesi, ?er olarak kendine yeter.”

#384

Bir gün, Hazreti Ömer (r.a), ehil olmayan birinin etraf?na bir tak?m insanlar?n topland???n? görmü?, onu kamç?lam?? ve “Bu hal, kendisine uyulan kimse için bir fitne, tabi olanlar için de bir zillettir!” buyurmu?tur.

#384

Bir gün, Hazreti Ömer (r.a), ehil olmayan birinin etraf?na bir tak?m insanlar?n topland???n? görmü?, onu kamç?lam?? ve “Bu hal, kendisine uyulan kimse için bir fitne, tabi olanlar için de bir zillettir!” buyurmu?tur.

#384

Bir gün, Hazreti Ömer (r.a), ehil olmayan birinin etraf?na bir tak?m insanlar?n topland???n? görmü?, onu kamç?lam?? ve “Bu hal, kendisine uyulan kimse için bir fitne, tabi olanlar için de bir zillettir!” buyurmu?tur.

#384

Bir gün, Hazreti Ömer (r.a), ehil olmayan birinin etraf?na bir tak?m insanlar?n topland???n? görmü?, onu kamç?lam?? ve “Bu hal, kendisine uyulan kimse için bir fitne, tabi olanlar için de bir zillettir!” buyurmu?tur.

#385

Allah-ü Teâlâ, ak?ldan sonra, nefsi yaratm?? ve ona, cehalet, ?ehvet, tamahkârl?k, yalan, harislik, gadap, zulüm, fesatl?k ve ?irk gibi a?a?? duygular vermi?tir.

#385

Allah-ü Teâlâ, ak?ldan sonra, nefsi yaratm?? ve ona, cehalet, ?ehvet, tamahkârl?k, yalan, harislik, gadap, zulüm, fesatl?k ve ?irk gibi a?a?? duygular vermi?tir.

#385

Allah-ü Teâlâ, ak?ldan sonra, nefsi yaratm?? ve ona, cehalet, ?ehvet, tamahkârl?k, yalan, harislik, gadap, zulüm, fesatl?k ve ?irk gibi a?a?? duygular vermi?tir.

#385

Allah-ü Teâlâ, ak?ldan sonra, nefsi yaratm?? ve ona, cehalet, ?ehvet, tamahkârl?k, yalan, harislik, gadap, zulüm, fesatl?k ve ?irk gibi a?a?? duygular vermi?tir.

#385

Allah-ü Teâlâ, ak?ldan sonra, nefsi yaratm?? ve ona, cehalet, ?ehvet, tamahkârl?k, yalan, harislik, gadap, zulüm, fesatl?k ve ?irk gibi a?a?? duygular vermi?tir.

#385

Allah-ü Teâlâ, ak?ldan sonra, nefsi yaratm?? ve ona, cehalet, ?ehvet, tamahkârl?k, yalan, harislik, gadap, zulüm, fesatl?k ve ?irk gibi a?a?? duygular vermi?tir.

#385

Allah-ü Teâlâ, ak?ldan sonra, nefsi yaratm?? ve ona, cehalet, ?ehvet, tamahkârl?k, yalan, harislik, gadap, zulüm, fesatl?k ve ?irk gibi a?a?? duygular vermi?tir.

#385

Allah-ü Teâlâ, ak?ldan sonra, nefsi yaratm?? ve ona, cehalet, ?ehvet, tamahkârl?k, yalan, harislik, gadap, zulüm, fesatl?k ve ?irk gibi a?a?? duygular vermi?tir.

#385

Allah-ü Teâlâ, ak?ldan sonra, nefsi yaratm?? ve ona, cehalet, ?ehvet, tamahkârl?k, yalan, harislik, gadap, zulüm, fesatl?k ve ?irk gibi a?a?? duygular vermi?tir.

#385

Allah-ü Teâlâ, ak?ldan sonra, nefsi yaratm?? ve ona, cehalet, ?ehvet, tamahkârl?k, yalan, harislik, gadap, zulüm, fesatl?k ve ?irk gibi a?a?? duygular vermi?tir.

#385

Allah-ü Teâlâ, ak?ldan sonra, nefsi yaratm?? ve ona, cehalet, ?ehvet, tamahkârl?k, yalan, harislik, gadap, zulüm, fesatl?k ve ?irk gibi a?a?? duygular vermi?tir.

#386

Kulun kalbini ?slah etmesi için, salihlerle beraber olmas? ve onlar?n i?lerini nazar? dikkate almas? kadar faydal? bir ?ey yoktur. Yine kulun fas?klarla beraber olup onlar?n i?lerine dikkat ve nazar etmesi kadar zararl? bir ?ey yoktur. 

#386

Kulun kalbini ?slah etmesi için, salihlerle beraber olmas? ve onlar?n i?lerini nazar? dikkate almas? kadar faydal? bir ?ey yoktur. Yine kulun fas?klarla beraber olup onlar?n i?lerine dikkat ve nazar etmesi kadar zararl? bir ?ey yoktur. 

#386

Kulun kalbini ?slah etmesi için, salihlerle beraber olmas? ve onlar?n i?lerini nazar? dikkate almas? kadar faydal? bir ?ey yoktur. Yine kulun fas?klarla beraber olup onlar?n i?lerine dikkat ve nazar etmesi kadar zararl? bir ?ey yoktur. 

#386

Kulun kalbini ?slah etmesi için, salihlerle beraber olmas? ve onlar?n i?lerini nazar? dikkate almas? kadar faydal? bir ?ey yoktur. Yine kulun fas?klarla beraber olup onlar?n i?lerine dikkat ve nazar etmesi kadar zararl? bir ?ey yoktur. 

#386

Kulun kalbini ?slah etmesi için, salihlerle beraber olmas? ve onlar?n i?lerini nazar? dikkate almas? kadar faydal? bir ?ey yoktur. Yine kulun fas?klarla beraber olup onlar?n i?lerine dikkat ve nazar etmesi kadar zararl? bir ?ey yoktur. 

#387

Yand?k, yak?ld?k, ama hüzünden yana asla yak?nmad?k. Ne de olsa biz mahzun bir Peygamberin ümmeti de?il miyiz? Hüzün taze tutar a?k yaras?n?. Yaramdan da ho?um yârimden de…

#387

Yand?k, yak?ld?k, ama hüzünden yana asla yak?nmad?k. Ne de olsa biz mahzun bir Peygamberin ümmeti de?il miyiz? Hüzün taze tutar a?k yaras?n?. Yaramdan da ho?um yârimden de…

#387

Yand?k, yak?ld?k, ama hüzünden yana asla yak?nmad?k. Ne de olsa biz mahzun bir Peygamberin ümmeti de?il miyiz? Hüzün taze tutar a?k yaras?n?. Yaramdan da ho?um yârimden de…

#387

Yand?k, yak?ld?k, ama hüzünden yana asla yak?nmad?k. Ne de olsa biz mahzun bir Peygamberin ümmeti de?il miyiz? Hüzün taze tutar a?k yaras?n?. Yaramdan da ho?um yârimden de…

#388

Hz. Muhammed’e (s.a.v) tam ve kusursuz tabi olabilmek için, O’nu tam ve kusursuz sevmek gerekir. Tam ve olgun sevginin alameti de, onun dü?manlar?n? dü?man bilmektir. Onu be?enmeyenleri sevmemektir. Sevgiye müdahene, gev?eklik s??maz.

#388

Hz. Muhammed’e (s.a.v) tam ve kusursuz tabi olabilmek için, O’nu tam ve kusursuz sevmek gerekir. Tam ve olgun sevginin alameti de, onun dü?manlar?n? dü?man bilmektir. Onu be?enmeyenleri sevmemektir. Sevgiye müdahene, gev?eklik s??maz.

#388

Hz. Muhammed’e (s.a.v) tam ve kusursuz tabi olabilmek için, O’nu tam ve kusursuz sevmek gerekir. Tam ve olgun sevginin alameti de, onun dü?manlar?n? dü?man bilmektir. Onu be?enmeyenleri sevmemektir. Sevgiye müdahene, gev?eklik s??maz.

#388

Hz. Muhammed’e (s.a.v) tam ve kusursuz tabi olabilmek için, O’nu tam ve kusursuz sevmek gerekir. Tam ve olgun sevginin alameti de, onun dü?manlar?n? dü?man bilmektir. Onu be?enmeyenleri sevmemektir. Sevgiye müdahene, gev?eklik s??maz.

#388

Hz. Muhammed’e (s.a.v) tam ve kusursuz tabi olabilmek için, O’nu tam ve kusursuz sevmek gerekir. Tam ve olgun sevginin alameti de, onun dü?manlar?n? dü?man bilmektir. Onu be?enmeyenleri sevmemektir. Sevgiye müdahene, gev?eklik s??maz.

#389

Hayrabolu’da ya?ayan büyük velilerden Ahmet Sarban Hz.lerinin sevdiklerinden biri hastaland? bir gün. Bu zat ziyaretine gitti bu ki?inin.

-Geçmi? olsun karde?im. Allah ?ifa versin!

-Te?ekkür ederim hocam.

Sonra sohbete ba?lad?lar. Bir ara buyurdu ki:

-Bu hastal?k bir ?ey de?il. As?l hastal?k kalpte oland?r.

-Kalpte olan m??

-Evet. Kalbin hastal??? yan?nda bunlar hastal?k bile say?lmaz.

-Kalpteki hastal?k nedir ki hocam?

-Küfür’dür.

-Allah’? inkâr m? yani?

-Evet, bunun tedavisi cehennemde sonsuza dek yanmakt?r.

“Pi?man olacaklar!”

-Hocam, imans?zlar cehenneme girince çok pi?man olacaklar, de?il mi?

-Hem de nas?l. Hele hayvanlar?n toprak oldu?unu görünce,

-“Aaah! Ke?ke bizde toprak olsayd?k” diye çok hay?flanacaklar. Ama…

-Ama faydas? yok de?il mi hocam?

-Evet. Onlar, küfürlerinin cezas? olarak sonsuza dek cehennemde  yanacaklar. Hâlbuki Müslüman’?n hastal???nda ?ifa vard?r.

-Anlayamad?m hocam!

-Hastal??a ?ifa vard?r, diyorum.

-Nas?l yani?

-?öyle ki, Müslüman’?n hastal???, günahlar?n? temizler. Akl?n? ba??na getirir. Sonra ölümü hat?rlat?r ona.

-Ayr?ca günahlar?na tövbe etmesine vesile olur.

-De?il mi? Yak?nlar?yla helalle?ir. Bütün bunlar, kalbin uyanmas?n? sa?lar. Bu da ?ifad?r i?te.

-Çok do?ru hocam. ?imdi iyi anlad?m.

#389

Hayrabolu’da ya?ayan büyük velilerden Ahmet Sarban Hz.lerinin sevdiklerinden biri hastaland? bir gün. Bu zat ziyaretine gitti bu ki?inin.

-Geçmi? olsun karde?im. Allah ?ifa versin!

-Te?ekkür ederim hocam.

Sonra sohbete ba?lad?lar. Bir ara buyurdu ki:

-Bu hastal?k bir ?ey de?il. As?l hastal?k kalpte oland?r.

-Kalpte olan m??

-Evet. Kalbin hastal??? yan?nda bunlar hastal?k bile say?lmaz.

-Kalpteki hastal?k nedir ki hocam?

-Küfür’dür.

-Allah’? inkâr m? yani?

-Evet, bunun tedavisi cehennemde sonsuza dek yanmakt?r.

“Pi?man olacaklar!”

-Hocam, imans?zlar cehenneme girince çok pi?man olacaklar, de?il mi?

-Hem de nas?l. Hele hayvanlar?n toprak oldu?unu görünce,

-“Aaah! Ke?ke bizde toprak olsayd?k” diye çok hay?flanacaklar. Ama…

-Ama faydas? yok de?il mi hocam?

-Evet. Onlar, küfürlerinin cezas? olarak sonsuza dek cehennemde  yanacaklar. Hâlbuki Müslüman’?n hastal???nda ?ifa vard?r.

-Anlayamad?m hocam!

-Hastal??a ?ifa vard?r, diyorum.

-Nas?l yani?

-?öyle ki, Müslüman’?n hastal???, günahlar?n? temizler. Akl?n? ba??na getirir. Sonra ölümü hat?rlat?r ona.

-Ayr?ca günahlar?na tövbe etmesine vesile olur.

-De?il mi? Yak?nlar?yla helalle?ir. Bütün bunlar, kalbin uyanmas?n? sa?lar. Bu da ?ifad?r i?te.

-Çok do?ru hocam. ?imdi iyi anlad?m.

#389

Hayrabolu’da ya?ayan büyük velilerden Ahmet Sarban Hz.lerinin sevdiklerinden biri hastaland? bir gün. Bu zat ziyaretine gitti bu ki?inin.

-Geçmi? olsun karde?im. Allah ?ifa versin!

-Te?ekkür ederim hocam.

Sonra sohbete ba?lad?lar. Bir ara buyurdu ki:

-Bu hastal?k bir ?ey de?il. As?l hastal?k kalpte oland?r.

-Kalpte olan m??

-Evet. Kalbin hastal??? yan?nda bunlar hastal?k bile say?lmaz.

-Kalpteki hastal?k nedir ki hocam?

-Küfür’dür.

-Allah’? inkâr m? yani?

-Evet, bunun tedavisi cehennemde sonsuza dek yanmakt?r.

“Pi?man olacaklar!”

-Hocam, imans?zlar cehenneme girince çok pi?man olacaklar, de?il mi?

-Hem de nas?l. Hele hayvanlar?n toprak oldu?unu görünce,

-“Aaah! Ke?ke bizde toprak olsayd?k” diye çok hay?flanacaklar. Ama…

-Ama faydas? yok de?il mi hocam?

-Evet. Onlar, küfürlerinin cezas? olarak sonsuza dek cehennemde  yanacaklar. Hâlbuki Müslüman’?n hastal???nda ?ifa vard?r.

-Anlayamad?m hocam!

-Hastal??a ?ifa vard?r, diyorum.

-Nas?l yani?

-?öyle ki, Müslüman’?n hastal???, günahlar?n? temizler. Akl?n? ba??na getirir. Sonra ölümü hat?rlat?r ona.

-Ayr?ca günahlar?na tövbe etmesine vesile olur.

-De?il mi? Yak?nlar?yla helalle?ir. Bütün bunlar, kalbin uyanmas?n? sa?lar. Bu da ?ifad?r i?te.

-Çok do?ru hocam. ?imdi iyi anlad?m.

#389

Hayrabolu’da ya?ayan büyük velilerden Ahmet Sarban Hz.lerinin sevdiklerinden biri hastaland? bir gün. Bu zat ziyaretine gitti bu ki?inin.

-Geçmi? olsun karde?im. Allah ?ifa versin!

-Te?ekkür ederim hocam.

Sonra sohbete ba?lad?lar. Bir ara buyurdu ki:

-Bu hastal?k bir ?ey de?il. As?l hastal?k kalpte oland?r.

-Kalpte olan m??

-Evet. Kalbin hastal??? yan?nda bunlar hastal?k bile say?lmaz.

-Kalpteki hastal?k nedir ki hocam?

-Küfür’dür.

-Allah’? inkâr m? yani?

-Evet, bunun tedavisi cehennemde sonsuza dek yanmakt?r.

“Pi?man olacaklar!”

-Hocam, imans?zlar cehenneme girince çok pi?man olacaklar, de?il mi?

-Hem de nas?l. Hele hayvanlar?n toprak oldu?unu görünce,

-“Aaah! Ke?ke bizde toprak olsayd?k” diye çok hay?flanacaklar. Ama…

-Ama faydas? yok de?il mi hocam?

-Evet. Onlar, küfürlerinin cezas? olarak sonsuza dek cehennemde  yanacaklar. Hâlbuki Müslüman’?n hastal???nda ?ifa vard?r.

-Anlayamad?m hocam!

-Hastal??a ?ifa vard?r, diyorum.

-Nas?l yani?

-?öyle ki, Müslüman’?n hastal???, günahlar?n? temizler. Akl?n? ba??na getirir. Sonra ölümü hat?rlat?r ona.

-Ayr?ca günahlar?na tövbe etmesine vesile olur.

-De?il mi? Yak?nlar?yla helalle?ir. Bütün bunlar, kalbin uyanmas?n? sa?lar. Bu da ?ifad?r i?te.

-Çok do?ru hocam. ?imdi iyi anlad?m.

#389

Hayrabolu’da ya?ayan büyük velilerden Ahmet Sarban Hz.lerinin sevdiklerinden biri hastaland? bir gün. Bu zat ziyaretine gitti bu ki?inin.

-Geçmi? olsun karde?im. Allah ?ifa versin!

-Te?ekkür ederim hocam.

Sonra sohbete ba?lad?lar. Bir ara buyurdu ki:

-Bu hastal?k bir ?ey de?il. As?l hastal?k kalpte oland?r.

-Kalpte olan m??

-Evet. Kalbin hastal??? yan?nda bunlar hastal?k bile say?lmaz.

-Kalpteki hastal?k nedir ki hocam?

-Küfür’dür.

-Allah’? inkâr m? yani?

-Evet, bunun tedavisi cehennemde sonsuza dek yanmakt?r.

“Pi?man olacaklar!”

-Hocam, imans?zlar cehenneme girince çok pi?man olacaklar, de?il mi?

-Hem de nas?l. Hele hayvanlar?n toprak oldu?unu görünce,

-“Aaah! Ke?ke bizde toprak olsayd?k” diye çok hay?flanacaklar. Ama…

-Ama faydas? yok de?il mi hocam?

-Evet. Onlar, küfürlerinin cezas? olarak sonsuza dek cehennemde  yanacaklar. Hâlbuki Müslüman’?n hastal???nda ?ifa vard?r.

-Anlayamad?m hocam!

-Hastal??a ?ifa vard?r, diyorum.

-Nas?l yani?

-?öyle ki, Müslüman’?n hastal???, günahlar?n? temizler. Akl?n? ba??na getirir. Sonra ölümü hat?rlat?r ona.

-Ayr?ca günahlar?na tövbe etmesine vesile olur.

-De?il mi? Yak?nlar?yla helalle?ir. Bütün bunlar, kalbin uyanmas?n? sa?lar. Bu da ?ifad?r i?te.

-Çok do?ru hocam. ?imdi iyi anlad?m.

#389

Hayrabolu’da ya?ayan büyük velilerden Ahmet Sarban Hz.lerinin sevdiklerinden biri hastaland? bir gün. Bu zat ziyaretine gitti bu ki?inin.

-Geçmi? olsun karde?im. Allah ?ifa versin!

-Te?ekkür ederim hocam.

Sonra sohbete ba?lad?lar. Bir ara buyurdu ki:

-Bu hastal?k bir ?ey de?il. As?l hastal?k kalpte oland?r.

-Kalpte olan m??

-Evet. Kalbin hastal??? yan?nda bunlar hastal?k bile say?lmaz.

-Kalpteki hastal?k nedir ki hocam?

-Küfür’dür.

-Allah’? inkâr m? yani?

-Evet, bunun tedavisi cehennemde sonsuza dek yanmakt?r.

“Pi?man olacaklar!”

-Hocam, imans?zlar cehenneme girince çok pi?man olacaklar, de?il mi?

-Hem de nas?l. Hele hayvanlar?n toprak oldu?unu görünce,

-“Aaah! Ke?ke bizde toprak olsayd?k” diye çok hay?flanacaklar. Ama…

-Ama faydas? yok de?il mi hocam?

-Evet. Onlar, küfürlerinin cezas? olarak sonsuza dek cehennemde  yanacaklar. Hâlbuki Müslüman’?n hastal???nda ?ifa vard?r.

-Anlayamad?m hocam!

-Hastal??a ?ifa vard?r, diyorum.

-Nas?l yani?

-?öyle ki, Müslüman’?n hastal???, günahlar?n? temizler. Akl?n? ba??na getirir. Sonra ölümü hat?rlat?r ona.

-Ayr?ca günahlar?na tövbe etmesine vesile olur.

-De?il mi? Yak?nlar?yla helalle?ir. Bütün bunlar, kalbin uyanmas?n? sa?lar. Bu da ?ifad?r i?te.

-Çok do?ru hocam. ?imdi iyi anlad?m.

#389

Hayrabolu’da ya?ayan büyük velilerden Ahmet Sarban Hz.lerinin sevdiklerinden biri hastaland? bir gün. Bu zat ziyaretine gitti bu ki?inin.

-Geçmi? olsun karde?im. Allah ?ifa versin!

-Te?ekkür ederim hocam.

Sonra sohbete ba?lad?lar. Bir ara buyurdu ki:

-Bu hastal?k bir ?ey de?il. As?l hastal?k kalpte oland?r.

-Kalpte olan m??

-Evet. Kalbin hastal??? yan?nda bunlar hastal?k bile say?lmaz.

-Kalpteki hastal?k nedir ki hocam?

-Küfür’dür.

-Allah’? inkâr m? yani?

-Evet, bunun tedavisi cehennemde sonsuza dek yanmakt?r.

“Pi?man olacaklar!”

-Hocam, imans?zlar cehenneme girince çok pi?man olacaklar, de?il mi?

-Hem de nas?l. Hele hayvanlar?n toprak oldu?unu görünce,

-“Aaah! Ke?ke bizde toprak olsayd?k” diye çok hay?flanacaklar. Ama…

-Ama faydas? yok de?il mi hocam?

-Evet. Onlar, küfürlerinin cezas? olarak sonsuza dek cehennemde  yanacaklar. Hâlbuki Müslüman’?n hastal???nda ?ifa vard?r.

-Anlayamad?m hocam!

-Hastal??a ?ifa vard?r, diyorum.

-Nas?l yani?

-?öyle ki, Müslüman’?n hastal???, günahlar?n? temizler. Akl?n? ba??na getirir. Sonra ölümü hat?rlat?r ona.

-Ayr?ca günahlar?na tövbe etmesine vesile olur.

-De?il mi? Yak?nlar?yla helalle?ir. Bütün bunlar, kalbin uyanmas?n? sa?lar. Bu da ?ifad?r i?te.

-Çok do?ru hocam. ?imdi iyi anlad?m.

#389

Hayrabolu’da ya?ayan büyük velilerden Ahmet Sarban Hz.lerinin sevdiklerinden biri hastaland? bir gün. Bu zat ziyaretine gitti bu ki?inin.

-Geçmi? olsun karde?im. Allah ?ifa versin!

-Te?ekkür ederim hocam.

Sonra sohbete ba?lad?lar. Bir ara buyurdu ki:

-Bu hastal?k bir ?ey de?il. As?l hastal?k kalpte oland?r.

-Kalpte olan m??

-Evet. Kalbin hastal??? yan?nda bunlar hastal?k bile say?lmaz.

-Kalpteki hastal?k nedir ki hocam?

-Küfür’dür.

-Allah’? inkâr m? yani?

-Evet, bunun tedavisi cehennemde sonsuza dek yanmakt?r.

“Pi?man olacaklar!”

-Hocam, imans?zlar cehenneme girince çok pi?man olacaklar, de?il mi?

-Hem de nas?l. Hele hayvanlar?n toprak oldu?unu görünce,

-“Aaah! Ke?ke bizde toprak olsayd?k” diye çok hay?flanacaklar. Ama…

-Ama faydas? yok de?il mi hocam?

-Evet. Onlar, küfürlerinin cezas? olarak sonsuza dek cehennemde  yanacaklar. Hâlbuki Müslüman’?n hastal???nda ?ifa vard?r.

-Anlayamad?m hocam!

-Hastal??a ?ifa vard?r, diyorum.

-Nas?l yani?

-?öyle ki, Müslüman’?n hastal???, günahlar?n? temizler. Akl?n? ba??na getirir. Sonra ölümü hat?rlat?r ona.

-Ayr?ca günahlar?na tövbe etmesine vesile olur.

-De?il mi? Yak?nlar?yla helalle?ir. Bütün bunlar, kalbin uyanmas?n? sa?lar. Bu da ?ifad?r i?te.

-Çok do?ru hocam. ?imdi iyi anlad?m.

#389

Hayrabolu’da ya?ayan büyük velilerden Ahmet Sarban Hz.lerinin sevdiklerinden biri hastaland? bir gün. Bu zat ziyaretine gitti bu ki?inin.

-Geçmi? olsun karde?im. Allah ?ifa versin!

-Te?ekkür ederim hocam.

Sonra sohbete ba?lad?lar. Bir ara buyurdu ki:

-Bu hastal?k bir ?ey de?il. As?l hastal?k kalpte oland?r.

-Kalpte olan m??

-Evet. Kalbin hastal??? yan?nda bunlar hastal?k bile say?lmaz.

-Kalpteki hastal?k nedir ki hocam?

-Küfür’dür.

-Allah’? inkâr m? yani?

-Evet, bunun tedavisi cehennemde sonsuza dek yanmakt?r.

“Pi?man olacaklar!”

-Hocam, imans?zlar cehenneme girince çok pi?man olacaklar, de?il mi?

-Hem de nas?l. Hele hayvanlar?n toprak oldu?unu görünce,

-“Aaah! Ke?ke bizde toprak olsayd?k” diye çok hay?flanacaklar. Ama…

-Ama faydas? yok de?il mi hocam?

-Evet. Onlar, küfürlerinin cezas? olarak sonsuza dek cehennemde  yanacaklar. Hâlbuki Müslüman’?n hastal???nda ?ifa vard?r.

-Anlayamad?m hocam!

-Hastal??a ?ifa vard?r, diyorum.

-Nas?l yani?

-?öyle ki, Müslüman’?n hastal???, günahlar?n? temizler. Akl?n? ba??na getirir. Sonra ölümü hat?rlat?r ona.

-Ayr?ca günahlar?na tövbe etmesine vesile olur.

-De?il mi? Yak?nlar?yla helalle?ir. Bütün bunlar, kalbin uyanmas?n? sa?lar. Bu da ?ifad?r i?te.

-Çok do?ru hocam. ?imdi iyi anlad?m.

#389

Hayrabolu’da ya?ayan büyük velilerden Ahmet Sarban Hz.lerinin sevdiklerinden biri hastaland? bir gün. Bu zat ziyaretine gitti bu ki?inin.

-Geçmi? olsun karde?im. Allah ?ifa versin!

-Te?ekkür ederim hocam.

Sonra sohbete ba?lad?lar. Bir ara buyurdu ki:

-Bu hastal?k bir ?ey de?il. As?l hastal?k kalpte oland?r.

-Kalpte olan m??

-Evet. Kalbin hastal??? yan?nda bunlar hastal?k bile say?lmaz.

-Kalpteki hastal?k nedir ki hocam?

-Küfür’dür.

-Allah’? inkâr m? yani?

-Evet, bunun tedavisi cehennemde sonsuza dek yanmakt?r.

“Pi?man olacaklar!”

-Hocam, imans?zlar cehenneme girince çok pi?man olacaklar, de?il mi?

-Hem de nas?l. Hele hayvanlar?n toprak oldu?unu görünce,

-“Aaah! Ke?ke bizde toprak olsayd?k” diye çok hay?flanacaklar. Ama…

-Ama faydas? yok de?il mi hocam?

-Evet. Onlar, küfürlerinin cezas? olarak sonsuza dek cehennemde  yanacaklar. Hâlbuki Müslüman’?n hastal???nda ?ifa vard?r.

-Anlayamad?m hocam!

-Hastal??a ?ifa vard?r, diyorum.

-Nas?l yani?

-?öyle ki, Müslüman’?n hastal???, günahlar?n? temizler. Akl?n? ba??na getirir. Sonra ölümü hat?rlat?r ona.

-Ayr?ca günahlar?na tövbe etmesine vesile olur.

-De?il mi? Yak?nlar?yla helalle?ir. Bütün bunlar, kalbin uyanmas?n? sa?lar. Bu da ?ifad?r i?te.

-Çok do?ru hocam. ?imdi iyi anlad?m.

#389

Hayrabolu’da ya?ayan büyük velilerden Ahmet Sarban Hz.lerinin sevdiklerinden biri hastaland? bir gün. Bu zat ziyaretine gitti bu ki?inin.

-Geçmi? olsun karde?im. Allah ?ifa versin!

-Te?ekkür ederim hocam.

Sonra sohbete ba?lad?lar. Bir ara buyurdu ki:

-Bu hastal?k bir ?ey de?il. As?l hastal?k kalpte oland?r.

-Kalpte olan m??

-Evet. Kalbin hastal??? yan?nda bunlar hastal?k bile say?lmaz.

-Kalpteki hastal?k nedir ki hocam?

-Küfür’dür.

-Allah’? inkâr m? yani?

-Evet, bunun tedavisi cehennemde sonsuza dek yanmakt?r.

“Pi?man olacaklar!”

-Hocam, imans?zlar cehenneme girince çok pi?man olacaklar, de?il mi?

-Hem de nas?l. Hele hayvanlar?n toprak oldu?unu görünce,

-“Aaah! Ke?ke bizde toprak olsayd?k” diye çok hay?flanacaklar. Ama…

-Ama faydas? yok de?il mi hocam?

-Evet. Onlar, küfürlerinin cezas? olarak sonsuza dek cehennemde  yanacaklar. Hâlbuki Müslüman’?n hastal???nda ?ifa vard?r.

-Anlayamad?m hocam!

-Hastal??a ?ifa vard?r, diyorum.

-Nas?l yani?

-?öyle ki, Müslüman’?n hastal???, günahlar?n? temizler. Akl?n? ba??na getirir. Sonra ölümü hat?rlat?r ona.

-Ayr?ca günahlar?na tövbe etmesine vesile olur.

-De?il mi? Yak?nlar?yla helalle?ir. Bütün bunlar, kalbin uyanmas?n? sa?lar. Bu da ?ifad?r i?te.

-Çok do?ru hocam. ?imdi iyi anlad?m.

#389

Hayrabolu’da ya?ayan büyük velilerden Ahmet Sarban Hz.lerinin sevdiklerinden biri hastaland? bir gün. Bu zat ziyaretine gitti bu ki?inin.

-Geçmi? olsun karde?im. Allah ?ifa versin!

-Te?ekkür ederim hocam.

Sonra sohbete ba?lad?lar. Bir ara buyurdu ki:

-Bu hastal?k bir ?ey de?il. As?l hastal?k kalpte oland?r.

-Kalpte olan m??

-Evet. Kalbin hastal??? yan?nda bunlar hastal?k bile say?lmaz.

-Kalpteki hastal?k nedir ki hocam?

-Küfür’dür.

-Allah’? inkâr m? yani?

-Evet, bunun tedavisi cehennemde sonsuza dek yanmakt?r.

“Pi?man olacaklar!”

-Hocam, imans?zlar cehenneme girince çok pi?man olacaklar, de?il mi?

-Hem de nas?l. Hele hayvanlar?n toprak oldu?unu görünce,

-“Aaah! Ke?ke bizde toprak olsayd?k” diye çok hay?flanacaklar. Ama…

-Ama faydas? yok de?il mi hocam?

-Evet. Onlar, küfürlerinin cezas? olarak sonsuza dek cehennemde  yanacaklar. Hâlbuki Müslüman’?n hastal???nda ?ifa vard?r.

-Anlayamad?m hocam!

-Hastal??a ?ifa vard?r, diyorum.

-Nas?l yani?

-?öyle ki, Müslüman’?n hastal???, günahlar?n? temizler. Akl?n? ba??na getirir. Sonra ölümü hat?rlat?r ona.

-Ayr?ca günahlar?na tövbe etmesine vesile olur.

-De?il mi? Yak?nlar?yla helalle?ir. Bütün bunlar, kalbin uyanmas?n? sa?lar. Bu da ?ifad?r i?te.

-Çok do?ru hocam. ?imdi iyi anlad?m.

#389

Hayrabolu’da ya?ayan büyük velilerden Ahmet Sarban Hz.lerinin sevdiklerinden biri hastaland? bir gün. Bu zat ziyaretine gitti bu ki?inin.

-Geçmi? olsun karde?im. Allah ?ifa versin!

-Te?ekkür ederim hocam.

Sonra sohbete ba?lad?lar. Bir ara buyurdu ki:

-Bu hastal?k bir ?ey de?il. As?l hastal?k kalpte oland?r.

-Kalpte olan m??

-Evet. Kalbin hastal??? yan?nda bunlar hastal?k bile say?lmaz.

-Kalpteki hastal?k nedir ki hocam?

-Küfür’dür.

-Allah’? inkâr m? yani?

-Evet, bunun tedavisi cehennemde sonsuza dek yanmakt?r.

“Pi?man olacaklar!”

-Hocam, imans?zlar cehenneme girince çok pi?man olacaklar, de?il mi?

-Hem de nas?l. Hele hayvanlar?n toprak oldu?unu görünce,

-“Aaah! Ke?ke bizde toprak olsayd?k” diye çok hay?flanacaklar. Ama…

-Ama faydas? yok de?il mi hocam?

-Evet. Onlar, küfürlerinin cezas? olarak sonsuza dek cehennemde  yanacaklar. Hâlbuki Müslüman’?n hastal???nda ?ifa vard?r.

-Anlayamad?m hocam!

-Hastal??a ?ifa vard?r, diyorum.

-Nas?l yani?

-?öyle ki, Müslüman’?n hastal???, günahlar?n? temizler. Akl?n? ba??na getirir. Sonra ölümü hat?rlat?r ona.

-Ayr?ca günahlar?na tövbe etmesine vesile olur.

-De?il mi? Yak?nlar?yla helalle?ir. Bütün bunlar, kalbin uyanmas?n? sa?lar. Bu da ?ifad?r i?te.

-Çok do?ru hocam. ?imdi iyi anlad?m.

#390

Sevmek için Allah, arkada? olmak için Kur’an, nasihat için de ölüm yeter.

?bn-i Sirin

#390

Sevmek için Allah, arkada? olmak için Kur’an, nasihat için de ölüm yeter.

?bn-i Sirin

#390

Sevmek için Allah, arkada? olmak için Kur’an, nasihat için de ölüm yeter.

?bn-i Sirin

#390

Sevmek için Allah, arkada? olmak için Kur’an, nasihat için de ölüm yeter.

?bn-i Sirin

#390

Sevmek için Allah, arkada? olmak için Kur’an, nasihat için de ölüm yeter.

?bn-i Sirin

#390

Sevmek için Allah, arkada? olmak için Kur’an, nasihat için de ölüm yeter.

?bn-i Sirin

#390

Sevmek için Allah, arkada? olmak için Kur’an, nasihat için de ölüm yeter.

?bn-i Sirin

#391

?leri de öyle bir zaman gelecek ki,

K?tâl ve zulümsüz hükümdarl?k etmeye yol bulunmayacak.
Ç?lg?nl?k ve cimrilik etmeden zengin olmak mümkün olmayacak.
Ki?ilerin arzular?na uymad?kça da insanlarla sohbet etmek mümkün olmayacak.
Bu zamana kim yeti?ir ve sab?r ve metânet gösterir kendini korursa, Allah-ü Teâlâ o kimseye elli s?dd?k sevab? verir.

Hz. Ali r.a.

#391

?leri de öyle bir zaman gelecek ki,

K?tâl ve zulümsüz hükümdarl?k etmeye yol bulunmayacak.
Ç?lg?nl?k ve cimrilik etmeden zengin olmak mümkün olmayacak.
Ki?ilerin arzular?na uymad?kça da insanlarla sohbet etmek mümkün olmayacak.
Bu zamana kim yeti?ir ve sab?r ve metânet gösterir kendini korursa, Allah-ü Teâlâ o kimseye elli s?dd?k sevab? verir.

Hz. Ali r.a.

#391

?leri de öyle bir zaman gelecek ki,

K?tâl ve zulümsüz hükümdarl?k etmeye yol bulunmayacak.
Ç?lg?nl?k ve cimrilik etmeden zengin olmak mümkün olmayacak.
Ki?ilerin arzular?na uymad?kça da insanlarla sohbet etmek mümkün olmayacak.
Bu zamana kim yeti?ir ve sab?r ve metânet gösterir kendini korursa, Allah-ü Teâlâ o kimseye elli s?dd?k sevab? verir.

Hz. Ali r.a.

#391

?leri de öyle bir zaman gelecek ki,

K?tâl ve zulümsüz hükümdarl?k etmeye yol bulunmayacak.
Ç?lg?nl?k ve cimrilik etmeden zengin olmak mümkün olmayacak.
Ki?ilerin arzular?na uymad?kça da insanlarla sohbet etmek mümkün olmayacak.
Bu zamana kim yeti?ir ve sab?r ve metânet gösterir kendini korursa, Allah-ü Teâlâ o kimseye elli s?dd?k sevab? verir.

Hz. Ali r.a.

#391

?leri de öyle bir zaman gelecek ki,

K?tâl ve zulümsüz hükümdarl?k etmeye yol bulunmayacak.
Ç?lg?nl?k ve cimrilik etmeden zengin olmak mümkün olmayacak.
Ki?ilerin arzular?na uymad?kça da insanlarla sohbet etmek mümkün olmayacak.
Bu zamana kim yeti?ir ve sab?r ve metânet gösterir kendini korursa, Allah-ü Teâlâ o kimseye elli s?dd?k sevab? verir.

Hz. Ali r.a.

#391

?leri de öyle bir zaman gelecek ki,

K?tâl ve zulümsüz hükümdarl?k etmeye yol bulunmayacak.
Ç?lg?nl?k ve cimrilik etmeden zengin olmak mümkün olmayacak.
Ki?ilerin arzular?na uymad?kça da insanlarla sohbet etmek mümkün olmayacak.
Bu zamana kim yeti?ir ve sab?r ve metânet gösterir kendini korursa, Allah-ü Teâlâ o kimseye elli s?dd?k sevab? verir.

Hz. Ali r.a.

#391

?leri de öyle bir zaman gelecek ki,

K?tâl ve zulümsüz hükümdarl?k etmeye yol bulunmayacak.
Ç?lg?nl?k ve cimrilik etmeden zengin olmak mümkün olmayacak.
Ki?ilerin arzular?na uymad?kça da insanlarla sohbet etmek mümkün olmayacak.
Bu zamana kim yeti?ir ve sab?r ve metânet gösterir kendini korursa, Allah-ü Teâlâ o kimseye elli s?dd?k sevab? verir.

Hz. Ali r.a.

#391

?leri de öyle bir zaman gelecek ki,

K?tâl ve zulümsüz hükümdarl?k etmeye yol bulunmayacak.
Ç?lg?nl?k ve cimrilik etmeden zengin olmak mümkün olmayacak.
Ki?ilerin arzular?na uymad?kça da insanlarla sohbet etmek mümkün olmayacak.
Bu zamana kim yeti?ir ve sab?r ve metânet gösterir kendini korursa, Allah-ü Teâlâ o kimseye elli s?dd?k sevab? verir.

Hz. Ali r.a.

#391

?leri de öyle bir zaman gelecek ki,

K?tâl ve zulümsüz hükümdarl?k etmeye yol bulunmayacak.
Ç?lg?nl?k ve cimrilik etmeden zengin olmak mümkün olmayacak.
Ki?ilerin arzular?na uymad?kça da insanlarla sohbet etmek mümkün olmayacak.
Bu zamana kim yeti?ir ve sab?r ve metânet gösterir kendini korursa, Allah-ü Teâlâ o kimseye elli s?dd?k sevab? verir.

Hz. Ali r.a.

