makam | Dini güzel sözler - Dini, güzel, veciz, hikmetli sözler ve menkýbeler







      Diğer Sitelerimiz

25000 Veciz Söz
islami bilgiler

#740

Hz. Ali’ye (r.a) sordular:

“Tevazu nedir?”

Şöyle buyurdu:

“Tevazu, toprak ile bir olmaktır. Bir insan, ne kadar şerefli makamlara geçerse geçsin, aslının toprak olduğunu ve bir gün yine toprağa karışacağını unutmamalıdır.

 

 

#1113

 

Bayezid-i Bistami'ye; "Bu yüksek makamlara nasıl kavuştunuz?" diye sordular. Cevabında şöyle anlattı: "Bir gece herkesin uyuduğu bir sırada, Bistâm'dan çıktım. Ay her tarafı aydınlatıyordu. Giderken anîden karşımda çok heybetli bir makam gördüm. On sekiz bin âlem onun heybeti yanında bir zerre gibi kalıyordu. Aklım başımdan gitti. Beni fevkalâde bir hâl kapladı. O halde iken; "Yâ Rabbî! Bu kadar büyük, bu kadar güzel bir dergâh acaba niçin böyle boş?" dedim. Hemen; "Bu dergâhın boşluğu, kimse gelmediği için değil, belki gelenlerin lâyık olmadığı ve uygunsuzluğu sebebiyle gelenleri bizim kabul etmeyişimizdendir." diyen bir ses duydum. Bir an, herkesin bu huzura kavuşması için şefaatçi olayım diye kalbime geldi. Fakat, bu şefâat makâmının Sultân-ül-Enbiyâ Muhammed Mustafâ efendimize mahsus olduğunu hatırlayıp, benim öyle düşünmemin, bu şefâat makâmına karşı edebe riâyetsizlik olacağını anlayıp, o düşüncemden vazgeçtim. Bir ses duydum ki; "Ey Bâyezîd, Sultân-ül-Enbiyâ'ya olan muhabbetin ve edebe riâyetin sebebiyle, biz de senin edeb ve mertebeni yükseltiyoruz. Kıyamete kadar, Sultân-ül-Ârifîn, diye anılırsın buyuruyordu."

#1357

Bediüzzaman Said Nursî (k.s) şöyle buyuruyor:

“İmam Rabbanî (r.a) demiştir ki:

Ben manevi ve ruhani makamlarda seyahat ederken evliyaların dereceleri içinde en parlak, en haşmetli, en güzel, en emniyetli olanını Sünnet-i Seniyyeye tabi olmayı asıl yol kabul eden velileri gördüm. Hatta o sınıfın avamdan olan evliyaları, diğer sınıfların has velilerinden daha muhteşem görünüyordu.

Evet, hicri ikinci bin yılının müceddidi İmam-ı Rabbanî (r.a) doğru söylüyor. Sünnet-i Seniyyeyi esas tutan kimse, Habibullah (s.a.v)’in gölgesi altında Allah-ü Teâlâ’nın sevgi ve rızasını kazanma makamına mazhar olucudur.”

#1357

Bediüzzaman Said Nursî (k.s) şöyle buyuruyor:

“İmam Rabbanî (r.a) demiştir ki:

Ben manevi ve ruhani makamlarda seyahat ederken evliyaların dereceleri içinde en parlak, en haşmetli, en güzel, en emniyetli olanını Sünnet-i Seniyyeye tabi olmayı asıl yol kabul eden velileri gördüm. Hatta o sınıfın avamdan olan evliyaları, diğer sınıfların has velilerinden daha muhteşem görünüyordu.

Evet, hicri ikinci bin yılının müceddidi İmam-ı Rabbanî (r.a) doğru söylüyor. Sünnet-i Seniyyeyi esas tutan kimse, Habibullah (s.a.v)’in gölgesi altında Allah-ü Teâlâ’nın sevgi ve rızasını kazanma makamına mazhar olucudur.”

#1383

Seyyid Hasan Şazelî Hazretleri bir arkadaşı ile bir mağaraya girdi. Gayeleri nefislerini ıslah etmekti. Ancak mağarada halvette ibadetle meşgul iken birbirlerine şöyle diyorlardı:

“Muradımıza nasıl erer, nasıl keşif ve keramet sahibi oluruz? Ulu makam ve mertebelere nasıl ulaşırız?

Onlar böyle konuşurken mağaranın kapısında bir ihtiyar peyda oldu. Selam verdi, aldılar. Ona kim olduğunu sordular. Şöyle cevap verdi:

Ben Allah’ın kullarından biriyim, ismim Abdülmelik.

Hayırdır niye geldin?

Size hayret ettim, ondan geldim.

Bizim şaşılacak ne halimiz var? Mağaraya nefsimizi, benliğimizi yok etmeye geldik.

Hayır, siz mağaraya nefsinizi azdırmaya girdiniz. Ne gün evliya oluruz, ne gün gökte uçar, denizde yürürüz… Bunları konuşuyorsunuz. Mağarada olanın gayesi bu olmamalı. Ne zaman Allah’ın rızasını buluruz, Allah düşmanı nefsimizi ne zaman ıslah ederiz, kötü ahlaktan nasıl kurtulur, güzel ahlakı nasıl kazanırız? Amacınız işte bu olmalı. Fakat sizin gayeniz bunlar değil.

Bu sözler üzerine tövbe istiğfar ettiler. İşte, halis niyet ile o zat, bir tasavvuf büyüğü olan Hasan Şazelî hazretleri oldu.

#1633

Bizim irfanımıza göre servetin, tahsilin, mevki veya makamın kişiyi avam sınıfına dâhil olmaktan kurtaramadığını da hatırlatalım. Cehl-i mürekkep denilen en tehlikeli cehalet, tahsille kazanılıp statü ile keskinleşiyor çünkü.

#1742

Ramazan-ı şerifte sevab-ı a’mal bire bindir.

Ramazan-ı Şerif'te mü'minler, derecatına göre ayrı ayrı nurlara, feyizlere, mânevi sürurlara mazhar oluyorlar. Kalb ve ruh, akıl, sır gibi letâifin o mübârek ayda oruç vasıtasiyle çok terakkiyat ve tefeyyüzleri vardır. Midenin ağlamasına rağmen onlar masumâne gülüyorlar.

Mektubat 

#1860

Ahmakların bulundukları makama yaptığı kötülüğü, yüzlerce aslan bir araya gelse yapamaz.

Hz. Mevlana 

#1893

Nefsanî isteklerin başında şehvet, hubb-i riyaset ve şöhret gibi zaaflar gelmektedir. Bastırılmış halde bulunan ve kontrol altında tutulan bu nefsanî duygular, insanın mal ve makamla sınandığı zamanlarda; ya da bir başka ifade ile zengin olduğu veya kendisine idari bir takım tasarruflar sağlayan mansıb verildiğinde kuvvetle ortaya çıkmaktadır.







Etiketler