imtihan | Dini güzel sözler - Dini, güzel, veciz, hikmetli sözler ve menkýbeler







      Diğer Sitelerimiz

25000 Veciz Söz
islami bilgiler

#415

Dünyayı geçici bir misafirhane olarak görmeyenlerin, imtihanı kaybetmesi kaçınılmaz bir sondur.

 

#460

Bu meydan-ı imtihanda olanlar, başıboş değiller, saadet sarayları ve zindanlar ahirette onları bekliyorlar.

 

#1273

Halife Me’mun şöyle demiştir:

“Arkadaş üç çeşittir:

Birincisi gıda gibidir. Zaruridir, ona her zaman ihtiyaç duyulur.

Diğeri ilaç gibidir. Gerektiği vakit ihtiyaç duyulur.

Üçüncüsü ise hastalık gibidir. Kendisine asla ihtiyaç duyulmaz.

Bu üçüncü tip kişilerle kul imtihan halindedir. O öyle biridir ki ne ünsiyet kurulur ne de ondan faydalanılır. Birincisi ise Allah Teâlâ tarafından kuluna ihsan edilen bir nimettir.”

#1485

Varlıkla imtihan, darlıkla imtihandan zordur. Çünkü darlıkta kul hep Allah der. Varlıkta ise sadece aklına gelince Allah der.

#1485

Varlıkla imtihan, darlıkla imtihandan zordur. Çünkü darlıkta kul hep Allah der. Varlıkta ise sadece aklına gelince Allah der.

#1626

Muhammed Bahaeddin Nakşibend k.s. Hazretleri bir gün Buhara’nın bir köyünde konaklamışlardı. Köyün sakinleri onun sohbet ve ziyaretine koştular. Köylülerden biri gelirken bir sepet dolusu armut da getirmiş, ev sahibi bu meyveleri ikram olarak Bahaeddin Nakşibend’in önüne koymuştu. Şah-ı Nakşibend, armutları, onları getiren de dâhil olmak üzere mecliste bulunanlara birer birer dağıttı, fakat yememelerini tembihledi. Sonra o köylüye dönüp “Söyle bakalım, bu ikramda bulunmaktaki asıl maksadın neydi? diye sordu.

Köylü başı önünde, gözlerini elindeki armuda dikmiş, mahcup bir halde şu itirafta bulundu: “Efendim, sizin keşfü keramet sahibi bir mürşid-i kâmil olduğunuzu duymuştum. Acaba hakikaten öylemidir, değilmidir diye denemek istedim. Sepetteki armutlardan birine işaret koymuş, eğer bu zat dedikleri gibi biriyse, bu armudu bulur bana verir, diye düşünmüştüm. Bağışlayın, boş bulunup cahillik ettim.”

Şah-ı Nakşibend “Peki elindeki armut, işaretlediğin meyve miydi?” diye tekrar sordu. Adam, utana sıkıla, “Evet” diyebildi yavaşça.

Bahaeddin Nakşibend hazretleri cemaate döndü ve buyurdu ki “Allah’ın veli kullarını denemeye kalkışmak uygun değildir. İstikamet üzereyse, Rasulullah s.a.v.’in sünnetini yaşıyorsa eğer, bir mürşidi imtihana hacet yoktur. İstikametten daha doğru bir ölçü olamaz çünkü. Biz şu adama işaretlediği meyveyi keramet göstermek için değil, bizden uzak kalıp zarar görmemesi için bulup verdik!”

#1718

Mülkün gerçek sahibi Allah Teâlâ’dır. Kaza ve kader O’nun kudret elindedir. Fani olan insan ise sadece bir emanetidir. Fakirlik bir kusur olmadığı gibi, zenginlik de bir fazilet değildir. Fakir kimse sabır ve tevekkülle imtihan olunur. Zengin kimse ise, Allah’ın vermekle yükümlü kıldığı malları vermek, dünyaya karşı hırslı olmamakla vazifelidir. Eğer bu vazifesini yerine getirirse, Allah’ın ebedi ihsanına mahzar olur.







Etiketler