#391

?leri de öyle bir zaman gelecek ki,

K?tâl ve zulümsüz hükümdarl?k etmeye yol bulunmayacak.
Ç?lg?nl?k ve cimrilik etmeden zengin olmak mümkün olmayacak.
Ki?ilerin arzular?na uymad?kça da insanlarla sohbet etmek mümkün olmayacak.
Bu zamana kim yeti?ir ve sab?r ve metânet gösterir kendini korursa, Allah-ü Teâlâ o kimseye elli s?dd?k sevab? verir.

Hz. Ali r.a.

#392

“E?er binli y?llarda Nobel Ödülleri da??t?l?yor olsayd?, neredeyse tümünü Müslümanlar al?rd?.”

(Kendi tembelliklerinin faturas?n? ?slamiyet’e kesenlerin kulaklar? ç?nlas?n.)

#392

“E?er binli y?llarda Nobel Ödülleri da??t?l?yor olsayd?, neredeyse tümünü Müslümanlar al?rd?.”

(Kendi tembelliklerinin faturas?n? ?slamiyet’e kesenlerin kulaklar? ç?nlas?n.)

#392

“E?er binli y?llarda Nobel Ödülleri da??t?l?yor olsayd?, neredeyse tümünü Müslümanlar al?rd?.”

(Kendi tembelliklerinin faturas?n? ?slamiyet’e kesenlerin kulaklar? ç?nlas?n.)

#392

“E?er binli y?llarda Nobel Ödülleri da??t?l?yor olsayd?, neredeyse tümünü Müslümanlar al?rd?.”

(Kendi tembelliklerinin faturas?n? ?slamiyet’e kesenlerin kulaklar? ç?nlas?n.)

#392

“E?er binli y?llarda Nobel Ödülleri da??t?l?yor olsayd?, neredeyse tümünü Müslümanlar al?rd?.”

(Kendi tembelliklerinin faturas?n? ?slamiyet’e kesenlerin kulaklar? ç?nlas?n.)

#393

Tuhaf ?ey!

Yabanc? girmesin diye evlerinin kap?lar?n? kilitliyorlar:

Sonra da… Televizyonlar?n? aç?yorlar!

#393

Tuhaf ?ey!

Yabanc? girmesin diye evlerinin kap?lar?n? kilitliyorlar:

Sonra da… Televizyonlar?n? aç?yorlar!

#393

Tuhaf ?ey!

Yabanc? girmesin diye evlerinin kap?lar?n? kilitliyorlar:

Sonra da… Televizyonlar?n? aç?yorlar!

#394

Dünya kendisini kovalayandan kaçar kendisinden kaçan? ise kovalar.

#394

Dünya kendisini kovalayandan kaçar kendisinden kaçan? ise kovalar.

#394

Dünya kendisini kovalayandan kaçar kendisinden kaçan? ise kovalar.

#395

?nsan haram kazanc?yla yapt??? hay?rlardan (örne?in cami yapt?rmak) asla sevap kazanamaz.

#395

?nsan haram kazanc?yla yapt??? hay?rlardan (örne?in cami yapt?rmak) asla sevap kazanamaz.

#395

?nsan haram kazanc?yla yapt??? hay?rlardan (örne?in cami yapt?rmak) asla sevap kazanamaz.

#395

?nsan haram kazanc?yla yapt??? hay?rlardan (örne?in cami yapt?rmak) asla sevap kazanamaz.

#395

?nsan haram kazanc?yla yapt??? hay?rlardan (örne?in cami yapt?rmak) asla sevap kazanamaz.

#395

?nsan haram kazanc?yla yapt??? hay?rlardan (örne?in cami yapt?rmak) asla sevap kazanamaz.

#395

?nsan haram kazanc?yla yapt??? hay?rlardan (örne?in cami yapt?rmak) asla sevap kazanamaz.

#396

Nefis, insan?n en büyük dü?man?d?r. Onu dost edinmek, onu memnun etmeye çal??mak, cehenneme giden yolda kararl? ad?mlarla yürümektir.

#396

Nefis, insan?n en büyük dü?man?d?r. Onu dost edinmek, onu memnun etmeye çal??mak, cehenneme giden yolda kararl? ad?mlarla yürümektir.

#396

Nefis, insan?n en büyük dü?man?d?r. Onu dost edinmek, onu memnun etmeye çal??mak, cehenneme giden yolda kararl? ad?mlarla yürümektir.

#396

Nefis, insan?n en büyük dü?man?d?r. Onu dost edinmek, onu memnun etmeye çal??mak, cehenneme giden yolda kararl? ad?mlarla yürümektir.

#396

Nefis, insan?n en büyük dü?man?d?r. Onu dost edinmek, onu memnun etmeye çal??mak, cehenneme giden yolda kararl? ad?mlarla yürümektir.

#397

Televizyon kanallar?, e?er izleyicilerin ömürleri yerine cüzdanlar?ndan bir ?eyler al?p götürseydi, her ak?am dört saatini televizyona verecek pek az adam bulunurdu.

#397

Televizyon kanallar?, e?er izleyicilerin ömürleri yerine cüzdanlar?ndan bir ?eyler al?p götürseydi, her ak?am dört saatini televizyona verecek pek az adam bulunurdu.

#397

Televizyon kanallar?, e?er izleyicilerin ömürleri yerine cüzdanlar?ndan bir ?eyler al?p götürseydi, her ak?am dört saatini televizyona verecek pek az adam bulunurdu.

#397

Televizyon kanallar?, e?er izleyicilerin ömürleri yerine cüzdanlar?ndan bir ?eyler al?p götürseydi, her ak?am dört saatini televizyona verecek pek az adam bulunurdu.

#398

Zahirde ?ehit, ancak sava?ta öldürülmekle olur. Hakikatte ?ehit ise, nefsin ?ehvetlerini öldürmekle olur.

#398

Zahirde ?ehit, ancak sava?ta öldürülmekle olur. Hakikatte ?ehit ise, nefsin ?ehvetlerini öldürmekle olur.

#398

Zahirde ?ehit, ancak sava?ta öldürülmekle olur. Hakikatte ?ehit ise, nefsin ?ehvetlerini öldürmekle olur.

#398

Zahirde ?ehit, ancak sava?ta öldürülmekle olur. Hakikatte ?ehit ise, nefsin ?ehvetlerini öldürmekle olur.

#398

Zahirde ?ehit, ancak sava?ta öldürülmekle olur. Hakikatte ?ehit ise, nefsin ?ehvetlerini öldürmekle olur.

#398

Zahirde ?ehit, ancak sava?ta öldürülmekle olur. Hakikatte ?ehit ise, nefsin ?ehvetlerini öldürmekle olur.

#399

Bir kimse, Cüneyd-i Ba?dadi Hazretlerine,

Bu zamanda hakiki karde?likler azald?. Nerede o, Allah için olan karde?likler, eski dostluklar? demi?ti.

Cüneyd-i Ba?dadi, bu sözün sahibine ?u kar??l??? verdi:

E?er senin s?k?nt?lar?na katlanacak, ihtiyaçlar?n? giderecek birini ar?yorsan, bu zamanda, öyle bir karde?i ve dostu bulamazs?n.

Ama kendisine Allah için yard?m edece?in, s?k?nt?lar?na Allah r?zas? için katlanaca??n karde? ve dost ar?yorsan, böyleleri çoktur.

 

#399

Bir kimse, Cüneyd-i Ba?dadi Hazretlerine,

Bu zamanda hakiki karde?likler azald?. Nerede o, Allah için olan karde?likler, eski dostluklar? demi?ti.

Cüneyd-i Ba?dadi, bu sözün sahibine ?u kar??l??? verdi:

E?er senin s?k?nt?lar?na katlanacak, ihtiyaçlar?n? giderecek birini ar?yorsan, bu zamanda, öyle bir karde?i ve dostu bulamazs?n.

Ama kendisine Allah için yard?m edece?in, s?k?nt?lar?na Allah r?zas? için katlanaca??n karde? ve dost ar?yorsan, böyleleri çoktur.

 

#399

Bir kimse, Cüneyd-i Ba?dadi Hazretlerine,

Bu zamanda hakiki karde?likler azald?. Nerede o, Allah için olan karde?likler, eski dostluklar? demi?ti.

Cüneyd-i Ba?dadi, bu sözün sahibine ?u kar??l??? verdi:

E?er senin s?k?nt?lar?na katlanacak, ihtiyaçlar?n? giderecek birini ar?yorsan, bu zamanda, öyle bir karde?i ve dostu bulamazs?n.

Ama kendisine Allah için yard?m edece?in, s?k?nt?lar?na Allah r?zas? için katlanaca??n karde? ve dost ar?yorsan, böyleleri çoktur.

 

#399

Bir kimse, Cüneyd-i Ba?dadi Hazretlerine,

Bu zamanda hakiki karde?likler azald?. Nerede o, Allah için olan karde?likler, eski dostluklar? demi?ti.

Cüneyd-i Ba?dadi, bu sözün sahibine ?u kar??l??? verdi:

E?er senin s?k?nt?lar?na katlanacak, ihtiyaçlar?n? giderecek birini ar?yorsan, bu zamanda, öyle bir karde?i ve dostu bulamazs?n.

Ama kendisine Allah için yard?m edece?in, s?k?nt?lar?na Allah r?zas? için katlanaca??n karde? ve dost ar?yorsan, böyleleri çoktur.

 

#399

Bir kimse, Cüneyd-i Ba?dadi Hazretlerine,

Bu zamanda hakiki karde?likler azald?. Nerede o, Allah için olan karde?likler, eski dostluklar? demi?ti.

Cüneyd-i Ba?dadi, bu sözün sahibine ?u kar??l??? verdi:

E?er senin s?k?nt?lar?na katlanacak, ihtiyaçlar?n? giderecek birini ar?yorsan, bu zamanda, öyle bir karde?i ve dostu bulamazs?n.

Ama kendisine Allah için yard?m edece?in, s?k?nt?lar?na Allah r?zas? için katlanaca??n karde? ve dost ar?yorsan, böyleleri çoktur.

 

#399

Bir kimse, Cüneyd-i Ba?dadi Hazretlerine,

Bu zamanda hakiki karde?likler azald?. Nerede o, Allah için olan karde?likler, eski dostluklar? demi?ti.

Cüneyd-i Ba?dadi, bu sözün sahibine ?u kar??l??? verdi:

E?er senin s?k?nt?lar?na katlanacak, ihtiyaçlar?n? giderecek birini ar?yorsan, bu zamanda, öyle bir karde?i ve dostu bulamazs?n.

Ama kendisine Allah için yard?m edece?in, s?k?nt?lar?na Allah r?zas? için katlanaca??n karde? ve dost ar?yorsan, böyleleri çoktur.

 

#400

Mümin ahirette ?efaatine nail olmak, dünyada da o topraklar?n feyiz ve bereketine ermek için Resul (s.a.v)’in kabrini ziyaret eder.

#400

Mümin ahirette ?efaatine nail olmak, dünyada da o topraklar?n feyiz ve bereketine ermek için Resul (s.a.v)’in kabrini ziyaret eder.

#400

Mümin ahirette ?efaatine nail olmak, dünyada da o topraklar?n feyiz ve bereketine ermek için Resul (s.a.v)’in kabrini ziyaret eder.

#400

Mümin ahirette ?efaatine nail olmak, dünyada da o topraklar?n feyiz ve bereketine ermek için Resul (s.a.v)’in kabrini ziyaret eder.

#400

Mümin ahirette ?efaatine nail olmak, dünyada da o topraklar?n feyiz ve bereketine ermek için Resul (s.a.v)’in kabrini ziyaret eder.

#400

Mümin ahirette ?efaatine nail olmak, dünyada da o topraklar?n feyiz ve bereketine ermek için Resul (s.a.v)’in kabrini ziyaret eder.

#400

Mümin ahirette ?efaatine nail olmak, dünyada da o topraklar?n feyiz ve bereketine ermek için Resul (s.a.v)’in kabrini ziyaret eder.

#400

Mümin ahirette ?efaatine nail olmak, dünyada da o topraklar?n feyiz ve bereketine ermek için Resul (s.a.v)’in kabrini ziyaret eder.

#400

Mümin ahirette ?efaatine nail olmak, dünyada da o topraklar?n feyiz ve bereketine ermek için Resul (s.a.v)’in kabrini ziyaret eder.

#400

Mümin ahirette ?efaatine nail olmak, dünyada da o topraklar?n feyiz ve bereketine ermek için Resul (s.a.v)’in kabrini ziyaret eder.

#401

Kul için dertlerin, belalar?n gelmesi zahiren s?k?nt? gibi olsa da, neticesi hay?rd?r, iyiliktir. Çünkü günahlar?n af olmas?na veya ahiretteki derecesinin yükselmesine sebep olur.

#401

Kul için dertlerin, belalar?n gelmesi zahiren s?k?nt? gibi olsa da, neticesi hay?rd?r, iyiliktir. Çünkü günahlar?n af olmas?na veya ahiretteki derecesinin yükselmesine sebep olur.

#401

Kul için dertlerin, belalar?n gelmesi zahiren s?k?nt? gibi olsa da, neticesi hay?rd?r, iyiliktir. Çünkü günahlar?n af olmas?na veya ahiretteki derecesinin yükselmesine sebep olur.

#401

Kul için dertlerin, belalar?n gelmesi zahiren s?k?nt? gibi olsa da, neticesi hay?rd?r, iyiliktir. Çünkü günahlar?n af olmas?na veya ahiretteki derecesinin yükselmesine sebep olur.

#401

Kul için dertlerin, belalar?n gelmesi zahiren s?k?nt? gibi olsa da, neticesi hay?rd?r, iyiliktir. Çünkü günahlar?n af olmas?na veya ahiretteki derecesinin yükselmesine sebep olur.

#401

Kul için dertlerin, belalar?n gelmesi zahiren s?k?nt? gibi olsa da, neticesi hay?rd?r, iyiliktir. Çünkü günahlar?n af olmas?na veya ahiretteki derecesinin yükselmesine sebep olur.

#401

Kul için dertlerin, belalar?n gelmesi zahiren s?k?nt? gibi olsa da, neticesi hay?rd?r, iyiliktir. Çünkü günahlar?n af olmas?na veya ahiretteki derecesinin yükselmesine sebep olur.

#401

Kul için dertlerin, belalar?n gelmesi zahiren s?k?nt? gibi olsa da, neticesi hay?rd?r, iyiliktir. Çünkü günahlar?n af olmas?na veya ahiretteki derecesinin yükselmesine sebep olur.

#402

Varl?klar?nda sevindi?in ?eyler az olursa, yokluklar?nda üzüldü?ün ?eyler de az olur.

#402

Varl?klar?nda sevindi?in ?eyler az olursa, yokluklar?nda üzüldü?ün ?eyler de az olur.

#402

Varl?klar?nda sevindi?in ?eyler az olursa, yokluklar?nda üzüldü?ün ?eyler de az olur.

#402

Varl?klar?nda sevindi?in ?eyler az olursa, yokluklar?nda üzüldü?ün ?eyler de az olur.

#403

Eski devirlerde dergâha ilim ö?renmek için gelenlere önce edep ö?retilirdi.

#403

Eski devirlerde dergâha ilim ö?renmek için gelenlere önce edep ö?retilirdi.

#403

Eski devirlerde dergâha ilim ö?renmek için gelenlere önce edep ö?retilirdi.

#403

Eski devirlerde dergâha ilim ö?renmek için gelenlere önce edep ö?retilirdi.

#404

?ntihar etmek, cinayet i?lemektir.

Çünkü intihar etmek, Allah’?n kuluna lütfetti?i cana kar?? suikast i?lemek demektir.

#404

?ntihar etmek, cinayet i?lemektir.

Çünkü intihar etmek, Allah’?n kuluna lütfetti?i cana kar?? suikast i?lemek demektir.

#404

?ntihar etmek, cinayet i?lemektir.

Çünkü intihar etmek, Allah’?n kuluna lütfetti?i cana kar?? suikast i?lemek demektir.

#404

?ntihar etmek, cinayet i?lemektir.

Çünkü intihar etmek, Allah’?n kuluna lütfetti?i cana kar?? suikast i?lemek demektir.

#405

Bu zulmü yapan bana zulmetti?ini zannetti, ama zulüm geçip gitti ise de, vebali bunu yapan?n boynunda kald?.

#405

Bu zulmü yapan bana zulmetti?ini zannetti, ama zulüm geçip gitti ise de, vebali bunu yapan?n boynunda kald?.

#405

Bu zulmü yapan bana zulmetti?ini zannetti, ama zulüm geçip gitti ise de, vebali bunu yapan?n boynunda kald?.

#406

Hz. Mevlana dostlu?un ehemmiyetini ?öyle ifade etmi?tir. “?nsanlarla dost ol! Çünkü kervan ne kadar kalabal?k ve halk ne kadar çok olursa, yol kesenlerin beli o kadar k?r?l?r.”

#406

Hz. Mevlana dostlu?un ehemmiyetini ?öyle ifade etmi?tir. “?nsanlarla dost ol! Çünkü kervan ne kadar kalabal?k ve halk ne kadar çok olursa, yol kesenlerin beli o kadar k?r?l?r.”

#406

Hz. Mevlana dostlu?un ehemmiyetini ?öyle ifade etmi?tir. “?nsanlarla dost ol! Çünkü kervan ne kadar kalabal?k ve halk ne kadar çok olursa, yol kesenlerin beli o kadar k?r?l?r.”

#406

Hz. Mevlana dostlu?un ehemmiyetini ?öyle ifade etmi?tir. “?nsanlarla dost ol! Çünkü kervan ne kadar kalabal?k ve halk ne kadar çok olursa, yol kesenlerin beli o kadar k?r?l?r.”

#406

Hz. Mevlana dostlu?un ehemmiyetini ?öyle ifade etmi?tir. “?nsanlarla dost ol! Çünkü kervan ne kadar kalabal?k ve halk ne kadar çok olursa, yol kesenlerin beli o kadar k?r?l?r.”

#406

Hz. Mevlana dostlu?un ehemmiyetini ?öyle ifade etmi?tir. “?nsanlarla dost ol! Çünkü kervan ne kadar kalabal?k ve halk ne kadar çok olursa, yol kesenlerin beli o kadar k?r?l?r.”

#407

Abdullah Bin Ömer ?öyle buyuruyor: “Geceleri hep kâim olsam, gündüzleri oruçla geçirsem ve bütün mal?m? da Allah yolunda infak etsem de Allah’a itaat eden bir mü’mini sevmeden ölsem vallahi bu yapt?klar?m?n bana bir faydas? olmaz.”

 

#407

Abdullah Bin Ömer ?öyle buyuruyor: “Geceleri hep kâim olsam, gündüzleri oruçla geçirsem ve bütün mal?m? da Allah yolunda infak etsem de Allah’a itaat eden bir mü’mini sevmeden ölsem vallahi bu yapt?klar?m?n bana bir faydas? olmaz.”

 

#407

Abdullah Bin Ömer ?öyle buyuruyor: “Geceleri hep kâim olsam, gündüzleri oruçla geçirsem ve bütün mal?m? da Allah yolunda infak etsem de Allah’a itaat eden bir mü’mini sevmeden ölsem vallahi bu yapt?klar?m?n bana bir faydas? olmaz.”

 

#407

Abdullah Bin Ömer ?öyle buyuruyor: “Geceleri hep kâim olsam, gündüzleri oruçla geçirsem ve bütün mal?m? da Allah yolunda infak etsem de Allah’a itaat eden bir mü’mini sevmeden ölsem vallahi bu yapt?klar?m?n bana bir faydas? olmaz.”

 

#407

Abdullah Bin Ömer ?öyle buyuruyor: “Geceleri hep kâim olsam, gündüzleri oruçla geçirsem ve bütün mal?m? da Allah yolunda infak etsem de Allah’a itaat eden bir mü’mini sevmeden ölsem vallahi bu yapt?klar?m?n bana bir faydas? olmaz.”

 

#407

Abdullah Bin Ömer ?öyle buyuruyor: “Geceleri hep kâim olsam, gündüzleri oruçla geçirsem ve bütün mal?m? da Allah yolunda infak etsem de Allah’a itaat eden bir mü’mini sevmeden ölsem vallahi bu yapt?klar?m?n bana bir faydas? olmaz.”

 

#408

?slam karde?li?i, nesep ve kavmiyetten daha evlad?r. Çünkü nesep karde?li?i s?n?rl?d?r; din karde?li?i ise Hz. Âdem’den k?yamete kadar gelecek bütün mü’minleri içine alan çok geni? bir dairedir.

Sahabilerden biri Selman-? Farisi’ye “hangi ?rktans?n?” diye sordu?unda ?öyle cevap verir: “Ben ?slam’?n o?lu Selman’?m,”

 

 

#408

?slam karde?li?i, nesep ve kavmiyetten daha evlad?r. Çünkü nesep karde?li?i s?n?rl?d?r; din karde?li?i ise Hz. Âdem’den k?yamete kadar gelecek bütün mü’minleri içine alan çok geni? bir dairedir.

Sahabilerden biri Selman-? Farisi’ye “hangi ?rktans?n?” diye sordu?unda ?öyle cevap verir: “Ben ?slam’?n o?lu Selman’?m,”

 

 

#408

?slam karde?li?i, nesep ve kavmiyetten daha evlad?r. Çünkü nesep karde?li?i s?n?rl?d?r; din karde?li?i ise Hz. Âdem’den k?yamete kadar gelecek bütün mü’minleri içine alan çok geni? bir dairedir.

Sahabilerden biri Selman-? Farisi’ye “hangi ?rktans?n?” diye sordu?unda ?öyle cevap verir: “Ben ?slam’?n o?lu Selman’?m,”

 

 

#408

?slam karde?li?i, nesep ve kavmiyetten daha evlad?r. Çünkü nesep karde?li?i s?n?rl?d?r; din karde?li?i ise Hz. Âdem’den k?yamete kadar gelecek bütün mü’minleri içine alan çok geni? bir dairedir.

Sahabilerden biri Selman-? Farisi’ye “hangi ?rktans?n?” diye sordu?unda ?öyle cevap verir: “Ben ?slam’?n o?lu Selman’?m,”

 

 

#408

?slam karde?li?i, nesep ve kavmiyetten daha evlad?r. Çünkü nesep karde?li?i s?n?rl?d?r; din karde?li?i ise Hz. Âdem’den k?yamete kadar gelecek bütün mü’minleri içine alan çok geni? bir dairedir.

Sahabilerden biri Selman-? Farisi’ye “hangi ?rktans?n?” diye sordu?unda ?öyle cevap verir: “Ben ?slam’?n o?lu Selman’?m,”

 

 

#408

?slam karde?li?i, nesep ve kavmiyetten daha evlad?r. Çünkü nesep karde?li?i s?n?rl?d?r; din karde?li?i ise Hz. Âdem’den k?yamete kadar gelecek bütün mü’minleri içine alan çok geni? bir dairedir.

Sahabilerden biri Selman-? Farisi’ye “hangi ?rktans?n?” diye sordu?unda ?öyle cevap verir: “Ben ?slam’?n o?lu Selman’?m,”

 

 

#408

?slam karde?li?i, nesep ve kavmiyetten daha evlad?r. Çünkü nesep karde?li?i s?n?rl?d?r; din karde?li?i ise Hz. Âdem’den k?yamete kadar gelecek bütün mü’minleri içine alan çok geni? bir dairedir.

Sahabilerden biri Selman-? Farisi’ye “hangi ?rktans?n?” diye sordu?unda ?öyle cevap verir: “Ben ?slam’?n o?lu Selman’?m,”

 

 

#408

?slam karde?li?i, nesep ve kavmiyetten daha evlad?r. Çünkü nesep karde?li?i s?n?rl?d?r; din karde?li?i ise Hz. Âdem’den k?yamete kadar gelecek bütün mü’minleri içine alan çok geni? bir dairedir.

Sahabilerden biri Selman-? Farisi’ye “hangi ?rktans?n?” diye sordu?unda ?öyle cevap verir: “Ben ?slam’?n o?lu Selman’?m,”

 

 

#409

Ba?dat’?n maneviyat büyüklerinden Ahmed Rufai Hazretleri bir gün ders verdi?i ö?rencilerine der ki:

?çinizde kim bir ay?b?m? görürse hemen söylesin ki o ay?b?m? vakit geçirmeden düzelteyim, tekrar etmeyeyim!

Kimseden bir ses ç?kmaz. Ancak bir talebesi parma??n? kald?r?r:

Efendim der, sizde benim gördü?üm büyük bir ay?p var.

Söyle bakay?m evlad?m o ay?b?m? da hemen düzelteyim!

Gözleri ya?ararak konu?an talebe, hocas?n?n ay?b?n? ?öyle ifade eder:

Sizin en büyük ay?b?n?z, bizim gibi günahkârlar? talebe olarak kabul etmenizdir!

Bu söz üzerine derin bir sessizlik ba?lar. Neden sonra Rufai Hazretlerinden ?u söz duyulur:

Kendisini günahkâr bilme olgunlu?una eri?en bu talebemi yerime halife tayin ediyorum. Bundan sonra ben olmad???m zamanlarda sohbeti o yapacakt?r.

 

#409

Ba?dat’?n maneviyat büyüklerinden Ahmed Rufai Hazretleri bir gün ders verdi?i ö?rencilerine der ki:

?çinizde kim bir ay?b?m? görürse hemen söylesin ki o ay?b?m? vakit geçirmeden düzelteyim, tekrar etmeyeyim!

Kimseden bir ses ç?kmaz. Ancak bir talebesi parma??n? kald?r?r:

Efendim der, sizde benim gördü?üm büyük bir ay?p var.

Söyle bakay?m evlad?m o ay?b?m? da hemen düzelteyim!

Gözleri ya?ararak konu?an talebe, hocas?n?n ay?b?n? ?öyle ifade eder:

Sizin en büyük ay?b?n?z, bizim gibi günahkârlar? talebe olarak kabul etmenizdir!

Bu söz üzerine derin bir sessizlik ba?lar. Neden sonra Rufai Hazretlerinden ?u söz duyulur:

Kendisini günahkâr bilme olgunlu?una eri?en bu talebemi yerime halife tayin ediyorum. Bundan sonra ben olmad???m zamanlarda sohbeti o yapacakt?r.

 

#409

Ba?dat’?n maneviyat büyüklerinden Ahmed Rufai Hazretleri bir gün ders verdi?i ö?rencilerine der ki:

?çinizde kim bir ay?b?m? görürse hemen söylesin ki o ay?b?m? vakit geçirmeden düzelteyim, tekrar etmeyeyim!

Kimseden bir ses ç?kmaz. Ancak bir talebesi parma??n? kald?r?r:

Efendim der, sizde benim gördü?üm büyük bir ay?p var.

Söyle bakay?m evlad?m o ay?b?m? da hemen düzelteyim!

Gözleri ya?ararak konu?an talebe, hocas?n?n ay?b?n? ?öyle ifade eder:

Sizin en büyük ay?b?n?z, bizim gibi günahkârlar? talebe olarak kabul etmenizdir!

Bu söz üzerine derin bir sessizlik ba?lar. Neden sonra Rufai Hazretlerinden ?u söz duyulur:

Kendisini günahkâr bilme olgunlu?una eri?en bu talebemi yerime halife tayin ediyorum. Bundan sonra ben olmad???m zamanlarda sohbeti o yapacakt?r.

 

#409

Ba?dat’?n maneviyat büyüklerinden Ahmed Rufai Hazretleri bir gün ders verdi?i ö?rencilerine der ki:

?çinizde kim bir ay?b?m? görürse hemen söylesin ki o ay?b?m? vakit geçirmeden düzelteyim, tekrar etmeyeyim!

Kimseden bir ses ç?kmaz. Ancak bir talebesi parma??n? kald?r?r:

Efendim der, sizde benim gördü?üm büyük bir ay?p var.

Söyle bakay?m evlad?m o ay?b?m? da hemen düzelteyim!

Gözleri ya?ararak konu?an talebe, hocas?n?n ay?b?n? ?öyle ifade eder:

Sizin en büyük ay?b?n?z, bizim gibi günahkârlar? talebe olarak kabul etmenizdir!

Bu söz üzerine derin bir sessizlik ba?lar. Neden sonra Rufai Hazretlerinden ?u söz duyulur:

Kendisini günahkâr bilme olgunlu?una eri?en bu talebemi yerime halife tayin ediyorum. Bundan sonra ben olmad???m zamanlarda sohbeti o yapacakt?r.

 

#409

Ba?dat’?n maneviyat büyüklerinden Ahmed Rufai Hazretleri bir gün ders verdi?i ö?rencilerine der ki:

?çinizde kim bir ay?b?m? görürse hemen söylesin ki o ay?b?m? vakit geçirmeden düzelteyim, tekrar etmeyeyim!

Kimseden bir ses ç?kmaz. Ancak bir talebesi parma??n? kald?r?r:

Efendim der, sizde benim gördü?üm büyük bir ay?p var.

Söyle bakay?m evlad?m o ay?b?m? da hemen düzelteyim!

Gözleri ya?ararak konu?an talebe, hocas?n?n ay?b?n? ?öyle ifade eder:

Sizin en büyük ay?b?n?z, bizim gibi günahkârlar? talebe olarak kabul etmenizdir!

Bu söz üzerine derin bir sessizlik ba?lar. Neden sonra Rufai Hazretlerinden ?u söz duyulur:

Kendisini günahkâr bilme olgunlu?una eri?en bu talebemi yerime halife tayin ediyorum. Bundan sonra ben olmad???m zamanlarda sohbeti o yapacakt?r.

 

#409

Ba?dat’?n maneviyat büyüklerinden Ahmed Rufai Hazretleri bir gün ders verdi?i ö?rencilerine der ki:

?çinizde kim bir ay?b?m? görürse hemen söylesin ki o ay?b?m? vakit geçirmeden düzelteyim, tekrar etmeyeyim!

Kimseden bir ses ç?kmaz. Ancak bir talebesi parma??n? kald?r?r:

Efendim der, sizde benim gördü?üm büyük bir ay?p var.

Söyle bakay?m evlad?m o ay?b?m? da hemen düzelteyim!

Gözleri ya?ararak konu?an talebe, hocas?n?n ay?b?n? ?öyle ifade eder:

Sizin en büyük ay?b?n?z, bizim gibi günahkârlar? talebe olarak kabul etmenizdir!

Bu söz üzerine derin bir sessizlik ba?lar. Neden sonra Rufai Hazretlerinden ?u söz duyulur:

Kendisini günahkâr bilme olgunlu?una eri?en bu talebemi yerime halife tayin ediyorum. Bundan sonra ben olmad???m zamanlarda sohbeti o yapacakt?r.

 

#409

Ba?dat’?n maneviyat büyüklerinden Ahmed Rufai Hazretleri bir gün ders verdi?i ö?rencilerine der ki:

?çinizde kim bir ay?b?m? görürse hemen söylesin ki o ay?b?m? vakit geçirmeden düzelteyim, tekrar etmeyeyim!

Kimseden bir ses ç?kmaz. Ancak bir talebesi parma??n? kald?r?r:

Efendim der, sizde benim gördü?üm büyük bir ay?p var.

Söyle bakay?m evlad?m o ay?b?m? da hemen düzelteyim!

Gözleri ya?ararak konu?an talebe, hocas?n?n ay?b?n? ?öyle ifade eder:

Sizin en büyük ay?b?n?z, bizim gibi günahkârlar? talebe olarak kabul etmenizdir!

Bu söz üzerine derin bir sessizlik ba?lar. Neden sonra Rufai Hazretlerinden ?u söz duyulur:

Kendisini günahkâr bilme olgunlu?una eri?en bu talebemi yerime halife tayin ediyorum. Bundan sonra ben olmad???m zamanlarda sohbeti o yapacakt?r.

 

#410

“Diyojen devaml? surette, “Birtak?m ehemmiyetsiz ?eylerde, insanlar?n, birbirlerinin önüne geçmeye çal??t?klar? görülüyor; fakat fazilet yolunda öne geçmeye gayret eden hiç görülmüyor.” derdi.

 

#410

“Diyojen devaml? surette, “Birtak?m ehemmiyetsiz ?eylerde, insanlar?n, birbirlerinin önüne geçmeye çal??t?klar? görülüyor; fakat fazilet yolunda öne geçmeye gayret eden hiç görülmüyor.” derdi.

 

#410

“Diyojen devaml? surette, “Birtak?m ehemmiyetsiz ?eylerde, insanlar?n, birbirlerinin önüne geçmeye çal??t?klar? görülüyor; fakat fazilet yolunda öne geçmeye gayret eden hiç görülmüyor.” derdi.

 

#411

“?yi kom?uluk, sadece kom?uya eziyet etmemek de?il, onun verdi?i eziyete de katlanmakt?r.”

 

#411

“?yi kom?uluk, sadece kom?uya eziyet etmemek de?il, onun verdi?i eziyete de katlanmakt?r.”

 

#411

“?yi kom?uluk, sadece kom?uya eziyet etmemek de?il, onun verdi?i eziyete de katlanmakt?r.”

 

#411

“?yi kom?uluk, sadece kom?uya eziyet etmemek de?il, onun verdi?i eziyete de katlanmakt?r.”

 

#412

Rabbimize ve O’nun takdirine her konuda teslim olmak stressiz bir hayat?n anahtar?d?r.

 

#412

Rabbimize ve O’nun takdirine her konuda teslim olmak stressiz bir hayat?n anahtar?d?r.

 

#412

Rabbimize ve O’nun takdirine her konuda teslim olmak stressiz bir hayat?n anahtar?d?r.

 

#412

Rabbimize ve O’nun takdirine her konuda teslim olmak stressiz bir hayat?n anahtar?d?r.

 

#412

Rabbimize ve O’nun takdirine her konuda teslim olmak stressiz bir hayat?n anahtar?d?r.

 

#413

Sab?r,  ?ikâyeti terk edip, Allah’?n takdirine raz? olmakt?r.

 

#413

Sab?r,  ?ikâyeti terk edip, Allah’?n takdirine raz? olmakt?r.

 

#413

Sab?r,  ?ikâyeti terk edip, Allah’?n takdirine raz? olmakt?r.

 

#413

Sab?r,  ?ikâyeti terk edip, Allah’?n takdirine raz? olmakt?r.

 

#413

Sab?r,  ?ikâyeti terk edip, Allah’?n takdirine raz? olmakt?r.

 

#414

Dünyada ya?anan küresel ekonomik krizin temelinde insano?lunun h?rs ve açgözlülü?ü yatmaktad?r.

 

#414

Dünyada ya?anan küresel ekonomik krizin temelinde insano?lunun h?rs ve açgözlülü?ü yatmaktad?r.

 

#414

Dünyada ya?anan küresel ekonomik krizin temelinde insano?lunun h?rs ve açgözlülü?ü yatmaktad?r.

 

#414

Dünyada ya?anan küresel ekonomik krizin temelinde insano?lunun h?rs ve açgözlülü?ü yatmaktad?r.

 

#414

Dünyada ya?anan küresel ekonomik krizin temelinde insano?lunun h?rs ve açgözlülü?ü yatmaktad?r.

 

#414

Dünyada ya?anan küresel ekonomik krizin temelinde insano?lunun h?rs ve açgözlülü?ü yatmaktad?r.

 

#415

Dünyay? geçici bir misafirhane olarak görmeyenlerin, imtihan? kaybetmesi kaç?n?lmaz bir sondur.

 

#415

Dünyay? geçici bir misafirhane olarak görmeyenlerin, imtihan? kaybetmesi kaç?n?lmaz bir sondur.

 

#415

Dünyay? geçici bir misafirhane olarak görmeyenlerin, imtihan? kaybetmesi kaç?n?lmaz bir sondur.

 

#415

Dünyay? geçici bir misafirhane olarak görmeyenlerin, imtihan? kaybetmesi kaç?n?lmaz bir sondur.

 

#415

Dünyay? geçici bir misafirhane olarak görmeyenlerin, imtihan? kaybetmesi kaç?n?lmaz bir sondur.

 

#416

Dünyada en çok cinayet maalesef haks?z yap?lan sava?larda i?lenir.

Dünyada en kirli insanlar ise eli kanl? katillerdir.

 

 

#416

Dünyada en çok cinayet maalesef haks?z yap?lan sava?larda i?lenir.

Dünyada en kirli insanlar ise eli kanl? katillerdir.

 

 

#416

Dünyada en çok cinayet maalesef haks?z yap?lan sava?larda i?lenir.

Dünyada en kirli insanlar ise eli kanl? katillerdir.

 

 

#416

Dünyada en çok cinayet maalesef haks?z yap?lan sava?larda i?lenir.

Dünyada en kirli insanlar ise eli kanl? katillerdir.

 

 

#416

Dünyada en çok cinayet maalesef haks?z yap?lan sava?larda i?lenir.

Dünyada en kirli insanlar ise eli kanl? katillerdir.

 

 

#416

Dünyada en çok cinayet maalesef haks?z yap?lan sava?larda i?lenir.

Dünyada en kirli insanlar ise eli kanl? katillerdir.

 

 

#417

Günümüzde melekler yaz?yor diye lüzumsuz konu?malar? kesen, melekler görüyor diye davran??lar?na çekidüzen veren mü’minlerin adedi maalesef pek azd?r.

 

#417

Günümüzde melekler yaz?yor diye lüzumsuz konu?malar? kesen, melekler görüyor diye davran??lar?na çekidüzen veren mü’minlerin adedi maalesef pek azd?r.

 

#417

Günümüzde melekler yaz?yor diye lüzumsuz konu?malar? kesen, melekler görüyor diye davran??lar?na çekidüzen veren mü’minlerin adedi maalesef pek azd?r.

 

#417

Günümüzde melekler yaz?yor diye lüzumsuz konu?malar? kesen, melekler görüyor diye davran??lar?na çekidüzen veren mü’minlerin adedi maalesef pek azd?r.

 

#417

Günümüzde melekler yaz?yor diye lüzumsuz konu?malar? kesen, melekler görüyor diye davran??lar?na çekidüzen veren mü’minlerin adedi maalesef pek azd?r.

 

#418

Hicret edenler, günahlar?n? terk edenlerdir.

Hz. Ömer r.a.

 

#418

Hicret edenler, günahlar?n? terk edenlerdir.

Hz. Ömer r.a.

 

#418

Hicret edenler, günahlar?n? terk edenlerdir.

Hz. Ömer r.a.

 

#418

Hicret edenler, günahlar?n? terk edenlerdir.

Hz. Ömer r.a.

 

#418

Hicret edenler, günahlar?n? terk edenlerdir.

Hz. Ömer r.a.

 

#419

Cömertlik olmay?nca mal?n, vefa olmay?nca arkada??n bir hayr? yoktur.

 

#419

Cömertlik olmay?nca mal?n, vefa olmay?nca arkada??n bir hayr? yoktur.

 

#420

Her kim gördüklerinden ibret alm?yorsa, o kimse için körlük gömesinden daha hay?rl?d?r.

#420

Her kim gördüklerinden ibret alm?yorsa, o kimse için körlük gömesinden daha hay?rl?d?r.

#420

Her kim gördüklerinden ibret alm?yorsa, o kimse için körlük gömesinden daha hay?rl?d?r.

#420

Her kim gördüklerinden ibret alm?yorsa, o kimse için körlük gömesinden daha hay?rl?d?r.

#421

H?rs?zl???n çirkinli?i çal?nan ?eye göre de?i?mez ki, ha alt?n çalm??s?n ha i?ne.

#421

H?rs?zl???n çirkinli?i çal?nan ?eye göre de?i?mez ki, ha alt?n çalm??s?n ha i?ne.

#421

H?rs?zl???n çirkinli?i çal?nan ?eye göre de?i?mez ki, ha alt?n çalm??s?n ha i?ne.

#421

H?rs?zl???n çirkinli?i çal?nan ?eye göre de?i?mez ki, ha alt?n çalm??s?n ha i?ne.

#422

Nehirler akt? geçti.

Kurudu vakti geçti.

Nice cihan nice sultan,

Taht? b?rakt? geçti.

Bu dünya penceredir.

Her gelen bakt? geçti.

#422

Nehirler akt? geçti.

Kurudu vakti geçti.

Nice cihan nice sultan,

Taht? b?rakt? geçti.

Bu dünya penceredir.

Her gelen bakt? geçti.

#422

Nehirler akt? geçti.

Kurudu vakti geçti.

Nice cihan nice sultan,

Taht? b?rakt? geçti.

Bu dünya penceredir.

Her gelen bakt? geçti.

#422

Nehirler akt? geçti.

Kurudu vakti geçti.

Nice cihan nice sultan,

Taht? b?rakt? geçti.

Bu dünya penceredir.

Her gelen bakt? geçti.

#423

?nsan ölümü unutsa da, ölüm insan? hiç unutmuyor.

 

#423

?nsan ölümü unutsa da, ölüm insan? hiç unutmuyor.

 

#424

Gün ???maya ba?lad???nda yani kâinat?n ayakta oldu?u vakit, insan?n yatakta olmas? hiç olacak i? midir?

 

#424

Gün ???maya ba?lad???nda yani kâinat?n ayakta oldu?u vakit, insan?n yatakta olmas? hiç olacak i? midir?

 

#424

Gün ???maya ba?lad???nda yani kâinat?n ayakta oldu?u vakit, insan?n yatakta olmas? hiç olacak i? midir?

 

#425

?badeti terk eden kul, Hak yoldan ayr?l?p cehennem yoluna sapm?? demektir.

 

#425

?badeti terk eden kul, Hak yoldan ayr?l?p cehennem yoluna sapm?? demektir.

 

#425

?badeti terk eden kul, Hak yoldan ayr?l?p cehennem yoluna sapm?? demektir.

 

#425

?badeti terk eden kul, Hak yoldan ayr?l?p cehennem yoluna sapm?? demektir.

 

#425

?badeti terk eden kul, Hak yoldan ayr?l?p cehennem yoluna sapm?? demektir.

 

#426

?nsano?lu pek nankördür. Rabbinin say?lamayacak kadar çok olan nimetlerinden sürekli istifade etti?i halde onlar? görmez de hep eksiklerini görür. Bu yüzden Rabbine ?ükretme ihtiyac? hissetmez.

 

#426

?nsano?lu pek nankördür. Rabbinin say?lamayacak kadar çok olan nimetlerinden sürekli istifade etti?i halde onlar? görmez de hep eksiklerini görür. Bu yüzden Rabbine ?ükretme ihtiyac? hissetmez.

 

#426

?nsano?lu pek nankördür. Rabbinin say?lamayacak kadar çok olan nimetlerinden sürekli istifade etti?i halde onlar? görmez de hep eksiklerini görür. Bu yüzden Rabbine ?ükretme ihtiyac? hissetmez.

 

#426

?nsano?lu pek nankördür. Rabbinin say?lamayacak kadar çok olan nimetlerinden sürekli istifade etti?i halde onlar? görmez de hep eksiklerini görür. Bu yüzden Rabbine ?ükretme ihtiyac? hissetmez.

 

#427

Lokman Hekim’in o?luna güzel ve ibretli bir tavsiyesi var:     

“Evlad?m, bilginlerin toplant?lar?nda bulun ve onlarla sohbet et."

"Çünkü Allah, nas?l dünyay? gökten indirdi?i ya?murlarla bereketli

ve elveri?li k?larsa, insanlar?n kalplerini de öylece ilmin nuru ile ayd?nlat?r.”

 

 

                                                                                                                                                               

#427

Lokman Hekim’in o?luna güzel ve ibretli bir tavsiyesi var:     

“Evlad?m, bilginlerin toplant?lar?nda bulun ve onlarla sohbet et."

"Çünkü Allah, nas?l dünyay? gökten indirdi?i ya?murlarla bereketli

ve elveri?li k?larsa, insanlar?n kalplerini de öylece ilmin nuru ile ayd?nlat?r.”

 

 

                                                                                                                                                               

#427

Lokman Hekim’in o?luna güzel ve ibretli bir tavsiyesi var:     

“Evlad?m, bilginlerin toplant?lar?nda bulun ve onlarla sohbet et."

"Çünkü Allah, nas?l dünyay? gökten indirdi?i ya?murlarla bereketli

ve elveri?li k?larsa, insanlar?n kalplerini de öylece ilmin nuru ile ayd?nlat?r.”

 

 

                                                                                                                                                               

#427

Lokman Hekim’in o?luna güzel ve ibretli bir tavsiyesi var:     

“Evlad?m, bilginlerin toplant?lar?nda bulun ve onlarla sohbet et."

"Çünkü Allah, nas?l dünyay? gökten indirdi?i ya?murlarla bereketli

ve elveri?li k?larsa, insanlar?n kalplerini de öylece ilmin nuru ile ayd?nlat?r.”

 

 

                                                                                                                                                               

#427

Lokman Hekim’in o?luna güzel ve ibretli bir tavsiyesi var:     

“Evlad?m, bilginlerin toplant?lar?nda bulun ve onlarla sohbet et."

"Çünkü Allah, nas?l dünyay? gökten indirdi?i ya?murlarla bereketli

ve elveri?li k?larsa, insanlar?n kalplerini de öylece ilmin nuru ile ayd?nlat?r.”

 

 

                                                                                                                                                               

#428

Hak ?erleri hayreyler

Zannetme ki gayreyler

Ârif ân? seyreyler

Mevla görelim neyler

Neylerse güzel eyler.

Sen Hakk’a tevekkül k?l

Tefviz et ve rahat bul

Sabreyle ve raz? ol

Mevla görelim neyler

Neylerse güzel eyler”

#428

Hak ?erleri hayreyler

Zannetme ki gayreyler

Ârif ân? seyreyler

Mevla görelim neyler

Neylerse güzel eyler.

Sen Hakk’a tevekkül k?l

Tefviz et ve rahat bul

Sabreyle ve raz? ol

Mevla görelim neyler

Neylerse güzel eyler”

#428

Hak ?erleri hayreyler

Zannetme ki gayreyler

Ârif ân? seyreyler

Mevla görelim neyler

Neylerse güzel eyler.

Sen Hakk’a tevekkül k?l

Tefviz et ve rahat bul

Sabreyle ve raz? ol

Mevla görelim neyler

Neylerse güzel eyler”

#428

Hak ?erleri hayreyler

Zannetme ki gayreyler

Ârif ân? seyreyler

Mevla görelim neyler

Neylerse güzel eyler.

Sen Hakk’a tevekkül k?l

Tefviz et ve rahat bul

Sabreyle ve raz? ol

Mevla görelim neyler

Neylerse güzel eyler”

#429

1991 y?l?nda meydana gelen Körfez Sava??n?n bir günlük maliyeti ile 3 milyon çocu?un 2.7 y?ll?k süt ihtiyac? kar??lanabilirdi.

Bu sava??n 30 günlük sava? gideriyle 50 milyon insan?n 4 y?ll?k ekmek ihtiyac? giderilebilirdi. 1 adet Stealth avc? uça??n?n bedeli ile de 13 milyon adet kitap al?nabilirdi. Ve 1 adet Patroit füzesi ile 74 milyon adet fidan dikilebilirdi.

 

 

 

                                                                                                                           

#429

1991 y?l?nda meydana gelen Körfez Sava??n?n bir günlük maliyeti ile 3 milyon çocu?un 2.7 y?ll?k süt ihtiyac? kar??lanabilirdi.

Bu sava??n 30 günlük sava? gideriyle 50 milyon insan?n 4 y?ll?k ekmek ihtiyac? giderilebilirdi. 1 adet Stealth avc? uça??n?n bedeli ile de 13 milyon adet kitap al?nabilirdi. Ve 1 adet Patroit füzesi ile 74 milyon adet fidan dikilebilirdi.

 

 

 

                                                                                                                           

#429

1991 y?l?nda meydana gelen Körfez Sava??n?n bir günlük maliyeti ile 3 milyon çocu?un 2.7 y?ll?k süt ihtiyac? kar??lanabilirdi.

Bu sava??n 30 günlük sava? gideriyle 50 milyon insan?n 4 y?ll?k ekmek ihtiyac? giderilebilirdi. 1 adet Stealth avc? uça??n?n bedeli ile de 13 milyon adet kitap al?nabilirdi. Ve 1 adet Patroit füzesi ile 74 milyon adet fidan dikilebilirdi.

 

 

 

                                                                                                                           

#429

1991 y?l?nda meydana gelen Körfez Sava??n?n bir günlük maliyeti ile 3 milyon çocu?un 2.7 y?ll?k süt ihtiyac? kar??lanabilirdi.

Bu sava??n 30 günlük sava? gideriyle 50 milyon insan?n 4 y?ll?k ekmek ihtiyac? giderilebilirdi. 1 adet Stealth avc? uça??n?n bedeli ile de 13 milyon adet kitap al?nabilirdi. Ve 1 adet Patroit füzesi ile 74 milyon adet fidan dikilebilirdi.

 

 

 

                                                                                                                           

#429

1991 y?l?nda meydana gelen Körfez Sava??n?n bir günlük maliyeti ile 3 milyon çocu?un 2.7 y?ll?k süt ihtiyac? kar??lanabilirdi.

Bu sava??n 30 günlük sava? gideriyle 50 milyon insan?n 4 y?ll?k ekmek ihtiyac? giderilebilirdi. 1 adet Stealth avc? uça??n?n bedeli ile de 13 milyon adet kitap al?nabilirdi. Ve 1 adet Patroit füzesi ile 74 milyon adet fidan dikilebilirdi.

 

 

 

                                                                                                                           

#430

Adam?n biri, bir yolun kenar?na dikenler ekti.

Dikenler büyüyüp geli?ince yoldan geçenleri rahats?z etmeye ba?lad?.

Gelip geçenler: “Bu dikenleri sök, insanlar? rahats?z etmesinler” demeye ba?lad?lar.

Adam bu sözleri duyuyor, ama hiç oral? olmuyordu,

Bir gün, veli bir zat ona: “Bu dikenleri muhakkak sökmelisin” dedi.

Adam itiraz etmedi. “Tamam” dedi, “bir gün muhakkak sökerim.”

Adam yar?n sökerim, yar?n sökerim derken günler geçiyor, dikenler de büyüyüp kuvvetleniyordu.

Veli zat, adama bir gün yine: “Ey vaadinde durmayan adam “ diye seslendi.” Sök ?u dikenleri art?k. Bu i?i sürüncemede b?rakma.”

Adam: “Babac???m, bir hayli gün var” diye kar??l?k verdi. “Merak etme; bugün olmazsa yar?n, bir gün mutlaka bu i?i yapaca??m.”

Veli zat, bunun üzerine ?u sözler söyledi:

“Sen, hep yar?n diye bu i?i erteliyorsun. Fakat ?unu bil ki, her geçen gün o dikenler büyüyüp güçleniyor, dikenleri sökecek olan sen ise güç kuvvet kaybediyorsun. Dikenler gün geçtikçe gençle?iyor, sen ise ihtiyarl?yorsun.

( Bu hikayedeki dikenler insandaki kötü huy ve al??kanl?klar? temsil eder.)

#430

Adam?n biri, bir yolun kenar?na dikenler ekti.

Dikenler büyüyüp geli?ince yoldan geçenleri rahats?z etmeye ba?lad?.

Gelip geçenler: “Bu dikenleri sök, insanlar? rahats?z etmesinler” demeye ba?lad?lar.

Adam bu sözleri duyuyor, ama hiç oral? olmuyordu,

Bir gün, veli bir zat ona: “Bu dikenleri muhakkak sökmelisin” dedi.

Adam itiraz etmedi. “Tamam” dedi, “bir gün muhakkak sökerim.”

Adam yar?n sökerim, yar?n sökerim derken günler geçiyor, dikenler de büyüyüp kuvvetleniyordu.

Veli zat, adama bir gün yine: “Ey vaadinde durmayan adam “ diye seslendi.” Sök ?u dikenleri art?k. Bu i?i sürüncemede b?rakma.”

Adam: “Babac???m, bir hayli gün var” diye kar??l?k verdi. “Merak etme; bugün olmazsa yar?n, bir gün mutlaka bu i?i yapaca??m.”

Veli zat, bunun üzerine ?u sözler söyledi:

“Sen, hep yar?n diye bu i?i erteliyorsun. Fakat ?unu bil ki, her geçen gün o dikenler büyüyüp güçleniyor, dikenleri sökecek olan sen ise güç kuvvet kaybediyorsun. Dikenler gün geçtikçe gençle?iyor, sen ise ihtiyarl?yorsun.

( Bu hikayedeki dikenler insandaki kötü huy ve al??kanl?klar? temsil eder.)

#430

Adam?n biri, bir yolun kenar?na dikenler ekti.

Dikenler büyüyüp geli?ince yoldan geçenleri rahats?z etmeye ba?lad?.

Gelip geçenler: “Bu dikenleri sök, insanlar? rahats?z etmesinler” demeye ba?lad?lar.

Adam bu sözleri duyuyor, ama hiç oral? olmuyordu,

Bir gün, veli bir zat ona: “Bu dikenleri muhakkak sökmelisin” dedi.

Adam itiraz etmedi. “Tamam” dedi, “bir gün muhakkak sökerim.”

Adam yar?n sökerim, yar?n sökerim derken günler geçiyor, dikenler de büyüyüp kuvvetleniyordu.

Veli zat, adama bir gün yine: “Ey vaadinde durmayan adam “ diye seslendi.” Sök ?u dikenleri art?k. Bu i?i sürüncemede b?rakma.”

Adam: “Babac???m, bir hayli gün var” diye kar??l?k verdi. “Merak etme; bugün olmazsa yar?n, bir gün mutlaka bu i?i yapaca??m.”

Veli zat, bunun üzerine ?u sözler söyledi:

“Sen, hep yar?n diye bu i?i erteliyorsun. Fakat ?unu bil ki, her geçen gün o dikenler büyüyüp güçleniyor, dikenleri sökecek olan sen ise güç kuvvet kaybediyorsun. Dikenler gün geçtikçe gençle?iyor, sen ise ihtiyarl?yorsun.

( Bu hikayedeki dikenler insandaki kötü huy ve al??kanl?klar? temsil eder.)

#430

Adam?n biri, bir yolun kenar?na dikenler ekti.

Dikenler büyüyüp geli?ince yoldan geçenleri rahats?z etmeye ba?lad?.

Gelip geçenler: “Bu dikenleri sök, insanlar? rahats?z etmesinler” demeye ba?lad?lar.

Adam bu sözleri duyuyor, ama hiç oral? olmuyordu,

Bir gün, veli bir zat ona: “Bu dikenleri muhakkak sökmelisin” dedi.

Adam itiraz etmedi. “Tamam” dedi, “bir gün muhakkak sökerim.”

Adam yar?n sökerim, yar?n sökerim derken günler geçiyor, dikenler de büyüyüp kuvvetleniyordu.

Veli zat, adama bir gün yine: “Ey vaadinde durmayan adam “ diye seslendi.” Sök ?u dikenleri art?k. Bu i?i sürüncemede b?rakma.”

Adam: “Babac???m, bir hayli gün var” diye kar??l?k verdi. “Merak etme; bugün olmazsa yar?n, bir gün mutlaka bu i?i yapaca??m.”

Veli zat, bunun üzerine ?u sözler söyledi:

“Sen, hep yar?n diye bu i?i erteliyorsun. Fakat ?unu bil ki, her geçen gün o dikenler büyüyüp güçleniyor, dikenleri sökecek olan sen ise güç kuvvet kaybediyorsun. Dikenler gün geçtikçe gençle?iyor, sen ise ihtiyarl?yorsun.

( Bu hikayedeki dikenler insandaki kötü huy ve al??kanl?klar? temsil eder.)

#431

“Her türlüsü haram olan, insanlar? ve halklar? birbirine dü?man eden, faizin yerini, fakirle zengini dost eden, s?n?f çat??mas?n? önleyen zekât ve sadaka almal?d?r. ?ktisad?n hem öznesi, hem de hedefi konumundaki insan, asla israf etmemeli, kanaatkâr olmal?d?r; o helal kazanç için çal???r, fakat h?rsa kap?lmaz. Böylece a??r? h?rs?n do?uraca?? kötü sonuçlardan korunmu? olur.”

 

#431

“Her türlüsü haram olan, insanlar? ve halklar? birbirine dü?man eden, faizin yerini, fakirle zengini dost eden, s?n?f çat??mas?n? önleyen zekât ve sadaka almal?d?r. ?ktisad?n hem öznesi, hem de hedefi konumundaki insan, asla israf etmemeli, kanaatkâr olmal?d?r; o helal kazanç için çal???r, fakat h?rsa kap?lmaz. Böylece a??r? h?rs?n do?uraca?? kötü sonuçlardan korunmu? olur.”

 

#431

“Her türlüsü haram olan, insanlar? ve halklar? birbirine dü?man eden, faizin yerini, fakirle zengini dost eden, s?n?f çat??mas?n? önleyen zekât ve sadaka almal?d?r. ?ktisad?n hem öznesi, hem de hedefi konumundaki insan, asla israf etmemeli, kanaatkâr olmal?d?r; o helal kazanç için çal???r, fakat h?rsa kap?lmaz. Böylece a??r? h?rs?n do?uraca?? kötü sonuçlardan korunmu? olur.”

 

#431

“Her türlüsü haram olan, insanlar? ve halklar? birbirine dü?man eden, faizin yerini, fakirle zengini dost eden, s?n?f çat??mas?n? önleyen zekât ve sadaka almal?d?r. ?ktisad?n hem öznesi, hem de hedefi konumundaki insan, asla israf etmemeli, kanaatkâr olmal?d?r; o helal kazanç için çal???r, fakat h?rsa kap?lmaz. Böylece a??r? h?rs?n do?uraca?? kötü sonuçlardan korunmu? olur.”

 

#431

“Her türlüsü haram olan, insanlar? ve halklar? birbirine dü?man eden, faizin yerini, fakirle zengini dost eden, s?n?f çat??mas?n? önleyen zekât ve sadaka almal?d?r. ?ktisad?n hem öznesi, hem de hedefi konumundaki insan, asla israf etmemeli, kanaatkâr olmal?d?r; o helal kazanç için çal???r, fakat h?rsa kap?lmaz. Böylece a??r? h?rs?n do?uraca?? kötü sonuçlardan korunmu? olur.”

 

#431

“Her türlüsü haram olan, insanlar? ve halklar? birbirine dü?man eden, faizin yerini, fakirle zengini dost eden, s?n?f çat??mas?n? önleyen zekât ve sadaka almal?d?r. ?ktisad?n hem öznesi, hem de hedefi konumundaki insan, asla israf etmemeli, kanaatkâr olmal?d?r; o helal kazanç için çal???r, fakat h?rsa kap?lmaz. Böylece a??r? h?rs?n do?uraca?? kötü sonuçlardan korunmu? olur.”

 

#431

“Her türlüsü haram olan, insanlar? ve halklar? birbirine dü?man eden, faizin yerini, fakirle zengini dost eden, s?n?f çat??mas?n? önleyen zekât ve sadaka almal?d?r. ?ktisad?n hem öznesi, hem de hedefi konumundaki insan, asla israf etmemeli, kanaatkâr olmal?d?r; o helal kazanç için çal???r, fakat h?rsa kap?lmaz. Böylece a??r? h?rs?n do?uraca?? kötü sonuçlardan korunmu? olur.”

 

#431

“Her türlüsü haram olan, insanlar? ve halklar? birbirine dü?man eden, faizin yerini, fakirle zengini dost eden, s?n?f çat??mas?n? önleyen zekât ve sadaka almal?d?r. ?ktisad?n hem öznesi, hem de hedefi konumundaki insan, asla israf etmemeli, kanaatkâr olmal?d?r; o helal kazanç için çal???r, fakat h?rsa kap?lmaz. Böylece a??r? h?rs?n do?uraca?? kötü sonuçlardan korunmu? olur.”

 

#431

“Her türlüsü haram olan, insanlar? ve halklar? birbirine dü?man eden, faizin yerini, fakirle zengini dost eden, s?n?f çat??mas?n? önleyen zekât ve sadaka almal?d?r. ?ktisad?n hem öznesi, hem de hedefi konumundaki insan, asla israf etmemeli, kanaatkâr olmal?d?r; o helal kazanç için çal???r, fakat h?rsa kap?lmaz. Böylece a??r? h?rs?n do?uraca?? kötü sonuçlardan korunmu? olur.”

 

#431

“Her türlüsü haram olan, insanlar? ve halklar? birbirine dü?man eden, faizin yerini, fakirle zengini dost eden, s?n?f çat??mas?n? önleyen zekât ve sadaka almal?d?r. ?ktisad?n hem öznesi, hem de hedefi konumundaki insan, asla israf etmemeli, kanaatkâr olmal?d?r; o helal kazanç için çal???r, fakat h?rsa kap?lmaz. Böylece a??r? h?rs?n do?uraca?? kötü sonuçlardan korunmu? olur.”

 

#432

?bn Abidin Hazretleri, cahil kimselerin iman dairesinden ç?kartacak kelimeleri, hatal? sözleri s?k kullanmalar?n?n muhtemel olmas?ndan dolay?, iman?n her gün yenilenmesinin, nikâh?n da ayda bir iki kez iki ?ahit huzurunda tazelenmesinin icap etti?ini söylemi?tir.

 

#432

?bn Abidin Hazretleri, cahil kimselerin iman dairesinden ç?kartacak kelimeleri, hatal? sözleri s?k kullanmalar?n?n muhtemel olmas?ndan dolay?, iman?n her gün yenilenmesinin, nikâh?n da ayda bir iki kez iki ?ahit huzurunda tazelenmesinin icap etti?ini söylemi?tir.

 

#432

?bn Abidin Hazretleri, cahil kimselerin iman dairesinden ç?kartacak kelimeleri, hatal? sözleri s?k kullanmalar?n?n muhtemel olmas?ndan dolay?, iman?n her gün yenilenmesinin, nikâh?n da ayda bir iki kez iki ?ahit huzurunda tazelenmesinin icap etti?ini söylemi?tir.

 

#432

?bn Abidin Hazretleri, cahil kimselerin iman dairesinden ç?kartacak kelimeleri, hatal? sözleri s?k kullanmalar?n?n muhtemel olmas?ndan dolay?, iman?n her gün yenilenmesinin, nikâh?n da ayda bir iki kez iki ?ahit huzurunda tazelenmesinin icap etti?ini söylemi?tir.

 

#433

?kinci bin y?l?n yenileyicisi olan ?mam Rabbani k.s. hazretleri Mektubat?nda ?öyle buyurmu?tur:

“??in asl? nihayetinde kalbe dayan?r. E?er kalp Allah’tan ba?ka ?eylere ba?lan?r ve kendini onlara kapt?r?rsa hali hiç iyi de?ildir. Sadece âdete uyarak yap?lan amellerle ve ?eklî ibadetlerle bir ?ey ele geçmez. Bunun yerine kalbin imana tamamen sar?lmas? ve bu haldeyken Allah’?n emretti?i bedene ait ibadetlerin yerine getirilmesi gerekir.

Salih amelleri yerine getirmeden kalbin iyili?inden, temizli?inden söz etmek de bo? bir iddiad?r. T?pk? dünyada bedensiz ruhun varl??? dü?ünülemedi?i gibi, salih amelsiz de kalbin selameti dü?ünülemez.”

 

#433

?kinci bin y?l?n yenileyicisi olan ?mam Rabbani k.s. hazretleri Mektubat?nda ?öyle buyurmu?tur:

“??in asl? nihayetinde kalbe dayan?r. E?er kalp Allah’tan ba?ka ?eylere ba?lan?r ve kendini onlara kapt?r?rsa hali hiç iyi de?ildir. Sadece âdete uyarak yap?lan amellerle ve ?eklî ibadetlerle bir ?ey ele geçmez. Bunun yerine kalbin imana tamamen sar?lmas? ve bu haldeyken Allah’?n emretti?i bedene ait ibadetlerin yerine getirilmesi gerekir.

Salih amelleri yerine getirmeden kalbin iyili?inden, temizli?inden söz etmek de bo? bir iddiad?r. T?pk? dünyada bedensiz ruhun varl??? dü?ünülemedi?i gibi, salih amelsiz de kalbin selameti dü?ünülemez.”

 

#433

?kinci bin y?l?n yenileyicisi olan ?mam Rabbani k.s. hazretleri Mektubat?nda ?öyle buyurmu?tur:

“??in asl? nihayetinde kalbe dayan?r. E?er kalp Allah’tan ba?ka ?eylere ba?lan?r ve kendini onlara kapt?r?rsa hali hiç iyi de?ildir. Sadece âdete uyarak yap?lan amellerle ve ?eklî ibadetlerle bir ?ey ele geçmez. Bunun yerine kalbin imana tamamen sar?lmas? ve bu haldeyken Allah’?n emretti?i bedene ait ibadetlerin yerine getirilmesi gerekir.

Salih amelleri yerine getirmeden kalbin iyili?inden, temizli?inden söz etmek de bo? bir iddiad?r. T?pk? dünyada bedensiz ruhun varl??? dü?ünülemedi?i gibi, salih amelsiz de kalbin selameti dü?ünülemez.”

 

#433

?kinci bin y?l?n yenileyicisi olan ?mam Rabbani k.s. hazretleri Mektubat?nda ?öyle buyurmu?tur:

“??in asl? nihayetinde kalbe dayan?r. E?er kalp Allah’tan ba?ka ?eylere ba?lan?r ve kendini onlara kapt?r?rsa hali hiç iyi de?ildir. Sadece âdete uyarak yap?lan amellerle ve ?eklî ibadetlerle bir ?ey ele geçmez. Bunun yerine kalbin imana tamamen sar?lmas? ve bu haldeyken Allah’?n emretti?i bedene ait ibadetlerin yerine getirilmesi gerekir.

Salih amelleri yerine getirmeden kalbin iyili?inden, temizli?inden söz etmek de bo? bir iddiad?r. T?pk? dünyada bedensiz ruhun varl??? dü?ünülemedi?i gibi, salih amelsiz de kalbin selameti dü?ünülemez.”

 

#433

?kinci bin y?l?n yenileyicisi olan ?mam Rabbani k.s. hazretleri Mektubat?nda ?öyle buyurmu?tur:

“??in asl? nihayetinde kalbe dayan?r. E?er kalp Allah’tan ba?ka ?eylere ba?lan?r ve kendini onlara kapt?r?rsa hali hiç iyi de?ildir. Sadece âdete uyarak yap?lan amellerle ve ?eklî ibadetlerle bir ?ey ele geçmez. Bunun yerine kalbin imana tamamen sar?lmas? ve bu haldeyken Allah’?n emretti?i bedene ait ibadetlerin yerine getirilmesi gerekir.

Salih amelleri yerine getirmeden kalbin iyili?inden, temizli?inden söz etmek de bo? bir iddiad?r. T?pk? dünyada bedensiz ruhun varl??? dü?ünülemedi?i gibi, salih amelsiz de kalbin selameti dü?ünülemez.”

 

#433

?kinci bin y?l?n yenileyicisi olan ?mam Rabbani k.s. hazretleri Mektubat?nda ?öyle buyurmu?tur:

“??in asl? nihayetinde kalbe dayan?r. E?er kalp Allah’tan ba?ka ?eylere ba?lan?r ve kendini onlara kapt?r?rsa hali hiç iyi de?ildir. Sadece âdete uyarak yap?lan amellerle ve ?eklî ibadetlerle bir ?ey ele geçmez. Bunun yerine kalbin imana tamamen sar?lmas? ve bu haldeyken Allah’?n emretti?i bedene ait ibadetlerin yerine getirilmesi gerekir.

Salih amelleri yerine getirmeden kalbin iyili?inden, temizli?inden söz etmek de bo? bir iddiad?r. T?pk? dünyada bedensiz ruhun varl??? dü?ünülemedi?i gibi, salih amelsiz de kalbin selameti dü?ünülemez.”

 

#433

?kinci bin y?l?n yenileyicisi olan ?mam Rabbani k.s. hazretleri Mektubat?nda ?öyle buyurmu?tur:

“??in asl? nihayetinde kalbe dayan?r. E?er kalp Allah’tan ba?ka ?eylere ba?lan?r ve kendini onlara kapt?r?rsa hali hiç iyi de?ildir. Sadece âdete uyarak yap?lan amellerle ve ?eklî ibadetlerle bir ?ey ele geçmez. Bunun yerine kalbin imana tamamen sar?lmas? ve bu haldeyken Allah’?n emretti?i bedene ait ibadetlerin yerine getirilmesi gerekir.

Salih amelleri yerine getirmeden kalbin iyili?inden, temizli?inden söz etmek de bo? bir iddiad?r. T?pk? dünyada bedensiz ruhun varl??? dü?ünülemedi?i gibi, salih amelsiz de kalbin selameti dü?ünülemez.”

 

#434

?mam Gazali rh. A. Müka?efetül-Kulûb adl? eserinde ?öyle der:

“Cenab-? Hak, Ümmet-i Muhammed-i insanlar?n en hay?rl?s? k?lm??t?r.

Çünkü yolunda mücadele ederler ve onlara yararl? olurlar. Allah Resulü s.a.v. buyurmu?tur:

“?nsanlar?n en hay?rl?s? insanlara faydal? olan, en kötüsü de insanlara zararl? oland?r.”

 

#434

?mam Gazali rh. A. Müka?efetül-Kulûb adl? eserinde ?öyle der:

“Cenab-? Hak, Ümmet-i Muhammed-i insanlar?n en hay?rl?s? k?lm??t?r.

Çünkü yolunda mücadele ederler ve onlara yararl? olurlar. Allah Resulü s.a.v. buyurmu?tur:

“?nsanlar?n en hay?rl?s? insanlara faydal? olan, en kötüsü de insanlara zararl? oland?r.”

 

#434

?mam Gazali rh. A. Müka?efetül-Kulûb adl? eserinde ?öyle der:

“Cenab-? Hak, Ümmet-i Muhammed-i insanlar?n en hay?rl?s? k?lm??t?r.

Çünkü yolunda mücadele ederler ve onlara yararl? olurlar. Allah Resulü s.a.v. buyurmu?tur:

“?nsanlar?n en hay?rl?s? insanlara faydal? olan, en kötüsü de insanlara zararl? oland?r.”

 

#434

?mam Gazali rh. A. Müka?efetül-Kulûb adl? eserinde ?öyle der:

“Cenab-? Hak, Ümmet-i Muhammed-i insanlar?n en hay?rl?s? k?lm??t?r.

Çünkü yolunda mücadele ederler ve onlara yararl? olurlar. Allah Resulü s.a.v. buyurmu?tur:

“?nsanlar?n en hay?rl?s? insanlara faydal? olan, en kötüsü de insanlara zararl? oland?r.”

 

#434

?mam Gazali rh. A. Müka?efetül-Kulûb adl? eserinde ?öyle der:

“Cenab-? Hak, Ümmet-i Muhammed-i insanlar?n en hay?rl?s? k?lm??t?r.

Çünkü yolunda mücadele ederler ve onlara yararl? olurlar. Allah Resulü s.a.v. buyurmu?tur:

“?nsanlar?n en hay?rl?s? insanlara faydal? olan, en kötüsü de insanlara zararl? oland?r.”

 

#435

?steksiz yap?lan i?ten, sevgi, sayg? ve sadakatten yoksun evlilikten, haram, helal gözetmeyen kulun ibadetinden hay?r gelmez.

#435

?steksiz yap?lan i?ten, sevgi, sayg? ve sadakatten yoksun evlilikten, haram, helal gözetmeyen kulun ibadetinden hay?r gelmez.

#435

?steksiz yap?lan i?ten, sevgi, sayg? ve sadakatten yoksun evlilikten, haram, helal gözetmeyen kulun ibadetinden hay?r gelmez.

#435

?steksiz yap?lan i?ten, sevgi, sayg? ve sadakatten yoksun evlilikten, haram, helal gözetmeyen kulun ibadetinden hay?r gelmez.

#435

?steksiz yap?lan i?ten, sevgi, sayg? ve sadakatten yoksun evlilikten, haram, helal gözetmeyen kulun ibadetinden hay?r gelmez.

#435

?steksiz yap?lan i?ten, sevgi, sayg? ve sadakatten yoksun evlilikten, haram, helal gözetmeyen kulun ibadetinden hay?r gelmez.

#436

Sabredilen ?ey bak?m?ndan sab?r üç çe?ittir.

Allah için yap?lan ibadetlere kar?? sab?r,
 
Günah i?lememeye sab?r,
 
Allah’?n bizler için birer imtihan? olan sab?r.
 
?lk ikisi, kulun kendi iradesi ile yapaca?? i?lerle ilgili sab?rd?r.
 
Üçüncüsü ise kendi iradesi ve eylemi d???ndaki olaylara sab?rd?r.  

#436

Sabredilen ?ey bak?m?ndan sab?r üç çe?ittir.

Allah için yap?lan ibadetlere kar?? sab?r,
 
Günah i?lememeye sab?r,
 
Allah’?n bizler için birer imtihan? olan sab?r.
 
?lk ikisi, kulun kendi iradesi ile yapaca?? i?lerle ilgili sab?rd?r.
 
Üçüncüsü ise kendi iradesi ve eylemi d???ndaki olaylara sab?rd?r.  

#436

Sabredilen ?ey bak?m?ndan sab?r üç çe?ittir.

Allah için yap?lan ibadetlere kar?? sab?r,
 
Günah i?lememeye sab?r,
 
Allah’?n bizler için birer imtihan? olan sab?r.
 
?lk ikisi, kulun kendi iradesi ile yapaca?? i?lerle ilgili sab?rd?r.
 
Üçüncüsü ise kendi iradesi ve eylemi d???ndaki olaylara sab?rd?r.  

#436

Sabredilen ?ey bak?m?ndan sab?r üç çe?ittir.

Allah için yap?lan ibadetlere kar?? sab?r,
 
Günah i?lememeye sab?r,
 
Allah’?n bizler için birer imtihan? olan sab?r.
 
?lk ikisi, kulun kendi iradesi ile yapaca?? i?lerle ilgili sab?rd?r.
 
Üçüncüsü ise kendi iradesi ve eylemi d???ndaki olaylara sab?rd?r.  

#436

Sabredilen ?ey bak?m?ndan sab?r üç çe?ittir.

Allah için yap?lan ibadetlere kar?? sab?r,
 
Günah i?lememeye sab?r,
 
Allah’?n bizler için birer imtihan? olan sab?r.
 
?lk ikisi, kulun kendi iradesi ile yapaca?? i?lerle ilgili sab?rd?r.
 
Üçüncüsü ise kendi iradesi ve eylemi d???ndaki olaylara sab?rd?r.  

#437

Sehl Tüsteri Hazretleri’nin söyledi?ine göre, sab?r iki çe?ittir. Biri günaha kar?? sab?rd?r ki bunu yapabilen ki?i mücahittir. Di?eri de ibadet etmeye kar?? sab?rd?r ki, bunu yapabilen de abid yani ibadet edendir. Hem günah i?lememeye, hem de ibadete sabreden kimseye Cenab-? Allah, kazas?na r?za yetene?i verir. R?zan?n i?areti, kalbinden gelen kötülük ve iyilikleri itidal ve sükûnetle kar??lamas?d?r.

 

                                     

#437

Sehl Tüsteri Hazretleri’nin söyledi?ine göre, sab?r iki çe?ittir. Biri günaha kar?? sab?rd?r ki bunu yapabilen ki?i mücahittir. Di?eri de ibadet etmeye kar?? sab?rd?r ki, bunu yapabilen de abid yani ibadet edendir. Hem günah i?lememeye, hem de ibadete sabreden kimseye Cenab-? Allah, kazas?na r?za yetene?i verir. R?zan?n i?areti, kalbinden gelen kötülük ve iyilikleri itidal ve sükûnetle kar??lamas?d?r.

 

                                     

#437

Sehl Tüsteri Hazretleri’nin söyledi?ine göre, sab?r iki çe?ittir. Biri günaha kar?? sab?rd?r ki bunu yapabilen ki?i mücahittir. Di?eri de ibadet etmeye kar?? sab?rd?r ki, bunu yapabilen de abid yani ibadet edendir. Hem günah i?lememeye, hem de ibadete sabreden kimseye Cenab-? Allah, kazas?na r?za yetene?i verir. R?zan?n i?areti, kalbinden gelen kötülük ve iyilikleri itidal ve sükûnetle kar??lamas?d?r.

 

                                     

#437

Sehl Tüsteri Hazretleri’nin söyledi?ine göre, sab?r iki çe?ittir. Biri günaha kar?? sab?rd?r ki bunu yapabilen ki?i mücahittir. Di?eri de ibadet etmeye kar?? sab?rd?r ki, bunu yapabilen de abid yani ibadet edendir. Hem günah i?lememeye, hem de ibadete sabreden kimseye Cenab-? Allah, kazas?na r?za yetene?i verir. R?zan?n i?areti, kalbinden gelen kötülük ve iyilikleri itidal ve sükûnetle kar??lamas?d?r.

 

                                     

#437

Sehl Tüsteri Hazretleri’nin söyledi?ine göre, sab?r iki çe?ittir. Biri günaha kar?? sab?rd?r ki bunu yapabilen ki?i mücahittir. Di?eri de ibadet etmeye kar?? sab?rd?r ki, bunu yapabilen de abid yani ibadet edendir. Hem günah i?lememeye, hem de ibadete sabreden kimseye Cenab-? Allah, kazas?na r?za yetene?i verir. R?zan?n i?areti, kalbinden gelen kötülük ve iyilikleri itidal ve sükûnetle kar??lamas?d?r.

 

                                     

#438

 Hz. Ali (r.a) ?öyle der:    

Riyakârlar ?öyledir:                                          

Tek ba??na kald??? zaman tembellik eder, ibadette gev?eklik gösterir ve nafile namazlar? oturarak k?lar.

?nsanlarla beraber oldu?u zaman tekrar canlan?r, canla ba?la amel eder.

Biri kendisini methetti?inde daha fazla amel ve ibadet eder. Yerdi?inde ise amellerini azalt?r.

 

#438

 Hz. Ali (r.a) ?öyle der:    

Riyakârlar ?öyledir:                                          

Tek ba??na kald??? zaman tembellik eder, ibadette gev?eklik gösterir ve nafile namazlar? oturarak k?lar.

?nsanlarla beraber oldu?u zaman tekrar canlan?r, canla ba?la amel eder.

Biri kendisini methetti?inde daha fazla amel ve ibadet eder. Yerdi?inde ise amellerini azalt?r.

 

#438

 Hz. Ali (r.a) ?öyle der:    

Riyakârlar ?öyledir:                                          

Tek ba??na kald??? zaman tembellik eder, ibadette gev?eklik gösterir ve nafile namazlar? oturarak k?lar.

?nsanlarla beraber oldu?u zaman tekrar canlan?r, canla ba?la amel eder.

Biri kendisini methetti?inde daha fazla amel ve ibadet eder. Yerdi?inde ise amellerini azalt?r.

 

#438

 Hz. Ali (r.a) ?öyle der:    

Riyakârlar ?öyledir:                                          

Tek ba??na kald??? zaman tembellik eder, ibadette gev?eklik gösterir ve nafile namazlar? oturarak k?lar.

?nsanlarla beraber oldu?u zaman tekrar canlan?r, canla ba?la amel eder.

Biri kendisini methetti?inde daha fazla amel ve ibadet eder. Yerdi?inde ise amellerini azalt?r.

 

#438

 Hz. Ali (r.a) ?öyle der:    

Riyakârlar ?öyledir:                                          

Tek ba??na kald??? zaman tembellik eder, ibadette gev?eklik gösterir ve nafile namazlar? oturarak k?lar.

?nsanlarla beraber oldu?u zaman tekrar canlan?r, canla ba?la amel eder.

Biri kendisini methetti?inde daha fazla amel ve ibadet eder. Yerdi?inde ise amellerini azalt?r.

 

#439

Biz kimseye kin tutmay?z, dü?man?m?z kindir bizim.

#440

Bir ki?iye dinden bir mesele ö?retmek, yüz nafile hacdan daha faziletlidir.  

 

#440

Bir ki?iye dinden bir mesele ö?retmek, yüz nafile hacdan daha faziletlidir.  

 

#440

Bir ki?iye dinden bir mesele ö?retmek, yüz nafile hacdan daha faziletlidir.  

 

#441

Nefis asla doymak bilmeyen bir oburdur.

 

#441

Nefis asla doymak bilmeyen bir oburdur.

 

#442

Allah'tan hakk?yla korkan bir kul çok az günah i?ler.

 

#442

Allah'tan hakk?yla korkan bir kul çok az günah i?ler.

 

#443

On liral?k dünya menfaatinden zarar etmemek için doksan liral?k ahiret menfaatinden vazgeçmeyi tercih etmek ahmakl???n ve gafletin zirve noktas?d?r.

 

#443

On liral?k dünya menfaatinden zarar etmemek için doksan liral?k ahiret menfaatinden vazgeçmeyi tercih etmek ahmakl???n ve gafletin zirve noktas?d?r.

 

#443

On liral?k dünya menfaatinden zarar etmemek için doksan liral?k ahiret menfaatinden vazgeçmeyi tercih etmek ahmakl???n ve gafletin zirve noktas?d?r.

 

#443

On liral?k dünya menfaatinden zarar etmemek için doksan liral?k ahiret menfaatinden vazgeçmeyi tercih etmek ahmakl???n ve gafletin zirve noktas?d?r.

 

#444

Kötülü?ün yok olmas? için herkesin iyi olmas? yeterlidir.

#444

Kötülü?ün yok olmas? için herkesin iyi olmas? yeterlidir.

#445

Allah indindeki de?erini, dereceni bilmek istiyorsan, seni hangi i?te bulundurdu?una bir bak.

 

#445

Allah indindeki de?erini, dereceni bilmek istiyorsan, seni hangi i?te bulundurdu?una bir bak.

 

#445

Allah indindeki de?erini, dereceni bilmek istiyorsan, seni hangi i?te bulundurdu?una bir bak.

 

#446

Cenab-? Hak affedicidir ancak kul hakk?na kar??maz.

 

#446

Cenab-? Hak affedicidir ancak kul hakk?na kar??maz.

 

#447

Kâfirin bile kalbini k?rma.

#447

Kâfirin bile kalbini k?rma.

#448

Her ?eyin bir eceli var!   

“Ev e?yan?zdan biri k?r?ld??? zaman öfkelenmeyiniz. Çünkü sizin gibi onlar?n da bir eceli vard?r.”

#448

Her ?eyin bir eceli var!   

“Ev e?yan?zdan biri k?r?ld??? zaman öfkelenmeyiniz. Çünkü sizin gibi onlar?n da bir eceli vard?r.”

#448

Her ?eyin bir eceli var!   

“Ev e?yan?zdan biri k?r?ld??? zaman öfkelenmeyiniz. Çünkü sizin gibi onlar?n da bir eceli vard?r.”

#449

“Kötü insanlar, yeryüzüne serpilmi? iyi insanlar? s?namaya yararlar.”

#449

“Kötü insanlar, yeryüzüne serpilmi? iyi insanlar? s?namaya yararlar.”

#449

“Kötü insanlar, yeryüzüne serpilmi? iyi insanlar? s?namaya yararlar.”

#450

Karde?! ?nsan? ?eytan azd?r?r dersin. Ya ?eytan? kim azd?r?r?

 ?eytan durup dururken, kendi kendine azmad?. ?eytan? azd?ran nefis seni rahat m? b?rakacak san?yorsun?

 

#450

Karde?! ?nsan? ?eytan azd?r?r dersin. Ya ?eytan? kim azd?r?r?

 ?eytan durup dururken, kendi kendine azmad?. ?eytan? azd?ran nefis seni rahat m? b?rakacak san?yorsun?

 

#450

Karde?! ?nsan? ?eytan azd?r?r dersin. Ya ?eytan? kim azd?r?r?

 ?eytan durup dururken, kendi kendine azmad?. ?eytan? azd?ran nefis seni rahat m? b?rakacak san?yorsun?

 

#451

San?rs?n ki sen küçük bir cisimsin, oysa sende koca bir âlem dürülmü?tür.

Hz. Ali r.a.

 

#451

San?rs?n ki sen küçük bir cisimsin, oysa sende koca bir âlem dürülmü?tür.

Hz. Ali r.a.

 

#451

San?rs?n ki sen küçük bir cisimsin, oysa sende koca bir âlem dürülmü?tür.

Hz. Ali r.a.

 

#451

San?rs?n ki sen küçük bir cisimsin, oysa sende koca bir âlem dürülmü?tür.

Hz. Ali r.a.

 

#452

“Bir defa ibadetin sana yetece?ini mi san?yorsun? Da??n ete?inde bir kere doyurdu?un at ile koca da?? a?abilece?ini mi zannediyorsun?”

#452

“Bir defa ibadetin sana yetece?ini mi san?yorsun? Da??n ete?inde bir kere doyurdu?un at ile koca da?? a?abilece?ini mi zannediyorsun?”

#452

“Bir defa ibadetin sana yetece?ini mi san?yorsun? Da??n ete?inde bir kere doyurdu?un at ile koca da?? a?abilece?ini mi zannediyorsun?”

#453

“Ne zaman aç kald?msa, kalbimde hikmetten aç?lm?? bir kap? buldum.”

 

#453

“Ne zaman aç kald?msa, kalbimde hikmetten aç?lm?? bir kap? buldum.”

 

#453

“Ne zaman aç kald?msa, kalbimde hikmetten aç?lm?? bir kap? buldum.”

 

#453

“Ne zaman aç kald?msa, kalbimde hikmetten aç?lm?? bir kap? buldum.”

 

#454

“?nsan? mutlu k?lan, ne bedensel güçler, ne zenginliklerdir; insan? mutlu k?lan, dürüstlük ve kötülüklerden sak?nmakt?r.”

#454

“?nsan? mutlu k?lan, ne bedensel güçler, ne zenginliklerdir; insan? mutlu k?lan, dürüstlük ve kötülüklerden sak?nmakt?r.”

#454

“?nsan? mutlu k?lan, ne bedensel güçler, ne zenginliklerdir; insan? mutlu k?lan, dürüstlük ve kötülüklerden sak?nmakt?r.”

#454

“?nsan? mutlu k?lan, ne bedensel güçler, ne zenginliklerdir; insan? mutlu k?lan, dürüstlük ve kötülüklerden sak?nmakt?r.”

#455

Eskiden beri âlimler, “insanlar? günahlara sevk eden dört amel”den söz ederler. Bunlar; nefis, ?eytan, dünyaya dü?künlük, kötü arkada? ve kötü çevredir.

 

#455

Eskiden beri âlimler, “insanlar? günahlara sevk eden dört amel”den söz ederler. Bunlar; nefis, ?eytan, dünyaya dü?künlük, kötü arkada? ve kötü çevredir.

 

#455

Eskiden beri âlimler, “insanlar? günahlara sevk eden dört amel”den söz ederler. Bunlar; nefis, ?eytan, dünyaya dü?künlük, kötü arkada? ve kötü çevredir.

 

#455

Eskiden beri âlimler, “insanlar? günahlara sevk eden dört amel”den söz ederler. Bunlar; nefis, ?eytan, dünyaya dü?künlük, kötü arkada? ve kötü çevredir.

 

#455

Eskiden beri âlimler, “insanlar? günahlara sevk eden dört amel”den söz ederler. Bunlar; nefis, ?eytan, dünyaya dü?künlük, kötü arkada? ve kötü çevredir.

 

#455

Eskiden beri âlimler, “insanlar? günahlara sevk eden dört amel”den söz ederler. Bunlar; nefis, ?eytan, dünyaya dü?künlük, kötü arkada? ve kötü çevredir.

 

#456

Allah’? seveni Allah’da sever.

Kim Allah’? isterse, Allah’da onu ister.

Ona yakla?an? Allah kendine yakla?t?r?r.

 Kim Allah’? tan?mak isterse, Allah kendini ona tan?t?r.

#456

Allah’? seveni Allah’da sever.

Kim Allah’? isterse, Allah’da onu ister.

Ona yakla?an? Allah kendine yakla?t?r?r.

 Kim Allah’? tan?mak isterse, Allah kendini ona tan?t?r.

#456

Allah’? seveni Allah’da sever.

Kim Allah’? isterse, Allah’da onu ister.

Ona yakla?an? Allah kendine yakla?t?r?r.

 Kim Allah’? tan?mak isterse, Allah kendini ona tan?t?r.

#456

Allah’? seveni Allah’da sever.

Kim Allah’? isterse, Allah’da onu ister.

Ona yakla?an? Allah kendine yakla?t?r?r.

 Kim Allah’? tan?mak isterse, Allah kendini ona tan?t?r.

#457

Her mü’minin namaz?, onun bir nev-i mirac? hükmündedir.

 

#457

Her mü’minin namaz?, onun bir nev-i mirac? hükmündedir.

 

#458

Dünyan?n yüz bahçesi, fani olmak haysiyetiyle, ahiretin baki olan bir a?ac?na mukabil gelemez.

 

#458

Dünyan?n yüz bahçesi, fani olmak haysiyetiyle, ahiretin baki olan bir a?ac?na mukabil gelemez.

 

#458

Dünyan?n yüz bahçesi, fani olmak haysiyetiyle, ahiretin baki olan bir a?ac?na mukabil gelemez.

 

#459

Çok yemek, insan?n kendine yapabilece?i en büyük zulümlerdendir.

#459

Çok yemek, insan?n kendine yapabilece?i en büyük zulümlerdendir.

#459

Çok yemek, insan?n kendine yapabilece?i en büyük zulümlerdendir.

#460

Bu meydan-? imtihanda olanlar, ba??bo? de?iller, saadet saraylar? ve zindanlar ahirette onlar? bekliyorlar.

 

#460

Bu meydan-? imtihanda olanlar, ba??bo? de?iller, saadet saraylar? ve zindanlar ahirette onlar? bekliyorlar.

 

#460

Bu meydan-? imtihanda olanlar, ba??bo? de?iller, saadet saraylar? ve zindanlar ahirette onlar? bekliyorlar.

 

#460

Bu meydan-? imtihanda olanlar, ba??bo? de?iller, saadet saraylar? ve zindanlar ahirette onlar? bekliyorlar.

 

#461

Fenal??? kendinden, iyili?i Allah’tan bil.

#461

Fenal??? kendinden, iyili?i Allah’tan bil.

#462

E?er Âdemo?lunun her ameli güzel ve eksiksiz olsayd?, kendini be?enmi? olmaktan nefsini helâk ederdi. Fakat Allah-ü Teâlâ onu, rahmetiyle kusurunu görme durumunda yaratm??t?r.

Hasan-? Basri 

#462

E?er Âdemo?lunun her ameli güzel ve eksiksiz olsayd?, kendini be?enmi? olmaktan nefsini helâk ederdi. Fakat Allah-ü Teâlâ onu, rahmetiyle kusurunu görme durumunda yaratm??t?r.

Hasan-? Basri 

#462

E?er Âdemo?lunun her ameli güzel ve eksiksiz olsayd?, kendini be?enmi? olmaktan nefsini helâk ederdi. Fakat Allah-ü Teâlâ onu, rahmetiyle kusurunu görme durumunda yaratm??t?r.

Hasan-? Basri 

#462

E?er Âdemo?lunun her ameli güzel ve eksiksiz olsayd?, kendini be?enmi? olmaktan nefsini helâk ederdi. Fakat Allah-ü Teâlâ onu, rahmetiyle kusurunu görme durumunda yaratm??t?r.

Hasan-? Basri 

#462

E?er Âdemo?lunun her ameli güzel ve eksiksiz olsayd?, kendini be?enmi? olmaktan nefsini helâk ederdi. Fakat Allah-ü Teâlâ onu, rahmetiyle kusurunu görme durumunda yaratm??t?r.

Hasan-? Basri 

#463

?mana gel ki, elemden emin olas?n.

 

#463

?mana gel ki, elemden emin olas?n.

 

#464

Uyuyarak geceleyip sabaha nedâmet edici olarak girmeyi, geceyi ibâdetle geçirip sabaha kendini be?enmi? ve uyuyanlar?n fevkinde görmü? olarak girmekten çok daha makbul sayar?m.

Mutarrif bin Abdullah 

#464

Uyuyarak geceleyip sabaha nedâmet edici olarak girmeyi, geceyi ibâdetle geçirip sabaha kendini be?enmi? ve uyuyanlar?n fevkinde görmü? olarak girmekten çok daha makbul sayar?m.

Mutarrif bin Abdullah 

#464

Uyuyarak geceleyip sabaha nedâmet edici olarak girmeyi, geceyi ibâdetle geçirip sabaha kendini be?enmi? ve uyuyanlar?n fevkinde görmü? olarak girmekten çok daha makbul sayar?m.

Mutarrif bin Abdullah 

#464

Uyuyarak geceleyip sabaha nedâmet edici olarak girmeyi, geceyi ibâdetle geçirip sabaha kendini be?enmi? ve uyuyanlar?n fevkinde görmü? olarak girmekten çok daha makbul sayar?m.

Mutarrif bin Abdullah 

#465

Nice sevinçler vard?r ki, sonlar? keder, nice hüzünler vard?r ki, sonlar? kurtulu?tur.

#465

Nice sevinçler vard?r ki, sonlar? keder, nice hüzünler vard?r ki, sonlar? kurtulu?tur.

#465

Nice sevinçler vard?r ki, sonlar? keder, nice hüzünler vard?r ki, sonlar? kurtulu?tur.

#466

Hallac-? Mansur, Cüneyd-i Ba?dadi Hz.lerinin kap?s?n? çalar. Hz. ?eyh:

Kimsin? diye sorunca,

Hallac-? Mansur:

Ben Hak! diye cevap verir.

Cüneyd-i Ba?dadi, Vahdetü’l- vücudçu Hallaç’a ?u kar???? verir:

Sen, Hak de?ilsin. Belki Hak ilesin.

 

#466

Hallac-? Mansur, Cüneyd-i Ba?dadi Hz.lerinin kap?s?n? çalar. Hz. ?eyh:

Kimsin? diye sorunca,

Hallac-? Mansur:

Ben Hak! diye cevap verir.

Cüneyd-i Ba?dadi, Vahdetü’l- vücudçu Hallaç’a ?u kar???? verir:

Sen, Hak de?ilsin. Belki Hak ilesin.

 

#466

Hallac-? Mansur, Cüneyd-i Ba?dadi Hz.lerinin kap?s?n? çalar. Hz. ?eyh:

Kimsin? diye sorunca,

Hallac-? Mansur:

Ben Hak! diye cevap verir.

Cüneyd-i Ba?dadi, Vahdetü’l- vücudçu Hallaç’a ?u kar???? verir:

Sen, Hak de?ilsin. Belki Hak ilesin.

 

#466

Hallac-? Mansur, Cüneyd-i Ba?dadi Hz.lerinin kap?s?n? çalar. Hz. ?eyh:

Kimsin? diye sorunca,

Hallac-? Mansur:

Ben Hak! diye cevap verir.

Cüneyd-i Ba?dadi, Vahdetü’l- vücudçu Hallaç’a ?u kar???? verir:

Sen, Hak de?ilsin. Belki Hak ilesin.

 

#467

Bir adam ?bn-i Sirin’e:

Seni g?ybet etmi?tim. Hakk?n? bana helal et, deyince, ?bn-i Sirin:

Allah’?n sana haram k?ld???n?, ben nas?l helal ederim? kar??l???n? verir.

#467

Bir adam ?bn-i Sirin’e:

Seni g?ybet etmi?tim. Hakk?n? bana helal et, deyince, ?bn-i Sirin:

Allah’?n sana haram k?ld???n?, ben nas?l helal ederim? kar??l???n? verir.

#467

Bir adam ?bn-i Sirin’e:

Seni g?ybet etmi?tim. Hakk?n? bana helal et, deyince, ?bn-i Sirin:

Allah’?n sana haram k?ld???n?, ben nas?l helal ederim? kar??l???n? verir.

#467

Bir adam ?bn-i Sirin’e:

Seni g?ybet etmi?tim. Hakk?n? bana helal et, deyince, ?bn-i Sirin:

Allah’?n sana haram k?ld???n?, ben nas?l helal ederim? kar??l???n? verir.

#468

Bilge bir kimse, birisiyle kavga ederken Behlül onun yan?ndan geçiyordu.

Behlül ?öyle dedi:

-Arif san?lan ?u adam, e?er Allah’? gerçekten bilseydi, dü?man ile u?ra?maya vakit bulamazd?.

Rabbinin varl???ndan gaflette olmasayd?, bütün halk? yok sayacakt?.

#468

Bilge bir kimse, birisiyle kavga ederken Behlül onun yan?ndan geçiyordu.

Behlül ?öyle dedi:

-Arif san?lan ?u adam, e?er Allah’? gerçekten bilseydi, dü?man ile u?ra?maya vakit bulamazd?.

Rabbinin varl???ndan gaflette olmasayd?, bütün halk? yok sayacakt?.

#468

Bilge bir kimse, birisiyle kavga ederken Behlül onun yan?ndan geçiyordu.

Behlül ?öyle dedi:

-Arif san?lan ?u adam, e?er Allah’? gerçekten bilseydi, dü?man ile u?ra?maya vakit bulamazd?.

Rabbinin varl???ndan gaflette olmasayd?, bütün halk? yok sayacakt?.

#468

Bilge bir kimse, birisiyle kavga ederken Behlül onun yan?ndan geçiyordu.

Behlül ?öyle dedi:

-Arif san?lan ?u adam, e?er Allah’? gerçekten bilseydi, dü?man ile u?ra?maya vakit bulamazd?.

Rabbinin varl???ndan gaflette olmasayd?, bütün halk? yok sayacakt?.

#468

Bilge bir kimse, birisiyle kavga ederken Behlül onun yan?ndan geçiyordu.

Behlül ?öyle dedi:

-Arif san?lan ?u adam, e?er Allah’? gerçekten bilseydi, dü?man ile u?ra?maya vakit bulamazd?.

Rabbinin varl???ndan gaflette olmasayd?, bütün halk? yok sayacakt?.

#468

Bilge bir kimse, birisiyle kavga ederken Behlül onun yan?ndan geçiyordu.

Behlül ?öyle dedi:

-Arif san?lan ?u adam, e?er Allah’? gerçekten bilseydi, dü?man ile u?ra?maya vakit bulamazd?.

Rabbinin varl???ndan gaflette olmasayd?, bütün halk? yok sayacakt?.

#469

Mehmet Emre Hoca’ya müstehcen yay?n yapan televizyon kanallar?n? kastederek sormu?lar:

Hocam televizyon abdesti bozar m??

Cevap vermi?:

Abdesti bozmaz; ama ahlak? bozdu?u kesin.

#469

Mehmet Emre Hoca’ya müstehcen yay?n yapan televizyon kanallar?n? kastederek sormu?lar:

Hocam televizyon abdesti bozar m??

Cevap vermi?:

Abdesti bozmaz; ama ahlak? bozdu?u kesin.

#469

Mehmet Emre Hoca’ya müstehcen yay?n yapan televizyon kanallar?n? kastederek sormu?lar:

Hocam televizyon abdesti bozar m??

Cevap vermi?:

Abdesti bozmaz; ama ahlak? bozdu?u kesin.

#470

Sühreverdi Hz.lerine sordular:

Âlemi terk edersek helak oluruz, ama amel etti?imizde de gönlümüze gurur gelir. Bu durumda ne yapal?m?

Sühreverdi Hz.leri ?u cevab? verdi:

Amel ediniz ve gururdan da Allah’a isti?farda bulununuz. 

#470

Sühreverdi Hz.lerine sordular:

Âlemi terk edersek helak oluruz, ama amel etti?imizde de gönlümüze gurur gelir. Bu durumda ne yapal?m?

Sühreverdi Hz.leri ?u cevab? verdi:

Amel ediniz ve gururdan da Allah’a isti?farda bulununuz. 

#470

Sühreverdi Hz.lerine sordular:

Âlemi terk edersek helak oluruz, ama amel etti?imizde de gönlümüze gurur gelir. Bu durumda ne yapal?m?

Sühreverdi Hz.leri ?u cevab? verdi:

Amel ediniz ve gururdan da Allah’a isti?farda bulununuz. 

#471

Beyazid-i Bistami:

Neden açl?ktan övgü ile bahsediyorsun? diyenlere:

Çünkü dedi. E?er Firavun aç olsayd?, ‘’en büyük Rabbiniz benim’’ demezdi.

#471

Beyazid-i Bistami:

Neden açl?ktan övgü ile bahsediyorsun? diyenlere:

Çünkü dedi. E?er Firavun aç olsayd?, ‘’en büyük Rabbiniz benim’’ demezdi.

#471

Beyazid-i Bistami:

Neden açl?ktan övgü ile bahsediyorsun? diyenlere:

Çünkü dedi. E?er Firavun aç olsayd?, ‘’en büyük Rabbiniz benim’’ demezdi.

#471

Beyazid-i Bistami:

Neden açl?ktan övgü ile bahsediyorsun? diyenlere:

Çünkü dedi. E?er Firavun aç olsayd?, ‘’en büyük Rabbiniz benim’’ demezdi.

#472

Sehl bin Abdullah’a:

Güzel ahlak nedir? diye sorulunca,

En a?a?? derecesi;

?nsanlar?n yükünü çekmek,

Onlardan gelen s?k?nt?lara katlanmak,

Yapt??? iyiliklerden dolay? kimseden kar??l?k beklememek,

Günahkârlara ac?y?p affedilmelerini dilemek… buyurdu.

#472

Sehl bin Abdullah’a:

Güzel ahlak nedir? diye sorulunca,

En a?a?? derecesi;

?nsanlar?n yükünü çekmek,

Onlardan gelen s?k?nt?lara katlanmak,

Yapt??? iyiliklerden dolay? kimseden kar??l?k beklememek,

Günahkârlara ac?y?p affedilmelerini dilemek… buyurdu.

#472

Sehl bin Abdullah’a:

Güzel ahlak nedir? diye sorulunca,

En a?a?? derecesi;

?nsanlar?n yükünü çekmek,

Onlardan gelen s?k?nt?lara katlanmak,

Yapt??? iyiliklerden dolay? kimseden kar??l?k beklememek,

Günahkârlara ac?y?p affedilmelerini dilemek… buyurdu.

#472

Sehl bin Abdullah’a:

Güzel ahlak nedir? diye sorulunca,

En a?a?? derecesi;

?nsanlar?n yükünü çekmek,

Onlardan gelen s?k?nt?lara katlanmak,

Yapt??? iyiliklerden dolay? kimseden kar??l?k beklememek,

Günahkârlara ac?y?p affedilmelerini dilemek… buyurdu.

#472

Sehl bin Abdullah’a:

Güzel ahlak nedir? diye sorulunca,

En a?a?? derecesi;

?nsanlar?n yükünü çekmek,

Onlardan gelen s?k?nt?lara katlanmak,

Yapt??? iyiliklerden dolay? kimseden kar??l?k beklememek,

Günahkârlara ac?y?p affedilmelerini dilemek… buyurdu.

#472

Sehl bin Abdullah’a:

Güzel ahlak nedir? diye sorulunca,

En a?a?? derecesi;

?nsanlar?n yükünü çekmek,

Onlardan gelen s?k?nt?lara katlanmak,

Yapt??? iyiliklerden dolay? kimseden kar??l?k beklememek,

Günahkârlara ac?y?p affedilmelerini dilemek… buyurdu.

#472

Sehl bin Abdullah’a:

Güzel ahlak nedir? diye sorulunca,

En a?a?? derecesi;

?nsanlar?n yükünü çekmek,

Onlardan gelen s?k?nt?lara katlanmak,

Yapt??? iyiliklerden dolay? kimseden kar??l?k beklememek,

Günahkârlara ac?y?p affedilmelerini dilemek… buyurdu.

#473

Güzel ahlâk nedir? sualine, Ebu Muhammed Razi:

Güzel ahlâk, kulun Allah’a kar?? yapt??? hizmet ve ibadetleri az bulmas?, Allah’tan gelen nimetleri de büyük görmesidir, cevab?n? vermi?tir.

#473

Güzel ahlâk nedir? sualine, Ebu Muhammed Razi:

Güzel ahlâk, kulun Allah’a kar?? yapt??? hizmet ve ibadetleri az bulmas?, Allah’tan gelen nimetleri de büyük görmesidir, cevab?n? vermi?tir.

#473

Güzel ahlâk nedir? sualine, Ebu Muhammed Razi:

Güzel ahlâk, kulun Allah’a kar?? yapt??? hizmet ve ibadetleri az bulmas?, Allah’tan gelen nimetleri de büyük görmesidir, cevab?n? vermi?tir.

#473

Güzel ahlâk nedir? sualine, Ebu Muhammed Razi:

Güzel ahlâk, kulun Allah’a kar?? yapt??? hizmet ve ibadetleri az bulmas?, Allah’tan gelen nimetleri de büyük görmesidir, cevab?n? vermi?tir.

#473

Güzel ahlâk nedir? sualine, Ebu Muhammed Razi:

Güzel ahlâk, kulun Allah’a kar?? yapt??? hizmet ve ibadetleri az bulmas?, Allah’tan gelen nimetleri de büyük görmesidir, cevab?n? vermi?tir.

#474

?bn-i Sina’ya :

Dünyada devas? olmayan bir dert var m?d?r? diye sorduklar?nda:

Derdin devâs?z?, iyinin kötüye muhtaç olmas?d?r, demi?.

#474

?bn-i Sina’ya :

Dünyada devas? olmayan bir dert var m?d?r? diye sorduklar?nda:

Derdin devâs?z?, iyinin kötüye muhtaç olmas?d?r, demi?.

#474

?bn-i Sina’ya :

Dünyada devas? olmayan bir dert var m?d?r? diye sorduklar?nda:

Derdin devâs?z?, iyinin kötüye muhtaç olmas?d?r, demi?.

#474

?bn-i Sina’ya :

Dünyada devas? olmayan bir dert var m?d?r? diye sorduklar?nda:

Derdin devâs?z?, iyinin kötüye muhtaç olmas?d?r, demi?.

#475

Bugün elde varken, yar?n? görüp görmeyece?in meçhul iken, neden bugünün ibadetini ve tövbesini yar?na b?rak?rs?n ki a gafil!

#475

Bugün elde varken, yar?n? görüp görmeyece?in meçhul iken, neden bugünün ibadetini ve tövbesini yar?na b?rak?rs?n ki a gafil!

#475

Bugün elde varken, yar?n? görüp görmeyece?in meçhul iken, neden bugünün ibadetini ve tövbesini yar?na b?rak?rs?n ki a gafil!

#476

Yahya Bin Muaz’a:

Kul, ne vakit ihlâs sahibi olabilir? diye sormu?lar.

Cevaben ?öyle buyurmu?:

Kendisini övenle yereni bir gördü?ü vakit.

#476

Yahya Bin Muaz’a:

Kul, ne vakit ihlâs sahibi olabilir? diye sormu?lar.

Cevaben ?öyle buyurmu?:

Kendisini övenle yereni bir gördü?ü vakit.

#476

Yahya Bin Muaz’a:

Kul, ne vakit ihlâs sahibi olabilir? diye sormu?lar.

Cevaben ?öyle buyurmu?:

Kendisini övenle yereni bir gördü?ü vakit.

#477

Ebu Hureyre Hz.lerine:

Yar?n ölece?ini bilsen, ne yapard?n? diye sorulmu?tu.

Cevaben:

?lim ö?renirdim, buyurdu.

 

#477

Ebu Hureyre Hz.lerine:

Yar?n ölece?ini bilsen, ne yapard?n? diye sorulmu?tu.

Cevaben:

?lim ö?renirdim, buyurdu.

 

#477

Ebu Hureyre Hz.lerine:

Yar?n ölece?ini bilsen, ne yapard?n? diye sorulmu?tu.

Cevaben:

?lim ö?renirdim, buyurdu.

 

#477

Ebu Hureyre Hz.lerine:

Yar?n ölece?ini bilsen, ne yapard?n? diye sorulmu?tu.

Cevaben:

?lim ö?renirdim, buyurdu.

 

#477

Ebu Hureyre Hz.lerine:

Yar?n ölece?ini bilsen, ne yapard?n? diye sorulmu?tu.

Cevaben:

?lim ö?renirdim, buyurdu.

 

#478

Ebû Bekir Kettanî,

Hakk?n r?zas?na ermek için, ne yapal?m? diyenlere:

Bedeninle dünyada, kalbinle ahirette ol, buyururlard?.

 

#478

Ebû Bekir Kettanî,

Hakk?n r?zas?na ermek için, ne yapal?m? diyenlere:

Bedeninle dünyada, kalbinle ahirette ol, buyururlard?.

 

#478

Ebû Bekir Kettanî,

Hakk?n r?zas?na ermek için, ne yapal?m? diyenlere:

Bedeninle dünyada, kalbinle ahirette ol, buyururlard?.

 

#478

Ebû Bekir Kettanî,

Hakk?n r?zas?na ermek için, ne yapal?m? diyenlere:

Bedeninle dünyada, kalbinle ahirette ol, buyururlard?.

 

#478

Ebû Bekir Kettanî,

Hakk?n r?zas?na ermek için, ne yapal?m? diyenlere:

Bedeninle dünyada, kalbinle ahirette ol, buyururlard?.

 

#479

Zünnûn-? M?srî’ye,

Kalbini en güzel koruyan kimdir? diye sormu?lard?.

Cevaben:

Diline en çok hâkim olan, buyurdu.

#479

Zünnûn-? M?srî’ye,

Kalbini en güzel koruyan kimdir? diye sormu?lard?.

Cevaben:

Diline en çok hâkim olan, buyurdu.

#479

Zünnûn-? M?srî’ye,

Kalbini en güzel koruyan kimdir? diye sormu?lard?.

Cevaben:

Diline en çok hâkim olan, buyurdu.

#480

Kaderine r?za gösteren ve her zaman Allah’a tevekkül eden kul omuzlar?na yüklenmi? olan hayat?n a??r yükünün s?k?nt?s?ndan kurtulmu?, huzura ve sakinli?e kavu?mu? olur.

#480

Kaderine r?za gösteren ve her zaman Allah’a tevekkül eden kul omuzlar?na yüklenmi? olan hayat?n a??r yükünün s?k?nt?s?ndan kurtulmu?, huzura ve sakinli?e kavu?mu? olur.

#480

Kaderine r?za gösteren ve her zaman Allah’a tevekkül eden kul omuzlar?na yüklenmi? olan hayat?n a??r yükünün s?k?nt?s?ndan kurtulmu?, huzura ve sakinli?e kavu?mu? olur.

#480

Kaderine r?za gösteren ve her zaman Allah’a tevekkül eden kul omuzlar?na yüklenmi? olan hayat?n a??r yükünün s?k?nt?s?ndan kurtulmu?, huzura ve sakinli?e kavu?mu? olur.

#480

Kaderine r?za gösteren ve her zaman Allah’a tevekkül eden kul omuzlar?na yüklenmi? olan hayat?n a??r yükünün s?k?nt?s?ndan kurtulmu?, huzura ve sakinli?e kavu?mu? olur.

#481

Bir organ, örne?in gözlerimiz ancak yüzde yüz tam oldu?unda fonksiyon görebilir, yoksa fonksiyonsuz kal?r, fonksiyonsuz oldu?u için de, e?er varsa ki kesinlikle yok do?al seleksiyon sürecinde i?e yaramad??? için elenmi? olmas? gerekirdi.

Evrimcilere tokat gibi bir cevap.

#481

Bir organ, örne?in gözlerimiz ancak yüzde yüz tam oldu?unda fonksiyon görebilir, yoksa fonksiyonsuz kal?r, fonksiyonsuz oldu?u için de, e?er varsa ki kesinlikle yok do?al seleksiyon sürecinde i?e yaramad??? için elenmi? olmas? gerekirdi.

Evrimcilere tokat gibi bir cevap.

#481

Bir organ, örne?in gözlerimiz ancak yüzde yüz tam oldu?unda fonksiyon görebilir, yoksa fonksiyonsuz kal?r, fonksiyonsuz oldu?u için de, e?er varsa ki kesinlikle yok do?al seleksiyon sürecinde i?e yaramad??? için elenmi? olmas? gerekirdi.

Evrimcilere tokat gibi bir cevap.

#481

Bir organ, örne?in gözlerimiz ancak yüzde yüz tam oldu?unda fonksiyon görebilir, yoksa fonksiyonsuz kal?r, fonksiyonsuz oldu?u için de, e?er varsa ki kesinlikle yok do?al seleksiyon sürecinde i?e yaramad??? için elenmi? olmas? gerekirdi.

Evrimcilere tokat gibi bir cevap.

#482

Bir gün Halife Mansur, ?mam-? Azam’a dedi ki:

Hediyelerimi niçin kabul etmiyorsun?

?mam, gayet so?ukkanl? ?ekilde cevap verdi:

Çünkü onlar sizin de?il, milletin mal?d?r.

#482

Bir gün Halife Mansur, ?mam-? Azam’a dedi ki:

Hediyelerimi niçin kabul etmiyorsun?

?mam, gayet so?ukkanl? ?ekilde cevap verdi:

Çünkü onlar sizin de?il, milletin mal?d?r.

#482

Bir gün Halife Mansur, ?mam-? Azam’a dedi ki:

Hediyelerimi niçin kabul etmiyorsun?

?mam, gayet so?ukkanl? ?ekilde cevap verdi:

Çünkü onlar sizin de?il, milletin mal?d?r.

#482

Bir gün Halife Mansur, ?mam-? Azam’a dedi ki:

Hediyelerimi niçin kabul etmiyorsun?

?mam, gayet so?ukkanl? ?ekilde cevap verdi:

Çünkü onlar sizin de?il, milletin mal?d?r.

#483

Ünlü romanc? Hekimo?lu ?smail’e:

Ya?l?l?k nedir? diye sormu?lar. ?u cevab? vermi?:

Bence ya?l?l?k, ne saç?n beyazlamas?d?r, ne de belin bükülmesi, gayesi biten ve ümidi sönen herkes ya?l?d?r.

#483

Ünlü romanc? Hekimo?lu ?smail’e:

Ya?l?l?k nedir? diye sormu?lar. ?u cevab? vermi?:

Bence ya?l?l?k, ne saç?n beyazlamas?d?r, ne de belin bükülmesi, gayesi biten ve ümidi sönen herkes ya?l?d?r.

#483

Ünlü romanc? Hekimo?lu ?smail’e:

Ya?l?l?k nedir? diye sormu?lar. ?u cevab? vermi?:

Bence ya?l?l?k, ne saç?n beyazlamas?d?r, ne de belin bükülmesi, gayesi biten ve ümidi sönen herkes ya?l?d?r.

#483

Ünlü romanc? Hekimo?lu ?smail’e:

Ya?l?l?k nedir? diye sormu?lar. ?u cevab? vermi?:

Bence ya?l?l?k, ne saç?n beyazlamas?d?r, ne de belin bükülmesi, gayesi biten ve ümidi sönen herkes ya?l?d?r.

#483

Ünlü romanc? Hekimo?lu ?smail’e:

Ya?l?l?k nedir? diye sormu?lar. ?u cevab? vermi?:

Bence ya?l?l?k, ne saç?n beyazlamas?d?r, ne de belin bükülmesi, gayesi biten ve ümidi sönen herkes ya?l?d?r.

#484

Cüneyd-i Ba?dadî Hz.lerine soruldu ki:

?nsan ne zaman gerçek kul olur?    

Allah-ü Teâlâ’dan ba?kas?na kulluk etmeyi terk etti?i zaman, buyurdu.                            

#484

Cüneyd-i Ba?dadî Hz.lerine soruldu ki:

?nsan ne zaman gerçek kul olur?    

Allah-ü Teâlâ’dan ba?kas?na kulluk etmeyi terk etti?i zaman, buyurdu.                            

#484

Cüneyd-i Ba?dadî Hz.lerine soruldu ki:

?nsan ne zaman gerçek kul olur?    

Allah-ü Teâlâ’dan ba?kas?na kulluk etmeyi terk etti?i zaman, buyurdu.                            

#484

Cüneyd-i Ba?dadî Hz.lerine soruldu ki:

?nsan ne zaman gerçek kul olur?    

Allah-ü Teâlâ’dan ba?kas?na kulluk etmeyi terk etti?i zaman, buyurdu.                            

#485

?umeyt bin Aclan’a:

Münaf?k a?lar m?? diye sorulmu?tu. Cevaben ?öyle buyurdu:

O, gözüyle a?lar. Fakat kalbi hiç a?lamaz.

#485

?umeyt bin Aclan’a:

Münaf?k a?lar m?? diye sorulmu?tu. Cevaben ?öyle buyurdu:

O, gözüyle a?lar. Fakat kalbi hiç a?lamaz.

#485

?umeyt bin Aclan’a:

Münaf?k a?lar m?? diye sorulmu?tu. Cevaben ?öyle buyurdu:

O, gözüyle a?lar. Fakat kalbi hiç a?lamaz.

#485

?umeyt bin Aclan’a:

Münaf?k a?lar m?? diye sorulmu?tu. Cevaben ?öyle buyurdu:

O, gözüyle a?lar. Fakat kalbi hiç a?lamaz.

#486

Bir ârife sormu?lar:

Kula kulluk etmek ne demektir?

?ki kelimeyle cevap vermi?:

Nefse itaattir.

#486

Bir ârife sormu?lar:

Kula kulluk etmek ne demektir?

?ki kelimeyle cevap vermi?:

Nefse itaattir.

#486

Bir ârife sormu?lar:

Kula kulluk etmek ne demektir?

?ki kelimeyle cevap vermi?:

Nefse itaattir.

#487

Kurban Bayram?nda kesilen kurbanlar, ?slam dü?man? belli bir kesimin iddia (iftira) etti?i gibi bir hayvan katliam? de?il, Müslümanlar?n Allah’a kar?? kutsal görevlerini gönül ho?lu?uyla yerine getirmeleridir.

#487

Kurban Bayram?nda kesilen kurbanlar, ?slam dü?man? belli bir kesimin iddia (iftira) etti?i gibi bir hayvan katliam? de?il, Müslümanlar?n Allah’a kar?? kutsal görevlerini gönül ho?lu?uyla yerine getirmeleridir.

#487

Kurban Bayram?nda kesilen kurbanlar, ?slam dü?man? belli bir kesimin iddia (iftira) etti?i gibi bir hayvan katliam? de?il, Müslümanlar?n Allah’a kar?? kutsal görevlerini gönül ho?lu?uyla yerine getirmeleridir.

#487

Kurban Bayram?nda kesilen kurbanlar, ?slam dü?man? belli bir kesimin iddia (iftira) etti?i gibi bir hayvan katliam? de?il, Müslümanlar?n Allah’a kar?? kutsal görevlerini gönül ho?lu?uyla yerine getirmeleridir.

#487

Kurban Bayram?nda kesilen kurbanlar, ?slam dü?man? belli bir kesimin iddia (iftira) etti?i gibi bir hayvan katliam? de?il, Müslümanlar?n Allah’a kar?? kutsal görevlerini gönül ho?lu?uyla yerine getirmeleridir.

#488

Ebu Abdullah Dineveri’ye nefisle mücadelenin nas?l yap?laca?? soruldu?unda, ?öyle cevap vermi?tir:

Nefsini ba??bo? b?rakma, hay?rl? ?eylerle me?gul eyle.

Aksi halde, o seni kötü ?eylerle me?gul eder.

#488

Ebu Abdullah Dineveri’ye nefisle mücadelenin nas?l yap?laca?? soruldu?unda, ?öyle cevap vermi?tir:

Nefsini ba??bo? b?rakma, hay?rl? ?eylerle me?gul eyle.

Aksi halde, o seni kötü ?eylerle me?gul eder.

#488

Ebu Abdullah Dineveri’ye nefisle mücadelenin nas?l yap?laca?? soruldu?unda, ?öyle cevap vermi?tir:

Nefsini ba??bo? b?rakma, hay?rl? ?eylerle me?gul eyle.

Aksi halde, o seni kötü ?eylerle me?gul eder.

#488

Ebu Abdullah Dineveri’ye nefisle mücadelenin nas?l yap?laca?? soruldu?unda, ?öyle cevap vermi?tir:

Nefsini ba??bo? b?rakma, hay?rl? ?eylerle me?gul eyle.

Aksi halde, o seni kötü ?eylerle me?gul eder.

#489

Mevlânâ Hz.lerine bir gün sordular ki:

Talebeniz Selahaddin Zerkûp, önceleri, hocam?z?n nurunu ?öyle gördüm, böyle gördüm diye anlat?rd?. ?imdi bu gibi halleri hiç anlatm?yor. Acaba kalp gözüne bir perde mi geldi de eski gördü?ü nurlar? mü?ahede edemiyor?

Mevlânâ ?u cevab? verdi:

Hay?r, Selahaddin ?imdi, kendisi nur deryas?na girmi?tir. Nurun içinde oldu?u için, d??ar?daki nurlar ona görünmez olmu?tur.

#489

Mevlânâ Hz.lerine bir gün sordular ki:

Talebeniz Selahaddin Zerkûp, önceleri, hocam?z?n nurunu ?öyle gördüm, böyle gördüm diye anlat?rd?. ?imdi bu gibi halleri hiç anlatm?yor. Acaba kalp gözüne bir perde mi geldi de eski gördü?ü nurlar? mü?ahede edemiyor?

Mevlânâ ?u cevab? verdi:

Hay?r, Selahaddin ?imdi, kendisi nur deryas?na girmi?tir. Nurun içinde oldu?u için, d??ar?daki nurlar ona görünmez olmu?tur.

#489

Mevlânâ Hz.lerine bir gün sordular ki:

Talebeniz Selahaddin Zerkûp, önceleri, hocam?z?n nurunu ?öyle gördüm, böyle gördüm diye anlat?rd?. ?imdi bu gibi halleri hiç anlatm?yor. Acaba kalp gözüne bir perde mi geldi de eski gördü?ü nurlar? mü?ahede edemiyor?

Mevlânâ ?u cevab? verdi:

Hay?r, Selahaddin ?imdi, kendisi nur deryas?na girmi?tir. Nurun içinde oldu?u için, d??ar?daki nurlar ona görünmez olmu?tur.

#489

Mevlânâ Hz.lerine bir gün sordular ki:

Talebeniz Selahaddin Zerkûp, önceleri, hocam?z?n nurunu ?öyle gördüm, böyle gördüm diye anlat?rd?. ?imdi bu gibi halleri hiç anlatm?yor. Acaba kalp gözüne bir perde mi geldi de eski gördü?ü nurlar? mü?ahede edemiyor?

Mevlânâ ?u cevab? verdi:

Hay?r, Selahaddin ?imdi, kendisi nur deryas?na girmi?tir. Nurun içinde oldu?u için, d??ar?daki nurlar ona görünmez olmu?tur.

#489

Mevlânâ Hz.lerine bir gün sordular ki:

Talebeniz Selahaddin Zerkûp, önceleri, hocam?z?n nurunu ?öyle gördüm, böyle gördüm diye anlat?rd?. ?imdi bu gibi halleri hiç anlatm?yor. Acaba kalp gözüne bir perde mi geldi de eski gördü?ü nurlar? mü?ahede edemiyor?

Mevlânâ ?u cevab? verdi:

Hay?r, Selahaddin ?imdi, kendisi nur deryas?na girmi?tir. Nurun içinde oldu?u için, d??ar?daki nurlar ona görünmez olmu?tur.

#489

Mevlânâ Hz.lerine bir gün sordular ki:

Talebeniz Selahaddin Zerkûp, önceleri, hocam?z?n nurunu ?öyle gördüm, böyle gördüm diye anlat?rd?. ?imdi bu gibi halleri hiç anlatm?yor. Acaba kalp gözüne bir perde mi geldi de eski gördü?ü nurlar? mü?ahede edemiyor?

Mevlânâ ?u cevab? verdi:

Hay?r, Selahaddin ?imdi, kendisi nur deryas?na girmi?tir. Nurun içinde oldu?u için, d??ar?daki nurlar ona görünmez olmu?tur.

#490

?mam-? Azam Ebu Hanefi’ye kendisinden daha az zengin biri gelerek:

-Ya imam, namazda akl?ma hep sahip oldu?um servet geliyor, develerimi hayal ediyorum. Siz ise daha ço?una sahip iken, bu ibadet zevkini ve vecdini nas?l bulabiliyorsunuz? diye sorar.

?mam-? Azam ?u harika cevab? verir:

- Ben develerimi ah?ra ba?lar?m, kalbime de?il…

 

 

#490

?mam-? Azam Ebu Hanefi’ye kendisinden daha az zengin biri gelerek:

-Ya imam, namazda akl?ma hep sahip oldu?um servet geliyor, develerimi hayal ediyorum. Siz ise daha ço?una sahip iken, bu ibadet zevkini ve vecdini nas?l bulabiliyorsunuz? diye sorar.

?mam-? Azam ?u harika cevab? verir:

- Ben develerimi ah?ra ba?lar?m, kalbime de?il…

 

 

#490

?mam-? Azam Ebu Hanefi’ye kendisinden daha az zengin biri gelerek:

-Ya imam, namazda akl?ma hep sahip oldu?um servet geliyor, develerimi hayal ediyorum. Siz ise daha ço?una sahip iken, bu ibadet zevkini ve vecdini nas?l bulabiliyorsunuz? diye sorar.

?mam-? Azam ?u harika cevab? verir:

- Ben develerimi ah?ra ba?lar?m, kalbime de?il…

 

 

#490

?mam-? Azam Ebu Hanefi’ye kendisinden daha az zengin biri gelerek:

-Ya imam, namazda akl?ma hep sahip oldu?um servet geliyor, develerimi hayal ediyorum. Siz ise daha ço?una sahip iken, bu ibadet zevkini ve vecdini nas?l bulabiliyorsunuz? diye sorar.

?mam-? Azam ?u harika cevab? verir:

- Ben develerimi ah?ra ba?lar?m, kalbime de?il…

 

 

#490

?mam-? Azam Ebu Hanefi’ye kendisinden daha az zengin biri gelerek:

-Ya imam, namazda akl?ma hep sahip oldu?um servet geliyor, develerimi hayal ediyorum. Siz ise daha ço?una sahip iken, bu ibadet zevkini ve vecdini nas?l bulabiliyorsunuz? diye sorar.

?mam-? Azam ?u harika cevab? verir:

- Ben develerimi ah?ra ba?lar?m, kalbime de?il…

 

 

#491

Ebu Hâzim Hz.lerine dediler ki:

-Efendim, fiyatlar çok yükseldi, pahal?l?k var.

O da ?u cevab? verdi:

Niçin üzülüyorsunuz?

Bolluk zaman?nda sizi r?z?kland?ran Allah, pahal?l?kta da size r?z?k vermeye devam edecektir.

#491

Ebu Hâzim Hz.lerine dediler ki:

-Efendim, fiyatlar çok yükseldi, pahal?l?k var.

O da ?u cevab? verdi:

Niçin üzülüyorsunuz?

Bolluk zaman?nda sizi r?z?kland?ran Allah, pahal?l?kta da size r?z?k vermeye devam edecektir.

#491

Ebu Hâzim Hz.lerine dediler ki:

-Efendim, fiyatlar çok yükseldi, pahal?l?k var.

O da ?u cevab? verdi:

Niçin üzülüyorsunuz?

Bolluk zaman?nda sizi r?z?kland?ran Allah, pahal?l?kta da size r?z?k vermeye devam edecektir.

#492

Gereksiz ve faydas?z konu?mak, s?rlar?n? herkese açmak, herkese güvenmek, dostunu ve dü?man?n? birbirinden ay?rt edememek, a?lanacak haline gülmek, cahilli?in alametlerinden say?l?r.

#492

Gereksiz ve faydas?z konu?mak, s?rlar?n? herkese açmak, herkese güvenmek, dostunu ve dü?man?n? birbirinden ay?rt edememek, a?lanacak haline gülmek, cahilli?in alametlerinden say?l?r.

#492

Gereksiz ve faydas?z konu?mak, s?rlar?n? herkese açmak, herkese güvenmek, dostunu ve dü?man?n? birbirinden ay?rt edememek, a?lanacak haline gülmek, cahilli?in alametlerinden say?l?r.

#492

Gereksiz ve faydas?z konu?mak, s?rlar?n? herkese açmak, herkese güvenmek, dostunu ve dü?man?n? birbirinden ay?rt edememek, a?lanacak haline gülmek, cahilli?in alametlerinden say?l?r.

#492

Gereksiz ve faydas?z konu?mak, s?rlar?n? herkese açmak, herkese güvenmek, dostunu ve dü?man?n? birbirinden ay?rt edememek, a?lanacak haline gülmek, cahilli?in alametlerinden say?l?r.

#492

Gereksiz ve faydas?z konu?mak, s?rlar?n? herkese açmak, herkese güvenmek, dostunu ve dü?man?n? birbirinden ay?rt edememek, a?lanacak haline gülmek, cahilli?in alametlerinden say?l?r.

#493

?akik-i Belhi Hz.lerinin hayat?, hep zahmet ve s?k?nt?larla doluydu. Baz? dostlar?, ona:

Sen duas? makbul bir ki?isin. Allah’a iltica etsen de, seni bu s?k?nt?lardan kurtarsa, dediler. ?akik-i Belhi ?u kar??l??? verdi:

S?k?nt?n?n mükâfat?n? bilen, ondan kurtulmaya heves etmez.

 

#493

?akik-i Belhi Hz.lerinin hayat?, hep zahmet ve s?k?nt?larla doluydu. Baz? dostlar?, ona:

Sen duas? makbul bir ki?isin. Allah’a iltica etsen de, seni bu s?k?nt?lardan kurtarsa, dediler. ?akik-i Belhi ?u kar??l??? verdi:

S?k?nt?n?n mükâfat?n? bilen, ondan kurtulmaya heves etmez.

 

#493

?akik-i Belhi Hz.lerinin hayat?, hep zahmet ve s?k?nt?larla doluydu. Baz? dostlar?, ona:

Sen duas? makbul bir ki?isin. Allah’a iltica etsen de, seni bu s?k?nt?lardan kurtarsa, dediler. ?akik-i Belhi ?u kar??l??? verdi:

S?k?nt?n?n mükâfat?n? bilen, ondan kurtulmaya heves etmez.

 

#493

?akik-i Belhi Hz.lerinin hayat?, hep zahmet ve s?k?nt?larla doluydu. Baz? dostlar?, ona:

Sen duas? makbul bir ki?isin. Allah’a iltica etsen de, seni bu s?k?nt?lardan kurtarsa, dediler. ?akik-i Belhi ?u kar??l??? verdi:

S?k?nt?n?n mükâfat?n? bilen, ondan kurtulmaya heves etmez.

 

#494

?brahim bin Edhem’e dediler ki:

Falanca adam nahiv (dilbilgisi, güzel konu?ma dersleri) ö?reniyor.

?brahim bin Edhem:

O, önce susmay? ö?renmeli, dedi…

#494

?brahim bin Edhem’e dediler ki:

Falanca adam nahiv (dilbilgisi, güzel konu?ma dersleri) ö?reniyor.

?brahim bin Edhem:

O, önce susmay? ö?renmeli, dedi…

#494

?brahim bin Edhem’e dediler ki:

Falanca adam nahiv (dilbilgisi, güzel konu?ma dersleri) ö?reniyor.

?brahim bin Edhem:

O, önce susmay? ö?renmeli, dedi…

#494

?brahim bin Edhem’e dediler ki:

Falanca adam nahiv (dilbilgisi, güzel konu?ma dersleri) ö?reniyor.

?brahim bin Edhem:

O, önce susmay? ö?renmeli, dedi…

#495

?brahim bin Edhem’e:

Niçin çok dü?ünüyorsun? diye sorduklar?nda:

Tefekkür, akl?n sadakas?d?r, cevab?n? vermi?tir.

#495

?brahim bin Edhem’e:

Niçin çok dü?ünüyorsun? diye sorduklar?nda:

Tefekkür, akl?n sadakas?d?r, cevab?n? vermi?tir.

#495

?brahim bin Edhem’e:

Niçin çok dü?ünüyorsun? diye sorduklar?nda:

Tefekkür, akl?n sadakas?d?r, cevab?n? vermi?tir.

#496

Büyük âlimler Allah-ü Teâlâ’n?n nimetlerine üç ?eyle kavu?ulaca??n?, bunlar?n; çok ?ükretmek, taate yap??mak ve günahlardan sak?nmak oldu?unu bildirmi?lerdir.

Allah-ü Teâlâ, üç ?eyi, üç ?ey içinde gizlemi?tir. R?zas?n? taatte, gadab?n? günahlarda, velileri de kullar? aras?nda gizlemi?tir. Bunun için hiçbir taati basit görmemelidir. Olur ki o taat, Allah-ü Teâlâ’n?n r?zas?na vesile olan taattir. Hiçbir günah? küçük görmemelidir. Olur ki, küçük gördü?ün o günah, Allah-ü Teâlâ’n?n gazab?na sebep olabilir. Hiçbir kimseyi de hor görme ki, o kimse de Allah-ü Teâlâ’n?n veli kullar?ndan olabilir.

#496

Büyük âlimler Allah-ü Teâlâ’n?n nimetlerine üç ?eyle kavu?ulaca??n?, bunlar?n; çok ?ükretmek, taate yap??mak ve günahlardan sak?nmak oldu?unu bildirmi?lerdir.

Allah-ü Teâlâ, üç ?eyi, üç ?ey içinde gizlemi?tir. R?zas?n? taatte, gadab?n? günahlarda, velileri de kullar? aras?nda gizlemi?tir. Bunun için hiçbir taati basit görmemelidir. Olur ki o taat, Allah-ü Teâlâ’n?n r?zas?na vesile olan taattir. Hiçbir günah? küçük görmemelidir. Olur ki, küçük gördü?ün o günah, Allah-ü Teâlâ’n?n gazab?na sebep olabilir. Hiçbir kimseyi de hor görme ki, o kimse de Allah-ü Teâlâ’n?n veli kullar?ndan olabilir.

#496

Büyük âlimler Allah-ü Teâlâ’n?n nimetlerine üç ?eyle kavu?ulaca??n?, bunlar?n; çok ?ükretmek, taate yap??mak ve günahlardan sak?nmak oldu?unu bildirmi?lerdir.

Allah-ü Teâlâ, üç ?eyi, üç ?ey içinde gizlemi?tir. R?zas?n? taatte, gadab?n? günahlarda, velileri de kullar? aras?nda gizlemi?tir. Bunun için hiçbir taati basit görmemelidir. Olur ki o taat, Allah-ü Teâlâ’n?n r?zas?na vesile olan taattir. Hiçbir günah? küçük görmemelidir. Olur ki, küçük gördü?ün o günah, Allah-ü Teâlâ’n?n gazab?na sebep olabilir. Hiçbir kimseyi de hor görme ki, o kimse de Allah-ü Teâlâ’n?n veli kullar?ndan olabilir.

#496

Büyük âlimler Allah-ü Teâlâ’n?n nimetlerine üç ?eyle kavu?ulaca??n?, bunlar?n; çok ?ükretmek, taate yap??mak ve günahlardan sak?nmak oldu?unu bildirmi?lerdir.

Allah-ü Teâlâ, üç ?eyi, üç ?ey içinde gizlemi?tir. R?zas?n? taatte, gadab?n? günahlarda, velileri de kullar? aras?nda gizlemi?tir. Bunun için hiçbir taati basit görmemelidir. Olur ki o taat, Allah-ü Teâlâ’n?n r?zas?na vesile olan taattir. Hiçbir günah? küçük görmemelidir. Olur ki, küçük gördü?ün o günah, Allah-ü Teâlâ’n?n gazab?na sebep olabilir. Hiçbir kimseyi de hor görme ki, o kimse de Allah-ü Teâlâ’n?n veli kullar?ndan olabilir.

#496

Büyük âlimler Allah-ü Teâlâ’n?n nimetlerine üç ?eyle kavu?ulaca??n?, bunlar?n; çok ?ükretmek, taate yap??mak ve günahlardan sak?nmak oldu?unu bildirmi?lerdir.

Allah-ü Teâlâ, üç ?eyi, üç ?ey içinde gizlemi?tir. R?zas?n? taatte, gadab?n? günahlarda, velileri de kullar? aras?nda gizlemi?tir. Bunun için hiçbir taati basit görmemelidir. Olur ki o taat, Allah-ü Teâlâ’n?n r?zas?na vesile olan taattir. Hiçbir günah? küçük görmemelidir. Olur ki, küçük gördü?ün o günah, Allah-ü Teâlâ’n?n gazab?na sebep olabilir. Hiçbir kimseyi de hor görme ki, o kimse de Allah-ü Teâlâ’n?n veli kullar?ndan olabilir.

#496

Büyük âlimler Allah-ü Teâlâ’n?n nimetlerine üç ?eyle kavu?ulaca??n?, bunlar?n; çok ?ükretmek, taate yap??mak ve günahlardan sak?nmak oldu?unu bildirmi?lerdir.

Allah-ü Teâlâ, üç ?eyi, üç ?ey içinde gizlemi?tir. R?zas?n? taatte, gadab?n? günahlarda, velileri de kullar? aras?nda gizlemi?tir. Bunun için hiçbir taati basit görmemelidir. Olur ki o taat, Allah-ü Teâlâ’n?n r?zas?na vesile olan taattir. Hiçbir günah? küçük görmemelidir. Olur ki, küçük gördü?ün o günah, Allah-ü Teâlâ’n?n gazab?na sebep olabilir. Hiçbir kimseyi de hor görme ki, o kimse de Allah-ü Teâlâ’n?n veli kullar?ndan olabilir.

#496

Büyük âlimler Allah-ü Teâlâ’n?n nimetlerine üç ?eyle kavu?ulaca??n?, bunlar?n; çok ?ükretmek, taate yap??mak ve günahlardan sak?nmak oldu?unu bildirmi?lerdir.

Allah-ü Teâlâ, üç ?eyi, üç ?ey içinde gizlemi?tir. R?zas?n? taatte, gadab?n? günahlarda, velileri de kullar? aras?nda gizlemi?tir. Bunun için hiçbir taati basit görmemelidir. Olur ki o taat, Allah-ü Teâlâ’n?n r?zas?na vesile olan taattir. Hiçbir günah? küçük görmemelidir. Olur ki, küçük gördü?ün o günah, Allah-ü Teâlâ’n?n gazab?na sebep olabilir. Hiçbir kimseyi de hor görme ki, o kimse de Allah-ü Teâlâ’n?n veli kullar?ndan olabilir.

#496

Büyük âlimler Allah-ü Teâlâ’n?n nimetlerine üç ?eyle kavu?ulaca??n?, bunlar?n; çok ?ükretmek, taate yap??mak ve günahlardan sak?nmak oldu?unu bildirmi?lerdir.

Allah-ü Teâlâ, üç ?eyi, üç ?ey içinde gizlemi?tir. R?zas?n? taatte, gadab?n? günahlarda, velileri de kullar? aras?nda gizlemi?tir. Bunun için hiçbir taati basit görmemelidir. Olur ki o taat, Allah-ü Teâlâ’n?n r?zas?na vesile olan taattir. Hiçbir günah? küçük görmemelidir. Olur ki, küçük gördü?ün o günah, Allah-ü Teâlâ’n?n gazab?na sebep olabilir. Hiçbir kimseyi de hor görme ki, o kimse de Allah-ü Teâlâ’n?n veli kullar?ndan olabilir.

#496

Büyük âlimler Allah-ü Teâlâ’n?n nimetlerine üç ?eyle kavu?ulaca??n?, bunlar?n; çok ?ükretmek, taate yap??mak ve günahlardan sak?nmak oldu?unu bildirmi?lerdir.

Allah-ü Teâlâ, üç ?eyi, üç ?ey içinde gizlemi?tir. R?zas?n? taatte, gadab?n? günahlarda, velileri de kullar? aras?nda gizlemi?tir. Bunun için hiçbir taati basit görmemelidir. Olur ki o taat, Allah-ü Teâlâ’n?n r?zas?na vesile olan taattir. Hiçbir günah? küçük görmemelidir. Olur ki, küçük gördü?ün o günah, Allah-ü Teâlâ’n?n gazab?na sebep olabilir. Hiçbir kimseyi de hor görme ki, o kimse de Allah-ü Teâlâ’n?n veli kullar?ndan olabilir.

#496

Büyük âlimler Allah-ü Teâlâ’n?n nimetlerine üç ?eyle kavu?ulaca??n?, bunlar?n; çok ?ükretmek, taate yap??mak ve günahlardan sak?nmak oldu?unu bildirmi?lerdir.

Allah-ü Teâlâ, üç ?eyi, üç ?ey içinde gizlemi?tir. R?zas?n? taatte, gadab?n? günahlarda, velileri de kullar? aras?nda gizlemi?tir. Bunun için hiçbir taati basit görmemelidir. Olur ki o taat, Allah-ü Teâlâ’n?n r?zas?na vesile olan taattir. Hiçbir günah? küçük görmemelidir. Olur ki, küçük gördü?ün o günah, Allah-ü Teâlâ’n?n gazab?na sebep olabilir. Hiçbir kimseyi de hor görme ki, o kimse de Allah-ü Teâlâ’n?n veli kullar?ndan olabilir.

#497

“?man?n asl?, Resulullah efendimizin getirmi? oldu?u ?eylerin hepsini tasdik etmektir. Bunlar? tasdik eden kimse, bunlarla amel eder. Yani Allah-ü Teâlâ’ya itaat eder. Ebediyen cehennemde yanmaktan kurtulur.”

Allah-ü Teâlâ’n?n be?endi?i i?leri yapmak, dünya ve ahiret kazançlar?n?n toplam?d?r. Kulun, Allah-ü Teâlâ’ya olan taatini mükemmel bir ?ekilde yapabilmesi için, insan dünya sevgisinden ve dünya ile alakal? ba?lardan kurtulmas? laz?md?r. ?nsan dünyadan uzakla?t?kça, Allah-ü Teâlâ’ya yakla??r. Manevi kirlerden uzakla??p, melekût alemine yükselir. 

#497

“?man?n asl?, Resulullah efendimizin getirmi? oldu?u ?eylerin hepsini tasdik etmektir. Bunlar? tasdik eden kimse, bunlarla amel eder. Yani Allah-ü Teâlâ’ya itaat eder. Ebediyen cehennemde yanmaktan kurtulur.”

Allah-ü Teâlâ’n?n be?endi?i i?leri yapmak, dünya ve ahiret kazançlar?n?n toplam?d?r. Kulun, Allah-ü Teâlâ’ya olan taatini mükemmel bir ?ekilde yapabilmesi için, insan dünya sevgisinden ve dünya ile alakal? ba?lardan kurtulmas? laz?md?r. ?nsan dünyadan uzakla?t?kça, Allah-ü Teâlâ’ya yakla??r. Manevi kirlerden uzakla??p, melekût alemine yükselir. 

#497

“?man?n asl?, Resulullah efendimizin getirmi? oldu?u ?eylerin hepsini tasdik etmektir. Bunlar? tasdik eden kimse, bunlarla amel eder. Yani Allah-ü Teâlâ’ya itaat eder. Ebediyen cehennemde yanmaktan kurtulur.”

Allah-ü Teâlâ’n?n be?endi?i i?leri yapmak, dünya ve ahiret kazançlar?n?n toplam?d?r. Kulun, Allah-ü Teâlâ’ya olan taatini mükemmel bir ?ekilde yapabilmesi için, insan dünya sevgisinden ve dünya ile alakal? ba?lardan kurtulmas? laz?md?r. ?nsan dünyadan uzakla?t?kça, Allah-ü Teâlâ’ya yakla??r. Manevi kirlerden uzakla??p, melekût alemine yükselir. 

#497

“?man?n asl?, Resulullah efendimizin getirmi? oldu?u ?eylerin hepsini tasdik etmektir. Bunlar? tasdik eden kimse, bunlarla amel eder. Yani Allah-ü Teâlâ’ya itaat eder. Ebediyen cehennemde yanmaktan kurtulur.”

Allah-ü Teâlâ’n?n be?endi?i i?leri yapmak, dünya ve ahiret kazançlar?n?n toplam?d?r. Kulun, Allah-ü Teâlâ’ya olan taatini mükemmel bir ?ekilde yapabilmesi için, insan dünya sevgisinden ve dünya ile alakal? ba?lardan kurtulmas? laz?md?r. ?nsan dünyadan uzakla?t?kça, Allah-ü Teâlâ’ya yakla??r. Manevi kirlerden uzakla??p, melekût alemine yükselir. 

#497

“?man?n asl?, Resulullah efendimizin getirmi? oldu?u ?eylerin hepsini tasdik etmektir. Bunlar? tasdik eden kimse, bunlarla amel eder. Yani Allah-ü Teâlâ’ya itaat eder. Ebediyen cehennemde yanmaktan kurtulur.”

Allah-ü Teâlâ’n?n be?endi?i i?leri yapmak, dünya ve ahiret kazançlar?n?n toplam?d?r. Kulun, Allah-ü Teâlâ’ya olan taatini mükemmel bir ?ekilde yapabilmesi için, insan dünya sevgisinden ve dünya ile alakal? ba?lardan kurtulmas? laz?md?r. ?nsan dünyadan uzakla?t?kça, Allah-ü Teâlâ’ya yakla??r. Manevi kirlerden uzakla??p, melekût alemine yükselir. 

#497

“?man?n asl?, Resulullah efendimizin getirmi? oldu?u ?eylerin hepsini tasdik etmektir. Bunlar? tasdik eden kimse, bunlarla amel eder. Yani Allah-ü Teâlâ’ya itaat eder. Ebediyen cehennemde yanmaktan kurtulur.”

Allah-ü Teâlâ’n?n be?endi?i i?leri yapmak, dünya ve ahiret kazançlar?n?n toplam?d?r. Kulun, Allah-ü Teâlâ’ya olan taatini mükemmel bir ?ekilde yapabilmesi için, insan dünya sevgisinden ve dünya ile alakal? ba?lardan kurtulmas? laz?md?r. ?nsan dünyadan uzakla?t?kça, Allah-ü Teâlâ’ya yakla??r. Manevi kirlerden uzakla??p, melekût alemine yükselir. 

#497

“?man?n asl?, Resulullah efendimizin getirmi? oldu?u ?eylerin hepsini tasdik etmektir. Bunlar? tasdik eden kimse, bunlarla amel eder. Yani Allah-ü Teâlâ’ya itaat eder. Ebediyen cehennemde yanmaktan kurtulur.”

Allah-ü Teâlâ’n?n be?endi?i i?leri yapmak, dünya ve ahiret kazançlar?n?n toplam?d?r. Kulun, Allah-ü Teâlâ’ya olan taatini mükemmel bir ?ekilde yapabilmesi için, insan dünya sevgisinden ve dünya ile alakal? ba?lardan kurtulmas? laz?md?r. ?nsan dünyadan uzakla?t?kça, Allah-ü Teâlâ’ya yakla??r. Manevi kirlerden uzakla??p, melekût alemine yükselir. 

#497

“?man?n asl?, Resulullah efendimizin getirmi? oldu?u ?eylerin hepsini tasdik etmektir. Bunlar? tasdik eden kimse, bunlarla amel eder. Yani Allah-ü Teâlâ’ya itaat eder. Ebediyen cehennemde yanmaktan kurtulur.”

Allah-ü Teâlâ’n?n be?endi?i i?leri yapmak, dünya ve ahiret kazançlar?n?n toplam?d?r. Kulun, Allah-ü Teâlâ’ya olan taatini mükemmel bir ?ekilde yapabilmesi için, insan dünya sevgisinden ve dünya ile alakal? ba?lardan kurtulmas? laz?md?r. ?nsan dünyadan uzakla?t?kça, Allah-ü Teâlâ’ya yakla??r. Manevi kirlerden uzakla??p, melekût alemine yükselir. 

#498

Allah-ü Teâlâ dünyay?, ahiret saadetini kazanma yeri yapm??t?r. Ahiret yolculu?unda, dünya binek gibi kullan?lm??t?r.

Ak?ll? ve zeki olan herkes, gayet aç?k olarak anlar ve bilir ki, dünya, ahiret saadetini kazanmaya, ahireti ma’mur etmeye vesiledir. Burada ömrünü, as?l olan bu maksada uygun olarak de?il de, gelip geçece?i bir yolcunun konak yeri gibi olan dünyay? ma’mur etmek için harcayan kimse, elbette ki sonsuz saadetten mahrum olur.

#498

Allah-ü Teâlâ dünyay?, ahiret saadetini kazanma yeri yapm??t?r. Ahiret yolculu?unda, dünya binek gibi kullan?lm??t?r.

Ak?ll? ve zeki olan herkes, gayet aç?k olarak anlar ve bilir ki, dünya, ahiret saadetini kazanmaya, ahireti ma’mur etmeye vesiledir. Burada ömrünü, as?l olan bu maksada uygun olarak de?il de, gelip geçece?i bir yolcunun konak yeri gibi olan dünyay? ma’mur etmek için harcayan kimse, elbette ki sonsuz saadetten mahrum olur.

#498

Allah-ü Teâlâ dünyay?, ahiret saadetini kazanma yeri yapm??t?r. Ahiret yolculu?unda, dünya binek gibi kullan?lm??t?r.

Ak?ll? ve zeki olan herkes, gayet aç?k olarak anlar ve bilir ki, dünya, ahiret saadetini kazanmaya, ahireti ma’mur etmeye vesiledir. Burada ömrünü, as?l olan bu maksada uygun olarak de?il de, gelip geçece?i bir yolcunun konak yeri gibi olan dünyay? ma’mur etmek için harcayan kimse, elbette ki sonsuz saadetten mahrum olur.

#498

Allah-ü Teâlâ dünyay?, ahiret saadetini kazanma yeri yapm??t?r. Ahiret yolculu?unda, dünya binek gibi kullan?lm??t?r.

Ak?ll? ve zeki olan herkes, gayet aç?k olarak anlar ve bilir ki, dünya, ahiret saadetini kazanmaya, ahireti ma’mur etmeye vesiledir. Burada ömrünü, as?l olan bu maksada uygun olarak de?il de, gelip geçece?i bir yolcunun konak yeri gibi olan dünyay? ma’mur etmek için harcayan kimse, elbette ki sonsuz saadetten mahrum olur.

#498

Allah-ü Teâlâ dünyay?, ahiret saadetini kazanma yeri yapm??t?r. Ahiret yolculu?unda, dünya binek gibi kullan?lm??t?r.

Ak?ll? ve zeki olan herkes, gayet aç?k olarak anlar ve bilir ki, dünya, ahiret saadetini kazanmaya, ahireti ma’mur etmeye vesiledir. Burada ömrünü, as?l olan bu maksada uygun olarak de?il de, gelip geçece?i bir yolcunun konak yeri gibi olan dünyay? ma’mur etmek için harcayan kimse, elbette ki sonsuz saadetten mahrum olur.

#498

Allah-ü Teâlâ dünyay?, ahiret saadetini kazanma yeri yapm??t?r. Ahiret yolculu?unda, dünya binek gibi kullan?lm??t?r.

Ak?ll? ve zeki olan herkes, gayet aç?k olarak anlar ve bilir ki, dünya, ahiret saadetini kazanmaya, ahireti ma’mur etmeye vesiledir. Burada ömrünü, as?l olan bu maksada uygun olarak de?il de, gelip geçece?i bir yolcunun konak yeri gibi olan dünyay? ma’mur etmek için harcayan kimse, elbette ki sonsuz saadetten mahrum olur.

#498

Allah-ü Teâlâ dünyay?, ahiret saadetini kazanma yeri yapm??t?r. Ahiret yolculu?unda, dünya binek gibi kullan?lm??t?r.

Ak?ll? ve zeki olan herkes, gayet aç?k olarak anlar ve bilir ki, dünya, ahiret saadetini kazanmaya, ahireti ma’mur etmeye vesiledir. Burada ömrünü, as?l olan bu maksada uygun olarak de?il de, gelip geçece?i bir yolcunun konak yeri gibi olan dünyay? ma’mur etmek için harcayan kimse, elbette ki sonsuz saadetten mahrum olur.

#499

“?nsan? Allah-ü Teâlâ’dan uzakla?t?ran perdelerin en zararl?s?, kalbin kararmas?, hasta olmas?, yani dünya sevgisinin kalbe yerle?mesidir. Bu sevgi, kötü arkada?lardan ve lüzumsuz ?eyler seyretmekten hâs?l olur. Çok u?ra?arak, bunlar? kalpten ç?karmal?d?r. Faydas?z kitap, roman, gazete okumak, lüzumsuz ?eyler konu?mak, dünya sevgisini artt?r?r ve insan? Allah-ü Teâlâ’dan uzakla?t?r?r. Kalbin hasta olmas?, Allah-ü Teâlâ’y? unutmas?d?r. Allah-ü Teâlâ’ya kavu?mak isteyenlerin, bunlardan sak?nmas?, nefsi kuvvetlendiren, azd?ran her ?eyden sak?nmas? laz?md?r.

#499

“?nsan? Allah-ü Teâlâ’dan uzakla?t?ran perdelerin en zararl?s?, kalbin kararmas?, hasta olmas?, yani dünya sevgisinin kalbe yerle?mesidir. Bu sevgi, kötü arkada?lardan ve lüzumsuz ?eyler seyretmekten hâs?l olur. Çok u?ra?arak, bunlar? kalpten ç?karmal?d?r. Faydas?z kitap, roman, gazete okumak, lüzumsuz ?eyler konu?mak, dünya sevgisini artt?r?r ve insan? Allah-ü Teâlâ’dan uzakla?t?r?r. Kalbin hasta olmas?, Allah-ü Teâlâ’y? unutmas?d?r. Allah-ü Teâlâ’ya kavu?mak isteyenlerin, bunlardan sak?nmas?, nefsi kuvvetlendiren, azd?ran her ?eyden sak?nmas? laz?md?r.

#499

“?nsan? Allah-ü Teâlâ’dan uzakla?t?ran perdelerin en zararl?s?, kalbin kararmas?, hasta olmas?, yani dünya sevgisinin kalbe yerle?mesidir. Bu sevgi, kötü arkada?lardan ve lüzumsuz ?eyler seyretmekten hâs?l olur. Çok u?ra?arak, bunlar? kalpten ç?karmal?d?r. Faydas?z kitap, roman, gazete okumak, lüzumsuz ?eyler konu?mak, dünya sevgisini artt?r?r ve insan? Allah-ü Teâlâ’dan uzakla?t?r?r. Kalbin hasta olmas?, Allah-ü Teâlâ’y? unutmas?d?r. Allah-ü Teâlâ’ya kavu?mak isteyenlerin, bunlardan sak?nmas?, nefsi kuvvetlendiren, azd?ran her ?eyden sak?nmas? laz?md?r.

#499

“?nsan? Allah-ü Teâlâ’dan uzakla?t?ran perdelerin en zararl?s?, kalbin kararmas?, hasta olmas?, yani dünya sevgisinin kalbe yerle?mesidir. Bu sevgi, kötü arkada?lardan ve lüzumsuz ?eyler seyretmekten hâs?l olur. Çok u?ra?arak, bunlar? kalpten ç?karmal?d?r. Faydas?z kitap, roman, gazete okumak, lüzumsuz ?eyler konu?mak, dünya sevgisini artt?r?r ve insan? Allah-ü Teâlâ’dan uzakla?t?r?r. Kalbin hasta olmas?, Allah-ü Teâlâ’y? unutmas?d?r. Allah-ü Teâlâ’ya kavu?mak isteyenlerin, bunlardan sak?nmas?, nefsi kuvvetlendiren, azd?ran her ?eyden sak?nmas? laz?md?r.

#499

“?nsan? Allah-ü Teâlâ’dan uzakla?t?ran perdelerin en zararl?s?, kalbin kararmas?, hasta olmas?, yani dünya sevgisinin kalbe yerle?mesidir. Bu sevgi, kötü arkada?lardan ve lüzumsuz ?eyler seyretmekten hâs?l olur. Çok u?ra?arak, bunlar? kalpten ç?karmal?d?r. Faydas?z kitap, roman, gazete okumak, lüzumsuz ?eyler konu?mak, dünya sevgisini artt?r?r ve insan? Allah-ü Teâlâ’dan uzakla?t?r?r. Kalbin hasta olmas?, Allah-ü Teâlâ’y? unutmas?d?r. Allah-ü Teâlâ’ya kavu?mak isteyenlerin, bunlardan sak?nmas?, nefsi kuvvetlendiren, azd?ran her ?eyden sak?nmas? laz?md?r.

#499

“?nsan? Allah-ü Teâlâ’dan uzakla?t?ran perdelerin en zararl?s?, kalbin kararmas?, hasta olmas?, yani dünya sevgisinin kalbe yerle?mesidir. Bu sevgi, kötü arkada?lardan ve lüzumsuz ?eyler seyretmekten hâs?l olur. Çok u?ra?arak, bunlar? kalpten ç?karmal?d?r. Faydas?z kitap, roman, gazete okumak, lüzumsuz ?eyler konu?mak, dünya sevgisini artt?r?r ve insan? Allah-ü Teâlâ’dan uzakla?t?r?r. Kalbin hasta olmas?, Allah-ü Teâlâ’y? unutmas?d?r. Allah-ü Teâlâ’ya kavu?mak isteyenlerin, bunlardan sak?nmas?, nefsi kuvvetlendiren, azd?ran her ?eyden sak?nmas? laz?md?r.

#499

“?nsan? Allah-ü Teâlâ’dan uzakla?t?ran perdelerin en zararl?s?, kalbin kararmas?, hasta olmas?, yani dünya sevgisinin kalbe yerle?mesidir. Bu sevgi, kötü arkada?lardan ve lüzumsuz ?eyler seyretmekten hâs?l olur. Çok u?ra?arak, bunlar? kalpten ç?karmal?d?r. Faydas?z kitap, roman, gazete okumak, lüzumsuz ?eyler konu?mak, dünya sevgisini artt?r?r ve insan? Allah-ü Teâlâ’dan uzakla?t?r?r. Kalbin hasta olmas?, Allah-ü Teâlâ’y? unutmas?d?r. Allah-ü Teâlâ’ya kavu?mak isteyenlerin, bunlardan sak?nmas?, nefsi kuvvetlendiren, azd?ran her ?eyden sak?nmas? laz?md?r.

#499

“?nsan? Allah-ü Teâlâ’dan uzakla?t?ran perdelerin en zararl?s?, kalbin kararmas?, hasta olmas?, yani dünya sevgisinin kalbe yerle?mesidir. Bu sevgi, kötü arkada?lardan ve lüzumsuz ?eyler seyretmekten hâs?l olur. Çok u?ra?arak, bunlar? kalpten ç?karmal?d?r. Faydas?z kitap, roman, gazete okumak, lüzumsuz ?eyler konu?mak, dünya sevgisini artt?r?r ve insan? Allah-ü Teâlâ’dan uzakla?t?r?r. Kalbin hasta olmas?, Allah-ü Teâlâ’y? unutmas?d?r. Allah-ü Teâlâ’ya kavu?mak isteyenlerin, bunlardan sak?nmas?, nefsi kuvvetlendiren, azd?ran her ?eyden sak?nmas? laz?md?r.

#499

“?nsan? Allah-ü Teâlâ’dan uzakla?t?ran perdelerin en zararl?s?, kalbin kararmas?, hasta olmas?, yani dünya sevgisinin kalbe yerle?mesidir. Bu sevgi, kötü arkada?lardan ve lüzumsuz ?eyler seyretmekten hâs?l olur. Çok u?ra?arak, bunlar? kalpten ç?karmal?d?r. Faydas?z kitap, roman, gazete okumak, lüzumsuz ?eyler konu?mak, dünya sevgisini artt?r?r ve insan? Allah-ü Teâlâ’dan uzakla?t?r?r. Kalbin hasta olmas?, Allah-ü Teâlâ’y? unutmas?d?r. Allah-ü Teâlâ’ya kavu?mak isteyenlerin, bunlardan sak?nmas?, nefsi kuvvetlendiren, azd?ran her ?eyden sak?nmas? laz?md?r.

#500

?mam Zührî ilminin çoklu?una ra?men fetva vermekten çekinirdi. Buyururdu ki: “Tam bir vukuf sahibi olmad??? halde fetva veren kimse, ikaba, azaba, maruz kal?r. Bu durumda fetva veren ki?i, cehennemin ta kenar?ndad?r.

#500

?mam Zührî ilminin çoklu?una ra?men fetva vermekten çekinirdi. Buyururdu ki: “Tam bir vukuf sahibi olmad??? halde fetva veren kimse, ikaba, azaba, maruz kal?r. Bu durumda fetva veren ki?i, cehennemin ta kenar?ndad?r.

#500

?mam Zührî ilminin çoklu?una ra?men fetva vermekten çekinirdi. Buyururdu ki: “Tam bir vukuf sahibi olmad??? halde fetva veren kimse, ikaba, azaba, maruz kal?r. Bu durumda fetva veren ki?i, cehennemin ta kenar?ndad?r.

#500

?mam Zührî ilminin çoklu?una ra?men fetva vermekten çekinirdi. Buyururdu ki: “Tam bir vukuf sahibi olmad??? halde fetva veren kimse, ikaba, azaba, maruz kal?r. Bu durumda fetva veren ki?i, cehennemin ta kenar?ndad?r.

#500

?mam Zührî ilminin çoklu?una ra?men fetva vermekten çekinirdi. Buyururdu ki: “Tam bir vukuf sahibi olmad??? halde fetva veren kimse, ikaba, azaba, maruz kal?r. Bu durumda fetva veren ki?i, cehennemin ta kenar?ndad?r.

#501

Bir gün, ?mam Malik’in yan?nda bulunanlardan biri, bir ba?kas?ndan bahiste “Ya ?mam, o zat?n ibadeti çoktur” demi?. ?mam da ?u kar??l??? vermi?: “Evet ibadeti çoktur, fakat bir ayda söylenecek sözü bir haftada söyler.” Yani lüzumundan fazla konu?ur.

#501

Bir gün, ?mam Malik’in yan?nda bulunanlardan biri, bir ba?kas?ndan bahiste “Ya ?mam, o zat?n ibadeti çoktur” demi?. ?mam da ?u kar??l??? vermi?: “Evet ibadeti çoktur, fakat bir ayda söylenecek sözü bir haftada söyler.” Yani lüzumundan fazla konu?ur.

#501

Bir gün, ?mam Malik’in yan?nda bulunanlardan biri, bir ba?kas?ndan bahiste “Ya ?mam, o zat?n ibadeti çoktur” demi?. ?mam da ?u kar??l??? vermi?: “Evet ibadeti çoktur, fakat bir ayda söylenecek sözü bir haftada söyler.” Yani lüzumundan fazla konu?ur.

#502

Kul, asl?nda cehennemlik olan bir adam? Allah r?zas?na uygun hay?rl? bir i? yapt???n? gördü?ü için sevmi? olsa, bu yüzden Allah onu mükâfatland?r?r. Yine kul, asl?nda cennetlik olan bir adama Allah’?n r?zas?na ayk?r? bir kötülük yapt???n? gördü?ü için bu?z etmi? olsa, bundan dolay? Allah onu mükâfatland?r?r.

#502

Kul, asl?nda cehennemlik olan bir adam? Allah r?zas?na uygun hay?rl? bir i? yapt???n? gördü?ü için sevmi? olsa, bu yüzden Allah onu mükâfatland?r?r. Yine kul, asl?nda cennetlik olan bir adama Allah’?n r?zas?na ayk?r? bir kötülük yapt???n? gördü?ü için bu?z etmi? olsa, bundan dolay? Allah onu mükâfatland?r?r.

#502

Kul, asl?nda cehennemlik olan bir adam? Allah r?zas?na uygun hay?rl? bir i? yapt???n? gördü?ü için sevmi? olsa, bu yüzden Allah onu mükâfatland?r?r. Yine kul, asl?nda cennetlik olan bir adama Allah’?n r?zas?na ayk?r? bir kötülük yapt???n? gördü?ü için bu?z etmi? olsa, bundan dolay? Allah onu mükâfatland?r?r.

#502

Kul, asl?nda cehennemlik olan bir adam? Allah r?zas?na uygun hay?rl? bir i? yapt???n? gördü?ü için sevmi? olsa, bu yüzden Allah onu mükâfatland?r?r. Yine kul, asl?nda cennetlik olan bir adama Allah’?n r?zas?na ayk?r? bir kötülük yapt???n? gördü?ü için bu?z etmi? olsa, bundan dolay? Allah onu mükâfatland?r?r.

#502

Kul, asl?nda cehennemlik olan bir adam? Allah r?zas?na uygun hay?rl? bir i? yapt???n? gördü?ü için sevmi? olsa, bu yüzden Allah onu mükâfatland?r?r. Yine kul, asl?nda cennetlik olan bir adama Allah’?n r?zas?na ayk?r? bir kötülük yapt???n? gördü?ü için bu?z etmi? olsa, bundan dolay? Allah onu mükâfatland?r?r.

#502

Kul, asl?nda cehennemlik olan bir adam? Allah r?zas?na uygun hay?rl? bir i? yapt???n? gördü?ü için sevmi? olsa, bu yüzden Allah onu mükâfatland?r?r. Yine kul, asl?nda cennetlik olan bir adama Allah’?n r?zas?na ayk?r? bir kötülük yapt???n? gördü?ü için bu?z etmi? olsa, bundan dolay? Allah onu mükâfatland?r?r.

#503

Ey Müslüman, kendi halini bir dü?ün. Acaba Allah için Allah’?n bir dostunu dost edindin, dü?man?n? da dü?man sayd?n m?? Yoksa sevip sevmemekte kendi heva ve nefsine mi uymu?sun? Kendine a?la. Gece-gündüz Allah’a tövbe ve isti?far et.

#503

Ey Müslüman, kendi halini bir dü?ün. Acaba Allah için Allah’?n bir dostunu dost edindin, dü?man?n? da dü?man sayd?n m?? Yoksa sevip sevmemekte kendi heva ve nefsine mi uymu?sun? Kendine a?la. Gece-gündüz Allah’a tövbe ve isti?far et.

#503

Ey Müslüman, kendi halini bir dü?ün. Acaba Allah için Allah’?n bir dostunu dost edindin, dü?man?n? da dü?man sayd?n m?? Yoksa sevip sevmemekte kendi heva ve nefsine mi uymu?sun? Kendine a?la. Gece-gündüz Allah’a tövbe ve isti?far et.

#503

Ey Müslüman, kendi halini bir dü?ün. Acaba Allah için Allah’?n bir dostunu dost edindin, dü?man?n? da dü?man sayd?n m?? Yoksa sevip sevmemekte kendi heva ve nefsine mi uymu?sun? Kendine a?la. Gece-gündüz Allah’a tövbe ve isti?far et.

#503

Ey Müslüman, kendi halini bir dü?ün. Acaba Allah için Allah’?n bir dostunu dost edindin, dü?man?n? da dü?man sayd?n m?? Yoksa sevip sevmemekte kendi heva ve nefsine mi uymu?sun? Kendine a?la. Gece-gündüz Allah’a tövbe ve isti?far et.

#504

?nsan, sevdi?ini unutmaz. Muhabbetin, sevginin yeri ise, kalptir. Zira kalp, muhabbet yeri, sevgi yeridir. A?k, muhabbet bulunmayan kalp, ölmü? demektir. Kalpte, ya dünya sevgisi yahut Allah sevgisi bulunur. Dünya, haram olan ?eyler demektir. Emirleri yaparak, haramlardan sak?narak, kalpten dünya sevgisi ç?kar?l?nca, kalp temiz olur. Bu temiz kalbe,  Allah-ü Teâlâ’n?n sevgisi, kendili?inden dolar.

Günah i?leyince, kalp karar?r, hasta olur. Dünya muhabbeti yerle?erek, Allah-ü Teâlâ’n?n sevgisi gider. Kalbin bu hali, bir ?i?eye benzer. Su doldurunca, havas? ç?kar. Suyu bo?alt?nca hava kendili?inden dolar.

 

 

 

#504

?nsan, sevdi?ini unutmaz. Muhabbetin, sevginin yeri ise, kalptir. Zira kalp, muhabbet yeri, sevgi yeridir. A?k, muhabbet bulunmayan kalp, ölmü? demektir. Kalpte, ya dünya sevgisi yahut Allah sevgisi bulunur. Dünya, haram olan ?eyler demektir. Emirleri yaparak, haramlardan sak?narak, kalpten dünya sevgisi ç?kar?l?nca, kalp temiz olur. Bu temiz kalbe,  Allah-ü Teâlâ’n?n sevgisi, kendili?inden dolar.

Günah i?leyince, kalp karar?r, hasta olur. Dünya muhabbeti yerle?erek, Allah-ü Teâlâ’n?n sevgisi gider. Kalbin bu hali, bir ?i?eye benzer. Su doldurunca, havas? ç?kar. Suyu bo?alt?nca hava kendili?inden dolar.

 

 

 

#504

?nsan, sevdi?ini unutmaz. Muhabbetin, sevginin yeri ise, kalptir. Zira kalp, muhabbet yeri, sevgi yeridir. A?k, muhabbet bulunmayan kalp, ölmü? demektir. Kalpte, ya dünya sevgisi yahut Allah sevgisi bulunur. Dünya, haram olan ?eyler demektir. Emirleri yaparak, haramlardan sak?narak, kalpten dünya sevgisi ç?kar?l?nca, kalp temiz olur. Bu temiz kalbe,  Allah-ü Teâlâ’n?n sevgisi, kendili?inden dolar.

Günah i?leyince, kalp karar?r, hasta olur. Dünya muhabbeti yerle?erek, Allah-ü Teâlâ’n?n sevgisi gider. Kalbin bu hali, bir ?i?eye benzer. Su doldurunca, havas? ç?kar. Suyu bo?alt?nca hava kendili?inden dolar.

 

 

 

#504

?nsan, sevdi?ini unutmaz. Muhabbetin, sevginin yeri ise, kalptir. Zira kalp, muhabbet yeri, sevgi yeridir. A?k, muhabbet bulunmayan kalp, ölmü? demektir. Kalpte, ya dünya sevgisi yahut Allah sevgisi bulunur. Dünya, haram olan ?eyler demektir. Emirleri yaparak, haramlardan sak?narak, kalpten dünya sevgisi ç?kar?l?nca, kalp temiz olur. Bu temiz kalbe,  Allah-ü Teâlâ’n?n sevgisi, kendili?inden dolar.

Günah i?leyince, kalp karar?r, hasta olur. Dünya muhabbeti yerle?erek, Allah-ü Teâlâ’n?n sevgisi gider. Kalbin bu hali, bir ?i?eye benzer. Su doldurunca, havas? ç?kar. Suyu bo?alt?nca hava kendili?inden dolar.

 

 

 

#504

?nsan, sevdi?ini unutmaz. Muhabbetin, sevginin yeri ise, kalptir. Zira kalp, muhabbet yeri, sevgi yeridir. A?k, muhabbet bulunmayan kalp, ölmü? demektir. Kalpte, ya dünya sevgisi yahut Allah sevgisi bulunur. Dünya, haram olan ?eyler demektir. Emirleri yaparak, haramlardan sak?narak, kalpten dünya sevgisi ç?kar?l?nca, kalp temiz olur. Bu temiz kalbe,  Allah-ü Teâlâ’n?n sevgisi, kendili?inden dolar.

Günah i?leyince, kalp karar?r, hasta olur. Dünya muhabbeti yerle?erek, Allah-ü Teâlâ’n?n sevgisi gider. Kalbin bu hali, bir ?i?eye benzer. Su doldurunca, havas? ç?kar. Suyu bo?alt?nca hava kendili?inden dolar.

 

 

 

#504

?nsan, sevdi?ini unutmaz. Muhabbetin, sevginin yeri ise, kalptir. Zira kalp, muhabbet yeri, sevgi yeridir. A?k, muhabbet bulunmayan kalp, ölmü? demektir. Kalpte, ya dünya sevgisi yahut Allah sevgisi bulunur. Dünya, haram olan ?eyler demektir. Emirleri yaparak, haramlardan sak?narak, kalpten dünya sevgisi ç?kar?l?nca, kalp temiz olur. Bu temiz kalbe,  Allah-ü Teâlâ’n?n sevgisi, kendili?inden dolar.

Günah i?leyince, kalp karar?r, hasta olur. Dünya muhabbeti yerle?erek, Allah-ü Teâlâ’n?n sevgisi gider. Kalbin bu hali, bir ?i?eye benzer. Su doldurunca, havas? ç?kar. Suyu bo?alt?nca hava kendili?inden dolar.

 

 

 

#504

?nsan, sevdi?ini unutmaz. Muhabbetin, sevginin yeri ise, kalptir. Zira kalp, muhabbet yeri, sevgi yeridir. A?k, muhabbet bulunmayan kalp, ölmü? demektir. Kalpte, ya dünya sevgisi yahut Allah sevgisi bulunur. Dünya, haram olan ?eyler demektir. Emirleri yaparak, haramlardan sak?narak, kalpten dünya sevgisi ç?kar?l?nca, kalp temiz olur. Bu temiz kalbe,  Allah-ü Teâlâ’n?n sevgisi, kendili?inden dolar.

Günah i?leyince, kalp karar?r, hasta olur. Dünya muhabbeti yerle?erek, Allah-ü Teâlâ’n?n sevgisi gider. Kalbin bu hali, bir ?i?eye benzer. Su doldurunca, havas? ç?kar. Suyu bo?alt?nca hava kendili?inden dolar.

 

 

 

#504

?nsan, sevdi?ini unutmaz. Muhabbetin, sevginin yeri ise, kalptir. Zira kalp, muhabbet yeri, sevgi yeridir. A?k, muhabbet bulunmayan kalp, ölmü? demektir. Kalpte, ya dünya sevgisi yahut Allah sevgisi bulunur. Dünya, haram olan ?eyler demektir. Emirleri yaparak, haramlardan sak?narak, kalpten dünya sevgisi ç?kar?l?nca, kalp temiz olur. Bu temiz kalbe,  Allah-ü Teâlâ’n?n sevgisi, kendili?inden dolar.

Günah i?leyince, kalp karar?r, hasta olur. Dünya muhabbeti yerle?erek, Allah-ü Teâlâ’n?n sevgisi gider. Kalbin bu hali, bir ?i?eye benzer. Su doldurunca, havas? ç?kar. Suyu bo?alt?nca hava kendili?inden dolar.

 

 

 

#504

?nsan, sevdi?ini unutmaz. Muhabbetin, sevginin yeri ise, kalptir. Zira kalp, muhabbet yeri, sevgi yeridir. A?k, muhabbet bulunmayan kalp, ölmü? demektir. Kalpte, ya dünya sevgisi yahut Allah sevgisi bulunur. Dünya, haram olan ?eyler demektir. Emirleri yaparak, haramlardan sak?narak, kalpten dünya sevgisi ç?kar?l?nca, kalp temiz olur. Bu temiz kalbe,  Allah-ü Teâlâ’n?n sevgisi, kendili?inden dolar.

Günah i?leyince, kalp karar?r, hasta olur. Dünya muhabbeti yerle?erek, Allah-ü Teâlâ’n?n sevgisi gider. Kalbin bu hali, bir ?i?eye benzer. Su doldurunca, havas? ç?kar. Suyu bo?alt?nca hava kendili?inden dolar.

 

 

 

#504

?nsan, sevdi?ini unutmaz. Muhabbetin, sevginin yeri ise, kalptir. Zira kalp, muhabbet yeri, sevgi yeridir. A?k, muhabbet bulunmayan kalp, ölmü? demektir. Kalpte, ya dünya sevgisi yahut Allah sevgisi bulunur. Dünya, haram olan ?eyler demektir. Emirleri yaparak, haramlardan sak?narak, kalpten dünya sevgisi ç?kar?l?nca, kalp temiz olur. Bu temiz kalbe,  Allah-ü Teâlâ’n?n sevgisi, kendili?inden dolar.

Günah i?leyince, kalp karar?r, hasta olur. Dünya muhabbeti yerle?erek, Allah-ü Teâlâ’n?n sevgisi gider. Kalbin bu hali, bir ?i?eye benzer. Su doldurunca, havas? ç?kar. Suyu bo?alt?nca hava kendili?inden dolar.

 

 

 

#504

?nsan, sevdi?ini unutmaz. Muhabbetin, sevginin yeri ise, kalptir. Zira kalp, muhabbet yeri, sevgi yeridir. A?k, muhabbet bulunmayan kalp, ölmü? demektir. Kalpte, ya dünya sevgisi yahut Allah sevgisi bulunur. Dünya, haram olan ?eyler demektir. Emirleri yaparak, haramlardan sak?narak, kalpten dünya sevgisi ç?kar?l?nca, kalp temiz olur. Bu temiz kalbe,  Allah-ü Teâlâ’n?n sevgisi, kendili?inden dolar.

Günah i?leyince, kalp karar?r, hasta olur. Dünya muhabbeti yerle?erek, Allah-ü Teâlâ’n?n sevgisi gider. Kalbin bu hali, bir ?i?eye benzer. Su doldurunca, havas? ç?kar. Suyu bo?alt?nca hava kendili?inden dolar.

 

 

 

#504

?nsan, sevdi?ini unutmaz. Muhabbetin, sevginin yeri ise, kalptir. Zira kalp, muhabbet yeri, sevgi yeridir. A?k, muhabbet bulunmayan kalp, ölmü? demektir. Kalpte, ya dünya sevgisi yahut Allah sevgisi bulunur. Dünya, haram olan ?eyler demektir. Emirleri yaparak, haramlardan sak?narak, kalpten dünya sevgisi ç?kar?l?nca, kalp temiz olur. Bu temiz kalbe,  Allah-ü Teâlâ’n?n sevgisi, kendili?inden dolar.

Günah i?leyince, kalp karar?r, hasta olur. Dünya muhabbeti yerle?erek, Allah-ü Teâlâ’n?n sevgisi gider. Kalbin bu hali, bir ?i?eye benzer. Su doldurunca, havas? ç?kar. Suyu bo?alt?nca hava kendili?inden dolar.

 

 

 

#505

Vüheyb bin el-Verd buyurdu ki: “ E?er ilim sahipleri ilimlerinin gere?ini ya?amad?klar? zaman insanlara: “ Bizden lüzumlu bilgileri al?n?z, fakat iyi amelleri terk etme hususunda bize uymay?n?z” demi? olsalard?, hem kendileri hem de halk için hay?rl? olurdu. Fakat onlar i?i kar??t?r?yorlar. Ayn? zamanda iyi amel sahibi olduklar?n? ileri sürdükleri için, iyi olmayan i?lerinde de halk?n kendilerini taklit etmesine sebep oluyorlar. Kötü örnek oluyorlar.”

#505

Vüheyb bin el-Verd buyurdu ki: “ E?er ilim sahipleri ilimlerinin gere?ini ya?amad?klar? zaman insanlara: “ Bizden lüzumlu bilgileri al?n?z, fakat iyi amelleri terk etme hususunda bize uymay?n?z” demi? olsalard?, hem kendileri hem de halk için hay?rl? olurdu. Fakat onlar i?i kar??t?r?yorlar. Ayn? zamanda iyi amel sahibi olduklar?n? ileri sürdükleri için, iyi olmayan i?lerinde de halk?n kendilerini taklit etmesine sebep oluyorlar. Kötü örnek oluyorlar.”

#505

Vüheyb bin el-Verd buyurdu ki: “ E?er ilim sahipleri ilimlerinin gere?ini ya?amad?klar? zaman insanlara: “ Bizden lüzumlu bilgileri al?n?z, fakat iyi amelleri terk etme hususunda bize uymay?n?z” demi? olsalard?, hem kendileri hem de halk için hay?rl? olurdu. Fakat onlar i?i kar??t?r?yorlar. Ayn? zamanda iyi amel sahibi olduklar?n? ileri sürdükleri için, iyi olmayan i?lerinde de halk?n kendilerini taklit etmesine sebep oluyorlar. Kötü örnek oluyorlar.”

#505

Vüheyb bin el-Verd buyurdu ki: “ E?er ilim sahipleri ilimlerinin gere?ini ya?amad?klar? zaman insanlara: “ Bizden lüzumlu bilgileri al?n?z, fakat iyi amelleri terk etme hususunda bize uymay?n?z” demi? olsalard?, hem kendileri hem de halk için hay?rl? olurdu. Fakat onlar i?i kar??t?r?yorlar. Ayn? zamanda iyi amel sahibi olduklar?n? ileri sürdükleri için, iyi olmayan i?lerinde de halk?n kendilerini taklit etmesine sebep oluyorlar. Kötü örnek oluyorlar.”

#506

Abdullah bin Ömer, zaman?n?n âlimlerine hitaben buyururdu ki: “Sizler, cidden ilmin k?ymetini azaltt?n?z, ?an?n? küçülttünüz! E?er Hz. Ömer (r.a) sa? olsayd? da, benim gibisinin sizlere hadis nakletti?ini görseydi, herhalde beni ve sizleri kamç?s? ile döverdi!”

Süleyman bin Mihran buyurdu ki: “Ben, yirmi senedir dikkat ederim, ilminde ihlâs sahibi bir âlime rastlamad?m. ?imdi ilim, sadece dünyal?k kazanmak için bir sanat olmu?tur.”

Ebû  Hâzim buyurdu ki: “Zaman?m?zdaki alimler ameli b?rak?p sadece söz ile iktifa ettiler. Önceki âlimler amelde bulunurlar, fakat söze iltifat etmezlerdi. Onlar? takip edenler hem amel ettiler hem de söze iltifat ettiler. Bunlardan sonrakiler ise, sadece söze iltifat edip ameli terk ettiler.

 

 

 

 

                                                                            

#506

Abdullah bin Ömer, zaman?n?n âlimlerine hitaben buyururdu ki: “Sizler, cidden ilmin k?ymetini azaltt?n?z, ?an?n? küçülttünüz! E?er Hz. Ömer (r.a) sa? olsayd? da, benim gibisinin sizlere hadis nakletti?ini görseydi, herhalde beni ve sizleri kamç?s? ile döverdi!”

Süleyman bin Mihran buyurdu ki: “Ben, yirmi senedir dikkat ederim, ilminde ihlâs sahibi bir âlime rastlamad?m. ?imdi ilim, sadece dünyal?k kazanmak için bir sanat olmu?tur.”

Ebû  Hâzim buyurdu ki: “Zaman?m?zdaki alimler ameli b?rak?p sadece söz ile iktifa ettiler. Önceki âlimler amelde bulunurlar, fakat söze iltifat etmezlerdi. Onlar? takip edenler hem amel ettiler hem de söze iltifat ettiler. Bunlardan sonrakiler ise, sadece söze iltifat edip ameli terk ettiler.

 

 

 

 

                                                                            

#506

Abdullah bin Ömer, zaman?n?n âlimlerine hitaben buyururdu ki: “Sizler, cidden ilmin k?ymetini azaltt?n?z, ?an?n? küçülttünüz! E?er Hz. Ömer (r.a) sa? olsayd? da, benim gibisinin sizlere hadis nakletti?ini görseydi, herhalde beni ve sizleri kamç?s? ile döverdi!”

Süleyman bin Mihran buyurdu ki: “Ben, yirmi senedir dikkat ederim, ilminde ihlâs sahibi bir âlime rastlamad?m. ?imdi ilim, sadece dünyal?k kazanmak için bir sanat olmu?tur.”

Ebû  Hâzim buyurdu ki: “Zaman?m?zdaki alimler ameli b?rak?p sadece söz ile iktifa ettiler. Önceki âlimler amelde bulunurlar, fakat söze iltifat etmezlerdi. Onlar? takip edenler hem amel ettiler hem de söze iltifat ettiler. Bunlardan sonrakiler ise, sadece söze iltifat edip ameli terk ettiler.

 

 

 

 

                                                                            

#506

Abdullah bin Ömer, zaman?n?n âlimlerine hitaben buyururdu ki: “Sizler, cidden ilmin k?ymetini azaltt?n?z, ?an?n? küçülttünüz! E?er Hz. Ömer (r.a) sa? olsayd? da, benim gibisinin sizlere hadis nakletti?ini görseydi, herhalde beni ve sizleri kamç?s? ile döverdi!”

Süleyman bin Mihran buyurdu ki: “Ben, yirmi senedir dikkat ederim, ilminde ihlâs sahibi bir âlime rastlamad?m. ?imdi ilim, sadece dünyal?k kazanmak için bir sanat olmu?tur.”

Ebû  Hâzim buyurdu ki: “Zaman?m?zdaki alimler ameli b?rak?p sadece söz ile iktifa ettiler. Önceki âlimler amelde bulunurlar, fakat söze iltifat etmezlerdi. Onlar? takip edenler hem amel ettiler hem de söze iltifat ettiler. Bunlardan sonrakiler ise, sadece söze iltifat edip ameli terk ettiler.

 

 

 

 

                                                                            

#507

Sak?n her buldu?unu yiyenlerden olma! Haram ve ?üphelilere yakla?ma. Ümit ipine sar?l ve ucunu b?rakma.

Müslüman’?n me?ru sebeplere yap??mas? ve çal??mas? laz?md?r, ondan sonra tevekkül gelir. Bir ?eyin hâs?l olmas?na sebep olan i?i yapmay?p da sebepsiz olarak gelmesini istemek, kap?y? kapat?p, pencereden beklemeye benzer ki, edepsizlik olur. Onu kapamam?z do?ru de?ildir. Bizim vazifemiz kap?ya gidip beklemektir. Sonras?n? O bilir. Çok zaman kap?dan gönderir. Dilerse pencereden de verir.

#507

Sak?n her buldu?unu yiyenlerden olma! Haram ve ?üphelilere yakla?ma. Ümit ipine sar?l ve ucunu b?rakma.

Müslüman’?n me?ru sebeplere yap??mas? ve çal??mas? laz?md?r, ondan sonra tevekkül gelir. Bir ?eyin hâs?l olmas?na sebep olan i?i yapmay?p da sebepsiz olarak gelmesini istemek, kap?y? kapat?p, pencereden beklemeye benzer ki, edepsizlik olur. Onu kapamam?z do?ru de?ildir. Bizim vazifemiz kap?ya gidip beklemektir. Sonras?n? O bilir. Çok zaman kap?dan gönderir. Dilerse pencereden de verir.

#507

Sak?n her buldu?unu yiyenlerden olma! Haram ve ?üphelilere yakla?ma. Ümit ipine sar?l ve ucunu b?rakma.

Müslüman’?n me?ru sebeplere yap??mas? ve çal??mas? laz?md?r, ondan sonra tevekkül gelir. Bir ?eyin hâs?l olmas?na sebep olan i?i yapmay?p da sebepsiz olarak gelmesini istemek, kap?y? kapat?p, pencereden beklemeye benzer ki, edepsizlik olur. Onu kapamam?z do?ru de?ildir. Bizim vazifemiz kap?ya gidip beklemektir. Sonras?n? O bilir. Çok zaman kap?dan gönderir. Dilerse pencereden de verir.

#508

Ya?ça kendisinden küçük bir dostu, birkaç gün evvel kalbini k?rd???ndan dolay?, özür dilemek için Ahmed Ha?im’in yan?na var?r. Elini öptükten sonra:

Efendim, der, özür dilerim. Herhalde sizi dar?ltt?m.

Ha?im cevap verir:

Büyükler sadece k?zar, dar?lmaz.

#508

Ya?ça kendisinden küçük bir dostu, birkaç gün evvel kalbini k?rd???ndan dolay?, özür dilemek için Ahmed Ha?im’in yan?na var?r. Elini öptükten sonra:

Efendim, der, özür dilerim. Herhalde sizi dar?ltt?m.

Ha?im cevap verir:

Büyükler sadece k?zar, dar?lmaz.

#508

Ya?ça kendisinden küçük bir dostu, birkaç gün evvel kalbini k?rd???ndan dolay?, özür dilemek için Ahmed Ha?im’in yan?na var?r. Elini öptükten sonra:

Efendim, der, özür dilerim. Herhalde sizi dar?ltt?m.

Ha?im cevap verir:

Büyükler sadece k?zar, dar?lmaz.

#508

Ya?ça kendisinden küçük bir dostu, birkaç gün evvel kalbini k?rd???ndan dolay?, özür dilemek için Ahmed Ha?im’in yan?na var?r. Elini öptükten sonra:

Efendim, der, özür dilerim. Herhalde sizi dar?ltt?m.

Ha?im cevap verir:

Büyükler sadece k?zar, dar?lmaz.

#509

Allah-ü Teâlâ bizim ne bedenimize ne mal?m?za, sadece ve sadece kalbimize nazar eder.

Meseleye ruh yönünden nazar etmek gerek.  ?nsan? yükselten, ona Hak kat?nda de?er kazand?ran bütün hususiyetler onun ruhuyla alakal?d?r, bedeniyle de?il.

Ruhun ?rk? yoktur. Ve insan da kâmil manas?yla ruhtan ibarettir. Beden onun elbisesidir. ?nsan de?i?ik kuma?lardan elbiseler giymekle de?i?mez. Geliniz, ak?ls?z çocuklar gibi elbise davas? gütmekten vazgeçelim.

#509

Allah-ü Teâlâ bizim ne bedenimize ne mal?m?za, sadece ve sadece kalbimize nazar eder.

Meseleye ruh yönünden nazar etmek gerek.  ?nsan? yükselten, ona Hak kat?nda de?er kazand?ran bütün hususiyetler onun ruhuyla alakal?d?r, bedeniyle de?il.

Ruhun ?rk? yoktur. Ve insan da kâmil manas?yla ruhtan ibarettir. Beden onun elbisesidir. ?nsan de?i?ik kuma?lardan elbiseler giymekle de?i?mez. Geliniz, ak?ls?z çocuklar gibi elbise davas? gütmekten vazgeçelim.

#509

Allah-ü Teâlâ bizim ne bedenimize ne mal?m?za, sadece ve sadece kalbimize nazar eder.

Meseleye ruh yönünden nazar etmek gerek.  ?nsan? yükselten, ona Hak kat?nda de?er kazand?ran bütün hususiyetler onun ruhuyla alakal?d?r, bedeniyle de?il.

Ruhun ?rk? yoktur. Ve insan da kâmil manas?yla ruhtan ibarettir. Beden onun elbisesidir. ?nsan de?i?ik kuma?lardan elbiseler giymekle de?i?mez. Geliniz, ak?ls?z çocuklar gibi elbise davas? gütmekten vazgeçelim.

#509

Allah-ü Teâlâ bizim ne bedenimize ne mal?m?za, sadece ve sadece kalbimize nazar eder.

Meseleye ruh yönünden nazar etmek gerek.  ?nsan? yükselten, ona Hak kat?nda de?er kazand?ran bütün hususiyetler onun ruhuyla alakal?d?r, bedeniyle de?il.

Ruhun ?rk? yoktur. Ve insan da kâmil manas?yla ruhtan ibarettir. Beden onun elbisesidir. ?nsan de?i?ik kuma?lardan elbiseler giymekle de?i?mez. Geliniz, ak?ls?z çocuklar gibi elbise davas? gütmekten vazgeçelim.

#510

Vefa duygumuz ne âlem de?

Nimete ?ükür etmeyi biliyor muyuz?

Gayemiz ulvî mi yoksa süflî mi?

Kime kulluk ediyoruz, kimi seviyor, kimden korkuyoruz?

Hay?r ve hasenata meylimiz nas?l?

Allah’?n dostlar?yla m? yoksa dü?manlar?yla m? birlikteyiz?

En çok fakirlikten mi korkuyoruz yoksa ahiret âlemine imans?z göçmekten mi?

Allah’?n kullar?na ve yaratt??? mahlûkat?na kar?? ?efkatli miyiz yoksa zalim mi?

#510

Vefa duygumuz ne âlem de?

Nimete ?ükür etmeyi biliyor muyuz?

Gayemiz ulvî mi yoksa süflî mi?

Kime kulluk ediyoruz, kimi seviyor, kimden korkuyoruz?

Hay?r ve hasenata meylimiz nas?l?

Allah’?n dostlar?yla m? yoksa dü?manlar?yla m? birlikteyiz?

En çok fakirlikten mi korkuyoruz yoksa ahiret âlemine imans?z göçmekten mi?

Allah’?n kullar?na ve yaratt??? mahlûkat?na kar?? ?efkatli miyiz yoksa zalim mi?

#510

Vefa duygumuz ne âlem de?

Nimete ?ükür etmeyi biliyor muyuz?

Gayemiz ulvî mi yoksa süflî mi?

Kime kulluk ediyoruz, kimi seviyor, kimden korkuyoruz?

Hay?r ve hasenata meylimiz nas?l?

Allah’?n dostlar?yla m? yoksa dü?manlar?yla m? birlikteyiz?

En çok fakirlikten mi korkuyoruz yoksa ahiret âlemine imans?z göçmekten mi?

Allah’?n kullar?na ve yaratt??? mahlûkat?na kar?? ?efkatli miyiz yoksa zalim mi?

#510

Vefa duygumuz ne âlem de?

Nimete ?ükür etmeyi biliyor muyuz?

Gayemiz ulvî mi yoksa süflî mi?

Kime kulluk ediyoruz, kimi seviyor, kimden korkuyoruz?

Hay?r ve hasenata meylimiz nas?l?

Allah’?n dostlar?yla m? yoksa dü?manlar?yla m? birlikteyiz?

En çok fakirlikten mi korkuyoruz yoksa ahiret âlemine imans?z göçmekten mi?

Allah’?n kullar?na ve yaratt??? mahlûkat?na kar?? ?efkatli miyiz yoksa zalim mi?

#510

Vefa duygumuz ne âlem de?

Nimete ?ükür etmeyi biliyor muyuz?

Gayemiz ulvî mi yoksa süflî mi?

Kime kulluk ediyoruz, kimi seviyor, kimden korkuyoruz?

Hay?r ve hasenata meylimiz nas?l?

Allah’?n dostlar?yla m? yoksa dü?manlar?yla m? birlikteyiz?

En çok fakirlikten mi korkuyoruz yoksa ahiret âlemine imans?z göçmekten mi?

Allah’?n kullar?na ve yaratt??? mahlûkat?na kar?? ?efkatli miyiz yoksa zalim mi?

#511

Yahudi dininde bir tanr?ya inan?? vard?r. Ama bu tanr? ?srail’in tanr?s?d?r. Yani bir nevi bir klan tanr?s?. Yahudilikte ahiret inanc? tamamen kaybolmu?, din sadece bu dünyada Yahudilerin, öbür insanlara hükmetmesini sa?layan zulmetmesine izin veren siyasi bir ideal olmu?tur. Yani Yahudi milliyetçili?i.

#511

Yahudi dininde bir tanr?ya inan?? vard?r. Ama bu tanr? ?srail’in tanr?s?d?r. Yani bir nevi bir klan tanr?s?. Yahudilikte ahiret inanc? tamamen kaybolmu?, din sadece bu dünyada Yahudilerin, öbür insanlara hükmetmesini sa?layan zulmetmesine izin veren siyasi bir ideal olmu?tur. Yani Yahudi milliyetçili?i.

#511

Yahudi dininde bir tanr?ya inan?? vard?r. Ama bu tanr? ?srail’in tanr?s?d?r. Yani bir nevi bir klan tanr?s?. Yahudilikte ahiret inanc? tamamen kaybolmu?, din sadece bu dünyada Yahudilerin, öbür insanlara hükmetmesini sa?layan zulmetmesine izin veren siyasi bir ideal olmu?tur. Yani Yahudi milliyetçili?i.

#511

Yahudi dininde bir tanr?ya inan?? vard?r. Ama bu tanr? ?srail’in tanr?s?d?r. Yani bir nevi bir klan tanr?s?. Yahudilikte ahiret inanc? tamamen kaybolmu?, din sadece bu dünyada Yahudilerin, öbür insanlara hükmetmesini sa?layan zulmetmesine izin veren siyasi bir ideal olmu?tur. Yani Yahudi milliyetçili?i.

#512

?nsan; ba??na bir bela geldi?inde, hadiseler olup bitti?inde, ba?ka bir deyi?le elinden hiçbir ?ey gelmedi?i, sonucu asla de?i?tiremeyece?i durumlarda “?lahi takdir” der, kadere teslim olur. Bu teslimiyet ümitsizli?in, karamsarl???n ve üzüntünün ilac?d?r. Yoksa günah i?leyen bir adam, “Kaderimde günah i?lemek varm??, ne yapay?m, ben hep böyle ya?amaya mecburum” diyemez. Çünkü insan gelece?i önceden bilemez.

#512

?nsan; ba??na bir bela geldi?inde, hadiseler olup bitti?inde, ba?ka bir deyi?le elinden hiçbir ?ey gelmedi?i, sonucu asla de?i?tiremeyece?i durumlarda “?lahi takdir” der, kadere teslim olur. Bu teslimiyet ümitsizli?in, karamsarl???n ve üzüntünün ilac?d?r. Yoksa günah i?leyen bir adam, “Kaderimde günah i?lemek varm??, ne yapay?m, ben hep böyle ya?amaya mecburum” diyemez. Çünkü insan gelece?i önceden bilemez.

#512

?nsan; ba??na bir bela geldi?inde, hadiseler olup bitti?inde, ba?ka bir deyi?le elinden hiçbir ?ey gelmedi?i, sonucu asla de?i?tiremeyece?i durumlarda “?lahi takdir” der, kadere teslim olur. Bu teslimiyet ümitsizli?in, karamsarl???n ve üzüntünün ilac?d?r. Yoksa günah i?leyen bir adam, “Kaderimde günah i?lemek varm??, ne yapay?m, ben hep böyle ya?amaya mecburum” diyemez. Çünkü insan gelece?i önceden bilemez.

#512

?nsan; ba??na bir bela geldi?inde, hadiseler olup bitti?inde, ba?ka bir deyi?le elinden hiçbir ?ey gelmedi?i, sonucu asla de?i?tiremeyece?i durumlarda “?lahi takdir” der, kadere teslim olur. Bu teslimiyet ümitsizli?in, karamsarl???n ve üzüntünün ilac?d?r. Yoksa günah i?leyen bir adam, “Kaderimde günah i?lemek varm??, ne yapay?m, ben hep böyle ya?amaya mecburum” diyemez. Çünkü insan gelece?i önceden bilemez.

#512

?nsan; ba??na bir bela geldi?inde, hadiseler olup bitti?inde, ba?ka bir deyi?le elinden hiçbir ?ey gelmedi?i, sonucu asla de?i?tiremeyece?i durumlarda “?lahi takdir” der, kadere teslim olur. Bu teslimiyet ümitsizli?in, karamsarl???n ve üzüntünün ilac?d?r. Yoksa günah i?leyen bir adam, “Kaderimde günah i?lemek varm??, ne yapay?m, ben hep böyle ya?amaya mecburum” diyemez. Çünkü insan gelece?i önceden bilemez.

#512

?nsan; ba??na bir bela geldi?inde, hadiseler olup bitti?inde, ba?ka bir deyi?le elinden hiçbir ?ey gelmedi?i, sonucu asla de?i?tiremeyece?i durumlarda “?lahi takdir” der, kadere teslim olur. Bu teslimiyet ümitsizli?in, karamsarl???n ve üzüntünün ilac?d?r. Yoksa günah i?leyen bir adam, “Kaderimde günah i?lemek varm??, ne yapay?m, ben hep böyle ya?amaya mecburum” diyemez. Çünkü insan gelece?i önceden bilemez.

#512

?nsan; ba??na bir bela geldi?inde, hadiseler olup bitti?inde, ba?ka bir deyi?le elinden hiçbir ?ey gelmedi?i, sonucu asla de?i?tiremeyece?i durumlarda “?lahi takdir” der, kadere teslim olur. Bu teslimiyet ümitsizli?in, karamsarl???n ve üzüntünün ilac?d?r. Yoksa günah i?leyen bir adam, “Kaderimde günah i?lemek varm??, ne yapay?m, ben hep böyle ya?amaya mecburum” diyemez. Çünkü insan gelece?i önceden bilemez.

#512

?nsan; ba??na bir bela geldi?inde, hadiseler olup bitti?inde, ba?ka bir deyi?le elinden hiçbir ?ey gelmedi?i, sonucu asla de?i?tiremeyece?i durumlarda “?lahi takdir” der, kadere teslim olur. Bu teslimiyet ümitsizli?in, karamsarl???n ve üzüntünün ilac?d?r. Yoksa günah i?leyen bir adam, “Kaderimde günah i?lemek varm??, ne yapay?m, ben hep böyle ya?amaya mecburum” diyemez. Çünkü insan gelece?i önceden bilemez.

#513

?nsan, bu âlemde Cenab-? Mevlâ’n?n vekilli?ini üstlenmi?tir. Bu, insan için büyük bir ?ereftir. ?nsan?n bu ?erefi lay?k?yla üzerinde ta??y?p, hayat?nda yer alan tüm mahlûkata, onlar?n yarat?c?s? olan Allah-ü Teâlâ ad?na hizmet etmesi, hayatlar?n?n en güzel ?ekilde geçmesi için yard?mc? olmas? demektir.

?üphesiz Mevlâ’m?z?n da bildirdi?i gibi yeryüzündeki bütün canl?lar insan?n hayat?n? kolayla?t?rmak için, hayat?n?n bir düzen, denge içinde devam etmesi için yarat?lm??t?r.

#513

?nsan, bu âlemde Cenab-? Mevlâ’n?n vekilli?ini üstlenmi?tir. Bu, insan için büyük bir ?ereftir. ?nsan?n bu ?erefi lay?k?yla üzerinde ta??y?p, hayat?nda yer alan tüm mahlûkata, onlar?n yarat?c?s? olan Allah-ü Teâlâ ad?na hizmet etmesi, hayatlar?n?n en güzel ?ekilde geçmesi için yard?mc? olmas? demektir.

?üphesiz Mevlâ’m?z?n da bildirdi?i gibi yeryüzündeki bütün canl?lar insan?n hayat?n? kolayla?t?rmak için, hayat?n?n bir düzen, denge içinde devam etmesi için yarat?lm??t?r.

#513

?nsan, bu âlemde Cenab-? Mevlâ’n?n vekilli?ini üstlenmi?tir. Bu, insan için büyük bir ?ereftir. ?nsan?n bu ?erefi lay?k?yla üzerinde ta??y?p, hayat?nda yer alan tüm mahlûkata, onlar?n yarat?c?s? olan Allah-ü Teâlâ ad?na hizmet etmesi, hayatlar?n?n en güzel ?ekilde geçmesi için yard?mc? olmas? demektir.

?üphesiz Mevlâ’m?z?n da bildirdi?i gibi yeryüzündeki bütün canl?lar insan?n hayat?n? kolayla?t?rmak için, hayat?n?n bir düzen, denge içinde devam etmesi için yarat?lm??t?r.

#513

?nsan, bu âlemde Cenab-? Mevlâ’n?n vekilli?ini üstlenmi?tir. Bu, insan için büyük bir ?ereftir. ?nsan?n bu ?erefi lay?k?yla üzerinde ta??y?p, hayat?nda yer alan tüm mahlûkata, onlar?n yarat?c?s? olan Allah-ü Teâlâ ad?na hizmet etmesi, hayatlar?n?n en güzel ?ekilde geçmesi için yard?mc? olmas? demektir.

?üphesiz Mevlâ’m?z?n da bildirdi?i gibi yeryüzündeki bütün canl?lar insan?n hayat?n? kolayla?t?rmak için, hayat?n?n bir düzen, denge içinde devam etmesi için yarat?lm??t?r.

#513

?nsan, bu âlemde Cenab-? Mevlâ’n?n vekilli?ini üstlenmi?tir. Bu, insan için büyük bir ?ereftir. ?nsan?n bu ?erefi lay?k?yla üzerinde ta??y?p, hayat?nda yer alan tüm mahlûkata, onlar?n yarat?c?s? olan Allah-ü Teâlâ ad?na hizmet etmesi, hayatlar?n?n en güzel ?ekilde geçmesi için yard?mc? olmas? demektir.

?üphesiz Mevlâ’m?z?n da bildirdi?i gibi yeryüzündeki bütün canl?lar insan?n hayat?n? kolayla?t?rmak için, hayat?n?n bir düzen, denge içinde devam etmesi için yarat?lm??t?r.

#514

Yunus, “ Dört kitab?n manas? bir elifte” dedikten sonra döner, söylediklerinin künhüne vak?f olmayan zâhir ehline sorar: “Sen elif dersin hoca manas? ne demektir?”

Elif, harflerin evvelidir. Elif-bâ’daki bütün harflerin asl? eliftir; çünkü di?er bütün harfler elifin farkl? formlar?ndan müte?ekkildir. Elifin noktas? yoktur; kesrete bula?mam??t?r, vahdet üzeredir. Sonraki harfle birle?mez; kay?ts?z ve hürdür. Ebcet hesab?nda elifin say?s? de?eri 1’dir. Cenab-? Hakk’?n has ismi olan “ Allah” lafza-i celali elif harfiyle ba?lar.

#514

Yunus, “ Dört kitab?n manas? bir elifte” dedikten sonra döner, söylediklerinin künhüne vak?f olmayan zâhir ehline sorar: “Sen elif dersin hoca manas? ne demektir?”

Elif, harflerin evvelidir. Elif-bâ’daki bütün harflerin asl? eliftir; çünkü di?er bütün harfler elifin farkl? formlar?ndan müte?ekkildir. Elifin noktas? yoktur; kesrete bula?mam??t?r, vahdet üzeredir. Sonraki harfle birle?mez; kay?ts?z ve hürdür. Ebcet hesab?nda elifin say?s? de?eri 1’dir. Cenab-? Hakk’?n has ismi olan “ Allah” lafza-i celali elif harfiyle ba?lar.

#514

Yunus, “ Dört kitab?n manas? bir elifte” dedikten sonra döner, söylediklerinin künhüne vak?f olmayan zâhir ehline sorar: “Sen elif dersin hoca manas? ne demektir?”

Elif, harflerin evvelidir. Elif-bâ’daki bütün harflerin asl? eliftir; çünkü di?er bütün harfler elifin farkl? formlar?ndan müte?ekkildir. Elifin noktas? yoktur; kesrete bula?mam??t?r, vahdet üzeredir. Sonraki harfle birle?mez; kay?ts?z ve hürdür. Ebcet hesab?nda elifin say?s? de?eri 1’dir. Cenab-? Hakk’?n has ismi olan “ Allah” lafza-i celali elif harfiyle ba?lar.

#514

Yunus, “ Dört kitab?n manas? bir elifte” dedikten sonra döner, söylediklerinin künhüne vak?f olmayan zâhir ehline sorar: “Sen elif dersin hoca manas? ne demektir?”

Elif, harflerin evvelidir. Elif-bâ’daki bütün harflerin asl? eliftir; çünkü di?er bütün harfler elifin farkl? formlar?ndan müte?ekkildir. Elifin noktas? yoktur; kesrete bula?mam??t?r, vahdet üzeredir. Sonraki harfle birle?mez; kay?ts?z ve hürdür. Ebcet hesab?nda elifin say?s? de?eri 1’dir. Cenab-? Hakk’?n has ismi olan “ Allah” lafza-i celali elif harfiyle ba?lar.

#514

Yunus, “ Dört kitab?n manas? bir elifte” dedikten sonra döner, söylediklerinin künhüne vak?f olmayan zâhir ehline sorar: “Sen elif dersin hoca manas? ne demektir?”

Elif, harflerin evvelidir. Elif-bâ’daki bütün harflerin asl? eliftir; çünkü di?er bütün harfler elifin farkl? formlar?ndan müte?ekkildir. Elifin noktas? yoktur; kesrete bula?mam??t?r, vahdet üzeredir. Sonraki harfle birle?mez; kay?ts?z ve hürdür. Ebcet hesab?nda elifin say?s? de?eri 1’dir. Cenab-? Hakk’?n has ismi olan “ Allah” lafza-i celali elif harfiyle ba?lar.

#514

Yunus, “ Dört kitab?n manas? bir elifte” dedikten sonra döner, söylediklerinin künhüne vak?f olmayan zâhir ehline sorar: “Sen elif dersin hoca manas? ne demektir?”

Elif, harflerin evvelidir. Elif-bâ’daki bütün harflerin asl? eliftir; çünkü di?er bütün harfler elifin farkl? formlar?ndan müte?ekkildir. Elifin noktas? yoktur; kesrete bula?mam??t?r, vahdet üzeredir. Sonraki harfle birle?mez; kay?ts?z ve hürdür. Ebcet hesab?nda elifin say?s? de?eri 1’dir. Cenab-? Hakk’?n has ismi olan “ Allah” lafza-i celali elif harfiyle ba?lar.

#515

“Allah-ü Teâlâ’n?n, bir kuluna, faydal?, güzel i?ler yapmay?, çok kimsenin ihtiyaçlar?n? sa?lamas?n? nasip etmesi, çok kimsenin ona s???nmas?, bu kul için pek büyük bir nimettir. Allah kullar?na ‘?yâlim’ demi?, çok merhametli oldu?u için, herkesin r?zk?n?, nafakas?n? kendi üzerine alm??t?r. Allah, bu kullar?ndan baz?s?n?n nafakalar? için ve bunlar?n yeti?meleri, rahat ya?amalar? için bir kulunu görevlendirirse, bu kuluna büyük ihsanda bulunmu? olur. Bu büyük nimete kavu?up da, bunun için ?ükretmesini bilen kimse, çok talihli, pek bahtiyard?r. Bunun k?ymetini bilip ?ükretmek, rabbinin kullar?na hizmet etmeyi ve onlar? yeti?tirmeyi saadet ve ?eref bilmek gereklidir.”

 

#515

“Allah-ü Teâlâ’n?n, bir kuluna, faydal?, güzel i?ler yapmay?, çok kimsenin ihtiyaçlar?n? sa?lamas?n? nasip etmesi, çok kimsenin ona s???nmas?, bu kul için pek büyük bir nimettir. Allah kullar?na ‘?yâlim’ demi?, çok merhametli oldu?u için, herkesin r?zk?n?, nafakas?n? kendi üzerine alm??t?r. Allah, bu kullar?ndan baz?s?n?n nafakalar? için ve bunlar?n yeti?meleri, rahat ya?amalar? için bir kulunu görevlendirirse, bu kuluna büyük ihsanda bulunmu? olur. Bu büyük nimete kavu?up da, bunun için ?ükretmesini bilen kimse, çok talihli, pek bahtiyard?r. Bunun k?ymetini bilip ?ükretmek, rabbinin kullar?na hizmet etmeyi ve onlar? yeti?tirmeyi saadet ve ?eref bilmek gereklidir.”

 

#515

“Allah-ü Teâlâ’n?n, bir kuluna, faydal?, güzel i?ler yapmay?, çok kimsenin ihtiyaçlar?n? sa?lamas?n? nasip etmesi, çok kimsenin ona s???nmas?, bu kul için pek büyük bir nimettir. Allah kullar?na ‘?yâlim’ demi?, çok merhametli oldu?u için, herkesin r?zk?n?, nafakas?n? kendi üzerine alm??t?r. Allah, bu kullar?ndan baz?s?n?n nafakalar? için ve bunlar?n yeti?meleri, rahat ya?amalar? için bir kulunu görevlendirirse, bu kuluna büyük ihsanda bulunmu? olur. Bu büyük nimete kavu?up da, bunun için ?ükretmesini bilen kimse, çok talihli, pek bahtiyard?r. Bunun k?ymetini bilip ?ükretmek, rabbinin kullar?na hizmet etmeyi ve onlar? yeti?tirmeyi saadet ve ?eref bilmek gereklidir.”

 

#515

“Allah-ü Teâlâ’n?n, bir kuluna, faydal?, güzel i?ler yapmay?, çok kimsenin ihtiyaçlar?n? sa?lamas?n? nasip etmesi, çok kimsenin ona s???nmas?, bu kul için pek büyük bir nimettir. Allah kullar?na ‘?yâlim’ demi?, çok merhametli oldu?u için, herkesin r?zk?n?, nafakas?n? kendi üzerine alm??t?r. Allah, bu kullar?ndan baz?s?n?n nafakalar? için ve bunlar?n yeti?meleri, rahat ya?amalar? için bir kulunu görevlendirirse, bu kuluna büyük ihsanda bulunmu? olur. Bu büyük nimete kavu?up da, bunun için ?ükretmesini bilen kimse, çok talihli, pek bahtiyard?r. Bunun k?ymetini bilip ?ükretmek, rabbinin kullar?na hizmet etmeyi ve onlar? yeti?tirmeyi saadet ve ?eref bilmek gereklidir.”

 

#516

Bir elman?n kabu?u ne kadar ince ise dünya üzerinde bizim sessiz ve sakin bir ?ekilde üzerinde ya?ad???m?z yer kabu?u da dünyan?n boyutlar?na göre o kadar incedir.

Üzerinde gökdelenler kurdu?umuz, tarlalar ekip biçti?imiz, petrol kuyular? açt???m?z, gündüz dola??p durdu?umuz, gece m???l m???l uyudu?umuz bu kabu?un hemen alt?nda ise, deh?etli s?zakl?klar alt?nda erimi? maddelerin kayna??p durdu?u, 2900 kilometre kal?nl???nda bir f?r?n yer al?r.

#516

Bir elman?n kabu?u ne kadar ince ise dünya üzerinde bizim sessiz ve sakin bir ?ekilde üzerinde ya?ad???m?z yer kabu?u da dünyan?n boyutlar?na göre o kadar incedir.

Üzerinde gökdelenler kurdu?umuz, tarlalar ekip biçti?imiz, petrol kuyular? açt???m?z, gündüz dola??p durdu?umuz, gece m???l m???l uyudu?umuz bu kabu?un hemen alt?nda ise, deh?etli s?zakl?klar alt?nda erimi? maddelerin kayna??p durdu?u, 2900 kilometre kal?nl???nda bir f?r?n yer al?r.

#516

Bir elman?n kabu?u ne kadar ince ise dünya üzerinde bizim sessiz ve sakin bir ?ekilde üzerinde ya?ad???m?z yer kabu?u da dünyan?n boyutlar?na göre o kadar incedir.

Üzerinde gökdelenler kurdu?umuz, tarlalar ekip biçti?imiz, petrol kuyular? açt???m?z, gündüz dola??p durdu?umuz, gece m???l m???l uyudu?umuz bu kabu?un hemen alt?nda ise, deh?etli s?zakl?klar alt?nda erimi? maddelerin kayna??p durdu?u, 2900 kilometre kal?nl???nda bir f?r?n yer al?r.

#516

Bir elman?n kabu?u ne kadar ince ise dünya üzerinde bizim sessiz ve sakin bir ?ekilde üzerinde ya?ad???m?z yer kabu?u da dünyan?n boyutlar?na göre o kadar incedir.

Üzerinde gökdelenler kurdu?umuz, tarlalar ekip biçti?imiz, petrol kuyular? açt???m?z, gündüz dola??p durdu?umuz, gece m???l m???l uyudu?umuz bu kabu?un hemen alt?nda ise, deh?etli s?zakl?klar alt?nda erimi? maddelerin kayna??p durdu?u, 2900 kilometre kal?nl???nda bir f?r?n yer al?r.

#517

Cep telefonlar?n?n manyetik alan?n?n, kandaki zararl? proteinlerin ve toksinlerin beyne girmesini engelleyen savunma mekanizmas?n? devre d??? b?rakmaya, yorgunluk, ba? a?r?s?, deride yanma hissi ortaya ç?karmaya, yüksek tansiyon olu?mas?na, ba? a?r?lar?, ba? dönmesi ve dikkatin da??lmas?na sebep oldu?una dair bulgular elde edilmi?tir. Cep telefonu ayr?ca, Alzheimer, Parkinson ve mult iple sclerosis (MS) gibi sinir hastal?klar?n?n olu?ma riskini artt?r?yor.

Biliyor muydunuz?

#517

Cep telefonlar?n?n manyetik alan?n?n, kandaki zararl? proteinlerin ve toksinlerin beyne girmesini engelleyen savunma mekanizmas?n? devre d??? b?rakmaya, yorgunluk, ba? a?r?s?, deride yanma hissi ortaya ç?karmaya, yüksek tansiyon olu?mas?na, ba? a?r?lar?, ba? dönmesi ve dikkatin da??lmas?na sebep oldu?una dair bulgular elde edilmi?tir. Cep telefonu ayr?ca, Alzheimer, Parkinson ve mult iple sclerosis (MS) gibi sinir hastal?klar?n?n olu?ma riskini artt?r?yor.

Biliyor muydunuz?

#517

Cep telefonlar?n?n manyetik alan?n?n, kandaki zararl? proteinlerin ve toksinlerin beyne girmesini engelleyen savunma mekanizmas?n? devre d??? b?rakmaya, yorgunluk, ba? a?r?s?, deride yanma hissi ortaya ç?karmaya, yüksek tansiyon olu?mas?na, ba? a?r?lar?, ba? dönmesi ve dikkatin da??lmas?na sebep oldu?una dair bulgular elde edilmi?tir. Cep telefonu ayr?ca, Alzheimer, Parkinson ve mult iple sclerosis (MS) gibi sinir hastal?klar?n?n olu?ma riskini artt?r?yor.

Biliyor muydunuz?

#517

Cep telefonlar?n?n manyetik alan?n?n, kandaki zararl? proteinlerin ve toksinlerin beyne girmesini engelleyen savunma mekanizmas?n? devre d??? b?rakmaya, yorgunluk, ba? a?r?s?, deride yanma hissi ortaya ç?karmaya, yüksek tansiyon olu?mas?na, ba? a?r?lar?, ba? dönmesi ve dikkatin da??lmas?na sebep oldu?una dair bulgular elde edilmi?tir. Cep telefonu ayr?ca, Alzheimer, Parkinson ve mult iple sclerosis (MS) gibi sinir hastal?klar?n?n olu?ma riskini artt?r?yor.

Biliyor muydunuz?

#517

Cep telefonlar?n?n manyetik alan?n?n, kandaki zararl? proteinlerin ve toksinlerin beyne girmesini engelleyen savunma mekanizmas?n? devre d??? b?rakmaya, yorgunluk, ba? a?r?s?, deride yanma hissi ortaya ç?karmaya, yüksek tansiyon olu?mas?na, ba? a?r?lar?, ba? dönmesi ve dikkatin da??lmas?na sebep oldu?una dair bulgular elde edilmi?tir. Cep telefonu ayr?ca, Alzheimer, Parkinson ve mult iple sclerosis (MS) gibi sinir hastal?klar?n?n olu?ma riskini artt?r?yor.

Biliyor muydunuz?

#517

Cep telefonlar?n?n manyetik alan?n?n, kandaki zararl? proteinlerin ve toksinlerin beyne girmesini engelleyen savunma mekanizmas?n? devre d??? b?rakmaya, yorgunluk, ba? a?r?s?, deride yanma hissi ortaya ç?karmaya, yüksek tansiyon olu?mas?na, ba? a?r?lar?, ba? dönmesi ve dikkatin da??lmas?na sebep oldu?una dair bulgular elde edilmi?tir. Cep telefonu ayr?ca, Alzheimer, Parkinson ve mult iple sclerosis (MS) gibi sinir hastal?klar?n?n olu?ma riskini artt?r?yor.

Biliyor muydunuz?

#517

Cep telefonlar?n?n manyetik alan?n?n, kandaki zararl? proteinlerin ve toksinlerin beyne girmesini engelleyen savunma mekanizmas?n? devre d??? b?rakmaya, yorgunluk, ba? a?r?s?, deride yanma hissi ortaya ç?karmaya, yüksek tansiyon olu?mas?na, ba? a?r?lar?, ba? dönmesi ve dikkatin da??lmas?na sebep oldu?una dair bulgular elde edilmi?tir. Cep telefonu ayr?ca, Alzheimer, Parkinson ve mult iple sclerosis (MS) gibi sinir hastal?klar?n?n olu?ma riskini artt?r?yor.

Biliyor muydunuz?

#518

Bir adam Diyojen’i uzaktan seyrediyordu. Sonra yan?na gelerek ?öyle sordu:

“Sen insanlardan farkl?s?n; neden böyle oldun?”

Diyojen bu adama bakarak dedi ki:

“Bir zamanlar ben sizlere benziyordum. Ama korkar?m ki, sizlerin bana benzeyece?iniz zaman hiç gelmeyecek” ve insanlar?n çok dü?tükleri bir hataya dikkat çekerek sözünü ?öyle tamamlad? “dengesiz arzular, insanlar? peri?an eden felaketlerin kayna??d?r.”

#518

Bir adam Diyojen’i uzaktan seyrediyordu. Sonra yan?na gelerek ?öyle sordu:

“Sen insanlardan farkl?s?n; neden böyle oldun?”

Diyojen bu adama bakarak dedi ki:

“Bir zamanlar ben sizlere benziyordum. Ama korkar?m ki, sizlerin bana benzeyece?iniz zaman hiç gelmeyecek” ve insanlar?n çok dü?tükleri bir hataya dikkat çekerek sözünü ?öyle tamamlad? “dengesiz arzular, insanlar? peri?an eden felaketlerin kayna??d?r.”

#518

Bir adam Diyojen’i uzaktan seyrediyordu. Sonra yan?na gelerek ?öyle sordu:

“Sen insanlardan farkl?s?n; neden böyle oldun?”

Diyojen bu adama bakarak dedi ki:

“Bir zamanlar ben sizlere benziyordum. Ama korkar?m ki, sizlerin bana benzeyece?iniz zaman hiç gelmeyecek” ve insanlar?n çok dü?tükleri bir hataya dikkat çekerek sözünü ?öyle tamamlad? “dengesiz arzular, insanlar? peri?an eden felaketlerin kayna??d?r.”

#771

?nsanlara rehberlik eden kimsede ?u hasletler bulunmazsa, o rehberlik yapamaz.

Kusurlar? örtücü ve ba???lay?c? olmas?,

?efkatli ve yumu?ak olmas?,

Do?ru sözlü ve iyilik yap?c? olmas?,

?yili?i emredip, kötülüklerden men edici olmas?,

Misafirperver ve geceleri insanlar uyurken ibadet edici olmas?,

Âlim ve cesur olmas?.

 

#771

?nsanlara rehberlik eden kimsede ?u hasletler bulunmazsa, o rehberlik yapamaz.

Kusurlar? örtücü ve ba???lay?c? olmas?,

?efkatli ve yumu?ak olmas?,

Do?ru sözlü ve iyilik yap?c? olmas?,

?yili?i emredip, kötülüklerden men edici olmas?,

Misafirperver ve geceleri insanlar uyurken ibadet edici olmas?,

Âlim ve cesur olmas?.

 

#771

?nsanlara rehberlik eden kimsede ?u hasletler bulunmazsa, o rehberlik yapamaz.

Kusurlar? örtücü ve ba???lay?c? olmas?,

?efkatli ve yumu?ak olmas?,

Do?ru sözlü ve iyilik yap?c? olmas?,

?yili?i emredip, kötülüklerden men edici olmas?,

Misafirperver ve geceleri insanlar uyurken ibadet edici olmas?,

Âlim ve cesur olmas?.

 

#771

?nsanlara rehberlik eden kimsede ?u hasletler bulunmazsa, o rehberlik yapamaz.

Kusurlar? örtücü ve ba???lay?c? olmas?,

?efkatli ve yumu?ak olmas?,

Do?ru sözlü ve iyilik yap?c? olmas?,

?yili?i emredip, kötülüklerden men edici olmas?,

Misafirperver ve geceleri insanlar uyurken ibadet edici olmas?,

Âlim ve cesur olmas?.

 

#771

?nsanlara rehberlik eden kimsede ?u hasletler bulunmazsa, o rehberlik yapamaz.

Kusurlar? örtücü ve ba???lay?c? olmas?,

?efkatli ve yumu?ak olmas?,

Do?ru sözlü ve iyilik yap?c? olmas?,

?yili?i emredip, kötülüklerden men edici olmas?,

Misafirperver ve geceleri insanlar uyurken ibadet edici olmas?,

Âlim ve cesur olmas?.

 

#771

?nsanlara rehberlik eden kimsede ?u hasletler bulunmazsa, o rehberlik yapamaz.

Kusurlar? örtücü ve ba???lay?c? olmas?,

?efkatli ve yumu?ak olmas?,

Do?ru sözlü ve iyilik yap?c? olmas?,

?yili?i emredip, kötülüklerden men edici olmas?,

Misafirperver ve geceleri insanlar uyurken ibadet edici olmas?,

Âlim ve cesur olmas?.

 

#771

?nsanlara rehberlik eden kimsede ?u hasletler bulunmazsa, o rehberlik yapamaz.

Kusurlar? örtücü ve ba???lay?c? olmas?,

?efkatli ve yumu?ak olmas?,

Do?ru sözlü ve iyilik yap?c? olmas?,

?yili?i emredip, kötülüklerden men edici olmas?,

Misafirperver ve geceleri insanlar uyurken ibadet edici olmas?,

Âlim ve cesur olmas?.

 

#772

Kar taneleri ne güzel anlat?yor, birbirlerine zarar vermeden de yol alman?n mümkün oldu?unu…

#772

Kar taneleri ne güzel anlat?yor, birbirlerine zarar vermeden de yol alman?n mümkün oldu?unu…

#772

Kar taneleri ne güzel anlat?yor, birbirlerine zarar vermeden de yol alman?n mümkün oldu?unu…

#773

Ahir zamanda insanlar?n nefsanî heves ve arzular? kabar?p ta??nca dünya çok büyük bela ve musibetlere bo?uldu.

#773

Ahir zamanda insanlar?n nefsanî heves ve arzular? kabar?p ta??nca dünya çok büyük bela ve musibetlere bo?uldu.

#773

Ahir zamanda insanlar?n nefsanî heves ve arzular? kabar?p ta??nca dünya çok büyük bela ve musibetlere bo?uldu.

#773

Ahir zamanda insanlar?n nefsanî heves ve arzular? kabar?p ta??nca dünya çok büyük bela ve musibetlere bo?uldu.

#519

Hz. ?sa (a.s):

Kimlerle oturup kalkal?m? Diyenlere cevaben:

Gördü?ünüz zaman Allah’? hat?rlatanlarla, sözü ile ibadetlerinizi artt?ranlarla ve ahiret ameline sizi te?vik edenlerle dü?üp kalk?n, buyurmu?tur.

#519

Hz. ?sa (a.s):

Kimlerle oturup kalkal?m? Diyenlere cevaben:

Gördü?ünüz zaman Allah’? hat?rlatanlarla, sözü ile ibadetlerinizi artt?ranlarla ve ahiret ameline sizi te?vik edenlerle dü?üp kalk?n, buyurmu?tur.

#519

Hz. ?sa (a.s):

Kimlerle oturup kalkal?m? Diyenlere cevaben:

Gördü?ünüz zaman Allah’? hat?rlatanlarla, sözü ile ibadetlerinizi artt?ranlarla ve ahiret ameline sizi te?vik edenlerle dü?üp kalk?n, buyurmu?tur.

#519

Hz. ?sa (a.s):

Kimlerle oturup kalkal?m? Diyenlere cevaben:

Gördü?ünüz zaman Allah’? hat?rlatanlarla, sözü ile ibadetlerinizi artt?ranlarla ve ahiret ameline sizi te?vik edenlerle dü?üp kalk?n, buyurmu?tur.

#519

Hz. ?sa (a.s):

Kimlerle oturup kalkal?m? Diyenlere cevaben:

Gördü?ünüz zaman Allah’? hat?rlatanlarla, sözü ile ibadetlerinizi artt?ranlarla ve ahiret ameline sizi te?vik edenlerle dü?üp kalk?n, buyurmu?tur.

#520

Hz. Süleyman (a.s), Hz. Azrail (a.s)’a:

Hangi insanlar?n canlar?n? alaca??n? nas?l bilirsin? diye sordu.

Hz. Azrail (a.s)’da:

Ben bu hususta senden fazla bir ?ey bilmem. ?simler liste halinde önüme gelir. Ben de onlar?n ruhlar?n? kabz ederim, dedi.

#520

Hz. Süleyman (a.s), Hz. Azrail (a.s)’a:

Hangi insanlar?n canlar?n? alaca??n? nas?l bilirsin? diye sordu.

Hz. Azrail (a.s)’da:

Ben bu hususta senden fazla bir ?ey bilmem. ?simler liste halinde önüme gelir. Ben de onlar?n ruhlar?n? kabz ederim, dedi.

#520

Hz. Süleyman (a.s), Hz. Azrail (a.s)’a:

Hangi insanlar?n canlar?n? alaca??n? nas?l bilirsin? diye sordu.

Hz. Azrail (a.s)’da:

Ben bu hususta senden fazla bir ?ey bilmem. ?simler liste halinde önüme gelir. Ben de onlar?n ruhlar?n? kabz ederim, dedi.

#521

Tabiinin büyüklerinden Zeyd bin Eslem rivayet ediyor:

“Bir defas?nda Halife Hz. Ömer (r.a) su istedi. Kendine bal ?erbeti ikram ettiler. Hz. Ömer (r.a):

"Bu ikram?n?z çok güzel, ama ben, ahirette bunlar?n asl?na, gerçe?ine kavu?mak için, dünyada bu lezzetleri, terk ettim" diye buyurmu?tur.

#521

Tabiinin büyüklerinden Zeyd bin Eslem rivayet ediyor:

“Bir defas?nda Halife Hz. Ömer (r.a) su istedi. Kendine bal ?erbeti ikram ettiler. Hz. Ömer (r.a):

"Bu ikram?n?z çok güzel, ama ben, ahirette bunlar?n asl?na, gerçe?ine kavu?mak için, dünyada bu lezzetleri, terk ettim" diye buyurmu?tur.

#521

Tabiinin büyüklerinden Zeyd bin Eslem rivayet ediyor:

“Bir defas?nda Halife Hz. Ömer (r.a) su istedi. Kendine bal ?erbeti ikram ettiler. Hz. Ömer (r.a):

"Bu ikram?n?z çok güzel, ama ben, ahirette bunlar?n asl?na, gerçe?ine kavu?mak için, dünyada bu lezzetleri, terk ettim" diye buyurmu?tur.

#521

Tabiinin büyüklerinden Zeyd bin Eslem rivayet ediyor:

“Bir defas?nda Halife Hz. Ömer (r.a) su istedi. Kendine bal ?erbeti ikram ettiler. Hz. Ömer (r.a):

"Bu ikram?n?z çok güzel, ama ben, ahirette bunlar?n asl?na, gerçe?ine kavu?mak için, dünyada bu lezzetleri, terk ettim" diye buyurmu?tur.

#522

Bir adam Reca bin Hayve ile vedala??rken:

Allah seni korusun ey Reca, demi?ti.

Reca bin Hayve de:

Karde?im, Allah’tan benim bedenimi de?il, iman?m? korumas?n? dile, buyurdu.

#522

Bir adam Reca bin Hayve ile vedala??rken:

Allah seni korusun ey Reca, demi?ti.

Reca bin Hayve de:

Karde?im, Allah’tan benim bedenimi de?il, iman?m? korumas?n? dile, buyurdu.

#522

Bir adam Reca bin Hayve ile vedala??rken:

Allah seni korusun ey Reca, demi?ti.

Reca bin Hayve de:

Karde?im, Allah’tan benim bedenimi de?il, iman?m? korumas?n? dile, buyurdu.

#523

Hz. Ali (r.a) buyurdu ki: “Allah-ü Teâlâ’y? tan?yan, O’na itaat eder. ?eytan? tan?yan ona asi olur. Hakk?, do?ru yolu tan?yan, O’na tabi olur. Dünyay? tan?yan, onu terk eder, yani haramlar?, mekruhlar? ve ?üpheli ?eyleri terk eder. Dünyaya k?ymet vermez ve ona dü?kün olmaz. Ahireti tan?yan da, onu kazanman?n yollar?n? arar.” Bu hasletler pek k?ymetli ise de, bunlar? kendinde toplayan pek azd?r.

#523

Hz. Ali (r.a) buyurdu ki: “Allah-ü Teâlâ’y? tan?yan, O’na itaat eder. ?eytan? tan?yan ona asi olur. Hakk?, do?ru yolu tan?yan, O’na tabi olur. Dünyay? tan?yan, onu terk eder, yani haramlar?, mekruhlar? ve ?üpheli ?eyleri terk eder. Dünyaya k?ymet vermez ve ona dü?kün olmaz. Ahireti tan?yan da, onu kazanman?n yollar?n? arar.” Bu hasletler pek k?ymetli ise de, bunlar? kendinde toplayan pek azd?r.

#523

Hz. Ali (r.a) buyurdu ki: “Allah-ü Teâlâ’y? tan?yan, O’na itaat eder. ?eytan? tan?yan ona asi olur. Hakk?, do?ru yolu tan?yan, O’na tabi olur. Dünyay? tan?yan, onu terk eder, yani haramlar?, mekruhlar? ve ?üpheli ?eyleri terk eder. Dünyaya k?ymet vermez ve ona dü?kün olmaz. Ahireti tan?yan da, onu kazanman?n yollar?n? arar.” Bu hasletler pek k?ymetli ise de, bunlar? kendinde toplayan pek azd?r.

#523

Hz. Ali (r.a) buyurdu ki: “Allah-ü Teâlâ’y? tan?yan, O’na itaat eder. ?eytan? tan?yan ona asi olur. Hakk?, do?ru yolu tan?yan, O’na tabi olur. Dünyay? tan?yan, onu terk eder, yani haramlar?, mekruhlar? ve ?üpheli ?eyleri terk eder. Dünyaya k?ymet vermez ve ona dü?kün olmaz. Ahireti tan?yan da, onu kazanman?n yollar?n? arar.” Bu hasletler pek k?ymetli ise de, bunlar? kendinde toplayan pek azd?r.

#523

Hz. Ali (r.a) buyurdu ki: “Allah-ü Teâlâ’y? tan?yan, O’na itaat eder. ?eytan? tan?yan ona asi olur. Hakk?, do?ru yolu tan?yan, O’na tabi olur. Dünyay? tan?yan, onu terk eder, yani haramlar?, mekruhlar? ve ?üpheli ?eyleri terk eder. Dünyaya k?ymet vermez ve ona dü?kün olmaz. Ahireti tan?yan da, onu kazanman?n yollar?n? arar.” Bu hasletler pek k?ymetli ise de, bunlar? kendinde toplayan pek azd?r.

#523

Hz. Ali (r.a) buyurdu ki: “Allah-ü Teâlâ’y? tan?yan, O’na itaat eder. ?eytan? tan?yan ona asi olur. Hakk?, do?ru yolu tan?yan, O’na tabi olur. Dünyay? tan?yan, onu terk eder, yani haramlar?, mekruhlar? ve ?üpheli ?eyleri terk eder. Dünyaya k?ymet vermez ve ona dü?kün olmaz. Ahireti tan?yan da, onu kazanman?n yollar?n? arar.” Bu hasletler pek k?ymetli ise de, bunlar? kendinde toplayan pek azd?r.

#523

Hz. Ali (r.a) buyurdu ki: “Allah-ü Teâlâ’y? tan?yan, O’na itaat eder. ?eytan? tan?yan ona asi olur. Hakk?, do?ru yolu tan?yan, O’na tabi olur. Dünyay? tan?yan, onu terk eder, yani haramlar?, mekruhlar? ve ?üpheli ?eyleri terk eder. Dünyaya k?ymet vermez ve ona dü?kün olmaz. Ahireti tan?yan da, onu kazanman?n yollar?n? arar.” Bu hasletler pek k?ymetli ise de, bunlar? kendinde toplayan pek azd?r.

#524

?nsano?lu, Kur-an ve sünnetten uzakla?t??? ölçüde insanl?ktan da uzakla??r.

#524

?nsano?lu, Kur-an ve sünnetten uzakla?t??? ölçüde insanl?ktan da uzakla??r.

#524

?nsano?lu, Kur-an ve sünnetten uzakla?t??? ölçüde insanl?ktan da uzakla??r.

#524

?nsano?lu, Kur-an ve sünnetten uzakla?t??? ölçüde insanl?ktan da uzakla??r.

#525

?lim maldan hay?rl?d?r; ilim seni korur, sen ise mal? korursun. Mal, vermekle azal?r, ilim ö?retmekle ço?al?r. Mal sahipleri mal?n zevaliyle zeval bulup giderler.

Hz. Ali (r.a)

#525

?lim maldan hay?rl?d?r; ilim seni korur, sen ise mal? korursun. Mal, vermekle azal?r, ilim ö?retmekle ço?al?r. Mal sahipleri mal?n zevaliyle zeval bulup giderler.

Hz. Ali (r.a)

#525

?lim maldan hay?rl?d?r; ilim seni korur, sen ise mal? korursun. Mal, vermekle azal?r, ilim ö?retmekle ço?al?r. Mal sahipleri mal?n zevaliyle zeval bulup giderler.

Hz. Ali (r.a)

#525

?lim maldan hay?rl?d?r; ilim seni korur, sen ise mal? korursun. Mal, vermekle azal?r, ilim ö?retmekle ço?al?r. Mal sahipleri mal?n zevaliyle zeval bulup giderler.

Hz. Ali (r.a)

#525

?lim maldan hay?rl?d?r; ilim seni korur, sen ise mal? korursun. Mal, vermekle azal?r, ilim ö?retmekle ço?al?r. Mal sahipleri mal?n zevaliyle zeval bulup giderler.

Hz. Ali (r.a)

#526

Yaratan da O’dur, hayat veren de…

Suret giydiren de O’dur, r?z?k veren de…

Terbiye eden de O’dur, tanzim eden de…

Döndüren de O’dur, durduran da…

Mahlukat?n sahibi de O’dur, ihtiyaçlar?n? gideren de…

#526

Yaratan da O’dur, hayat veren de…

Suret giydiren de O’dur, r?z?k veren de…

Terbiye eden de O’dur, tanzim eden de…

Döndüren de O’dur, durduran da…

Mahlukat?n sahibi de O’dur, ihtiyaçlar?n? gideren de…

#526

Yaratan da O’dur, hayat veren de…

Suret giydiren de O’dur, r?z?k veren de…

Terbiye eden de O’dur, tanzim eden de…

Döndüren de O’dur, durduran da…

Mahlukat?n sahibi de O’dur, ihtiyaçlar?n? gideren de…

#527

?nsan günah ve isyana devam ettikçe Rabbi ile aras?ndaki perdeler kal?nla??r, kesafet peyda eder. Bir insan, i?ledi?i günahlara tövbe ederek mahcubiyetini sürûra ve huzura çevirmedi?i takdirde, nefs-i emmaresinin hükmetmesiyle kalbinde iman nûru yerine gurur, riyâ, ?ehvet ve en nihayetinde inkâr yerle?ir. Bu hal ise onun basiretinin kör olmas?na ve netice olarak kalbinin mühürlenmesine yol açar.

#527

?nsan günah ve isyana devam ettikçe Rabbi ile aras?ndaki perdeler kal?nla??r, kesafet peyda eder. Bir insan, i?ledi?i günahlara tövbe ederek mahcubiyetini sürûra ve huzura çevirmedi?i takdirde, nefs-i emmaresinin hükmetmesiyle kalbinde iman nûru yerine gurur, riyâ, ?ehvet ve en nihayetinde inkâr yerle?ir. Bu hal ise onun basiretinin kör olmas?na ve netice olarak kalbinin mühürlenmesine yol açar.

#527

?nsan günah ve isyana devam ettikçe Rabbi ile aras?ndaki perdeler kal?nla??r, kesafet peyda eder. Bir insan, i?ledi?i günahlara tövbe ederek mahcubiyetini sürûra ve huzura çevirmedi?i takdirde, nefs-i emmaresinin hükmetmesiyle kalbinde iman nûru yerine gurur, riyâ, ?ehvet ve en nihayetinde inkâr yerle?ir. Bu hal ise onun basiretinin kör olmas?na ve netice olarak kalbinin mühürlenmesine yol açar.

#527

?nsan günah ve isyana devam ettikçe Rabbi ile aras?ndaki perdeler kal?nla??r, kesafet peyda eder. Bir insan, i?ledi?i günahlara tövbe ederek mahcubiyetini sürûra ve huzura çevirmedi?i takdirde, nefs-i emmaresinin hükmetmesiyle kalbinde iman nûru yerine gurur, riyâ, ?ehvet ve en nihayetinde inkâr yerle?ir. Bu hal ise onun basiretinin kör olmas?na ve netice olarak kalbinin mühürlenmesine yol açar.

#527

?nsan günah ve isyana devam ettikçe Rabbi ile aras?ndaki perdeler kal?nla??r, kesafet peyda eder. Bir insan, i?ledi?i günahlara tövbe ederek mahcubiyetini sürûra ve huzura çevirmedi?i takdirde, nefs-i emmaresinin hükmetmesiyle kalbinde iman nûru yerine gurur, riyâ, ?ehvet ve en nihayetinde inkâr yerle?ir. Bu hal ise onun basiretinin kör olmas?na ve netice olarak kalbinin mühürlenmesine yol açar.

#527

?nsan günah ve isyana devam ettikçe Rabbi ile aras?ndaki perdeler kal?nla??r, kesafet peyda eder. Bir insan, i?ledi?i günahlara tövbe ederek mahcubiyetini sürûra ve huzura çevirmedi?i takdirde, nefs-i emmaresinin hükmetmesiyle kalbinde iman nûru yerine gurur, riyâ, ?ehvet ve en nihayetinde inkâr yerle?ir. Bu hal ise onun basiretinin kör olmas?na ve netice olarak kalbinin mühürlenmesine yol açar.

#527

?nsan günah ve isyana devam ettikçe Rabbi ile aras?ndaki perdeler kal?nla??r, kesafet peyda eder. Bir insan, i?ledi?i günahlara tövbe ederek mahcubiyetini sürûra ve huzura çevirmedi?i takdirde, nefs-i emmaresinin hükmetmesiyle kalbinde iman nûru yerine gurur, riyâ, ?ehvet ve en nihayetinde inkâr yerle?ir. Bu hal ise onun basiretinin kör olmas?na ve netice olarak kalbinin mühürlenmesine yol açar.

#527

?nsan günah ve isyana devam ettikçe Rabbi ile aras?ndaki perdeler kal?nla??r, kesafet peyda eder. Bir insan, i?ledi?i günahlara tövbe ederek mahcubiyetini sürûra ve huzura çevirmedi?i takdirde, nefs-i emmaresinin hükmetmesiyle kalbinde iman nûru yerine gurur, riyâ, ?ehvet ve en nihayetinde inkâr yerle?ir. Bu hal ise onun basiretinin kör olmas?na ve netice olarak kalbinin mühürlenmesine yol açar.

#527

?nsan günah ve isyana devam ettikçe Rabbi ile aras?ndaki perdeler kal?nla??r, kesafet peyda eder. Bir insan, i?ledi?i günahlara tövbe ederek mahcubiyetini sürûra ve huzura çevirmedi?i takdirde, nefs-i emmaresinin hükmetmesiyle kalbinde iman nûru yerine gurur, riyâ, ?ehvet ve en nihayetinde inkâr yerle?ir. Bu hal ise onun basiretinin kör olmas?na ve netice olarak kalbinin mühürlenmesine yol açar.

#528

Ölümü bildi?i halde gülüp ne?elenen, kadere iman etti?i halde üzülen, r?zka Allah-ü Teâlâ’n?n kefil oldu?unu bildi?i halde lüzumsuz zahmetlere giren, k?yamette sorgu suale inand??? halde gaflete dalan, fani oldu?unu bildi?i halde, dünyaya bel ba?layan kimseye hayret etmemek imkâns?zd?r.

#528

Ölümü bildi?i halde gülüp ne?elenen, kadere iman etti?i halde üzülen, r?zka Allah-ü Teâlâ’n?n kefil oldu?unu bildi?i halde lüzumsuz zahmetlere giren, k?yamette sorgu suale inand??? halde gaflete dalan, fani oldu?unu bildi?i halde, dünyaya bel ba?layan kimseye hayret etmemek imkâns?zd?r.

#528

Ölümü bildi?i halde gülüp ne?elenen, kadere iman etti?i halde üzülen, r?zka Allah-ü Teâlâ’n?n kefil oldu?unu bildi?i halde lüzumsuz zahmetlere giren, k?yamette sorgu suale inand??? halde gaflete dalan, fani oldu?unu bildi?i halde, dünyaya bel ba?layan kimseye hayret etmemek imkâns?zd?r.

#529

Y?llar önce ?eyh Muzaffer Efendi ve bir grup dervi? Paris’i ziyaret ettiklerinde, oradaki katedrallerden birinde zikir yapmak üzere davet edilirler. Zikirden sonra ba?rahip, “ Ben katedralimde sizin dua etmenize izin verdim, siz de benim bir ayinimi camilerinizin birisinde yapmama izin verir misiniz? diye sorar:

?eyh Muzaffer Efendi hemen cevap verir: “Kesinlikle olmaz!”

Rahip bu e?itsizlik kar??s?nda ?ok olur; ancak ?eyh Muzaffer Efendi devam eder:

“Sizin katedralinizde dua etmek hakk?na sahibim; çünkü Hz. ?sa’y? (a.s) seviyorum. Ancak siz bizim camiimizde ibadet edemezsiniz; çünkü Hz. Muhammed’i (s.a.v) sevmiyorsunuz.

#529

Y?llar önce ?eyh Muzaffer Efendi ve bir grup dervi? Paris’i ziyaret ettiklerinde, oradaki katedrallerden birinde zikir yapmak üzere davet edilirler. Zikirden sonra ba?rahip, “ Ben katedralimde sizin dua etmenize izin verdim, siz de benim bir ayinimi camilerinizin birisinde yapmama izin verir misiniz? diye sorar:

?eyh Muzaffer Efendi hemen cevap verir: “Kesinlikle olmaz!”

Rahip bu e?itsizlik kar??s?nda ?ok olur; ancak ?eyh Muzaffer Efendi devam eder:

“Sizin katedralinizde dua etmek hakk?na sahibim; çünkü Hz. ?sa’y? (a.s) seviyorum. Ancak siz bizim camiimizde ibadet edemezsiniz; çünkü Hz. Muhammed’i (s.a.v) sevmiyorsunuz.

#529

Y?llar önce ?eyh Muzaffer Efendi ve bir grup dervi? Paris’i ziyaret ettiklerinde, oradaki katedrallerden birinde zikir yapmak üzere davet edilirler. Zikirden sonra ba?rahip, “ Ben katedralimde sizin dua etmenize izin verdim, siz de benim bir ayinimi camilerinizin birisinde yapmama izin verir misiniz? diye sorar:

?eyh Muzaffer Efendi hemen cevap verir: “Kesinlikle olmaz!”

Rahip bu e?itsizlik kar??s?nda ?ok olur; ancak ?eyh Muzaffer Efendi devam eder:

“Sizin katedralinizde dua etmek hakk?na sahibim; çünkü Hz. ?sa’y? (a.s) seviyorum. Ancak siz bizim camiimizde ibadet edemezsiniz; çünkü Hz. Muhammed’i (s.a.v) sevmiyorsunuz.

#529

Y?llar önce ?eyh Muzaffer Efendi ve bir grup dervi? Paris’i ziyaret ettiklerinde, oradaki katedrallerden birinde zikir yapmak üzere davet edilirler. Zikirden sonra ba?rahip, “ Ben katedralimde sizin dua etmenize izin verdim, siz de benim bir ayinimi camilerinizin birisinde yapmama izin verir misiniz? diye sorar:

?eyh Muzaffer Efendi hemen cevap verir: “Kesinlikle olmaz!”

Rahip bu e?itsizlik kar??s?nda ?ok olur; ancak ?eyh Muzaffer Efendi devam eder:

“Sizin katedralinizde dua etmek hakk?na sahibim; çünkü Hz. ?sa’y? (a.s) seviyorum. Ancak siz bizim camiimizde ibadet edemezsiniz; çünkü Hz. Muhammed’i (s.a.v) sevmiyorsunuz.

#530

Kalbimiz, Allah’?n izni ve kudretiyle günde 103.389 defa atmakta, durup dinlenmeden vücudumuza kan pompalamakta. Bu miktar günde 6.000 litreye ula?maktad?r.

Normal bir insan vücudunda her saniye sekiz milyon hücre ölür, ayn? anda bir o kadar yeni hücre yarat?l?r. ?çimizde nehirler ak?yor, haberimiz yok. Laboratuarlar konulmu?, motorlar, fabrikalar çal???yor; haberimiz yok. Bütün bunlara, bana ne diyebilir mi insan? ?lgisiz kalabilir mi? 

#530

Kalbimiz, Allah’?n izni ve kudretiyle günde 103.389 defa atmakta, durup dinlenmeden vücudumuza kan pompalamakta. Bu miktar günde 6.000 litreye ula?maktad?r.

Normal bir insan vücudunda her saniye sekiz milyon hücre ölür, ayn? anda bir o kadar yeni hücre yarat?l?r. ?çimizde nehirler ak?yor, haberimiz yok. Laboratuarlar konulmu?, motorlar, fabrikalar çal???yor; haberimiz yok. Bütün bunlara, bana ne diyebilir mi insan? ?lgisiz kalabilir mi? 

#530

Kalbimiz, Allah’?n izni ve kudretiyle günde 103.389 defa atmakta, durup dinlenmeden vücudumuza kan pompalamakta. Bu miktar günde 6.000 litreye ula?maktad?r.

Normal bir insan vücudunda her saniye sekiz milyon hücre ölür, ayn? anda bir o kadar yeni hücre yarat?l?r. ?çimizde nehirler ak?yor, haberimiz yok. Laboratuarlar konulmu?, motorlar, fabrikalar çal???yor; haberimiz yok. Bütün bunlara, bana ne diyebilir mi insan? ?lgisiz kalabilir mi? 

#530

Kalbimiz, Allah’?n izni ve kudretiyle günde 103.389 defa atmakta, durup dinlenmeden vücudumuza kan pompalamakta. Bu miktar günde 6.000 litreye ula?maktad?r.

Normal bir insan vücudunda her saniye sekiz milyon hücre ölür, ayn? anda bir o kadar yeni hücre yarat?l?r. ?çimizde nehirler ak?yor, haberimiz yok. Laboratuarlar konulmu?, motorlar, fabrikalar çal???yor; haberimiz yok. Bütün bunlara, bana ne diyebilir mi insan? ?lgisiz kalabilir mi? 

#531

Dünya s?rt?n? dönmü? gidiyor. Ahiret de kar??dan geliyor. Her ikisinin de evlatlar? (ba?l?lar?, isteklileri) vard?r, Siz, gücünüz yetti?ince ahiret evlatlar?ndan olmaya bak?n. Sak?n dünya evlatlar?ndan olmay?n.

Bugün amel günüdür, hesap yoktur. Yar?n ise hesap vard?r, amel yoktur.

Hz. Ali (r.a)

#531

Dünya s?rt?n? dönmü? gidiyor. Ahiret de kar??dan geliyor. Her ikisinin de evlatlar? (ba?l?lar?, isteklileri) vard?r, Siz, gücünüz yetti?ince ahiret evlatlar?ndan olmaya bak?n. Sak?n dünya evlatlar?ndan olmay?n.

Bugün amel günüdür, hesap yoktur. Yar?n ise hesap vard?r, amel yoktur.

Hz. Ali (r.a)

#531

Dünya s?rt?n? dönmü? gidiyor. Ahiret de kar??dan geliyor. Her ikisinin de evlatlar? (ba?l?lar?, isteklileri) vard?r, Siz, gücünüz yetti?ince ahiret evlatlar?ndan olmaya bak?n. Sak?n dünya evlatlar?ndan olmay?n.

Bugün amel günüdür, hesap yoktur. Yar?n ise hesap vard?r, amel yoktur.

Hz. Ali (r.a)

#531

Dünya s?rt?n? dönmü? gidiyor. Ahiret de kar??dan geliyor. Her ikisinin de evlatlar? (ba?l?lar?, isteklileri) vard?r, Siz, gücünüz yetti?ince ahiret evlatlar?ndan olmaya bak?n. Sak?n dünya evlatlar?ndan olmay?n.

Bugün amel günüdür, hesap yoktur. Yar?n ise hesap vard?r, amel yoktur.

Hz. Ali (r.a)

#531

Dünya s?rt?n? dönmü? gidiyor. Ahiret de kar??dan geliyor. Her ikisinin de evlatlar? (ba?l?lar?, isteklileri) vard?r, Siz, gücünüz yetti?ince ahiret evlatlar?ndan olmaya bak?n. Sak?n dünya evlatlar?ndan olmay?n.

Bugün amel günüdür, hesap yoktur. Yar?n ise hesap vard?r, amel yoktur.

Hz. Ali (r.a)

#531

Dünya s?rt?n? dönmü? gidiyor. Ahiret de kar??dan geliyor. Her ikisinin de evlatlar? (ba?l?lar?, isteklileri) vard?r, Siz, gücünüz yetti?ince ahiret evlatlar?ndan olmaya bak?n. Sak?n dünya evlatlar?ndan olmay?n.

Bugün amel günüdür, hesap yoktur. Yar?n ise hesap vard?r, amel yoktur.

Hz. Ali (r.a)

#531

Dünya s?rt?n? dönmü? gidiyor. Ahiret de kar??dan geliyor. Her ikisinin de evlatlar? (ba?l?lar?, isteklileri) vard?r, Siz, gücünüz yetti?ince ahiret evlatlar?ndan olmaya bak?n. Sak?n dünya evlatlar?ndan olmay?n.

Bugün amel günüdür, hesap yoktur. Yar?n ise hesap vard?r, amel yoktur.

Hz. Ali (r.a)

#531

Dünya s?rt?n? dönmü? gidiyor. Ahiret de kar??dan geliyor. Her ikisinin de evlatlar? (ba?l?lar?, isteklileri) vard?r, Siz, gücünüz yetti?ince ahiret evlatlar?ndan olmaya bak?n. Sak?n dünya evlatlar?ndan olmay?n.

Bugün amel günüdür, hesap yoktur. Yar?n ise hesap vard?r, amel yoktur.

Hz. Ali (r.a)

#532

 Manevi lezzeti üç ?eyde aray?n: Namazda, Allah’? anmakta ve Kur’an okumakta. Bulursan?z ne âlâ. Bulamazsan?z kalbiniz manen hasta demektir.

    

#532

 Manevi lezzeti üç ?eyde aray?n: Namazda, Allah’? anmakta ve Kur’an okumakta. Bulursan?z ne âlâ. Bulamazsan?z kalbiniz manen hasta demektir.

    

#532

 Manevi lezzeti üç ?eyde aray?n: Namazda, Allah’? anmakta ve Kur’an okumakta. Bulursan?z ne âlâ. Bulamazsan?z kalbiniz manen hasta demektir.

    

#532

 Manevi lezzeti üç ?eyde aray?n: Namazda, Allah’? anmakta ve Kur’an okumakta. Bulursan?z ne âlâ. Bulamazsan?z kalbiniz manen hasta demektir.

    

#532

 Manevi lezzeti üç ?eyde aray?n: Namazda, Allah’? anmakta ve Kur’an okumakta. Bulursan?z ne âlâ. Bulamazsan?z kalbiniz manen hasta demektir.

    

#533

Tâbiinin ( sahabelerden sonraki neslin) tan?nm??lar?ndan büyük veli, Ebu Bekir Abdullah b. Müzeni (r.a)  ?öyle der:

“Allah Teâlâ üç kimseyi sever. Bunlar az yiyen, az uyuyan ve çok salih amel edip az istirahat eden kimselerdir.”

 

 

 

 

 

#533

Tâbiinin ( sahabelerden sonraki neslin) tan?nm??lar?ndan büyük veli, Ebu Bekir Abdullah b. Müzeni (r.a)  ?öyle der:

“Allah Teâlâ üç kimseyi sever. Bunlar az yiyen, az uyuyan ve çok salih amel edip az istirahat eden kimselerdir.”

 

 

 

 

 

#533

Tâbiinin ( sahabelerden sonraki neslin) tan?nm??lar?ndan büyük veli, Ebu Bekir Abdullah b. Müzeni (r.a)  ?öyle der:

“Allah Teâlâ üç kimseyi sever. Bunlar az yiyen, az uyuyan ve çok salih amel edip az istirahat eden kimselerdir.”

 

 

 

 

 

#533

Tâbiinin ( sahabelerden sonraki neslin) tan?nm??lar?ndan büyük veli, Ebu Bekir Abdullah b. Müzeni (r.a)  ?öyle der:

“Allah Teâlâ üç kimseyi sever. Bunlar az yiyen, az uyuyan ve çok salih amel edip az istirahat eden kimselerdir.”

 

 

 

 

 

#533

Tâbiinin ( sahabelerden sonraki neslin) tan?nm??lar?ndan büyük veli, Ebu Bekir Abdullah b. Müzeni (r.a)  ?öyle der:

“Allah Teâlâ üç kimseyi sever. Bunlar az yiyen, az uyuyan ve çok salih amel edip az istirahat eden kimselerdir.”

 

 

 

 

 

#533

Tâbiinin ( sahabelerden sonraki neslin) tan?nm??lar?ndan büyük veli, Ebu Bekir Abdullah b. Müzeni (r.a)  ?öyle der:

“Allah Teâlâ üç kimseyi sever. Bunlar az yiyen, az uyuyan ve çok salih amel edip az istirahat eden kimselerdir.”

 

 

 

 

 

#534

Elden gittikten sonra geri döndürülmesi imkâns?z olan ?eyler dörttür: ans?z?n a??zdan ç?kan bir söz; yaydan f?rlayan bir ok; olmu? bir kaza; bo?una harcad???n bir ömür.

 

#534

Elden gittikten sonra geri döndürülmesi imkâns?z olan ?eyler dörttür: ans?z?n a??zdan ç?kan bir söz; yaydan f?rlayan bir ok; olmu? bir kaza; bo?una harcad???n bir ömür.

 

#534

Elden gittikten sonra geri döndürülmesi imkâns?z olan ?eyler dörttür: ans?z?n a??zdan ç?kan bir söz; yaydan f?rlayan bir ok; olmu? bir kaza; bo?una harcad???n bir ömür.

 

#535

Dünyada ki 70–80 y?ll?k bir hayat cennetteki sonsuz hayatla k?yasland???nda bir hiç hükmündedir.

 

#535

Dünyada ki 70–80 y?ll?k bir hayat cennetteki sonsuz hayatla k?yasland???nda bir hiç hükmündedir.

 

#535

Dünyada ki 70–80 y?ll?k bir hayat cennetteki sonsuz hayatla k?yasland???nda bir hiç hükmündedir.

 

#536

Madem can Allah’?n bizlere bir emaneti, neden emaneti sahibinin yolunda feda etmiyoruz ki!

 

 

#536

Madem can Allah’?n bizlere bir emaneti, neden emaneti sahibinin yolunda feda etmiyoruz ki!

 

 

#536

Madem can Allah’?n bizlere bir emaneti, neden emaneti sahibinin yolunda feda etmiyoruz ki!

 

 

#537

Hz. Yahya (a.s), kendisine: Zinan?n ba?lang?c? nedir, diye sorduklar?nda “Harama bak?? ve müstehcen dü?üncedir,” diye cevap vermi?tir.

Fudayl diyor ki:

?eytan: “Bak??, benim ok ve yay?md?r. Ben onunla daima hedefe isabet ettiririm” demi?tir.

#537

Hz. Yahya (a.s), kendisine: Zinan?n ba?lang?c? nedir, diye sorduklar?nda “Harama bak?? ve müstehcen dü?üncedir,” diye cevap vermi?tir.

Fudayl diyor ki:

?eytan: “Bak??, benim ok ve yay?md?r. Ben onunla daima hedefe isabet ettiririm” demi?tir.

#537

Hz. Yahya (a.s), kendisine: Zinan?n ba?lang?c? nedir, diye sorduklar?nda “Harama bak?? ve müstehcen dü?üncedir,” diye cevap vermi?tir.

Fudayl diyor ki:

?eytan: “Bak??, benim ok ve yay?md?r. Ben onunla daima hedefe isabet ettiririm” demi?tir.

#537

Hz. Yahya (a.s), kendisine: Zinan?n ba?lang?c? nedir, diye sorduklar?nda “Harama bak?? ve müstehcen dü?üncedir,” diye cevap vermi?tir.

Fudayl diyor ki:

?eytan: “Bak??, benim ok ve yay?md?r. Ben onunla daima hedefe isabet ettiririm” demi?tir.

#537

Hz. Yahya (a.s), kendisine: Zinan?n ba?lang?c? nedir, diye sorduklar?nda “Harama bak?? ve müstehcen dü?üncedir,” diye cevap vermi?tir.

Fudayl diyor ki:

?eytan: “Bak??, benim ok ve yay?md?r. Ben onunla daima hedefe isabet ettiririm” demi?tir.

#538

Sahabelerden biri, Hz. Ebu Bekir’in (r.a) yan?na gelerek:

Çok günahkâr?m. Benim için dua eder misin? diye ricada bulunur.

Hz. Ebu Bekir (r.a)

Yârabbi, der. Bir günahkâr, bir di?erinden dua istiyor. ?kisini de affeyle.

#538

Sahabelerden biri, Hz. Ebu Bekir’in (r.a) yan?na gelerek:

Çok günahkâr?m. Benim için dua eder misin? diye ricada bulunur.

Hz. Ebu Bekir (r.a)

Yârabbi, der. Bir günahkâr, bir di?erinden dua istiyor. ?kisini de affeyle.

#538

Sahabelerden biri, Hz. Ebu Bekir’in (r.a) yan?na gelerek:

Çok günahkâr?m. Benim için dua eder misin? diye ricada bulunur.

Hz. Ebu Bekir (r.a)

Yârabbi, der. Bir günahkâr, bir di?erinden dua istiyor. ?kisini de affeyle.

#539

Hatemül’l –Esam Hz.leri, cimri bir insan?n hastaland??? zaman sadaka da??tt???na ?ahit olunca ?öyle dua etmi?ti:

Allah’?n, bu kulunun hastal???n? devam ettir. Çünkü hastal?k, ona, kendisinin günahlar? için bir kefaret, fakirler içinde bir rahmettir.

#539

Hatemül’l –Esam Hz.leri, cimri bir insan?n hastaland??? zaman sadaka da??tt???na ?ahit olunca ?öyle dua etmi?ti:

Allah’?n, bu kulunun hastal???n? devam ettir. Çünkü hastal?k, ona, kendisinin günahlar? için bir kefaret, fakirler içinde bir rahmettir.

#539

Hatemül’l –Esam Hz.leri, cimri bir insan?n hastaland??? zaman sadaka da??tt???na ?ahit olunca ?öyle dua etmi?ti:

Allah’?n, bu kulunun hastal???n? devam ettir. Çünkü hastal?k, ona, kendisinin günahlar? için bir kefaret, fakirler içinde bir rahmettir.

#539

Hatemül’l –Esam Hz.leri, cimri bir insan?n hastaland??? zaman sadaka da??tt???na ?ahit olunca ?öyle dua etmi?ti:

Allah’?n, bu kulunun hastal???n? devam ettir. Çünkü hastal?k, ona, kendisinin günahlar? için bir kefaret, fakirler içinde bir rahmettir.

#539

Hatemül’l –Esam Hz.leri, cimri bir insan?n hastaland??? zaman sadaka da??tt???na ?ahit olunca ?öyle dua etmi?ti:

Allah’?n, bu kulunun hastal???n? devam ettir. Çünkü hastal?k, ona, kendisinin günahlar? için bir kefaret, fakirler içinde bir rahmettir.

#539

Hatemül’l –Esam Hz.leri, cimri bir insan?n hastaland??? zaman sadaka da??tt???na ?ahit olunca ?öyle dua etmi?ti:

Allah’?n, bu kulunun hastal???n? devam ettir. Çünkü hastal?k, ona, kendisinin günahlar? için bir kefaret, fakirler içinde bir rahmettir.

#540

?nsan ömrünün en önemli olay?, iyi bir e? seçimidir.

“Ak?ll?ca bir evlilik yapmak istiyorsan kendi denginle evlen.”

Hz. Hasan (r.a.) kendisine k?z?n?n evlili?i konusunda dan??an birine ?öyle tavsiyede bulunmu?tu: “K?z?n? takva sahibi biriyle evlendir. Çünkü e?er k?z?n? severse, onu yüce tutar, e?er sevmezse ona zulmetmez.”

E?lerin birbirine benzemesi laz?m. Ayakkab? ve mestin çiftlerine bir bak! Ayakkab?n?n bir teki aya?a biraz dar gelirse ikisi de i?e yaramaz olur. Nikâhta iki ki?inin de birbirine denk olmas? laz?m. Yoksa i? bozulur, geçim kalmaz. Niceleri kad?n alarak Karun gibi zengin oldu; niceleri de kad?n yüzünden borçland? gitti.

#540

?nsan ömrünün en önemli olay?, iyi bir e? seçimidir.

“Ak?ll?ca bir evlilik yapmak istiyorsan kendi denginle evlen.”

Hz. Hasan (r.a.) kendisine k?z?n?n evlili?i konusunda dan??an birine ?öyle tavsiyede bulunmu?tu: “K?z?n? takva sahibi biriyle evlendir. Çünkü e?er k?z?n? severse, onu yüce tutar, e?er sevmezse ona zulmetmez.”

E?lerin birbirine benzemesi laz?m. Ayakkab? ve mestin çiftlerine bir bak! Ayakkab?n?n bir teki aya?a biraz dar gelirse ikisi de i?e yaramaz olur. Nikâhta iki ki?inin de birbirine denk olmas? laz?m. Yoksa i? bozulur, geçim kalmaz. Niceleri kad?n alarak Karun gibi zengin oldu; niceleri de kad?n yüzünden borçland? gitti.

#540

?nsan ömrünün en önemli olay?, iyi bir e? seçimidir.

“Ak?ll?ca bir evlilik yapmak istiyorsan kendi denginle evlen.”

Hz. Hasan (r.a.) kendisine k?z?n?n evlili?i konusunda dan??an birine ?öyle tavsiyede bulunmu?tu: “K?z?n? takva sahibi biriyle evlendir. Çünkü e?er k?z?n? severse, onu yüce tutar, e?er sevmezse ona zulmetmez.”

E?lerin birbirine benzemesi laz?m. Ayakkab? ve mestin çiftlerine bir bak! Ayakkab?n?n bir teki aya?a biraz dar gelirse ikisi de i?e yaramaz olur. Nikâhta iki ki?inin de birbirine denk olmas? laz?m. Yoksa i? bozulur, geçim kalmaz. Niceleri kad?n alarak Karun gibi zengin oldu; niceleri de kad?n yüzünden borçland? gitti.

#540

?nsan ömrünün en önemli olay?, iyi bir e? seçimidir.

“Ak?ll?ca bir evlilik yapmak istiyorsan kendi denginle evlen.”

Hz. Hasan (r.a.) kendisine k?z?n?n evlili?i konusunda dan??an birine ?öyle tavsiyede bulunmu?tu: “K?z?n? takva sahibi biriyle evlendir. Çünkü e?er k?z?n? severse, onu yüce tutar, e?er sevmezse ona zulmetmez.”

E?lerin birbirine benzemesi laz?m. Ayakkab? ve mestin çiftlerine bir bak! Ayakkab?n?n bir teki aya?a biraz dar gelirse ikisi de i?e yaramaz olur. Nikâhta iki ki?inin de birbirine denk olmas? laz?m. Yoksa i? bozulur, geçim kalmaz. Niceleri kad?n alarak Karun gibi zengin oldu; niceleri de kad?n yüzünden borçland? gitti.

#540

?nsan ömrünün en önemli olay?, iyi bir e? seçimidir.

“Ak?ll?ca bir evlilik yapmak istiyorsan kendi denginle evlen.”

Hz. Hasan (r.a.) kendisine k?z?n?n evlili?i konusunda dan??an birine ?öyle tavsiyede bulunmu?tu: “K?z?n? takva sahibi biriyle evlendir. Çünkü e?er k?z?n? severse, onu yüce tutar, e?er sevmezse ona zulmetmez.”

E?lerin birbirine benzemesi laz?m. Ayakkab? ve mestin çiftlerine bir bak! Ayakkab?n?n bir teki aya?a biraz dar gelirse ikisi de i?e yaramaz olur. Nikâhta iki ki?inin de birbirine denk olmas? laz?m. Yoksa i? bozulur, geçim kalmaz. Niceleri kad?n alarak Karun gibi zengin oldu; niceleri de kad?n yüzünden borçland? gitti.

#540

?nsan ömrünün en önemli olay?, iyi bir e? seçimidir.

“Ak?ll?ca bir evlilik yapmak istiyorsan kendi denginle evlen.”

Hz. Hasan (r.a.) kendisine k?z?n?n evlili?i konusunda dan??an birine ?öyle tavsiyede bulunmu?tu: “K?z?n? takva sahibi biriyle evlendir. Çünkü e?er k?z?n? severse, onu yüce tutar, e?er sevmezse ona zulmetmez.”

E?lerin birbirine benzemesi laz?m. Ayakkab? ve mestin çiftlerine bir bak! Ayakkab?n?n bir teki aya?a biraz dar gelirse ikisi de i?e yaramaz olur. Nikâhta iki ki?inin de birbirine denk olmas? laz?m. Yoksa i? bozulur, geçim kalmaz. Niceleri kad?n alarak Karun gibi zengin oldu; niceleri de kad?n yüzünden borçland? gitti.

#540

?nsan ömrünün en önemli olay?, iyi bir e? seçimidir.

“Ak?ll?ca bir evlilik yapmak istiyorsan kendi denginle evlen.”

Hz. Hasan (r.a.) kendisine k?z?n?n evlili?i konusunda dan??an birine ?öyle tavsiyede bulunmu?tu: “K?z?n? takva sahibi biriyle evlendir. Çünkü e?er k?z?n? severse, onu yüce tutar, e?er sevmezse ona zulmetmez.”

E?lerin birbirine benzemesi laz?m. Ayakkab? ve mestin çiftlerine bir bak! Ayakkab?n?n bir teki aya?a biraz dar gelirse ikisi de i?e yaramaz olur. Nikâhta iki ki?inin de birbirine denk olmas? laz?m. Yoksa i? bozulur, geçim kalmaz. Niceleri kad?n alarak Karun gibi zengin oldu; niceleri de kad?n yüzünden borçland? gitti.

#541

Zührî, bir gün talebelerine:

Sizi cehenneme dü?mekten muhafaza edecek ?eyleri ço?alt?n?z, dedi.

O ?ey nedir? diye sorduklar?nda:

Maruf (iyilik) yapmakt?r cevab?n? verdi.

#541

Zührî, bir gün talebelerine:

Sizi cehenneme dü?mekten muhafaza edecek ?eyleri ço?alt?n?z, dedi.

O ?ey nedir? diye sorduklar?nda:

Maruf (iyilik) yapmakt?r cevab?n? verdi.

#541

Zührî, bir gün talebelerine:

Sizi cehenneme dü?mekten muhafaza edecek ?eyleri ço?alt?n?z, dedi.

O ?ey nedir? diye sorduklar?nda:

Maruf (iyilik) yapmakt?r cevab?n? verdi.

#541

Zührî, bir gün talebelerine:

Sizi cehenneme dü?mekten muhafaza edecek ?eyleri ço?alt?n?z, dedi.

O ?ey nedir? diye sorduklar?nda:

Maruf (iyilik) yapmakt?r cevab?n? verdi.

#542

Kalbimde bir kat?l?k hissediyorum, ne yapay?m? diye soran birine, Ahmet bin Ebi’l Havari, ?u tavsiyeyi yapm??t?r:

Kalbinde bir kat?la?ma gördü?ünde; Salihlerle sohbet et, onlarla beraber bulun. Yeme?i azalt. Nefsinin isteklerine kar?? ç?k ve onu s?k?nt?lara al??t?r.

#542

Kalbimde bir kat?l?k hissediyorum, ne yapay?m? diye soran birine, Ahmet bin Ebi’l Havari, ?u tavsiyeyi yapm??t?r:

Kalbinde bir kat?la?ma gördü?ünde; Salihlerle sohbet et, onlarla beraber bulun. Yeme?i azalt. Nefsinin isteklerine kar?? ç?k ve onu s?k?nt?lara al??t?r.

#542

Kalbimde bir kat?l?k hissediyorum, ne yapay?m? diye soran birine, Ahmet bin Ebi’l Havari, ?u tavsiyeyi yapm??t?r:

Kalbinde bir kat?la?ma gördü?ünde; Salihlerle sohbet et, onlarla beraber bulun. Yeme?i azalt. Nefsinin isteklerine kar?? ç?k ve onu s?k?nt?lara al??t?r.

#542

Kalbimde bir kat?l?k hissediyorum, ne yapay?m? diye soran birine, Ahmet bin Ebi’l Havari, ?u tavsiyeyi yapm??t?r:

Kalbinde bir kat?la?ma gördü?ünde; Salihlerle sohbet et, onlarla beraber bulun. Yeme?i azalt. Nefsinin isteklerine kar?? ç?k ve onu s?k?nt?lara al??t?r.

#542

Kalbimde bir kat?l?k hissediyorum, ne yapay?m? diye soran birine, Ahmet bin Ebi’l Havari, ?u tavsiyeyi yapm??t?r:

Kalbinde bir kat?la?ma gördü?ünde; Salihlerle sohbet et, onlarla beraber bulun. Yeme?i azalt. Nefsinin isteklerine kar?? ç?k ve onu s?k?nt?lara al??t?r.

#543

Ey insanlar! Sizden önceki toplumlar türlü günahlar i?lemeleri sebebiyle helak olmu?lard?. ?lim sahipleri ve fakihleri onlar? kötülük i?lemekten al?koymad??? için Allah onlar?n üzerine çe?itli azaplar indirdi.

?yi dinleyin! Onlara inen bela size de inmeden ma’rufu emredin, münkeri yasaklay?n. (Böyle yaparsam ba??ma bir kötülük gelir, diye endi?e etmeyin.) Ma’rufu emredip münkeri yasaklamak ne r?zk? keser, ne de ölümü yakla?t?r?r.

 

#543

Ey insanlar! Sizden önceki toplumlar türlü günahlar i?lemeleri sebebiyle helak olmu?lard?. ?lim sahipleri ve fakihleri onlar? kötülük i?lemekten al?koymad??? için Allah onlar?n üzerine çe?itli azaplar indirdi.

?yi dinleyin! Onlara inen bela size de inmeden ma’rufu emredin, münkeri yasaklay?n. (Böyle yaparsam ba??ma bir kötülük gelir, diye endi?e etmeyin.) Ma’rufu emredip münkeri yasaklamak ne r?zk? keser, ne de ölümü yakla?t?r?r.

 

#543

Ey insanlar! Sizden önceki toplumlar türlü günahlar i?lemeleri sebebiyle helak olmu?lard?. ?lim sahipleri ve fakihleri onlar? kötülük i?lemekten al?koymad??? için Allah onlar?n üzerine çe?itli azaplar indirdi.

?yi dinleyin! Onlara inen bela size de inmeden ma’rufu emredin, münkeri yasaklay?n. (Böyle yaparsam ba??ma bir kötülük gelir, diye endi?e etmeyin.) Ma’rufu emredip münkeri yasaklamak ne r?zk? keser, ne de ölümü yakla?t?r?r.

 

#543

Ey insanlar! Sizden önceki toplumlar türlü günahlar i?le